<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bağımsız Denetim Türkiye (info@bdturkey.com)</title>
    <link>https://www.bdturkey.com</link>
    <description>Bağımsız Denetim ve Muhasebe Haber Portalı</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bdturkey.com/rss/sgk" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 05 Aug 2026 00:18:19 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/rss/sgk"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[2017/26 Sayılı Genelge Değişikliği (2026/20 SGK Genelgesi)]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/201726-sayili-genelge-degisikligi-202620-sgk-genelgesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/201726-sayili-genelge-degisikligi-202620-sgk-genelgesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><strong>T.C.<br />
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI<br />
Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sayı: E-95474873-100100-146438308</p>

<p style="text-align:justify">Tarih: 31.07.2026</p>

<p style="text-align:justify">Konu: 2017/26 Sayılı Genelge Değişikliği</p>

<p style="text-align:center"><strong>GENELGE<br />
2026/20</strong><br />
 </p>

<p style="text-align:justify">Bilindiği üzere 28.11.2025 tarihli ve 33091 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “<span><strong>Geçici Koruma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik</strong></span>” çerçevesinde <span><strong>2017/26 sayılı Genel Sağlık Sigortası Sağlık Aktivasyon İşlemleri konulu Genelgenin</strong></span> sigortalılar veya bakmakla yükümlü olunan kişilerden talep edilen belgelere ilişkin değişiklik yapılma ihtiyacı duyulmuştur. </p>

<p style="text-align:justify">Buna göre 2017/26 sayılı Genelgede yapılan değişiklikler aşağıda açıklanmıştır. Söz konusu Genelgenin;</p>

<p style="text-align:justify">3.1.5. Geçici Kimlik Numarası ve İkamet İzni başlıklı bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">“3.1.5. Yabancılardan İstenilecek Belgeler</p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununa</strong></span> göre ülkemizde bulunan yabancı uyruklu kişilerden (geçici koruma, uluslararası koruma, mülteci, vatansız vb. yabancılar) öncelikle yabancı kimlik numarası talep edilecek olup aile yakınlık bilgisinin tespiti için ise kimlik belgesi, pasaport, ehliyet, evlilik cüzdanı, uyruğunda bulunduğu ülke konsolosluğundan alacağı aile yakınlık bilgilerini gösteren belge veya bu belgeleri temin edememesi halinde Göç İdaresi Başkanlığından alacakları başvuru sahibi ve refakatçi bilgileri (Refakatçi/Bağlı) belgesi ile işlem yapılabilecektir. Aynı zamanda bakmakla yükümlülük talep eden ana/babaları için ise bu belgelerin yanı sıra ikamet izin belgesi de istenecektir.</p>

<p style="text-align:justify">İkamet izin sürelerinin Sağlık Provizyon Aktivasyon Sisteminde görüntülenebilmesi halinde ikamet izin belgesi fiziksel olarak talep edilmeyecektir. Ayrıca Kimlik Paylaşım Sisteminde yer alan izin süreleri ikamet izin süresi olarak dikkate alınmayacak olup yalnızca Sağlık Provizyon Aktivasyon Sisteminde yer alan süreler doğrultusunda işlem yapılacaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">6458 sayılı Kanuna göre ikamet izni talebinde bulunan yabancı uyruklulardan ikamet izni verilenlere ikamet izin belgesi yerine söz konusu belgenin adreslerine gönderileceği hususunu belirten bir belge verilmesi halinde bu belge ile sağlık aktivasyon işlemi yapılacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun</strong></span> 28 inci maddesi uyarınca Türk vatandaşlığından izinle çıkanlar ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarından ikamet izin belgesi istenmeyecektir.”</p>

<p style="text-align:justify">Bilgilerini ve gereğini arz/rica ederim.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yunus ELİTAŞ</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kurum Başkanı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/201726-sayili-genelge-degisikligi-202620-sgk-genelgesi</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2022/06/sgk-duyuru-yeni-kurtarildi1-1.png" type="image/jpeg" length="11284"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doktorlar Emeklilikte Adalet İstiyor...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/doktorlar-emeklilikte-adelet-istiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/doktorlar-emeklilikte-adelet-istiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kamudan emekli olan doktorlara 2019 yılından beri "ilave ödeme" yapılıyor. Tıp kökenli doçentler, kendileri de uzman hekim oldukları halde ilave ödemeden yararlanamadıkları için emekli aylıkları uzman hekimlerin 22 bin lira altında kaldı. Doçentlerin yanı sıra belediye başkanlığı yapan uzman hekimler ile kamuda 15 – 20 yıl çalıştıktan sonra özel sektöre geçen hekimler de ilave ödemeden yararlanamıyorlar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Doktorların kamudan özel sektöre kaçmalarını önlemek amacıyla 2019 yılında “ilave ödeme” uygulaması başlatıldı. 5434 Sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na konulan Ek Madde 84 ile tabip ve diş tabibi kadrolarında görev yapmış uzman hekimlere 17.000 gösterge rakamının, uzman olmayanlara ise 13.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda her ay emekli aylıklarına ilave ödeme yapılması sağlandı. 2022 yılında bu sayılar sırasıyla 26.000 ve 20.000’e yükseltildi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu düzenleme dolayısıyla 2026 yılı ikinci yarısı itibarıyla her ay uzman hekimlerin emekli aylıklarına 40.963 TL, uzman olmayan hekimlerin emekli aylıklarına da 31.510 TL ilave ediliyor. İlave ödeme ile birlikte 25 yıl hizmeti bulunan uzman hekimin emekli aylığı 90.824 TL’ye ulaşıyor. Uzman olmayan hekimlerin emekli aylığı ise 80.772 TL’yi buluyor.</p>

<div class="aspect-h-1 aspect-w-1 bg-gray-200 block dark:bg-gray-700 mb-1 relative widget-image" style="text-align:center"><img alt="" class="bg-gray-100 mb-3 medium-zoom-image min-h-20" src="https://im.haberturk.com/2026/07/27/3901428_744c283a3afa48515a67c1ebb9c95e2a.jpg" /></div>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify"><strong>HOCASI ÖĞRENCİSİNDEN DAHA AZ EMEKLİ AYLIĞI ALIYOR</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Emekli doktorlara yapılan ilave ödemeden yararlanabilmek için “makam tazminatı” ödenmesine hak kazanmamış olmak gerekiyor. Doçent, profesör, belediye başkanlığı gibi görevlerde bulunan hekim ve uzman hekimler makam tazminatı aldıkları gerekçesiyle ilave ödemeden yararlanamıyorlar.</p>

<p style="text-align:justify">Oysa, örneğin bir doçentin makam ve temsil tazminatı toplamı 15.755 TL’de kalıyor. Kendisi de uzman hekim olan tıp kökenli bir doçent, 15.755 TL makam ve temsil tazminatı aldığı gerekçesiyle 40.963 TL tutarındaki ilave ödemeden mahrum kalıyor. Bundan dolayı, 25 yıl hizmetle emekli olan bir tıp doçentinin emekli aylığı 68.739 TL’de kalıyor. Yani tıp doçenti, kendi yetiştirdiği uzman hekimden 22.085 TL, uzman olmayan hekimden ise 12.033 TL daha az emekli aylığı alıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Birinci derecede hizmet süresi 3 yıldan az olan profesörün eline 25.208 TL makam ve temsil tazminatı ile birlikte toplam 79.847 TL emekli aylığı geçiyor. Hizmet süresi 3 yıldan az profesör de yetişdirdiği öğrencisi hekim ve uzman hekimden daha az emekli aylığı almak zorunda kalıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Birinci derecede hizmet süresi 4 yıldan fazla olan tıp kökenli profesörler 33.085 TL makam ve temsil tazminatı ile birlikte 93.721 TL emekli aylığı alabaliyorlar. Ellerine geçen emekli aylığı neredeyse öğrencileri ile başabaş düzeyde kalıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="aspect-h-1 aspect-w-1 bg-gray-200 block dark:bg-gray-700 mb-1 relative widget-image" style="text-align:center"><img alt="" class="bg-gray-100 mb-3 medium-zoom-image min-h-20" src="https://im.haberturk.com/2026/07/27/3901428_c7ddf39edc01a22cefbfc8093c0cb332.jpg" /></div>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify"><strong>BELEDİYE BAŞKANLIĞI YAPAN HEKİMLER BİN PİŞMAN</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Belediye başkanlarına da makam tazminatı ödeniyor. Seçimle belediye başkanlığı yapmış olan hekim veya uzman hekimler, 14.180 TL’den başlayan makam ve görev tazminatları nedeniyle 41 bin liraya varan ilave ödemeden yararlanamıyorlar. Örneğin, bir uzman hekim ilçe belediye başkanlığı yaptığı için 18.906 TL makam ve görev tazminatı aldığı gerekçesi ile 40.963 TL tutarındaki ilave ödemeden yararlanamıyor. Aylık kaybı 22.057 TL’ye ulaşıyor.</p>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify"><strong>KAMUDA ÇALIŞTIKTAN SONRA ÖZEL SEKTÖRE GEÇEN HEKİMLER MAĞDUR</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Özellikle uzman hekimler özel sektöre geçmeden önce uzmanlıklarını alıncaya ve isim yapıncaya kadar en az 10 – 12 yıl, çoğunlukla daha fazla süreyle kamuda görev yapıyorlar. Özel hastanelerde çalışan veya kendi muayenehanesini açan uzman hekimler Emekli Sandığından değil 4/a (SSK) veya 4/b (BAĞ-KUR) statüsünden emekli oluyorlar. Bağlanan emekli aylıkları kamuda kalarak emekli olan meslektaşlarının neredeyse 3’te 1’i seviyesinde kalıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bundan dolayı, kamuda yıllarca çalıştıktan sonra özel sektöre geçmiş veya kendi muayenehanesini açmış doktorlar emekli aylığı konusunda büyük mağduriyet yaşıyorlar. Sonradan kamuya dönüp Emekli Sandığından emekli olmanın yollarını arıyorlar ancak çoğu buna muvaffak olamıyor.</p>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify"><strong>İKİ ÇÖZÜM ÖNERİSİ</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Hekimler arasında giderek huzursuzluğa yol açan mağduriyetin giderilmesi için adım atılması gerekiyor. Tıp kökenli doçent, profesör, belediye başkanı gibi makam tazminatı alan görevlerde bulunanlar için tercih hakkı tanınmalıdır. Tazminat veya ilave ödemeden hangisi yüksek ise onu seçme hakkı verilmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Böyle yapılırsa tıp kökenli doçent ve profesör öğrencisinden daha az emekli aylığı almak zorunda kalmaz. Aksi takdirde tıp kökenli akademisyenleri üniversitede tutmak zorlaşacak. Bunun sonucunda da hekim ve uzman hekim yetiştirecek tıp kökenli akademisyen sıkıntısı baş gösterecek.</p>

<p style="text-align:justify">Kamuda çalışıp özel sektöre geçtiği veya kendi muayenehanesini açtığı için mağdur olanlar için de kamuda çalıştıkları süreyle orantılı ilave ödeme yapılmalıdır. İlave ödeme, 25 yıl çalışmış kişilere tam ödeniyor. Örneğin kamuda 15 yıl çalışmış hekim ve uzman hekimlere ise ilave ödemenin yüzde 60’ı verilmelidir. Böylece, kamuda çalıştıkları sürenin karşılığını da alabilirler.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Habertürk</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HaberTürk</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/doktorlar-emeklilikte-adelet-istiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 08:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/08/doktor-hastane.jpg" type="image/jpeg" length="91633"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Turizm Sektöründe SGK Prim Desteği]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/turizm-sektorunde-sgk-prim-destegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/turizm-sektorunde-sgk-prim-destegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ülkemizde turizm sektörü, istihdam yaratma kapasitesi ve hizmet ekonomisine katkısı bakımından, çalışma hayatı için önemli sektörlerden biridir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Özellikle konaklama tesislerinde sezonluk yoğunluk, değişken personel ihtiyacı ve yüksek işgücü maliyetleri ön plana çıkabilmektedir. Bu nedenle sektöre yönelik teşvik ve prim destekleri işletmelerin mali yükünü azaltırken, istihdamın korunmasına da katkı sağlamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">31 Temmuz 2026 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 7590 sayılı Kanun ile turizm işletmesi belgesine sahip özel sektöre ait konaklama tesisleri için yeni bir SGK prim desteği getirilmiştir. Düzenleme, 2026 yılı Mayıs ila Aralık ayları arasında uygulanacaktır. Ancak destekten yalnızca tesisin fiilen faaliyette bulunduğu aylar için yararlanılabilecektir. </p>

<p style="text-align:justify">Bu destekten yararlanabilmek için iş yerinin özel sektöre ait konaklama tesisi olması ve turizm işletmesi belgesine sahip bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla her turizm işletmesi doğrudan destek kapsamına girmeyeceği göz ardı edilmemelidir. Düzenleme, turizm işletmesi belgesi bulunan konaklama tesislerini hedeflemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Destek tutarı, çalışanların prim ödeme gün sayısı üzerinden hesaplanacaktır. Buna göre kapsama giren sigortalıların prim ödeme gün sayısı 116,67 TL ile çarpılacaktır. Bir çalışanın ilgili ayda 30 gün bildirilmesi halinde, bu çalışan için yaklaşık 3.500 TL tutarında SGK prim desteği sağlanabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Destek, işverenin Sosyal Güvenlik Kurumuna ödeyeceği sigorta primlerinden mahsup edilerek uygulanacaktır. Bu tutar ise İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır. Ancak destek tutarı, diğer teşvik ve indirimler uygulandıktan sonra Sosyal Güvenlik Kurumuna ödenmesi gereken prim tutarını aşamayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Diğer yandan turizm işletmesi belgesine sahip konaklama tesisinde çalışan her sigortalı için destek sağlanmayacaktır. Sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar (emekliler), yabancı uyruklu sigortalılar ve yurt dışında çalışan sigortalılar destek kapsamında dikkate alınmayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Destekten yararlanmanın temel şartlarından biri de işverenin bildirim ve ödeme yükümlülüklerini zamanında yerine getirmiş olmasıdır. Diğer bir ifadeyle, destekten yararlanılacak iş yerinde muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin yasal süresinde verilmesi ve primlerin yasal süresinde ödenmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca işverenin Sosyal Güvenlik Kurumuna vadesi geçmiş prim, idari para cezası, gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması gerekmektedir. Borcunu yapılandıran veya tecil ve taksitlendiren işverenler ise yapılandırma veya taksitlendirme devam ettiği sürece destekten yararlanabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Kayıt dışı sigortalı çalıştırılması, bildirilen sigortalının fiilen çalıştırılmaması veya prime esas kazancın eksik bildirilmesi halinde destekten yararlanma hakkı kaybedilebilecektir. Bu durumda Fondan karşılanan tutarlar gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte geri alınabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Sezonluk çalışan tesisler bakımından ayrıca faaliyet dönemi bilgisi önem taşımaktadır. Çünkü destek yalnızca tesisin faaliyette olduğu aylar için uygulanacaktır. Bu nedenle sezon açılış ve kapanış tarihlerinin doğru bildirilmesi gerekir. Hatalı faaliyet dönemi bildirimi, ileride desteklerin geri alınması riskini doğurabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu destekten faydalanmak isteyen iş yerleri, e-Devlet veya e-imza kullanarak Turizm Tesisleri Bilgi Sistemi üzerinden giriş yapacak ve başvurularını tamamlayacaktır. Başvuru linki: <a href="https://www.star.com.tr/yazar/turizm-sektorunde-sgk-prim-destegi-yazi-2031971/#0" rel="nofollow" target="_blank">https://ttbis.ktb.gov.tr/Account/Login</a></p>

