ANLAYABİLDİĞİN KADAR DÜNYA

İletişim; duygu, düşünce veya bilgilerin çeşitli yöntemlerle başkalarına aktarılmasıyla oluşan etkileme ve etkilenme sürecidir. Bir başka deyişle “iletişim” en az iki insan ya da insan grubu arasında gerçekleşen bir alışveriştir. Toplumların sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri o toplumda yaşayan insanların birbirleriyle iyi iletişim kurabilmelerine bağlıdır.

İletişimden beklenen işlev ise belli bir hedef kitle üzerinde etki meydana getirebilmektir. Etkiyi yaratabilmenin başarısı da üslupta gizlidir. Üslup, etkiyi yaratmak isteyenin kültürel alt yapısını, ruhsal durumunu yansıtır. Gönderilmek istenen mesaj çok yalın ve net olmasına rağmen üsluptaki eğrilik yanlış anlamalara sebebiyet verebileceği gibi istenilen etkiyi de yaratmayabilir.

Günümüzde iletişim kelimesi unutulmaya yüz tutmaya başlamış, onun yerini algı kelimesi almaya başlamıştır. ”İletişimi yönetmek” deyiminin yerini de “algı yönetimi (perception management) almıştır.

Çünkü gerek halkla ilişkiler gerekse stratejik iletişimin komplike disiplinlerinden biri haline gelen iletişimi yönetmenin en doğru yolunun algıyı yönetmek olduğu yeni yeni anlaşılmaya başlamıştır.

Algı yönetimi kitabının yazarı Ali Saydam; “toplum mühendisliği çerçevesinden bakıldığında algılama yönetimi uygulamalarının çok eskilere dayanan bir anlayış ve tüm semavi dinlerin yayılmasında gözlemlenmesinin mümkün olduğunu” söylemektedir. Buna bireysel bazda en güzel örnekte Mevlâna Celaleddin-i Rumi’nin “ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır.” sözüdür sanıyorum.
 

Peki nedir algı ve algı yönetimi?

Türk Dil Kurumu sözlüğünde algı; bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak olarak geçiyor.

Gerçekte algı insanda var olan beş duyu organıyla ortamdan topladığı verilerin beyinde yorumlanmasıdır. Çevremizde olup bitenlerin, durumların, olguların farkına varmamızı sağlayan bir süreçtir.

Algı subjektif bir kavramdır ve kişiden kişiye farklılık göstererek insanın tüm davranışlarını etkiler.

Algı yönetimini de ulaşmak istediğinizi hedef kitlenin düşüncelerini ve inanışlarını etkilemek ve yönlendirmek için girişilen her türlü faaliyet olarak tanımlayabiliriz

Toplum bilimciler kitlelere bir şeyi yaptırmanın 3 yolu olduğunu söylüyorlar. Zor kullanarak, para ile satın alarak, inandırarak.

Algı yönetimi de bu ‘’inandırma” işlemini kişilerin zihinlerine ve psikolojilerine etki ederek gerçekleştirir.

Şirketler ulaşmak istedikleri hedef kitlesi tarafından olumlu algılanmak, şirket imaj ve piyasa itibarını güçlü tutmak için mevcut müşteri ve potansiyel müşterilerinin zihninde yer tutarak onların algılarını etkileyecek faaliyetlerde bulunmak için halkla ilişkiler, insan kaynakları hatta pazarlama departmanlarını çok yoğun bir şekilde çalıştırmaktadır.

Devletler de dünya üzerindeki çıkarlarını korumak, güçlü görünmek, düşmanlarını caydırmak, politikalarının meşruiyetini sağlamak amacıyla birçok faaliyetler kullanmaktadırlar.

Algı yönetimi kavramını terminolojiye ABD Savunma Bakanlığı kazandırmıştır. “istihbarat sistemlerinin ve liderlerin resmi tahminleri, dış ilişkileri ve resmi eylemlerini etkilemenin yanında, toplumların duygularını, motivasyonlarını, etkilemek amacıyla yapılan yayınlar ya da seçilen bilgileri ve göstergeleri inkar etme eylemidir.” (kaynak: wikipedia)

Devletler için algı yönetimi; bu tanımdan hareketle yabancı ülkelerdeki hedef kitlenin, görüşlerini etkilemek için yapılan aktivitelerin tamamını içermektedir.

Algı yönetimi, yanlış bir algıyı düzeltmek için kullanılabileceği gibi tam tersine insanları kandırmak, manipüle etmek, gerçekleri ve asıl niyeti gizlemek veya kötü niyetle menfaat elde etmek gibi amaçlarla da kullanılabilmektedir.

Dr. Mücahit Gültekin “Algı Yönetimi ve Manipülasyon Kanmanın ve Kandırmanın Psikolojisi” adlı kitabında” Aslında algı yönetimi ve manipülasyon tekniklerinin ardında yatan temel ilke gayet basittir: Eğer silah üretiyorsanız, savaşa ihtiyacınız vardır; ilaç üretiyorsanız, hastalığa. Eğer bilgi üretiyorsanız da cehalete” diye yazıyor ve manipülasyon çağının 12 psikolojik kandırma kuralını sunuyor.

