VERGİ ORANLARINDA ARTIŞIN İBNİ HALDUN DÜŞÜNCE IŞIĞINDA GELİR DAĞILIMI VE REFAHA OLUMSUZ ETKİSİ

VERGİ ORANLARINDA ARTIŞIN  İBNİ HALDUN DÜŞÜNCE IŞIĞINDA GELİR DAĞILIMI VE REFAHA OLUMSUZ ETKİSİ

İÇİNDEKİLER

  1. Optimal Vergilemeye Yönelik Yaklaşımlar
    1. Vergilerin İktisadi ve Sosyal Politikalar Üzerindeki Etkileri
    2. Kişi Başına Düşen Gelir Düzeyi Etkisi

1.3 Gelirin Dağılımı Üzerindeki Etkisi

 1.4 Ekonominin Genelde Etkisi

1.5  Vergi Oranların Üretim Üzerinde Etkisi

1.6  Optimal Vergi ve Adalet

1.7  Sonuç

GİRİŞ:

Bir arada yaşamda organize olup bir devlet çatısı altında yaşamağa başladığımız tarihten günümüze kadar devlet idaresinin ihtiyaçlarını karşılamak için devlet iradesi altındaki bireylerden vergi toplamıştır. Toplanan vergiler idarenin savunma ve hizmetlerin karşılanması için kullanılmıştır, ancak toplumların gelişim süreci içerisinde, toplanan vergiler sadece devletin savunma ve idare hizmeti dışında, alt gelir gruplarının da gelirlerini iyileştirici yönde harcamalara da konu edilmiştir. Bu tarihi gelişim süreç içeresinde, vergilerin kamu ihtiyacı olduğu kadar, piyasa düzenleyici, gelir dağılımı düzenleyici, sosyal devlet amacı alanında da kullanıldığı bilinmektedir. Nitekim Anayasamızın sosyal Hukuk Devleti olması, toplanan gelirlerin bütçe nispetinde alt gelir gruplarının durumlarını iyileştirme yönünde de kullanıldığı bilinmektendir. Devletlerin vergi politikalarında piyasa arz ve taleplerinin gerçekleşmesi yatırım ve tasarrufların oluşması, üretilen mal ve hizmetlerin piyasadaki rekabet avantajı ve dezavantajı yönünde büyük etkiler yaratmaktadır. Optimal vergi adaleti İbn Haldun döneminde başlayarak günümüze kadar tartışma konusu olmuştur. On beşinci yüzyılda yaşamış filozof İbn Haldun vergilerin üretim şevkinin artmasına veya kırılmasına etki ettiği gibi, yüksek vergilerin üretim ve arzın yatırım ve tasarrufun şevkini kırdığını, toplumlardaki huzursuzluğun büyük nedeni olarak ileri sürmektedir. Hatta günümüzde de hatalı ve yanlış vergi politikalarının, siyasi iktidarların değişikliğine neden olduğu gibi, toplumların gelişimine ve refahını da etkilediğini söyleyebiliriz. Bir vergi sisteminin en önemli işlevlerinden biri kamu giderlerinin finansmanı için gerekli olan gelirleri temin etmek, ama modern toplumlarda sadece bu amaç değil sosyal ve refah alanını gerçekleştirme aracı olarak ta kullanılmaktadır.
 

Optimal vergileme tartışmalarında alışıla gelen adalet,  etkinlik çatışmasının yanında vergi gelirlerini de dikkate alan İbn Haldun daha sonra Amerikalı iktisatçı Laffer tarafından, Laffer Analiz Eğrisi tanımıyla maliye literatürü için önemli bir konu olmuştur.

