<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bağımsız Denetim Türkiye (info@bdturkey.com)</title>
    <link>https://www.bdturkey.com</link>
    <description>Bağımsız Denetim ve Muhasebe Haber Portalı</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bdturkey.com/rss/mevzuat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 21 May 2026 10:16:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/rss/mevzuat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi Beyannameleri "e-Beyan Test" Sisteminde Kullanıma Açıldı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kuresel-asgari-tamamlayici-kurumlar-vergisi-beyannameleri-e-beyan-test-sisteminde-kullanima-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kuresel-asgari-tamamlayici-kurumlar-vergisi-beyannameleri-e-beyan-test-sisteminde-kullanima-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>Gelir İdaresi Başkanlığı Dijital Vergi Dairesi tarafından bugün yayımlanan duyuru ile, 7524 sayılı Kanun kapsamında Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen düzenlemeler çerçevesinde yürürlüğe giren Yerel ve Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi uygulamasına ilişkin hazırlanan "<strong>Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi Beyannamesi" ile "Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi Bilgi Beyannamesi</strong>", mükelleflerin ve meslek mensuplarının veri giriş ve hesaplama süreçlerini deneyimleyebilmeleri amacıyla yeni “e-Beyan Test” sisteminde kullanıma açılmıştır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Duyuruda, nihai ana işletmesinin konsolide finansal tablolarındaki yıllık konsolide hasılatı, gelirin raporlandığı hesap döneminden önceki dört hesap döneminin en az ikisinde 750 milyon Avro karşılığı Türk lirası sınırını aşan çok uluslu işletme gruplarının yerel ve küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi uygulaması kapsamına girdiği belirtilmiştir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ayrıca, küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinin; gelirin dâhil edilmesi esası (IIR) ve yetersiz vergilendirilmiş ödemeler esası (UTPR) kapsamında belirlendiği ifade edilmiştir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Gelirin dâhil edilmesi esası kapsamında küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinin mükellefi; kapsama giren çok uluslu işletme gruplarına bağlı ve diğer ülkelerde yerleşik işletmeler bakımından Türkiye’de yerleşik nihai ana işletme, ara ana işletme veya kısmen sahip olunan ana işletme olarak açıklanmıştır.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Duyuruda ayrıca, ilgili beyannameleri test etmek isteyen mükelleflerin, kurumlar vergisi yönünden bağlı bulundukları vergi dairesi müdürlüklerinde kendi adlarına "<strong>0064 - Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi</strong>" mükellefiyeti tesis ettirmeleri gerektiği belirtilmiştir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Mükellefiyet tesis işlemini tamamlayan kullanıcılar, mevcut kullanıcı kodu ve şifreleri ile Dijital Vergi Dairesi’ne giriş yaptıktan sonra “<strong>e-Beyan Test</strong>” modülüne erişim sağlayarak ilgili beyannameleri test edebilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bunun yanında, mükellefler ve meslek mensupları, beyannameye ilişkin soru ve önerilerini GloBE@gelirler.gov.tr elektronik posta adresine iletebilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Söz konusu Duyuruya aşağıdaki bağlantılar üzerinden ulaşabilirsiniz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><a href="https://dijital.gib.gov.tr/duyurular#4/BYj4RJ4BcbBXlkCvB65l" rel="nofollow" target="_blank"><span style="color:#c0392b">Duyuru - e-Beyan Test</span></a></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Saygılarımızla,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Deloitte Türkiye</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kuresel-asgari-tamamlayici-kurumlar-vergisi-beyannameleri-e-beyan-test-sisteminde-kullanima-acildi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2022/10/kuresel-ekonomi-tgul-cover.jpg" type="image/jpeg" length="36477"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK Yemek Yardımında Kuralları Yeniden Yazdı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/sgk-yemek-yardiminda-kurallari-yeniden-yazdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/sgk-yemek-yardiminda-kurallari-yeniden-yazdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzun süredir işverenlerin, mali müşavirlerin ve insan kaynakları birimlerinin gündeminde aynı soru vardı: “Yemek yardımı nasıl verilirse SGK primi doğar, nasıl verilirse doğmaz?”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>Çünkü yıllardır yemek yardımı uygulaması parçalı bir yapıya dönüşmüştü. Bir tarafta Gelir Vergisi Kanunu, diğer tarafta SGK uygulamaları vardı. Vergi açısından istisna olan bir ödeme, SGK açısından prime tabi olabiliyordu. Özellikle nakit yemek yardımlarında oluşan farklı uygulamalar hem işverenleri hem de bordro süreçlerini ciddi şekilde karmaşık hale getirmişti.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>17 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7577 sayılı Kanun ve sonrasında yayımlanan SGK’nın 2026/12 sayılı Genelgesi ile bu alanda önemli bir değişiklik yapıldı. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>SGK Genelgesi ile birlikte yemek yardımına ilişkin kurallar yeniden tanımlandı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Aslında yapılan düzenleme yalnızca bir “istisna artışı” değil. Aynı zamanda SGK’nın yemek yardımına bakışının da değiştiğini gösteriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Eski Sistem Neden Tartışılıyordu?</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>2025 yılına kadar uygulamada en büyük sorun, nakit yemek yardımı ile yemek kartı uygulamaları arasındaki farklılıktı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yemek kartı kullanıldığında SGK primi avantajı daha geniş yorumlanırken, aynı yardım çalışana nakit verildiğinde daha sınırlı bir istisna uygulanıyordu. Bu durum işverenleri doğal olarak belirli ödeme modellerine yönlendiriyordu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Oysa çalışanın cebine giren menfaat açısından bakıldığında, yardımın kartla mı yoksa nakit mi verildiği çoğu zaman ikincil bir konuydu. Çalışan açısından önemli olan, günlük yemek ihtiyacının karşılanmasıydı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yeni düzenleme tam da bu noktada yaklaşımı değiştirdi.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>7577 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’un 80’inci maddesi değiştirildi ve işyerinde yemek verilmediği durumlarda, çalışılan günlere ait günlük 300 TL’ye kadar yemek yardımının SGK priminden istisna olacağı açık şekilde kanuna yazıldı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu düzenleme artık yalnızca yönetmelik veya genelge seviyesinde değil, doğrudan kanun seviyesinde koruma altına alınmış oldu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Daha önemlisi ise SGK Genelgesi’nin uygulamayı oldukça geniş yorumlaması oldu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Artık Nakit, Kart ve Kupon Arasında Büyük Fark Yok</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yeni Genelge’ye göre;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>•</strong> Yemek hizmetinin restoran aracılığıyla sağlanması, </span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>• </strong>Yemek kartı veya kupon kullanılması,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>• </strong>Yardımın doğrudan nakit verilmesi,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>durumlarının tamamında günlük 300 TL’ye kadar olan kısım SGK priminden istisna olacak.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu aslında uygulamada önemli bir zihniyet değişimi anlamına geliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>SGK artık şekilden çok yardımın amacına odaklanıyor. Genelgede açık şekilde “sigortalının beslenme ihtiyacının karşılanması” vurgulanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yani sistem şunu söylüyor:</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>“Çalışana gerçekten yemek amacıyla bir menfaat sağlanıyorsa, yöntemi ikinci plandadır.”</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu yaklaşım özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından önemli bir rahatlama sağlayacak.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Çünkü her işletmenin yemek kartı sistemi kurması veya organize yemek hizmeti sunması mümkün olmayabiliyor. Özellikle saha çalışanı bulunan işletmelerde, şantiyelerde, küçük üretim işletmelerinde veya esnek çalışma modellerinde nakit destek çok daha pratik bir yöntem olarak tercih ediliyordu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yeni düzenleme bu fiili durumu kabul etmiş görünüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Ancak Her Ödeme Otomatik Olarak İstisna Değil</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Düzenlemenin en kritik noktası ise burada başlıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>SGK bir taraftan istisnayı genişletirken, diğer taraftan muvazaalı işlemler konusunda da oldukça net bir uyarı yapıyor. Genelgede açık şekilde, yemek yardımı adı altında yapılan gerçeğe aykırı ödemelerin tespiti halinde primlerin gecikme cezası ve zammıyla tahsil edileceği belirtiliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Aslında SGK’nın temel kaygısı şu:</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ücretin bir kısmının “yemek yardımı” adı altında gösterilerek prim matrahının düşürülmesi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu nedenle uygulamada artık yalnızca bordro kaydı yeterli olmayacak. Yardımın gerçekten yemek amacı taşıyıp taşımadığı, fiili çalışma günleriyle uyumu, çalışan bazında tutarlılık ve ödeme sistematiği daha fazla önem kazanacak.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Özellikle her ay standart şekilde yüksek tutarlı “nakit yemek yardımı” ödemeleri yapan işletmelerin dikkatli olması gerekiyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Çünkü SGK artık yalnızca belgeye değil, ödemenin ekonomik gerçekliğine de bakıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu yönüyle yeni sistem, vergi idaresinde son yıllarda gördüğümüz “şekilden çok işlemin gerçek mahiyetine odaklanan” yaklaşımın sosyal güvenlik alanına da taşındığını gösteriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>İşverenler İçin Yeni Dönemin Mesajı</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yeni düzenleme teknik olarak işveren lehine görünüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Çünkü;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>• </strong>Nakit yardım üzerindeki baskı azalıyor,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>• </strong>Bordro planlaması kolaylaşıyor,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>• </strong>Vergi ve SGK uygulamaları birbirine yaklaşıyor, </span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>• </strong>Yemek kartı zorunluluğu fiilen zayıflıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak bu avantajın doğal sonucu, denetim refleksinin de güçlenmesi olacak.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Nitekim Genelgede dikkat çeken bir başka unsur da yeniden değerleme mekanizmasının sisteme bağlanmış olması. Günlük 300 TL’lik tutar artık her yıl yeniden değerleme oranına göre artırılacak.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu da yemek yardımı uygulamasını geçici bir idari düzenleme olmaktan çıkarıp kalıcı bir sisteme dönüştürüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Dolayısıyla artık mesele yalnızca “kaç lira istisna uygulanacağı” değil.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Asıl mesele, bu ödemenin gerçekten sosyal yardım niteliğinde mi olduğu, yoksa ücretin farklı isim altında parçalanması mı olduğu sorusu olacak.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Önümüzdeki dönemde SGK denetimlerinde yalnızca bordroların değil; yemek kartı hareketlerinin, banka ödemelerinin, çalışan bazlı uygulamaların ve fiili çalışma düzeninin birlikte değerlendirildiği daha analitik bir denetim yaklaşımını görmemiz sürpriz olmayacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Çünkü yeni dönemde sistemin baktığı şey yalnızca ödeme değil, ödemenin gerçek mahiyetidir.</span></p>

<div style="text-align:justify"><strong>Erol ÇEMBER<br />
Yeminli Mali Müşavir</strong></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/sgk-yemek-yardiminda-kurallari-yeniden-yazdi</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/11/yemek-parasi-2.webp" type="image/jpeg" length="64753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vergi Levhalarının Mayıs Ayı Sonuna Kadar Yazdırılması Gerekir.]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/vergi-levhalarinin-mayis-ayi-sonuna-kadar-yazdirilmasi-gerekir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/vergi-levhalarinin-mayis-ayi-sonuna-kadar-yazdirilmasi-gerekir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vergi levhasının elektronik ortamda alınması, e-vergi levhası sorgulaması, elektronik ortamda vergi kimlik numarası doğrulama ve vergi levhası doğrulama hizmetlerine ilişkin düzenlemeler 408 No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde yer almaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Gelir/kurumlar vergisi beyannamelerinin verilmesinden sonra vergi levhası, Gelir İdaresi Başkanlığı bilgi işlem sistemi tarafından söz konusu beyannamelerde yer alan bilgilere göre oluşturularak mükellefin internet vergi dairesi hesabına aktarılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><u>Vergi <span><span> </span></span>levhaları <span><span> </span></span>sistem <span><span> </span></span>tarafından <span><span> </span></span>internet <span><span> </span></span>vergi <span><span> </span></span>dairesi <span><span> </span></span>hesaplarına <span><span> </span></span>aktarıldıktan <span><span> </span></span>sonra, mükellefler,<span> </span>internet<span> </span>vergi<span> </span>dairesinden<span> </span>bizzat<span> </span>kendileri<span> </span>veya<span> </span>3568<span> </span>sayılı<span> </span>Kanun<span> </span>uyarınca<span> </span>yetki </u><u>almış<span> </span>olup<span> </span>bağımsız<span> </span>çalışan<span> </span>serbest<span> </span>muhasebeci,<span> </span>serbest<span> </span>muhasebeci<span> </span>mali<span> </span>müşavir<span> </span>veya<span> </span>yeminli </u><u>mali<span> </span>müşavirler<span> </span>(meslek<span> </span>mensupları)<span> </span>aracılığıyla,<span> </span>gelir<span> </span>vergisi<span> </span>mükellefleri<span> </span>için<span> </span>1<span> </span>Nisan’<span> </span>dan </u><u>itibaren,<span> </span>kurumlar<span> </span>vergisi<span> </span>mükellefleri<span> </span>için<span> </span>1<span> </span>Mayıstan<span> </span>itibaren<strong>,<span> </span>2025 <span><span> </span></span>vergilendirme </strong></u><u>dönemine<span> </span>ait<span> </span>vergi<span> </span>levhalarını<span> </span>MAYIS<span> </span>AYI<span> </span>sonuna<span> </span>kadar<span> </span>yazdırmaları </u><strong><u>gerekmektedir.</u></strong></p>

<p style="text-align:justify">Vergi levhası almak mecburiyetinde olan mükellefler Tebliğde sayılan bilgileri ihtiva eden levhaları iş yerlerinin;</p>

<p style="text-align:justify"><strong><span><span>a)<span> </span></span></span></strong><!--[endif]-->Merkezlerinde,</p>

<p style="text-align:justify"><!--[if !supportLists]--><strong><span><span>b)<span> </span></span></span></strong><!--[endif]-->Şubelerinde,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><!--[if !supportLists]--><strong><span><span>c)<span> </span></span></span></strong><!--[endif]-->Satış<span> </span>mağazalarında,</p>

<p style="text-align:justify"><strong>ç) </strong>Çiftçilerin doğrudan doğruya zirai faaliyetleri ile ilgili alım satım işlerinin tedviri için açtıkları yazıhanelerinde,</p>

<p style="text-align:justify"><!--[if !supportLists]--><strong><span><span>d)</span></span></strong><!--[endif]-->Taşıt<span> </span>işletmeleri<span> </span>ayrıca<span> </span>taşıtlarında,<span> </span>yetkililerce<span> </span>istenildiğinde<span> </span>ibraz<span> </span>etmek<span> </span><span>üzere </span>bulunduracaklardır.<u> Ancak işyeri duvarına asılma mecburiyeti<span> </span>kaldırılmıştır</u>.</p>

<p style="text-align:justify">İş yerinde birden fazla kat veya reyon olması halinde her kat veya reyon için ayrı birer levha alma ve bulundurma zorunluluğu bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Birden fazla yerde vergi levhası bulundurmak mecburiyetinde olan mükellefler ile levhalarını başka kurumlara ibraz edecek mükellefler vergi levhalarını internet vergi dairesinden ihtiyaç duydukları adet kadar çıktı alabileceklerdir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Vergi levhası bulundurma mecburiyetine uyulmaması halinde uygulanacak ceza; </strong>Tebliğe göre vergi levhası almak ve bulundurmak mecburiyetinde olan mükelleflerin vergi levhasını bulundurmak mecburiyetinde oldukları yerlerde yapılan denetimlerde bulundurma mecburiyetine uyulmadığının tespit edilmesi halinde her bir tespit için Vergi Usul Kanununun 353’üncü maddesinin (4) numaralı bendine istinaden özel usulsüzlük cezası kesilmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bilgilerinize sunarız.<br />
<span>Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/vergi-levhalarinin-mayis-ayi-sonuna-kadar-yazdirilmasi-gerekir</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/05/vergi-levhasi-2.jpg" type="image/jpeg" length="50578"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gizli gerekçeli tarhiyatlar]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/gizli-gerekceli-tarhiyatlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/gizli-gerekceli-tarhiyatlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa’nın 36. maddesinde; herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davalı veya davacı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğu düzenlenerek, savunma hakkına anayasal güvence sağlanmıştır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. Maddesinde de, “herkesin kendisine yöneltilen suçlamanın nitelik ve nedenlerinden ayrıntılı biçimde bilgili kılınma hakkının varlığı”nı silahların eşitliği ilkesi olarak açıkça kabul edilmiştir. AHİM, idari para cezasını gerektiren suçlamaları da bu madde kapsamında görmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Mükelleflerin, hem uluslararası hukuk hem de Anayasa hukuku açısından güvence altına alınmış olan savunma haklarını tam olarak kullanabilmeleri için, aleyhinde yapılan işlemin içeriğini, gerekçesini tam olarak öğrenme hakkı vardır.</p>

