<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bağımsız Denetim Türkiye (info@bdturkey.com)</title>
    <link>https://www.bdturkey.com</link>
    <description>Bağımsız Denetim ve Muhasebe Haber Portalı</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bdturkey.com/rss/ekonomi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 20 May 2026 07:03:49 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/rss/ekonomi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Nükleer santral inşaatında uygulanan vergi tevkifatı oranı %1'e düşürüldü]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/nukleer-santral-insaatinda-uygulanan-vergi-tevkifati-orani-1e-dusuruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/nukleer-santral-insaatinda-uygulanan-vergi-tevkifati-orani-1e-dusuruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nükleer santral inşaatı ve onarım işleri dolayısıyla bu işleri yapanlara ödenen istihkak bedelleri üzerinden yapılacak vergi kesintisi oranı yüzde 1 olarak tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığından edinilen bilgiye göre, 29 Mart 2025 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı'yla, ulaştırma alanında stratejik öneme sahip demir yolu hattı, tramvay, füniküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemleri ile gemi inşaat ve onarım işlerinde ödenen istihkak bedellerinde tevkifat oranı yüzde 1 olarak belirlenmiş, diğer yıllara sari inşaat ve onarım işlerinde ise mevcut tevkifat oranının yüzde 5 olarak uygulanmaya devam edilmesi kararlaştırılmıştı.</p>

<p>Yayımlanan kararla, yüksek finansman gerektiren ve uzun vadeli yatırım niteliği taşıyan nükleer enerji projelerinin desteklenmesi kapsamında, projelerin finansman yükünün azaltılması, yatırım süreçlerinin hızlandırılması ve enerji arz güvenliğine katkı sağlanması amaçlandı.</p>

<p><strong>Yapılan değişiklikle, nükleer enerji alanındaki yatırımların uluslararası rekabet gücünün artırılması ve stratejik altyapı projelerinin daha etkin şekilde hayata geçirilmesi hedeflendi.</strong></p>

<p>Kararla, ulaştırma alanında daha önce uygulanan inşaat ve onarım işleri gibi nükleer santral inşaatı ve onarım işleri de yüzde 1 tevkifat kapsamına alınırken diğer yıllara sari inşaat ve onarım işlerinde ise mevcut tevkifat oranı yüzde 5 olarak uygulanmaya devam edecek.</p>

<p>Karar, yayımı tarihini izleyen ay başından itibaren yapılacak ödemelere uygulanmak üzere yürürlüğe girecek.</p>

<p><strong>Bloomberg HT</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/nukleer-santral-insaatinda-uygulanan-vergi-tevkifati-orani-1e-dusuruldu</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/09/nukleer2.jpg" type="image/jpeg" length="64175"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Küresel belirsizliklerle altında baskı sürüyor]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kuresel-belirsizliklerle-altinda-baski-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kuresel-belirsizliklerle-altinda-baski-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gram altın, güne düşüşle başlamasının ardından 6 bin 655 liradan işlem görüyor. Dün ons fiyatındaki yükselişe paralel değer kazanan gram altın, günü önceki kapanışa göre yüzde 0,8 artışla 6 bin 691 liradan tamamladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güne düşüşle başlayan gram altın saat 09.30 itibarıyla önceki kapanışın yüzde 0,5 altında 6 bin 655 lira seviyesinde bulunuyor. Aynı dakikalar itibarıyla çeyrek altın 10 bin 960 liradan, cumhuriyet altını 43 bin 650 liradan satılıyor.</p>

<p>Altının onsu ise önceki kapanışa göre yüzde 0,5 düşüşle 4 bin 540 dolardan işlem görüyor.</p>

<p>Yurt içi piyasaların kapalı olduğu günde küresel piyasalarda altın güne düşüşle başlarken, ons altın dalgalanmalar sonrası 4.538 dolar seviyesine kadar geriledi.</p>

<p>Singapur’da gün ortasında spot altın yüzde 0,7 düşerek ons başına 4.536,52 dolardan işlem gördü. Gümüş yüzde 2 düşüşle 75,80 dolara geriledi. Platin ve paladyum da değer kaybetti.</p>

<h2><strong>Belirsizlikler sürüyor</strong></h2>

<p>Küresel piyasalarda, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik planlanan saldırıyı bir süreliğine ertelediğini duyurmasına karşın, bölgedeki belirsizlikler sürüyor. Somut bir anlaşmanın henüz sağlanmaması ve petrol fiyatlarının yüksek seyrini koruması, enflasyon risklerinin küresel piyasalarda fiyatlamalar üzerindeki baskısının sürmesine neden oluyor.</p>

<p>Analistler, bugün yurt içinde 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeniyle piyasaların kapalı olduğuna işaret ederek, yurt dışında Euro Bölgesinde ticaret dengesi ve ABD'de bekleyen konut satışları verisinin takip edileceğini belirtti.</p>

<h2><strong>Petrol ve tahvil faizleri yükselişi</strong></h2>

<p>Petrol fiyatlarındaki yüksek seyrin tetiklediği enflasyon endişeleri devam ederken, Hazine tahvil getirileri uzun yılların en yüksek seviyelerine yakın seyretti. Bu durum, altının cazibesini azaltırken, Dolar endeksi de yüzde 0,2 yükseldi.</p>

<p>Altın, savaşın ilk günlerinde sert düşerken, enflasyon endişeleri ve parasal gevşeme olasılığıyla gerileme hafiflese de çatışmaların başlamasından bu yana yaklaşık yüzde 14 oranında değer kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oversea-Chinese Banking Stratejisti Vasu Menon, Orta Doğu'daki durumun yanı sıra petrol fiyatları ve tahvil getirilerindeki belirsizliklerin kısa vadede altın üzerinde baskı oluşturmaya devam edebileceğini belirterek "Küresel çapta yaşanan ve önümüzdeki yıllarda hız kazanması beklenen önemli siyasi ve ekonomik değişiklikler göz önüne alındığında, altını küresel belirsizliklere karşı faydalı bir korunma aracı olarak görmeye devam ediyoruz" diye konuştu.</p>

<p><strong>Ekonomim</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kuresel-belirsizliklerle-altinda-baski-suruyor</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 10:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/11/altin33.jpg" type="image/jpeg" length="48354"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bitcoin'de teknik görünüm alarm veriyor]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/bitcoinde-teknik-gorunum-alarm-veriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/bitcoinde-teknik-gorunum-alarm-veriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bitcoin, ABD'den gelen güçlü enflasyon ve perakende satış verilerinin ardından artan Fed faiz beklentileriyle baskı altında kalmaya devam ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2></h2>

<p><strong>Bitcoin</strong> (<strong>BTC</strong>), spot ETF'lerden süren çıkışlar ve beklentilerin üzerinde gelen <strong>ABD enflasyon</strong> verilerinin yatırımcıların riskli varlıklara olan iştahını azaltmasıyla baskı altında kalmaya devam etti. Geçtiğimiz hafta yaklaşık yüzde 6 değer kaybeden Bitcoin şu sıralar 76,819 dolar civarında işlem görüyor.</p>

<p><strong>ABD verileri risk iştahını baskıladı</strong></p>

<p>Piyasadaki zayıf görünümün, geçen hafta açıklanan güçlü ABD enflasyon ve perakende satış verilerinin ardından derinleştiği kaydedildi. Verilerin, <strong>ABD Merkez Bankası</strong>'nın (<strong>Fed</strong>) faiz politikasında daha şahin bir duruş sergileyebileceğine yönelik beklentileri artırdığı aktarıldı.</p>

<p>Artan enflasyon baskısının dolar endeksini ve ABD tahvil faizlerini yukarı taşımasının, kripto paralar gibi riskli varlıklar üzerinde ek baskı oluşturduğu ifade edildi.</p>

<p>Yükselen faiz beklentilerinin piyasa likiditesini azaltırken yatırımcıların daha güvenli ve getirili araçlara yönelmesine neden olduğu, bunun da Bitcoin gibi spekülatif varlıklara olan talebi sınırladığı belirtildi.</p>

<p>Öte yandan 82 bin dolar seviyesinden gelen satışların ardından kısa vadeli yatırımcıların kâr realizasyonuna yöneldiği ve düşüşün derinleştiği kaydedildi.</p>

<p><strong>Bitcoin ETF'lerinden güçlü çıkış</strong></p>

<p>Kurumsal yatırımcı tarafında da zayıflama sinyalleri öne çıktı. CoinGlass verilerine göre ABD spot Bitcoin ETF'lerinden geçen hafta yaklaşık 1 milyar dolarlık net çıkış yaşandı. Bu rakamın, ocak ayı sonundan bu yana görülen en büyük haftalık çıkış olduğu bildirildi.</p>

<p>ETF tarafındaki para çıkışlarının, daha önce Bitcoin'in yükselişini destekleyen güçlü kurumsal talepte yavaşlamaya işaret ettiği ifade edildi. Analistler, ETF çıkışlarının devam etmesi halinde piyasadaki aşağı yönlü baskının artabileceği değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Teknik göstergeler düşüş sinyali veriyor</strong></p>

<p>Teknik analiz tarafında ise BTC/USD dört saatlik grafikte görünümün negatif olduğu belirtildi. Bitcoin'in yaklaşık 82 bin 289 dolar seviyesindeki 100 haftalık üssel hareketli ortalamadan (EMA) geri döndüğü ifade edildi.</p>

<p>Ayrıca Bitcoin'in geçen haftayı, Ekim ayındaki 126 bin 199 dolarlık zirve ile Şubat ayındaki yaklaşık 60 bin dolarlık dip seviyeden hesaplanan yüzde 61,8 Fibonacci düzeltme seviyesi olan 78 bin 490 doların altında tamamladığı kaydedildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Analistler, bu seviyelerin altına inilmesinin piyasa momentumunu aşağı çevirdiğini belirterek, satış baskısının sürmesi halinde 75 bin dolar seviyesindeki psikolojik desteğin test edilebileceğini ifade etti.</p>

<p>Haftalık grafikte Göreceli Güç Endeksi'nin (RSI) 50 seviyesinin altına gerileyerek 35 civarında seyretmesinin düşüş momentumuna işaret ettiği aktarıldı. MACD göstergesinin de negatif bölgede kalmasının, satıcıların piyasadaki kontrolünü koruduğunu gösterdiği belirtildi.</p>

<p>Düşüş trendinin devam etmesi halinde ilk destek seviyelerinin 50 günlük ve 100 günlük EMA bölgelerinde bulunduğu, sonraki destek noktalarının ise 74 bin 487 dolar ve 70 bin 576 dolar seviyelerinde olduğu kaydedildi.</p>

<p>Analistler, yukarı yönlü hareketin yeniden güç kazanabilmesi için Bitcoin'in önce 78 bin 962 dolar seviyesini, ardından 81 bin 853 dolar civarındaki 200 günlük EMA'yı aşması gerektiğini belirtti. Daha güçlü bir yükseliş senaryosunda ise 83 bin 437 dolar ile 84 bin 410 dolar bandının kritik direnç bölgesi olarak öne çıktığı ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/bitcoinde-teknik-gorunum-alarm-veriyor</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2022/11/bitcoin.jpg" type="image/jpeg" length="69847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kredi kartı harcamaları zirvede: 2,1 trilyon TL'yi geçti]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kredi-karti-harcamalari-zirvede-21-trilyon-tlyi-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kredi-karti-harcamalari-zirvede-21-trilyon-tlyi-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre kredi kartı, banka kartı ve ön ödemeli kartlarla yapılan toplam harcama nisan ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 44 artarak 2,6 trilyon TL’ye yükseldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bankalararası Kart Merkezi (BKM), Nisan ayına ilişkin kartlı ödeme verilerini açıkladı. Buna göre, 2,6 trilyon TL tutarında 1,8 milyar adet kartlı ödeme işlemi gerçekleşti. Mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti. İnternetten kartlı ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39 büyüme ile 756,9 milyar TL oldu.</p>

<h3><strong>Kart sayıları gelişimi</strong></h3>

<p>Nisan ayı itibarıyla Türkiye'de kredi kartı sayısı 147,6 milyon, banka kartı sayısı 216,0 milyon ve ön ödemeli kart sayısı 98,4 milyon adet oldu.</p>

<p>2025 yılının Nisan ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 11’lik, banka kartı adedinde yüzde 2’lik artış, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 3’lük düşüş yaşandı. Toplam kart sayısı ise 462,0 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artış gösterdi.</p>

<h3><strong>Kartlı ödeme tutarı gelişimi</strong></h3>

<p>Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Nisan ayında yapılan toplam ödeme tutarı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 44 artarak 2.559,6 milyar TL oldu.</p>

<p>Kartlı ödemelerin 2.185,2 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 366,8 milyar TL’sinde banka kartları, 7,6 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı.</p>

<p>Kredi kartı ile yapılan ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 44, banka kartı ile yapılan ödemelerde yüzde 48 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde -60 oldu.</p>

<h3><strong>Kartlı ödeme işlem adedi gelişimi</strong></h3>

<p>Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile Nisan ayında yapılan toplam ödeme adedi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14 artarak 1,8 milyar adet oldu.</p>

<p>Kartlı ödemelerin 1.059,7 milyon adedi kredi kartları ile yapılırken 740,5 milyon adedinde banka kartları, 32,0 milyon adedinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kredi kartları ile yapılan ödeme adetlerinde büyüme oranı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16, banka kartları ile yapılan ödeme adetlerinde yüzde 20 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödeme adetlerinde ise bu oran yüzde -57 oldu.</p>

<h3><strong>İnternetten kartlı ödeme tutarı gelişimi</strong></h3>

<p>İnternetten kartlı ödemeler, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39 artarak 756,9 milyar TL’ye yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 30 oldu.</p>