1-Optimal Vergilemeye Yönelik Yaklaşımlar:

Devletin vergi mevzuatlarında vergiler oran olarak az ama toplanan vergiler çok olur, az vergi öder ama toplanan vergi varidat büyük oran olur, devletin vergi alma oranlarında itibariyle çok ama hasılat olunan vergi az olur.[1]Optimal vergilemenin hangi kriterin dikkate alınarak belirleneceği tartışmaları üç ayrı alanda yapılmaktadır. Ekonomik etkinlik, adalet ve vergi geliri şeklinde sıralanır. Bu optimal tartışmanın büyük bir bölümü vergileme ve iktisadi etkinlik oluşturulmaktadır. Daha sonra vergi ve adalet gelmektedir. Optimal vergileme tartışmaların da en az yer kaplayan çalışma alanı vergileme ve vergileme analizi oluşturur.[2]
 

İbn Haldun optimal Vergi yaklaşımı halktan alınan vergi az olunca çalışmaya hevesli olup iş görmeye istek duyarlar, ödenen vergilerin az olmasında hasıl olunan memnuniyet sebebiyle, umrançoğalır ve artar. Umranve İnkişaf çoğalınca söz konusu vergi iradı, miktarı ve çeşitliliği çoğalmış ve netice itibariyle bunların yükünü olan hasılat da artmış olur.[3]

Kaynak dağılımında etkinliğin optimal vergileme kriteri olarak kullanıldığı yaklaşımda toplumsal tercihler sosyal refah fonksiyonu ile belirlenir.[4] Optimal vergileme literatürünün temel güdüsü, vergilemenin etkinlik maliyetlerinin potansiyel olarak geniş olduğu fikrine dayalıdır. Bu nedenle de bu maliyetlerin nasıl minimize edileceğine odaklanılması yararlıdır. En basit modellerde, etkinlik maliyetlerini minimize etmek sadece bir amaçtır. Daha sofistik modellerde ise, vergi sistemleri refah dağılımını nasıl etkilediğiyle değerlendirilir.[5]

İbn Haldun’a göre Umranda refahı arttırması sebebiyle adetleri ihtiyatları ve ihtiyaçları çoğalır. Bu durum karşısında raiye çiftçi ortakçı vesaire vergi mükelleflerine tarh edilen vergi ve resim nispetini arttırırlar. Vergi hasılatını çoğaltmak için her vergi kalemine ve gelir kaynağına büyük zamlar yaparlar. Pazarlarda yapılan alışverişlerinkapılarına vergi ve tarifeleri korlar, sonra zam üstüne zam gören vergiler ve tarifeler tedrici suret artar çünkü artanrefah fazla ihtiyaç ve bu sebeple çok masraf yapma yüzünden devletin adet ihtiyatları da derece derece artmıştır. Zamanla halkın vergi borcu ağırlaşır ama bunu hazmederler. Verilmesi gereken mutat bir borç sayarlar zira bu fazlalıklar tedrici suretle azar azar tarh edildiğinde bunları kimin arttırdığını ve kimin koyduğunu kesin bir şekilde fark etmemektedir. Halk bunu sadece bir borç gibi bilmektedir. Daha sonra vergilerdeki artış itidali haddini aşar bu yüzden halkın umrana olan gönüllü katkısı da ortadan kalkar. Zira sağladıkları faydanın azalması sebebiyle üretim arzusu artık gönüllerden gitmiştir. Ödediği vergi borçları ile temin ettiği fayda karı kazancı mukayese edince istifadenin az olduğunu görmek çalışma hevesini yitirtir.[6]İbn Haldun’a göre bir optimum verginin konulması yatırımcı ve üreticinin fayda ve maliyet analizinde şevki ayakta tutacak nispetinde olmalı eğer üreticinin sanayicinin şevkini kıracak şekilde vergiler yüksekse üretilecek mal ve hizmet arzı düşer piyasa daralır toplanan vergilerde azalır. İktisatçıların hepsinin dikkat ettiği üretim arz ve talebi canlı tutacak optimal vergi politikaları savunulmaktadır. Optimal vergileme literatürü vergi yükümlülüğünün arttığı bir vergi sisteminin yaratacağı etkinlik kaybını minimize eden vergi oranlarıyla ilgilidir. Vergilendirilen malların sayısının hem veri olduğu hem de toplam mal sayısından az olduğu fikri bu literatürün önemli var sayımlarından biridir. Bu varsayım mal setlerini vergilendirilmiş ve vergilendirilmemiş olmak üzere ikiye ayırır bu nedenle devlet bir vergi yükleyerek, vergilendirilmiş her malın fiyatını vergilendirilmemiş mala göre değiştirir.[7]Bir mala konan bir vergi onun yerine ikame mala talebi arttırır. Mallara konan yüksek vergi veya vergi oranlarının ağırlığı mükelleflerin üretim şevkini azaltır. Bu konuda ibn Haldun çalışma hevesi kırılan mükelleflerin azalması sebebiyle toplanan vergide de toptan azalma ve düşüşler görülür. Vergi mükelleflerinin azalması nedeniyle vergilerin toptan azalması ve düşüşleri görülür, vergilerdeki bu düşüşü görenler bazen vergi nispetini artırır ve eksik kısmını bu yoldan telafi edeceklerini sanırlar.  Git gide bütün vergiler ve tarifeler öyle bir noktaya varır ki artık onun arkasında ne bir ne bir fayda ne bir menfaat kalır. Çünkü bu durumda umrandaki harcamalar artmış vergi borçları çoğalmış ve umulan faydaya yetmeyecek bir vaziyete gelmiştir.[8] Bu durum karşısında hasılat ve gelirler toptan düşüş gösterirken vergi ve resimlerin nispeti de sürekli olarak artış gösterir çünkü umumu irat ve hasılada görülen azalmanın buyoluyla telefi edeceğine inanılmaktadır. Memleket imar etme hevesi ortadan kalkması sebebiyle. Umranın yıkılmasına kadar bu yol böyle devam eder.[9]Optimal vergi sistemi kurulması için diğer taraftan yeterli ölçüde gelir temin etmeyi ve vergileme kapasitesinden tam olarak yararlanarak değişen mali koşullara uyum sağlayabilmeyi ön gören bu sofistike amacın vergilendirme dolayısıyla katlanacak fedakarlığı en düşük seviyeye indirmek koşulunun mümkün olduğu kadar dikkate alınması suretiyle gerçekleştirilmesi zorunludur.[10]
 