<p style="text-align:justify">Başvuru sırasında Bakanlık tarafından oluşturulan "Tesis SGK Bilgileri" ekranına aşağıdaki bilgilerin eksiksiz girilmesi zorunludur:</p>

<p style="text-align:justify">· İşletme unvanı</p>

<p style="text-align:justify">· Vergi numarası</p>

<p style="text-align:justify">· İş yeri adresi</p>

<p style="text-align:justify">· Sistem tarafından istenen diğer bilgiler</p>

<p style="text-align:justify">Bu bilgilerin en geç 07.08.2026 tarihine kadar sisteme işlenmesi gerekmektedir. Girilen bilgiler, ilgili sistem tarafından SGK ile otomatik olarak eşleştirilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Destekten yararlanmak isteyen NACE kodu 5510 olan (yani turizm konaklama belgesine sahip) tüm iş yerlerinin mutlaka başvuru yapması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak turizm işletmesi belgesine sahip konaklama tesisleri için getirilen SGK prim desteği, 2026 yılı Mayıs-Aralık dönemi bakımından önemli bir maliyet avantajı sağlayabilecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ancak destekten yararlanmak için işyerinin kapsamda olması tek başına yeterli değildir. Faaliyet dönemleri doğru bildirilmeli, çalışanların destek kapsamında olup olmadığı kontrol edilmelidir. Muhtasar ve prim hizmet beyannameleri süresinde verilmeli, primler zamanında ödenmelidir. Ayrıca kayıt dışı çalışma, fiilen çalışmayan sigortalı bildirimi ve eksik kazanç bildirimi gibi durumların destekten yararlanma hakkını ortadan kaldırabileceği unutulmamalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Star | Resul KURT</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/turizm-sektorunde-sgk-prim-destegi</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 08:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/07/turizm-calisani.webp" type="image/jpeg" length="37246"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşveren ve işçi hakları açısından özellikli durumlar]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/isveren-ve-isci-haklari-acisindan-ozellikli-durumlar-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/isveren-ve-isci-haklari-acisindan-ozellikli-durumlar-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yazılarım nedeniyle çalışma hayatı ile ilgili çok sayıda soru alıyorum.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İmkanlarım ölçüsünde belli aralıklarla tüm sorulara cevap vermeye çalışıyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Okurlarımızdan Mehmet A , Süleyman K, Leyla A’ ve Ahmet S’den aldığım çok sayıda işveren ve çalışanımızı ilgilendiren aşağıdaki soruları cevaplayarak bu konuları açıklamaya çalıştım. Sosyal Güvenlik Denetimlerinin Engellenmesi Yapılan sosyal güvenlik denetimlerinde denetlenen işyerlerinin denetim elemanına gerekli kolaylığı göstermesi gerekmektedir. nitekim sınırı aşan nitelikte bir engelleme söz konusu olursa bazı yaptırımlar söz konusu olmaktadır. Denetimin engellenmesi üç şekilde karşımıza çıkabilmektedir:</p>

<p style="text-align:justify">1) 5510 sayılı kanunun 102. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin (1) no.lu alt bendine göre; kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarının; bu kanunun uygulanmasından doğan inceleme ve soruşturma görevlerini yerine getirmeleri sırasında işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili diğer kişiler görevlerini yapmasına engel olamazlar; engel olanlar hakkında eylemleri başka bir suç oluştursa dahi, asgari ücretin beş katı tutarında idari para cezası uygulanır. söz konusu idari para cezası uygulaması denetim elemanlarının görevlerine engel olunması durumunda söz konusu olup sadece işverenlere değil bunun yanında sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili diğer kişiler (muhasebeci, avukat vs.) hakkında da uygulanabilmektedir. burada bahsedilen engelleme fiili, denetim elemanının işyerine alınmaması, ilgili bölümlerin kapatılması, sigortalıları işyerinden kaçırma gibi durumlarda ortaya çıkabilir.</p>

<p style="text-align:justify">2) 5510 sayılı kanunun 102. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin (2) no.lu alt bendine göre; kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurlarının; görevlerini yapmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit kullanan işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili diğer kişiler fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde türk ceza kanununun 265’inci maddesinin ikinci fıkrasına göre cezalandırılır. bu suçu işleyenler hakkında ayrıca asgari ücretin on katı tutarında idari para cezası uygulanır. söz konusu madde hükmü bir önceki yaptırım hükmüne göre daha ağır ve cebir/tehdit unsurlarının söz konusu olması halinde uygulanabilmektedir. yine burada da idari para cezası sadece işverenlere değil bunun yanında sigortalılar, işyeri sahipleri ve bu işle ilgili diğer kişiler (muhasebeci, avukat vs.) hakkında da uygulanabilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">3) yapılan denetim esnasında denetim elemanınca istenen kayıt ve belgelerin ibraz edilmemesi de denetimin sağlıklı şekilde yapılmasını engeller nitelikte bir fiil ve sosyal güvenlik mevzuatında yaptırımı bulunmaktadır. buna göre, denetim elemanınca yapılan yazılı ihtara rağmen on beş gün içinde mücbir sebep olmaksızın kayıt ve belgeleri tam olarak ibraz etmeyerek yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere aylık asgari ücretin on iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.</p>

<p style="text-align:justify">İstifa Günü Çalışmama İşçinin, istifa dilekçesini verdiği günde veya istifa dilekçesinde işten ayrılacağını belirttiği çıkış tarihinde çalışmaması halinde, söz konusu gün için sigorta primi ödenip ödenmeyeceği hususu tereddütlere yol açmaktadır. * işçinin söz konusu tarihte çalışmaması halinde (çıkış günü fiili çalışma olmadığı için) o gün için sgk’ye prim ödenmez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">• O gün için eksik gün nedeni olarak 16 kodu (fesih tarihinde çalışmamış) seçilerek bildirim yapılmalıdır. • iş sözleşmesinin feshedildiği tarihte çalışmadığının ispat yükümlülüğü işverene aittir. • olası bir denetimde puantaj kayıtlarında, işçinin istifa günü mesai saatleri ile uyumlu şekilde giriş çıkışları tespit edilirse söz konusu eksik gün nedeni kabul edilmez. bu durumda geçmişe dönük olarak ek muhtasar ve prim hizmet beyannamesi verilmesi ve idari para cezası ödenmesi söz konusu olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">İş Arama İzninde Rapor Alınması</p>

<p style="text-align:justify">• İşten geçerli nedenle çıkartılma durumunda, bildirim süreleri içinde işveren, işçiye yeni bir iş bulması için gerekli olan iş arama iznini iş saatleri içinde ve ücret kesintisi yapmadan vermeye mecburdur. iş arama izninin süresi günde iki saatten az olamaz ve işçi isterse iş arama izin saatlerini birleştirerek toplu kullanabilir. ancak iş arama iznini toplu kullanmak isteyen işçi, bunu işten ayrılacağı günden evvelki günlere rastlatmak ve bu durumu işverene bildirmek zorundadır.</p>

<p style="text-align:justify">• İşçi iş arama iznini kullanırken istirahat raporu alması durumunda uygulama özellik arz etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">• Kural olarak ihbar süresi ile istirahatli (raporlu) süreler iç içe geçemez. yani ihbar süresi içerisinde işçi rapor alırsa, ihbar süresi rapor süresi kadar uzayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">• Buna göre; iş arama izni, ihbar süresi içerisinde kullanılacağına göre ve ihbar süresi içinde rapor alınması durumunda rapor süresi kadar ihbar süresi uzayacağından iş arama izin süresi de uzayacaktır. ancak raporlu süreler içinde ayrıca günlük 2 saat iş arama izin süresi verilmeyecektir. zira iş arama izni sadece çalışılan günler için verilir.</p>

<p style="text-align:justify">Ücretsiz İzin Halinde Hafta Tatili Ücreti</p>

<p style="text-align:justify">• işyerlerinde gerçekleştirdiğimiz denetim faaliyetlerinde ücretsiz izin kullanan personele hafta tatili ücreti ödenmesi noktasında hatalı uygulamaların söz konusu olduğu görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">• 4857 sayılı kanunun 46/1 maddesine göre; bu kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az yirmi dört saat dinlenme (hafta tatili) verilir. bu madde uyarınca işçinin hafta tatilinde en az 24 saat dinlenme hakkı vardır. işçinin ücretli hafta tatiline hak kazanması durumunda kesintisiz biçimde en az 24 saat dinlenmesi ve işçinin bu dönemde çalıştırılmaması gerekmektedir. • hafta tatiline hak kazanabilmek için o hafta 45 saat çalışma zorunluluğu bulunmaktadır. örneğin, haftanın 6 günü çalışılan işyerinde perşembe, cuma ve cumartesi ücretsiz izin yapılmışsa çalışılmayan ve işgünü olmayan pazar gününün ücretini de hafta tatiline hak kazanılmadığı için işveren maaştan kesecektir. buna göre, aylık ücretten 4 gün kesinti yapılabilecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Olay | Fatih ACAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/isveren-ve-isci-haklari-acisindan-ozellikli-durumlar-2</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/04/isveren-3.jpg" type="image/jpeg" length="30084"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Teşvik yasaklamada detaylara dikkat!]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/tesvik-yasaklamada-detaylara-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/tesvik-yasaklamada-detaylara-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Halen uygulamada olan prim teşviklerinden yararlanan işverenlerin, çalıştırdıkları sigortalıların gün ve kazançlarını eksik bildirdiklerinin yahut fiilen çalıştırmadıkları kişileri sigortalı olarak bildirdiklerinin tespiti halinde teşvik yasaklama işlemi yapılmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bu fiilleri işleyen işverenlere yönelik teşvik yasaklama işlemi;</p>

<p style="text-align:justify">-Denetim ve kontrolle görevli memurlarca düzenlenen tutanak tarihini,</p>

<p style="text-align:justify">-Kesinleşmiş mahkeme kararlarında kesinleşmiş karar tarihini,</p>

<p style="text-align:justify">-Bankalar ve kamu kurum ve kuruluşlarından alınan yazıların SGK’ya intikal tarihini,</p>

<p style="text-align:justify">takip eden aydan başlanılarak bir ay süreyle; üç yıl içinde ikinci defa tespiti halinde bir yıl süreyle yapılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yasaklama işlemine konu edilen teşvikler sigortalıların gün ve kazançlarını eksik bildirdiği işyerleri açısından farklı, fiilen çalıştırmadıkları kişileri sigortalı olarak bildirdiği tespit edilen işyerleri yönünden farklıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Şöyle ki, ilgili kanunlarda öngörülen düzenlemeler çerçevesinde;</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1- Sigortalıların gün ve kazançlarını eksik bildirdiği veya hiç bildirmediği tespit edilen işyerleri</strong> 05510 (Beş/İki puanlık prim indirimi), 06486 (Yurtdışına gönderilen sigortalılara yönelik indirim), 25510/16322/26322/36322 (Yatırım teşviki) 06111 (Genç ve kadın teşviki) - 03294 (Sosyal yardım alanlara yönelik teşvik) kanun numaraları teşviklerden bir ay /bir yıl süreyle yasaklanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Buna karşın 15921 (İşsizlik ödeneği alanlar), 02828, (Sosyal hizmetlerden yararlanmış olanlara yönelik teşvik), 25225/55225 (Kültür yatırım ve girişim teşviki), 05746/15746 (-Ar-Ge teşviki), 14857 (Engelli teşviki) kanun numaralarından teşvik yasaklama işlemi yapılmamaktadır.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong>2- Fiilen çalıştırmadıkları kişileri sigortalı olarak bildirdiği tespit edilen işyerlerinin ise</strong> 05510, 06486, 25510/16322/26322/36322 kanun numaralı teşviklerden bir ay/bir yıl süreyle yararlanmalarına izin verilmez iken, fiilen çalıştırılmayan kişilerin sigortalı olarak bildirildiklerinin tespiti 15921, 06111, 02828, 25225/55225, 05746/15746, 14857, 03294 kanun numaralı prim teşviklerinden yararlanılmasına engel teşkil etmemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Sigortalıların gün ve kazançlarını eksik bildirdiği veya fiilen çalıştırmadığı kişileri sigortalı olarak bildirdiği tespit edilen işyerlerine yönelik teşvik yasaklama işleminin muhtasar ve prim hizmet beyannamesi gönderilmeden önce yapılması gerekmekle birlikte, uygulamada teşvik yasaklama işleminin teşvikli muhtasar ve prim hizmet beyannamesi gönderildikten sonra yapılması nedeniyle, işverenlerin yasaklı olduğu ayda teşvikten yersiz yararlanmaları, sonrasında yersiz yararlanılan teşvik tutarlarının gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alındığı sıklıkla görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Hatta teşvik yasaklama kapsamına girmeyen prim teşvikleri dahi, ikili teşvik uygulaması kapsamında öncelikle 05510 sayılı kanun indiriminin, sonrasında ilgili kanun maddesinde öngörülen teşvikin uygulanması nedeniyle, yersiz (hatalı) teşvik listesine düşebilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Örneğin çalışanlarının gün ve kazançlarını eksik bildirdiği veya fiilen çalışmayan kişileri sigortalı olarak bildirdiği tespit edilen işyerleri yönünden 14857 sayılı kanun numaralı teşvikten yararlanılması mümkündür. Bir çalışanının hem gün hem de kazancını eksik bildirdiği tespit edilen bir işyeri için 14857 kanun numaralı muhtasar beyanname gönderilmeden teşvik yasaklama işlemi yapıldığı takdirde 14857 kanun numaralı tahakkuk fişinde 05510 kanun numarasından prim indirimi yapılmaksızın yalnızca 14857 kanun numarasından teşvik tahakkuku oluşturulmakta ve 14857 kanun numaralı prim teşvikinden usulüne uygun yararlanılmış kabul edilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Buna karşın teşvik yasaklama işlemi yapılmadan 14857 kanun numaralı muhtasar beyanname gönderildiği takdirde öncelikle 05510 indirimi, sonrasında 14857 teşviki uygulanmaktadır. Bu durumda 14857 kanun numaralı bildirgenin gönderilmesinin ardından yasaklama işlemi yapıldığı takdirde, 14857 kanun numaralı tahakkuk fişinde 05510 indiriminin bulunması ve 05510 kanun indiriminin yasaklanacak kanun numaraları arasında yer alması nedeniyle 14857 kanun numaralı beyanname de hatalı teşvik listesine düşmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Aynı durum 06111 teşvikinden yararlanılmış bir işyerinde fiilen çalıştırılmayan bir kişinin sigortalı olarak bildirilmesi nedeniyle yasaklama işleminin 06111 kanun numaralı muhtasar beyannamenin gönderilmesinin ardından yapılması durumunda da yaşanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak teşvik yasaklama işlemi sonrasında özellikle çalışan sayısı fazla olan işletmelerde bir aylık süre zarfında ciddi bir kayıp yaşandığı gibi teşvik yasaklama işleminin muhtasar beyanname gönderildikten sonra yapılması durumunda yararlanılan teşviklerin gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte ödenmesi, hatta yasaklama kapsamına girmeyen teşviklerin de ikili teşvik uygulaması nedeniyle hatalı teşvikler listesine düşüyor olması nedeniyle yaşanan kayıp daha da artmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu bakımdan gerek çalışanlarının gün ve kazançlarını eksik bildirdiği, gerekse fiilen çalışmayan kişileri sigortalı olarak bildirdiği tespit edilen işyerleri yönünden yapılacak teşvik yasaklama işleminin, yasağa konu olan aya ilişkin muhtasar beyannamenin verilme süresi başlamadan yapılması şarttır.</p>