<p>İnternetten kartlı ödeme adedi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11 artarak 249,2 milyon adede yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı ise yüzde 14.</p>

<h3><strong>Temassız ödeme tutarı gelişimi</strong></h3>

<p>Kartlarla yapılan temassız ödeme adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16 artarak 1.233,7 milyon adet oldu. Temassız ödeme tutarı ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 51 artarak 855,0 milyar TL oldu. Nisan ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4’ü temassız gerçekleşti.</p>

<p><strong>İHA</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kredi-karti-harcamalari-zirvede-21-trilyon-tlyi-gecti</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/06/kredi-karti.jpg" type="image/jpeg" length="63331"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşsizlik oranı ilk çeyrekte geriledi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/issizlik-orani-ilk-ceyrekte-geriledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/issizlik-orani-ilk-ceyrekte-geriledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşsizlik oranı, 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 0,1 azalış ile yüzde 8,2 oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 52 bin kişi azalarak 2 milyon 894 bin kişi oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İşsizlik oranı ise 0,1 puanlık azalış ile yüzde 8,2 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8, kadınlarda yüzde 11,1 olarak tahmin edildi.</p>

<p><a href="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw700h234q95gc/storage/files/images/2026/05/18/18052026-tablo2-hj1l.jpg?_gl=1*f1k1jc*_gcl_au*NDgzNzg0NzkxLjE3NzU1NDM2NjQ.*_ga*MTQ0NTg3ODg3OC4xNzUyMjEzNDk5*_ga_5KTMPZNM29*czE3NzkwODQ3NTIkbzE5NiRnMSR0MTc3OTA4OTAyNCRqNTMkbDAkaDEyMDA4OTk0NTI." rel="nofollow" title="İşsizlik oranı ilk çeyrekte geriledi - Resim : 1"><img alt="İşsizlik oranı ilk çeyrekte geriledi - Resim : 1" height="234" loading="lazy" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw700h234q95gc/storage/files/images/2026/05/18/18052026-tablo2-hj1l.jpg" width="700" /></a></p>

<h2><strong>İstihdam oranı yüzde 48,3</strong></h2>

<p>İstihdam edilenlerin sayısı 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 301 bin kişi azalarak 32 milyon 221 bin kişi, istihdam oranı ise 0,5 puanlık azalış ile yüzde 48,3 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65,7 iken kadınlarda yüzde 31,3 olarak gerçekleşti.</p>

<h2><strong>İşgücüne katılma oranı yüzde 52,6 olarak gerçekleşti</strong></h2>

<p>İşgücü, 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 353 bin kişi azalarak 35 milyon 116 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,7 puanlık azalış ile yüzde 52,6 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,5, kadınlarda ise yüzde 35,2 oldu.</p>

<h2><strong>Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 15,2</strong></h2>

<p>15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki çeyreğe göre değişim göstermeyerek yüzde 15,2 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 12,6, kadınlarda ise yüzde 20,4 olarak tahmin edildi.</p>

<h2><strong>İstihdamın yüzde 59,3'ü hizmet sektöründe yer aldı</strong></h2>

<p>Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre tarım sektöründe 44 bin kişi, sanayi sektöründe 20 bin kişi, inşaat sektöründe 48 bin kişi, hizmet sektöründe 189 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin yüzde 13,8'i tarım, yüzde 20,2'si sanayi, yüzde 6,7'si inşaat, yüzde 59,3'ü ise hizmet sektöründe yer aldı.</p>

<h2><strong>Haftalık ortalama fiili çalışma süresi 42,2 saat</strong></h2>

<p>İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,3 saat azalarak 42,2 saat olarak gerçekleşti.</p>

<h2><strong>Atıl işgücü oranı yüzde 30,4</strong></h2>

<p>Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2026 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,6 puanlık artış ile yüzde 30,4 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 19,8 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 20,4 olarak tahmin edildi.</p>

<p><strong>Ekonomim</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/issizlik-orani-ilk-ceyrekte-geriledi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/11/issizlik-2.webp" type="image/jpeg" length="10504"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hürmüz krizi nakliye maliyetlerini uçurdu]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/hurmuz-krizi-nakliye-maliyetlerini-ucurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/hurmuz-krizi-nakliye-maliyetlerini-ucurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran savaşı sonrası fiilen kapanan Hürmüz Boğazı, küresel lojistik zincirini sarstı. Şirketler, limanlarda mahsur kalan yükler, uzun gecikmeler ve katlanan maliyetlerle karşı karşıya kalırken, deniz taşımacılığının yerini kara yolu almaya çalışıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İran savaşının ardından Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin büyük ölçüde durması, küresel ticaret ve taşımacılık sektöründe ciddi bir darboğaza yol açtı. Bölgeye gönderilen yüklerin önemli kısmı Hindistan’dan Mozambik’e kadar birçok limanda beklerken, şirketler binlerce dolarlık ek maliyetle karşı karşıya kaldı.</p>

<p style="text-align:justify">Uluslararası taşımacılık şirketleri alternatif kara güzergâhları oluşturarak tedarik zincirini ayakta tutmaya çalışsa da sektör temsilcileri, mevcut kapasitenin deniz taşımacılığının yerini doldurmaktan çok uzak olduğunu belirtiyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Pandemi zirvesini de aştı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Clarksons Research verilerine göre, Şanghay-Körfez ve Kızıldeniz hattında 20 feetlik standart bir konteynerin (TEU) taşıma maliyeti savaş öncesindeki 980 dolardan, 15 Mayıs haftasında 4 bin 131 dolara yükseldi.</p>

<p style="text-align:justify">Böylece navlun ücretleri, Covid-19 pandemisi sırasında 2021’de görülen 3 bin 960 dolarlık önceki zirveyi de aşmış oldu.</p>

<p style="text-align:justify">Artışta yakıt maliyetlerindeki yükselişin yanı sıra, yüklerin kara yoluyla taşınabilmesi için kamyon kapasitesine yönelik yoğun talep etkili oldu.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Dev şirketlerin kara koridoru arayışı</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Dünyanın en büyük konteyner taşımacılığı şirketleri arasında yer alan Maersk, MSC, CMA CGM ve Hapag-Lloyd, Kızıldeniz ve Umman Körfezi’ndeki limanlardan kara taşımacılığı ağları oluşturmaya başladı.</p>

<p style="text-align:justify">Suudi Arabistan’daki Yanbu ve King Abdullah limanları ile BAE’deki Fujairah limanı üzerinden taşınan yükler, kara yoluyla Suudi Arabistan’ın Dammam limanı, Irak’ın Basra kenti ve BAE’deki Cebel Ali Limanı’na ulaştırılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Maersk CEO’su Vincent Clerc, özellikle Irak, Ürdün ve Türkiye’den yoğun kamyon kapasitesinin devreye alındığını söyledi.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak sektör temsilcileri, kamyon taşımacılığının büyük konteyner gemilerinin sağladığı kapasitenin yalnızca küçük bir bölümünü karşılayabildiğini vurguluyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hürmüz geçişleri çakıldı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Savaş öncesinde Hürmüz Boğazı’ndan günlük yaklaşık 135 gemi geçerken, bu sayı savaş sonrası günlük birkaç gemiye kadar geriledi. Bölgedeki saldırılarda şu ana kadar yaklaşık 38 geminin hedef alındığı belirtiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Hapag-Lloyd CEO’su Rolf Habben Jansen, Körfez bölgesine yönelik ticaret akışının yüzde 60 ila 80 arasında düştüğünü söyledi. Bazı limanların artık gıda ve tıbbi malzeme gibi temel ürünlere öncelik vermek zorunda kaldığı ifade ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gıda ve gübre taşımacılığı da olumsuz etkilendi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hintli Tata Consumer Products, Orta Doğu’ya gönderilen çay, tuz ve bakliyat sevkiyatlarının artık Suudi Arabistan’ın Cidde ve BAE’nin Horfakkan limanlarına yönlendirildiğini, ardından kara yoluyla taşındığını açıkladı.</p>

<p style="text-align:justify">Şirket yetkilileri, teslimat sürelerinde ciddi uzamalar yaşandığını ve bazı sevkiyatlarda gecikmenin 60 güne kadar çıktığını belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Tahıl ticaretinde de benzer bir tablo oluştu. Yükler önce Kızıldeniz ve Umman Körfezi limanlarına taşınıyor, ardından kamyonlar ve daha küçük gemilerle Katar, Bahreyn ve diğer Körfez ülkelerine ulaştırılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Gübre sektöründe ise lojistik maliyetler daha da ağır hissediliyor. Sektör temsilcileri, normalde 30 bin ila 50 bin tonluk yüklerle taşınan gübrelerin kamyonlarla sevk edilmesinin operasyonel açıdan büyük zorluk yarattığını ifade ediyor.</p>

<p style="text-align:justify">Fiyatlandırma kuruluşu Argus’a göre, Suudi Arabistanlı üreticiler gübre hammaddelerini ülke içinde 14-15 saatlik kara taşımacılığıyla sevk ediyor. Bunun ton başına 80-90 dolar ek maliyet yarattığı hesaplanıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ciddi yığılma riski</strong></p>

<p style="text-align:justify">Lojistik şirketleri, alternatif limanlarda kapasitenin hızla dolduğunu ve ciddi bir yığılma riski oluştuğunu belirtiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Uluslararası taşımacılık şirketi John Mason International yetkilileri, savaş başlamadan önce gönderilen bazı konteynerlerin hâlâ limanlarda beklediğini açıkladı.</p>

<p style="text-align:justify">Sektör temsilcilerine göre mevcut yük birikiminin eritilmesi aylar sürebilir. (Nefes - Ömür Kırbaşlı)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/hurmuz-krizi-nakliye-maliyetlerini-ucurdu</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 08:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/04/hurmuz.jpg" type="image/jpeg" length="91625"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vergi teşviki amacından saptı: Sanayiyi değil gayrimenkulü büyütüyor]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/vergi-tesviki-amacindan-sapti-sanayiyi-degil-gayrimenkulu-buyutuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/vergi-tesviki-amacindan-sapti-sanayiyi-degil-gayrimenkulu-buyutuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ülkemizde vergi mevzuatının köklü kurumlarından biri, Vergi Usul Kanunu’nda yer alan “yenileme fonu”dur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">1960’ların planlı kalkınma döneminde, üretim araçlarının yenilenmesini kolaylaştırmak amacıyla getirilen bu düzenleme, bugün çok farklı bir ekonomik zeminde uygulanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">O günün temel meselesi üretim kapasitesini korumak ve sanayileşmeyi desteklemekti. Bugünün Türkiye’sinde ise fonun çoğu zaman gayrimenkul ve taşıt değişimleri üzerinden işletildiği görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Şu hâlde, yenileme fonunun hâlâ üretimi destekleyen bir vergi teşviki mi, yoksa taşınmaz ve otomobili değişikliği sağlayan bir varlık yönetimi aracına mı dönüştüğü tartışılmalıdır.<br />
<br />
<strong>BASİTÇE KURAL NE DİYOR</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bir işletme, amortismana tabi bir iktisadi kıymeti (makine, araç, bina, konut, işyeri, fabrika, otel vb.) satıp kazanç elde ederse, bu kazanç kural olarak derhal vergilendirilir. Ancak işletme, “satılan kıymetin yerine yenisini alacağım” diye karar alırsa söz konusu kazancın vergilendirilmesi üç yıl süreyle ertelenir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu süre içinde aynı neviden bir iktisadi kıymet edinilmesi hâlinde, satıştan doğan kazanç yeni alınan varlığın amortismanlarına mahsup edilir ve bunu karşıladığında ayrıca bir vergileme yapılmaz.</p>

<p style="text-align:justify">Üç yıl içinde yenileme gerçekleşmezse, ertelenen kazanç üçüncü yılın sonunda vergilendirilir<br />
<br />
<strong>ÜRETİMİ AYAKTA TUTMAK İÇİN GETİRİLDİ</strong></p>

<p style="text-align:justify">1960 yılında Devlet Planlama Teşkilatı kuruldu. Ardında 1963 yılında Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Yürürlüğe girdi. Bu düzenleme aynı yıl şunun için getirildi:</p>

<p style="text-align:justify">“Makine eskidiyse yenilensin, üretim aksamasın”. O dönemin Türkiye’sinde, sanayi yeni gelişiyordu, sermaye sınırlıydı; üretim araçlarının yenilenmesi kritik önemde görüldü. Hülasa kural, üretimi destekleyen rasyonel bir teşvikti<br />
<br />
<strong>BUGÜN NE OLDU?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Aradan geçen 63 yılda ekonomik model değişti ama kural büyük ölçüde aynı kaldı. Bugün uygulamaya baktığımızda ilginç bir tablo var: Yenileme fonu en çok taşınmaz (gayrimenkul) araç (özellikle otomobil) üzerinden kullanılıyor.<br />
<br />
<strong>ÜRETİM Mİ, PORTFÖY YÖNETİMİ Mİ?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Düzenlemenin en tartışmalı yönü burada ortaya çıkıyor: Taşınmaz satılıp yine taşınmaz alındığında vergi ertelenmekte ve satıştan doğan kazanç, yeni alınan taşınmazın amortismanlarına mahsup edilmek suretiyle vergi dışı kalmaktadır. Aynı durum otomobiller için de geçerlidir; otomobil satılıp otomobil alındığında benzer bir vergi avantajı sağlanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Buna karşın, otomobil satıp makine, imalat parkuru almak ya da taşınmaz satıp yüksek teknolojili bir üretim tesisi edinilmesi halinde, bu işlemler “aynı nevi” şartını karşılamadığından yenileme fonu kapsamı dışında kalmakta ve satış kazancı doğrudan vergilendirilmektedir.<br />
<br />
<strong>İDARİ GÖRÜŞ VE YARGI KARARLARI</strong></p>