1-1-Vergilerin iktisadi ve Sosyal Politikalar Üzerindeki Etkileri: Vergi politikasının sosyal ve iktisadi amaçları gerçekleştirilmesi bakımından kullanılması hususunda ise iki yönlü bir gelişme mevcuttur. Bir yönde vergilendirme yoluyla gelirin yeniden dağılımı amacı vergi mevzuatına kuvvetli bir biçimde nüfus etmiş ve ayrıca pratik vergi hukuku iktisat politikasına ilişkin belli amaçlara hizmetine tahsis edilmiştir. [11] Devletin iktisadi açıdan temel amacı istikrarlı bir ekonomi düzeni kurmak ve bu işleyişi sürdürülebilir kılmaktır.[12] Vergi politikalarının mali olamayan amaçlara yönelmemesi konusunda modern maliye ilmi gerek vergiyi sadece devlete gelir sağlama fonksiyonunu bağlayan ve tarifesiz vergi prensibini benimseyen klasik yaklaşım tarzı, gerekse vergiyi münhasıran maliye yaklaşımını ret etmekte ve vergileme ile maliyenin yanı sıra mali olmayan amaçlarında takip edilebileceğini ve edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.[13]Eğer mükelleflerin ödediği vergiler doğru ve etkin harcama sağlarsa mükelleflere zenginlik kaynağı olarak geri döner. Toplanan vergiler gelir dağılımında adalet rekabete etkinlik alt gelir guruplarına alım gücü olarak destekleme yapılırsa piyasa canlılığı ve refahı zenginliği yaratır. Mükelleflerde vergi ahlakı ve toplumun içinde yaşayan bireylerin bir hakkı olarak telaki ederek vergi uyumuna yasadan zıyada bilinç gönüllerde yerleşir. Sa’di-i Şirazi’ nin Gülistan eserinde hükümdarlara öğütler metinde çok güzel anlatılmaktadır; fakirlere İhsan etmek Üretimin şevki ve azmini artırır. Fakirlere karşı şefkatli olan hükümdarlar kendi devlet ve mülklerini korumuşlar. Halka karşı İnsaf, İhsan ve adaletli olması, halkın istikamet üzerine olmasını sağlar ve imaret ve ziraatı artırır. Ardında iyilikle anılma, rahatlık, emniyet, tahıl ve diğer emtianın ucuz oluşu, dünyanın en uzak yerlerine kadar duyulur. Tacirler ve yolcular ülkeye rağbet ederek kumaş, tahıl ürünleri ve diğer maddeleri getirirler. Böylece ülke bayindir hale gelir.[14]Devletin topladığı vergilerin bir kısmi düşük gelir gruplarını desteklenmesi devleti ve ekonomiyi daha da güçlü kılmaktadır.
 

