Birden fazla işverenden ücret geliri elde edenler için ne değişti?

Hatırlayanlar olacaktır, Gelir İdaresi Başkanlığı geçtiğimiz yıl bu zamanlar önceki vergilendirme dönemlerinde birden fazla işverenden elde edilen ücret gelirlerini mercek altına almış, bu kapsamda değerlendirilen çalışanlara ve onların işverenlerine yazılar göndermişti.

Birden fazla işverenden ücret geliri elde edenler için ne değişti?

Malum, pandemi dönemi dünyada ve Türkiye’de pek çok ekonomik olay meydana getirirken, bu ekonomik olaylar da birçok vergisel düzenlemeyi beraberinde getirdi. Vergi dünyası açısından gündemin yoğun olduğu bir dönem geçiriyoruz, önümüzdeki günlerde de bu yoğunluğun devam edeceği öngörülüyor.

Hatırlayanlar olacaktır, Gelir İdaresi Başkanlığı geçtiğimiz yıl bu zamanlar önceki vergilendirme dönemlerinde birden fazla işverenden elde edilen ücret gelirlerini mercek altına almış, bu kapsamda değerlendirilen çalışanlara ve onların işverenlerine yazılar göndermişti. Bu konu da hem kapsama giren çalışanlar hem de işverenleri için uzunca bir süre önemli bir gündem maddesi olmuştu.

7 Aralık 2019 günü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, ücretlerin vergilendirilmesine ilişkin bazı yenilikler getiriyor. Ek olarak, 27 Mayıs 2020 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 311 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde yapılan açıklamalarda da bu konuyla ilgili önemli detaylar yer alıyor.

Bu çalışmamızda, bir takvim yılında birden fazla işverenden ücret geliri elde eden çalışanların ücret gelirlerinin nasıl vergilendirilmesi gerekeceğini son düzenlemeler ışığında değerlendiriyor olacağız.
 

1. Önceki uygulama nasıldı, kanun değişikliği ne getirdi?

Öncelikle “birden fazla” ifadesinin ne anlama geldiği üzerine düşünmekte yarar var. Basitçe, bu ifade, bir takvim yılında iki veya daha fazla işverenden ücret geliri elde etmiş olanları vurgulamaktadır. Bu, yıl içerisinde iş değiştirenleri kapsayacağı gibi, aynı anda birden fazla işverenden ücret geliri edenleri, bir işverenden ücret geliri elde ederken farklı bir şirketten yönetim kurulu üyeliği nedeniyle huzur hakkı (huzur hakkı da mevzuata göre ücret sayılıyor) alanları, aynı holdingin / grubun bünyesinde bulunan şirketler arasında operasyonel nedenlerle transfer edilen çalışanları da kapsamaktadır. Bu tür örnekleri çoğaltmak da pek tabii mümkün.

Birden sonraki işveren(ler)den elde edilen gelir, gelir vergisi tarifesinin ikinci diliminde yer alan tutarı aşıyorsa (2020 yılı için aşağıda yer alan gelir vergisi tarifesinde de görüleceği üzere bu tutar 49.000 TL), bu kişiler yıllık beyanname vermekle yükümlüler. Esasında, bu bir yenilik değil. Halihazırda bu yükümlülük vardı ve konuyu bilenler yıllık beyannamelerini veriyorlardı. Konuyu bilmeyenlere ise idarenin geçtiğimiz yıl bir hatırlatmada bulunduğunu söyleyebiliriz. Bundan sonraki süreçte de vergi daireleri nezdinde sıkı bir şekilde takip edileceğini düşünüyoruz.

