Tek işverenden ücret alanların vergilemesinde neler değişti?

Tek işverenden ücret alanların vergilemesinde neler değişti?

7 Aralık 2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7194 sayılı Kanun’la, tek işverenden alınan ve tutarı 2020 yılı için 600 bin lirayı geçen ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde önemli değişiklikler oldu. Yapılan değişiklikler esas olarak vergi yükünü artırıcı nitelikte. Ancak bazı durumlarda tersine vergi yükünün azalması da söz konusu olabilir. Hangi durumda ne sonuç ortaya çıkıyor kısaca özetleyeyim.
 

1. 600 bin lirayı geçen ücretler için stopaj oranı yüzde 40

7194 sayılı Kanun’la gelir vergisi tarifesine bir gelir dilimi daha eklendi. Bu dilime ait vergi oranı da %40 olarak belirlendi. Yeni tarife ücretler için 2020 yılı ücret gelirleri için uygulanmak üzere yürürlükte. Dolayısıyla 2020 yılında ücreti 600 bin lirayı geçenlerin ücretlerinin bu tutarı aşan kısmından eski tarifeye göre %5 daha fazla (%40) stopaj yapılacak.
 

2. 600 bin lirayı geçen ücretler için yıllık beyanname

Tek işverenden alınan ücretler değişiklik öncesinde tutarına bakılmaksızın beyana tabi değildi. 7194 sayılı Kanun’la yapılan düzenlemeyle, 2020 yılında tek işverenden alınan ücret 600 bin lirayı geçiyorsa beyanı öngörüldü. Dolayısıyla 2020 yılında bu tutarı geçen ücret geliri elde edenler 2021 yılında yıllık beyanname verecekler, başka gelirleri nedeniyle zaten beyanname veriyorlarsa da ücret gelirini de bu beyannameye dahil edecekler.
 

3. Beyannamede yapılabilecek indirimler

Ücret gelirlerinin stopaj yoluyla vergilendirilmesi sırasında başta sigorta primleri olmak üzere bazı indirimler yapılabiliyor. Bunun dışında yıllık beyanname verilmesi halinde yapılabilen bazı indirimler var. Bunların en yaygın olanı sağlık ve eğitim giderleri ile yapılan bazı bağışlar. Özelliği nedeniyle eğitim ve sağlık harcamalarının neler olduğunu ve hangi koşullarla indirimin yapılabileceğini kısaca özetlemekte yarar var.

a) Eğitim ve sağlık harcamalarının indiriminde sınır

Gelir Vergisi Kanunu’na göre; beyan edilen gelirin %10’unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir/ kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan kişilerden alınan belgelerle tevsik edilmesi koşullarıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamalarının beyan edilen gelirden indirilmesi mümkün. 

b) Hangi giderler eğitim gideridir?

Eğitim ve öğretim kurumları ile anaokulu, kreş ve dershanelere eğitim amacıyla yapılan ödemeler, kurs ücretleri, her türlü kitap (ders kitabı, hikâye, roman, deneme, bilimsel eser, vb.) ve kırtasiye alımları için yapılan harcamalar eğitim gideri olarak kabul ediliyor. 

Eğitim harcamasının beyan edilen gelirden indirilebilmesi için, gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti olan gerçek veya tüzel kişilerden alınan fatura veya benzeri belgeyle belgelendirilmesi gerekiyor. Bu koşul eğitim kurumlarıyla ilgili geniş kapsamlı muafiyetler nedeniyle indirilebilir eğitim harcamalarını oldukça sınırlıyor. 

Okullara gidiş-geliş hizmeti nedeniyle ödenen taşıma ücretleri, eğitim amaçlı olarak kullanılan internet hizmeti için yapılan harcamalar ve üniversiteye hazırlama dergileri için yapılan harcamalar eğitim gideri olarak kabul ediliyor. Buna karşılık, özel sürücü kurslarına ilişkin harcamalar, okul aile birliğine veya okul koruma derneğine yapılan bağışlar, gazete ve dergi alımlarına ilişkin harcamalar indirim konusu yapılamıyor. 

c) Hangi giderler sağlık gideridir?

Mükellefin kendisinin, eşinin ve küçük çocuklarının yaptığı ilaç masrafı, sağlık malzemesi ve hastane giderleri ile muayene, tahlil, ameliyat, fizik tedavi ve diş protez ücretleri, gözlük ve lens alımları gibi sağlık harcamaları beyan edilen gelirden indirilebilir sağlık gideri olarak kabul ediliyor. 

d) İndirilen giderlerle ilgili sınır

Yukarıda da belirttiğim gibi, sağlık ve eğitim giderlerinin indirimi, beyan edilen gelirin %10’u ile sınırlı. Beyan edilen gelir, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları düşülmeden önceki tutar.
 

4. Değişikliklerin olası sonuçları

Yukarıda özetlediğim şekilde, tek işverenden alınan 600 bin lirayı geçen ücretler için %40 stopaj yapılması ve beyan edilen bu ücret için yıllık beyanname verilerek aynı şekilde yeni vergi tarifesiyle gelir vergisi hesaplanması esas olarak vergi yükünü artırıcı nitelikte. Tek işverenden ücret alıp bunu beyan eden kişi başka gelirleri nedeniyle beyanname veriyorsa, gelirin toplamına yeni tarife uygulanacağından, vergi yükü ücretin 600 bin lirayı aşan kısmının %5’inden de fazla olacaktır. Beyanname verilmesinin ayrıca pratik zorlukları ve maliyeti de var. 

Ücretin stopaj yoluyla vergilendirilmesi sırasında dikkate alınamayan bazı indirimlerin beyanname verilmesi sırasında dikkate alınması mümkün olduğundan, vergi yükünün %5’den daha az artması veya düşmesi mümkün. Bu çerçevede örneğin 601 bin lira ücret geliri, 60 bin lira eğitim harcaması olan bir çalışanın ücretinden yeni tarife nedeniyle ek olarak yapılacak stopaj tutarı bin liranın %5’i iken (50 lira), bu gelir nedeniyle verilecek yıllık beyannamede eğitim harcamasının matrahtan düşülmesi nedeniyle 21.050 lira vergi iadesi ortaya çıkacaktır. 

Öte yandan, gelir sahibinin durumuna bağlı olarak, çok farklı vergileme sonuçları da ortaya çıkabilir. Örneğin banka kredisi ile ev alıp bunu kiraya veren, bankaya ödediği faiz kira gelirinden fazla olan ve kira geliri ile birlikte tek işverenden aldığı ücreti beyan etmek zorunda olan bir kişi, kira gelirinden indiremediği faiz tutarını ücret gelirinden indirebileceği için, iade alabileceği tutar yukarıda hesaplanan tutarın çok daha üzerinde olabilir. 

Özetle, gelir vergisi tarifesine eklenen yeni gelir dilimi ve %40 yeni vergi oranı, bazı ücretlilere ek yük getirirken, bazı ücretliler için fırsat oldu. Bu fırsatın, indirimlerin stopaj sırasında dikkate alınması veya çalışanların seçimlik hak olarak beyanname vermelerine olanak sağlanması şeklinde bir uygulamayla, daha düşük gelirli çalışanlara sağlanmaması ise yasal düzenlemenin eksiği. 

Dünya | PWC | Recep BIYIK

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

Başlıksız Belge