<h2 style="text-align:justify">Savunma hakkının vazgeçilmez unsuru</h2>

<p style="text-align:justify">Bu maksatla da Vergi Usul Kanununu 34 ve 366. maddelerinde cezalı tarhiyat sebebini içeren vergi inceleme raporlarının ihbarname ekinde mükellefe tebliği zorunluluğunu getirmiştir. Kanun koyucunun buradaki maksadı, cezalı tarhiyata muhatap olan kişinin hakkında uygulanan işlemin sebeplerine tam olarak vakıf olması ve haklarını buna göre kullanması ve yargı önünde kendisini eksiksiz olarak savunabilmesi ve böylece idari işlemin hukuka uygunluk denetiminin tam olarak yapılabilmesini sağlamaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak uygulamada şekil olarak hazırlanmış ve esasen mükellefin işlemlerinin ne sebeple kusurlandırıldığını göstermeyen, Vergi Tekniği Raporu (VTR) adı verilmiş raporlara atfın dışında hiçbir bilgi içermeyen vergi inceleme raporlarının (VİR) mükellefe tebliği, ancak ardındaki vergi tekniği raporlarının gizlenmesi, anayasal güvence altına alınmış savunma hakkının gereklerinin yerine getirildiği anlamına gelmemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Kanunlarda olmayan VTR’nin düzenlenme amacı Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği’nde; “yürütülmekte olan incelemelerde her türlü delil ve ispat vasıtası toplanarak somut bir şekilde maddi vakıayı ortaya koymak, ve/veya birden fazla mükellefi veya vergi türünü ya da aynı mükellefin birden fazla vergilendirme dönemini kapsayan ve eleştiri konusu yapılabilecek hususların tespitini gerektiren durumlarda, konunun tek bir raporda ifade edilebilmesi” olarak ifade edilmiştir. Bu raporların, müteakiben düzenlenecek VİR’lerin ekini oluşturması amaçlanmıştır. VTR; içeriğinde tarhiyat önerisi yer almayan, ancak mükellef hakkında tarhiyat önerisi içeren VİR’e dayanak teşkil eden raporlardır.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Mükelleflerin haklarındaki suçlamayı tam olarak öğrenmeleri, haklarında yapılan tarhiyatın sebebini bilmeleri sadece yargı huzurunda savunma hakları ile ilgili değildir. Mükellefler bunlara bakarak belki idari yollara başvurarak uzlaşma müessesesinden yararlanıp yararlanmamayı veya orada uzlaşıp uzlaşmamayı tercih edebileceklerdir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify">Vergi mahremiyeti gerekçesi ne kadar geçerli?</h2>

<p style="text-align:justify">Bütün bunları boşverin, bir hukuk devletinde idarenin mükelleflerden sebep unsurunu gizleyerek tarhiyat yapması, hangi delillere, hangi tespitlere veya hangi ifadelere dayandığını mükelleften gizleyerek hakkında ceza uygulaması, kabul edilemez.</p>

<p style="text-align:justify">Yargılama aşamasında, re’sen araştırma ilkesinden hareketle VTR’nin getirtilmesi de bu hukuki eksikliği ortadan kaldırmaz.</p>

<p style="text-align:justify">VTR’nin tebliğ edilmemesinin sebebi idari anlayışta, diğer mükelleflerle ilgili bilgiler de içermesi ve bu bilgilerin vergi mahremiyeti kapsamında yer alması şeklinde açıklanmaktadır. İdare, Vergi Usul Kanununun 5. maddesinde yazılı vergi mahremiyeti maddesine sığınmaktadır. Oysa bu konunun vergi mahremiyeti ile ilgisi yoktur, dolayısıyla gerekçe yanılgındır. Bir mükellefin işlemleri bir başka mükellefe göre kusurlandırılıyorsa, kusurlandırılan mükellefin bunu bilmek en tabii hakkıdır. “Gizli emsal” adı altında ceza hukukunun “gizlik tanık” benzeri uygulamalar vergi hukukuna taşınamaz.</p>

<p style="text-align:justify">Mali idare eğer üçüncü şahıs durumundaki mükelleflerin mahremiyetine önem veriyorsa, tarhiyatı yapmayacaktır. Hayır, tarhiyat yapmak istiyorsa, hakkında cezalı tarhiyat yapacağı mükellefin, tarhiyatın sebep unsurunu tüm gerekçe ve delilleri ile tam olarak öğrenmesini sağlamak durumundadır. Bu idarenin yapacağı ve yapması gereken bir tercihtir.</p>

<h2 style="text-align:justify">Yargının vermesi gereken karar</h2>

<p style="text-align:justify">Kaldı ki son zamanlarda VİR’lerin atıf yaptığı ve mükellefe tebliğden imtina edilen VTR'lerin ilgili mükellef dışında üçüncü şahıs durumunda olan kişilerle ilgili hiçbir bilgi içermediği de görülmektedir. Dolayısıyla bu gibi durumlarda “vergi mahremiyeti” gerekçesi de çökmektedir. Örneğin bir serbest meslek mükellefinin giderlerini faaliyeti ile illiyet bağı olmaması sebebiyle reddeden VTR, vergi mahremiyeti ile hiç ilgisi olmamasına rağmen mükelleften gizlenmektedir. Bir başka olayda bir mükellefin hasılatını eleştiren, kendisinin başkaca faaliyet gelirleri ile kıyaslanarak, oranlanarak kayıt dışı gelir elde ettiğini iddia eden VTR, o mükelleflen, yine 3. şahıslarla ilgili hiç bir bilgi içermemesine rağmen gizlenmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu da mali idarenin giderek VTR uygulamasını, tarhiyat sebep ve delillerinin mükelleflerden gizlenmesinin aracı olarak kullanmaya başladığını göstermektedir. Bu yanlış bir yoldur. Bu yola yargının cevaz vermemesi, VTR’lerin tebliğ edilmemesi halinde tebligatın geçersizliğine karar vermesi gerekir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/gizli-gerekceli-tarhiyatlar</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/05/tahriyat-1.webp" type="image/jpeg" length="78362"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2026/Nisan Ayı/Dönemi Muhtasar, Aylık Prim ve Hizmet Belgelerinin Verilme ve Ödeme Süresi Uzatıldı...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/2026nisan-ayidonemi-muhtasar-aylik-prim-ve-hizmet-belgelerinin-verilme-ve-odeme-suresi-uzatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/2026nisan-ayidonemi-muhtasar-aylik-prim-ve-hizmet-belgelerinin-verilme-ve-odeme-suresi-uzatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><img alt="20.05.2026 S G K Duyuru" class="detail-photo img-fluid" height="3508" src="https://bdturkeycom.teimg.com/bdturkey-com/uploads/2026/05/20052026-s-g-k-duyuru.png" width="2481" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/2026nisan-ayidonemi-muhtasar-aylik-prim-ve-hizmet-belgelerinin-verilme-ve-odeme-suresi-uzatildi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 19:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/11/sgk-duyuru-yeni-kurtarildi1-2.png" type="image/jpeg" length="83862"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KATMA DEĞER VERGİSİ BEYANNAMELERİNE (KDV1, KDV2, KDV2B, KDV4, KDV9015) İLİŞKİN ÖNEMLİ DUYURU]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/katma-deger-vergisi-beyannamelerine-kdv1-kdv2-kdv2b-kdv4-kdv9015-iliskin-onemli-duyuru-4</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/katma-deger-vergisi-beyannamelerine-kdv1-kdv2-kdv2b-kdv4-kdv9015-iliskin-onemli-duyuru-4" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Başkanlığımızca “Elektronik Beyanname Uygulaması”nın yeni, güncel ve açık kaynak kodlu yazılımlar ile yenilenmesi amacıyla başlatılan “e-Beyan” uygulaması kapsamında “Katma Değer Vergisi Beyannameleri (KDV1, KDV2, KDV2B, KDV4, KDV9015)” 1/9/2025 tarihinden itibaren 2025/Ağustos dönemi beyannamelerinden başlamak üzere pilot il olarak belirlenen Eskişehir ve Kırşehir’de, 1/11/2025 tarihinden itibaren 2025/Ekim dönemi beyannamelerinden başlamak üzere Konya ve Muğla illerinde, 2025/Aralık döneminden itibaren beyannamelerinden başlamak üzere Afyonkarahisar, Bursa, Kırıkkale ve Yalova illerinde, 2026/Mart döneminden başlamak üzere Bartın, Bilecik, Karabük, Karaman, Amasya, Burdur, Bolu, Kastamonu, Niğde ve Yozgat illerinde ve 1/5/2026 tarihinden itibaren 2026/Nisan döneminden başlamak üzere İzmir, Adana, Gaziantep ve Mersin illerinde belirtilen vergi türlerinden mükellefiyeti bulunanlar için e-Beyan uygulaması üzerinden alınmaktadır.</p>

<p>Proje kapsamında, pilot uygulamanın kapsamının genişletilmesi amacıyla, “Katma Değer Vergisi Beyannameleri (KDV1, KDV2, KDV2B, KDV4, KDV9015)” 2026/Mayıs döneminden başlamak üzere <strong>Antalya, Kayseri, Manisa ve Kütahya</strong> illerinde de belirtilen vergi türlerinden mükellefiyeti bulunan mükellefler için 1/6/2026 tarihinden itibaren e- Beyan uygulaması üzerinden alınacaktır.</p>

<p><strong>Antalya, Kayseri, Manisa ve Kütahya</strong> illerinde belirtilen vergi türlerinden mükellefiyeti bulunan mükelleflerimizin 2026/Mayıs ve takip eden dönemlere ait beyannamelerinin, Dijital Vergisi Dairesi üzerinden “e-Beyan” uygulamasına erişim sağlanarak “+ Yeni Beyanname” butonu altında yer alan “0015-KDV1, 4017-KDV2, 4018-KDV2B, 0016-KDV4 ve 9015-KDV9015” başlıklı Katma Değer Vergisi Beyannameleri kullanılarak verilmesi gerekmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayrıca meslek mensupları tarafından, pilot uygulama kapsamında bulunan illerdeki mükelleflerinin beyannamelerinin, 2026/Mayıs vergilendirme döneminden itibaren, kullandıkları muhasebe programlarının e-Beyan sistemine entegre olması durumunda (entegrasyon için gerekli olan tüm bilgi ve belgeler entegrasyon talebinde bulunan muhasebe programları ile paylaşılmıştır) entegrasyon (web servis) yoluyla da “e-Beyan” sistemi üzerinden verilmesi mümkündür.</p>

<p>e-Beyan uygulamasının ana sayfasındaki sağ üst köşesinde yer alan kullanıcı ünvanına ait simgeye basıldığında açılan “Yardım -&gt; e-Beyanname Dokümanlar -&gt; Hemen Başla” başlıklarına sırasıyla tıklanarak katma değer vergisi beyannamelerinin sayfalarına ilişkin ayrıntılı açıklamaların bulunduğu modüllere erişim sağlanabilecektir.</p>

<p>Duyurulur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/katma-deger-vergisi-beyannamelerine-kdv1-kdv2-kdv2b-kdv4-kdv9015-iliskin-onemli-duyuru-4</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 16:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/05/kdv-iadesi.jpg" type="image/jpeg" length="45252"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KÜRESEL ASGARİ TAMAMLAYICI KURUMLAR VERGİSİ BEYANNAMESİ]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kuresel-asgari-tamamlayici-kurumlar-vergisi-beyannamesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kuresel-asgari-tamamlayici-kurumlar-vergisi-beyannamesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>7524 sayılı Kanun ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na eklenen Beşinci Kısım çerçevesinde, <strong>Yerel ve Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi</strong> yürürlüğe girmiştir.</p>

<p>Bu amaçla hazırlanan “<strong>Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi Beyannamesi</strong>” ile “<strong>Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi Bilgi Beyannamesi</strong>” mükelleflerimizin ve meslek mensuplarımızın veri girişi ve hesaplama süreçlerini deneyimleyebilmeleri amacıyla yeni “<strong>e-Beyan Test</strong>” sisteminde uygulamaya açılmıştır.</p>

<p>Nihai ana işletmesinin konsolide finansal tablosundaki yıllık konsolide hasılatı, gelirin raporlandığı hesap döneminden önceki dört hesap döneminin en az ikisinde 750 milyon Avro karşılığı Türk lirası sınırını geçen çok uluslu işletme grupları, yerel ve küresel ATV uygulaması kapsamına girmektedir.</p>

<p>Küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisi, gelirin dâhil edilmesi esası ve yetersiz vergilendirilmiş ödemeler esasına göre belirlenir. Gelirin dâhil edilmesi esası kapsamında küresel asgari tamamlayıcı kurumlar vergisinin mükellefi, kapsama giren çok uluslu işletme gruplarına bağlı ve diğer ülkelerde yerleşik olan işletmelerin; Türkiye’de yerleşik nihai ana işletmesi, ara ana işletmesi veya kısmen sahip olunan ana işletmesidir. Bu kapsamda bahse konu mükelleflerin ilgili beyannameleri test edebilmeleri için kurumlar vergisi yönünden bağlı oldukları vergi dairesi müdürlüklerinde <strong>kendi adlarına “0064 - Küresel Asgari Tamamlayıcı Kurumlar Vergisi</strong>” mükellefiyeti tesis ettirmeleri gerekmektedir.</p>

<p>Mükellefiyetini tesis ettirmiş olan kullanıcılar, Dijital Vergi Dairesi’ne mevcut kullanıcı kodu ve şifreleri vasıtasıyla giriş yaptıktan sonra, “e-Beyan Test” modülüne erişim sağlayarak ilgili beyannameyi test amacıyla kullanma imkânı bulacaklardır. Bu süreçte, mükelleflerimiz ve meslek mensuplarımız, beyannameye ilişkin sorularını veya önerilerini <u><a href="mailto:GloBE@gelirler.gov.tr">GloBE@gelirler.gov.tr</a></u> elektronik posta adresine iletebilirler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Duyurulur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kuresel-asgari-tamamlayici-kurumlar-vergisi-beyannamesi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 15:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/09/kurumlar-vergisi-11.jpg" type="image/jpeg" length="49063"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Konkordatoda suistimale karşı şeffaflık dönemi!]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/konkordatoda-suiistimale-karsi-seffaflik-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/konkordatoda-suiistimale-karsi-seffaflik-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Covid-19 salgını sonucunda işletmeler, ekonomik sıkıntılar içinde varlığını sürdürmeye devam ettiler. 2019’dan bugüne dek gelinen süreçte enflasyonun etkisi, alım gücünün düşmesiyle birlikte işletmeler, maliyetlerini karşılayamaz hale geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bunu sonucu işveren, kepenk kapatarak işçi çıkarmaya başladı. Üretimin de düşmesi ve her geçen gün artan oranlı <strong>vergi</strong>ler ve <strong>zam</strong> nedeniyle küçük işletmeler iş yerini kapatmak zorunda kaldı.</p>