Gelir dilimleri Ücret

Vergi oranı

22.000 TL'ye kadar

15%

49.000 TL'nin 22.000 TL'si için 3.300 TL, fazlası

20%

180.000 TL'nin 49.000 TL'si için 8.700 TL, fazlası

27%

600.000 TL'nin 180.000 TL'si için 44.070 TL, fazlası

35%

600.000 TL'den fazlasının 600.000 TL'si için 191.070 TL, fazlası

40%


Hangi işverenin birinci olarak nitelendirileceğini çalışanın kendisinin belirleme hakkı mevcut. Yani aslında çalışan, yıl içindeki ilk işvereni yerine, en çok gelir elde ettiği işverenden aldığı ücreti “birinci işverenden elde edilen” olarak nitelendirebilir. Böylelikle onu dışarıda bırakarak geriye kalan işverenlerden elde edilen ücretlerin toplamının gelir vergisi tarifesinin ikinci dilimindeki tutardan yüksek olup olmadığı belirlemesini yapabilir ve yıllık beyanname verilip verilmeyeceğini tespit edebilir. Elde edilen gelirden kastın, aslında brüt ücret değil, gelir vergisi matrahı olduğunu da belirtmekte fayda var. Dolayısıyla her işveren için, o işverende çalışan döneme ilişkin kümülatif gelir vergisi matrahını baz almak gerekecektir.

Örneğin, 2020 yılı içerisinde 3 farklı işverenden gelir elde ettiğinizi düşünelim. Bunlardan ilkinden toplam 8.000 TL, ikincisinden 40.000 TL ve üçüncüsünden de 50.000 TL elde ettiğinizi varsayalım. 50.000 TL’yi dışarıda bırakarak 40.000 TL ve 8.000 TL’yi de topladığımızda 48.000 TL’lik bir tutar ortaya çıkıyor. Bu, 2020 yılı için uygulanan gelir vergisi tarifesinin ikinci diliminde yer alan 49.000 TL tutarının altında bir tutar. Dolayısıyla, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeye gerek bulunmayacağını söyleyebiliriz. Ancak, ilk bahsi geçen işverenden 8.000 TL yerine, 10.000 TL elde edilmiş olsaydı toplam 50.000 TL’lik bir tutar bulacaktık ve bu durumda bütün işverenlerden elde edilen ücretler toplanarak beyan edilecek, halihazırda yapılan gelir vergisi kesintileri de beyanname üzerinde hesaplanacak olan gelir vergisi tutarından düşülerek ödenecek tutar bulunacaktı.

2020 yılında benzer durumda olan çalışanların Mart 2021’de yıllık beyannamelerini vermeleri gerekeceğini hatırlatalım. Buraya kadar olan kısımda bir değişiklik yok, eski uygulama da bu şekildeydi.

Ancak yeni yasal düzenleme uyarınca; birden fazla işverenden ücret geliri elde edip de bu ücretlerin toplamı gelir vergisi tarifesinin son diliminde yer alan tutarı (yukarıda yer alan tarifeye göre 2020 için bu tutar 600.000 TL) aşanlar yıllık beyanname ile bu gelirlerini beyan edecekler. Bu değişiklik 2020 yılı itibariyle uygulanmaya başlandı. Yani örneğin, bir işverenden 590.000 TL, diğer işverenden ise 40.000 TL ücret geliri elde eden bir çalışan düşünelim. Yukarıdaki örnekte yaptığımız gibi 590.000 TL’yi dışarıda bıraktığımızda kalan ücret 40.000 TL, tarifenin ikinci diliminde yer alan tutarı (2020 için 49.000 TL) aşmadığından yıllık beyanname vermek gerekmeyecekti. Ancak yeni düzenlemeyle birlikte ek olarak toplam tutarın da tarifenin son diliminde yer alan tutarı aşıp aşmadığını test etmek gerekiyor. Her iki tutarı topladığımızda bulduğumuz 630.000 TL, tarifenin son diliminde yer alan tutarı (2020 için 600.000 TL) aştığı için, bu kişinin yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesi gerekeceğini söyleyebiliriz.