1-2-Kişi Başına Düşen Gelir Düzeyi Etkisi: Memleketin imar edilmesi için üreticilerin ve çalışanların arzu ve hevesleri canlı tutulması gerektiğini ileri sürmektedir arzu ve heveslerin kırılması devlet için problem teşkil eder. Sürekli vergilerin artışı harcama ve giderlerin artması nedeniyle çalışanların çalışma karşılığı aldıkları sıkıntıları gidermediklerinde Üretici ürettiği mal ve hizmetten kendilerine fayda sağlanmadığı inancı çalışmadan geri çekilirler bunun vebalı ve zararı da devlete ait olur. Bireylerin üzerindeki vergi ödeme taahhüdü düşük olduğunda insanların çalışma istekleri ve azimleri dolaylı olarak etkilenir. Ülkeyi mamur hale getirmenin en küvetli sebebi, memleketi imar etmek için çalışan müteşebbislerin üzerine tarh edilen vergilerin miktarını imkân ölçüsünde azalmaktır. İnsanlar bu yoldan ülkeyi imar için hevesli olarak faaliyet gösterir.[15] Toplanan vergiler kamu harcamaları sonucu şüphesiz bireylerin gelirlerini olumlu katkı yaratmaktadır ancak burada toplanan verginin çalışan ve üreticiye ağır gelecek yük oluşmamasına dikkat edilmelidir. Haldun’un dikkat çektiği nokta avam vergi ilk başta ödenen bir borç olarak kabul edip ödemesine katılımda itiraz etmezken sonrada yükselen verginin çalışmanın anlamsız kaldığı noktada üretimde ve çalışmaktan vazgeçer. Heady’ ye göre optimal vergi çerçevesi oluşturmak birtakım kriterleri birleştiren ekonomik analizlere bakmakla olur. Bu bireysel yarar ve toplumsal refah kavramı kullanarak yapılır[16].Vergi oranların belirlenmesi vergi sisteminde adalet fikri yansıtan sosyal refah kavramı üzerine düşünmek gerektiğini vurgular. Eğer ham mahsul fiyatları yetiştiricinin ödeyeceği vergiyi karşılayacak düzeyde yükselmezse yetiştirici, karları genel kar oranın altına düşen bir mesleği doğal olarak bırakacaktır.[17]Normalde bir kişinin ödeme gücünden söz edebilmek için o kişinin fizyolojik varlığını sürdürebileceği gelir düzeyinden fazla gelire sahip olması gerekmektedir. Fizyolojik yaşamları sürdürebilecek bir gelirin vergi dışında tutulması zorunluluktur.[18]Bireyler temel ihtiyaçların karşılanmasında aciz duruma düşmesi onların üretime yönelmesi ve vergi ödemesine rıza göstermesi mümkün görülmez. Fizyolojik ihtiyaçlarını gidermekten acze durumdaki bireylerin gelirlerine vergilendirme faydadan çok zarar verilmektedir.
 

