Sermaye kaybı veya borca batıklığa dikkat

Son zamanlarda konkordato talebinde bulunan firmalarla birlikte, sermaye kaybı veya borca batıklık durumu da tekrar gündemimize girdi. Şirketlerin bu yönüyle mali tablolarını yeniden ve doğru tahlil etmelerinde fayda var…

Sermaye kaybı veya borca batıklığa dikkat

TÜRK Ticaret Kanunu’na (TTK) göre, sermayenin kaybı veya borca batık olma durumunda uygulanacak usul ve esasları yeniden düzenleyen tebliğ, 15 Eylül 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bir şirketin borca batık olma durumu, şirket aktiflerinin borçlarını karşılayamaması halidir. Böyle bir durumda yönetim organı, hem işletmenin devamlılığı esasına hem de aktiflerin muhtemel satış değerlerine göre çıkarılan ara bilanço üzerinden aktiflerin şirket alacaklarını karşılamaya yetmediğine karar vermesi ve gereken tedbirlerin alınmaması halinde şirketin iflası için mahkemeye başvurmakla yükümlü bulunuyor.  

 DÜZENLEMENİN İÇERİĞİ 

Tebliğe konu olan TTK’nın 376. Madde’sinin son durumuna göre, son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. İflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olması gerekiyor. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur. 

ÖNGÖRÜ VE ALINACAK TEDBİRLER

Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının ya da üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde yönetim organı, genel kurulu hemen toplantıya çağırır. Genel kurulun gündem maddeleri arasında, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının karşılıksız kaldığı belirtilir. Borca batık durumda olmanın işaretleri, yıllık ve ara dönem finansal tablolardan, denetime tabi şirketlerde denetim raporlarından, erken teşhis komitesinin raporlarından, yönetim organının belirlemelerinden ortaya çıkabilir. Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim organı tarafından aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartılması gerekiyor. Yönetim organının, hem işletmenin devamlılığı esasına hem de aktiflerin muhtemel satış değerlerine göre çıkarılan ara bilânço üzerinden aktiflerin şirket alacaklarını karşılamaya yetmediğine karar vermesi ve belirtilen tedbirleri almaması halinde şirketin iflası için mahkemeye başvurulması gerekiyor. Şirketlerin sermaye kaybı veya borca batık olma durumları, hazırlanacak finansal tablolar esas alınarak belirleniyor. Finansal tabloların düzenlenmesinde ihtiyari olarak Türkiye Muhasebe Standartları’nın uygulanmasının tercih edilmesi halinde, bahsi geçen durum bu şekilde hazırlanan finansal tablolar üzerinden değerlendirilir. Sermaye kaybı veya borca batık durumda olan bir şirket, kaybolan sermayeyi karşılayabilecek tutarda serbestçe tasarruf edilebilen öz varlığa sahip bulunan bir şirket ile birleşebilir. Ayrıca, son düzenlemeyle, “1/1/2023 tarihine kadar, TTK’nın 376’ncı maddesi kapsamında sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararları dikkate alınmayabilir” hükmü de konuyla ilgili çok önemli.

TALHA APAK
Yeminli Mali Müşavir (YMM)

Güncelleme Tarihi: 23 Ocak 2019, 18:22
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

Başlıksız Belge