Dolayısıyla yeni düzenlemede birden fazla işverenden ücret geliri elde eden kimselerin beyan yükümlülüklerinin bulunup bulunmadığına ilişkin tespiti yaparken her iki hesaplamayı da yapmaları gerekecektir. Yani hem bir işvereni dışarıda bırakarak diğer işverenlerden elde ettikleri ücretleri toplamak suretiyle tarifenin ikinci diliminde yer alan tutarı aşıp aşmadığına, hem de bütün ücret gelirlerini toplayarak tarifenin son diliminde yer alan tutarı aşıp aşmadığına bakmaları gerekiyor.

Ancak bu noktada bir hatırlatma yapmakta fayda var, yukarıda bahsi geçen beyan yükümlülüğü Türkiye’de yerleşik çalışanlara, yani diğer ifadeyle tam mükellef olarak nitelendirilen çalışanlara ilişkin. Zira Türkiye’de yerleşik olmayan, yani dar mükellef olarak nitelendirilen çalışanlar için yapılan vergi kesintileri nihai vergileme niteliği taşıyor. Dolayısıyla, eğer söz konusu çalışanlar dar mükellef statüsündelerse ve halihazırda ücretleri gelir vergisi kesintisine konu edildiyse, bu hesaplamaları yapmalarına gerek olmaksızın ücret gelirleri için beyanname vermeyeceklerini söyleyebiliriz.
 

2. İş değiştirme durumunda matrahın taşınıp taşınmayacağı

Yıl içerisinde iş değiştiren çalışanların ve onları işe alan işverenlerin aklındaki sorulardan biri de önceki işverendeki kümülatif matrahın taşınması suretiyle, yeni işverendeki vergi hesaplamalarının kişinin kaldığı vergi diliminden devam ettirilmesi gerekip gerekmeyeceği hususudur.

Bu sorunun cevabı, 27 Mayıs 2020 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan Tebliğ’e kadar işveren değişikliklerinde matrahın taşınmaması gerektiği şeklindeydi. 160 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde şöyle bir açıklama mevcuttu:

“Buna göre, bir hizmet erbabının birden fazla işverenden ücret alması halinde, her bir işverenin ödediği ücretler, ayrı ayrı vergilendirilmektedir. Dolayısıyla vergi tarifesi, her bir işverenin ödediği ücrete, diğer işveren veya işverenlerin ödediği ücretle ilgilendirilmeksizin ayrı ayrı uygulanmaktadır.”

27 Mayıs’ta yürürlüğe giren 311 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde, aynı anlayışın korunduğunu görüyoruz, ancak ilave olarak şu ifadeye yer verilmiş: “Yıl içerisinde işveren değiştiren hizmet erbabı, ücret gelirine ilişkin gelir vergisi matrahını yeni işverenine bildirmek suretiyle ücretinin gelir vergisi tarifesine göre kümülatif olarak vergilendirilmesini talep edebilir. Bu durumda yeni işveren kümülatif matrahı dikkate alarak tevkifat yapar.

” Her ne kadar eski Tebliğ’de taşınmaması gerektiği ifade edilmişse de uygulamada yeni işe başlayan çalışanlarından, eski işverenlerindeki kümülatif gelir vergisi matrahlarını talep ederek buna göre işlem yapan işverenler vardı. Dolayısıyla, yeni Tebliğ ile birlikte bu duruma da bir serbestlik getirildi. Ancak, Tebliğ’deki ifadeden seçme hakkının çalışana verildiği anlaşılıyor. Yani çalışan isterse matrahını taşıyabilecek, istemediği durumda ise yeni işverenin bir önceki işverenden gelen kümülatif matrahı dikkate almadan sıfırdan başlaması gerekecek.