<p style="text-align:justify">Büyük ve orta ölçekli işletmeler; işçinin <strong>maaş</strong>ını da karşılayacak gücü kalmazken ayrıca üzerine <strong>kira</strong>, elektrik, su, doğalgaz gibi genel giderlerin yanında ağır <strong>vergi</strong> yüküne maruz bırakıldı. Tüm bunların sonucunda borçlarını da ödeyemez duruma geldi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu süreç bir çok şirketi, <strong>konkordato </strong>başvurusu yapmaya yöneltti. 16 Ocak 2025 tarihli köşe yazımda; “İflastan önceki son çıkış” başlığı ile tanımladığım <strong>konkordato</strong> sürecini, artıları ve eksilerini anlatmıştım.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Konkordato</strong>, geçmişte Anadolu’da söylenen: “Komşu tüm malını, mülkünü kaybetmiş dostlar duydunuz mu?” Halk arasında “İflas etmiş” denirdi. Gelinen noktada ise yeni dönemdeki tanımı ile şirketi <strong>iflas</strong> etmeden, <strong>iflas</strong>a hazırlık ve belki bir çıkış yolu umuduyla <strong>konkordato</strong> olarak ifade ediliyor ve uygulanıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ekonomik sıkıntılar konkordato başvurusunu artırıyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Son yıllarda, işletmeler, ticari hayatta da zor günler yaşıyor. Alacaklarını tahsil edemeyip, <strong>borç</strong>larını da ödeyemeyen şirketlere <strong>banka</strong>lar <strong>kredi</strong> de veremeyebiliyor. Bazen şirketler <strong>banka</strong>dan aldığı <strong>kredi</strong>yi de ödemekte zorlanıyor hatta ödeyemiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bunca yükün altında kalan iş yerleri için maliyetlerinin, <strong>gelir</strong>ini aşan boyutta olmasıyla <strong>konkordato</strong> başvurusu can simidi olarak görülüyor. <strong>İflas</strong>tan önceki son çıkış ya da <strong>iflas erteleme</strong> olarak da düşünebiliriz.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak burada önemli bir ayrıntı var ki birçok işletme istese de maddi yetersizlikler nedeniyle <strong>konkordato</strong>ya başvuruda bulunamıyor. Alacaklı ve <strong>borç</strong>lu açısından baktığımızda ise sayıları her geçen gün artan, binlerce işletmeyi etkileyen bir domino taşı gibi hızla devam eden durum olduğunu görüyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Konkordato</strong>; sadece <strong>borçlu</strong>yu değil, <strong>alacaklı</strong>yı ve alacaklının da alacaklısını etkileyerek zincirleme olarak devam eden, uzun soluklu, maliyetli ve de sıkıntılı bir süreç.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İşçi de işveren de dertli</strong></p>

<p style="text-align:justify">Son yıllarda; özellikle büyükşehirlerde çalışanlar aldıkları <strong>maaş</strong> ile <strong>kira</strong>yı, barınma, beslenme gibi temel insani ihtiyaçların dahi karşılanamadığı, <strong>asgari ücret</strong>in ve <strong>emekli</strong>nin <strong>maaş</strong>larının açlık ve yoksulluk sınırının çok altında kalmasıyla işverenlerin, <strong>asgari ücret</strong>le işçi almakta zorlandığı görülüyor. İşveren, en az bir katı fazla ücret verse de çalışanın evin geçimini, çocuklarının eğitim gideri ve <strong>kira</strong>sını ödeyemediği için yeni iş arayışına girdiği bu dönemde, işçi de işveren de <strong>ekonomi</strong>k olarak sıkıntı içinde.</p>

<p style="text-align:justify">Dünya genelinde yaşanan ve ülkemizi de etkileyen <strong>tarım</strong> politikaları, gıdaya ulaşmadaki sıkıntılar ve jeopolitik süreç sonunda ayrıca eklenen maliyet sonucu ve <strong>vergi</strong>ler, <strong>zam</strong>lar ile bazı sektörlerde üretimin durma noktasına gelmesiyle ne yazık ki <strong>iflas</strong> eden ve <strong>konkordato</strong>ya başvuran şirket sayısı da gün geçtikçe artmaya devam ediyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Konkordato, alacaklıyı da borçluyu da etkiliyor</strong></p>

<p style="text-align:justify">Mali durumu bozulan <strong>borçlu</strong> şirketle bu şirketten alacaklı olanları korumaya yönelik bir uygulama olan <strong>konkordato</strong>, mali durumu kötü olan şirket, alacaklıları ile anlaşarak <strong>borç</strong>larını yapılandırıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Taraflar arasındaki anlaşma, mahkeme gözetiminde onaylanırsa, <strong>borç</strong>lu olan şirket anlaşılan miktarı ödeyerek ya da taksitlendirerek <strong>borç</strong>larından kurtuluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Konkordato</strong> konusunu ayrıntılarıyla ele alıp inceleyen, konusunda uzman kıymetli eğitimciler İstanbul Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi İYBF Muhasebe ve Denetim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Mert ve Dr. Bilalettin Topluk’un, Nobel yayınlarından basılan “Konkordato Süreci ve Mali Uygulamalar” başlıklı kitabı, aradığınız tüm sorulara cevap veren, <strong>konkordato</strong> hukukundan kaynaklanan sürecin her aşamasının, titizlikle incelenerek hazırlanan kaynak bir kitap olma özelliği taşıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kitabın giriş bölümünde <strong>konkordato</strong>, son derece sade bir dil kullanarak şöyle ifade edilmiştir: “Konkordato; finansal yönden sorunlu işletmelerin eğer imkân varsa yaşatılabilmelerine olanak sağlanması amacıyla icra ve iflas kanununda yer verilmiş önemli bir düzenlemedir. Konkordato uygulamasının amacı; finansal yönden sorunlu işletmelerin borçlarının uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması ve böylelikle mümkünse işletmenin devamlılığının sağlanmasıdır.”</p>

<p style="text-align:justify">Eserde ayrıca “Konkordatonun Özellikleri ve Amaçları” başlığı altında yer alan bölümünde; <strong>konkordato</strong>, <strong>iflas</strong> ayrımına da değinilerek, <strong>alacaklı</strong> ve <strong>borçlu</strong> durumu da şu şekilde özetlenmiştir: “Her şeyden önce konkordato iflas anlamına gelmemekte, aksine iflas etmemek için borçlunun alacaklılarla iflası önlemek amacıyla anlaşma yoluna gidilmesini amaçlamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Konkordatonun, alacaklılar bakımından amacı ise borçlunun iflasına kıyasen daha çok alacağını tahsil edebilmesi ve böylece alacaklılar bakımından da eşitliğin sağlanmasıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Konkordato, borçluya iki önemli fırsat sunmaktadır; bunlardan birincisi haciz takibinden kurtulması, ikincisi ise ticari hayatını sona erdirecek iflastan kurtulmasıdır. Konkordato müessesesi sayesinde hayatta kalmayı başaran borçlu, alacaklıları ile arasındaki borç-alacak ilişkilerini yeniden gözden geçirmesine ve kendisine çeki düzen vermesine vesile olacaktır” deniliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Konkordatoda süreci nasıl işliyor?</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Borç</strong>lu işletmenin, yerleşim yeri adresindeki Asliye Ticaret Mahkemesi’ne <strong>konkordato</strong> için gerekli belgeler ile <strong>konkordato</strong> talebi yapılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkemeye ibrazı istenen belgeler ve <strong>Konkordato Ön Projesi</strong> ( KAYİK Belgesine sahip Bağımsız Denetim şirketleri tarafından hazırlanarak, takip edilir ) ve <strong>makul güvence raporu</strong> düzenleniyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Konkordato </strong>talebine ise: Finansal tablolar, tüm <strong>alacak</strong> ve <strong>borç</strong>ları vadeleri ile gösteren liste ve alacaklıları, alacak miktarlarını ve alacakların imtiyaz durumunu gösteren liste, karşılaştırma tablosu, finansal analiz tablosu da ekleniyor.</p>

<p style="text-align:justify">Mahkemeye sunulan bu belgeler ile yapılan inceleme sonucunda, mahkeme <strong>konkordato</strong> talebini reddeder veya kabul eder.</p>

<p style="text-align:justify">Bu konuda önemli bir gelişme yaşandı ve 13 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete ile “Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” yayımlandı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yeni yönetmelikle denetim ve şeffaflık tedbiri</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yeni düzenlemeyle: <strong>Konkordato</strong> süreçlerinde <strong>denetim</strong> ve <strong>şeffaflık </strong>döneminin de başladığı göze çarpıyor. Yayınlanan yönetmeliğe göre; şirketlerin mahkemeye sunacağı finansal tabloların muhasebe ve raporlama standartlarına uygun hazırlanmasının zorunlu hale getirilmesi dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yeni yönetmelikle; <strong>konkordato</strong> sürecinde uygulamada kötü niyetli kullanmak isteyenlerin yani gerçek dışı mali tablolarla <strong>konkordato</strong> ilan edilmesinin önüne geçmeyi amaçladığı görülüyor. Ayrıca <strong>alacaklı</strong>ların da haklarının korunabilmesi ve mahkemelerin daha sağlıklı ve şeffaf finansal bilgilerle karar vermesinin de sağlanacağı değerlendirilebilir.</p>

<p style="text-align:justify">Yeni düzenlemeye göre uygulama nasıl olacak? Bu konuyu, İstanbul Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi İYBF Muhasebe ve Denetim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Mert’e sordum ve şöyle yanıtladı:</p>

<p style="text-align:justify">“ Bağımsız Denetime tabii olan kuruluşlar ve bunların tabi olacakları muhasebe organizasyonları Türk Ticaret Kanunu ile belirlenmektedir. Ancak Adalet Bakanlığı, yönetmelik düzenlemesiyle Bağımsız Denetime tabi olmamakla birlikte, konkordato sürecine giren işletmelerde Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) düzenlenmesinin uygulanmasını zorunlu hale getirmiştir. Bu boyutuyla baktığımızda; Adalet Bakanlığı, yönetmelikle Ticaret Kanunu’nu bypass etmiştir. Bunun yanı sıra bu uygulama; işletmeler için konkordato sürecinin maliyetini daha çok artırıcı etki yapacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Yeni yönetmelikle; makul güvence raporu düzenleyen şirketlere, sözleşme ve raporları Kamu Gözetim Kurumu’na (KGK), bildirme zorunluluğu getirilmiştir. Aynı şekilde, mahkeme kalemlerine de makul güvence raporlarını, Kamu Gözetim Kurumu’na (KGK) bildirme yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yönüyle yapılan düzenleme, kurumlar arası koordinasyonun sağlanması açısından yerinde ve doğru bir düzenleme olmuştur.”</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Konkordato</strong>, başı ve sonu itibariyle son derece yorucu ve maliyetli bir süreçtir. <strong>Borçlu</strong> şirket için <strong>borç</strong>larının ertelenmesi ve vadelere yayılarak ödenmesi avantajlı bir durumdur. Diğer yandan, <strong>borçlu </strong>şirketin <strong>iflas</strong>tan kurtulması ve borçlarını ödeyebilme ihtimalinin de alacaklı için önemli bir avantaj olduğu unutulmamalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak tüm yaşanan olumsuzluklara rağmen, Ticaret Mahkemeleri’nin tecrübesi ve görevlendirilen uzman <strong>konkordato komiserleri</strong>nin edindikleri tecrübe ile <strong>alacaklı </strong>ve <strong>borçlu</strong> açısından, <strong>konkordato</strong>nun olumlu sonuçlanma durumu da olabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Sürecin iyi yönetilmesi halinde <strong>alacaklı</strong> ve <strong>borçlu</strong> için yapılacak her düzenleme, yararlı olacaktır. <strong>Konkordato</strong> maliyetli olduğundan, başvuru yapmak isteyip de yapamayan sayısız şirket de olduğunu düşündüğümüzde, yeni düzenlemeyle varlığını devam ettirmek isteyen birçok işletme için bir umut ışığı olma özelliği de taşıyor. Kötü niyetli olan her adıma da fren konularak, hayatta kalma şansı olan şirketleri de kurtaracak bir sürece hazırlıyor. <strong>Alacaklı</strong> ve <strong>borçlu</strong>yu da koruyan bunun gibi her uygulamanın yasal zeminde hayat bulması dileğiyle…</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Özlem KARAHAN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/konkordatoda-suiistimale-karsi-seffaflik-donemi</guid>
      <pubDate>Wed, 20 May 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/09/konkordato.jpg" type="image/jpeg" length="61968"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Elektronik tebligatların geçersizliği]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/elektronik-tebligatlarin-gecersizligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/elektronik-tebligatlarin-gecersizligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beş günde bir “tebliğ var mı?” diyerek sisteme girmek şeklinde bir zorunluluğun kimseye yüklenemeyecek olması sebebiyle SMS veya mail yoluyla uyarılmama halinde, tebligatın geçerli olmayacağına ilişkin düzenlemelere yer verilmesi bence şarttır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong><i>Elektronik ortamda tebligat yapılmasına ilişkin düzenlemelere dayanılarak gerçekleştirilen elektronik tebliğ işlemlerinin hukuki sonuç doğurduğundan söz edilemez.</i></strong></p>

<p style="text-align:justify">Vergi Usul Kanunu’nda yer alan düzenlemelere dayanarak Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından oluşturulan ve gelir idaresinin yanı sıra gümrük idaresi, trafik idaresi, sosyal güvenlik kurumu tarafından da kullanılan elektronik tebligat sistemin yanlışlıklarını veya hatalarını ilk günden bu yana bu köşede sürekli yazdım, hukuka aykırılıklarını sergiledim. Nihayet Anayasa Mahkemesi tarafından kurulan sistemin dayanaklarını oluşturan Vergi Usul Kanunu’nun yetki düzenlemeleri iptal edildi. Söz konusu Anayasa Mahkemesi Kararını bu köşemde, 7 Nisan 2026 günlü EKONOMİ gazetesinde yer alan yazımda irdelemiş ve kararın olası sonuçlarını da gazetemizdeki 9 Nisan’da “Elektronik tebligat kararı ve sonuçları” başlıklı yazımda ele almıştım.</p>

<p style="text-align:justify">Kararın sonuçlarını değerlendirdiğim yazımda gelir idaresinin, kararın yürürlüğe gireceği tarihe kadar hukuka aykırılığı sabit bu sistemi kullanmaya devam edeceğini, bunun da karşımıza çeşitli olasılıklar çıkartacağını söylemiştim. Bu olasılıklar arasında da yargı mercilerinin, bu sistemden yapılan tebligatların iptali için açılacak davalarda, tebligatların iptaline kararı vermeleri olduğunu söylemiştim. Nitekim, dediğim çıktı.<br />
<br />
<strong>İdari yargı anlayışı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay 3. Dairesi E.2024 K.2026/1632 sayı ve 6.4.2026 tarihli kararı ile Anayasa’ya aykırılığı hukuken sabit olmuş düzenlemelere yapılan tebligatın hukuki sonuçlar doğurmasının mümkün olmadığına karar vererek, elektronik ortamda tebliğ edilmiş ödeme emirleri uyarınca tatbik edilen hacizlerin kaldırılması gerektiğine hükmederek, aksi yöndeki istinaf mahkemesi kararını bozdu. Bence çok doğru ve hukuk devleti ilkeleri açısından yerinde bir karar.</p>

<p style="text-align:justify">Danıştay Dairesinin, daha önce benzer durumlar için verilmiş Danıştay Kararları ile uyumlu ve yerleşik içtihada uygun kararını önemli noktaları aşağıdaki şekilde karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">- Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin kuralla iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakları ve kamu düzeninin istikrarını korumak amaçlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">- (Ancak) Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiği bilinen, Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre davaların görülüp çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkeleri aykırı düşer.</p>

<p style="text-align:justify">- (Öte yandan) İptal kararının dokuz ay sonra yürürlüğe gireceğine karar verilmiş olması iptal edilen hükmün derdest olan davalarda uygulanmasına devam edileceği anlamını taşımamaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">- (Dolayısıyla) Elektronik ortamda tebligat yapılmasına ilişkin düzenlemelere dayanılarak gerçekleştirilen elektronik tebliğ işlemlerinin hukuki sonuç doğurduğundan söz edilemez.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>AYM kararından etkilenen tebligatlar</strong></p>

<p style="text-align:justify">Danıştay Dairesi’nin yerleşik içtihada ve teoriye uygun bu kararı, elektronik ortamda yapılan tebligatların hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmadığını ortaya koymaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda iptal edilen düzenlemenin yerine yasa koyucu yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar benim mali idareye tavsiyem, hazinenin hak kaybına sebebiyet verilmemesi adına, tebligatlarını memur eliyle veya PTT aracılığı ile yapmasıdır. Zira açılacak bütün davalarda tebligatların geçersizliği ileri sürülecektir. Kaldı ki buradaki sorun sadece vergi ihtilafları ile ilgili de değildir. Anayasa Mahkemesi kararı bu sistem kapsamında yapılacak bütün tebliğler (gümrük idaresi, trafik idaresi, sosyal güvenlik kurumu tarafından yapılacak tebliğler) için önem taşımaktadır. Örneğin bu sistemden tebliğ edilecek trafik para cezaları veya gümrük cezalarına ilişkin tebligatlar da geçersiz olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yeni düzenlemede olması gerekenler</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle yasa koyucunun Anayasa Mahkemesi’nin tanımış olduğu 9 aylık sürenin son günlerini beklemeden, bir an önce boşluğu giderecek düzenlemeleri yapmasıdır. Yapılacak düzenlemede konunun esaslarının kanuna yazılmasının yanı sıra ayrıca;</p>