1-3-Gelirin Dağılımı Üzerindeki Etkisi: Kamu sektörünün büyüklüğü artıkça yoksullukla mücadele olanağı artar. Eğitim, sağlık, taşımacılık, sosyal güvenlik ve sosyal konut hizmetleri ailelerin bütçelerinde büyük yer tutmaktadır. Bu hizmetlerin ucuz veya bedava yerine getirilerek ailelerin bütçelerine katkı sağlanmaktadır. Gelir dağılımının iyi işlemesi piyasa ekonomisinin de iyi işlemesine katkı sağlar[19].Toplanan vergilerin sosyal yardımlar olarak alt gelir gruplarına aktarılması üreticinin ürettiği mal ve hizmetlerin taleplerin artmasına etki yapar buda üreticinin vergi verme teşvikini artırır.  Gelir dağılımın geniş tabana yayılması toplanan vergilerin artırılmasına üretimin teşviki yeniden refahı ve zenginliğini meydana getirir. Toplumun büyük kesimlerin gelir durumları çok alt katmanlarda kalırsa üretilen mal ve hizmetlerin talep yoksunluğunda üretici üreteceklerinin bir kısmından vaz geçer işsizlik ve fukaralık artar. Zekât vermek malı çoğaltır prensibi az gelir guruplarında harcama ve talep oluşumunu ve güven refahını destekler. Haldun’a göre iktisadi ve ticari faaliyetlerin merkezi devlettir.  Umranın (devletin) maddi unsurunu ve esasını bu pazar teşkil eder. Devlet topladığı vergileri tebaasına devlet himayesindeki kimselere ihsanda bulunmaması, harcama yapmadığı zaman devletin himayesindekini ve himayesindekilerin yakınlarına yapılan bağışlar azalmış olur. Bunun sonucu harcamalar toptan azalmış olur. Bu durum pazarın işleyişini aksatır, pazar işleyişini durma noktasına getirir kişilerin elindeki malların talebi de azalmış olacaktır. Bu da devletin gelirlerinin azalmasına yol açacaktır. Gelirlerdeki azalmanın vebalı ve zararı devlete ait olur. Çünkü İradin azalması halinde devlet serveti de azalmış olacaktır, zira belirtildiği gibi devlet en büyük pazardır. Tüm pazarların anası gelir gider itibariyle asli vel maddesidir. Eğer devlet pazarı durgunlaşır ve sarfiyat yapılan yararlar azalırsa, onun dışında kalan diğer pazarların, bunun gibi daha ağır bir durumla karşılayacakları gayet tabıdır.[20]Mal ve hizmetler tebaa ile hükümdar arasında dolaşım halindedir.

5-Ekonominin Genelde Etkisi:   Devletin gelişmesi ile paralel giderler ve gelirler birbirlerini olumlu olarak etkiler. Devletin gelişmesiyle birinci devresinde bedevi hayat seviyesinin özelikleri hala devam etiği için insanlar kanaatkâr, ihtiyaçlar az seviyede ve basittir. Dolayısıyla devlet halka aşırı vergiler yüklemez. Bu durum zanaatkâr ve tüccarların çalışma, daha fazla çalışma ve daha çok kazanç, vergiler yoluyla devletin gelirlerinin daha çok artmasını sağlar. Bu devletin gücünün daha kuvvetlenmesini, yeni uyruklar kazanmasını temin eder. Devlet güçlendikçe uyruklarının özgürlüklerini ve ekonomik alandaki faaliyetlerini güven altına alan koruyan hukuki toplumsal kurumları yaratır. Devlet zenginliği piyasalarında alıcı satıcılar çoğalmasıyla gelişimi sağlar. Kısaca halkın zenginliği devletin, devletin zenginliği halktan gelir ve bunlar birbirlerini karşılıklı ve olumlu olarak etkileyerek devletin ve şehir uygarlığın üst noktasına varılır.[21]Bu durumun sürekli devam edilmeyeceğini savını ileri süren İbn Haldun devlete bürokrasisi ve kurumları oluşumu ihtiyaçların arıtılması, devlet bürokratlara sağladığı gücü, bunların konfor ve arzu isteklerin sinirsiz olması, büyük savurganlık harcamaları başlar toplanan vergiler yetersiz kalır. Yeni vergiler konulmaya başlar. Şehir kültürüne konforuna alışan halk ahlakı bozukluğu ile savurganlığı kanaat yoksun oluşu kazançları yapılan harcamaları ve konfor ve arzularına yetersiz kalır. Yönetimin ahlaksızlaşması ve savurganlık liyakatsizlik sonucu umrançürümeye başlar. Yeni vergi ve maliyetler dolaysıyla üretim şevkinin kırılması diğer tarafta alışkanlıkların bırakılmaması kazançları tüketim alışkanlıkları karşılanmayınca şehirde başkaldırdılar göçler oluşur. Kısaca herkes şehir hayatının lüksüne, konforuna alışmıştır. Bu alışkanlıklarını bırakarak yeniden eski basit kanaatkâr hayatlarına dönmeleri imkânsızdır. Çünkü insan babasının değil, alışkanlıklarının oğludur.[22]Dolaysıyla umranın çöküşü kaçınılmazdır.
 