<p style="text-align:justify">Ne var ki teşvik yasaklama işlemleri ile ilgili olarak sosyal güvenlik merkezlerince yapılacak işlemlerin talimatlandırıldığı 2017/18 sayılı Genelgede “<i>Teşviklerden Bir Ay/Bir Yıl Süreyle Yasaklama” menüsü vasıtasıyla yasaklama giriş işleminin özel sektör işyerleri için her ayın 23’ünden, özel sektör işyeri olmakla birlikte ters işyeri kodu olan işyerleri için her dönemin 7’sinden sonra yapılması gerekmektedir</i>.” şeklinde “enteresan” bir açıklama yapılmıştır. Haliyle 10 yıl önce yayımlanmış olan ve halen yürürlükte bulunan genelgedeki bu açıklamaların bir an evvel düzeltilmesi, yaşanan hak kayıplarını bir nebze de olsa önleyecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Yaşanan sorunların tümüyle aşılması isteniliyorsa sosyal güvenlik merkezlerince yasaklama işlemi yapılmadan işverenlerce teşvikli beyanname gönderildiği durumlarda teşvik yasaklama işleminin teşvikli beyanname gönderilmeden bir sonraki veya daha sonraki aydan başlatılması hususunda 2017/18 sayılı Genelgede üç beş satırlık bir değişiklik yeterli olacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Karar | Eyüp Sabri DEMİRCİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/tesvik-yasaklamada-detaylara-dikkat</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 09:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/12/sgk-10.jpg" type="image/jpeg" length="20376"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yer altı maden işçilerinin çalışma şartları]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/yer-alti-maden-iscilerinin-calisma-sartlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/yer-alti-maden-iscilerinin-calisma-sartlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yer altı maden işleri, çalışma hayatında en yüksek risk içeren işler arasında yer almaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İşin niteliği gereği kapalı ortamda çalışma, gaz riski, göçük riski, toz maruziyeti, havalandırma ve acil tahliye durumları gibi birçok tehlike söz konusudur.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle yer altı maden işlerinde çalışan işçiler bakımından çalışma süresi, fazla çalışma, ücret, hafta tatili, yıllık izin ve iş sağlığı ve güvenliği konularında özel koruyucu düzenlemeler bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">4857 sayılı İş Kanunu uyarınca yer altı maden işlerinde çalışan işçilerin çalışma süresi, günde en çok 7,5 saat ve haftada en çok 37,5 saattir. Bu çalışma süreleri, en yüksek saatleri ifade ettiğinden iş yerinde vardiya planı yapılırken, günlük ve haftalık sürelerin aşılmaması gerekmektedir. </p>

<p style="text-align:justify">Yer altı maden işlerinde fazla çalışma ise kural olarak yasaktır. Ancak zorunlu nedenler veya olağanüstü haller gibi İş Kanunu kapsamında sınırlı olarak sayılan durumlarda fazla çalışma gündeme gelebilir. Bu hallerde haftalık 37,5 saati aşan her bir saat için fazla çalışma ücreti, normal saat ücretinin yüzde yüzden az olmamak üzere artırılması suretiyle ödenmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Çalışma süresi değerlendirilirken yalnızca fiilen kazı, üretim veya cevher çıkarma yapılan zaman dikkate alınmamalıdır. İşçilerin kuyulara, dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri, girmeleri ve buralardan çıkmaları için geçen süreler de çalışma süresinden sayılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle işçinin işyerine gelip yalnızca yer altında fiilen üretime başladığı an esas alınarak çalışma süresi hesabı yapılması doğru değildir. İşçinin yer altındaki asıl çalışma yerine ulaşması ve tekrar çıkması için geçen süreler de toplam çalışma süresi hesabına dahil edilmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Yer altı maden işçileri bakımından yıllık ücretli izin süreleri de artırımlı uygulanmaktadır. İş Kanunu uyarınca yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün artırılarak kullandırılmalıdır. Bu nedenle işçinin kıdemine göre belirlenen genel yıllık izin süresine ayrıca dört gün eklenmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Ücret bakımından da yer altı maden işçileri için özel düzenlemeler bulunmaktadır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun Ek 9'uncu maddesi kapsamında linyit ve taşkömürü çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan işçilere ödenecek ücret, asgari ücretin iki katından az olamayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Yer ve su altında çalıştırma bakımından da özel yasaklar bulunmaktadır. İş Kanunu'nun 72'nci maddesi uyarınca maden ocakları ile yer altında veya su altında çalışılacak işlerde on sekiz yaşını doldurmamış erkeklerin ve her yaştaki kadınların çalıştırılması yasaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Yer altı maden işlerinde çalışan işçiler bakımından iş güvencesi yönünden de özel bir düzenleme bulunmaktadır. Genel kuralda işe iade davası açabilmek için en az altı aylık kıdem şartı aranırken, yer altı işlerinde çalışan işçiler bakımından bu kıdem şartı aranmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle diğer koşulların bulunması halinde yer altı işlerinde çalışan işçiler, altı aylık kıdemleri olmasa dahi diğer şartların yerine gelmiş olması halinde iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilirler.</p>

<p style="text-align:justify">Yer altı maden iş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin mevzuata uygun olarak yerine getirilmesi de oldukça önemlidir. İşverenin risk değerlendirmesi, havalandırma, gaz ölçümü, tahkimat, acil durum planı, patlamadan korunma, kişisel koruyucu donanım, tahliye sistemi ve çalışan eğitimleri gibi konularda gerekli tüm önlemleri alması esastır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Maden iş yerlerinde yalnızca mevzuat gereği belge hazırlanması yeterli değildir. Hazırlanan risk değerlendirmesi, acil durum planı ve talimatların sahada uygulanabilir olması da gereklidir.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak yer altı maden işçileri özel koruma altındadır. Bunun nedeni, işin niteliğinin çok tehlikeli ve yüksek riskli olmasıdır. Bu nedenle çalışma süresi sınırlıdır. Fazla çalışma ise ancak istisnai hallerde mümkündür. Yıllık izin, ücret ve iş güvencesi bakımından da özel hükümler uygulanır. Aksi halde işçilik alacakları, idari yaptırımlar ve iş kazası halinde işverenin daha yüksek sorumlulukları gündeme gelebilecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/yer-alti-maden-iscilerinin-calisma-sartlari</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 09:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/05/maden-2.webp" type="image/jpeg" length="33529"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emeklilik sonrası çalışma ve yasal haklar]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/emeklilik-sonrasi-calisma-ve-yasal-haklar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/emeklilik-sonrasi-calisma-ve-yasal-haklar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emeklilik sonrası çalışma, sosyal güvenlik hukukunda hem sigortalıların gelir güvencesi hem de kayıtlı istihdamın korunması bakımından önem taşıyan konulardan biridir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Sosyal güvenlik sisteminde uzun vadeli sigorta kolları arasında yer alan <strong>yaşlılık sigortası</strong> kapsamında sağlanan temel yardımlardan biri, yaşlılık döneminde ortaya çıkabilecek gelir kaybı riskinin telafi edilmesi amacıyla sigortalıya emekli aylığı bağlanmasıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Sosyal güvenlik mevzuatına göre, kural olarak emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanan kişilerin emeklilik sonrasında çalışmamaları; çalışmaları hâlinde ise bağlanmış olan emekli aylıklarının kesilmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak ülkemizde, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında kişilerin daha genç yaşta emekli olması ve buna karşın bağlanan emekli aylıklarının çoğu zaman yeterli düzeyde bulunmaması, emekli kişilerin kayıt dışı çalışma eğilimini artırmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu çerçevede, hem emekli olup çalışmaya devam eden kişilerin kayıt içine alınarak sigorta primi ve vergi kaybının önlenmesi hem de emekli kişilerin emekli aylıkları kesilmeksizin çalışmalarına imkân tanınması amacıyla sosyal güvenlik destek primi uygulaması, sosyal güvenlik mevzuatına ilk olarak 5510/4-a (SSK) kapsamındaki sigortalılar yönünden, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda 06.05.1986 tarihinde yapılan düzenlemeyle dâhil edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Benzeri düzenleme, daha sonraki süreçte 5510/4-b (Bağ-Kur) kapsamındaki sigortalılar için de 08.09.1999 tarihinde yapılmıştır.<br />
 </p>

<h2 style="text-align:justify">Sosyal güvenlik destek primi uygulaması</h2>

<p style="text-align:justify">Sosyal güvenlik destek primi uygulaması, belirli yaş, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı şartlarını yerine getirerek emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanan kişilerin, emekli aylıkları kesilmeksizin çalışma hayatına devam edebilmelerine imkân sağlayan bir uygulamadır.<br />
 </p>

<h2 style="text-align:justify">Sosyal güvenlik destek primi kapsamında çalışabilecek kişiler</h2>

<p style="text-align:justify">Sigortalıların sosyal güvenlik destek primi uygulamasına tabi olup olmayacakları ve bu kapsamda hangi kanun hükümlerinin uygulanacağı, ilk defa sigortalı olunan tarihe göre farklılık göstermektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre, Ekim/2008 ayından önce sigortalı olanlar, hangi kurumdan emekli olurlarsa olsunlar, emekli olduktan sonra emekli aylıkları kesilmeksizin 4/a (SSK) kapsamında sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle çalışabilirler. Bu kişiler, tercih etmeleri hâlinde emekli aylıklarını kestirerek tüm sigorta kollarına tabi şekilde de çalışabilirler.</p>

<p style="text-align:justify">Aynı şekilde, Ekim/2008 ayından önce sigortalı olanların, hangi kurumdan emekli olurlarsa olsunlar, emekli olduktan sonra 4/b (Bağ-Kur) kapsamında emekli aylıkları kesilmeksizin çalışmaları mümkündür. Bu kişilerden emekli aylıkları üzerinden SGK tarafından kaynakta sosyal güvenlik destek primi kesilmekte iken, 29.02.2016 tarihinden itibaren söz konusu kesinti tamamen kaldırılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Buna karşılık, hangi kurumdan emekli olurlarsa olsunlar, emekli olduktan sonra kamuda 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında çalışmaya başlayanların emekli aylıkları kesilmekte olup bu kişilerin sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışma imkânı bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği <strong>Ekim/2008 döneminden sonra ilk defa sigortalı olup emeklilik şartlarını yerine getirerek yaşlılık aylığı bağlananların ise</strong>, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma hâli hariç olmak üzere yeniden çalışmaya başlamaları durumunda aylıkları kesilmektedir. Dolayısıyla bu kişilerin hem emekli aylıklarını almaya devam edip hem de sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaları mümkün değildir.<br />
 </p>

<h2 style="text-align:justify">Sosyal güvenlik destek primi oranı ve ödeme yükümlülüğü</h2>

<p style="text-align:justify">4/a (SSK) statüsünde çalışanlar yönünden sosyal güvenlik destek primi oranı <strong>%32,25</strong> olup bu oranın %7,5’i işçi payı, %24,75’i ise işveren payıdır.</p>

<p style="text-align:justify">4/b (Bağ-Kur) kapsamında çalışanlar yönünden ise 29.02.2016 tarihinden itibaren sosyal güvenlik destek primi kesintisi kaldırılmıştır. Bu nedenle, emekli olduktan sonra 4/b (Bağ-Kur) kapsamında çalışanlar sosyal güvenlik destek primi kesintisine tabi olmaksızın emekli aylıklarını alabilirler.</p>

<p style="text-align:justify">4/c (Kamu) kapsamında çalışanların ise, hangi statüden emekli olurlarsa olsunlar, tekrar kamuda çalışmaya başlamaları hâlinde emekli aylıkları kesilmektedir. Bu nedenle bu kişilerin sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışma imkânı bulunmamaktadır.<br />
 </p>

<h2 style="text-align:justify">Sosyal güvenlik destek priminin emekliliğe etkisi</h2>

<p style="text-align:justify">Sosyal güvenlik destek primi içinde emeklilik, diğer bir ifadeyle malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primleri bulunmadığından, sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmanın emekli aylığına herhangi bir katkısı bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca sosyal güvenlik destek primleri toptan ödeme olarak iade edilmemekte ve hizmet birleştirmelerinde dikkate alınmamaktadır.<br />
 </p>

<h2 style="text-align:justify">Sosyal güvenlik destek primi kapsamında sağlanan yardımlar</h2>

<p style="text-align:justify">Emekli olduktan sonra 4/a (SSK) statüsünde sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışan kişilerin <strong>iş kazası veya meslek hastalığına</strong> maruz kalmaları hâlinde; geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, ölüm hâlinde hak sahiplerine gelir bağlanması, gelir bağlanmış kız çocuğuna evlenme ödeneği verilmesi ve ölen sigortalının hak sahiplerine cenaze ödeneği ödenmesi gibi yardımlar sağlanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışanlar hakkında yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolu uygulandığından, <strong>hastalık nedeniyle</strong> istirahat raporu alınması durumunda bu kişilere SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği, yaygın kullanımıyla rapor parası, ödenmemektedir.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify">Sürekli iş göremezlik geliri alanların çalışması</h2>

<p style="text-align:justify">İş kazası veya meslek hastalığı sonucu kendilerine sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış olan kişilerin çalışmaları hâlinde almakta oldukları gelir kesilmemektedir. Bu kişiler hem iş kazası veya meslek hastalığı sigorta kolundan bağlanmış gelirlerini almaya devam edebilir hem de 4/a (SSK), 4/b (Bağ-Kur) veya 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışabilirler.<br />
 </p>

<h2 style="text-align:justify">İşverenler açısından sigorta primi teşvikleri</h2>

<p style="text-align:justify">İstihdamın artırılması ve iş gücü maliyetlerinin azaltılması amacıyla farklı tarihlerde yürürlüğe konulmuş çok sayıda istihdam teşviki (5510, 6111, 4857 vd.) bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak söz konusu sigorta primi teşviklerine ilişkin düzenlemelerde sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışanlar kapsam dışında bırakıldığından, emekli kişileri sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalıştıran işverenlerin bu kişiler bakımından sigorta primi teşviklerinden yararlanmaları mümkün değildir.<br />
 </p>

<h2 style="text-align:justify">Emeklilik nedeniyle kıdem tazminatı hakkı</h2>

<p style="text-align:justify">Kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14'üncü maddesine göre, işçinin bağlı bulunduğu kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık/emeklilik aylığı, malullük aylığı ya da yaşlılık toptan ödemesi almak amacıyla veya normal emeklilik ya da kısmi emeklilik şartlarından yaş dışındaki sigortalılık süresi ve prim gün sayısını doldurması nedeniyle iş sözleşmesini feshetmesi, kıdem tazminatına hak kazandırmaktadır. Ancak emekli olduktan sonra aynı veya farklı bir işyerinde sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaya devam eden kişilerin, kendi istekleriyle işten ayrılmaları hâlinde artık <strong>emeklilik nedeniyle kıdem tazminatı talep etmeleri mümkün değildir.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Zira emekli olarak çalışmaya devam edilmesi hâlinde, emeklilik sonrası çalışma dönemine ilişkin kıdem tazminatı ancak 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesinde belirtilen ve <strong>emeklilik dışındaki diğer nedenlerin</strong> gerçekleşmesi durumunda gündeme gelebilir. Bu nedenlere; işveren tarafından iş sözleşmesinin ahlak ve iyi niyet kuralları dışındaki bir nedenle feshedilmesi, işçi tarafından İş Kanunu’nun 24’üncü maddesinde belirtilen haklı nedenlerle fesih veya ölüm nedeniyle iş sözleşmesinin sona ermesi gibi hâller örnek gösterilebilir.<br />
 </p>

<h2 style="text-align:justify">Emeklilerin ihbar tazminatı hakkı</h2>

<p style="text-align:justify">Emeklilik sonrası çalışmaya devam eden kişiler yönünden ihbar tazminatı hakkı, emeklilik statüsünden bağımsız olarak iş sözleşmesinin türüne ve sona erme şekline göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, emeklilik tek başına ihbar tazminatı hakkını ortadan kaldıran bir neden değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan emekli işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından bildirim sürelerine uyulmaksızın feshedilmesi hâlinde, diğer işçilerde olduğu gibi ihbar tazminatı hakkı gündeme gelecektir.<br />
 </p>