<p style="text-align:justify">İdari görüş ve yargı kararları, bu fonun kullanılabilmesi için "satılan iktisadi kıymetle aynı neviden/mahiyette" yeni bir kıymetin iktisap edilmesini temel şart olarak kabul etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">O kadar ki taşınmazların türleri (konut, işyeri, fabrika, otel vb.) arasındaki geçişler dahi "aynı nevi" kapsamında değerlendirilmiyor. Zira vergicilikte “Kanunilik ilkesi” buna izin vermiyor. İdarenin de yargının başka türlü görüş bildirmesine ve karar vermesine yasa engel. Yani sistem, sermayeyi üretime yönlendirmiyor. Aynı tür varlık içinde kalmayı teşvik ediyor.<br />
<br />
<strong>NEDEN ÖZELLİKLE GAYRİMENKULDE YOĞUN?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bunun birkaç temel nedeni var: (1) Büyük kazanç gayrimenkulde var. Haliyle vergi avantajı fazla. Gayrimenkulde değer artışı yüksek, vergi ertelemesi daha cazip.</p>

<p style="text-align:justify">(2) Uzun amortisman süresi var. Taşınmazlarda amortisman süresi uzun, fon daha uzun süre “sistemde kalıyor”. (3) Türkiye’de son yıllarda inşaat ve otomotiv odaklı büyüme modeli öne çıktı. Mevcut düzenleme bu yapıyla örtüşüyor.<br />
<br />
<strong>PEKİ 63 YILDIR VARLIĞINI KORUMASI BİLİNÇLİ BİR TERCİH Mİ?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu soruya verilebilecek iki temel yanıt bulunmaktadır. İlk ihtimal, düzenlemenin zaman içinde “çalışan bir mekanizma” olarak kabul edilip sorgulanmadan korunmuş olmasıdır. Vergi mevzuatında köklü araçların kolay değişmemesi bilinen bir gerçektir. Nitekim 2021 yılında 7338 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikte, kapsamı genişletilmiş; finansal kiralama yoluyla edinilen kıymetler de yenileme fonu kapsamına alınmıştır. Bu durum, kuralın sistem içinde işlevsel kabul edildiğine işaret etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İkinci ihtimal ise liberal politikalar. Türkiye ekonomisinde gayrimenkulün ağırlığı ve inşaat odaklı büyüme modeli, bu tür vergi avantajlarının korunmasını teşvik etmektedir.<br />
<br />
<strong>KİM YARARLANIYOR, KİM DIŞARIDA KALIYOR?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yenileme fonu uygulamasından yararlanabilmek için bilanço esasına göre defter tutulması şarttır. Bu durum, uygulamanın fiilen şirketler ve büyük ölçekli gerçek kişi tacirlerle sınırlı kalmasına yol açmaktadır. Buna karşılık, küçük esnaf ve serbest meslek erbabı bilanço esasına tabi olmadıkları için bu imkândan yararlanamamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Tam da bu noktada temel bir soru ortaya çıkmaktadır: Uygulamanın fiilen en çok taşınmaz ve otomobil işlemleri üzerinden kullanıldığı bir sistemde, bu varlıklara sahip olabilen veya bu işlemleri yapabilen kesimin önemli bir bölümü neden kapsam dışında bırakılmaktadır?<br />
<br />
<strong>YENİLEME FONU HÂLÂ GÜÇLÜ BİR MEKANİZMA</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yenileme fonu hâlen güçlü bir mekanizma olma özelliğini korumaktadır. Ancak düzenleme, makine ve teknoloji yatırımları açısından hâlen işlevsel bir teşvik niteliği taşısa da, gayrimenkul ve yüksek değerli taşıt işlemleri üzerinden işletildiği görülmektedir. Bu durum, yenileme fonunun üretimi destekleyen asli fonksiyonundan büyük oranda uzaklaştığını göstermektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yusuf İleri</strong><br />
<strong>Odatv.com</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/vergi-tesviki-amacindan-sapti-sanayiyi-degil-gayrimenkulu-buyutuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 08:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/03/insaat-2.jpg" type="image/jpeg" length="99593"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ülkemizin ve tüm dünyanın en önemli sorunu: Gelir dağılımı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/ulkemizin-ve-tum-dunyanin-en-onemli-sorunu-gelir-dagilimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/ulkemizin-ve-tum-dunyanin-en-onemli-sorunu-gelir-dagilimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ülkemiz ve tüm dünyada adil bir gelir dağılımı olması durumunda tüm insanlık açlık ve yoksulluk sorunu yaşamayacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Genel Olarak Değerlendirme</strong></p>

<p style="text-align:justify">Adil gelir dağılımı tüm dünyada olduğu gibi ülkemiz için de en önemli konuların başında geliyor. Ülke barışının tesisi buna bağlı. Zengin-yoksul, Bölgeler- Şehirler, Kadınlar- erkekler arasında çok ciddi gelir dengesizlikleri ülkenin sosyal dokusunu da yakından ilgilendiriyor..</p>

<p style="text-align:justify">Gelir dağılımı, sadece ekonomik bir olgu değil, aynı zamanda toplumsal, siyasi ve sosyal bir olgudur</p>

<p style="text-align:justify">Gelir dağılımı kavramını irdelemeye başlamadan önce, gelirin tanımlanması gerekmektedir. Gelir, bir bireye, bir topluluğa belli zamanlarda, belli yerlerden gelen para olarak değerlendirilebileceği gibi üretim ve hizmet süreçleri sonucu elde edilen parasal ya da nesnel getiri olarak da değerlendirilebilmektedir</p>

<p style="text-align:justify">Gelir dağılımı araştırmaları genellikle 4 ana grupta yapılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1-Sektörel gelir dağılımı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Genel olarak tüm ekonomilerde tarım, hizmetler, sanayi olarak 3 ana sektör bulunmaktadır. Sektörel gelir dağılımı, bir ekonomide bu üç ana sektörün GSMH’ye ne oranda katıldıklarının değerlendirilmesidir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2-Fonksiyonel gelir dağılımı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Fonksiyonel gelir dağılımı, üretim sürecinde ortaya çıkan gelirin, üretim faktörleri ve sosyo-ekonomik gruplar arasındaki dağılımını gösteren yaklaşımdır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>3-Kişisel gelir dağılımı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kişisel gelir dağılımı, gelirin bireyler ve haneler arasında dağılımını gösteren bir yöntemdir.</p>

<p style="text-align:justify">Kişisel gelir dağılımının önemi:</p>

<ol>
 <li style="text-align: justify;">a) Kişisel gelir dağılımında adalet toplumsal refahı artırır.</li>
 <li style="text-align: justify;">b) Kişisel gelir dağılımında adalet fırsat eşitliğini artırır.</li>
</ol>

<p style="text-align:justify">c)Kişisel gelir dağılımında adalet, ekonomik istikrarı sağlar.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Rakamlarla Geldiğimiz Nokta</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>2002 yılında</strong> yapılan bir araştırmada <strong>ülkenin en zengin %10 luk kesimi ülke servetinin %67sine sahipken bugün bu oran %82</strong>.<strong>En zengin %10 ile en yoksul %10 arasında 15 kat fark var. En zengin %20 ile en yoksul %20 arasında 8 kat fark var. Oysa gelişmiş ülkelerde bu oran 3- 4 kat</strong>.<strong>2025 yılında TÜİK tarafından yapılan araştırma sonuçları dikkate alındığında geldiğimiz noktada bu durumun devam ettiğini çok açık bir şekilde görebiliriz.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bir diğer güncel araştırma sonucuna göre En Düşük Gelir Grubunda yer alan %20’lik kesim için milli gelirden kişi başına düşen pay 0,32, %60’lık orta kesimi oluşturan kesime Kişi başı düşen pay 0,75 olurken Üst gelir grubunu oluşturan %20’lik kesime kişi başı düşen pay 2,4 olarak tespit edilmiştir. Bu durum makasın hiç olmadığı kadar açıldığını ve en yüksek gelir grubuna önemli bir sermaye transferi gerçekleştiğini gösteriyor.</strong><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Asgari Ücret Açlık-Yoksulluk Sınırı</span></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">TÜRK-İŞ Konfederasyonu tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay, düzenli olarak yapılan bu araştırmanın 2026 Ocak ayı sonucuna göre;</p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 31.223,88 TL’ye,</li>
 <li style="text-align: justify;">Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 101.706,40 TL’ye</li>
 <li style="text-align: justify;">Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 40.540,91 TL’ye yükseldi.</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Ülkemizde insanlarımızın yaklaşık %30’u açlık sınırı, %60’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Çalışan Kesimlerin Milli Gelirden Aldığı Pay</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yapılan araştırmalarda 2</strong>019 – 2022 döneminde <strong>Çalışan ücretli kesimin Milli gelirden aldığı payın önemli ölçüde düştüğü gerçeğiyle karşı karşıyayız</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Sermaye/Milli gelir oranı %47’den %55’e çıkarken</p>

<p style="text-align:justify">Ücretler /Milli Gelir Oranı %31’den %23,6’ya düştü.</p>

<p style="text-align:justify">2023 sonrası TÜİK gelir dağılımı istatistiklerinde maaş ve ücret gelirlerinin toplam gelir içindeki payının daralma eğiliminin sürdüğü görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gelir Dağılımı maalesef her geçen gün daha da kötüleşiyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Adil gelir dağılımı ülkemiz için en önemli konuların başında geliyor. Ülkemizde her geçen gün maalesef orta sınıf ciddi oranda azalırken zengin ve yoksul 2 sınıfın oluştuğu bir sürece gidiyoruz.</p>

<p style="text-align:justify">Bir tarafta küçük bir azınlık lüks şatafat içinde yaşam sürdürürüken,diğer tarafta pazarlarda gıda toplayan ve ucuz ekmek almak için sıraya giren geniş halk yığınları önümüzdeki sürecin en önemli sorunu olarak ortaya çıktı.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong>Son 3 Yıllık Süreçte Kur Korumalı Mevduat Uygulamasının Gelir Dağılımına Etkisi </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kur Korumalı Mevduat yükü patladı!</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dolardaki artışı durdurabilmek için ortaya koyulan kur korumalı mevduat (KKM) uygulaması kamu açısından önemli bir yük haline gelen <strong>Bu sistem sayesinde çok sınırlı sayıdaki güçlü sermaye kesimi devlet kasasından gerçekleştirilen sermaye aktarımı sayesinde dahada güçlü hale geldi.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>“</strong>BDDK verilerine göre yılbaşında 1 trilyon 370 milyar lira olan KKM hesaplarındaki tutar haziran ayında 2 trilyon 533 milyar lirayı geçen KKM’de 1 trilyon liradan fazla artış ekonomi için çok ciddi risk barındırdığı ortaya çıkmıştı. Döviz kurundaki her artış Hazine’ye ve devlet bütçesine ek maliyet getiriyor. Üç ay önce yüzde 20 faizle 1 milyon liralık KKM hesabı açtıran bir kişiye üç aylık vade sonunda 50 bin lira faiz ödenmesi gerekirken KKM sistemi yüzünden 180 bin lira daha Hazine’den para ödenmek zorunda kalınan bir sistem yaşandı.</p>

<p style="text-align:justify">Yanlışlığı yıllar sonra anlaşılarak bu uygulamadan vazgeçildi. Ancak bu sistem sayesinde çok önemli bir sermaye transferi gerçekleşerek orta sınıfın neredeyse kaybolduğu uçlarda dolaşan zengin ve yoksul sınıfın daha belirgin bir şekilde ortaya çıktığı gerçeğiyle karşılaştık. Bu durum maalesef ülkemizdeki adil olmayan gelir dağılımını daha da bozan bir sonuç ortaya çıkardı.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Dünya İle İlgili Bazı İstatistiki Veriler </span></strong></p>

<p style="text-align:justify">Yaklaşık <strong>15 yıl önce</strong> küresel GSYİH yaklaşık 70 trilyon dolar, küresel borç 140 trilyon dolardı. Gelirin iki katı bir borç vardı. 2022 yılında yapılan araştırma sonuçlarına göre küresel GSMH’nın 100 trilyon dolar olarak beklendiğinden, şimdi küresel borç toplamı 305 trilyon dolarla <strong>3,5 katına</strong> çıktı.</p>

<p style="text-align:justify">Son açıklanan Zürih merkezli Küresel McKinsey Enstitüsü’nün raporuna göre, 2000 yılında 156 trilyon dolar olan küresel servet 20 yılda, 2020 yılında 3’e katlanarak 514 trilyon dolar oldu. <strong>Son 20 yılda borç 6 kat artmasına karşılık varlıklar 3 kat artmıştır.</strong></p>

<p style="text-align:justify">2022 yılında, dünyanın toplam serveti 550 trilyon dolar, borçları ise 305 trilyon dolar, yani servetin yarısından fazlası aslında borç. İlerleyen zaman içinde borçların artış hızı daha da fazlalaşmıştır. Yani zaman ilerlemesiyle borçlarımız azalmayıp aksine devamlı artmaktadır.Eldeki bazı istatistiklere göre gelişmiş AB ülkelerinin borç miktarı milli gelirlerinin 3 katı, Japonyada 4 katı, ABD, ÇİN, Hindistan ve bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde 1.5’dır. Bu toplam borcu, dünyanın toplam nüfusuna bölersek kişi başına düşen borç miktarı 38,500 dolardır.</p>