1. Kural: Amacın Gizlenmesi: Niçin Sorusunun Sorulmasına İzin Vermemek: Algı yöneticisi ve manipülatör, çoğu zaman, amacı gizlemek için sahte bir amaç üretir.

2. Kural: Gerçeğe Yaslanmak: Yalanın En İyi Koruyucusu Doğrulardır: Yalan tek başına durmamalıdır, gerçeklerin arasında yer almalıdır.

3. Kural: Uzmanlık, Güvenilirlik ve Saygınlık: Akredite Edilmiş Bilgi: Algı yöneticileri ve manipülatörler toplumda ki yüksek statü sahibi güvenilir kişi ya da kurumları kullanarak insanları yönlendirebilirler.

4. Kural: Etkili Bir Taşıyıcı Bulmak: Satışın Damarları: Okul, Güven; Medya, Duyuru; Cami Onay Mekanı Olarak Konumlanmaktadır

5. Kural: Ön Satış: Tarlayı Sürmek: Ön yargı oluşturarak insanları etkilemektir. Modern dünya düşünen, araştıran, ve sorgulayan değil; izleyen bir kuşak var etmeye çalışmak.

6. Kural: Bütünden Koparmak: Derede Boğmak: Günümüz kadınları çalışmalarını bahane ederek, daha az evleniyor daha az çocuk sahibi oluyor ve daha çok boşanıyor.

7. Kural: Tekrar: Sürekli Tekrar: En son ve en sık duyduğumuz/gördüğümüz, bundan dolayı da akla ilk gelen bilgiyi ifade etmek için kullanılmaktadır.

8. Kural: Bilgiyi İşlemden Geçirmek: Ekleme- Gizleme- Vurgulama: The Guardian’ da yayınlanan habere göre, ilaç firmaları deney sonuçlarını kamuoyuyla paylaşırken, antidepresan ilaçların “intihar riskini arttırdığı” bilgisini çıkararak paylaşmıştır.

Örneğin, eğer yolsuzluğa bulaşmış birinin babası imamsa, haber; “İmam’ın Oğlu Hırsız Çıktı” manşetiyle verilmektedir. Haberde hırsızlıktan ziyade, hırsızın babasının kimliği öne çıkarılmakta; “Dinden, imandan, ahlaktan bahseden adamlara güven olmaz” mesajı verilmektedir.

“Namus” ve “Cinayet” kavramı birlikte kullanılıp namus duyarlılığı masum canlar almaktadır mesajı verilmektedir. Aynı şeyi “Aile İçi Şiddet” kavramında da görmekteyiz.

9. Kural: Akla Değil Duygulara Hitap Etme: Korku, Öfke, Şehvet: Liderlerin kişilik haritaları çıkarılarak zaaflarının tespiti ile nasıl manipüle edildiği ya da toplumların korku ile nasıl yönetildiği ve şehvet ile nasıl uyutulduğu bu kural hakkında daha çok bilgi için araştırılabilir.

10. Kural: Tekasür Kuralı: Bütün Dünya Bunu Kabul Ediyor! Dünyada eşcinsel evlilikler kabul görmeye başlaması gibi konular.

11. Kural: Değerlere Yaslanmak: Sizden Biriyim! Algı yönetimi ve manipülasyon açısından oldukça önem taşıyan “Ey insanlar, hiç şüphesiz Allah’ın va’di haktır, öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah’ın adını kullanarak) aldatmasın.” (Fatır 5) ayeti hedef kitlenin sahip olduğu değerlerin algı yönetmenleri tarafından araçsallaştırılabileceğini vurgulamaktadır.

12. Kural: Uyanmanın Bedeli Ağır Olmalı: Ya Uyu ya da Uyuyormuş Gibi Yap! Algı yönetimi ve manipülasyona karşı direnmek demek, sürüye dahil olmamak demektir. Algı yönetmenleri bunun bedelini, kişiyi yalnızlaştırarak, itibarsızlaştırarak ve karalayarak ödetmek isterler. Bir kişinin bile gerçeği söylemesine tahammül edemezler. Çünkü bu diğer kişilerin de uyanmasına sebep olabilir.

Son söz; “Henry Kissinger’a ait olduğu söylenen “Bir şeyin gerçek olması pek o kadar önemli değildir; fakat gerçek olarak algılanması çok önemlidir.” cümlesi günümüz dünyasındaki algı yönetimini manipülasyon için kullanılabildiğini en güzel şekilde ifade etmektedir.

Faydalı olması ümidiyle...

ÖZKAN ÇİNAR
Mali Müşavir/SPK Denetçisi
Yönetim Danışmanı/Eğitmen

Kaynak: www.bdTurkey.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

YORUM EKLE

Başlıksız Belge