<h2 style="text-align:justify">Emeklilerin yıllık ücretli izin hakları</h2>

<p style="text-align:justify">Emekli olduktan sonra sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaya devam eden kişiler, iş hukuku bakımından işçi sıfatını koruduklarından yıllık ücretli izin hakkından yararlanmaya devam ederler. Yıllık ücretli izin hakkı, işçinin aynı işveren nezdindeki hizmet süresi esas alınarak belirlenir. Emeklilik sonrasında aynı işyerinde çalışmaya ara verilmeksizin devam edilmesi hâlinde, yıllık izin bakımından önceki hizmet sürelerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Buna karşılık emeklilik sonrasında farklı bir işveren nezdinde yeni bir iş ilişkisi kurulması durumunda izin hakkı, yeni işyerindeki hizmet süresine göre hesaplanır.<br />
 </p>

<h2 style="text-align:justify">Emeklilerin işsizlik ödeneğinden yararlanma durumu</h2>

<p style="text-align:justify">Emekli kişiler için ödenen sosyal güvenlik destek primi içinde işsizlik sigortası primi bulunmamaktadır. Ayrıca, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 52'nci maddesinde, işsizlik ödeneği alınan sürede herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı alınması işsizlik ödeneğinin kesilme nedenleri arasında sayılmıştır. Başka bir ifadeyle, emekli aylığı alan kişiler işsiz olarak kabul edilmediğinden, İŞKUR’dan işsizlik ödeneği alma imkânları bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak, sosyal güvenlik destek primi uygulaması, emekli aylığı alan kişilerin belirli koşullar altında çalışma hayatına devam edebilmelerine imkân tanıyan istisnai bir sosyal güvenlik mekanizmasıdır. Bununla birlikte uygulamanın kapsamı; sigortalının ilk defa sigortalı olduğu tarih, çalışma statüsü ve emeklilik sonrası çalışmanın niteliğine göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle emeklilik sonrası çalışmaya devam eden kişiler ile bu kişileri istihdam eden işverenlerin; prim oranları, teşviklerden yararlanma durumu, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, ihbar tazminatı ve işsizlik ödeneği gibi hukuki ve mali sonuçları birlikte değerlendirerek hareket etmeleri önem arz etmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Celal ÖZCAN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/emeklilik-sonrasi-calisma-ve-yasal-haklar</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/09/emekli-calisan.jpeg" type="image/jpeg" length="14985"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin yıllık ücretli izni nasıl kullandırılır?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kismi-sureli-is-sozlesmesi-ile-calisan-iscinin-yillik-ucretli-izni-nasil-kullandirilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kismi-sureli-is-sozlesmesi-ile-calisan-iscinin-yillik-ucretli-izni-nasil-kullandirilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İş sözleşmeleri, uygulamada genellikle görüldüğü gibi iş­yerinde sürdürülen haftalık (45 saat) ve günlük (7,5 saat) çalışma sürelerine uygun olarak tam süreli (full time) yapılabileceği gibi, işyerinde uygulanan çalışma sürelerinin altında kısmi bir çalışma süresini (part time) konu alabi­lecek biçimde de yapılabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="post-content">
<div class="pf-content">
<p style="text-align:justify">Genellikle kısmi çalışmalar haftanın belirli günlerinde tam gün, hafta­nın her günü belirli süre veya haftada bir ya da iki gün için belirli bir süre olarak kararlaştırılabilir. Örneğin işyerlerinde daha çok danışmanlık hizmeti veren işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları, hukukçu, muhasebeci ve mali müşavirler, mühendis gibi vasıflı elemanlar yanında, haftanın belirli günleri temizlik hizmeti gören işçilerle yapılan iş sözleşmeleri kısmi süreli işlerde yapılan sözleşmelerdir. Bu tür sözleşmeler, bir ya da birden çok işverenle ya­pılabileceği gibi işçinin bu gibi işlerden başka serbest çalışması da söz konusu olabilmektedir<a href="https://www.incirogludanismanlik.com/2026/07/29/kismi-sureli-is-sozlesmesi-ile-calisan-iscinin-yillik-ucretli-izni-nasil-kullandirilir/#_ftn2" rel="nofollow" name="_ftnref2">[2]</a>. Diğer yandan, öğrencilerin, ev kadınlarının ve emeklilerin otellerde, tatil köylerinde ve çeşitli büro işlerinde kısmi süreli işlerde çalış­maları da kısmi süreli çalışma biçimleridir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">4857 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi, kısmi süreli iş sözleşmeleri ile tam süreli iş sözleşmelerinin tanımını şöyle yapmıştır; “işçinin normal haf­talık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmi sü­reli iş sözleşmesidir”. Burada en önemli ölçüt, tam süreli iş sözleşmesi kar­şısında kısmi süreliden söz edebilmek için “önemli ölçüde daha az” bir haf­talık çalışma süresinin sözleşmede tespit edilecek olmasıdır. Örneğin, işye­rinde uygulanan tam süreli iş sözleşmesi için haftalık çalışma süresi 45 saat ise, kısmi süreli çalışma için 3 4 saat gibi daha az çalışma değil, tam süreli iş sözleşmesi ile yapılan emsal çalışmanın <strong>“üçte ikisi</strong>” oranına kadar yapılan, yani 30 saate kadar haftalık çalışma süresine göre istihdam edilen işçi, kısmi süreli sözleşmeye göre istihdam edilen kimse olarak kabul edilecektir. Yar­gıtay’a göre, “Kanununun 13. maddesine göre ‘‘işçinin normal haftalık ça­lışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşme kısmi süreli iş sözleşmesi­dir. Kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin kısmi süreli olmasından dolayı tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz. Kısmi süreli çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri, tam süreli emsal işçiye göre çalıştığı süreye orantılı olarak ödenir’‘<a href="https://www.incirogludanismanlik.com/2026/07/29/kismi-sureli-is-sozlesmesi-ile-calisan-iscinin-yillik-ucretli-izni-nasil-kullandirilir/#_ftn3" rel="nofollow" name="_ftnref3">[3]</a>.</p>

<p style="text-align:justify">Kısmi süreli hizmet akdiyle çalışan işçiye ayrımı haklı kılan bir neden bulunmadıkça salt bu nedenle farklı bir işlem yapılamayacağı Kanunda öngörülmüştür. İşçinin, ücretinin veya diğer parasal haklarının tam süreli emsal işçinin çalışma süresi ve ücretine göre oranlanmak suretiyle belirlenecek olan haklarını talep etmesi mümkündür. Bundan başka 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinde bu yönde ayrım açık biçimde yaptırıma tabi tutulmuş olmakla eşit davranma borcuna aykırılık tazminatının talep edilmesi de olanaklıdır. Ayrımın sonuçları para veya para ile ölçülebilen menfaatlere dair değilse, sadece eşit davranma borcuna aykırılık tazminatının ödetilmesi söz konusu olur.</p>

<p style="text-align:justify">Kısmi çalışma Kanunda yer almasına rağmen kıdemin nasıl belirleneceği ihbar, izin gibi haklardan nasıl yararlanacağı, bu haklarla ilgili hesap şekli yine normatif olarak düzenlenmiş değildir. Konu, Yargı kararlarıyla çözüme kavuşturulmaktadır. Buna göre, kısmi çalışma ister haftanın bir veya bazı günleri çalışma şeklinde gerçekleşsin, ister her gün birkaç saat şeklinde olsun, işçinin işyerinde çalışmaya başladığı tarihten itibaren bir yıl geçince kıdem tazminatı hakkının doğabileceği ve izne hak kazanacağı Dairemizce kabul edilmiştir (Yargıtay 9. HD. 12.2.2008 gün 2007/ 31462 esas, 2008/ 108 karar). Hesaplamada esas alınacak ücret ise işçinin kısmi çalışma karşılığı aldığı ücret olmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak, kısmi süreli ya da çağrı üzerine iş sözleşmesi ile çalışanlar iş sözleşmeleri devam ettiği sürece her yıl için hak ettikleri izinleri, bir sonraki yıl izin süresi içine isabet eden kısmi süreli iş günlerinde çalışmayarak kullanır. Örneğin haftada 2 gün kısmi süreli çalışan işçi, 14 günlük yıllık ücretli iznini 2 hafta içinde fiilen çalıştığı günlere isabet eden 4 günde çalışmayarak kullanabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">www.incirogludanimanlik.com sayfasında yayımlanan blog yazıları, hakemli makale formatında olmayıp bilgi verme amaçlıdır. Kesinlikle hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliğinde değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Lütfi İNCİROĞLU</p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.incirogludanismanlik.com/2026/07/29/kismi-sureli-is-sozlesmesi-ile-calisan-iscinin-yillik-ucretli-izni-nasil-kullandirilir/#_ftnref1" rel="nofollow" name="_ftn1">[1]</a> DEMİR, Fevzi, İş Hukuku ve Uygulaması, s.94-95; KILIÇOĞLU/ŞENOCAK, s.275; GÜVEN/AYDIN, s.111; ŞAKAR, s.81-82; ALPER/KILKIŞ, s.4; SEVİMLİ, K.Ahmet, 4857 sayılı Kanunda Düzenlenen Kısmi Süreli İş Sözleşmesi, İstanbul 2019, s.9 vd; ÇİL, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, s.385.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.incirogludanismanlik.com/2026/07/29/kismi-sureli-is-sozlesmesi-ile-calisan-iscinin-yillik-ucretli-izni-nasil-kullandirilir/#_ftnref2" rel="nofollow" name="_ftn2">[2]</a> ÇELİK, Nuri, s.78; DEMİR, İş Hukuku ve Uygulaması, s.94; EKMEKÇİ/YİĞİT, s.65-66; SEVİMLİ, 4857 sayılı Kanunda Düzenlenen Kısmi Süreli İş Sözleşmesi, s.9 vd.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.incirogludanismanlik.com/2026/07/29/kismi-sureli-is-sozlesmesi-ile-calisan-iscinin-yillik-ucretli-izni-nasil-kullandirilir/#_ftnref3" rel="nofollow" name="_ftn3">[3]</a> Y9HD.14.3.2011 T., E.2010/26763, K.2011/6748 Legalbank; KILIÇOĞ­LU/ŞEN-OCAK, s.276; ŞAKAR, s.82; ALPER/KILKIŞ, s.41-42; EKMEK­Çİ/YİĞİT, s.66; SEVİMLİ, 4857 sayılı Kanunda Düzenlenen Kısmi Süreli İş Söz­leşmesi, s.9 vd; ÇİL, Şahin, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, s.385.</p>
</div>
</div>

<div class="fusion-meta-info">
<div class="fusion-meta-info-wrapper" style="text-align:justify">Yazar <span class="vcard"><span class="fn">Lütfi İNCİROĞLU</span></span></div>
</div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kismi-sureli-is-sozlesmesi-ile-calisan-iscinin-yillik-ucretli-izni-nasil-kullandirilir</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/04/kismi-sureli-calisma.jpg" type="image/jpeg" length="38508"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gelir/Aylıklardan Prim Borcu Kesintisi (2026/19 SGK Genelgesi)]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/gelirayliklardan-prim-borcu-kesintisi-202619-sgk-genelgesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/gelirayliklardan-prim-borcu-kesintisi-202619-sgk-genelgesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center"><strong><span>T.C.</span></strong><br />
<strong><span>SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI</span></strong><br />
<strong><span>Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span>Sayı : E-95474873-100100-146056844 24.07.2026</span><br />
<span>Konu : Gelir/Aylıklardan Prim Borcu Kesintisi</span></p>

<p style="text-align:center"><span><strong>GENELGE </strong></span><br />
<span><strong>2026/19</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>1. Genel Açıklamalar</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa eklenen Ek 24 üncü maddede;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><i>"Kurumdan gelir veya aylık alanların, kendi sigortalılığı ve/veya hak sahibi olduğu kişinin sigortalılığı nedeniyle oluşan genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin borçları, %25 oranını geçmemek üzere gelir veya aylıklarından kesilmek suretiyle tahsil edilir.</i></span></p>