Ancak hemen belirtelim, matrahı taşımayı tercih edenler için beyan yükümlülüğü açısından bir şey değişmiyor. Dolayısıyla, matrahı taşımayı tercih etseniz bile ilk bölümde geçen hesaplamaları yaptığınızda beyan yükümlülüğünüz olduğu anlaşılıyorsa, taşıma işleminden bağımsız olarak yıllık beyannamenizi vermeniz gerekecektir. Akıllara “Kümülatif matrah taşındığı zaman zaten yıllık bazda ödenmesi gereken vergiyi ödemiş oluyoruz, neden yıllık beyanname verelim?” sorusu gelebilir. Ancak, beyanname vermek aslında bir ödevdir. Her zaman ek bir vergi ödeneceği anlamına gelmez. Dolayısıyla, verdiğiniz yıllık beyannamenin sonucunda ödenecek bir vergi çıkmayacak olsa bile, yükümlülüğü yerine getirmek gerekecektir. Öte yandan, beyan yükümlülüğü bulunan çalışanlar, normal şartlarda kesinti yoluyla yapılan vergileme nihai nitelikte olduğunda, ayrıca yıllık beyanname verilmediği durumda indirme imkânı bulamadıkları giderleri de yıllık beyanname üzerinde indirebilme imkanına da sahip olacaklar (örneğin, eğitim ve sağlık giderleri, bağışlar, özel şahıs sigorta primleri vb.). Bu sayede, vergi ödenmeyeceği bir durum ortaya çıkabileceği gibi vergi iadesi alma durumu da oluşabilecektir.

Önceki işverenlerindeki matrahlarını taşıyıp taşımama noktasındaki keyfiyet çalışana bırakıldığı için, çalışanın seçimi neye göre yapacağı da önem arz ediyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, çalışanın matrahı taşıması durumunda vergisel açıdan diğer duruma göre daha fazla vergi ödediği veya vergiyi daha erken ödediği bir durumun ortaya çıkabileceği noktasıdır.

İki kısa örnek üzerinden ilerleyecek olursak; örneğin 2020 yılında aylık brüt ücreti 10.000 TL olan bir çalışanın 9 aylık çalışması sonrası farklı bir işverenin yanında işe başladığını, yine orada da aylık brüt 10.000 TL aldığını farz edelim. Çalışanın yıllık beyannamede indirebileceği herhangi bir gideri bulunmadığını varsayalım. Birinci işvereni brüt 90.000 TL gelir elde ettiği ilk çalıştığı işveren olarak belirlersek, birden sonraki işverenden yalnızca brüt 30.000 TL geliri olduğunu söyleyebiliriz. 3 ay karşılığında aldığı brüt 30.000 TL üzerinden hesaplanacak olan 25.500 TL’lik (sadece sosyal güvenlik ve işsizlik sigortası primi işçi hisselerini indirmiş olalım) kümülatif gelir vergisi matrahının, 2020 yılı için beyan yükümlülüğünün tespiti için kullandığımız 49.000 TL’nin altında kalacak olması nedeniyle hiç beyanname vermesine gerek bulunmayacaktır.

Bu çalışan matrahını taşımaya karar verirse, kaldığı dilimden devam ettirileceği için yıl sonunda her iki işveren tarafından yapılan gelir vergisi kesintisi tutarı brüt 120.000 TL için 23.010 TL olacaktır.

Ancak, eğer taşımamaya karar verirse ayrıca yıllık beyanname de verilmeyeceğinden ve ikinci işveren kümülatif matrahı sıfır olarak kabul edeceğinden, toplam kesinti tutarı brüt 120.000 TL için 20.125 TL olacaktır. Dolayısıyla taşıma kararı 2.885 TL’lik fazladan bir vergi ödenmesine neden olabilecektir.

İkinci örneğimizde ise çalışanın yine 2020 yılında aylık brüt 10.000 TL ile her iki işverende de 6’şar aylık dönemler halinde çalıştığını düşünelim. Yine, beyanname üzerinde dikkate alabileceği farklı bir giderinin bulunmadığını varsayalım. Hangi işvereni birinci olarak seçersek seçelim brüt 60.000 TL’lik bir gelir söz konusu olacak ve kümülatif gelir vergisi matrahı 51.000 TL olarak belirlenecektir. 51.000 TL’lik tutar, 2020 yılı için beyanname verme sınırı olan 49.000 TL’nin üzerinde olduğu için çalışan kümülatif gelir vergisi matrahını diğer işverene taşımayı seçsin veya seçmesin, kendisinin yıllık gelir vergisi verme yükümlülüğü olduğunu söyleyebiliriz.