1-5-Vergi Oranlarının Üretim Üzerinde Etkisi: Yüksek vergi ve cezalar halktan alınarak toplanması onların mal ve hizmetlerin üretilmesi hususunda heveslerini ve şevklerini yok eder. Vergi ve cezaların yüksekliği tüm meslek ve sanatlar için uygulandığından tüm meslekler kazançta geri kalırlar. Devletin mükemmelliği, çarşı pazarın hareketliliği halkın sabah işine geden işten elde edilen kazanç ve menfaattarı için çalışıp çabalarına bağlıdır.[23]Ödeme gücünün temel göstergeleri olan gelir, servet ve harcama üzerinden alınan vergiler bireysel refah, devamında ise toplumsal refah üzerinde etki yaratmaktadır. Ödeme gücünün en temel göstergesi olan, gelir üzerinde alınan vergiler, bireylerin refahını doğrudan etkilemektedir[24].Bu nedenle gelir vergisi oranları sosyal refaha göre düzenlenmelidir. Toplum üretime ne kadar çok teşvik edilirse vergi nispetleri onları üretim şevklerin kırılmaması ve üretimde alıp konulmayacak seviyede olması gerekmektedir Piyasanın canlı kalması için kamu bu yönde alt gelir grupların alım güçleri artmaya yönelik yardımlarda bulunarak pazarları canlandırılabilir. Halk maişetlerini temin etmekten geri durup mal kazanmaktan el etek çekti mi, umrandaki pazarlar durgunlaşır, ahval perişan olur.[25]Vergi kişilerin gelirlerinde veya sahip olduğu iktisadi değerlerde azalmaya sebep olarak gelirin tüketimi ve tasarrufa ayrılan miktar azalır. Bu şekilde vergi gelir etkisi ile mükellefin refahını etkiler İkame etkisi ise gelir vergisinde kişilerin çalışmalarını azaltmaları gelir yerine boş zaman tercih etmeleridir.[26]Mallara yönelik olarak vergi uygulandığı vakit bunların fiyatları muhakkak artar. Ticaret ehlinin anlaşmaya varması engellenir ve suni bir kıtlık zuhur eder. Üretim coşkusu azaldıkça üretilen ürün miktarı da azalır.[27]Üretim azaldıkça toplanan vergilerde azalmaktadır.
 

1-6--Optimal Vergi ve Adalet: Gelirin ödeme gücünün en önemli göstergesi olduğu ve gelirin vergilendirilmesinin adalet açısından önemli olduğu bilinmektedir. Buna göre birey ne kadar çok gelir elde ediyorsa o kadar geniş mali güce sahiptir ve bu nedenle gelire göre vergilendirilmesi daha adildir.[28]Adam Smith göre Vergilerin, ödeme gücüne göre vergilendirme adalet hukuk anlamında yorumlanmamasına dayanmaktadır.[29]Klasik iktisat anlayışı Kamusal mal ve hizmetlerin finansmanına yetecek ölçüde izin verilmekle birlikte, yapılan vergilendirmenin de bireyler arasında eşit olması gerektiğini savunulmaktadır. Vergilendirme modellemeleri etkinlik ve adalet çatışması üzerine kurumsallaşmalı bu iki çatışmanın minimize edilmesiyle optimal vergi sunacaktır. Vergi yükünü yükümlüler arasında mümkün olduğu kadar adil dağıtması gerekir. Vergi sisteminin yüksek gelirli yükümlülerin düşük gelirlere kıyasla nispi olarak daha fazla vergi ödeyecekleri şekilde düzenlenmesi kabul edilebilir aynı zamanda adil vergilenme veya sübjektif ödeme gücüne göre vergilenme, aynı durumda olanların vergileme açısında aynı işleme tabi tutulmaları zorunlu kılar.[30]Vergileme ve adalet tartışmalarında genellikle bireylerin vergi sonrası refahı belirleyicidir. İnsanların refahı ise genellikle vergi sonrası reel gelirleri ile ölçülür.[31]Adalet kriterine göre ise, vergiler bireylerin ödeme gücüne göre alınmalı ve gelir dağılımındaki adaletsizlikleri gidermeye hizmet etmelidir. Refaha, iktisadının genel görünümünde, adaletten ziyade etkinliğin ön planda tutulduğu bir vergileme anlayışı hakımdır[32].Kaynak dağılımı etkinliği sağlayan vergileme Sosyal refah açısında optimal olarak kabul edilmektedir. Kaynakmiktarı ve kaynak kullanma becerisi sosyal refah ölçeğini belirler.