<p style="text-align:justify"><span><i>Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından düzenlenir."</i></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>hükmü yer almaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buna göre, prim ödeme yükümlüsü kendisi olan kişilerin, kendi sigortalılığı nedeniyle oluşan genel sağlık sigortası primi dahil prim ve prime ilişkin borçları, kendilerine/hak sahiplerine 5510 sayılı Kanun veya daha önce yürürlükte bulunan sosyal güvenlik kanunları kapsamında bağlanan gelir veya aylıklardan, icra takibi olmaksızın veya borçlunun muvafakati aranmaksızın kesinti yoluyla tahsil edilecektir.</span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>2. Kesinti Yapılacak Kişiler</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>5510 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının;</span></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>numaralı bendinde sigortalı kavramı, "<i>Kısa ve/veya uzun vadeli sigorta kolları bakımından adına prim ödenmesi gereken veya kendi adına prim ödemesi gereken kişi,"</i></span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>numaralı bendinde hak sahibi kavramı, <i>"Sigortalının veya sürekli iş göremezlik geliri ile malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta olanların ölümü halinde, gelir veya aylık bağlanmasına veya toptan ödeme yapılmasına hak kazanan eş, çocuk, ana ve babası,"</i></span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span>olarak tanımlanmıştır. Bu itibarla;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- Sürekli iş göremezlik geliri, malullük, vazife malullüğü, emekli veya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra sigortalıların aylık bağlandığı tarihten önceki döneme ilişkin genel sağlık sigortası prim borçları ile kendi sigortalılığı nedeniyle oluşan prim ve prime ilişkin borçları ödenmekte olan gelir/aylıklardan,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- Aktif sigortalı iken vefat edenlerden, ölüm tarihinden öncesine ait genel sağlık sigortası primi ile kendi sigortalılığı nedeniyle prim ve prime ilişkin borcu bulunanlar ve/veya borcu bulunduğu aylık bağlandıktan sonra anlaşılanlar ile sürekli iş göremezlik geliri, malullük, vazife malullüğü, emekli veya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra vefat edenlerden gelir/aylık bağlanma tarihinden önceki döneme ait genel sağlık sigortası primi ile kendi sigortalılığı nedeniyle prim ve prime ilişkin borcu bulunanların ve/veya borcu bulunduğu aylık bağlandıktan sonra anlaşılanların söz konusu borçları hak sahibi olarak gelir/aylık bağlanan eş, çocuk ve ana/babalarına ödenmekte olan ölüm geliri/aylıklarından,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- Hak sahibi eş, çocuk ve ana/baba olarak ölüm geliri ve/veya ölüm aylığı almakta olanların genel sağlık sigortası prim borçları ile kendi sigortalılığı nedeniyle oluşan prim ve prime ilişkin borçları Taraflarına ödenmekte olan ölüm gelir/aylıklarından; hak sahibinin birden fazla statüden ölüm geliri/aylığı alması durumunda da söz konusu prim borçları ödenen tüm gelir/aylıklardan %25 oranını geçmemek üzere kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Örnek 1: </strong>Sigortalı A'ya 1.1.2025 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanmıştır. A'nın 1.6.2023-1.11.2024 tarihleri arasında kendi sigortalılığı nedeniyle Kurumumuza genel sağlık sigortası prim borcu bulunduğu aylık bağlandıktan sonra tespit edilmiştir. Söz konusu prim borcu Ek 24 üncü madde kapsamında yaşlılık aylığından kesinti yoluyla tahsil edilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Örnek 2: </strong>Sigortalı A, çalışırken 5.8.2025 tarihinde vefat etmiştir. Bu nedenle hak sahibi eşi B ile kızı C'ye ölüm aylığı bağlanmıştır. Ancak vefat eden A'nın 1.4.2022-4.10.2023 tarihleri arasında kendi sigortalılığı nedeniyle Kurumumuza prim borcu bulunduğu aylık bağlandıktan sonra tespit edilmiştir. Söz konusu prim borcu Ek 24 üncü madde kapsamında eşi B ve kızı C'ye bağlanan ölüm aylıklarından kesinti yoluyla tahsil edilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Örnek 3: </strong>Kurumumuzdan yaşlılık aylığı alan D'nin 18.11.2025 tarihinde vefat etmiş olması nedeniyle hak sahibi eşi E ile kızı F'ye ölüm aylığı bağlanmıştır. Yaşlılık aylığı alan D'nin 1.6.2021-12.11.2021 tarihleri arasında kendi sigortalılığı nedeniyle Kurumumuza genel sağlık sigortası prim borcu bulunmaktadır. Vefat eden D'nin prim borcu Ek 24 üncü madde kapsamında eşi E'ye ve kızı F'ye bağlanan ölüm aylığından kesinti yoluyla tahsil edilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Örnek 4: </strong>Sigortalı G, çalışırken 15.10.2024 tarihinde vefat etmiş olması nedeniyle hak sahibi eşi H ile kızı I'ya ölüm aylığı bağlanmıştır. Sigortalı G'nin Kurumumuza herhangi bir prim borcu bulunmamakla birlikte eşi H'nin 1.7.2022-12.12.2022 tarihleri arasında kendi sigortalılığı nedeniyle Kurumumuza prim borcu bulunduğu tespit edilmiştir. H'nin prim borcu Ek 24 üncü madde kapsamında yine kendisinin aldığı ölüm aylığından kesinti yoluyla tahsil edilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak, Kurumumuza prim borcu olan ve aktif sigortalı iken veya gelir/aylık almakta iken vefat eden kişinin hak sahibi olarak gelir/aylık almayan eş, çocuk veya ana/babasının varsa Kurumumuzdan aldığı kendi sigortalılığına bağlı gelir/aylıkları ile başka bir sigortalıya bağlı hak sahibi sıfatıyla aldığı ölüm geliri/aylığından bahse konu borç için Ek 24 üncü madde kapsamında herhangi bir kesinti işlemi yapılmayacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Örnek 5: </strong>J'nin babası ve eşi vefat etmiştir. J'ye bu kişilerden yalnızca eşi üzerinden hak sahibi olarak ölüm aylığı bağlanmıştır. Ölüm aylığı alan J'nin babasının kendi sigortalılığı nedeniyle Kurumumuza prim borcu bulunmakta olup eşinin Kurumumuza herhangi bir prim borcu bulunmamaktadır. Buna göre ölüm aylığı alan J'nin babasına ait prim borcu, eşi üzerinden aldığı ölüm aylığından Ek 24 üncü madde kapsamında kesinti yoluyla tahsil edilmeyecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yine, Kurumumuza prim borcu olan ve aktif sigortalı iken veya gelir/aylık almakta iken vefat eden kişinin hak sahibi olarak gelir/aylık alan eş, çocuk veya ana/babasının;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- Kurumumuzdan aldığı kendi sigortalılığına bağlı gelir/aylıklarından,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- Başka bir sigortalıya bağlı hak sahibi sıfatıyla aldığı ölüm geliri/aylığından,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>bahse konu borç için Ek 24 üncü madde kapsamında herhangi bir kesinti işlemi yapılmayacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Başka bir ifade ile vefat eden borçlu kişi üzerinden hak sahibi sıfatıyla yakınlarına bağlanmış olan gelir/aylıklardan kesinti yapılabilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Örnek 6: </strong>K'ye babasının ve eşinin vefat etmesi nedeniyle hem eşinden hem de babasından ölüm aylığı bağlanmıştır. Ölüm aylığı alan K'nin babasının kendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası kapsamında prim borcu bulunduğu tespit edilmiş olup eşinin Kurumumuza herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Buna göre ölüm aylığı alan K'nin babasına ait prim borcu babasından dolayı bağlanan ölüm aylığından Ek 24 üncü madde kapsamında kesinti yoluyla tahsil edilecek ancak eşi üzerinden aldığı ölüm aylığından herhangi bir kesinti yapılmayacaktır. Diğer taraftan, ölüm aylığı alan K'nin kendi Sigortalılığı nedeniyle Kurumumuza prim borcu bulunması halinde aldığı tüm gelir/aylıklardan Ek 24 üncü madde kapsamında kesinti yapılabilecektir.</span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>3. Kesinti Yapılacak ve Yapılmayacak Gelir veya Aylıklar</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>5510 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının;</span></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>numaralı bendinde gelir kavramı, <i>"İş kazası veya meslek hastalığı halinde sigortalıya veya sigortalının ölümü halinde hak sahiplerine, yapılan sürekli ödemeyi,"</i></span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>numaralı bendinde aylık kavramı, <i>"Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile vazife malullüğü halinde yapılan sürekli ödemeyi,"</i></span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span>şeklinde tanımlanmıştır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buna göre gelir kavramı sürekli iş göremezlik geliri ve ölüm gelirini, aylık kavramı ise yaşlılık/emekli aylığı, malullük/vazife malullüğü aylığı ve ölüm aylığını ifade etmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu doğrultuda, Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının on altıncı ve on yedinci bentlerinde tanımlanan gelir/aylıklardan Kanunun Ek 24 üncü maddesi kapsamında kesinti yapılacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İlgili mevzuat uyarınca Kurumumuzca ödenerek bedeli Hazineden tahsil edilen ve bu nedenle Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 16 ve 17 numaralı bentleri kapsamında ödenen gelir veya aylıklar arasında değerlendirilmeyen; Kanunun Geçici 18 inci maddesi ile 5774 sayılı Başarılı Sporculara Aylık Bağlanması ile Devlet Sporcusu Unvanı Verilmesi Hakkında Kanun, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca bağlanarak ödenen aylıklardan Kanunun Ek 24 üncü maddesi kapsamında herhangi bir kesinti yapılmayacaktır.</span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>4. Kesinti ile Tahsil Edilecek Prim Borç Türleri</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kurumdan gelir/aylık alan sigortalı ya da hak sahiplerinin; 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin; birinci fıkrasının (g) bendi (60/1-g), aynı fıkranın (d) bendi (60/1-d), yedinci fıkrası (60/7) ve Kanunun Ek 13 üncü maddesi kapsamındaki genel sağlık sigortalılığından,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi (4/1-a) kapsamında sayılan; 506 sayılı Kanunun Mülga 85 inci maddesi kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığı, 506 sayılı Kanunun Mülga 86 ncı maddesi kapsamındaki topluluk sigortalılığı, 2925 sayılı Kanun kapsamındaki tarım sigortalılığı, 5510 sayılı Kanunun Ek 5 inci ve Ek 6 ncı maddeleri kapsamındaki sigortalılığından,</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi (4/1-b) kapsamındaki zorunlu sigortalılığından,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi (4/1-c) kapsamında sayılan; 5434 sayılı Kanuna göre borçlanma yapılan ve tamamı tahsil edilmeyen (4/1-c) borçlanmaları, 5434 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca ilgi devamı kurulan sigortalılardan ilgi devamlarını sonlandırmış olanlardan bu kapsamdaki genel sağlık sigortası primi ve 5434 sayılı Kanun kapsamında olan sigortalıların intibak tashihinden, kaynaklanan prim/kesenek borcu,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ek 24 üncü maddeye göre kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilecektir.</span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>5. Uygulanacak Kesinti Oranı</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>5510 sayılı Kanunun Ek 24 üncü maddesinde yer alan <i>"... %25 oranını geçmemek üzere kesilmek suretiyle tahsil edilecektir." </i>ifadesi doğrultusunda Kurumumuzdan gelir/aylık alan kişilerin söz konusu borçları nedeniyle yapılacak kesinti en fazla gelir/aylığın dörtte biri oranında gerçekleştirilecek olup yapılacak kesinti, gelir/aylığın %10'u oranında yapılacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Örnek 1: </strong>Yaşlılık aylığı alırken vefat eden A'nın hak sahibi eşi B'ye ölüm aylığı bağlanmıştır. Vefat eden A'nın kendi sigortalılığı nedeniyle Kurumumuza prim borcu bulunmaktadır. Söz konusu prim borcu %10 kesinti yapılmak suretiyle hak sahibi B'ye bağlanan ölüm aylığından tahsil edilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Örnek 2: </strong>Yaşlılık aylığı alırken vefat eden C'nin hak sahibi eşi D'ye ölüm aylığı bağlanmıştır. D, aynı zamanda kendi sigortalılığından dolayı yaşlılık aylığı almaktadır. C ve D'nin Kurumumuza prim borcu bulunmaktadır. C'nin prim borcu D'nin aldığı ölüm aylığı üzerinden %10 oranında, ayrıca D'nin borcu ise aldığı ölüm aylığı ile kendisinin yaşlılık aylığı üzerinden ayrı ayrı %10 oranında kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilecektir.</span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>6. Gelir veya Aylıklardan Kesinti Sıralaması</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Gelir/aylık alan sigortalı ya da hak sahiplerinin aynı anda birden fazla bu Genelgenin 4 üncü bölümünde belirtilen prim borcunun bulunması halinde sırasıyla,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- Kanunun 60 ıncı ve Ek 13 üncü maddesi kapsamındaki genel sağlık sigortalılığından,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- 506 sayılı Kanunun Mülga 85 inci maddesi kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığından, 506 sayılı Kanunun Mülga 86 ncı maddesi kapsamındaki topluluk sigortalılığından, 2925 sayılı Kanun kapsamındaki tarım sigortalılığından, 5510 sayılı Kanunun Ek 5 inci ve Ek 6 ncı maddeleri kapsamındaki sigortalılığından,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- 4/1-b bendi kapsamındaki zorunlu sigortalılığından,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- 5434 sayılı Kanuna göre borçlanma yapılan ve tamamı tahsil edilmeyen (4/1-c) borçlanmalarından, 5434 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca ilgi devamı kurulan sigortalılardan ilgi devamlarını sonlandırmış olanların bu kapsamdaki genel sağlık sigortalılığından ve 5434 sayılı Kanun kapsamında olan sigortalıların intibak tashihinden,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>kaynaklanan prim/kesenek borçları Kanunun Ek 24 üncü maddesi kapsamında zamanaşımına uğramamış en eski borçtan başlamak suretiyle kesinti yoluyla tahsil edilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu Genelge kapsamında gelir/aylıklardan yapılacak olan kesintiye konu her türlü prim borcunun 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip edilmesi halinde varsa nafaka alacakları öncelikli olarak tahsil edilecek olup daha sonra Kurumun prim ve diğer alacakları tahsil edilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Diğer taraftan, Ek 24 üncü madde kapsamında borç kesintisine konu olan gelir/aylığa ilişkin kesinti aşamasında;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi kapsamında devam eden bir kesinti varsa bu kesintinin tamamlanmasının ardından Ek 24 üncü madde kapsamında kesinti yapılmaya başlanılacak,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- Ek 24 kesintisine başlandıktan sonra oluşan Kanunun 96 ncı maddesi kapsamındaki kesintiler ise Ek 24 kesintisinin tamamlanması beklenilmeksizin birlikte gerçekleştirilecektir.</span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>7. Kesintiye Konu Borca Yapılacak İtirazlar</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ek 24 üncü madde kapsamında yapılan kesintiye konu borca dair itiraz başvuruları kesintiye konu borç türüne göre;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kanunun 60 ıncı ve Ek 13 üncü maddesi kapsamındaki genel sağlık sigortalılığından kaynaklı borçlar için borç sahibi sigortalının son ikametgah adresinin bulunduğu yerdeki sosyal güvenlik il müdürlüğünce/sosyal güvenlik merkezince;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>506 sayılı Kanunun Mülga 85 inci maddesi kapsamındaki isteğe bağlı sigortalılığından, 506 sayılı Kanunun Mülga 86 ncı maddesi kapsamındaki topluluk sigortalılığından, 2925 sayılı Kanun kapsamındaki tarım sigortalılığından, 5510 sayılı Kanunun Ek 5 inci ve Ek 6 ncı maddeleri kapsamındaki sigortalılığından ve 4/1-b bendi kapsamındaki zorunlu sigortalılığından kaynaklı borçlar için borçlu sigortalının dosyasının bulunduğu sosyal güvenlik il müdürlüğünce/sosyal güvenlik merkezince;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>4/1-c bendi kapsamındaki (5434 sayılı Kanuna göre borçlanma yapılan ve tamamı tahsil edilmeyen (4/1-c) borçlanmaları, 5434 sayılı Kanunun 12 nci maddesi uyarınca ilgi devamı kurulan sigortalılardan ilgi devamlarını sonlandırmış olanlardan bu kapsamdaki genel sağlık sigortası primi ve 5434 sayılı Kanun kapsamında olan sigortalıların intibak tashihinden) borçlar için ise Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü/Primler Daire Başkanlığınca değerlendirilecektir.</span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>8. Yanlış veya Yersiz Kesintilerin İadesi</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ek 24 üncü madde kapsamında yanlış veya yersiz tahsil edilen primler 5510 sayılı Kanunun 89 uncu maddesindeki genel hükümlere göre merkez veya taşra birimlerinde kesintiye konu borcu bildiren ilgili birimler tarafından iade edilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Söz konusu düzenleme kapsamında yanlış veya yersiz yapılan kesinti sonucunda ortaya çıkan iade tutarlarına yönelik 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin on altıncı fıkrası hükümlerine göre işlem yapılacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Örnek 1: </strong>Sigortalı A'nın 5510 sayılı Kanunun 60/1-g bendi kapsamında bulunan GSS prim borcu almış olduğu aylık üzerinden kesinti yolu ile tahsil edilmiştir. Diğer taraftan Sigortalı A adına tahakkuk eden GSS prim borcunun, aynı dönemde başka kapsamda sigortalı olmasının sonradan tespit edilmesi nedeniyle yersiz olarak tahakkuk ettiği ve gerçekleştirilen kesintinin yersiz olduğu anlaşılmıştır. Bu doğrultuda söz konusu kesinti tutarı sigortalı A'nın Kuruma veya Hazine ve Maliye Bakanlığına başkaca borcunun bulunmaması halinde iade edilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ek 24 üncü madde kapsamında yapılan kesintiye esas gelir/aylığın yersiz bağlanmış olması halinde, yersiz bağlanan gelir/aylığın ilgiliden geri alınması sırasında Ek 24 üncü madde kapsamındaki kesintiye bakılmaksızın gelir/aylığın tamamı için 96 ncı madde hükümlerine göre işlem yapılacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Örnek 2: </strong>Sigortalı B'nin 5510 sayılı Kanunun 60/1-g bendi kapsamında bulunan GSS prim borcu, hak sahibi olarak almakta olduğu ölüm aylığından kesinti yapılmak suretiyle tahsil edilmiştir. Ancak daha sonra sigortalı B'ye hak sahibi sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının yersiz olduğu tespit edilmiş ve aylık iptal edilmiştir. Buna göre Sigortalı B adına Ek 24 üncü madde kapsamında yapılan kesintiye ilişkin herhangi bir işlem yapılmayacak olup yersiz ödenen aylığın kesinti öncesi tutarın tamamı 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi hükümlerine göre ilgiliden tahsil edilecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bilgilerini ve gereğini arz/rica ederim.</span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><span>Yunus ELİTAŞ</span><br />
<span>Kurum Başkanı</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/gelirayliklardan-prim-borcu-kesintisi-202619-sgk-genelgesi</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/11/sgk-duyuru-yeni-kurtarildi1-2.png" type="image/jpeg" length="45350"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Asgari ücret desteği ile ilgili SGK tarafından yapılan önemli düzenleme]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/asgari-ucret-destegi-ile-ilgili-sgk-tarafindan-yapilan-onemli-duzenleme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/asgari-ucret-destegi-ile-ilgili-sgk-tarafindan-yapilan-onemli-duzenleme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Asgari Ücret Desteği ile ilgili olarak uygulamada farklılıklar olması üzerine uygulamaya yön vermek amacıyla SGK önemli bir genelge yayımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span><strong>Asgari Ücret Devlet Desteği Ne Demek?</strong></span></p>

