Liyakat, başkanlık sisteminin olmazsa olmazıdır…

Bir kişinin liyakatini, yani göreve ne derece layık olduğunu nasıl değerlendirebiliriz?

Liyakat, başkanlık sisteminin olmazsa olmazıdır…

Son zamanlarda “liyakat” sözcüğünü çok kullanılır olduk. Personel alımlarında, tüm atamalarda, kamuda, özel sektörde hep bir liyakat sözü dolaşıp duruyor. Genellikle “Yönetimde liyakat esas alınmalıdır” biçiminde kulağımıza çalınan bu sözcüğün ne anlama geldiğini gerçekten biliyor muyuz? Bir kişi, bir işe nasıl yakışır, hangi nedenlerle uygun veya layık olur? Bir kişinin liyakatini, yani göreve ne derece layık olduğunu nasıl değerlendirebiliriz?

Liyakati sağlayan temel öğelerin arasında; eğitim, deneyim, bilgi, beceri, performans, kurum kültürüne uyum ve iletişim bulunuyor.
 

KÂĞIT ÜSTÜNDE KALDI…

Anayasa'nın 70. maddesi ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 3. maddesinin ülke bürokrasisinin karakterini belirleyen “liyakat ilkesi” uygulanacağına ilişkin düzenlemelerine rağmen; bu durumun istenilen ölçüde uygulamaya geçirilmediği, kamu personeli atamalarında siyasal kayırmacılığın liyakat üzerinde hâkimiyet kurduğu görülmektedir. Sorunları bulunan merkezi sınav sistemine alternatif olarak sunulan sözlü sınavlar ve mülakatlar da farklı usulsüzlük riskleri barındırmaktadır. Mülakatı yapan kişilerin aldığı insan kaynakları yönetimi kararları çoğunlukla nesnellikten uzaktır. Siyasi etkilere açık olan sözlü sınava ve mülakata daha fazla ağırlık verilmesi, adayların ideolojik kaygılarla elenmelerine veya seçilmelerine olanak tanımaktadır. Yazılı sınavda 99 puan alan adayın mülakat sonucu işe alınmayıp,55 puan alan adayın sınavlarda başarılı olmasını bile kanıksayacak örnekleri yaşamaya devam ediyoruz.

Merkezi sınav uygulamasının kötüye kullanılması ve süreçte karşılaşılan sıkıntılar, mülakatlar ve sözlü sınavların nesnellikten uzak oluşu, memurların partizanlaşması ve sonucunda oluşan siyasi kutuplaşma, yönetilemeyen bir ülke yaratmıştır.

 

BAKANLAR MI DEĞİŞİYOR?

Anayasa değişikliği ile 2 yıl önce ülkemizde başkanlık sistemine geçildi. Yeni sistemin ilk Bakanlar Kurulu, bir bakanın görevden alınması dışında 2 yılını tamamlamak üzere. Yeni sistemde bakanların milletvekili olması gerekmiyor. Yapı olarak teknokrat hükümeti benzeri bir yapı oluşması beklenirken, bizde tam tersi oldu. Otel sahibi Turizm Bakanı, hastane sahibi Sağlık Bakanı, özel okul sahibi Milli Eğitim Bakanı yapıldı. Devleti hiç tanımayan ve atandıkları bakanlıklar ile ilgili Türkiye'de neyi ne kadar bildiklerinden emin olmadığımız birçok kişi, bakan olarak görevlendirildi.

Yazımın önceki bölümünde açıkladığım gibi; bürokraside dikkate alınmayan liyakat, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin iyi işlemesi için çok dikkatli seçilmesi gereken bakanların seçiminde de dikkate alınmayınca; çok güçlü bir Başkan, çok zayıf bir Bakanlar Kurulu ve zayıf bürokrasi, “devletin sorunları çözme yeteneğinin ortadan kalkmasına” ve henüz 2 yılını bile doldurmamış Başkanlık Sistemi'nin şiddetli bir şekilde tartışılmasına zemin hazırladı.

Bürokraside liyakate dikkat etmezseniz; Aralık 2019'da çıkan ve hemen uygulamaya başlanan vergi kanunlarının uygulama genel tebliğlerini Mayıs 2020 sonunda yayımlarsınız. Yine bakan seçiminde liyakate dikkat etmezseniz, saman ithalatını “Paramız var ki alıyoruz” şeklinde savunan bir Tarım ve Orman Bakanınız olur.
 

BİR LİYAKAT HİKÂYESİ…

Bugünlerde mevcut bakanlar ile ilgili kamuoyu yoklaması yapıldığı bilgileri bize ulaştı. Cumhuriyet Gazetesi'nde Sayın Arif Kızılyalın; Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu'nun daha aktif bir bakanlığa kaydırılacağı ve yerine Dr. Alpaslan Baki Ertekin'in atanacağı ile ilgili kulis bilgisi paylaştı. Her iki ismi de iyi tanıyan biri olarak, topa girmesem olmaz diye düşünüyorum.

Sayın Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde öğrencimdi. Kulüp başkanlığım döneminde Spor Toto Teşkilat Başkanlığı görevini yürütüyordu. Atandığı Spor Bakanlığı'nda da 2 yıldır başarılı bir çizgide görevini sürdürmektedir. Sayın Dr. Alpaslan Baki Ertekin de “spor yöneticiliği” doktorası yapmış, kulüp başkanlığım döneminde beraber çalıştığım ve basketbol şubemizin sorumluluğunu üstlenen çok değerli bir hemşerimdir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş.'de 5 yıl Genel Müdürlük yapmış ve şu anda Türkiye'nin en önemli holdinglerinden birinin CEO'sudur. Sayın TMSF Başkanı Muhiddin Gülal'ın basın toplantısında; ciro, kârlılık ve özkaynak büyümesinde Sayın Ertekin'in yönettiği holdingin çok büyük başarılara imza attığı ifade edilmiştir.

Hem bürokraside hem de bakan atamalarında liyakatin tartışıldığı bu dönemde, Sayın Kasapoğlu ve Sayın Ertekin'in başarılarının takdir göreceğini düşünmek bile, “çölde vaha bulmak” gibi.

“Amatör topçu ile süper ligde oynayamazsınız.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

Başlıksız Belge