<p style="text-align:justify">2022 de dünyadaki servet 550 trilyon dolar bu serveti dünya 7.8 milyar nüfusuna BÕLERSEK kişi başina 70 bin dolar düşer.</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıdaki veriler gelir dağılımının ne kadar önemli olduğunu <strong>ülkemiz ve tüm dünyada adil bir gelir dağılımı olması durumunda açlık ve yoksulluk sorununun olmadığı bir dünyanın var olabileceği gerçeğini ortaya çıkarıyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Olay | Fatih ACAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/ulkemizin-ve-tum-dunyanin-en-onemli-sorunu-gelir-dagilimi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 08:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/01/gelir-dagilimi.jpeg" type="image/jpeg" length="36170"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram İkramiyeler bu hafta ödeniyor]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/bayram-ikramiyeler-bu-hafta-odeniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/bayram-ikramiyeler-bu-hafta-odeniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlk kez 2018 yılının Ramazan Bayramı’nda emeklilere ödenen bayram ikramiyesi Kurban Bayramı’nda da ödenecek...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Emekliler ile birlikte dul ve yetim aylığı alanlara da bayram ikramiyesi ödeniyor. Emekliler ile dul ve yetim aylığı alanlara ödenen ikramiye rakamı ise farklı. Bayram ikramiyeleri bugünden itibaren ödenmeye başlanıyor. Bu hafta sonuna kadar ödemeler tamamlanacak.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kimlere ödeniyor?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bayram ikramiyesi her yıl Ramazan ve Kurban bayramının içinde bulunduğu ay itibarıyla SGK’dan gelir veya aylık alanlara ödeniyor. Dolayısıyla emekliler, dul ve yetim aylığı alanlar, malulen emekliler yılda iki kez bayram ikramiyesi alıyorlar. İkramiye sayesinde bayram harcamaları için emeklilerin eli rahatlamış oluyor. Diğer yandan bayram ikramiyeleri ile emeklinin bayramda çocuk ve torunlarına hediyeler alarak mutlu olmaları da sağlanmış oluyor. Bayram ikramiyesi alabilmek için bayramın içinde bulunduğu ayda SGK’dan aylık ve gelir almak gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Dul, yetim de alacak</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bayram ikramiyesinden yalnızca emekliler değil, SGK’dan gelir ve aylık alan bütün kişiler yararlanabiliyor. Bunlar emekliler, maluller, dul ve yetim aylığı alan kişiler, iş kazası sonrası sürekli iş göremezlik geliri alan kişiler, iş kazası sonrası sürekli iş göremezlik geliri alırken vefat eden kişilerin hak sahipleri, sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ülkelerde çalışması bulunan ve Türkiye’den kısmi gelir ve aylık alan kişiler de bayram ikramiyesi alabiliyorlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Emeklilerin emekli aylıkları nafaka ve SGK borcu dışında haczedilemiyor. Dolayısıyla borcu bulunan ve hakkında haciz başlatılmış emekli aylığını almaya devam edebiliyor. Bayram ikramiyesi için de aynı durum geçerli. Haczi bulunan emeklinin maaşı haczedilemeyeceği gibi, bayram ikramiyesine de haciz konulam ıyor. Emeklinin, dul ve yetimin bayram ikramiyesinden haciz ya da borç nedeniyle kesinti yapılamıyor ve bayram ikramiyesinin tutarında bir azalma yaşanmıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Doğrudan bankaya</strong></p>

<p style="text-align:justify">Halen Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan aylık alanların bayram ikramiyesi alması için başvuru yapmalarına gerek yok. Bu kişilere ikramiyeler herhangi bir başvuru olmaksızın ödenecek. Ödemeler doğrudan emekli aylıklarının yatırıldığı bankalara yapılacak. Dolayısıyla bayram ikramiyelerini emekliler kendi bankalardan çekebilecekler.</p>

<p style="text-align:justify">Emekliler ve malulen emekli olmuş malullük aylığı alan kişiler için bayram ikramiyesinin tutarı 4 bin TL. 1000 TL olarak başlayan bayram ikramiyesi tutarı 2021 yılında 1.100 TL’ye çıkartılmıştı. 2024 yılında 3 bin TL’ye yükseltilen bayram ikramiyesi Ramazan Bayramında 4 bin TL olarak ödendi ve Kurban Bayramında da tutar 4 bin TL olacak.</p>

<p style="text-align:justify">Bayram ikramiyesinin tutarı, ölüm aylığı alan kişiler için ölüm aylığı payına endeksli. Örneğin kocasından dul aylığı alan ve çalışan kadın, yüzde 50 oranında ölüm aylığı alır. Bu durumda aylık alan duş eşe 2 bin TL bayram ikramiyesi ödenir. Çalışmayan ve emekli olmayan dul eş aylık alan tek kişi ise yüzde 75 oranında ölüm aylığı alır. Bu durumda dul eşe 3 bin TL bayram ikramiyesi ödenecek. Diğer yandan babasından dolayı aylık almakta olan kız çocuk yüzde 25 oranında aldığı yetim aylığı nedeniyle 1.000 TL bayram ikramiyesi alabilecek. Dolayısıyla dul ve yetim aylığı alan kişilerin ikramiyesi ölüm aylığı oranına göre belirlenecek.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Çeyiz parasına dahil değil</strong></p>

<p style="text-align:justify">Ölüm aylığı almakta olan kız çocukları evlenmeleri halinde aylıklarını kaybediyorlar. Ancak evlenirken ölüm aylıklarının iki yıllık tutarını çeyiz parası olarak alıyorlar. Çeyiz parası ölüm aylığının iki yıllık tutarı olarak hesaplanıyor. Bayram ikramiyeleri çeyiz parasının hesabında dikkate alınmıyor. Bayram ikramiyesinin ödendiği tarihte evlendiği için ölüm aylığı almayan kız çocuk bayram ikramiyesi de alamayacak. Düğünü bayram sonrası yaptığı için bayram ikramiyesi ödendiği tarihte aylık alıyor olan kız çocuğu ise bayram ikramiyesi alabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Milliyet | Cem KILIÇ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/bayram-ikramiyeler-bu-hafta-odeniyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 08:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/10/emekli-maasi.webp" type="image/jpeg" length="36242"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’de sigorta artık bir finans ürünü değil, hayatta kalma aboneliği!]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/turkiyede-sigorta-artik-bir-finans-urunu-degil-hayatta-kalma-aboneligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/turkiyede-sigorta-artik-bir-finans-urunu-degil-hayatta-kalma-aboneligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de sigorta sektörü uzun yıllar boyunca çoğu insanın gözünde “olursa lazım olur” kategorisinde yer aldı. Kasko yaptırmak, özel sağlık sigortası almak ya da konutu güvence altına almak önemliydi ama çoğu zaman ertelenebilir harcamalar arasında görülüyordu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Şimdi ise durum değişiyor. <strong>Çünkü Türkiye’de sigorta artık bir konfor ürünü değil, ekonomik hayatta kalma aracına dönüşüyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sorun şu ki tam da enflasyonun yükseldiği, hayat pahalılığın arttığı, alım gücünün eridiği ve gelir adaletinin bozulduğu, bu dönemde insanlar sigorta poliçesini yenilemekte zorlanmaya başlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bir dönem insanlar bütçeleri daraldığında önce dijital platform aboneliklerini iptal ederdi. Şimdi ise kaskoyu iptal ediyor, sağlık sigortasını küçültüyor, tamamlayıcı sağlık poliçesini yenilemiyor. <strong>Bu değişim aslında sadece gelir sıkışmasını değil, Türkiye’de risk maliyetinin ne kadar yükseldiğini de gösteriyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Son birkaç yılda sigorta sektöründe yaşanan fiyat artışlarının arkasında yalnızca enflasyon yok. Kur artışı nedeniyle otomotiv yedek parçaları pahalandı. Sağlık sektöründe döviz bazlı maliyetler yükseldi. Deprem sonrası reasürans maliyetleri sert şekilde arttı. Küresel iklim riskleri ve savaşlar nedeniyle uluslararası sigorta piyasasında fiyatlama davranışı değişti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Türkiye ise bütün bu küresel maliyet artışlarını yüksek enflasyonla birleşmiş şekilde hissediyor.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Kasko tarafında yaşanan değişim dikkat çekici. Araç fiyatlarındaki sert yükseliş, tamir maliyetleri ve yedek parça fiyatları poliçe primlerini yukarı taşırken, birçok kişi artık<strong> “kasko yaptırmak mı, riski almak mı?”</strong> ikilemiyle karşı karşıya kalıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durum sigortacılıkta sessiz bir kırılma yaratıyor: <strong>Sigortasızlaşma riski.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İnsanlar tam da risklerin arttığı bir dönemde koruma alanının dışına çıkmaya başlıyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Benzer tablo sağlık sigortasında da görülüyor. Özel hastane maliyetleri ve sağlık enflasyonu yükseldikçe poliçe fiyatları da hızla artıyor. Özellikle orta gelir grubunda tamamlayıcı sağlık sigortasından çıkışların hızlandığı konuşuluyor. Çünkü sağlık sigortası artık birçok aile için yıllık rutin bir ödeme değil, ciddi bir bütçe kalemine dönüşmüş durumda.</p>

<p style="text-align:justify">Deprem sonrası DASK tarafında yaşanan tartışmalar da bu dönüşümün başka bir boyutu oldu. İnsanlar sigortanın önemini belki hiç olmadığı kadar net gördü.</p>

<p style="text-align:justify">Yüksek enflasyon dönemlerinde bu sorun daha da büyüyor. Çünkü bina maliyetleri, araç fiyatları ve sağlık giderleri hızla değişirken poliçeler aynı hızda güncellenemiyor. Bu yüzden sigortalı olmak ile gerçekten korunuyor olmak artık aynı şey değil.</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye’de sigortacılık sektörünün önündeki en büyük risklerden biri de tam burada başlıyor: <strong>Sektör bir yandan artan maliyetlerle mücadele ederken diğer yandan müşterinin ödeme kapasitesi zayıflıyor. </strong>Bu ikili baskı yalnızca şirketlerin değil, toplumun genel risk yapısını da değiştiriyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sigorta sistemleri aslında ekonominin görünmeyen güvenlik ağıdır.</strong> İnsanlar sigortadan çıktığında risk bireyin üzerine kalır. Büyük bir sağlık harcaması, trafik kazası ya da doğal afet bir anda orta sınıfı finansal olarak aşağı çekebilir. Belki de bu yüzden <strong>Türkiye’de sigortaya artık farklı bakmak gerekiyor.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Eskiden sigorta “olursa lazım olur” mantığıyla alınırdı. Şimdi ise <strong>mesele, bir kriz anında ekonomik olarak ayakta kalıp kalamayacağını gösterir haline geldi.</strong> Yani<strong> sigorta artık “sadece” bir finans ürünü değil; giderek daha fazla, hayatta kalma aboneliğine dönüşüyor.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | ÖZDER ŞEYDA UYANIK</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/turkiyede-sigorta-artik-bir-finans-urunu-degil-hayatta-kalma-aboneligi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/05/sigorta-2.jpg" type="image/jpeg" length="98837"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2026’nın ilk dört ayında vergi tahsilatı gerçeği]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/2026nin-ilk-dort-ayinda-vergi-tahsilati-gercegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/2026nin-ilk-dort-ayinda-vergi-tahsilati-gercegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 yılının ilk dört ayına ilişkin bütçe verileri, vergi tahsilatında nominal olarak güçlü bir artış yaşandığını ortaya koysa da vergi sisteminin yapısal sorunlarının devam ettiğini göstermektedir. Vergi gelirlerindeki artış büyük ölçüde stopaj, geçici vergi ve dolaylı vergiler üzerinden sağlanırken; beyana dayalı vergilemenin toplam tahsilat içindeki ağırlığının sınırlı kaldığı görülmektedir. Bu durum, vergi sisteminin hâlen üretimden ve gerçek kazanç beyanından ziyade, kaynağında kesinti ve t]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2026 yılı Ocak–Nisan dönemi bütçe gerçekleşmelerini 15 Mayıs Cuma günü açıkladı. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ocak–Nisan döneminde toplam vergi gelirlerinin yüzde 44,77’si katma değer vergisi (KDV) ve özel tüketim vergisi (ÖTV) tahsilatından oluşuyor. Dolaylı vergilerin toplam içindeki payı yüzde 61 seviyesinde. Dolaysız vergilerin payı ise yüzde 39.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu dağılım, Türkiye’de vergi sisteminin yapısal karakterini bir kez daha hatırlatıyor: Vergi yükünün önemli kısmı hâlâ tüketim üzerinden, yani dolaylı vergilerle finanse ediliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak gelir vergisi ve kurumlar vergisinin takvimsel tahsilat yapısı dikkate alındığında, bu oranların yıl içinde değişmesi kaçınılmaz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yılın ilk dört ayında tahsil edilen gelir vergisinin yüzde 89,15’i stopajlardan oluşmaktadır. Yaklaşık 5,5 milyon beyan edilen gelir vergisi, yine stopaja sırtlanmış vaziyette. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kurumlar vergisi ise yılda tek seferde genel olarak nisan ayında ödenmektedir. Ödenen kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 10,19’dur. </span></p>

<h3 style="text-align:justify">2026 Nisan ayı bütçe gerçekleşmeleri</h3>

<p style="text-align:justify"><span>2026 yılı Nisan ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 524,9 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 186,2 milyar TL ve <strong>bütçe açığı 338,7 milyar TL</strong> olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 267,3 milyar TL ve faiz dışı açık ise 81,1 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Genel görünüm aşağıdaki tabloda bulunmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:center"><span><img alt="" height="217" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/05/20eedb12-7531-4a33-bbe7-bac6806cfaf2.webp" width="586" /></span></p>

<p style="text-align:justify">Merkezi yönetim bütçesi 2025 yılı Nisan ayında 174 milyar 714 milyon TL açık vermiş iken 2026 yılı Nisan ayında 338 milyar 727 milyon TL açık vermiştir. 2025 yılı Nisan ayında 85 milyar 945 milyon TL faiz dışı fazla verilmiş iken 2026 yılı Nisan ayında 81 milyar 95 milyon TL faiz dışı açık verilmiştir.</p>