<p style="text-align:justify">- Sistemin, tebliğ edilecek metni idarenin kendi sunucusuna koyup sonra gel bak demesi dolayısıyla ve özünde dairede tebliğ niteliğinde olduğu dikkate alınarak araya PTT A.Ş. gibi tarafsız bir kuruluşun konulmasına,</p>

<p style="text-align:justify">- Kişilerin kayıd-ı hayat koşulu ile mecbur bırakılmasının haksızlığı nazara alınarak mükellefiyetin sona ermesi ile birlikte sistem dışı kalınacağına,</p>

<p style="text-align:justify">- Kendisine tebliğ yapıldığı sms veya mail yoluyla bildirilmeyenlere e-tebligatların geçerli olmayacağına, böylece habersizce yapılan tebligat yolunun idareye kapatılmasına,</p>

<p style="text-align:justify">- Beş günde bir “tebliğ var mı?” diyerek sisteme girmek şeklinde bir zorunluluğun kimseye yüklenemeyecek olması sebebiyle SMS veya mail yoluyla uyarılmama halinde tebligatın geçerli olmayacağına ilişkin düzenlemelere de yer verilmesi bence şarttır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/elektronik-tebligatlarin-gecersizligi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 08:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/12/e-tebligat-1.png" type="image/jpeg" length="56290"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karbon muhasebesinde yeni arayış... Elektronik karbon defterleri]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/karbon-muhasebesinde-yeni-arayis-elektronik-karbon-defterleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/karbon-muhasebesinde-yeni-arayis-elektronik-karbon-defterleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şirketlerin iklim performansını ölçmenin dili değişiyor. Sera gazı emisyonlarının raporlanmasına ilişkin kurallar, on yılı aşkın süredir görülen en kapsamlı dönüşümün eşiğinde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Şirketlerin iklim performansını ölçmenin dili değişiyor. Sera gazı emisyonlarının raporlanmasına ilişkin kurallar, on yılı aşkın süredir görülen en kapsamlı dönüşümün eşiğinde.</p>

<p style="text-align:justify">Sera Gazı Protokolü’nün, geçtiğimiz yıl Uluslararası Standardizasyon Örgütü ile güçlerini birleştirerek emisyonların ölçülmesi ve raporlanması için tek bir küresel standart oluşturma planı, tam da böyle bir ortak yaklaşıma en çok ihtiyaç duyulan dönemde yeniden gündeme geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bugün Avrupa Birliği’nde zorunlu açıklama rejimleri yumuşatılırken, ABD’de federal düzeyde iklim beyanı düzenlemeleri tıkanmış durumda. Buna karşılık şirketler; yatırımcılar, müşteriler ve tedarik zincirlerinden gelen baskıyla daha fazla veri açıklamaya devam ediyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yani mesele artık yalnızca “raporlama yapmak” değil; açıklanan verinin ne kadar karşılaştırılabilir, ne kadar güvenilir, karar ve yatırım süreçlerine ne kadar bağlı olduğu.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle yeni dönem, şirketler için yalnızca daha fazla rapor yazma dönemi değil. Daha savunulabilir veri, daha açık metodoloji, daha güçlü karşılaştırılabilirlik ve daha gerçekçi iklim iddiaları dönemi.</p>

<h2 style="text-align:justify">İzlenebilir bir kayıt düzeni</h2>

<p style="text-align:justify">Tam da bu noktada karbon muhasebesinde yeni bir yaklaşım daha tartışmaya açılıyor: E-ledgers, yani elektronik karbon defterleri.</p>

<p style="text-align:justify">Bu sistem, sera gazı emisyonlarını tedarik zinciri boyunca finansal muhasebedeki çift tarafl ı kayıt mantığına benzer bir yöntemle izlemeyi amaçlıyor. Başka bir ifadeyle, karbon verisini genel tahminlerden, sektör ortalamalarından ve varsayımlardan çıkarıp; ürün, tedarikçi ve süreç bazında izlenebilir bir kayıt düzenine taşımayı hedefliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bugünkü raporlama sistemlerinde özellikle Kapsam 3 emisyonları, yani şirketlerin tedarik zincirlerinden kaynaklanan dolaylı emisyonlar, çoğu zaman yaklaşık verilerle hesaplanıyor. Bu da hem şirketler arası karşılaştırmayı zorlaştırıyor hem de aynı emisyonun farklı şirketler tarafından tekrar tekrar sayılması riskini artırıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Elektronik karbon defterleri yaklaşımı ise bu soruna daha muhasebe temelli bir yanıt arıyor. Bir şirket kendi doğrudan emisyonlarını kaydediyor. Bir ürün ya da ara mal başka bir şirkete satıldığında, o ürüne gömülü karbon yükü de onunla birlikte devrediliyor. Tedarik zincirinin her halkası, hem kendi doğrudan emisyonlarını hem de tedarikçilerinden gelen gömülü emisyonları kayıt altına alıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Böylece amaç, ürün bazında denetlenebilir, izlenebilir ve çifte sayımı azaltan bir karbon muhasebesi yapısı kurmak.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yaklaşım henüz prototip ve pilot uygulama aşamasında. Ancak tartışmanın kendisi bile karbon muhasebesinin nereye doğru evrildiğini gösteriyor: Şirketlerden artık yalnızca “ne kadar emisyon açıkladıkları” değil, bu hesabı hangi yöntemle yaptıkları, verinin hangi noktadan geldiği ve iddianın ne kadar denetlenebilir olduğu sorulacak.</p>

<h2 style="text-align:justify">Karbon verisi yeni rekabet alanı oluyor</h2>

<p style="text-align:justify">Bu dönüşüm özellikle Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi uygulamaları açısından da kritik. Çünkü karbon fiyatlaması, sınırda karbon düzenlemeleri ve düşük karbonlu ürün rekabeti güçlendikçe, şirketlerin yalnızca toplam emisyonlarını değil, ürün bazındaki karbon ayak izlerini de daha net gösterebilmesi gerekecek.</p>

<p style="text-align:justify">Bu da sürdürülebilirlik raporlamasını iletişim departmanlarının sınırlarından çıkarıp finans, satın alma, üretim, <a href="https://www.ekonomim.com/sektorler/lojistik" rel="nofollow" target="_blank" title="lojistik">lojistik</a> ve strateji birimlerinin ortak konusu haline getiriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yeni dönemde “yeşil” olduğunu söylemek yetmeyecek. Hangi veriye dayanarak, hangi metodolojiyle, hangi ürün ya da hizmet için, hangi tedarik zinciri bilgisiyle bu iddianın ortaya konduğu daha fazla sorgulanacak.</p>

<p style="text-align:justify">Karbon muhasebesi artık yalnızca geriye dönük bir raporlama egzersizi değil; şirketlerin gelecekte nasıl rekabet edeceğini, hangi pazarlara erişebileceğini, hangi yatırım maliyetiyle karşılaşacağını ve hangi iklim iddiasını savunabileceğini belirleyen stratejik bir alan haline geliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yani mesele daha çok rapor yazmak değil, daha güvenilir bir gerçeklik inşa etmek…</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Didem Eryar ÜNLÜ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/karbon-muhasebesinde-yeni-arayis-elektronik-karbon-defterleri</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 08:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/05/karbon-muhasebe.jpg" type="image/jpeg" length="97400"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2026’da binlerce emekli, emlak vergisi ödemeyecek: Şartlar neler?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/2026da-binlerce-emekli-emlak-vergisi-odemeyecek-sartlar-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/2026da-binlerce-emekli-emlak-vergisi-odemeyecek-sartlar-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[31 Aralık 2025 tarihi ve öncesinde Türkiye’deki kanunla kurulmuş bir sosyal güvenlik kurumundan emekli olanlar, belirli şartları taşımaları halinde 2026 ve sonraki yıllarda sahip oldukları tek konut için emlak vergisi ödemeyecekler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">2026 yılında ödenecek emlak vergisinin ilk taksitinin son günü 31 Mayıs Pazar gününe denk gelmektedir. Ancak söz konusu tarihin hafta sonuna rastlaması nedeniyle ödeme süresinin son günü <strong>1 Haziran Pazartesi</strong> gününe uzamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><span>Emlak vergisinin 1 Haziran Pazartesi gününe kadar ödenmemesi halinde, ödenmesi gereken tutar üzerinden aylık yüzde 3,7 oranında gecikme zammı uygulanacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bununla birlikte, bazı durumlarda emlak vergisi ödenmesi gerekmemektedir. Bu istisnai durumlardan biri de <strong>emeklilere</strong> tanınan haktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>31 Aralık 2025 tarihi ve öncesinde Türkiye’deki kanunla kurulmuş bir sosyal güvenlik kurumundan emekli olanlar, belirli şartları taşımaları halinde 2026 ve sonraki yıllarda sahip oldukları tek konut için emlak vergisi ödemeyeceklerdir. Yabancı bir sosyal güvenlik kurumundan emekli olanlar ise bu uygulamadan yararlanamamaktadır.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Bu uygulamadan yararlanabilmek için yalnızca emekli olmak yeterli olmayıp, ayrıca bazı ek şartların da birlikte sağlanması gerekmektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu şartları birlikte inceleyelim.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Konuta ilişkin şartlar</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Emekliler açısından indirimli (sıfır oranlı) bina vergisi uygulamasından yararlanılabilmesi için konutun <strong>aynı anda üç şartı birlikte taşıması</strong> <strong>gerekmektedir</strong>: binanın mesken (konut) niteliğinde olması, tek konut olması ve brüt 200 m²’yi aşmaması.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Söz konusu uygulama yalnızca mesken vasıflı taşınmazlar için geçerlidir. Bu nedenle konut niteliği taşımayan ya da mesken vasfını kaybeden taşınmazlar bakımından bu uygulamadan yararlanılması mümkün değildir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Konutun bir kısmının depo, dükkân veya benzeri ticari amaçlarla üçüncü kişilere kullandırılması halinde ise taşınmazın mesken dışında bir amaca tahsis edildiği kabul edilir ve bu durumda sıfır oranlı bina vergisi uygulamasından yararlanılamaz; dolayısıyla emlak vergisi tam olarak ödenir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Örneğin</span></strong><span> SGK emeklisi Yalçın Amca’nın emekli maaşı dışında herhangi bir geliri bulunmamaktadır. Ancak sahip olduğu konutun bir odasını, binanın altında bulunan kırtasiyeye depo olarak kullanılmak üzere aylık 10.000 TL bedelle kiraya vermiştir. Bu durumda taşınmazın bir bölümü ticari amaçla kullandırıldığından, konut mesken niteliğini kaybetmiş sayılacak ve Yalçın Amca taşınmazın tamamı için emlak vergisi ödemek zorunda kalacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Özetle</span></strong><span>, bir taşınmazın tamamen veya kısmen mesken dışında bir amaçla kullanılması halinde bu uygulamadan yararlanılması mümkün değildir.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Genel şartlar</h3>

<p style="text-align:justify">Bu uygulamadan yararlanılabilmesi için bazı ek şartların da birlikte sağlanması gerekmektedir. Bu şartları sırasıyla ele alalım.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>İlk şart,</span></strong><span> emekli aylığının Türkiye’de kanunla kurulmuş bir sosyal güvenlik kurumundan bağlanmış olmasıdır. Emekli Sandığı, SSK, Bağ-Kur veya benzeri sosyal güvenlik kurumlarından aylık alınması gerekmektedir. Yabancı bir sosyal güvenlik kurumundan emekli olanlar bu uygulamadan yararlanamaz. Ayrıca emeklilikten kazanılan bu hak, emekli olunan yıl değil, takip eden yıldan itibaren kullanılabilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Örneğin</span></strong><span> Aralık 2025’te emekli olan Kemal Amca, diğer şartları da sağlaması halinde 2026 yılından itibaren bu uygulamadan yararlanabilecektir. Buna göre 2025 yılı için emlak vergisini ödeyecek, 2026 ve sonraki yıllarda ise istisnadan yararlanacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>İkinci şart</span></strong><span>, elde edilen gelirin yalnızca emekli aylığından ibaret olmasıdır. Kira geliri, serbest meslek kazancı (avukatlık, doktorluk gibi), ticari kazanç (market işletmeciliği gibi) ya da benzeri gelirlerin bulunmaması gerekir. Ancak banka faizi ve repo gibi menkul sermaye iratları için belirlenen sınır aşılmadığı sürece bu durum uygulamadan yararlanmaya engel değildir. 2025 yılı için bu sınır 330 bin TL, 2026 yılı için ise 400 bin TL olarak dikkate alınmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Örneğin</span></strong><span> Bağ-Kur emeklisi Murat Amca, emeklilik sonrasında bir market açarak faaliyette bulunmaya başlamış ve 2026 yılında 20 bin TL gelir elde etmiştir. Her ne kadar gelir tutarı düşük olsa da <strong>ticari faaliyet söz konusu olduğundan</strong> Murat Amca bu uygulamadan yararlanamayacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Üçüncü şart</span></strong><span> ise konutun tek olması ve brüt 200 m²’yi aşmamasıdır. Emeklinin tek konutu dışında gelir getirmeyen arsa, arazi veya dükkânı bulunması, bu hakka engel değildir. Ancak birden fazla konutun bulunması halinde, diğer şartlar sağlansa dahi bu uygulamadan yararlanılması mümkün değildir. Hatta ikinci konuta hisseli sahip olunması dahi bu sonucu değiştirmez; </span><strong><i><span>birden fazla konutu olanlar, diğer şartları sağlasalar bile istisnadan yararlanamaz</span></i></strong><strong><span>.</span></strong><span>.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Eşin çalışmasının bir önemi yok</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Emekli olan kişinin eşinin, anne ve babasının, çocuklarının veya kardeşlerinin gelir elde ediyor olması, sosyal güvenlik kurumundan aylık alan kişinin bu uygulamadan yararlanmasını etkilemez. <strong>Değerlendirme yalnızca emeklinin kendi gelir durumu üzerinden yapılır</strong>.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Örneğin</span></strong><span> SGK’dan emekli Eda Hanım’ın adına kayıtlı tek bir konut bulunmaktadır. Eşi Ahmet Bey ise banka müdürü olarak yüksek bir maaş almakta ve ayrıca iki konut ile iki dükkânı kiraya vererek gelir elde etmektedir. Buna rağmen Ahmet Bey’in gelir ve malvarlığı durumu Eda Hanım’ı etkilemeyecek; Eda Hanım diğer şartları da sağlamak kaydıyla sıfır oranlı emlak vergisi uygulamasından yararlanmaya devam edecektir.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Hisseli evlerde ne olacak?</h3>

<p style="text-align:justify">Eşler<i><span> tek konuta hisseli sahiplerse</span></i>,<i> hisseleri oranında istisnadan yararlanabilirler.</i> Konuta hisseli sahip olunması halinde ise evin <strong>toplam brüt alanı</strong> dikkate alınacağından, <i>toplam brüt alan 200 m2’yi aşarsa, bu istisnadan yararlanılmayacaktır.</i> Yani burada istisna şartını sağlayan kişi kendi payına düşen kısmı kadar istisnadan yararlanacaktır. Ama evin toplam brüt metrekare bedeli 200 m2’yi aşarsa istisnadan yararlanılamaz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örneğin</strong>, SGK’dan emekli olup başkaca geliri bulunmayan Nesrin Hanım ile bir kurumda çalışan eşi Ali Bey, 180 m² büyüklüğündeki bir konuta eşit hisselerle sahiptir ve yıllık 1.800 TL emlak vergisi ödemektedir. Bu durumda Nesrin Hanım kendi hissesine isabet eden 900 TL için sıfır oranlı uygulamadan yararlanacak ve bu tutarı ödemeyecektir. Ali Bey ise kendi hissesi için vergisini ödemeye devam edecektir. Sonuç olarak toplam emlak vergisi 1.800 TL yerine 900 TL olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Buna karşılık, emekli bir eşin birlikte sahip olduğu 300 m²’lik bir konutta, eşler yarı yarıya hisseli olsa dahi toplam brüt alan 200 m² sınırını aştığı için bu uygulamadan yararlanılamaz. Bu durumda <strong>hisse oranı değil, taşınmazın toplam büyüklüğü esas alınır.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Burada dikkat edilmesi gereken husus</strong>, 200 m² sınırının <strong>hisse oranına göre değil, konutun toplam brüt alanına göre değerlendirilmesidir.</strong> Dolayısıyla emekli olan eşin payına düşen alan 150 m² olsa bile, konutun toplam brüt alanı 300 m² olduğundan eşler diğer şartları taşısalar dahi sıfır oranlı emlak vergisi uygulamasından yararlanamayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca bir kişinin birden fazla konuta, düşük oranlı dahi olsa hisseli şekilde sahip olması halinde de bu uygulamadan yararlanılması mümkün değildir. Bu durumda her bir taşınmaz için hissesi oranında emlak vergisi ödenmeye devam edilir.</p>