<p style="text-align:justify">Asgari ücret desteği, işverenlerin işgücü maliyetlerini azaltmalarına yardımcı olmak için devlet tarafından sağlanan bir destektir. İş gücü maliyetlerinin artışını dengelemek amacıyla asgari ücretli çalışanlar için vergi ve prim indirimleri gibi teşvikler içerir.</p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Asgari Ücret Desteği</strong></span></p>

<p style="text-align:justify">2026 yılına yönelik asgari ücret yüzde 27 artırılarak brüt 33 bin 30 lira, net 28 bin 75 lira, günlük 1101 lira olarak belirlendi. 2026 yılı boyunca 5510 sayılı Kanunun ilgili maddesinde belirtilen şartları sağlayan iş yerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısı ile 42,33 Türk Lirasının çarpımı sonucu bulunacak tutar (aylık 1.270TL), bu işverenlerin SGK’ya ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İşverenler Yönünden Aranan Şartlar:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Özel sektör işyeri işvereni olmak,</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sigortalılar Yönünden Aranan Şartlar:</strong></p>

<p style="text-align:justify">5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalılardan olmak.</p>

<p style="text-align:justify"><span><strong>Yeni Genelge İle Getirilen Önemli Düzenlemeler</strong></span></p>

<p style="text-align:justify">Asgari Ücret Desteği ile ilgili olarak uygulamada farklılıklar olması üzerine uygulamaya yön vermek amacıyla SGK önemli bir genelge yayımladı.</p>

<p style="text-align:justify">Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan 2026/08 sayılı Genelge ile 2026 yılında asgari ücret desteğinin ne şekilde uygulanacağı hususuna ilişkin açıklamalarda bulunulmuştur. Genelgede özellikle asgari ücret desteğinden yararlanamama ve iade edilmesine ilişkin şartlar önem arz etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">• Destekten yararlanılabilmesi için 2026 yılının Ocak ila Aralık aylarına ait muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinin yasal süresinde verilmesi gerekmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">• Muhtasar ve prim hizmet beyannamesinin yasal süresi içinde verilmemesi halinde beyannamelerin yasal süresinde verilmediği aylar için destekten yararlanılamayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">• 2026 yılı Ocak ila Aralık aylarına ilişkin olmak üzere yasal süresi dışında verilen ve gün sayısını artıracak mahiyetteki ek muhtasar ve prim hizmet beyannamelerindeki kayıtlı sigortalılar için bildirilen prim ödeme gün sayıları destekten yararlanılacak günün hesaplanmasında dikkate alınmayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">• Buna karşılık yasal süresi dışında verilen ve gün sayısını azaltacak mahiyetteki muhtasar ve prim hizmet beyannamelerindeki kayıtlı sigortalılar için bildirilen prim ödeme gün sayıları destekten yararlanılacak günün hesaplamasında dikkate alınacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">• 2026 yılı Ocak ila Aralık ayları için sigorta primine esas kazancın eksik bildirildiğinin veya hiç bildirilmediğinin denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde veya mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlarından alınan bilgi ve belgelerden anlaşılması halinde, 2026 yılı Ocak ila Aralık ayları için destekten yararlanılmayacağı gibi, yararlanılmış olması halinde yararlandırılan tutarlar gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte geri alınacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">• Denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde veya mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlarından alınan bilgi ve belgelerden 2026/Ocak ila Aralık döneminde ilgili ayda toplam 2026 Ocak ila Aralık aylarına ait aylık brüt asgari ücretin onda birini (3.303 TL) geçmeyecek tutarda (Kural sadece prime esas kazanç eksikliğini kapsamakta olup aynı anda gün ve kazanç eksikliğini kapsamamaktadır.) eksik prime esas kazanç bildirimi yapıldığının tespiti durumunda, Kurumca işverene yapılacak ihtar üzerine on beş günlük süre içinde söz konusu eksikliği gideren işyerlerinde 2026/Ocak ila Aralık aylarında/döneminde asgari ücret desteğinden yararlanılacaktır. Tespit edilen eksikliğin on beş günlük sürenin dışında giderilmesi veya hiç giderilmemesi halinde söz konusu işyerinde 2026/Ocak ila Aralık ayları/dönemi için destekten yararlanılamayacak ve varsa yararlandırılan tutarlar gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte işverenden geri alınacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">• Denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde veya mahkeme kararları neticesinde ya da kamu kurum ve kuruluşlarından alınan bilgi ve belgelerden 2026 yılı Ocak ila Aralık aylarında çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği ya da prime esas kazancını eksik bildirdiği veya bildirdiği sigortalıları fiilen çalıştırmadığı tespit edilen işverenlerin destekten yararlanması mümkün olmadığından, bu işverenlerin ilgili tespitin yapıldığı işyerinden 2026 yılı Ocak (daha sonra tescil edilmiş ise tescil ayı) ila 2026 Aralık ayları için destekten yararlanamayacağı gibi 2026 yılı Ocak ila Aralık aylarında yararlanılmış destek tutarı olması halinde yararlanılan destek tutarları gecikme zammı ve gecikme cezası ile birlikte geri alınacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Olay | Fatih ACAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/asgari-ucret-destegi-ile-ilgili-sgk-tarafindan-yapilan-onemli-duzenleme</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/12/asgari-ucret-6.jpg" type="image/jpeg" length="35741"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ücretlerin bankadan ödenmesi zorunluluğu]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/ucretlerin-bankadan-odenmesi-zorunlulugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/ucretlerin-bankadan-odenmesi-zorunlulugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İş ilişkisinin asli unsurlarından olan ücret, işçinin emeğinin karşılığını ve ekonomik güvenliğinin temel kaynağını oluşturmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bu nedenle ücretin zamanında, eksiksiz ve ispat edilebilir şekilde ödenmesi, yalnızca işçi ile işveren arasındaki bireysel sözleşme ilişkisinin değil, aynı zamanda çalışma barışının, sosyal güvenlik sisteminin ve kayıtlı ekonomi politikasının da önemli bir parçasıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle, Türk iş hukukunda ücretin haczedilebilirliği, ödeme zamanı, kesinti sınırları ve ispatı gibi birçok konuda işçiyi koruyucu hükümler öngörülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Bu koruyucu yaklaşımın önemli yansımalarından biri de işçi ücretlerinin bankalar aracılığıyla ödenmesi zorunluluğudur.</p>

<p style="text-align:justify">İşçi ücretlerinin bankadan ödenmesi zorunluluğunun temel amacı, ücret ödeme ilişkisinin objektif, izlenebilir ve denetlenebilir bir zemine taşınmasıdır. Elden yapılan ücret ödemeleri, taraflar arasında uyuşmazlık doğması halinde ciddi ispat sorunlarına neden olabilmekte, işçinin ücretini eksik aldığı, geç aldığı veya hiç alamadığı yönündeki iddiaların değerlendirilmesini güçleştirebilmektedir. Banka aracılığıyla yapılan ödemelerde ise ödeme tarihi, ödeme tutarı, ödeme yapan hesap ve ödeme alan hesap bilgileri kayıt altına alınmakta, bu kayıtlar hem işçi hem de işveren bakımından güçlü bir ispat aracı niteliği taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenlemenin diğer önemli amacı, kayıt dışı istihdam ve kayıt dışı ücret ödemeleriyle mücadeledir. Uygulamada işçinin sosyal güvenlik primine esas kazancının bordroda düşük gösterilmesi, ücretin bir kısmının resmi kayıtlara yansıtılıp kalan kısmının elden ödenmesi veya fazla çalışma, prim ve ikramiye gibi ödemelerin belgelendirilmemesi gibi sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Banka kanalıyla ödeme yükümlülüğü, işverenin bordro, muhasebe ve banka kayıtları arasında tutarlılık sağlamasını zorunlu kılmaktadır. Bu yönüyle düzenleme, sosyal güvenlik prim matrahının doğru belirlenmesine, vergi kaybının azaltılmasına ve işçilerin sosyal güvenlik haklarının korunmasına hizmet etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu çerçevede, bir yandan sigorta primi ve vergi konusundaki kayıtdışılığı önlemek, bir yandan da işverenler ile çalışanlar arasındaki ihtilafları en aza indirmek amacıyla, 2008 yılında çıkarılmış olan 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile çalışanların ücret, prim, ikramiye ve her çeşit istihkakının elden değil de banka yoluyla ödenmesi hususunda İş Kanunu, Deniz İş Kanunu, Basın İş Kanunu ve Borçlar Kanununda düzenleme yapılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Uygulamanın usul ve esaslarını düzenleyen “Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik” de 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren yürürlüğe konulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
<strong>Bankalar aracılığıyla yapılacak ödeme türleri</strong></p>

<p style="text-align:justify">Banka aracılığıyla ödeme zorunluluğu yalnızca aylık çıplak ücretle sınırlı değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmelikteki düzenlemeye göre, gerek iş sözleşmesinin devamı sırasında gerekse iş sözleşmesinin sona ermesi halinde işçi, gazeteci ve gemi adamının ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakınının (yol parası, yemek parası, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı vb) bankalar (banka olmayan yerlerde PTT Şubeleri) aracılığıyla ödenmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Avans ödemelerle ilgili yönetmelikte herhangi bir düzenleme yapılmamış ise de, yapılan düzenlemenin amacı dikkate alındığında, ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkaka mahsup edilmek üzere çalışanlara ödenen avansların da bankalar aracılığıyla yapılması gereken ödemeler arasında düşünülmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Diğer taraftan, ödemelerin banka kanalıyla yapılması kadar, ödeme açıklamasının doğru ve anlaşılır biçimde yazılması da önemlidir. Banka dekontunda ödemenin hangi döneme ve hangi alacak kalemine ilişkin olduğunun belirtilmesi, daha sonra ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda tarafların iddialarının değerlendirilmesini kolaylaştırmaktadır. Örneğin “aylık ücret ödemesi”, “fazla çalışma ücreti” veya “kıdem tazminatı ödemesi” gibi açıklamalar, ödeme kaydının hukuki niteliğini açık hale getirecektir. Buna karşılık açıklamasız veya genel ifadeler içeren transferler, özellikle birden fazla alacak kaleminin bulunduğu durumlarda tereddüt oluşmasına yol açmaktadır.<br />
<br />
<strong>Bankalar aracılığıyla ödeme yapma zorunluluğu olan işverenler</strong></p>

<p style="text-align:justify">4 Haziran 2025 tarihli ve 32920 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle, banka aracılığıyla ödeme yükümlülüğünde esas alınan çalışan sayısı sınırı beşten üçe indirilmiş, bu değişiklik 1 Temmuz 2025 itibarıyla uygulanmaya başlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla, mevcut düzenlemeye göre;</p>

<p style="text-align:justify">- 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak Türkiye genelinde en az 3 işçi çalıştıran işverenler,</p>

<p style="text-align:justify">- 5953 sayılı Basın İş Kanunu’na tabi olarak Türkiye genelinde en az 3 gazeteci çalıştıran işverenler,</p>

<p style="text-align:justify">- 854 sayılı Deniz İş Kanunu’na tabi olarak Türkiye genelinde en az 3 gemi adamı çalıştıran işverenler, çalıştırdıkları işçi, gazeteci ve gemi adamına, o ay içinde yapacakları her türlü ödemenin kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarını, bankalar aracılığıyla ödeme yapmakla zorunlu tutulmuşlardır.</p>

<p style="text-align:justify">Borçlar Kanunu’na tabi olarak işçi çalıştıran işverenler ise, henüz zorunluluk kapsamına alınmamış olmakla birlikte, bu işverenlere de çalıştırdıkları kişilere kanuni kesintiler düşüldükten sonra yapacakları net ödeme tutarlarını bankalar aracılığıyla ödenmesi hususunda zorunluluk getirilip getirilmemesi ve bu zorunluluğun kapsamı konusunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yetki verilmiş, ancak şu ana kadar bu yetki kullanılmamıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><br />
<strong>Bankalar aracılığıyla ödeme yapma zorunluluğu kapsamı dışında olanlar</strong></p>

<p style="text-align:justify">- 5202 sayılı Savunma Sanayii Güvenliği Kanunu kapsamında tesis güvenlik belgesine sahip işyerleri,</p>

<p style="text-align:justify">- 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında bulunan gizlilik dereceli tesislerde çalıştırılanlar,</p>

<p style="text-align:justify">- 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerde belirtilen görevleri yerine getirmekle görevlendirilenlere yapılacak ödemeler,</p>

<p style="text-align:justify">bankalar aracılığıyla ödeme yapılması zorunluluğundan istisna tutulmuştur.<br />
<br />
<strong>Zorunluluğa uyulmamasının yaptırımı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Zorunluluk kapsamına girdiği halde, çalıştırdığı işçi, gazeteci ve gemi adamının ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakını banka aracılığıyla ödemeyen işverenlere 2026 yılında aşağıda belirtilen tutarlarda idari para cezaları uygulanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">- 5953 sayılı Basın İş Kanunu’na tabi olanlar: 45.278 TL/ Her bir gazeteci için</p>

<p style="text-align:justify">- 834 sayılı Deniz İş Kanunu’na tabi olanlar: 36.211 TL/ Her bir gemi adamı için</p>