Çalışan halihazırda zaten beyan yükümlülüğü olduğu düşüncesiyle matrahını taşımayı tercih edebilir. Bu durumda, yukarıda da belirttiğimiz gibi aylık kesintilerle yıl sonu itibariyle 23.010 TL gelir vergisi ödemiş olacak. Ancak, taşımamayı tercih etseydi, kesinti tutarı 18.480 TL ile sınırlı kalacaktı ve yıllık beyan işlemi sonucunda, 23.010 TL gelir vergisi hesaplanacak, halihazırda kesintiye konu olan 18.480 TL bu tutardan mahsup edilecek ve kalan 4.530 TL, 2021 Mart ve Temmuz sonunda iki eşit taksitle vergi dairesine ödenebilecekti. Burada daha az vergi ödendiği bir durum olmasa da verginin ödeme zamanı değiştiğinden çalışanların dikkate alabileceği bir fırsat maliyeti oluşabilecektir.

Yukarıdaki örneklerin gerçek hayatta burada ele alamayacağımız kadar fazla çeşidi bulunabilecektir (çalışanların indirilebilecek giderlerinin olması, brüt yerine net ücret üzerinden sözleşme yapılmış olması, matrahın belirlenmesinde SGK primi dışında unsurların da dikkate alınması vb.). Dolayısıyla, mevcut duruma göre çalışanların işveren değişikliği durumunda bir durum değerlendirmesi yapmaları faydalı olacaktır.
 

3. Beyan işlemi

Beyan yükümlülüğü bulunan çalışanların yıllık beyannamelerini takvim yılını takip eden Mart ayı içerisinde vermeleri gerekiyor. Yani 2020 yılı için birden fazla işverenden ücret geliri elde eden ve yukarıdaki açıklamalara göre beyan yükümlülüğü bulunan çalışanların 2021 Mart sonuna kadar yıllılk beyannamelerini vermeleri gerekecektir.

Yıllık beyannameler, kişilerin çalıştıkları şirketin mükellefi olduğu vergi dairesine değil, kişilerin ikametgâh adreslerine göre yetkili olan vergi dairelerine sunulacaktır. Örneğin, çalıştığınız şirket Büyük Mükellefler Vergi Dairesi’ne bağlı, ancak ikametgahınız Beşiktaş Vergi Dairesi’nin yetki alanında olsun, yıl boyunca işvereninizce yapılan gelir vergisi kesintileri Büyük Mükellefler Vergi Dairesi’ne ödenirken siz yıllık beyannamenizi Beşiktaş Vergi Dairesi’ne sunacaksınız.

Ücret geliri elde eden çalışanlar için yıllık beyannamelerin elektronik ortamda verilmesi zorunluluğu bulunmuyor. Dolayısıyla, dileyen çalışanlar yıllık beyannamelerini vergi dairelerine, beyan döneminde elden verebilecekken, isteyenler elektronik olarak sunabileceklerdir. Daha önce vergi dairesi nezdinde işlem yapmamış, yıllık beyanname vermemiş çalışanların öncelikle vergi dairelerinin sicil servislerine giderek mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekecektir. Mükellefiyet tesisi işlemi sonrasında elektronik ortamda beyannamelerini sunmak isteyen mükelleflere, vergi dairesince şifre verilebilmektedir.

