Naylon Fatura Sorunu Çözülebilir mi ? (1)

Naylon Fatura Sorunu Çözülebilir mi ? (1)

Halk arasında naylon fatura olarak bilinen sahte fatura düzenlenmesi ve kullanılması bilinen bir kavramdır. Naylon fatura; gerçek bir mal ve hizmet alımı olmadığı halde varmış gibi düzenlenen faturadır. Ortada bir mal veya hizmet teslimi olmadığı halde fatura tanzim edilmesi halinde bu fatura vergi mevzuatında “sahte fatura” olarak işlem görür. Bir mal veya hizmet teslimi söz konusu olduğu halde bedelin düşük olarak fatura edilmesi de gerçeğe aykırı düzenlenme kapsamında sahte fatura hükmü olarak değerlendiriliyor.

Ülkemizde kayıt dışının önemli unsurlarından olan naylon faturanın engellenmesi için Maliye Bakanlığı ayrıntılı düzenlemeler yapıyor ancak, sorunu kökten çözemiyor.  Dolayısıyla, çeşitli cezalara rağmen Maliye Bakanlığı naylon fatura düzenlenmesi ve kullanımı konusunda hedeflenen başarıyı tam olarak yakalayamadığını görüyoruz.

Naylon fatura olarak bilinen “Sahte ve Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belge” (SMİYB) düzenlenmesi ve kullanılması vergi idaresinin yıllardır engellenemeyen bir sorunu olarak gündemden düşmüyor. Bu durum, sosyolojik açıdan tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemek anlamına gelmesinin yanında hazinenin vergi kaybına yol açtığı gibi, mükellefler arasında haksız rekabete de yol açıyor.

Kimi vergi mükellefleri kötü niyetli olarak, kimi mükellefler ise, kayda geçiremedikleri harcamaları için naylon fatura kullanma yoluna gidebiliyor. Maalesef biz ülkemizde vergi mükelleflerinde vatandaşlık ve vergi bilincini yeterince geliştiremedik. Vergi adaletini tam olarak sağlayamadığımız gibi vergiye gönüllü uyumun neden gerekli olduğunu vergi mükelleflerine anlatamadık. Buda kayıt dışılığı önleyemeyişimizin naylon faturayı kesemeyişimizin temel sebebi.

Hazinenin vergi kaybı ve bütçe açıklarını gidermek için hükumetler toplumda herkesi ilgilendiren dolaylı vergileri artırıyor, kimi zaman da vergi afları çıkarıyor. Buna karşılık, düzgün vergi mükellefleri ise haksız kazanç ve haksız rekabet karşısında kendisini kötü hissediyor sisteme güvenleri zedeleniyor.

Bana göre bu sorunun çözümü çok karmaşık değil çok basit bir şekilde çözülebilir kayıt dışı kara para kitabımda bu hususu ayrıntılı yazmıştım.

Çözüm için önerilerimi özetle aşağıdaki gibi sıralayabiliriz :

  • Öncelikle vergi mükelleflerinden başlayarak neden vergi kaçırmamalıyız sorusuna cevapla vergi bilinci oluşturma devletin ilgili tüm kademelerinden başlayarak vergi mükellefleri ve halka anlatılmalı bu bir seferberlik havasında olmalı
  • Bu ülkede maliye bakanlığının en büyük yardımcısı olan ve her kuruş vergide emeği olan Mali müşavirlere önce idarenin bakışı değiştirilmeli gereken saygı gösterilmeli ve sorunları çözülerek gönüllü 110 bin vergi müfettişi gibi destekleri alınmalı.
  • Mali müşaviri hırsızlığa destek olan kişi bakışı yerine BA formlarındaki dijital değişimle naylon fatura tespitinde kontrol imkanı vermeden müteselsil sorumlulukla karşı karşıya koymamalı mali müşavirin devlet sisteminden naylon faturayı tespit imkanı olsa o faturaların büyük bölümü kullanılmadan engellenebilir.
  • Genel KDV oranı olan %18 makul bir seviyeye çekilmeli. Düşük oran ve istisnalar yeniden gözden geçirilerek oranlar sadeleştirilmeli. (Bir anket yapılsa genel oranın %10 gibi oluşu herkes tarafından kabul edildiği görülebilir)
  • Özellikle, iade ve devreden KDV sistemi yeniden düzenlenmeli, Burada, mükelleflerin üzerinde kalan vergi yükü ile hazine zararı karşılaştırılarak önemli bir reforma gidilmeli.
  • Naylon faturayı düzenleyen ile kullananın birbirinden daha net ayırt edilerek özellikle, gerçek alıcı olduğu halde bilmeden kullanıcı olan mükelleflerin mağduriyetlerinin önlenmesi için yeni tedbirler geliştirilmeli.
  • Düzenleyicilere uygulanan cezalar yetersiz kalıyor. Mevcut cezalar dışında caydırıcı ve etkin yeni cezalar öngörülmeli.
  • E-sistemin daha da yaygınlaştırılarak mümkünse tüm ticari işlemlerin elektronik ortamda takibine imkan sağlanmalı. Denetimler de bu doğrultuda geliştirilerek daha etkin kılınmalı.
  • Mal veya hizmet alımları karşılığının bankacılık sistemi üzerinden ödemelerin kapsamının genişletilerek daha etkin yeni tedbirler uygulamaya konulmalı.
  • Vergi kanunlarının yeniden ele alınarak, ama sadece idare tarafından değil vergi mükellefi ve mali müşavirlerinde olduğu komisyonlarda aksayan yönlerin ortadan kaldırılması ve tüm vergi mevzuatının, hem devleti hem de milleti memnun edecek bir şekilde günün koşullarına uygun hale getirilmeli.
  • Vergi aflarına veya benzeri düzenlemelere artık son verilmeli.

Bu maddeleri dahada artırabiliriz. Ama bence dahada önemlisi siyasetin ve idarenin sorunların çözümünde ben otoriteyim ne dersem o olur bakışını bırakması gerekir. Gelir idaresinin vergi istatistiklerine baktığımızda tüm mükelleflerin sadece % 3 ünü inceleyebilirken onda da kayıt dışının oranı %80’lerin üstünde görünüyorsa emredici hükümlerle sadece vergi incelemesi ile bu sorunun çözülemeyeceği anlaşılmış olmalı. Bence gerçekten çözümün başında mali müşavirlerin tam desteğinin alınması vergi mükelleflerine vergiye gönüllü uyumun doğru anlatılması gerektiğini algılamaları gerekiyor.

Bir sonraki yazımda naylon faturaya kanunlarımızın ve yargının bakışını işleyeceğim.

Nevzat ERDAĞ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

Başlıksız Belge