<h3 style="text-align:justify">2026 Ocak-Nisan dönemi bütçe giderleri</h3>

<p style="text-align:justify"><span>2026 yılı Ocak-Nisan döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 5 trilyon 950,3 milyar TL, bütçe gelirleri 5 trilyon 191,5 milyar TL ve <strong>bütçe açığı 758,8 milyar TL</strong> olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 4 trilyon 816,6 milyar TL ve <strong>faiz dışı fazla ise 374,9 milyar TL</strong> olarak gerçekleşmiştir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Merkezi yönetim bütçesi 2025 yılı Ocak-Nisan döneminde 885 milyar 531 milyon TL açık vermiş iken 2026 yılı Ocak-Nisan döneminde 758 milyar 776 milyon TL açık vermiştir. 2025 yılı Ocak-Nisan döneminde 160 milyar 922 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2026 yılı Ocak-Nisan döneminde 374 milyar 928 milyon TL faiz dışı fazla verilmiştir.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">2026 Ocak-Nisan dönemi bütçe gelir gerçekleşmeleri</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Nisan dönemi itibarıyla 5 trilyon 191 milyar 546 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Vergi gelirleri 4 trilyon 372 milyar 557 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 669 milyar 446 milyon TL olmuştur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>2025 yılı Ocak-Nisan döneminde bütçe gelirleri 3 trilyon 364 milyar 182 milyon TL iken 2026 yılının aynı döneminde yüzde 54,3 oranında artarak 5 trilyon 191 milyar 546 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2026 yılı Ocak-Nisan dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 55,6 oranında artarak 4 trilyon 372 milyar 557 milyon TL olmuştur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i><span>Aşağıdaki tabloda 2026 Ocak-Nisan dönemi vergi gelirleri ve bu vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payları gösterilmiştir. </span></i></strong></p>

<p style="text-align:center"><strong><i><span><img alt="" height="697" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/05/56724327-e37e-46a9-a427-e0168b105284.webp" width="546" /></span></i></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere 2026 Ocak-Nisan döneminde <strong><i>KDV ve ÖTV’nin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 44,77; dolaylı vergilerin</i></strong> payı yüzde 61 ve <strong><i>dolaysız vergilerin</i></strong> payı ise yüzde 39 olarak gerçekleşti. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Aşağıdaki tabloda hedeflenenle gerçekleşen gelirlere ilişkin veriler bulunmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:center"><span><img alt="" height="744" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/05/38a95125-ddde-4856-951f-632577a0990f.webp" width="600" /></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Tabloya bakıldığında, 2026 yılının ilk dört ayı itibarıyla merkezi yönetim bütçe gelirlerinin yıllık hedefin yaklaşık yüzde 32’sine ulaştığı görülüyor. İlk bakışta bu oran, dört aylık dönem dikkate alındığında <strong>takvime paralel</strong> bir gerçekleşme izlenimi verse de gelir kompozisyonu ayrıntılı incelendiğinde bütçe yapısına ilişkin önemli kırılganlıklar dikkat çekiyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Öncelikle vergi gelirlerinin yaklaşık <strong>yüzde 32 seviyesinde</strong> gerçekleşmiş olması, bütçe gelirlerinin hâlen büyük ölçüde vergi tahsilatına bağımlı olduğunu gösteriyor. Ancak bu tahsilatın niteliği, vergi sisteminin üretim ve kazanç üzerinden değil, daha çok dolaylı vergiler ve stopaj mekanizmaları üzerinden çalıştığını ortaya koyuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Nitekim gelir vergisinde en dikkat çekici unsur, beyana dayanan gelir vergisinin 54,42 gibi yüksek bir gerçekleşme oranına ulaşmasına rağmen toplam gelir vergisi içindeki ağırlığının oldukça sınırlı kalmasıdır. Gelir vergisinin omurgasını hâlâ ücretliler ve stopaj yoluyla vergilendirilen kesimler oluşturmaktadır. Gelir vergisi tevkifatının 1 trilyon TL’yi aşması, vergi tahsilatının büyük ölçüde kaynağında kesinti yöntemiyle sağlandığını göstermektedir. Bu durum, kayıt dışılığın ve beyana dayalı gelir unsurlarının hâlen yeterince vergilendirilemediğine işaret etmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Benzer bir tablo kurumlar vergisinde de görülmektedir. Beyana dayanan kurumlar vergisinin yılın dört ayında yalnızca yüzde 7,42 oranında gerçekleşmiş olması dikkat çekicidir. Buna karşılık kurum geçici vergisinin yüzde 34 seviyesine ulaşması, tahsilatın esas olarak geçici vergi mekanizması üzerinden yürüdüğünü göstermektedir. Bu durum teknik olarak dönemsel tahsilat takviminden kaynaklansa da bütçe gelirlerinin önemli ölçüde peşin tahsilata dayandığını ortaya koymaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Dolaylı vergiler tarafında ise ÖTV gelirlerindeki düşük gerçekleşme oranı dikkat çekmektedir. Özellikle petrol ve doğalgaz ürünleri ile motorlu taşıtlar üzerinden alınan ÖTV’de hedeflerin yaklaşık dörtte biri seviyesinde kalınmıştır. Bu tablo, iç talepte yavaşlama, otomotiv piyasasındaki daralma özellikle eşel mobil politikası kaynaklı etkilerle açıklanabilir. Buna karşılık tütün mamullerindeki görece yüksek tahsilat, tüketim esnekliği düşük ürünlerden alınan vergilerin bütçe açısından önemini koruduğunu göstermektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Dahilde alınan KDV ile ithalde alınan KDV arasındaki fark da ayrıca dikkat çekmektedir. İthalde alınan KDV’nin büyüklüğü, Türkiye’nin vergi yapısında ithalata bağımlılığın hâlen önemli bir gelir kaynağı olduğunu göstermektedir. Buna karşılık dahilde alınan KDV’nin önemli kısmının tevkifat mekanizmasından gelmesi, sistemin yine stopaj benzeri güvenli tahsil yöntemlerine dayandığını ortaya koymaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Tablodaki en çarpıcı veri ise değerli konut vergisidir. Yıllık hedefin yüzde 207’sine ilk dört ayda ulaşılmış olması, bütçe hedefinin gerçekçi belirlenmediğini veya yıl içinde olağanüstü bir tahsilat gerçekleştiğini düşündürmektedir. Bu tür sapmalar, bütçe tahmin kalitesinin ayrıca tartışılması gerektiğini göstermektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Konaklama vergisindeki yüzde 11,80’lik düşük gerçekleşme oranı ise turizm sezonunun henüz başlamamış olmasıyla açıklanabilir. Bu nedenle yılın ilerleyen aylarında burada ciddi bir artış görülmesi muhtemeldir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Genel olarak tablo, vergi gelirlerinde nominal tahsilat gücünün sürdüğünü, ancak vergi sisteminin hâlen büyük ölçüde dolaylı vergilere, stopaj yöntemine ve peşin tahsil mekanizmalarına dayandığını göstermektedir. Bu yapı, ekonomik yavaşlama dönemlerinde bütçe gelirlerini daha kırılgan hale getirebilir. Ayrıca doğrudan vergilerin toplam içindeki sınırlı ağırlığı, vergi adaleti tartışmalarının 2026 yılında da gündemde kalacağını göstermektedir.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Ocak-Nisan 2026 ile geçen yıl aynı dönem vergi tahsilatı karşılaştırılması</h3>

<p style="text-align:justify"><span>2025 yılı Ocak-Nisan döneminde bütçe gelirleri 2 trilyon 406 milyar 769 milyon TL iken 2026 yılının aynı döneminde yüzde 66,4 oranında artarak 4 trilyon 5 milyar 382 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2026 yılı Ocak-Nisan dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 66,1 oranında artarak 3 trilyon 360 milyar 367 milyon TL olmuştur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i><span>Aşağıdaki tabloda vergi kalemleri bazında Ocak-Nisan 2026 tahsilat tutarları ile geçen yılın aynı dönemdeki tahsilat tutarları ve değişim oranları bulunmaktadır. </span></i></strong></p>

<p style="text-align:center"><strong><i><span><img alt="" height="631" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/05/cfc86a1b-7130-4a85-b263-5195079d214e.webp" width="600" /></span></i></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i><span>Yukarıdaki tabloya göre</span></i></strong><span> 2026 Ocak-Nisan döneminde geçen yıl aynı döneme nazaran <strong><i>tahsilat oranı en fazla olan gelir kalemi Kurum geçici </i></strong>olmuştur. Bunun da nedeni hem yerel asgari kurumlar vergisi hem de geçici verginin dört döneme tekrardan çıkartılmasıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Sonuç olarak</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>2026 yılının ilk dört ayına ilişkin bütçe verileri, vergi tahsilatında nominal olarak güçlü bir artış yaşandığını ortaya koysa da vergi sisteminin yapısal sorunlarının devam ettiğini göstermektedir. Vergi gelirlerindeki artış büyük ölçüde stopaj, geçici vergi ve dolaylı vergiler üzerinden sağlanırken; beyana dayalı vergilemenin toplam tahsilat içindeki ağırlığının sınırlı kaldığı görülmektedir. Bu durum, vergi sisteminin hâlen üretimden ve gerçek kazanç beyanından ziyade, kaynağında kesinti ve tüketim üzerinden çalışan bir yapıya dayandığını ortaya koymaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Özellikle KDV ve ÖTV’nin toplam vergi gelirleri içindeki yüksek payı, bütçe finansmanının büyük ölçüde tüketim üzerinden sürdürüldüğünü göstermektedir. Dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki yüzde 61’lik ağırlığı, vergilemede adalet tartışmalarının önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret etmektedir. Çünkü dolaylı vergiler, gelir düzeyinden bağımsız olarak tüm kesimler üzerinde benzer yük oluşturduğu için, düşük ve orta gelir grupları açısından daha ağır sonuçlar doğurabilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Diğer taraftan kurumlar vergisi tahsilatındaki olağanüstü artışın önemli ölçüde geçici vergi mekanizması ve yerel asgari kurumlar vergisi uygulamasından kaynaklanması, bütçe gelirlerinin kalıcı vergi tabanı genişlemesinden ziyade dönemsel ve peşin tahsil yöntemleriyle desteklendiğini göstermektedir. Aynı şekilde dahilde alınan KDV’de tevkifat sisteminin ağırlığı da idarenin güvenli tahsil yöntemlerine yönelmeye devam ettiğini ortaya koymaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bütçe gerçekleşmeleri ayrıca ekonomik yavaşlamanın bazı vergi kalemleri üzerindeki etkisini de göstermektedir. Özellikle petrol ve motorlu taşıtlar üzerinden alınan ÖTV’deki sınırlı artış, iç talepteki yavaşlama ve tüketim eğilimlerindeki değişimin bütçe gelirlerine doğrudan yansıdığını göstermektedir. Buna karşılık tütün, alkol ve benzeri tüketim esnekliği düşük alanlardaki vergi tahsilatının bütçe açısından önemini koruduğu anlaşılmaktadır.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Genel görünüm itibarıyla, bütçe gelirlerinde güçlü tahsilat kapasitesi korunmakla birlikte, vergi sisteminin yapısal olarak dolaylı vergilere, stopaj mekanizmasına ve peşin tahsil yöntemlerine bağımlılığı devam etmektedir. Bu yapı kısa vadede tahsilat güvenliği sağlasa da ekonomik daralma dönemlerinde bütçe gelirlerini daha kırılgan hale getirebilir. Ayrıca doğrudan vergilerin toplam içindeki sınırlı payı, vergi adaleti ve kayıt dışılıkla mücadele tartışmalarının 2026 yılında da ekonomi politikalarının merkezinde kalacağını göstermektedir.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Murat BATI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/2026nin-ilk-dort-ayinda-vergi-tahsilati-gercegi</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/02/vergi-37.webp" type="image/jpeg" length="86851"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Şimşek: Yeni vergi çalışması gündemimizde yok]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/bakan-simsek-yeni-vergi-calismasi-gundemimizde-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/bakan-simsek-yeni-vergi-calismasi-gundemimizde-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, akaryakıt fiyatlarında uygulanan “eşel mobil” sistemi nedeniyle oluşan gelir kaybına rağmen bütçe performansının güçlü seyrettiğini belirterek, hükümetin yüzde 3,5’lik bütçe açığı/GSYH hedefini halen ulaşılabilir gördüğünü söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, hükümetin gündeminde yeni bir vergi artışı bulunmadığını ifade ederken, yönetilen ve yönlendirilen fiyatların enflasyon hedefleriyle uyumlu şekilde belirleneceğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bloomberg’e verdiği röportajda konuşan Şimşek, yılın ilk dört ayında bütçe gelirlerinin geçen yılın aynı dönemine göre <strong>yüzde 54,3</strong> arttığını, vergi gelirlerindeki artışın ise <strong>yüzde 55,6</strong>’ya ulaştığını ifade etti. Şimşek, her iki kalemde de gerçekleşmelerin yıl sonu hedeflerinin yaklaşık üçte birine ulaştığını kaydetti.</p>

<p>Vergi gelirlerindeki artışta kurumlar vergisi ve gelir vergisinin öne çıktığını belirten Şimşek, akaryakıttan alınan Özel Tüketim Vergisi’nin (<strong>ÖTV</strong>) ise aynı dönemde <strong>yüzde 3</strong> gerilediğini söyledi. Petrol fiyatlarının varil başına <strong>100 doların</strong> üzerinde kalması durumunda vergi kaybının <strong>600 milyar TL</strong>’yi aşabileceğini ifade eden Şimşek, buna rağmen bütçe açığını <strong>yüzde 3,5</strong> seviyesinde tutmak için çalışacaklarını dile getirdi.</p>