Ancak öte yandan, vergi dairesine hiç gitmeden de bu işlemi yapmak son birkaç yıl içerisinde mümkün hale getirildi. Gelir İdaresi Başkanlığı’nın “Hazır Beyan” adını verdiği sistemle mükellefiyet tesis ettirilmesine ve şifre talep edilmesine gerek kalmaksızın elektronik ortamda yıllık beyanname verilebiliyor. Hazır Beyan Sistemine erişebilmek için e-devlet şifresi sahibi olmak yeterli, ancak e-devlet şifreniz yoksa da Gelir İdaresi Başkanlığı’nın web sitesi kanalıyla T.C. kimlik numarası, bir yakının (anne, baba, eş veya çocuk) T.C kimlik numarası, doğum tarihi ve anne kızlık soyadının ilk iki harfi ile de sisteme giriş yapabilmek mümkün. Dolayısıyla çalışanlar vergi dairelerine gitmek suretiyle bu işlemleri gerçekleştirebilecekleri gibi, oturdukları yerden de beyannamelerini verebilecekler. Diğer bir alternatif olarak da meslek mensuplarını yetkilendirerek beyan işlemi için onlardan destek alabilecekler.

Yukarıda da değindiğimiz gibi yıllık beyanname verilmesi ek bir gelir vergisi ödeneceği anlamına gelmiyor. Duruma göre ek gelir vergisi ödenebileceği gibi, vergi dairesinden iade almak veya yalnızca damga vergisi ödemek söz konusu olabilecektir.

Basitçe bakarsak beyannamede göreceğimiz ana başlıklar şöyle olacaktır:

- Gelirler

- Giderler (-)

- Gelir vergisi matrahı (gelirler – giderler)

- Hesaplanan gelir vergisi

- Kesinti yoluyla ödenen gelir vergisi (-)

- Ödenecek vergi / iade alınacak vergi (hesaplanan gelir vergisi – kesinti yoluyla ödenen gelir vergisi). 

Yukarıdaki ana başlıklar üzerinden gidersek; hesaplanan gelir vergisi, kesinti yoluyla ödenen gelir vergisinden büyükse beyan işlemi sonucunda vergi ödeneceğini, durum tam tersiyse beyan işlemi sonrasında vergi dairesinden iade alınabileceğini söyleyebiliriz. Tutarlar eşit ise ne bir gelir vergisi ödenecek ne de iade alınacak bir gelir vergisi söz konusu olacaktır. Ancak bir de gelirle ilişkisi olmayan, beyanname verilmesinden kaynaklı bir damga vergisi mevcuttur. Damga vergisi tutarı beyannamenin nasıl sonuçlandığına bakılmaksızın ödenecektir.
 

4. Özellikli durumlar

Birden fazla işverenden elde edilen ücret gelirlerine ilişkin olarak birkaç özellikli durumdan da bahsetmekte fayda olduğunu düşünüyoruz. Esasında bu hususlar idarenin daha önce konu bazında vermiş olduğu özelgelerden ve vergi dairesi nezdindeki uygulamalardan biliniyordu, ancak 311 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde yer alan detaylı açıklamalar ile tereddütlerin giderilmesi de yerinde oldu.

 

4.1. İşveren değişikliği olup olmadığının belirlenmesi

Çalışanların işlerinden ayrılarak farklı bir işveren ile çalışmaya başladığı durumlar açısından böyle bir belirlemeye ihtiyaç olmayabilir, ancak iş yerinin devrolması, birleşmeye konu edilmesi, alt işverenin değişmesi vb. pek çok durumda işveren değişikliği olup olmadığı ile ilgili tereddüt yaşanabilmektedir.

Bahsi geçen Tebliğ’de, aşağıdaki durumlarda ücretin aynı işveren tarafından ödenmeye devam edildiğinin varsayılacağı, buna göre kümülatif gelir vergisi matrahının işlem sonrasında da kaldığı yerden devam ettirilmesi ve elde edilen ücretin birden fazla işverenden elde edilen ücret kapsamında değil, tek işverenden elde edilmiş ücret olarak nitelendirilmesi gerekeceği ifade edilmiştir:

- İki ayrı özel sektör firmasının birleşmesi (devir, nev’i değişikliği ve bölünme halleri dahil).