 

Sonuç: Vergi teorileri tarih boyunca tartışıla gelmiştir, ancak tarihte vergilerin savunma ve kamu harcamalarında kullanımıyla başlayan daha sonra piyasa düzenlemesi ve sosyal refah devletinin bir aracı olarak başarılı bir şekilde kullanan yönetimlerde olmuştur. Vergisel oranların nispi arttırılması toplanan vergilerin artırılmasının bir göstergesi olmadığını, ancak optimal bir vergi sistemiyle vergi gelirlerinin toplanması ve piyasa düzeninin gelir dağılımındaki adaleti sağlayabilecek bir araç olarak kullanılması piyasanın canlanmasını ve toplumsal refahı beraberinde getirmektedir. Vergi bilinci ödenen vergilerin vergi mükellefinin kendilerine tekrar bir zenginlik kaynağı olarak geri dönebileceği bilincini yaratması gerekmektedir. Toplumda vergi ödeme bilincinin yaratılması için devletin topladığı vergilerin bir kısmı sosyal amaçlı harcamalarda kullanıldığı takdirde piyasa üzerinde olumlu etkiler yaratılarak hem zenginliğin kaynağı hem de toplanacak vergilerin artışına da sebep olabilmektedir, çünkü vergi harcamaları piyasa üzerinde olumlu etkiler yaratmaktadır. Ancak optimal vergi oranı ve adaletli vergilendirme yaklaşımı bir arada tutularak alt gelir gruplarınındı gelirden pay sahibi olması ile toplum refahı yakalar. Dayanışma içerisinde birbirleriyle kaynamış toplumların adalet ve ahlak duyguları yüksek olacağından bu tür toplumlar Farabi’nin değimiyle faziletli devletin üyeleridir. Faziletli devlet refahı ve mutluluğu yüksektir o halde insanları, kendileriyle hakiki anlamda mutluluğun elde edildiği şeyler için birbirlerine yârdim etmeyi amaçladıkları bir şehir, mutluluğu elde etmek için birbirilerine yardım eden toplum, erdemli mükemmel bir toplumdur. Bütün şehirler, mutluluk veren şeyler için bir birbirlerine yardım etikleri bir millet erdemli mükemmel bir millettir.[33]Toplanan verginin oransal olarak optimal olması, toplumsal hizmet ihtiyaçları ve sosyal yardımlara yönelik harcamalar yapılması,  üretime arzı, vergi tarh ve tahsilatına teşvik sağlar. Güçlü devlet adaletli iş görme ile yükselir.
 

Abdurrahman Filiz
Bağımsız Denetçi Mali müşavir    


Kaynak: www.bdTurkey.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

[1]İbn Haldun, Mukaddime, Dergâh Yayınları İstanbul, 1982 s.697

[2] Yüksel Cihan Optımal vergileme tartışmalarında Laffer Eğrisi Turhan kitapevi Ankara,2016,s.7

[3]İbn Haldun,  Mukaddime, Dergâh Yayınları İstanbul, 1982 S.698

[4] Yüksel Cihan, Optimal Vergileme Tartışmalarında Leffer Eğrisi, Turhan Kitapevi, Ankara, 2016, s.11

[5] Yüksel Cihan, Optimal Vergileme Tartışmalarında Leffer Eğrisi, Turhan Kitapevi, Ankara, 2016, s.14

[6]İbn Haldun,  Mukaddime, Dergâh Yayınları İstanbul, 1982, S.698

[7] Yüksel Cihan, Optimal Vergileme Tartışmalarında Leffer Eğrisi, Turhan Kitapevi, Ankara, 2016, s.11

[8]İbn Haldun,  Mukaddime, Dergâh Yayınları İstanbul, 1982 S.699

[9]İbn Haldun, Mukaddime, Dergâh Yayınları İstanbul, 1982 S.699

[10] Turhan Salih, Vergi Teorisi ve Politikası, Remzi Kitap Evi, İstanbul, 2020 s.39