<p style="text-align:justify"><i><span><strong>Kısaca: iki yarım bir etmez!</strong></span></i></p>

<h3 style="text-align:justify">Kira gelirinin olması istisnaya engeldir</h3>

<p style="text-align:justify">Kira geliri elde edilmesi istisnadan yararlanmaya engeldir. Kira tutarı önemli değildir. 1 TL dahi olsa bu istisnadan yararlanılamaz.</p>

<p style="text-align:justify">Sahip olduğunuz evi kiraya verip siz de kiraya çıkarsanız o zaman istisnadan yararlanabilirsiniz. Ama sahip olunan tek konutu kiraya verip başkasının evinde kira vermeden oturulursa o zaman kira geliri var kabul edilir ve istisnadan yararlanılamaz.</p>

<p style="text-align:justify"><i><strong>Örneğin</strong></i> emekli aylığından başka geliri olmayan SGK’dan emekli Derya Hanım oturduğu evi kiraya verip kiralık başka bir eve taşınmıştır. Bu durumda Derya Hanım istisnadan yararlanmaya devam edecektir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ancak</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek 1)</strong> Emekli aylığından başka geliri olmayan SGK’dan emekli Fatma Hanım oturduğu evi kiraya verip <i>oğlunun yanına ve oğlunun sahip olduğu </i>eve taşınmıştır. Bu durumda Fatma Hanım, kira geliri olduğu gerekçesiyle istisnadan yararlanamayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek 2) </strong>Emekli aylığından başka geliri olmayan SGK’dan emekli Özlem Hanım oturduğu evi kiraya verip <i>kızının yanına ve kızının da kira ödediği eve</i> taşınmıştır. Bu durumda Özlem Hanım, kira geliri olduğu gerekçesiyle istisnadan yararlanamayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek 3) </strong>Emekli aylığından başka geliri olmayan SGK’dan emekli Ercan Amca oturduğu evi kiraya verip <i>oğlunun yanına ve kirayı da Ercan Amcanın (kendisinin) üstlendiği eve</i> taşınmıştır. Bu durumda <i>Ercan Amca kirayı kendi üstlendiği için</i> bu istisnadan yararlanmaya devam edecektir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Emekli, çalışmaya devam ederse bu istisnadan yararlanamaz</h3>

<p style="text-align:justify">Emekli olan kişinin emeklilik sonrasında çalışmaya devam etmesi halinde, sahip olduğu tek konut için uygulanan sıfır oranlı emlak vergisinden yararlanması mümkün değildir. Bu durumda emlak vergisi ödenmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örneğin</strong> SGK’dan 2019 yılında emekli olan Nazım Bey, emeklilik sonrası herhangi bir çalışma yapmama kararı almış ve 2020 yılından itibaren sahip olduğu tek konut için emlak vergisi ödememiştir. Ancak 2 Aralık 2025 tarihinde Samsun’da bulunan X Hukuk Bürosu’nda yardımcı işler yapmak üzere yeniden çalışmaya başlamıştır. Bu durumda Nazım Bey, 2025 yılı için emlak vergisi ödemeyecek ama 2026 yılından itibaren sıfır oranlı emlak vergisi uygulamasından yararlanamayacak ve emlak vergisi ödemeye başlayacaktır.</p>

<h3 style="text-align:justify">Daha önceki yıllarda emekli olanlar ödediği vergileri iade alabilir mi?</h3>

<p style="text-align:justify">Evet, belirli şartların sağlanması halinde geçmişte ödenen emlak vergilerinin iadesi mümkündür. 200 m²’yi aşmayan tek konutu bulunan ve başkaca bir geliri olmayan emekliler, ilgili şartları sağladıkları dönemler için sıfır oranlı emlak vergisi uygulamasından yararlanabilirler.</p>

<p style="text-align:justify">Örneğin 2010 yılında emekli olan ve başka bir geliri bulunmayan bir kişi, 200 m²’yi aşmayan tek konutu için 2010 yılından itibaren emlak vergisi ödemişse, şartların sağlandığı dönemler için iade talebinde bulunabilir. Ancak <strong>bu iade, geçmişe dönük olarak en fazla 5 yıl ile sınırlıdır.</strong></p>

<p style="text-align:justify">İade işlemi için taşınmazın bulunduğu yerdeki ilçe belediyesine başvurularak gerekli belgelerle birlikte dilekçe verilmesi yeterlidir. Belediye, yapılan inceleme sonucunda şartların sağlandığı dönemlere ilişkin fazla tahsil edilen vergileri iade eder.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Murat BATI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/2026da-binlerce-emekli-emlak-vergisi-odemeyecek-sartlar-neler</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 08:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/05/emekli-emlak-vergisi.jpg" type="image/jpeg" length="79501"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yurt dışı grup şirketlerinden gelen hizmet faturaları için hazırlık yapılmalı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/yurt-disi-grup-sirketlerinden-gelen-hizmet-faturalari-icin-hazirlik-yapilmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/yurt-disi-grup-sirketlerinden-gelen-hizmet-faturalari-icin-hazirlik-yapilmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yurt dışındaki ilişki­li şirketlerden (ana ortaklık, kardeş şirket­ler vb.) alınan grup içi hizmetler (management fees, IT desteği, IK, pa­zarlama, hukuki danış­manlık vb.), Vergi Mü­fettişlerinin transfer fiyatlandırması incele­melerinde en çok odak­landığı ve alanların başında gel­mektedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Müfettişlerin bu in­celemelerdeki temel yaklaşımı <strong>“Hizmet fiilen alındı mı, alın­dıysa bu hizmet Türkiye’de­ki şirkete bir fayda sağladı mı?” </strong>sorusudur. Sadece bir söz­leşme ve fatura ibraz etmek, in­celemeyi geçmek için kesinlikle yeterli bulunmamaktadır.</p>

<p>Hizmetin fiilen alındığını ve hukuki tabiriyle <strong>“grup içi hiz­metin varlığını” </strong>ispat etmek için mükelleflerin inşa etmesi ge­reken çok katmanlı bir savunma mekanizması (savunma dosyası) bulunmaktadır. Yapılması gere­kenler ve toplanması gereken de­liller aşağıda listelenmiştir:</p>

<p><strong>* Hizmetin fiilen alındığının ispatı (Fiziki ve dijital deliller) </strong></p>

<p>Müfettiş, faturanın arkasında­ki emeği ve iş gücünü görmek is­ter. Bu nedenle aşağıdaki kanıtla­rın geriye dönük olarak arşivlen­mesi hayati önem taşır:</p>

<p><strong>* E-posta ve haberleşme tra­fiği: </strong>Yurt dışındaki uzmanlar ve­ya yöneticilerle yapılan, hizme­tin ifasına ilişkin teknik, idari ve­ya mali e-posta yazışmaları.</p>

<p><strong>* Çıktılar, raporlar ve su­numlar: </strong>Grup tarafından Türki­ye için hazırlanan pazar analiz­leri, fizibilite raporları, bütçe su­numları, aylık/yıllık performans raporları, hukuki görüşler veya İK strateji dökümanları.</p>

<p><strong>* dijital ayak izleri (Log ka­yıtları): </strong>Eğer IT, ERP (SAP/ Oracle vb.) veya siber güvenlik hizmeti alınıyorsa; yurt dışında­ki merkezin Türkiye’deki sistem­lere uzaktan erişim sağladığına dair sistem log kayıtları, güncel­lemeler ve bilet (ticket) yönetim sistemi kayıtları.</p>

<p><strong>* Toplantı tutanakları ve se­yahat belgeleri: </strong>Yurt dışından gelen uzmanların katıldığı yöne­tim kurulu, strateji veya teknik toplantıların tutanakları (Mom); bu kişilerin Türkiye’ye gelişleri­ne ilişkin uçak bileti ve otel ko­naklama faturaları.</p>

<h3><strong>2 “Ekonomik ticari fayda” testi (Benefit test) </strong></h3>

<p>Hizmetin alınmış olması ye­terli bulunmamakta; bu hizme­tin <strong>Türkiye’deki şirketin tica­ri faaliyetine doğrudan katkı sağladığının </strong>veya maliyetleri­ni azalttığının ispatlanması bek­lenmektedir.</p>

<p><strong>* Alternatif maliyet anali­zi: </strong>"Biz bu hizmeti yurt dışında­ki grup şirketinden almasaydık, Türkiye'de üçüncü bir taraftan (danışmanlık firmasından) çok daha pahalıya alacaktık" ya da "Türkiye'de bu iş için ayrı bir de­partman kurup istihdam yarat­mak zorunda kalacaktık ve mali­yetimiz X kat artacaktı” argüma­nı rakamlarla desteklenmelidir.</p>

<p><strong>* Mükerrerlik testi (Dup­lication): </strong>Türkiye'deki şirke­tin kendi bünyesinde zaten bir İK direktörü veya hukuk müşa­viri varsa ve yurt dışından yine "İK/Hukuk yönetim ücreti" fatu­ra ediliyorsa, müfettiş böylesi du­rumlarda ayrıntılı açıklama, bel­geleme beklemektedir.</p>

<p>Yurt dışından alınan hizmetin, Türkiye'deki yerel kadronun yet­ki ve uzmanlığını aşan, "bölgesel veya küresel koordinasyon/stra­teji" seviyesinde olduğu netleşti­rilmelidir.</p>

<p><strong>* Hissedar faaliyeti (Sha­reholder activity) ayrımı: </strong>Ana ortağın, sırf kendi yatırımını kontrol etmek, genel kurulu top­lamak veya konsolide finansal tablolarını hazırlamak için yap­tığı harcamalar “grup içi hizmet” olarak Türkiye’ye fatura edilme­si kabul edilmemektedir. Fatura edilen hizmetin hissedarın de­ğil, <strong>doğrudan Türkiye’deki şir­ketin operasyonel ihtiyacı </strong>için yapıldığının kanıtlanması bek­lenmektedir.</p>

<h3><strong>3 Maliyet dağıtım anahtarlarının rasyonelliği </strong></h3>

<p>Grup içi hizmetler genellik­le “Maliyet + Makul Kâr (Cost Plus)” veya “Maliyet Paylaşımı (Cost Sharing)” yöntemiyle fatu­ra edilir.</p>

<p><strong>* Dağıtım anahtarının man­tığı: </strong>Ortak giderlerin (örneğin küresel bir yazılımın maliyeti­nin) ülkelere hangi kriterle dağı­tıldığı (ciro oranı, personel sayı­sı, işlem hacmi vb.) net ve adil ol­malıdır.</p>

<p><strong>* Maliyet Havuzu (Cost po­ol) şeffaflığı: </strong>Yurt dışındaki iliş­kili şirketten, fatura edilen tuta­rın içinde hangi maliyet kalem­lerinin (personel maaşları, genel idare giderleri vb.) yer aldığına dair kırılımlı bir döküm (Cost Po­ol analizi) talep edilmeli ve dos­yada saklanmalıdır.</p>

<p>Şayet şirket dışından alınan hizmetlerin maliyeti yansıtılı­yorsa, bu üçüncü taraf hizmet maliyetleri ile ilgili detay bilgile­re yer verilmelidir.</p>

<p><strong>* Kâr marjının makullü­ğü: </strong>Eğer maliyetin üzerine bir kâr marjı (mark-up) ekleniyorsa, bu marjın (genellikle %5 ila %10 arası kabul görür) emsallere uy­gun olduğu transfer fiyatlandır­ması raporunda kıyaslama anali­zi (benchmarking) ile desteklen­melidir.</p>

<h3><strong>4. Şirketlerin atması gereken somut adımlar (Ne yapmalılar?) </strong></h3>

<p><strong>1. Kapsamlı bir "sözleşme” hazırlayın: </strong>Sözleşmede hiz­metin tanımı "Yönetim Hizme­ti" gibi muğlak olmamalı; "X yazılımının altyapı desteği, Y pazarlama stratejisinin oluştu­rulması" gibi spesifik olmalıdır. *Faturaların mümkün olduğu ka­dar hizmet türleri veya hizmet birimleri itibariyle detaylandırıl­mış ve ayrı ayrı fiyatlandırılmış olması kolaylık sağlayacaktır.</p>

<p><span><strong>2. Yıllık transfer fiyatlan­dırması raporu: </strong>Her yıl hazır­lanan Kurumlar Vergisi ekindeki Transfer Fiyatlandırması Rapo­ru'nda bu grup içi hizmetlere özel bir parantez açılmalı, yukarıdaki "Fayda Testi" ve "Emsallere Uy­gunluk Analizi" rapora detaylıca yazılmalıdır.</span></p>

<p><span><strong>3. Proaktif dosyalama (De­fense file): </strong>İnceleme başladık­tan sonra geriye dönük e-posta veya log kaydı toplamak çok zor­dur. Her mali yıl kapandığında, o yıl alınan grup içi hizmetlere iliş­kin deliller (sunumlar, yazışma­lar, fatura kırılımları) bir klasör­de (fiziki veya dijital) <strong>“Savunma Dosyası” </strong>olarak arşivlenmelidir.</span></p>

<p>Şayet hizmeti veren şirket ma­liyet paylaştırması yapıyorsa, bu şirketten hizmet alan grup şir­ketlerine yapılan dağıtımla ilgili (dağıtımın önceden belirlenmiş esaslara uygun olarak yapıldığı­nı ortaya koyan)bir bağımsız de­netim raporu varsa faydalı ola­caktır. Yoksa da , rakam büyükse böyle bir özel amaçlı raporun ta­lep edilmesi faydalı olacaktır,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span><strong>4. Stopaj ve KDV boyutu­nu unutmayın: </strong>Alınan hizme­tin niteliğine göre (gayrimad­di hak, serbest meslek faaliyeti, ticari kazanç) yurt dışına öde­nen tutar üzerinden <strong>Çifte Ver­gilendirmeyi Önleme Anlaş­maları (ÇVÖA) </strong>da dikkate alına­rak Stopaj ve Türkiye'de <strong>2 No’lu KDV </strong>beyanı yükümlülüklerinin eksiksiz yerine getirildiğinden emin olunmalıdır.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Zeki GÜNDÜZ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/yurt-disi-grup-sirketlerinden-gelen-hizmet-faturalari-icin-hazirlik-yapilmali</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 08:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/05/yurtdisi-vergi-1.webp" type="image/jpeg" length="49350"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurumlar vergisinde üretime güçlü teşvik]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kurumlar-vergisinde-uretime-guclu-tesvik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kurumlar-vergisinde-uretime-guclu-tesvik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu yazıda, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda geçen hafta kabul edilen kanun teklifi ve 30 Nisan tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı’yla yapılan düzenlemeleri özetlemeye çalışacağız.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Ö<span>ncelikle geçtiğimiz hafta Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen vergi düzenlemelerine ilişkin kanun teklifinde, verilen bir önergeyle önemli bir değişiklik yapıldı. Bu değişiklik dışında teklif, komisyonda aynen kabul edildi.</span></p>

<p style="text-align:justify">Ancak söz konusu değişikliğe geçmeden önce, Plan ve Bütçe Komisyonu’nun geçmiş yıllardaki yapısı ile günümüzdeki işleyişi arasındaki farklılıklara da değinmek istiyoruz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU’NUN DEĞİŞEN YAPISI </strong></p>

<p style="text-align:justify">Bundan 15-20 yıl önce Plan ve Bütçe Komisyonu’nun teknik yönü çok daha ön plandaydı. O yıllarda komisyon tutanakları yayımlanmaz, görüşmeler de kamuoyuyla paylaşılmazdı.</p>