<h3><strong>"Gündemde yeni bir vergi artışı bulunmuyor"</strong></h3>

<p>Şimşek, yılın geri kalanında harcama disiplininin sürdürüleceğini vurgulayarak, mevcut veriler ışığında bütçe hedeflerinin halen ulaşılabilir olduğunu belirtti. Hükümetin gündeminde yeni bir vergi artışı bulunmadığını söyleyen Şimşek, yönetilen ve yönlendirilen fiyatların da enflasyon hedefleriyle uyumlu şekilde belirleneceğini ifade etti.</p>

<p>Enflasyonla mücadele kapsamında yıl ortasında sürpriz bir fiyat ayarlaması yapılmayacağını kaydeden Şimşek, “<strong>Daha düşük belirleyebiliriz ama daha yüksek belirlemeyiz</strong>” dedi.</p>

<h3><strong>"Talep ağırlıklı olarak altında"</strong></h3>

<p>Döviz piyasalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Şimşek, son dönemde vatandaşların dolar ve euroya yönelmediğini, talebin ağırlıklı olarak altına olduğunu söyledi. Şimşek, uygulanan ekonomi programının kur üzerindeki baskıyı sınırladığını savundu</p>

<p><strong>Dünya</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/bakan-simsek-yeni-vergi-calismasi-gundemimizde-yok</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/08/mehmet-simsek-5.jpg" type="image/jpeg" length="56614"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Konkordatoda suistimal dönemi sona erecek]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/konkordatoda-suistimal-donemi-sona-erecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/konkordatoda-suistimal-donemi-sona-erecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konkordato talebinde bulunan şirketlerin mahkemeye sunacağı finansal tabloların belirli muhasebe ve raporlama standartlarına uygun hazırlanması zorunlu hale getirildi. Denetim kuruluşları da hazırladıkları raporları imzaladıkları tarihten itibaren 30 gün içinde ilgili kuruma bildirmek zorunda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="content-text" property="articleBody">
<p style="text-align:justify">Konkordato başvurula­rında suiistimalleri ön­lemek için yeni adımlar atıldı. Buna göre, Adalet Bakan­lığı, konkordato talebinde bulu­nan şirket ve borçluların sundu­ğu mali belgelere ilişkin kuralları genişletti, mevcut kurallarda ise kapsamlı değişikliğe gitti.</p>

<p style="text-align:justify">Yeni düzenlemeyle birlikte, konkordato başvurusu artık da­ha zor ve daha detaylı inceleme­ye tabi olacak. Böylece konkorda­tonun kötüye kullanımı önlene­cek ve gerçekten ödeme güçlüğü yaşayan şirketler ile suistimal amaçlı başvuruları ayrılacak.</p>

<p style="text-align:justify">Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle birlikte, kon­kordato talebinde bulunan şir­ketlerin mahkemelere sunacağı finansal tabloların belirli muha­sebe ve raporlama standartlarına uygun hazırlanması zorunlu ha­le getirildi. Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesi­ne Dair Karar uyarınca bağımsız denetime tabi olması durumun­da, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kuru­mu düzenlemelerine göre, uygu­ladığı Türkiye Muhasebe Stan­dartlarını, borçlunun bağım­sız denetime tabi olmayan tüzel kişi tacir olması durumunda Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Stan­dardını, bunlar dışındaki borçlu­lar için 213 sayılı Vergi Usul Ka­nunu ve ilgili mevzuatı uygula­nacak.</p>

<h3 style="text-align:justify">3 kategoriye ayrıldı</h3>

<p style="text-align:justify">Yeni düzenlemeyle birlikte, “finansal raporlama” kriterle­ri borçlunun statüsüne göre üç kategoriye ayrıldı. Buna göre; ba­ğımsız denetime tabi büyük şir­ketler “Türkiye Muhasebe Stan­dartları”nı (TMS) kullanacak. Orta boy işletmeler kendilerine özel standartlara tabi olurken, küçük ölçekli borçlular için ise Vergi Usul Kanunu hükümleri geçerli olacak. Bu adımın, mah­kemelere sunulan mali tablola­rın daha şeffaf ve gerçeğe uygun olmasını sağlaması bekleniyor.</p>

<p style="text-align:justify">Konkordato başvurularının en kritik belgelerinden biri olan ve şirketin mali durumunu teyit eden “makul güvence veren de­netim raporu” konusunda da tek­nik bir değişikliğe gidildi. Yeni maddeye göre, bu raporun artık mahkemeye iki nüsha olarak su­nulması zorunlu hale getirildi.</p>

<h3 style="text-align:justify">Denetim kuruluşları için süre 30 güne düştü</h3>

<p style="text-align:justify">Yönetmelikte yapılan bir diğer önemli değişiklik ise bildirim sü­releriyle ilgili oldu. Bağımsız de­netim kuruluşları, hazırladıkları raporları imzaladıkları tarihten itibaren en geç 30 gün içinde ilgi­li kuruma bildirmek zorunda ka­lacak. Daha önce bu süre 60 gün­dü. Ayrıca mahkeme yazı işleri müdürlükleri de dava açıldıktan sonra bu raporları vakit kaybet­meden kuruma iletecek. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan bu yönetmelik değişikliği, dün itibarıyla yürürlüğe girdi. Düzen­leme, özellikle konkordato süre­cindeki suistimallerin önüne ge­çilmesini ve mahkemelerin daha sağlam mali verilerle karar ver­mesini hedefliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify">“Konkordato Fonu da şart”</h3>

<p style="text-align:justify">Konu ile ilgili DÜNYA’ya de­ğerlendirmelerde bulunan Anka­ra Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran nakit akışı bozulan ve ta­ahhütlerini yerine getiremeyen şirketlerin konkordatoya baş­vurduğunu ve son dönemde buna yönelik “ticari hayatın dengele­rini bozan” bir furya yaşandığı­na dikkat çekti. Baran, “Son dö­nemde, uluslararası alanda başa­rılı projelere imza atan, borsada işlem gören şirketlerin bile kon­kordato ilan etmesi üyelerimiz arasında tedirginlik oluşturmuş­tu. Ticari hayat irili ufaklı şirket­leriyle bir bütün ve birbirlerine zincir halkalarıyla bağlı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu hal­kadan biri konkordato ilan edip ödemelerini uzun vadeye yaydı­ğında, ondan alacağı olan diğer şirketler ve onların da borçlu ol­duğu diğer şirketlerin nakit den­gesi bozuluyor” dedi. Konkorda­to ilanı sonrasında, konkordato ilan eden şirketle ticari bağı olan şirketlerin koruma çemberi dı­şında bırakıldığına, alacak tu­tarının bir bölümünden feragat ederek indirim anlaşmasını ka­bul etmek durumunda kaldığına, zamanında tahsil edemediği ala­cağının vadeye yayıldığına vur­gu yapan Baran, konkordato ila­nı sonrasında da alacağını tahsil edip edemeyeceğinin belli olma­dığı bir süreç yaşandığını dile ge­tirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Baran, Konkordato Fonu oluş­turularak, konkordato ilan eden şirketlerin diğer şirketlerin de iflasına neden olmasının önüne geçilebileceğini bildirdi. Baran, “Bir firma konkordato ilan etti­ğinde alacaklılar, fondan tahsila­tını yapabilir ve konkordato ilan eden firma da daha sonra borç­larını bu fona ödeyerek süreci ta­mamlayabilir” dedi.</p>

<h3 style="text-align:justify">“Alacaklılar sürece daha fazla güven duyacak”</h3>

<p style="text-align:justify">Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay ise yapılan değişikliğin sürecin daha sağlıklı mali verile­re dayanması bakımından olum­lu ve yerinde bir adım olarak de­ğerlendirdi. Narbay “Finansal raporlama çerçevesinin netleş­tirilmesi, makul güvence veren denetim raporunun aranması ve raporların Kuruma bildirilme­sine ilişkin düzenlemeler, mah­kemelerin karar süreçlerinde daha güvenilir mali verilerden yararlanmasına katkı sağlaya­caktır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu da hem borçlu şirke­tin gerçek durumunun daha ob­jektif biçimde görülmesi hem de alacaklıların sürece daha fazla güven duyması açısından önem­lidir” diye konuştu. Yaşama ka­biliyeti olan şirket ile olmayan şirketin doğru ayrıştırılması gerektiğini vurgulayan Narbay, “Bunun için mali tabloların ya­nında nakit akışı, sipariş port­föyü, ihracat bağlantıları, üre­tim kapasitesi, istihdam yapısı, borç ödeme planının gerçekçili­ği ve alacaklılara yaratacağı etki de birlikte değerlendirilmelidir” ifadelerini kulandı.</p>

<h3 style="text-align:justify">“Düzenleme şeffaflık için önemli bir gelişme”</h3>

<p style="text-align:justify">Konfeksiyon Yan Sanayicile­ri Derneği (KYSD) Başkanı Mu­rat Özpehlivan da önceki konkor­dato uygulamasının borçlu fir­mayı koruduğunu alacaklı taraf için ise ciddi bir likidite baskısı oluşturduğunu söyledi. Özpehli­van, “Yeni düzenlemenin özellik­le mali raporlama standartları­nı farklı ölçeklerdeki işletmeler için ayrıştırması ve mahkemele­rin karar alma süreçlerini daha sağlam veri setlerine dayandır­mayı hedeflemesi, kurumsal ka­lite ve şeffaflık açısından önemli bir gelişmedir” dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Konkordato mekanizmasının borçlu koruma ile piyasa bütünlüğünü koruma işlevi arasında daha dengeli bir tasarıma ihtiyaç olduğunu kay­deden Özpehlivan, “Konkordato sürecinin zorlaştırılması, borç­lu firmalar açısından daha rasyo­nel, veri temelli ve sürdürülebilir yeniden yapılandırma planları­nın hazırlanmasını teşvik ede­cektir. Bu, kaynak tahsisinde et­kinliği artırabilir. Ancak alacaklı firmalar açısından bakıldığında, bu düzenleme tek başına yeterli bir güvence mekanizması oluş­turmaz. Özellikle tedarik zinci­ri finansmanını koruyacak poli­tikalarla desteklenmelidir” diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify">"24 milyar liralık kirli çark deşifre edildi"</h3>

<p style="text-align:justify">Adalet Bakanı Akın Gürlek, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen yasa dışı bahis soruşturmasında, 55 zanlı hakkında gözaltı kararı verildiğini bildirdi. Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Düzce İl Jandarma Komutanlığınca yürütülen titiz çalışmalar neticesinde, yasa dışı bahis şebekesine yönelik 14 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendiğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Bakan Gürlek, şunları kaydetti: “24 milyar lira işlem hacmine ulaştığı tespit edilen bu kirli yapıya yönelik operasyonda, 55 şüpheli hakkında adli süreç başlatılmıştır. Gençlerimizi ve geleceğimizi hedef alan, ülkemizin ekonomisine zarar veren bu suç yapılanmalarının nefesini kesmeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Adalet Bakanlığımız ile İçişleri Bakanlığımız arasındaki güçlü eş güdüm ve işbirliği, suç ve suçluyla mücadelede en büyük gücümüzdür. Bu başarılı operasyonu gerçekleştiren Düzce Cumhuriyet Başsavcılığımıza ve Düzce İl Jandarma Komutanlığımıza teşekkür ediyorum.”</p>

<h3 style="text-align:justify">“Tedarikçilerin hakları korunmuş olacak”</h3>

<p style="text-align:justify">TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclis Başkanı Şeref Fayat, konkordato taleplerine yönelik olarak alınan kararların, özellikle alacaklı durumdaki firmalar açısından olumlu bir gelişme olduğunu kaydetti. Fayat, “Konkordato ilan etmeye yönelik özel birimler türemeye başladı. Artan suistimallerle birlikte piyasada zincirleme bir etki oluşuyor. Bu zincirleme etki de sektörde güven bunalımı yaratıyor. Güven olmayınca da zaten sermaye sorunu yaşayan sektör kilitleniyor. Bu da işletme sermayesine ve finansa erişimin zor olduğu dönemde kapanmaları artırıyor. Yeni düzenleme ile piyasadaki tedarikçiler korunmuş olacak” şeklinde konuştu.</p>

<h3 style="text-align:justify">“Piyasa alacakları bunun dışında tutulmalı”</h3>

<p style="text-align:justify">İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Öksüz, atılan adımları desteklediklerini söyledi. Öksüz, "Ayrıca piyasa alacaklarının bunun dışında tutulmasını istiyoruz. Sadece kamu alacakları ve banka alacaklarını kapsayıp bunların yapılandırılması gerekiyor. Çünkü diğer türlü konkordatoya giren firmadan alacağını tahsil edemeyen işletmeler, zora giriyor ve domino etkisi oluşuyor. Yani sistem, bir firmayı kurtarayım derken yüzlerce firmanın batışına neden olabiliyor. Bunun örneklerini de yaşadık. Bu kamunun da yükünü artırıyor, işsizlik artıyor. Düzenlemeye bu konunun da ilave edilmesini bekliyoruz” değerlendirmesi yaptı.</p>
</div>

<div class="post-source" style="text-align:justify"><span>Kaynak:</span> <span>DÜNYA - İSTANBUL</span></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/konkordatoda-suistimal-donemi-sona-erecek</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 14:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/10/konkordato-3.jpg" type="image/jpeg" length="67596"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnşaat üretim endeksi martta yıllık bazda yüzde 1,2 azaldı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/insaat-uretim-endeksi-martta-yillik-bazda-yuzde-12-azaldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/insaat-uretim-endeksi-martta-yillik-bazda-yuzde-12-azaldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TÜİK verilerine göre, inşaat üretim endeksi mart ayında yıllık bazda yüzde 1,2, aylık bazda ise yüzde 4,5 geriledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu (<strong>TÜİK</strong>), mart ayına ilişkin inşaat üretim endeksi verilerini açıkladı.</p>