<p style="text-align:justify">- 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olanlar: 2.734 TL/ Her işçi ve her ay için</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak; işçi ücretlerinin bankadan ödenmesi zorunluluğu, çalışma hayatında şeffaflık, kayıtlılık ve hukuki güvenlik ilkelerini güçlendiren önemli bir düzenlemedir. 2025 yılında yapılan değişiklikle çalışan sayısı eşiğinin beşten üçe indirilmesi, uygulamanın kapsamını genişletmiş ve daha küçük ölçekli işverenleri de bu yükümlülüğün kapsamına dâhil etmiştir. Bu nedenle işverenlerin çalışan sayılarını Türkiye genelinde doğru şekilde hesaplamaları, ücret ve ücret niteliğindeki tüm ödemeleri banka kanalıyla gerçekleştirmeleri, ödeme açıklamalarını açık biçimde yazmaları, bordro kayıtları ile banka kayıtları arasında tutarlılık sağlamaları ve yükümlülüğe uyulmaması halinde her işçi ve her ay bakımından idari para cezası riski doğabileceğini dikkate almaları gerekmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Celal ÖZCAN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/ucretlerin-bankadan-odenmesi-zorunlulugu</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/03/eyt-ilk-maas-ne-zaman-yatacak-eyt-prim-sarti-eyt-sartlari-nedir-eyt-banka-promosyonu-2023-e-devlet-eyt-basvuru-formu-kdoekdef.jpg" type="image/jpeg" length="21231"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şirket ortaklarının ve yöneticilerinin SGK borçlarına karşı sorumlulukları]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/sirket-ortaklarinin-ve-yoneticilerinin-sgk-borclarina-karsi-sorumluluklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/sirket-ortaklarinin-ve-yoneticilerinin-sgk-borclarina-karsi-sorumluluklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ödeme vadesi geçmiş prim ve idari para cezası alacaklarının tahsili noktasında Sosyal Güvenlik Kurumunca gerçek ve tüzel kişiler aleyhine 6183 sayılı Kanun uyarınca icra takibine geçilmektedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Tüzel kişilikler aleyhine yürütülen icra takip işlemleri sırasında, limited şirketlerin ortakları, tüzel kişiliği haiz işverenlerin yönetim kurulu üyeleri, üst düzey yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri de Kurum alacağından dolayı sorumlu tutulmaktadır.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><strong><span>Limited şirketlerde ortakların sorumlulukları</span></strong></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>6183/35-1. fıkrasında yer alan “</span><i><span>Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar</span></i><span>.” hükmüne istinaden, limited şirket ortakları şirketin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlarından dolayı hisseleri oranında sorumlu tutulmuşlardır.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Ancak şirket ortağı aleyhine icra takibine geçilebilmesi için öncelikle şirket tüzel kişiliği aleyhine yürütülen icra takip işlemleri sonucunda kurum alacağının</span> <strong><span>“</span></strong><span>şirketin malvarlığından tahsil edilememiş olması veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması” gerekmektedir.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Şirket ortaklığının devri halinde ise 6183/35-2. fıkrasında yer alan</span> <strong><i><span>“</span></i></strong><i><span>Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur</span></i><strong><i><span>.”</span></i></strong> <span>hükmüne istinaden,</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>l</span> <span>Devreden ortak devir tarihine kadar olan borçlardan dolayı</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>l</span> <span>Devralan ortak ise devir tarihinden önceki ve sonraki dönemlere ilişkin borçlardan dolayı</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>hisseleri oranında sorumlu tutulmaktadır. Bu bakımdan şirketteki hissesini devreden ortağın kendi dönemine ait olan borçlardan dolayı sorumluluğu ortadan kalkmamaktadır.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><strong><span>Limited şirketlerde müdürlerin sorumlulukları</span></strong></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Limited şirket müdürleri 5510/88-20. fıkrasında yer alan</span> <i><span>“Kurum’un sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanun’da belirtilen sürelerde ödenmez ise, kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kurum’a karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.”</span></i><span> hükmüne istinaden görevde bulundukları sürelerdeki şirketin SGK’ya olan borçların tamamından dolayı müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmuşlardır.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Ayrıca şirket ortaklarından farklı olarak, müdürler aleyhine icra takibine geçilebilmesi için</span> <i><span>“Kurum alacağının şirket malvarlığından tahsil edilememiş olması veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması”</span></i> <span>şartı aranılmadığından, Kurumca borçlu limited şirketler aleyhine icra takibine geçilirken, aynı anda şirket müdürleri aleyhine de icra takibine geçilmekte; haliyle ödeme emri, hem şirketin tüzel kişiliğine hem de şirket müdürlerine gönderilmektedir.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><strong><span>Anonim şirketlerde ortakların sorumlulukları</span></strong></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>6102/329. maddesinde yer alan</span> <i><span>“Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir.</span></i> <i><span>Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludur.”</span></i> <span>hükmüne istinaden anonim şirket ortaklarının (pay sahiplerinin) şirketin SGK’ya olan borçlarından dolayı Kuruma karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Ancak ortakların taahhüt ettikleri sermayeyi tamamen veya kısmen şirkete ödememiş olmaları halinde, Kurumca 6183 sayılı Kanunun 79. maddesine istinaden haciz bildirisi gönderildiği takdirde şirkete ödemeleri gereken sermaye tutarını Kuruma ödemeleri icap etmektedir.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><strong><span>Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları</span></strong></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin tamamı 5510/88-20. maddeye istinaden şirketin SGK’ya olan borçlarından dolayı görev yaptıkları sürelerle sınırlı olmak üzere müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmuşlardır.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Bu bakımdan;</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>- Temsil ve idare yetkisi olup olmadığına</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>- Kurum alacağının “şirket malvarlığından tahsil edilememiş olması veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması” şartına</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>bakılmaksızın yönetim kurulu üyeleri görev yaptıkları dönemlerle sınırlı olmak üzere Kuruma olan borçlardan dolayı müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmaktadır. Haliyle Kurum alacağının tahsili için yönetim kurulu üyeleri aleyhine şirket tüzel kişiliğiyle birlikte aynı anda icra takibine geçilerek, ödeme emri gönderilmektedir.</span></p>

<h3 class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><strong><span>EMEKLİ AYLIĞI BAŞVURUSUNDA</span></strong> <strong><span>BULUNDUKTAN SONRA SGDP’Lİ</span></strong> <strong><span>ÇALIŞABİLİRSİNİZ</span></strong></h3>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><i><span>Emekli aylığı için başvurduğumda aylık bağlama işlemlerinin biraz zaman alacağı söyleniyor. Emeklilik sonrası başka bir işyerinde çalışmaya devam etmek istiyorum. Bunun için ilk aylığımın yatmasını beklemem mi gerekir mi?</span></i> <span>Kemal Y.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Emeklilik başvurusunda bulunan vatandaşlara baş</span><span>vuruda bulundukları tarihi izleyen ay başından itibaren emekli aylığı bağlanmaktadır. İlk defa 1/10/2008 tarihinden önce çalışmaya başlamış, sonrasında emekli aylığı için kanunda aranılan şartları sağlamış olan vatandaşların emeklilik başvurusunda bulunduktan sonra sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmaya başlamaları mümkün olduğundan, emekli aylığının yatmasını beklemek gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu bakımdan mevcutta çalıştığınız işvereniniz tarafından işten ayrılış bildirgesi düzenlendikten sonra Sosyal Güvenlik Kurumuna kâğıt ortamında veya e-Devlet üzerinden emeklilik başvurusu yapmanız halinde, emekli aylığının bağlanmasını beklemeksizin hemen ertesi gün (işten ayrılış tarihini izleyen ilk gün itibariyle) veya daha sonraki bir tarih itibariyle sosyal güvenlik destek primi sigorta kolundan işe giriş bildirgesi verilerek çalışmanız mümkündür.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Karar | Eyüp Sabri DEMİRCİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/sirket-ortaklarinin-ve-yoneticilerinin-sgk-borclarina-karsi-sorumluluklari</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/06/adi-ortaklik.webp" type="image/jpeg" length="81797"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Askere Giden İşçinin Hakları]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/askere-giden-iscinin-haklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/askere-giden-iscinin-haklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Askerlik nedeniyle işten ayrılan işçi kıdem tazminatını alır. İşveren işçiyi askerlik dönüşünde işe başlatmak zorundadır. İşveren işe başlatmazsa işçiye tazminat ödemek zorundadır. Askerlik dönüşü işe başlatılmayan işçi, işe başlatmama tazminatını on yıl içinde talep edebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Askerlik hizmeti, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı her erkeğin hak ve ödevidir. Vatani hizmet 20 yaşında yapılabildiği gibi günümüzde çoğu kişi askerlik hizmetini çalışma yaşamına atıldıktan sonra yerine getiriyor. Askere giden işçinin haklarının korunması konusunda kanaatimce yasal eksiklikler bulunmaktadır. Çoğu işçi askere giderken adeta “ücretsiz izne” ayrılmış gibi hareket etmektedir. Kıdem tazminatını almadan askere gitmekte, askerlik dönüşünde otomatikman işe döneceklerini düşünmekteler.</p>

<p style="text-align:justify">İşveren askere giden işçi için Sosyal Güvenlik Kurumuna (12) koduyla işten çıkış bildiriminde bulunur. İşçi için artık SGK’ya prim ödemez. O andan itibaren hukuken iş ilişkisi sona ermiştir.<br />
 </p>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify">İŞVEREN İŞE BAŞLATMAZSA 3 AYLIK ÜCRET TUTARINDA TAZMİNAT ÖDER</h3>

<p style="text-align:justify">Kanun askerlik sonrasında aynı işe dönmek isteyen işçinin işe başlatılmasını zorunlu tutuyor. Ancak, bu zorunluluğa uymayan işverene uygulanacak yaptırım yeterli değil.</p>

<p style="text-align:justify">4857 Sayılı İş Kanunu’nun 31’inci maddesine göre, herhangi bir askeri ve kanuni ödev dolayısıyla işinden ayrılan işçiler askerlik bitiminde tekrar işe girmek istedikleri takdirde işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal başlatmak zorundadır. Boş yer yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe alması gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">İşçinin bu haktan yararlanabilmek için askerlik bitiminde 2 ay içinde işverene yazılı müracaat etmesi gerekir. Bu süre hak düşürücü süredir. İki ay içinde işe girmek için işverene başvurmayan işçi, bu hakkını kaybeder.</p>

<p style="text-align:justify">Peki, aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, yani işçiyi işe almazsa yaptırımı nedir? Sadece üç aylık ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. Üstelik bu tazminat, işçinin askere gitmeden önceki son ücreti üzerinden ödenmektedir. Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde ücret 6 ay içinde bile eridiği için askerlik dönüşü işe başlatmama tazminatı yaptırımı maalesef etkili olmamaktadır.<br />
 </p>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify">TAZMİNAT İÇİN ZAMANAŞIMI SÜRESİ ON YILDIR</h3>

<p style="text-align:justify">İşçi alacaklarında zamanaşımı süresi genel olarak beş yıldır. Ancak, askerlik dönüşü işe başlatmama tazminatında zamanaşımı on yıldır.</p>

<p style="text-align:justify">Ücret ve yıllık izin ücreti dışında hangi tazminatlarda zamanaşımının 5 yıl olarak uygulanacağı 4857 Sayılı Kanun’un Ek 3’üncü maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ile iş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminatta zamanaşımı süresi 5 yıldır.</p>

<p style="text-align:justify">Askerlik dönüşü işe başlatmama tazminatı 4857 Sayılı Kanunda sayılmadığından, Türk Borçlar Kanunu uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir.<br />
 </p>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify">ASKERE GİDEN İŞÇİ KIDEM TAZMİNATINI ALIR</h3>

<p style="text-align:justify">Kıdem tazminatını alabilmek için işçinin son işyerinde en az bir yıl çalışması gerekir. Kıdem tazminatının hangi koşullarda ödeneceği 1475 Sayılı Eski İş Kanunu’nun yürürlükte bulunan 14’üncü maddesinde düzenlenmektedir. Bu koşullar arasında askerlik sebebiyle iş akdinin sona ermesi de sayılmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Kurumsal işletmeler askere giden işçinin kıdem tazminatı, kullanılmayan yıllık izin ücreti gibi haklarını kendiliğinden ödemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Kurumsal olmayan işletmeler ise işçi talep ederse kıdem tazminatını ödüyor. Ancak işçiler, askere giderken kıdem tazminatını aldıklarında askerlik dönüşü işe başlatılmama endişesi yaşıyorlar. İşveren kötü niyetli ise işçi kıdem tazminatını almadan askere gitmiş olsa bile askerlik dönüşü işe başlatılmadığında kıdem tazminatı konusunda da mağduriyet yaşıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu arada, yeri gelmişken belirtelim, askerlik sebebiyle işten ayrılan işçi ihbar süresine uymak zorunda değildir. İşverene ihbar tazminatı ödemez. İşverenden de ihbar tazminatı alamaz.<br />
 </p>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify">İŞTEN AYRILMA GEREKÇESİNİN ASKERLİK SEBEBİYLE OLDUĞU AÇIK YAZILMALI</h3>

<p style="text-align:justify">Askerlik nedeniyle işten ayrılan işçinin kıdem tazminatı hakkını kaybetmemesi için fesih yazısına, askerlik sebebiyle iş akdini feshettiğini açık bir şekilde yazması gerekir. İş akdi feshinin mutlaka yazılı yapılması, sözlü bildirimle yetinilmemesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">İş akdinin askerlik gerekçesiyle feshedilmesi, işçinin askerlik dönüşü işsiz kalması durumunda işsizlik maaşı alabilmesi için de gereklidir. Aksi takdirde işsizlik maaşı hakkı da tehlikeye girer.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HaberTürk</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/askere-giden-iscinin-haklari</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/asker-yemin-toreni.jpg" type="image/jpeg" length="29498"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fiili çalışma yoksa SGK borç çıkaramaz! Yargıtay kararları]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/fiili-calisma-yoksa-sgk-borc-cikaramaz-yargitay-kararlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/fiili-calisma-yoksa-sgk-borc-cikaramaz-yargitay-kararlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özelleştirme, işten çıkarma veya işe iade davalarında ‘boşta geçen süre’ için işveren prim yatırdığında, SGK otomatik olarak çalışanların emekli maaşını kesip borç çıkarabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><i><strong>Yargıtay, “Boşta geçen süre primleri gerçek çalışma sayılmaz” diyerek, SGK kesintilerinin önüne geçen emsal nitelikte bir karara imza attı.</strong></i></p>

<p style="text-align:justify">İŞ Kanunu’na göre işe iade halinde mahkeme boşta kalınan süreler için en fazla 4 aya kadar boşta kalma ücretine hükmediyor. Bu ücretlerin SGK’ya bildirilerek prim tahakkuk ettirilmesi kanuni bir zorunluluktur.</p>

<p style="text-align:justify">Bu uygulamada en önemli sıkıntı, işçinin işten çıkarıldıktan sonra hemen emekli olmasıdır. Mahkeme, işçi emekli olduktan sonra feshin geçersizliğine hükmederek boşta kalma ücretlerine karar vermişse, bu ücretler için prim tahakkuk yapıldığı anda özellikle kamuya ait şirketler dahil tüm işyerlerinde SGK, boşta kalan süreler için emekli maaşını kesiyor ve alınan maaşlar nedeniyle borç çıkarabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">İşte bu konuda Yargıtay, emsal nitelikte çok önemli bir karara imza attı: “Boşta geçen süre primleri gerçek çalışma sayılmaz!” dedi. SGK’nın kesintisi iptal edildi, maaşlar iade yoluna girdi.</p>

<p style="text-align:justify">Yargıtay, işçinin ve emeklinin hakkını korudu. Karar, benzer durumda olan binlerce kişiyi yakından ilgilendiriyor.<br />
<br />
<strong>OLAYIN ÖZÜ</strong><br />
Davacı, bir anonim şirkete ait … Bölge Müdürlüğü’nde çalışıyordu. Özelleştirme nedeniyle iş sözleşmesi feshedildi. İşe iade başvurusu kabul edilmedi. ancak taraflar arasında imzalanan anlaşma belgesiyle ‘boşta geçen süre’ olarak belirli bir dönem tespit edildi. Bu dönemde işveren, davacıya 4 aylık ücret ödedi ve SGK’ya prim belgeleriyle bildirdi. Davacı ise fiilen hiç çalışmadı. Bu sırada davacıya emeklilik aylığı bağlanmıştı.</p>

<p style="text-align:justify">Sosyal Güvenlik Kurumu, “Prim yatırılmış, dolayısıyla çalışılmış sayılır” diyerek, o dönem ödenen emeklilik aylıklarını yersiz buldu. Maaştan kesinti yaptı ve işçiye borç çıkardı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>YEREL MAHKEME KARARI</strong><br />
İşçi mahkemeye başvurarak, “Fiili çalışmam yok, kesinti haksız, paramı geri verin” dedi.</p>

<p style="text-align:justify">İş Mahkemesi işçinin lehine karar verdi. SGK’nın yaptığı kesinti işlemini iptal etti. Yapılan kesintilerin davacıya iadesine karar verdi. Mahkeme, “Prim yatırılmış olması, fiili çalışma anlamına gelmez” dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İSTİNAF MAHKEMESİ</strong><br />
SGK, ilk derece kararına itiraz etti. Bölge adliye Mahkemesi dosyayı yeniden inceledi. İstinaf başvurusunu esastan reddetti. Bölge adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin gerekçelerini yerinde buldu. Karar değişmedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ</strong><br />
SGK, son çare olarak Yargıtay’a başvurdu. Temyiz dilekçesinde “Kurum işlemi yerindedir, karar bozulsun” dedi.<br />
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 6 Mayıs 2026 tarihinde (2026/1080 E., 2026/6298 K.) karar verdi: Karar değerlendirme- sinde çok önemli kriterlere vurgu yapıldı. Buna göre;</p>