<p style="text-align:justify">Günümüzde ise Plan ve Bütçe Komisyonu tutanaklarına, görüşmelerin hemen ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin internet sitesinden ham metin olarak ulaşılabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu erişilebilirliğin en olumlu tarafı, gelişmeleri takip etmek isteyenlerin süreci yakından izleyebilmesine imkân sağlamasıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte, teknik niteliği ağır basması gereken komisyonda, geçmiş yıllara kıyasla siyasi mesajların daha belirgin hâle geldiği de görülüyor. Milletvekilleri, kamuoyu iletişimini de dikkate alarak değerlendirmelerini çoğu zaman teknik çerçevenin ötesine taşıyabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Elbette teknik değerlendirmeler de hâlâ yapılıyor. Ancak öne çıkan yaklaşımın, meselelerin daha çok siyasi perspektiften ele alınması olduğu söylenebilir.</p>

<p style="text-align:justify">Burada komisyon üyelerinin teknik uzmanlık düzeylerinin de değerlendirmelerin niteliğini doğrudan etkilediğini ayrıca belirtelim.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KURUMLAR VERGİSİNDE ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİK </strong></p>

<p style="text-align:justify">Komisyon çalışmalarına ilişkin bu genel değerlendirmeden sonra, şimdi yapılan değişikliğin özüne gelelim: Yeni düzenleme ile sanayi sicil belgesine sahip olan ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların, münhasıran üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar için kurumlar vergisi oranı yüzde 12.5’e indirildi.</p>

<p style="text-align:justify">Aynı indirim, zirai üretim faaliyetiyle uğraşan kurumların bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar için de uygulanacak.</p>

<p style="text-align:justify">Önerge gerekçesinde, üretimin teşvik edilmesi amacıyla kurumlar vergisi oranının sanayi sicil belgesine sahip kurumlar ve zirai üretimle uğraşan kurumlar bakımından yarı yarıya indirildiği ifade edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca bu kazançların zaman zaman ihracat gelirlerini de içerebileceği dikkate alınarak, ihracat kazançları için öngörülen beş puanlık indirimin ayrıca uygulanmayacağı hususu da madde metninde korundu.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong>İHRACATÇILAR AÇISINDAN NE DEĞİŞTİ? </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i>Böylece Meclis’e sevk edilen ilk kanun teklifinde yer alan;</i></strong></p>

<p style="text-align:justify">* İmalatçı ihracatçılar için yüzde 9,</p>

<p style="text-align:justify">* Diğer ihracatçılar için yüzde 14 oranlarını içeren düzenlemeler madde metninden çıkarılmış oldu. Yeni yaklaşımda, ihracat yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın üretimin doğrudan teşvik edilmesi esas alınmış görünüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan, mevcut sistemde ihracatçıların ihracat kazançları için uygulanan beş puanlık kurumlar vergisi indirimi ise devam ediyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bizce de önergeyle değiştirilen yeni düzenleme daha isabetli oldu. Çünkü ihracat kazançları asgari kurumlar vergisinden istisna edilmediği için ilk teklifte yer alan yüzde 9’luk oran pratikte çoğu zaman anlamlı olmayacaktı.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong>CUMHURBAŞKANI KARARI İLE YAPILAN DÜZENLEMELER </strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu arada 30 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılan düzenlemeleri de özetleyelim.</p>

<p style="text-align:justify">Yeni düzenleme ile yurt dışı iştirak kazançlarında uygulanacak istisna oranlarında önemli değişiklikler yapıldı.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><i>Buna göre:</i></strong></p>

<p style="text-align:justify">* İştirak sahiplik oranı yüzde 50’den yüzde 20’ye indirildi.</p>

<p style="text-align:justify">* Kurumlar vergisi istisna oranı yüzde 50’den yüzde 80’e çıkarıldı.</p>

<p style="text-align:justify">* Teknik mahiyetteki hizmet ihracında uygulanan indirim oranı yüzde 80’den yüzde 100’e yükseltildi.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenleme, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong>DÜZENLEMELERİN ÖZETİ </strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Uygulama</strong><span><strong> </strong></span><strong>Eski durum</strong><span><strong> </strong></span><strong>Yeni durum (11257 Sayılı Karar)</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>İştirak sahiplik oranı</strong><span><strong> </strong></span>%50<span> </span>%20</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kurumlar vergisi istisnası</strong><span> </span>%50<span> </span>%80</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hizmet ihracı indirimi</strong><span><strong> </strong> </span>%80<span> </span>%100</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Türkiye’ye transfer şartı</strong><span><strong> </strong> </span>Kısmen aranıyordu<span> </span>%100 zorunlu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İstanbul Ticaret Odası Gazetesi |  OSMAN ARIOĞLU</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kurumlar-vergisinde-uretime-guclu-tesvik</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/09/kurumlar-vergisi-11.jpg" type="image/jpeg" length="34468"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Muhtasar, Konaklama Vergisi, Damga Vergisi Beyannameleri ile KDV Beyannamelerinin Verilme Süreleri ve Ödeme Süreleri Uzatıldı...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/muhtasar-konaklama-vergisi-damga-vergisi-beyannameleri-ile-kdv-beyannamelerinin-verilme-sureleri-ve-odeme-sureleri-uzatildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/muhtasar-konaklama-vergisi-damga-vergisi-beyannameleri-ile-kdv-beyannamelerinin-verilme-sureleri-ve-odeme-sureleri-uzatildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1 Haziran 2026 günü sonuna kadar verilmesi gereken Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin verilme süreleri ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin ödeme süreleri uzatılmıştır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>199 sayılı Vergi Usul Kanunu Sirküleri ile; 26 Mayıs 2026 günü sonuna kadar verilmesi gereken Muhtasar ve Prim Hizmet, Konaklama Vergisi ve Damga Vergisi Beyannameleri ile 1 Haziran 2026 günü sonuna kadar verilmesi gereken Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin verilme süreleri ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin ödeme süreleri uzatılmıştır.</p>

<hr />
<div class="MuiBox-root css-13nky4i">
<div class="MuiBox-root css-19snccm">
<p class="MuiTypography-body1 MuiTypography-root css-1ki6e5q">Kanun Numarası:213</p>
</div>

<div class="MuiBox-root css-19snccm">
<p class="MuiTypography-body1 MuiTypography-root css-1ki6e5q">Kanun: VERGİ USUL KANUNU</p>
</div>

<div class="MuiBox-root css-19snccm">
<p class="MuiTypography-body1 MuiTypography-root css-1ki6e5q">Sirküler No: VUK-199/2026-5</p>
</div>

<div class="MuiBox-root css-19snccm">
<p class="MuiTypography-body1 MuiTypography-root css-1ki6e5q">Sirküler Tarihi: 15.05.2026</p>
</div>
</div>

<div class="MuiBox-root css-1sl8bdx">
<div class="MuiTypography-body1 MuiTypography-root cms-content css-yaw8es">
<p></p>

<p style="text-align:center"><strong>T.C.</strong><br />
<strong>HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI</strong><br />
<strong>Gelir İdaresi Başkanlığı</strong></p>

<p style="text-align:center"><strong>VERGİ USUL KANUNU SİRKÜLERİ/199</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Konusu:</strong> 26 Mayıs 2026 günü sonuna kadar verilmesi gereken Muhtasar ve Prim Hizmet, Konaklama Vergisi ve Damga Vergisi Beyannameleri ile 1 Haziran 2026 günü sonuna kadar verilmesi gereken Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin verilme süreleri ve bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin ödeme sürelerinin uzatılması.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tarihi: </strong>15/5/2026</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sayısı: </strong>VUK-199/2026-5</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1. Giriş:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bakanlığımıza iletilen talepler nedeniyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 28 inci maddesinde yer alan yetkiye dayanılarak; 26 Mayıs 2026 günü sonuna kadar verilmesi gereken Muhtasar ve Prim Hizmet, Konaklama Vergisi ve Damga Vergisi Beyannameleri ile 1 Haziran 2026 günü sonuna kadar verilmesi gereken Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin verilme süreleri ile bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin ödeme sürelerinin uzatılması bu Sirkülerin konusunu oluşturmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2. Muhtasar ve Prim Hizmet, Konaklama Vergisi ve Damga Vergisi Beyannamelerinin Verilme ve Ödeme Sürelerinin Uzatılması:</strong></p>

<p style="text-align:justify">26 Mayıs 2026 günü sonuna kadar verilmesi gereken Muhtasar ve Prim Hizmet, Konaklama Vergisi ve Damga Vergisi Beyannamelerinin verilme süreleri ile bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin ödeme süreleri 3 Haziran 2026 Çarşamba günü sonuna kadar uzatılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>3. Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin Verilme ve Ödeme Sürelerinin Uzatılması:</strong></p>

<p style="text-align:justify">1 Haziran 2026 günü sonuna kadar verilmesi gereken Katma Değer Vergisi Beyannamelerinin verilme süreleri ile bu beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin ödeme süreleri 5 Haziran 2026 Cuma günü sonuna kadar uzatılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Duyurulur.<br />
 </p>

<p><strong>Bekir BAYRAKDAR<br />
Gelir İdaresi Başkanı</strong></p>
</div>
</div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/muhtasar-konaklama-vergisi-damga-vergisi-beyannameleri-ile-kdv-beyannamelerinin-verilme-sureleri-ve-odeme-sureleri-uzatildi</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 19:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/10/dijital-vergi-dairesi-duyuru.png" type="image/jpeg" length="87720"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Saklama Ve İbraz Süresi Dolmuş Defterleri Müfettişe İbraz Etmemek Suç Mudur?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/saklama-ve-ibraz-suresi-dolmus-defterleri-mufettise-ibraz-etmemek-suc-mudur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/saklama-ve-ibraz-suresi-dolmus-defterleri-mufettise-ibraz-etmemek-suc-mudur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yargı'nın görüşü: Herhangi bir defterin değil; -saklama ve ibraz külfeti sürmekte olan- defterin ibraz edilmemesi suçtur. Bu külfete tabi olmayan defterden suç doğmaz....]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div>
<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"><span>İdare'nin görüşü: Mükellefin hareketsiz kalması, onun suçlu doğasının en bariz işaretidir :)</span></div>

<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"></div>
</div>

<div>
<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"><span>Yargı'nın görüşü: Herhangi bir defterin değil; -saklama ve ibraz külfeti sürmekte olan- defterin ibraz edilmemesi suçtur. Bu külfete tabi olmayan defterden suç doğmaz.</span></div>

<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"></div>
</div>

<div>
<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"><span>Kanun ne diyor?: "a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;... .... Defter, kayıt ve belgeleri... ...gizleyenler... ....hakkında on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur..."</span></div>

<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"></div>
</div>

<div>
<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"><span>Emsal Kararlar:</span></div>

<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"></div>
</div>

<div>
<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"><span>1. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22.06.2021 tarih ve E:2017/9061, K:2021/5753 sayılı kararı:</span></div>
</div>

<div>
<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"><span>"...Defter ve belgeleri gizleme suçunun, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi ile oluştuğu, 213 sayılı VUK'nin 253. maddesi uyarınca defter ve belgelerin ait olduğu yılı takip eden takvim yılından başlamak üzere 5 yıl saklama ve tekrar istendiğinde ibraz edilme zorunluluğunun bulunduğu; sanığın, yetkilisi olduğu şirketin 2007 takvim yılı yasal defter ve belgelerini 19.12.2012 tarihinde yapılan tebligata rağmen süresinde ibraz etmediği gerekçesi ile 213 sayılı VUK'nin 359/a-2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 2007 takvim yılına ait yasal defter ve belgelerin 5 yıllık yasal saklama süresinin 31.12.2012 tarihi itibariyle sona erdiği, bu tarihten sonra sanığın saklama ve ibraz etme yükümlülüğünün bulunmadığı gözetilerek unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine, eksik inceleme ile mahkumiyetine hükmedilmesi,...hükmün BOZULMASINA..."</span></div>

<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"></div>
</div>

<div>
<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"><span>2. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 02.05.2019 tarih ve E:2016/3560, K:2019/4262 sayılı kararı:</span></div>
</div>

<div>
<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"><span>"...213 sayılı VUK'nin 253. maddesi uyarınca defter ve belgelerin ait olduğu yılı takip eden takvim yılından başlamak üzere 5 yıl saklama ve tekrar istendiğinde ibraz edilme zorunluluğunun bulunduğu; sanığın, yetkilisi olduğu şirketin 2006 takvim yılı yasal defter ve belgelerini 23.12.2011 tarihinde yapılan tebligata rağmen süresinde ibraz etmediği gerekçesi ile 213 sayılı VUK'nin 359/a-2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 2006 takvim yılına ait yasal defter ve belgelerin 5 yıllık yasal saklama süresinin 31.12.2011 tarihi itibariyle sona erdiği, bu tarihten sonra sanığın saklama ve ibraz etme yükümlülüğünün bulunmadığı gözetilerek unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine, eksik inceleme ile mahkumiyetine hükmedilmesi,..."</span></div>

<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"></div>
</div>

<div>
<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"><span>3. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 16.12.2021 tarih ve E:2017/10961, K:2021/12688 sayılı kararı:</span></div>

<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"></div>
</div>

<div>
<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"><span>4. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 16.12.2020 tarih ve E:2017/1305, K:2020/7968 sayılı kararı,</span></div>

<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"></div>
</div>

<div>
<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"><span>5. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 28.09.2020 tarih ve E:2017/7715, K:2020/5072 sayılı kararı</span></div>
</div>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div>
<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"><span>6. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19.10.2020 tarih ve E:2017/2254, K:2020/5999 sayılı kararı</span></div>

<div class="_1mf _1mj" style="text-align:justify"></div>

<div style="text-align:justify"><span><strong>Av. Mustafa Kemal GÖZE</strong></span></div>

<div style="text-align:justify"><span><strong>Vergi Avukatı | Vergi Danışmanı</strong></span></div>
</div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/saklama-ve-ibraz-suresi-dolmus-defterleri-mufettise-ibraz-etmemek-suc-mudur</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 14:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/06/arsiv.jpg" type="image/jpeg" length="40384"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK yemek yardımı istisnasında yeni dönem ve dikkat edilmesi gerekenler]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/sgk-yemek-yardimi-istisnasinda-yeni-donem-ve-dikkat-edilmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/sgk-yemek-yardimi-istisnasinda-yeni-donem-ve-dikkat-edilmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yemek yardımı, işverenlerin çalışanlarına sağladığı bir sosyal hak olup, iş gücünün verimliliğini artırmak, çalışanların motivasyonunu yükseltmek ve iş ortamını daha sağlıklı hale getirmek amacıyla sunulan bir destektir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bu yardım, işverenler tarafından doğrudan ya da dolaylı yollarla (örneğin, nakit, yemek kartı, yemek çeki verilmesi gibi) karşılanabilmektedir. Yemek yardımı, işverenler açısından bir maliyet unsuru olsa da sosyal güvenlik ve vergi düzenlemeleri sayesinde belirli ölçülerde teşvik edilen bir uygulamadır.</p>

<p style="text-align:justify">Çalışanların günlük beslenme ihtiyaçlarının karşılanması, iş performansı ve iş memnuniyeti üzerinde doğrudan etkili olduğu için birçok işveren, yasal bir zorunluluk olmasa da yemek yardımı sağlamayı tercih etmektedir. Ancak bu yardımın nasıl sağlanacağı ve vergi ile sigorta primlerinden ne ölçüde istisna tutulacağı, işverenler için önemli bir planlama konusudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>SGK yemek yardımı istisnasında yeni dönem</strong></p>