<p>Verilere göre bina inşaatı sektörü endeksi geçen yılın aynı ayına kıyasla <strong>yüzde 3,6</strong> düşerken, bina dışı yapıların inşaatı sektörü endeksi <strong>yüzde 8,5</strong> arttı. Özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi ise <strong>yüzde 0,9</strong> yükseldi.</p>

<p><img alt="TÜİK: İnşaat üretim endeksi martta yıllık bazda yüzde 1,2 azaldı - Resim : 1" height="313" loading="lazy" src="https://image.dunya.com/rcman/Cw820h313q95gm/storage/files/images/2026/05/15/1-mfpw.png" width="820" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aylık bazda ise inşaat üretiminde <strong>yüzde 4,5</strong>’lik düşüş kaydedildi. Mart ayında bina inşaatı sektörü endeksi bir önceki aya göre <strong>yüzde 5,3</strong> azalırken, bina dışı yapıların inşaatı sektörü endeksi <strong>yüzde 0,5</strong> geriledi. Özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi de aylık bazda <strong>yüzde 4,4</strong> düştü.</p>

<p><img alt="TÜİK: İnşaat üretim endeksi martta yıllık bazda yüzde 1,2 azaldı - Resim : 2" height="311" loading="lazy" src="https://image.dunya.com/rcman/Cw820h311q95gm/storage/files/images/2026/05/15/2-oa2s.png" width="820" /></p>

<p><strong>Cihan Oruçoğlu-Dünya</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/insaat-uretim-endeksi-martta-yillik-bazda-yuzde-12-azaldi</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/03/insaat-2.jpg" type="image/jpeg" length="64954"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kamuda yeni dönem]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kamuda-yeni-donem</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kamuda-yeni-donem" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamu ihale mevzuatında reform niteliğinde yapılacak düzenlemelere ilişkin çalışmalar devam ediyor. Şimşek, kamu ihale reformu ile istisnaların yeniden düzenlenmesi ve açık ihale usulü kapsamının genişletilmesi öngörüldüğünü belirtti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Orta Vadeli Programın (OVP)</strong> en önemli hedeflerinden biri olan kamu ihale mevzuatında reform niteliğinde yapılacak düzenlemelere ilişkin çalışmalar devam ediyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kamu ihale mevzuatının uluslararası norm ve standartlara uyumlu olacak şekilde dijitalleşmeyi, yenilikçiliği, sürdürülebilirliği destekleyen satın alma yaklaşımıyla güncellenmesi ve sektörel kamu alımları düzenlemesinin hayata geçirilmesinin hedeflendiğini kaydetti. Şimşek, kamu ihale reformu ile istisnaların yeniden düzenlenmesi ve açık ihale usulü kapsamının genişletilmesi öngörüldüğünü belirterek, ayrıca kamu alım süreçlerinin dijitalleştirilerek denetim, hesap verilebilirlik ve şeffaflığın artırılması da belirlenen hedefler arasında olduğunu ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca programda, kamu alım süreçlerinin dijitalleştirilerek denetim, hesap verebilirlik ve şeffaflığın artırılmasının da belirlenen hedefler arasında yer aldığını belirten Şimşek, “Bu hedefler doğrultusunda Avrupa Birliği kamu alımları direktifleri başta olmak üzere uluslararası düzenlemeler ile idarelerin ihtiyaç ve taleplerinin dikkate alındığı kanun taslağı hazırlık çalışmaları devam etmektedir. Bu çalışmanın temel amaçları arasında kamu alımlarında şeffaflığın, rekabetin, hesap verebilirliğin, fırsat eşitliğinin artırılması, sürdürülebilirliğin daha etkin şekilde sağlanması ve sürecin bütünüyle dijitalleştirilmesi de yer almaktadır” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>İSTİSNALAR YENİDEN DÜZENLENECEK</strong></p>

<p style="text-align:justify">Şimşek, kamuoyunda en çok eleştiri konusu olan ve “acil durum” gerekçesiyle yapılan doğrudan temin usulüne dayalı ihale yöntemine ilişkin de değişiklik yapılacağını kaydetti. Bu kapsamda kamu ihale reformu ile istisnaların yeniden düzenlenmesi ve açık ihale usulü kapsamının genişletilmesinin öngörüldüğünü belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye’nin cari işlemler hesabı mart ayında 9 milyar 672 milyon dolar açık verdi. Martta yıllıklandırılmış cari açık 39,7 milyar dolar oldu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Nisan ayında dış ticaret dengesindeki iyileşmeyle birlikte yıllık cari açığın belirgin şekilde gerilemesini öngörüyoruz. Bu yıl enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarındaki yüksek seyir nedeniyle cari açık artacak. Uyguladığımız programla sağladığımız kazanımlar ve güçlenen makroekonomik temeller sayesinde bu artışın yönetilebilir seviyelerde kalacağını ve geçici olacağını değerlendiriyoruz” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>FinansinGundemi.com</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kamuda-yeni-donem</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 08:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/07/ihale-1.webp" type="image/jpeg" length="43124"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Merkez Bankası yıl sonu enflasyon tahminini açıkladı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/merkez-bankasi-yil-sonu-enflasyon-tahminini-acikladi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/merkez-bankasi-yil-sonu-enflasyon-tahminini-acikladi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, Enflasyon Raporu sunumunda 2026 için ara hedefin yüzde 16'dan yüzde 24'e yükseltildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, İstanbul Finans Merkezi Yerleşkesi'nde 2026 yılının ikinci enflasyon raporunu sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>12 Şubat'ta yılın ilk enflasyon raporunu kamuoyuyla paylaşan Fatih Karahan, "2026 sonunda enflasyonun yüzde 15 ile yüzde 21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz" demişti.</p>

<p><strong>Karahan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:</strong></p>

<p>"Küresel dinamiklerin küresel açıdan zorlukları olduğunu hatırlatmıştık. İran ile ABD arasındaki gelişmeler Merkez Bankaları açısından zor bir döneme kapı araladı. Bu ortamda savaşın enerji ve ulaştırma fiyatlarına ve dolayısıyla enflasyona yansımasına şahit olduk. Bölgedeki gerilimin ne kadar süreceği en temel soru olarak önümüzde dururken enflasyonist etkilerin kısa vadede canlı kalacağını değerlendiriyoruz. Dezenflasyon konusunda etkili sonucun formülü yine para politikasında ihtiyatlı bir yaklaşım izlemekten geçiyor. Savaşın dezenflasyonu etkilediği şu günlerde kararlılığımızdan vazgeçmediğimizi belirtmek istiyorum. Önümüzdeki dönem para politikası kararlarında bunu göz önüne alarak fiyat istikrarı doğrultusunda araçlarımızı kullanmaya devam edeceğiz.</p>

<h3><strong>"Enflasyon tahminleri yukarı yönlü güncellendi"</strong></h3>

<p>Jeopolitik gelişmelerde Hürmüz Boğazı'nın kapanması tedarik zincirinde aksamalara işaret etti. Enerji fiyatları yüksek seyrini koruyor. Enerji kadar yüksel olmasa da enerji dışı fiyatlar da artışta. Savaş bölgesi ve birçok ekonomi büyümesini aşağı yönlü güncelledi. Manşet enflasyon arttı. 2026 yılına ait enflasyon tahminleri hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde yukarı yönlü güncellendi.</p>

<p>Para politikasında dengeli seyir devam etmekte. 2025 yılında tüketimin büyümeye katkısı, 2023 yılına kıyasla belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının da yükseldiğini görüyoruz.</p>

<p>Sanayi üretimi takip eden iki çeyrekte görece yatay seyretti. Kapasite kullanım oranı yılın ilk çeyreğinde sınırlı arttı, nisan ayında yatay seyir izledi. Nisan ayı verileri kart harcamalarında zayıf seyrin sürdüğüne işaret ediyor. Mart ayında enerji ithalatında belirgin artışa sebep oldu. Tüm bunlara rağmen 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının, uzun dönem ortalamanın altında seyredeceğini öngörüyoruz.</p>

<h3><strong>"Nisan ayı itibarıyla tüketici enflasyonu yüzde 32,4"</strong></h3>

<p>Nisan ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleşti.2026 yılı şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim, negatif arz şoklarına yol açarak, yakın dönem enflasyon görünümünde öne çıkan ana unsur oldu.</p>

<p>Son dönem enflasyon gelişmelerinde etkili olan bir diğer unsur gıda fiyatları. Şubat-mart döneminde öngördüğümüz tahmin aralığının içinde seyreden tüketici enflasyonu, nisan ayında gerilimin etkilerinin belirginleşmesiyle tahmin aralığının üzerinde gerçekleşti.</p>

<h3><strong>"Gıda ve enerjide yükseliş görüyoruz"</strong></h3>

<p>Yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda, geçen yıla kıyasla gıda ve enerjideki yükseliş görüyoruz. Buna karşın, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle hizmet ve temel mal gibi gruplarda enflasyon gerilemeye devam ediyor. Kira ve eğitim kalemlerinde azalan katılık dezenflasyonu desteklemiştir.</p>

<p>Enflasyon beklentilerinin beklediğimiz ölçüde gerilemediğini görüyoruz. Buna istaneden enflasyon beklentilerinde bozulmalar gözlemledik. Bu dönemde jeopolitik gelişmelerin olası ikincil etkileri önem taşımakta. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru.</p>

<h3><strong>"Sıkı politika duruşumuzu koruduk"</strong></h3>

<p>Bu süreçte sıkı politika duruşumuzu koruyarak mart ve nisan aylarında politika faizini sabit tuttuk. TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirleri sıkı parasal duruşumuzu desteklemek üzere uygulamaya devam ediyoruz.</p>

<p>Sıkı para politikası duruşumuz yanında destekleyici makro ihtiyati araç setimiz yurt içi yerleşiklerin TL mevduatı tercihinin korunmasında rol oynadı.</p>

<p>İhtiyaç ve kredi kartı büyümeleri gerilerken konut kredisi büyümesi hızlanıyor.</p>

<p><strong>2026 enflasyon ara hedefi yüzde 24 oldu.</strong></p>

<p><strong>Dünya</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/merkez-bankasi-yil-sonu-enflasyon-tahminini-acikladi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/04/merkez-bankasi-9.jpg" type="image/jpeg" length="19438"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Küresel yarı iletken pazarının 1.5 trilyon dolara ulaşması bekleniyor]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kuresel-yari-iletken-pazarinin-15-trilyon-dolara-ulasmasi-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kuresel-yari-iletken-pazarinin-15-trilyon-dolara-ulasmasi-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel yarı iletken pazarı 2030 yılına kadar 1 trilyon 500 milyar dolara ulaşacak. Yapay zeka talebi bu büyümenin %55'ini oluşturuyor. Sektörün dev kuruluşu TSMC yeni tesislerle kapasitesini artırmayı hedefliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın en büyük sözleşmeli çip üreticisi TSMC, perşembe günü gerçekleştirilen teknoloji sempozyumu öncesinde yayımladığı sunum raporlarında küresel yarı iletken pazarı için büyüme tahminlerini yukarı yönlü revize etti. Şirket, daha önce 1 trilyon dolar olarak öngördüğü pazar hacminin 2030 yılına kadar 1 trilyon 500 milyar doları aşmasını beklediğini duyurdu. Bu revizyonun temel gerekçesi olarak yapay zeka ve yüksek performanslı bilgi işlem teknolojilerine yönelik artan talep gösterildi.</p>

<p>TSMC'nin öngörülerine göre, 1 trilyon 500 milyar dolarlık pazar hacminin %55'i yapay zeka ve yüksek performanslı bilgi işlem uygulamalarından oluşuyor. Akıllı telefon segmentinin pazar payı %20, otomotiv uygulamalarının ise %10 seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyor. Şirket, yapay zeka hızlandırıcı gofret talebinin 2022 yılından 2026 yılına kadar 11 kat artacağını tahmin ediyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şirket, en gelişmiş 2 nanometre ve yeni nesil A16 çiplerinin üretim kapasitesini 2026 yılından 2028 yılına kadar yıllık bileşik %70 büyüme oranıyla artırmayı planlıyor. Yapay zeka çiplerinde kritik öneme sahip olan CoWoS paketleme teknolojisindeki kapasite artışının ise 2022-2027 yılları arasında %80'den fazla olacağı bildirildi. TSMC, kapasite artış hızını 2025 ve 2026 yıllarında daha da yukarıya çekmişti.</p>

<h3><strong>Uluslararası tesis yatırımları ve stratejik büyüme</strong></h3>

<p>TSMC, 2026 yılında toplam dokuz aşamadan oluşan fabrikalar ve gelişmiş paketleme tesisleri inşa etmeyi hedefliyor. Arizona'daki ilk fabrikada üretim süreci başlarken, ikinci tesis için 2026 yılının ikinci yarısında ekipman kurulumu planlanmıştı. Japonya'daki tesislerde 3 nanometre üretimi için hazırlıklar sürerken, Almanya'daki fabrika inşaatının takvime uygun ilerlediği açıklandı.</p>

<p>Yapay zeka odaklı yüksek performanslı çiplerdeki talep artışı, yarı iletken endüstrisinin yıllık büyüme ivmesini tarihsel ortalamaların üzerine taşıyor.</p>

<p><strong>Dünya</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kuresel-yari-iletken-pazarinin-15-trilyon-dolara-ulasmasi-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/05/yariiletken2.jpg" type="image/jpeg" length="60644"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şeref Oğuz yazdı: İç güçler işleri güçleştirmesin]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/seref-oguz-yazdi-ic-gucler-isleri-guclestirmesin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/seref-oguz-yazdi-ic-gucler-isleri-guclestirmesin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/ic-gucler-isleri-guclestirmesin/893949" rel="nofollow"><span style="color:#3498db"><strong>Şeref OĞUZ'un yazısı:</strong></span></a></p>