- 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulan yerlerde çalışan hizmet erbabının, yıl içinde alt işvereninin değişmesi.

- Ortaklık halinde faaliyette bulunan işyerlerinde, ortaklardan herhangi birinin değişmesi.
 

4.2. İstisna kapsamında ücret elde edilmesi

Mevzuatımızda ücretlerle ilgili pek çok istisna bulunuyor. Ancak bunları iki ana gruba ayırmak mümkün. Söz konusu istisnalardan bir kısmı esasında özü itibariyle yararlananı çalışan olan istisnalar, diğer grup ise yararlananı işveren olan istisnalardır. Uygulamada ise bu iki şu şekilde ayrılmaktadır; ücretin doğrudan istisna edildiği ve bundan çalışanın yararlandığı uygulamalarda gelir vergisi hiçbir şekilde hesaplamaya konu edilmez, ancak işverenin faydalandığı istisna uygulamalarında ise gelir vergisi işveren tarafından hesaplanır ancak muhtasar beyanname üzerinde mahsup edilmek suretiyle terkin edilir, vergi dairesine ödenmez.

Birden fazla işverenden ücret geliri elde edilmesi durumunda ve elde edilen ücret gelirlerinden bir kısmının veya hepsinin istisna kapsamında olması halinde gelir vergisi tarifesinin ikinci diliminde yer alan tutarın aşılıp aşılmadığına ilişkin tespiti yaparken hesaplamaya dahil edilip edilmeyeceği de esasında istisnadan kimin faydalandığına göre değişecektir. Eğer istisnadan işveren faydalanıyorsa (örneğin serbest bölgelerde çalışanlara ilişkin ücret istisnası, AR-GE tasarım, destek personeline ilişkin ücret istisnası), yani diğer bir deyimle ücretler üzerinden yukarıda bahsettiğimiz gibi gelir vergisi hesaplanıyor ve muhtasar beyanname üzerinde mahsup yoluyla terkin ediliyorsa, çalışanların birden fazla işverenden ücret geliri elde etmesi durumunda bu tür gelirleri de hesaplamada dikkate almaları ve beyan yükümlülüğünün bulunduğunun tespit edilmesi halinde beyannameye dahil etmeleri gerekecektir.

Öte yandan, ilgili istisnadan çalışan faydalanıyorsa (örneğin irtibat bürolarında çalışan personele döviz üzerinden ödenen ücretlere ilişkin istisna, teknokent bünyesindeki çalışanlara ilişkin istisna), yani diğer ifadeyle, uygulama esnasında ücret için hiçbir şekilde vergi hesaplanmıyorsa çalışanların birden fazla işverenden ücret geliri elde etmesi durumunda bu ücretleri, söz konusu beyan sınırının aşılıp aşılmadığını hesaplarken dikkate almalarına gerek olmayacağını söyleyebiliriz.
 

5. Sonuç

Konuya ilişkin yeni yapılan düzenlemeyle uygulamanın kapsamı genişletilirken, çıkarılan Gelir Vergisi Genel Tebliği ile bu hususla ilgili pek çok soruya da cevap getirilmiş oldu. Ancak yine de bir takvim yılında birden fazla işverenden ücret geliri elde eden çalışanların zamanında ve doğru kararlar alabilmeleri ve beyan yükümlülüklerini zamanında yerine getirerek olası yaptırımları önlemeleri açısından vergisel değerlendirme yapmak için beyannamenin verileceği dönemi beklemeksizin, birden fazla işverenden gelir elde etme ihtimali ortaya çıktığında bu değerlendirmeleri yapmalarının önem arz ettiği düşüncesindeyiz.
 

Kaynakça

- Gelir Vergisi Kanunu

- 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun

- 160 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği

- 311 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği

VergiGündem | Tamer TÜRKYILMAZ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

Başlıksız Belge