<p style="text-align:justify">GV ve SGK yemek istisna tutarları arasında uzun bir süredir yapısal bir uyumsuzluk bulunmaktaydı. Gelir vergisi istisnası yıllar içinde daha hızlı artmışken, SGK istisna tutarı uzun süre düşük tutulmuştu. Ayrıca, kart/kupon şeklinde sağlanan yemek yardımının ayni yardım olup olmadığı, bu bağlamda yemek yardımının tamamının mı, yoksa belirtilenen tutar kadar mı istisna olduğu konusunda tartışmalar bulunmaktaydı.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak, 17/4/2026 tarihli ve 33227 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7577 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 10 uncu maddesi ile bu tartışmaları ortadan kaldırmak amacıyla 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yapılan düzenleme ile <strong>17.04.2026 tarihinden geçerli olmak üzere</strong> SGK yemek yardımı istisnası GV istisna tutarı olan <strong>300 TL’ye</strong> eşitlenmiş, <strong>istisna tutarının yıllık artışı</strong> da 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına göre belirlenen <strong>yeniden değerleme oranına</strong> endekslenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yasal düzenleme sonrasında da yemek istisnasındaki yeni uygulamanın usul ve esasları SGK’nın 07.05.2026 tarihli, 2026/12 no.lu genelgesinde açıklanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre, 2026 yılındaki yemek yardımı istisna tutarları aşağıdaki tabloda özet olarak gösterilmiştir.</p>

<p style="text-align:center"><img alt="SGK yemek yardımı istisnasında yeni dönem ve dikkat edilmesi gerekenler - Resim : 1" height="775" loading="lazy" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw726h775q95gc/storage/files/images/2026/05/15/celal-ozcan-tablo-igsc.png" width="726" /></p>

<p style="text-align:justify"><strong>SGK yemek istisna uygulamasında dikkat edilmesi gerekenler şunlardır: </strong></p>

<p style="text-align:justify">- Sigortalının; kendisine yemek hizmeti için verilen nakit para veya yemek kuponu, yemek kartı, yemek çeki vb. araçlarla beslenme ihtiyacını karşılamak için besin maddesi satın alması ve tüketmesi halinde, yapılan bu ödemenin her bir çalışan için çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 TL’ye kadar olan kısmı sigorta primine esas kazanca dahil edilmeyecektir.</p>

<p style="text-align:justify">- Asgari Ücret Yönetmeliğinin "İşverenin Sorumluluğu" başlıklı 12 nci maddesinde yer alan “<i>İşverenler tarafından, işçilere sağlanan sosyal yardımlar sebebiyle asgari ücretten herhangi bir indirim yapılamaz"</i> hükmü gereğince <strong>yemek bedelinin asgari ücrete ilave olarak verilmesi</strong>, başka bir ifadeyle brüt asgari ücretin (prime esas kazanç alt sınırı) içerisine yemek bedeli tutarının dâhil edilmemesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">- <strong>Aynı işyerinde çalışan bazı sigortalılara yemek hizmetinin işyerinde veya müştemilatında, bazı sigortalılara da diğer şekillerde (nakit/yemek kartı/yemek kuponu vd ) sağlanması halinde,</strong> işyerinde veya müştemilatında yemek hizmeti verilen sigortalılar için <strong>yemek bedelinin tamamı</strong>, diğer şekillerde yemek hizmeti verilen sigortalılar için çalışılan günlere ait bir günlük <strong>yemek bedelinin ise 300 Türk lirasına kadar olan kısmı</strong> sigorta primine esas kazanca dahil edilmeyecektir.</p>

<p style="text-align:justify">- <strong>Fiilen çalışılan günlerin tamamında işyerinde veya müştemilatında sunulan yemek hizmetinden faydalanan sigortalıya, ayrıca diğer şekillerde de yemek yardımının (nakit/yemek kartı/yemek kuponu) sunulması halinde</strong>, işyerinde veya müştemilatında verilen yemek hizmeti bakımından yemek bedelinin tamamı istisna olacak, diğer şekillerde verilen ilave yemek yardımı bakımından çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin ise <strong>istisna uygulanmaksızın tamamı</strong> sigorta primine esas kazanca dahil edilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">- <strong>Sigortalının fiilen çalışılan günlerin bir kısmında işyerinde veya müştemilatında sunulan yemek hizmetinden, diğer günlerde ise diğer şekillerde (nakit/yemek kartı/yemek kuponu vd.) yemek hizmetinden faydalanması halinde</strong>, işyerinde veya müştemilatında verilen yemek hizmeti bakımından yemek bedelinin tamamı istisna olacak, diğer şekillerde verilen yemek hizmeti bakımından çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 TL’yi aşmayan kısmı sigorta primine esas kazanca dahil edilmeyecektir.</p>

<p style="text-align:justify">- Yemek hizmeti adı altında sigortalılara veya sigortalılar için üçüncü kişilere yapılan her türlü ödemelere ilişkin muvazaalı durumların tespit edilmesi halinde SGK’nın prim kaybı işverenlerden gecikme zammı ve cezası ile tahsil edilecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Celal ÖZCAN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/sgk-yemek-yardimi-istisnasinda-yeni-donem-ve-dikkat-edilmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 08:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/12/yemek-parasi-1.jpg" type="image/jpeg" length="86350"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GIR Beyan Yükümlülüğü]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/gir-beyan-yukumlulugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/gir-beyan-yukumlulugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[30 Haziran 2026’ya Kadar Küresel Bilgi Beyannamesi’ne İlişkin Çok Taraflı Yetkili Makam Anlaşması’nın (GIR MCAA) İmzalanamaması ve Otomatik Bilgi Değişim Anlaşmalarının Yürürlüğe Girmemesi Durumunda Türkiye’de Doğabilecek Yerel GIR Beyan Yükümlülüğü]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong><i>Özet:</i></strong><i> Türkiye’nin 30 Haziran 2026 tarihine kadar Küresel Bilgi Beyannamesi’ne İlişkin Çok Taraflı Yetkili Makam Anlaşması’nı (“GIR MCAA”) imzalamaması veya otomatik bilgi değişim anlaşmalarını yürürlüğe koymaması durumunda, Türk vergi idaresi büyük çok uluslu işletme (ÇUİ) gruplarının Türkiye’deki mukim iştirakleri için yerel GIR beyanı zorunluluğu getirebilir. Mükelleflerin uyum yüklerinin azaltılması amacıyla mükelleflerden özel amaçlı (ad hoc) bilgiler talep edilmesi ya da grup genelindeki bilgilere sistematik erişimi sağlamak için yerel GIR beyan yükümlülüğü getirilmesi söz konusu olabilecektir. Zaman kısıtlaması da göz önüne alınarak, GIR Bilgi Değişim Anlaşması’nın 30 Haziran’a kadar imzalanamaması durumunda mükelleflerin beyan yükümlülüklerinin ne olacağı hususunda bilgilendirmelerin vakitlice yapılması, ayrıca yabancı merkezli şirketler için gerekli olması durumunda yerel/ikincil GIR beyan sürelerinin uzatılarak mükelleflere uyum yükümlülüklerini yerine getirmeleri için ek süre tanınması tavsiye edilmektedir.</i></p>

<p style="text-align:justify">Küresel Bilgi Beyannamesi (GIR), OECD/G20 girişimleri kapsamında uluslararası vergi şeffaflığı çerçevesinin bir parçasıdır. Türkiye dâhil birçok ülke, kendi yargı alanlarında bulunan Nihai Ana İşletmelerin (NAİ) 2024 yılına ilişkin GIR’ı 30 Haziran 2026’ya kadar sunmasını zorunlu kılmaktadır. Standart süreç; GIR’in birincil olarak NAİ’nin mukim olduğu ülkede sunulmasını, ilgili diğer ülkelere bilgi değişimi yoluyla iletilmesini ve yalnızca bu yöntemin çalışmaması hâlinde ikincil/yerel bir beyan yapılmasını içermektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yaklaşım, hâlihazırda uygulanan <strong>Ülke Bazlı Raporlama (CbCR)</strong> ve <strong>İkinci Sütun (Pillar Two) GloBE beyanları</strong> ile uyumludur. Otomatik bilgi değişimi, GIR MCAA anlaşmalarına bağlıdır. Mevcut durumda Türkiye, GIR MCAA’yı henüz imzalamamış veya onaylamamıştır; ancak bunun 30 Haziran 2026’ya kadar gerçekleşmesi beklenmektedir. Eğer bu tarihe kadar çok taraflı ve ikili bilgi değişim anlaşmaları yürürlüğe girmezse, Türkiye ile diğer ülkeler arasında otomatik bilgi değişimi mümkün olmayacaktır. Bu durum, Türkiye’nin yurt dışından GIR verilerine erişememesine ve buna bağlı olarak yerel bir beyan zorunluluğunun gündeme gelmesine yol açabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye, uluslararası bilgi değişim mekanizmalarının bulunmadığı veya işlerlik kazanmadığı durumlarda yerel bildirim yapılmasını zorunlu kılan CbCR kurallarını zaten uygulamaktadır. Benzer bir yükümlülük GIR için de getirilebilir ve bu durum hem yabancı merkezli hem de Türkiye merkezli şirketler üzerinde ilave uyum yükleri oluşturabilir. Son dakika yapılabilecek yasal düzenlemeler, özellikle Türkiye’nin GIR’ı e-beyan formatında kabul etmesi, buna karşılık bir çok ülkenin XML formatı talep etmesi nedeniyle beyan sürelerinin kaçırılmasına ve operasyonel zorluklara neden olabilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sonuç ve Türkiye Açısından Politika ve Uygulama Değerlendirmesi</strong></p>

<p style="text-align:justify"><u>Türkiye’nin 30 Haziran 2026’ya kadar Küresel Bilgi Beyannamelerinin diğer ülke idareleri ile değişimine olanak tanıyan GIR MCAA anlaşmasını imzalamaması ve ilgili otomatik bilgi değişim anlaşmalarını yürürlüğe koymaması durumunda</u>, Türk makamlarının büyük çok uluslu grupların parçası olan Türkiye’deki şirketler için yerel veya ikincil GIR beyan zorunluluğu getirmeyi değerlendirmesi muhtemeldir.</p>

<p style="text-align:justify">CbCR ve Pillar Two/GloBE kapsamında uluslararası uygulamalar tutarlı bir yaklaşım ortaya koymaktadır: Birincil bildirim ve otomatik bilgi değişiminin birlikte uygulanması optimum model olarak kabul edilmektedir. Ancak bu modelin uygulanamadığı durumlarda birçok ülke, güvenilir bir alternatif mekanizma olarak yerel beyanname verilmesini tercih etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Türkiye’nin 30 Haziran 2026’ya etkin bir GIR MCAA veya ikili bilgi değişim çerçevesine ulaşamaması hâlinde, politika yapıcıların önünde şu seçenekler bulunmaktadır:</p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">Mükelleflerden <strong>gönüllü veya özel amaçlı (ad hoc) bilgiler talep etmek</strong>; veya</li>
 <li style="text-align: justify;">Grup genelindeki bilgilere sistematik erişimi sağlamak amacıyla <strong>resmi yerel/ikincil GIR beyan yükümlülüğü getirmek</strong>.</li>
 <li style="text-align: justify;">Yabancı merkezli şirketler için gerekli olması durumunda <strong>yerel/ikincil GIR beyan sürelerinin uzatılması.</strong></li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Zaman kısıtlaması da göz önüne alınarak, GIR Bilgi Değişim Anlaşması’nın 30 Haziran’a kadar imzalanamaması durumunda mükelleflerin beyan yükümlülüklerinin ne olacağı hususunda bilgilendirmelerin vakitlice yapılması, ayrıca yabancı merkezli şirketler için gerekli olması durumunda yerel/ikincil GIR beyan sürelerinin uzatılarak mükelleflere uyum yükümlülüklerini yerine getirmeleri için ek süre tanınmasını tavsiye etmekteyiz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KPMG | Beyza Özsoy Direktör</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/gir-beyan-yukumlulugu</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 08:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/05/gir-beyan.jpg" type="image/jpeg" length="29493"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2025 Yılı Veri Sorumlularının VERBİS'e Kayıt ve Bildirim Süresi Hakkında Kamuoyu Duyurusu]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/2025-yili-veri-sorumlularinin-verbise-kayit-ve-bildirim-suresi-hakkinda-kamuoyu-duyurusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/2025-yili-veri-sorumlularinin-verbise-kayit-ve-bildirim-suresi-hakkinda-kamuoyu-duyurusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2025 Yılı Mali Bilanço Toplamı Bakımından Sicile Kayıt Yükümlülüğü Doğan Kurumlar Vergisi Mükellefi Tüzel Kişi Veri Sorumlularının VERBİS'e Kayıt ve Bildirim Süresi Hakkında Kamuoyu Duyurusu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bilindiği üzere, kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişi veri sorumlularının 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 16’ncı maddesinde öngörülen Veri Sorumluları Siciline (Sicil/VERBİS) kayıt ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeleri için son tarih 31.12.2021 olarak belirlenmiştir. Öte yandan bu tarihten sonra yükümlü haline gelen veri sorumlularının ise Veri Sorumluları Sicili Hakkında Yönetmelik’in 8’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yükümlülük altına girmelerini müteakip 30 gün içerisinde Sicile kayıt ve bildirimlerini tamamlamaları gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından 2025 yılı kurumlar vergisi mükellefleri için kurumlar vergisi beyannamesinin son verilme tarihi 30.04.2026 olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda, kurumlar vergisi mükellefi olan ve 2025 yılı mali bilanço toplamı, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun (Kurul) 04.09.2025 tarihli ve 2025/1572 sayılı Kararı ile değişik 2018/87 sayılı Kararında belirtilen sınırları aşması sebebiyle<i> </i>Sicile kayıt yükümlülüğü doğan tüzel kişi veri sorumlularının<i> (ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olmamakla birlikte mali bilanço toplamı 100 milyon TL ve üzeri olanlar veya ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olup mali bilanço toplamı 10 milyon TL ve üzeri olanlar),</i> 30.04.2026 tarihini müteakip 30 gün içinde Sicile kayıt ve bildirimlerini yapmaları gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Söz konusu sürenin son günü (30.05.2026 tarihinin tatil günü olması sebebiyle) 01.06.2026 tarihi olmakla beraber, 30 günlük sürenin son haftasının Kurban Bayramına denk gelmesi dolayısıyla veri sorumlularının mağduriyet yaşamamasını teminen Kurulun 13.05.2026 tarih ve 2026/1026 sayılı Kararı ile;<i> </i><strong>2025 yılı mali bilanço toplamı, Kurulun 04.09.2025 tarihli ve 2025/1572 sayılı Kararı ile değişik 2018/87 sayılı Kararında belirtilen sınırları aşarak Sicile kayıt yükümlülüğü doğan </strong><strong>kurumlar vergisi mükellefi tüzel kişi </strong><strong>veri sorumluları açısından</strong> Sicile kayıt ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi için son tarihin 05.06.2026 Cuma gününe uzatılmasına karar verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kamuoyuna saygıyla duyurulur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><a href="https://verbis.kvkk.gov.tr/sharedFolder/veri-sorumlulari-sicil-bilgi-sistemi-kilavuzu.pdf?ts=20251006" rel="noopener" target="_blank">Veri Sorumluları Sicili Bilgi Sistemi (VERBİS) Kılavuzu </a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/2025-yili-veri-sorumlularinin-verbise-kayit-ve-bildirim-suresi-hakkinda-kamuoyu-duyurusu</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 08:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/05/kvkk-duyuru.jpg" type="image/jpeg" length="12340"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[E-Envanter Uygulamasında Dikkat Edilecek Hususlar]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/e-envater-uygulamasinda-dikkat-edilecek-hususlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/e-envater-uygulamasinda-dikkat-edilecek-hususlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[E-Envanter Uygulamasında Açılış Kaydı Nasıl Yapılır ?, Kağıt Ortamında Tutlan Envanter Defterinde Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir ? Bu ve Bunun gibi soruların cevabı yazımızda....]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h4 style="text-align:justify"><strong>E-Envater uygulaması nedir ve kimleri ilgilendirir?</strong></h4>

<p style="text-align:justify">E-Envater, defter ve belge süreçlerinin dijitalleşmesi kapsamında envanter bilgilerine ilişkin elektronik kayıt ve bildirim altyapısını ifade eder. Uygulamada yükümlülüğün kapsamı, başlama tarihi, açılış işlemi, dönem sonu envanter düzeni ve geçiş kuralları ilgili elektronik defter ve elektronik belge mevzuatı ile Vergi Usul Kanunu çerçevesinde değerlendirilmelidir. Özellikle e envanter, e defter, envanter defteri, açılış onayı ve kapanış onayı kavramlarının birbirine karıştırılmaması gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">Elektronik envanter süreçlerinde sadece ‘açılış göndermek yeterlidir’ şeklinde kesin ve her mükellefe uygulanabilir tek cümlelik bir sonuca gitmek doğru değildir. Çünkü yükümlülüğün kapsamı; mükellefin e-Defter uygulamasına tabi olup olmadığına, hangi tarihte geçtiğine, envanter defterinin elektronik veya kağıt ortamında tutulma durumuna, ilgili yıl içindeki geçiş tarihine ve GİB tarafından belirlenen teknik kurallara göre değişebilir.</p>