<p><strong>Tanrı, dert verip derman aratmasın… Ancak çoğu kez bu dertleri başımıza dış güçler değil, iç güçler açar. Kötü siyasetçiden, kifayetsiz muhteris yöneticiden, aslında genelde bizim iç güçlerden…</strong></p>

<p><strong>1- SORUN</strong>: İşler yolunda gitmediğinde, <strong>sorunu kendi dışımızda aramak</strong>, yaygın bir davranış. Hele ki <strong>yönetici</strong> iseniz ve çuvallıyorsanız, suçlu hazırdır; <strong>sizin dışınızdakiler</strong>... Özellikle siyasetçi iseniz, <strong>düşman daima dış güçlerdir</strong>. Hani, elimizin kolumuzun uzanamadığı, kim oldukları belirsiz, <strong>dış güçler</strong>…</p>

<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Oysa çoğu kez sorun, <strong>bizdedir</strong>. Ya politikamız yanlıştır ya da tercihlerimiz. Belki de <strong>yeteneğimiz</strong> soyunduğumuz <strong>misyona</strong> uygun değildir. <strong>Hatayı kendinde ararsan</strong>, gerçek düşmanın dış güçler değil, “<strong>iç güçler</strong>” olduğunu anlayacaksın. <strong>Sarter</strong> boşuna; <strong>“cehennem başkalarıdır</strong>” dememiş.</p>

<p><strong>DIŞ GÜÇLER HEP VARDI VE DAİMA VAR OLACAK</strong></p>

<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Birini suçlarken <strong>parmaklarınızın şekline</strong> bakın. İşaret parmağıyla başparmak, “<strong>ötekini</strong>” gösterirken, diğer 3 parmak (orta, yüzük, serçe) <strong>size</strong> yöneliktir. Bu da <strong>çözümün adresini</strong> bize ilham eder. “<strong><i>Derdü meni, devayı men</i></strong>” der <strong>Mevlânâ</strong>; “<i>dert benim, devası da ben</i>.” Yani <strong>içimdeki güçler</strong>.</p>

<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Başkasını suçlamayı bırak. <strong>Sorunu kendi sorumluluk alanının dışına öteleme</strong>… Bir davaya zarar vermenin en sinsi yolu; o davayı bile bile <strong>yanlış gerekçelerle</strong> savunmaktır. <strong>Dış güçler hep vardı</strong> ve daima var olacak. Sen <strong>iç güçsün</strong>, kendi yetersizliklerine odaklan, <strong>başkalarını suçlamaktan vazgeç</strong>.</p>

<p><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / İç güçlere dair…</strong></p>

<p><strong><i>Nedir şu dış güçler?</i></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Düşman ülkeler</strong>, dünyayı yönettiği iddia edilen 5 aile, <strong>Lozan’ın gizli maddeleri</strong>, bizi kıskanan Almanya, <strong>Siyonistler</strong>, Amerika, <strong>Çin</strong>, İsrail, dahası sizin aklınıza gelebilecek <strong>sosyal medyadaki düşman kataloğu</strong>…</p>

<p><strong><i>Nedir iç güçler?</i></strong></p>

<p><strong>Yetersiz yönetici</strong>, vizyonsuz lider, <strong>beceriksiz CEO</strong>, bakan bakmayan kifayetsiz muhterisler. Kendi içindeki güçler; <strong>hırsların</strong>, eksik aklın, <strong>etik noksanlığın</strong>, kibrin, <strong>cimriliğin</strong>, cehalet, <strong>kötü ruhun</strong>...</p>

<h2><strong>NOT</strong></h2>

<p><strong>KUSUR ARIYORSAN BÜTÜN AYNALAR SENİN</strong></p>

<p>“<strong>Aynayı tuttum yüzüme </strong>/ <strong>Kendim göründüm gözüme</strong> / <strong>Nazar kıldım ben özüme</strong>...” Hilmi Dedebaba’nın bu nasihati daima dilimdedir. <strong>Ne zaman başım belaya girdiyse</strong> daima bu mısralar hatırıma gelmiştir. İşe de yaramıştır. <strong><i>Ayna ayna söyle bana</i></strong>, <strong><i>var mı</i></strong> <strong><i>kabahatte benden daha sorumlusu?</i></strong></p>

<p><strong>İÇ GÜÇLER LÛGATI:</strong></p>

<p><strong>Sorun</strong>: Çözülmesi gereken mesele, aşılması gereken engel veya ulaşılması gereken hedef</p>

<p><strong>Çözüm</strong>: Dertlerin dermanı veya olayların sonuca bağlandığı, nihai aşama, problemin def’i</p>

<p><strong>Dert</strong>: İnsana üzüntü, sıkıntı, acı veren durum, hastalık, keder ve çoğu kez iç sıkıntı, kaygı</p>

<p><strong>Derman</strong>: Çare, deva, ilaç, güç, takat, mecal; aslında içimizde var olan problem çözme yetisi</p>

<p><strong>Şeref OĞUZ-Ekonomim</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/seref-oguz-yazdi-ic-gucler-isleri-guclestirmesin</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/02/isyeri-ic-yonetmeligi.jpg" type="image/jpeg" length="25225"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[17 yıllık enflasyon 200 lirayı yedi bitirdi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/2009da-tedavule-giren-200-turk-lirasi-gecen-17-yilda-yuksek-enflasyon-karsisinda-alim-gucunun-yaklasik-yuzde-96sini-k</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/2009da-tedavule-giren-200-turk-lirasi-gecen-17-yilda-yuksek-enflasyon-karsisinda-alim-gucunun-yaklasik-yuzde-96sini-k" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2009’da tedavüle giren 200 Türk lirası, geçen 17 yılda yüksek enflasyon karşısında alım gücünün yaklaşık yüzde 96’sını kaybetti. İlk kez dolaşıma girdiğinde sadece 1 adet 200 lira ile alınabilen ürünler için bugün 25 adet banknot gerekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de en büyük banknot olan 200 Türk lirası dolaşıma girdiği tarihten bu yana değerini kaybetti.</p>

<p>Arka yüzünde Yunus Emre portresi bulunan mor renkli 200 liralar ilk kez 1 Ocak 2009'da kullanılmaya başlandı.</p>

<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tüketici fiyat endeksine (TÜFE) göre yaptığı hesaplamaya göre 200 liranın alım gücü 17 yılda 25'te birine düştü.</p>

<p>Başka bir ifadeyle banknot, değerinin yaklaşık yüzde 96'sını kaybetti.</p>

<p><strong>TCMB'nin "enflasyon hesaplayıcı" aracına göre Ocak 2009'daki 200 liralık mal sepetini alabilmek için bugün 5 bin lira ödemek gerekiyor.</strong></p>

<p>Yani eskiden sadece bir adet banknotla yapılan alışveriş için bugün en az 25 adet 200 liralık banknot kullanmak gerekiyor.</p>

<p>Paranın değerindeki düşüş mevcut TCMB Başkanı Fatih Karahan döneminde de sürüyor.</p>

<p>TCMB sitesinde yer alan bilgiye göre üzerinde Fatih Karahan'ın imzası bulunan 200 liralar Nisan 2024'te dolaşıma girdi. Yaklaşık iki yıl önce sadece bir banknot vererek satın alınabilen ürünler için bugün fazladan 165 TL daha ödemek gerekiyor.</p>

<p>Bu, şu anlama geliyor: 2009'un 200 lirası bugünün 5 bin TL'sine, 2024'ün 200'ü ise bugünün 365 lirasına eşit.</p>

<h2><strong>"Mor para" artık her yerde</strong></h2>

<p>200 liranın değerindeki erime paranın fiziki yaygınlığının artmasıyla da kendisini gösteriyor. Dolaşıma ilk girdiğinde piyasada 9 milyon adetten daha az 200 TL'lik banknot bulunuyordu; 17 yıl önce "mor para" az görülen, nadir bir kupürdü.</p>

<p>Bugün ise 4 milyar 130 milyon adet 200 TL cüzdanlarda taşınıyor.</p>

<p>200 liraların sayısındaki bu dramatik artış paranın alım gücündeki büyük erimeyi yansıtıyor. Daha önce bozdurmanın dert olduğu 200 liralar artık "küsürat" olarak görülüyor.</p>

<h2><strong>200 liranın marketteki karşılığı</strong></h2>

<p>200 liranın düşüşü markette somut olarak görülüyor.</p>

<p>DW Türkçe'den Muhammed Kafadar'ın derlediği habere göre Türkiye'deki popüler marketlerin 13 Mayıs tarihli fiyat etiketlerine göre bir banknot ile sadece 2 kilo elma veya 2 kilo domates alınabiliyor. Çilek ve kırmızı biberin kilosu için ise 200 lira anca yeterli oluyor.</p>

<p>200 lira ile en ucuz marka ayçiçek yağından sadece 2 litre alınabilirken, zeytin yağının 1 litresi için cüzdandan en büyük banknottan en az iki tane çıkarmak gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Dolar ve euro karşısında da eridi</strong></h2>

<p>Mor banknot ilk çıktığında 133 dolara veya 94 euro'ya karşılık geliyordu.</p>

<p>Fatih Karahan'ın paraya imzasını attığı Nisan 2024'te 200 lira ile ancak 6 dolar veya 5,70 euro almak mümkündü.</p>

<p>Bugün ise 200 lira sadece 4 dolar veya 3,70 euro ediyor.</p>

<p>TCMB'ye göre geçen ay bankalar, paralarını TL'de tutmaları için müşterilerine yüzde 47 oranında faiz teklif etti. TÜİK verisine göre Türkiye'de yıllık enflasyon yüzde 32 seviyesinde.</p>

<p><strong>Ekonomim</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/2009da-tedavule-giren-200-turk-lirasi-gecen-17-yilda-yuksek-enflasyon-karsisinda-alim-gucunun-yaklasik-yuzde-96sini-k</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 15:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/para-iadesi.jpg" type="image/jpeg" length="80917"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Morgan Stanley Çin için 2026 büyüme tahminini yükseltti]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/morgan-stanley-cin-icin-2026-buyume-tahminini-yukseltti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/morgan-stanley-cin-icin-2026-buyume-tahminini-yukseltti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Morgan Stanley Çin için 2026 yılı büyüme tahminini yüzde 4,8 seviyesine revize etti. Güçlü ihracat ve yapay zeka yatırımları ekonomik beklentileri yukarı taşıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Morgan Stanley, Çin ekonomisinin 2026 yılına yönelik büyüme projeksiyonunu yüzde 4,7 seviyesinden yüzde 4,8'e çıkardı. Yatırım bankası, bu yukarı yönlü revizyonu yapay zeka ve yeşil enerji yatırımlarının tetiklediği sermaye harcamaları döngüsüne ve güçlü ihracat performansına dayandırdı.</p>

<p>Morgan Stanley ekonomistleri, Çin'in tedarik zinciri dayanıklılığının küresel ihracat pazarında ilave pay kazanmasını sağladığını bildirdi.</p>

<h3><strong>İhracat performansı büyüme tahminini destekledi</strong></h3>

<p>Morgan Stanley raporunda, Çin ekonomisinin dengeli enerji karışımı ve stratejik rezervleri sayesinde küresel petrol şoklarına karşı dirençli kaldığı ifade edildi. Güçlü ihracat gelirlerinin mali teşvik ihtiyacını azalttığı belirtilen analizde, yılın ikinci yarısı için beklenen ek mali paket ve genişleyici para politikası çağrılarının geri çekildiği kaydedildi. Kurum, ekonomideki bu ivmelenmenin Çin Merkez Bankası (PBOC) üzerindeki faiz indirimi baskısını hafiflettiğini vurguladı.</p>

<h3><strong>Çin Merkez Bankası para politikasında likiditeye odaklanıyor</strong></h3>

<p>Çin Merkez Bankası, 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin para politikası uygulama raporunda ılımlı genişlemeci duruşun korunacağını duyurdu. Morgan Stanley, PBOC'nin politika faizi indirimleri yerine likidite operasyonları ve hedeflenmiş kredi araçlarını kullanmasını bekliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rapora göre, Mart 2026 sonu itibarıyla toplam sosyal finansman yıllık yüzde 7,9 artarken, geniş para arzı (M2) yüzde 8,5 yükseliş kaydetti. Yeni kurumsal kredi faizlerinin yüzde 3,1 seviyesinde dengelenmesi, finansman maliyetlerinin povitif seyrettiğini gösterdi.</p>

<h3><strong>Yapay zeka ve yeşil enerji yatırımları süper döngüye girdi</strong></h3>

<p>Asya genelinde sabit sermaye yatırımlarının 2025 yılındaki 11 trilyon dolar seviyesinden 2030'a kadar 16 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Morgan Stanley, bu büyümenin temel itici güçlerinin yapay zeka altyapısı ve enerji güvenliği olduğunu açıkladı.</p>

<p>Çin'in robotik ve yeşil teknoloji ihracatındaki payının, 2019 yılındaki elektrikli araç döngüsüne benzer bir hızla genişlediği gözlemlendi. Yapay zeka veri merkezleri için 2026 ile 2028 yılları arasında yaklaşık 2 trilyon 800 milyar dolarlık küresel yatırım yapılması öngörülüyor.</p>

<p>Çin ekonomisindeki bu yapısal dönüşüm ve teknoloji odaklı ihracat artışı, makroekonomik verilerin uzun vadeli direnç kapasitesini artırarak yıllık büyüme trendini yukarı yönlü desteklemeye devam ediyor.</p>

<p><strong>Dünya</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/morgan-stanley-cin-icin-2026-buyume-tahminini-yukseltti</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/08/cin.webp" type="image/jpeg" length="70077"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