[11] Turhan Salih, Vergi Teorisi ve Politikası, Remzi Kitap Evi, İstanbul, 2020, s.32

[12]Gaygılı Ali Kemal, Türkiye’de Vergi Cezası Denetimi ve Uzlaşma Oranları Üzerine Optimal Vergi Stratejisi, Legal Yayınları, İstanbul, 2018, s.10

[13] Turhan Salih, Vergi Teorisi ve Politikası, Remzi Kitap Evi, İstanbul, 2020, s.34

[14] Yılmaz Ejder, Adalet, Turhan Kitapevi Ankara,2020,s.238

[15]İbn Haldun, Mukaddime CiltI, Hazırlayan Süleyman Uludağ, Dergâh Yayınları, İstanbul,1988,s.699

[16] İsmail. Abdul chafer, jaffear Abu Bakar, Vergi oranı ve belirleyici, İbn Haldun Çalışma Dergisi sayı2 cilt1 s.12

[17]Davıd Rıcardo, Sıyasal İktisadın ve Vergilerinin İlkeleri, Türkiye İş Bankası Kültür Yayinları,2008,s.129

[18] Erdem Metin, Şeyüz Doğan, Tatlıoğlu İsmail, Kamu Maliyesi, Ekin Yayınları Bursa,2016,174

[19] Şener Orhan, Kamu Ekonomisi, Beta Yayıncılık, İstanbul,11 basım, İstanbul,2010,s.141

[20]İbn Haldun, Mukaddime ÇiltI, Hazırlayan Süleyman Uludağ, Dergâh Yayınları, İstanbul,1988,s.709-710

[21]Arslan Ahmet, İbn Haldun, İlim Ve Fikir Dünyası, Vadi Yayınları, Ankara 1997,s.156

[22] Arslan Ahmet, İbn Haldun, İlim Ve Fikir Dünyası, Vadi Yayınları, Ankara 1997,s.158

[23]İbn Haldun, Mukaddime Çilt I, hazırlayan Süleyman Uludağ, Dergâh Yayınları, İstanbul,1988,s.711

[24] Selen Ufuk, Karas Ebru, Refah iktisadı Kapsamında Sosyal Refah ve Vergileme İlkesi Türk gelir Vergisi Değerlendirilmesi, Busıness And Economıcs Research Journal, Vol,9,No,4 2018,s.980

[25]İbnHaldun, Mukadime ÇiltI, Hazırlayan Süleyman Uludağ, Dergâh Yayınları, İstanbul,1988,s.711

[26]Balseven Hale, Vergilerin Arz üzerindeki Gelir, İkame ve Mali Etkileri, G.Ü. İ.İ.B.F. Dergisi s.2,2003,s,219

[27]Smıth Adam, Hukuk Üzerine,çev.AhmetÇeliloğlu,XII Levha Yayınlari İstanbul,2018,s.284

[28]Yüksel Cihan, Optimal Vergileme Tartışmalarında Leffer Eğrisi, Turhan Kitapevi, Ankara, 2016, s.33

[29] Selen Ufuk, Karas Ebru, Refah iktisadı Kapsamında Sosyal Refah ve Vergileme İlkesi Türk gelir Vergisi Değerlendirilmesi, Busıness And Economıcs Research Journal, Vol,9,No,4 2018,s.984

[30] Turhan Salih, Vergi Teorisi ve Politikası, Remzi Kitap Evi, İstanbul, 2020, s.39

[31] Yüksel Cihan, Optimal Vergileme Tartışmalarında Leffer Eğrisi, Turhan Kitapevi, Ankara, 2016, s.44

[32] Selen Ufuk, Karas Ebru, Refah iktisadı Kapsamında Sosyal Refah ve Vergileme İlkesi Türk gelir Vergisi Değerlendirilmesi, Busıness And Economıcs Research Journal, Vol,9,No,4 2018,s.984

[33]Farabi, İdeal Devlet, çevirisi Ahmet Arslan, Türkiye İş Bankası kültür yayınları, İstanbul,2019,s.98

 

Güncelleme Tarihi: 17 Haziran 2020, 17:23
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

Başlıksız Belge