<h4 style="text-align:justify"><strong>2025 yılında kağıt ortamında tutulan envanter defteri için kapanış onayı gerekir mi?</strong></h4>

<p style="text-align:justify">Vergi Usul Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu birlikte değerlendirildiğinde, envanter defteri bakımından açılış ve kapanış tasdiki konusu mükellefin hukuki statüsüne ve tutulma şekline göre önem taşır. Ticari defterlerin tasdikine ilişkin temel çerçevede, envanter defteri için açılış onayı esastır; kapanış onayı ise yevmiye defteri ile A.Ş. yönetim kurulu karar defteri ve tutuluyorsa limited şirket müdürler kurulu karar defteri bakımından özel olarak öne çıkar. Bu nedenle 2025 yılında envanter defteri kağıt ortamında tutulmuşsa, sırf envanter defteri yönünden genel bir ‘kapanış onayı zorunluluğu’ yoktur. Ancak işletmenin tuttuğu diğer ticari defterler açısından ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Burada özellikle TTK ve ticari defterlere ilişkin tebliğ hükümleri ile e-Defter uygulamasındaki berat süreçleri birlikte ele alınmalıdır. Kağıt ortamında tutulan envanter defteri için fiziki tasdik süreçleri ile e-Defter berat onayı aynı şey değildir.</p>

<h4 style="text-align:justify"><strong>E-Envanter aylık mı yoksa üç aylık mı gönderilir?</strong></h4>

<p style="text-align:justify">Hayır. e-Envanter defteri için elektronik ortamda bu defterin gönderilmesi şeklinde açılış onayı ve kapanış onayı/gönderimi vardır. Uygulamada en çok karıştırılan konu budur. 2025 yılında faaliyette olup 2026 başında isteğe bağlı olarak e-Envanter’e geçen mükellefler açılış onayını/e-envanter gönderimini; gelir vergisi mükellefleri için 10 Mayıs 2026 ve kurumlar vergisi mükellefleri için 14 Mayıs 2026 tarihine kadar yapmalıdırlar. Kapanış onayı yerine geçen e-envanter gönderimi ise gelir vergisi mükellefleri için 10 Nisan 2027 ve kurumlar vergisi mükellefleri için 14 Mayıs 2027 tarihine kadar yapılmalıdır. Tarihlerin uzatılması değiştirilmesi ihtimaline karşı mevzuat değişiklikleri takip edilmelidir.</p>

<h4 style="text-align:justify"><strong>2026 yılı için 11.05.2026 tarihinde açılış gönderimi yeterli olur mu?</strong></h4>

<p style="text-align:justify">Tek başına tarihe bakarak kesin hüküm vermek doğru değildir. Eğer ilgili mükellef 2026 yılında e-Envater uygulamasına ilk kez dahil olmuşsa ve GİB sistemi bu yükümlülük için açılış kaydı veya başlangıç envanteri oluşturulmasını yeterli görüyorsa, yalnızca açılış işlemi yapılması yeterli olabilir. Ancak bunun doğruluğu; başlama tarihine, geçiş senaryosuna, mükellefin türüne ve GİB teknik duyurularına bağlıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Şahıs mükelleflerinin e-Defter yükümlüsü olması, envanter kayıtlarının elektronik ortamda tutulması ve açılış kaydının zamanında oluşturulması birbirinden farklı kavramlardır. Bu nedenle 11.05.2026 tarihli açılış işleminin yeterli olup olmadığı, aşağıdaki sorulara bağlıdır:</p>

<p style="text-align:justify">– Mükellefin e-Defter uygulamasına geçiş tarihi nedir?<br />
– 2026 yılı başından mı, yoksa yıl içinde mi geçiş yapılmıştır?<br />
– Kağıt ortamından elektronik ortama devir envanteri doğru oluşturulmuş mudur?<br />
– Sistem dönem içi güncelleme veya ilave veri girişi istiyor mu?<br />
– Eğer Şahıs bilanço esasına tabi mükellef 2025 Yılında fiziki envanter tutulmuş ve 1.1.2026 itibarıyla isteğe bağlı olarak e-envantere geçilmişse 2026 e-envanter açılış onayı yerine geçen defter gönderimi 11 Mayıs 2026 tarihinde (10 Mayıs 2026 hafta sonu tatiline denk geldiği için) gönderilmelidir. Şirketler için tarih 14 Mayıs 2026 tarihidir.</p>

<h4 style="text-align:justify"><strong>Üç aylık e-Defter mükellefi olmak e-Envanter yükümlülüğünü değiştirir mi?</strong></h4>

<p style="text-align:justify">Hayır, her zaman değiştirmez. E-Defterde berat yükleme dönemine ilişkin kolaylıklar ile envanter kayıtlarının oluşturulma ve ibraz mantığı farklıdır. Bir mükellefin yevmiye ve kebir defteri beratlarını üç aylık periyotlarla yükleyebilmesi, e-Envanter bakımından da otomatik olarak üç aylık işlem yapacağı anlamına gelmez. e-Envanter için sadece açılış onayı yerine geçen defter gönderimi ve kapanış omayı yerine geçen defter gönderimi vardır. Bu noktada Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan teknik kılavuzlar ve duyurular esas alınmalıdır.</p>

<h4 style="text-align:justify"><strong>Kağıt ortamında tutulan 2025 yılı kayıtları için 2026’da ne yapılır?</strong></h4>

<p style="text-align:justify">2025 yılı boyunca envanter defteri kağıt ortamında usulüne uygun tutulmuşsa, 2026 yılında elektronik ortama geçişte esas olan husus, önceki dönem kapanış kayıtları ile yeni dönem açılış kayıtlarının uyumudur. Yani 2025 yılı envanter sonuçları ile 2026 açılış verilerinin birbiriyle tutarlı olması gerekir. Genel kural olarak, kağıt ortamında usulüne uygun tutulmuş bir dönem için sonradan elektronik sisteme geçmişe dönük veri üretimi zorunluluğu bulunduğu söylenemez; fakat geçiş yılına ilişkin açılış verilerinin doğru taşınması kritik önemdedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle ‘2025 için hiç işlem yapılmaz’ ifadesi de mutlak doğru değildir. Geriye dönük yeni bir elektronik kayıt zorunluluğu olmayabilir; ancak 2026 açılışında 2025 kapanış değerlerinin doğru devri mutlaka önem taşır.</p>

<h4 style="text-align:justify"><strong>Mevzuat açısından temel dayanaklar nelerdir?</strong></h4>

<p style="text-align:justify">Konu, tek bir düzenleme ile sınırlı değildir. Uygulamada aşağıdaki mevzuat birlikte değerlendirilir:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">– 213 sayılı Vergi Usul Kanunu<br />
– 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu<br />
– 1 Sıra No.lu Elektronik Defter Genel Tebliği ve sonraki değişiklikler<br />
– Elektronik belge ve dijital dönüşüm uygulamalarına ilişkin GİB duyuruları, teknik kılavuzlar ve uygulama esasları<br />
– Ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarına ilişkin ikincil düzenlemeler</p>

<h4 style="text-align:justify"><strong>Uygulamada en güvenli yaklaşım nedir?</strong></h4>

<p style="text-align:justify">En güvenli yaklaşım, mükellefin statüsünü netleştirmektir. Şahıs işletmesi mi, bilanço esasına göre mi defter tutuyor, e-Defter zorunluluğu hangi tarihte başladı, envanter kayıtları elektronik sisteme hangi tarihte taşınacak, 2025 yılı kağıt ortamı kayıtları usulüne uygun tamamlandı mı, 2026 açılış değerleri doğru devredildi mi gibi sorular cevaplanmadan kesin işlem yapılmamalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca Vergi Usul Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu yönünden farklı sonuçlar doğabileceği unutulmamalıdır.</p>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <th style="text-align:justify">Konu</th>
   <th style="text-align:justify">Genel Değerlendirme</th>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">2025 kağıt ortamında envanter defteri</td>
   <td style="text-align:justify">Usulüne uygun tutulduysa temel kayıt niteliğini korur</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Fiziki Envanter defteri kapanış onayı</td>
   <td style="text-align:justify">Zorunluluk yoktur</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">2026 e-Envater açılışı</td>
   <td style="text-align:justify">G.V. Mükellefi için 11 Mayıs 2026, Kurumlar Vergisi mükellefi için 14 Mayıs 2026</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Yükleme Tarihi</td>
   <td style="text-align:justify">Açılış onayı Mayıs 2026, Kapanış Onayı G.V. için 10 Nisan 2027, KV. için 14 Mayıs 2027</td>
  </tr>
  <tr>
   <td style="text-align:justify">Geriye dönük 2025 elektronik kayıt</td>
   <td style="text-align:justify">Somut uygulama şartlarına göre değerlendirilmelidir</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<p></p>

<p>Kaynak: GİB</p>

<p>Yasal Uyarı: Bu içerikte yer alan bilgi, görsel, tablolar, açıklama, yorum, analiz ve bir bütün olarak içeriğin tamamı sadece genel bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Kişi veya kuruma özel profesyonel bir bilgilendirme ve yönlendirmede bulunma amacı güdülmemiştir. Konu ile benzerlik gösterse de her işletmenin kendi özel şartları nedeniyle farklı durumları olabilir. Bu nedenle, bu yazıda belirtilen içerikte yola çıkarak işletmenizi etkileyecek herhangi bir karar alıp uygulamaya geçmeden önce, uzmanına danışmanız menfaatiniz gereğidir. Muhasebenews veya ilişkili olduğu kişi veya kurumlardan hiç biri, bu belgede yer alan bilgi, tablo, görsel, görüş ve diğer türdeki tüm içeriklerin özel veya resmi, gerçek veya tüzel kişi, kurum ve organizasyonlar tarafından kullanılması sonucunda ortaya çıkabilecek zarar veya ziyandan sorumlu değildir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/e-envater-uygulamasinda-dikkat-edilecek-hususlar</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/05/e-envanter-1.png" type="image/jpeg" length="55175"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tatil mi, izin günü mü?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/tatil-mi-izin-gunu-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/tatil-mi-izin-gunu-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilindiği gibi, arife veya bayram günleri ile hafta tatilinin yakın olması halinde, aradaki tam veya yarım iş gününün tatilden sayılması artık bir gelenek haline gelmiştir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><i>Bir çalışma günü ancak kanunla tatil ilan edilebilir. Nitekim ülkemizde tatil günleri, 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu ile 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’da sayma yolu ile tahdidi olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla bu tip günlerde ortada tatil ilan edilen bir gün yoktur.</i></p>

<p style="text-align:justify"><i>Kişilerin açıkça bilgi sahibi kılınmadığı, kavramların belirsiz olduğu durumlarda, değerlendirmelerin kişiler lehine yapılması gerekir. Ancak uygulama maalesef bu esnekliği içermemektedir. Zira bizce bir hukuk devletinin, kişilerin haklarını her durumda kısıtlamaya çalışan değil, olabildiğince genişletmeye çalışan bir devlet olması gerekir.</i></p>

<p style="text-align:justify">Bilindiği gibi, arife veya bayram günleri ile hafta tatilinin yakın olması halinde, aradaki tam veya yarım iş gününün tatilden sayılması artık bir gelenek haline gelmiştir. Böyle günler kamuoyuna, ya açıklama yapan yetkililerce ya da medya tarafından “tatil” olarak duyurulmaktadır. Nitekim Kurban Bayramı öncesine gelen 25 Mayıs Pazartesi ile 26 Mayıs Salı (arife günü-yarım iş günü) günleri de bu şekilde duyuruldu. Bu yanıltıcı açıklama veya beyanlar, birçok halde yurttaşların yanlış anlamalarına ve hatta bazen hak kayıplarına yol açmaktadır. Konu, özellikle beyan, bildirim veya dava açma yahut üst yargı mercilerine müracaat gibi sürelerin son gününün böyle bir güne rastlaması halinde son derece önem kazanmaktadır.</p>

<h2 style="text-align:justify">İdari izin, tatil günü değildir</h2>

<p style="text-align:justify">Bu tip günler, gerçekte resmi dairelerin hizmet sunumunun sadece asgari düzeye indirildiği idari izin günleridir. Yani kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların izinli sayıldığı bir gündür. Yoksa tatil günü değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Vergi Usul Kanunu’na tâbi sürelerin hesaplanmasında, resmi tatil günlerinin süreye dahil olması; ancak sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, sürenin tatili izleyen ilk iş günü tatil saatine kadar uzaması esası kabul edilmiştir. Aynı esaslar, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da da benimsenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bir çalışma günü ancak kanunla tatil ilan edilebilir. Nitekim ülkemizde tatil günleri, 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu ile 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’da sayma yolu ile tahdidi olarak belirlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla bu tip günlerde ortada tatil ilan edilen bir gün yoktur. Böyle günlerde yapılan uygulama; “hizmetlerin aksatılmaması ve kurum yöneticilerince gerekli tedbirlerin alınması”, “zorunlu hizmetlerin yürütülmesi için asgari seviyede eleman bulundurulması suretiyle” kamuda çalışan memur, işçi ve diğer personelin idari izinli sayılması şeklinde yürütülmektedir. Hukuken yapılması mümkün olan bu uygulamayı “tatil günü ilanı” olarak adlandırmak mümkün değildir. Nitekim hukukçular arasında bu tip uygulamalar “idari izin günü” olarak adlandırılmaktadır.</p>

<h2 style="text-align:justify">Süreler otomatik olarak uzamaz</h2>

<p style="text-align:justify">Bu tip idari izin günlerinin kanunla kabul edilmiş birer tatil günü olmaması sebebiyle, Vergi Usul Kanunu, İdari Yargılama Usulü Kanunu veya Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca belirlenmiş ve son günü bu günlere rastlayan sürelerin, izleyen ilk çalışma günü sonuna kadar uzaması mümkün değildir. Konu, ticaret hukuku açısından da önemlidir. İdari izin günü uygulaması, örneğin faturaya itiraz ve protesto süreleri gibi süreleri uzatmaz. Zaten bu nedenle idari izin uygulaması noterlikleri ve bankaları kapsamaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Nitekim dava açma süreleri veya temyiz süreleri idari izin günlerine rastlayan, ancak o gün değil de izleyen ilk çalışma günü açılan davaları yargı organları reddetmektedir. Bu konudaki örnek içtihatları, bu köşede yayımlanan daha önceki yazılarımda aktardığımdan tekrar aktarmıyorum.</p>

<h2 style="text-align:justify">Yasal düzenleme şart</h2>

<p style="text-align:justify">Yurttaşlar nezdinde veya dava yoluyla hakkını arayacak pek çok kişi nezdinde tatil–izin günü gibi hukuk kavramları netleşmemiştir. Özellikle siyasilerin ve medyanın hukuk kavramlarını genellikle özensiz kullanması sonucu, uzman kişilerin dahi rahatlıkla yanılabilecekleri; söz konusu günlerde resmi dairelerin kapalı olacağının düşünülebileceği bir ortam yaratılmaktadır. Kişilerin açıkça bilgi sahibi kılınmadığı, kavramların belirsiz olduğu durumlarda, değerlendirmelerin kişiler lehine yapılması gerekir. Ancak uygulama maalesef bu esnekliği içermemektedir. Zira bizce bir hukuk devletinin, kişilerin haklarını her durumda kısıtlamaya çalışan değil, olabildiğince genişletmeye çalışan bir devlet olması gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle konunun, gerek süreleri içeren veya sürelere ilişkin genel kuralları koyan kanunlarda ve özellikle hak arama yollarını ve usulünü düzenleyen İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda açıklığa kavuşturulması; Cumhurbaşkanınca idari izin günü ilan edilen günlerin süre hesabında resmî tatil günü olarak değerlendirileceğine ve bu gibi durumlarda sürelerin tatilin bitimini izleyen ilk iş günü sonuna uzayacağına ilişkin bir düzenlemenin yapılması şarttır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/tatil-mi-izin-gunu-mu</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 08:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/07/adli-tatil.jpg" type="image/jpeg" length="85753"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