<p style="text-align:justify">- Ödenen 4 aylık ücret ve primler, işçinin fiili çalışmasının karşılığı değildir.</p>

<p style="text-align:justify">- Bu ödeme, İş Kanunu’nun 21. maddesi gereği, iş güvencesi hükümleri kapsamında çalıştırılmadığı döneme ilişkin tazminat niteliğindedir.</p>

<p style="text-align:justify">- 5535 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 2. fıkrası, gerçek çalışma durumunda uygulanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">- Fiili çalışma olmadığı halde ‘çalıştığı işten ayrılmadığı’ gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesilmesi ve borç çıkarılması yerinde değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Yargıtay, “Temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir” dedi. Karar kesinleşti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Karar neden önemli?</strong><br />
Yargıtay’ın bu kararı, sadece bir kişiyi değil, binlerce emekli işçiyi ilgilendiriyor. Özelleştirme, işten çıkarma veya işe iade davalarında ‘boşta geçen süre’ için işveren prim yatırdığında, SGK’nın otomatik olarak emekli maaşını kesmesi halinde bu karar tapu gibi işçinin lehine olacaktır. Keza Yargıtay açıkça, “Boşta geçen 4 aylık süre için ücrete hükmedilerek prim yatırılması, fiili çalışma demek değildir” dedi. Bu ilke, gelecekteki benzer davalarda emsal olacak. Bu karar, emeklilere ve işçilere net bir mesaj veriyor: Hakkınızı arayın. Hukuk sizi koruyor. Boşta geçen süre primleri yüzünden emekli maaşından kesinti yapılan herkes, bu Yargıtay kararıyla yeni bir umut kazandı.<br />
Artık binlerce işçi emekli olduktan sonra özelikle işe iade davasının kazanılması halinde boşta kalan sürelerle ilgili SGK’ya bildirim yapılması nedeniyle emekli maaşının kesilmesi, geriye dönük ödenen maaşların faiziyle SGK tarafından geri alınması endişesini taşımayacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İstanbul Ticaret Odası Gazetesi | İsa KARAKAŞ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/fiili-calisma-yoksa-sgk-borc-cikaramaz-yargitay-kararlari</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2022/08/hakaret-sucu-yargitay-karari.jpg" type="image/jpeg" length="51398"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ücretin eksik ödenmesi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/ucretin-eksik-odenmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/ucretin-eksik-odenmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İş sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin de bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bu nedenle iş görme edimi, ücret ve bağımlılık unsurları iş sözleşmesinin temel unsurlarını oluşturur. İşçi, belirli bir iş organizasyonu içinde işverenin talimatları doğrultusunda çalışırken; işveren de bu çalışmanın karşılığında kararlaştırılan ücreti zamanında ve eksiksiz ödemekle yükümlüdür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ücret, işçinin iş görme edimi karşılığında işveren tarafından ödenen temel alacaklarından biridir. İş ilişkisinde ücretin zamanında, tam ve mevzuata uygun şekilde ödenmesi işverenin en önemli yükümlülükleri arasında yer almaktadır. </p>

<p>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 401'inci maddesi uyarınca; işveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür.</p>

<p>Diğer yandan, 4857 sayılı İş Kanunu'na göre ücretin en geç ayda bir ödenmesi gerekmektedir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleriyle ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilmesi ise mümkündür. İşçinin hak ettiği ücretin eksik ödenmesi halinde, bu durum ücret ödeme borcunun gereği gibi yerine getirilmemesini ifade etmektedir.</p>

<p>Ücretin eksik ödenmesi yalnızca çıplak ücretin eksik yatırılması şeklinde ortaya çıkmaz. Fazla çalışma ücretinin ödenmemesi, hafta tatili çalışması karşılığının eksik hesaplanması, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmaların bordroya yansıtılmaması, prim ve ikramiye gibi ücret eklerinin eksik tahakkuk ettirilmesi veya maktu ücretli çalışanın raporlu/izinli günleri nedeniyle ücretinden kesinti yapılması da ücretin eksik ödenmesi kapsamında değerlendirilebilir.</p>

<p>İşçiye hak ettiği ücretinin ödenmesi riskleri ve yaptırımları da beraberinde getirmektedir. Ücretin eksik ödenmesi; temel ücretin eksik yatırılması, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, prim, ikramiye veya ücret eki niteliğindeki ödemelerin bordroya yansıtılmaması şeklinde ortaya çıkabilir. Bu nedenle işverenin fiili çalışma kayıtları ile bordro ve banka ödeme kayıtlarının birbiriyle uyumlu olması gerekir.</p>

<p>Eksik ücret ödenmesinin tespiti halinde, İş Kanunu açısından eksik ödeme yapılan her ay ve bu durumdaki her işçi için 2.734 TL idari para cezası uygulanmaktadır. Örneğin, 4 aylık dönemde 50 işçi bakımından ücretin eksik ödendiğinin tespit edilmesi halinde, idari para cezası her ay ve her işçi için ayrı ayrı uygulanacaktır. Bu durumda hesaplama 4 ay x 50 işçi x 2.734 TL şeklinde yapılacak olup; toplam idari para cezası 546.800 TL olacaktır.</p>

<p>Diğer yandan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca ücret niteliğindeki ödemeler hak edildiği ayın prime esas kazancına dahil edilerek bildirilmesi gerekir. İşçinin ücretinin eksik ödenmesi, sosyal güvenlik mevzuatı yönünden işçinin prime esas kazancının da eksik bildirilmesi sonucunu beraberinde getirmektedir. Prime esas kazancın eksik bildirildiğinin tespiti halinde, ay başına iki asgari ücret idari para cezası ve ilgili yılın asgari ücret desteğinin iptali söz konusu olacaktır.</p>

<p>Ücretin hiç ödenmemesi, eksik ödenmesi veya kanuna uygun şekilde tahakkuk ettirilmemesi, işçi açısından haklı nedenle fesih sebebi oluşturabilir. İşçi, hak ettiği ücret ve ücret eklerinin ödenmediğini ileri sürerek iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilecektir. Bu durumda işçi, kıdem tazminatı açısından diğer şartları sağladıysa kıdem tazminatı ve kullanılmayan yıllık izinlerinin ücretinin ödenmesi gerekecektir.</p>

<p>Sonuç olarak işverenin temel borçları arasında olan ücret ödeme yükümlülüğünün eksik yerine getirilmesi, yalnızca işçilik alacaklarıyla bağlantılı bir husus değildir. Aynı zamanda idari para cezası, SGK yönünden eksik prime esas kazanç bildirimi ve geriye dönük prim tahakkuku riskini de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle işverenlerin ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile prim ve ikramiye gibi tüm ücret unsurlarını işçiye tam olarak ödemesi ve bordroda doğru şekilde göstermesi esastır.</p>

<p>İşverenler açısından en güvenli uygulama, çalışma sürelerinin kayıtları ile bordro ve banka ödeme kayıtlarının birbiriyle uyumlu tutulmasıdır. İşçilere hakedişleri tam olarak ödenmeli ve ödemenin kaynağı bilgi ve belgelere dayalı olarak kayıt altına alınmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Star | Resul KURT</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/ucretin-eksik-odenmesi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/03/ucret-gelirleri-2.jpg" type="image/jpeg" length="53527"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçi hakkında adli kontrol tedbiri uygulanması haklı fesih nedeni midir?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/isci-hakkinda-adli-kontrol-tedbiri-uygulanmasi-hakli-fesih-nedeni-midir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/isci-hakkinda-adli-kontrol-tedbiri-uygulanmasi-hakli-fesih-nedeni-midir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/IV maddesine göre, işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması hallerinde, işe devamsızlığı aynı Kanunun 17’nci madde­sindeki bildirim sü­relerini aşması durumunda işverene iş sözleşmesini derhal feshetme yetkisi vermiştir. Gözaltı ve tutukluluk süresi bildirim önellerini aşmadıkça iş sözleş­mesi işverence derhal feshedilemez.</p>

<p style="text-align:justify">Gözaltı veya tutukluluk süresi içinde işçiye ücret öden­mez, sigorta primi yatırılmaz. Bildirim süresinin bitiminden sonra sözleşme feshedil­mezse iş sözleşmesi askıda kalır. Askı süresi içerisinde tutukluluk de­vam et­tiği sürece sözleşme işveren tarafından her zaman derhal feshedilebilir. İşçi­nin gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olan olayın işyeri içinde ya da dışında gerçekleşmesi önem taşımaz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Örneğin, 2 yıl hizmet olan işçi işyeri dışında karıştığı bir olayda tutuk­lanarak cezaevine gönderilmesi halinde, işçinin bildirim süresi altı hafta ola­cağından işveren, işçinin iş sözleşmesini tutuklanma tarihinden altı hafta geç­tikten sonra sona erdirebilir. İşte kıdem tazminatına esas hizmet süresinin he­sabı bu süre dikkate alınarak yapılır<a name="_ftnref1"></a><a href="https://legal.com.tr/blog/is-hukuku/isci-hakkinda-adli-kontrol-tedbiri-uygulanmasi-hakli-fesih-nedeni-midir/#_ftn1" rel="nofollow"><sup>[1]</sup></a>.</p>

<p style="text-align:justify">Peki, hakkında herhangi bir tutuk­lama kararı bulunmayan sadece adli kontrol tedbiri uygulanan işçinin iş söz­leşmesi de işveren tarafından haklı nedenle sona erdirilebilecek midir?</p>

<p style="text-align:justify">“İstinaf uygulamasına göre, “hakkında herhangi bir tutuk­lama kararı bulunmayan sadece adli kontrol tedbiri uygulanan işçinin iş söz­leşmesi İş Kanunu m.25/IV kapsamında feshedilemeyecektir.” Çünkü 4857 sayılı Kanun m.25/IV’de işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması hallerinde, işe devamsızlığı aynı Kanunun 17 nci madde­sindeki bildirim sü­relerini aşması durumunda işverene iş sözleşmesini derhal feshetme yetkisi vermiştir. Gözaltı ve tutukluluk süresi bildirim önellerini aşmadıkça iş sözleş­mesi işverence derhal feshedilemez. “Somut olayda, davalı işveren tarafından SGK’ya verilen ayrılış bildirgesinde ise çıkış kodunun 27 “işveren tarafından zorunlu nedenlerle ve tutukluluk nedeniyle fesih” iş akdinin feshi olarak gös­terildiği anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Davacının 02/11/2018 tarihinde işlediği bir suç nedeniyle gözaltına alındığı, 13/11/2018 tarihinden itibaren davacı hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığı, davacının gözaltında geçirdiği 1 günlük sürenin Kanunun ara­dığı süreyi aşmadığı gibi hakkında herhangi bir tutuklama kararının da bu­lunmadığı, davacı hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasının ise, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/IV maddesi uyarınca işverene haklı nedenle fesih im­kanı vermeyeceği açık olup, işveren fesih bildirimindeki fesih nedeni ile bağlı olup sonradan bunu değiştiremeyeceği gibi başka bir nedene de dayandıramayacağı gözetildiğinde davacının iş akdinin işveren tarafından feshinin haklı ve geçerli bir nedene dayanmadığı anlaşıldığından mahkemece verilen karar isabetli bulunmuştur”<a name="_ftnref2"></a><a href="https://legal.com.tr/blog/is-hukuku/isci-hakkinda-adli-kontrol-tedbiri-uygulanmasi-hakli-fesih-nedeni-midir/#_ftn2" rel="nofollow"><sup>[2]</sup></a><sup>.</sup></p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak, hakkında herhangi bir tutuklama kararı bulunmayan sa­dece adli kontrol tedbiri uygulanan işçinin iş sözleşmesi işverence haklı nedenle feshedilemez. Çünkü 4857 sayılı Kanun m.25/IV’de işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması hallerinde, işe devamsızlığı aynı Kanunun 17’nci madde­sindeki bildirim sü­relerini aşması durumunda işverene iş sözleşmesini derhal fesih yetkisi verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><a name="_ftn1"></a><a href="https://legal.com.tr/blog/is-hukuku/isci-hakkinda-adli-kontrol-tedbiri-uygulanmasi-hakli-fesih-nedeni-midir/#_ftnref1" rel="nofollow">[1]</a> İNCİROĞLU, Lütfi, Sorulu Cevaplı İş Hukuku Uygulaması, 5. Baskı, İstanbul 2023, s.319.</p>

<p style="text-align:justify"><a name="_ftn2"></a><a href="https://legal.com.tr/blog/is-hukuku/isci-hakkinda-adli-kontrol-tedbiri-uygulanmasi-hakli-fesih-nedeni-midir/#_ftnref2" rel="nofollow">[2]</a> Bursa BAM 9HD.08.01.2020 T., E.2019/2508, K.2020/68; Çil Şahin, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, 9.Baskı, (2019-2021). Ankara 2022. s.968-969.</p>

<p style="text-align:justify">Lütfi İNCİROĞLU</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/isci-hakkinda-adli-kontrol-tedbiri-uygulanmasi-hakli-fesih-nedeni-midir-1</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Jul 2026 08:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/adli-kontrol-1.webp" type="image/jpeg" length="19373"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Denkleştirme Çalışmasında Nelere Dikkat Edilmeli?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/denklestirme-calismasinda-nelere-dikkat-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/denklestirme-calismasinda-nelere-dikkat-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Denkleştirme çalışması, iş yerinde haftalık çalışma süresinin bazı haftalarda artırılıp bazı haftalarda azaltılması yoluyla, belirli bir dönem sonunda ortalama haftalık çalışma süresinin normal çalışma süresine denk getirilmesini sağlayan esnek bir çalışma modelidir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Çalışma süresinin artırıldığı haftalara ise yoğunlaştırılmış iş haftası denilmektedir. Ancak denkleştirme çalışması, işverene belirsiz, plansız, ilan edilmeden veya sınırsız çalışma yaptırma yetkisini kesinlikle vermemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">4857 sayılı İş Kanunu'nun "İşin Düzenlenmesi" başlıklı 63'üncü maddesi uyarınca, genel bakımdan haftalık çalışma süresi en çok 45 saattir. Tarafların anlaşmasıyla haftalık normal çalışma süresi, günlük 11 saati aşmamak koşuluyla haftanın çalışılan günlerine farklı şekilde dağıtılabilir. Denkleştirme uygulamasına ilişkin İş Kanunu hükmü ise aşağıdaki gibidir: </p>

<p style="text-align:justify">"Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde on bir saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir. Turizm sektöründe dört aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz; denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleri ile altı aya kadar artırılabilir."</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi normal haftalık çalışma süresini aşmamalıdır. Denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleriyle dört aya kadar, turizm sektöründe ise dört ay olarak uygulanmak üzere toplu iş sözleşmeleriyle altı aya kadar artırılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği'nde de denkleştirme uygulamasının tarafların yazılı anlaşmasıyla yapılabileceği belirtilmiştir. Yönetmelik uyarınca denkleştirme döneminde günlük ve haftalık çalışma süreleri ile denkleştirme süresinin başlangıç ve bitiş tarihleri işveren tarafından belirlenmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle denkleştirme çalışmasının usulüne uygun hayata geçirilebilmesi ve sürdürülebilmesi için sürecin baştan planlanması ve işçilere duyurulması esastır. Denkleştirme döneminin hangi tarihte başlayacağı, hangi tarihte sona ereceği, hangi günlerde kaç saat çalışılacağı ve hangi dönemde daha az çalışma yapılacağı açık şekilde belirlenmelidir. İşçi, çalışma düzenini önceden görebilmeli; işveren de bu planı işyerinde ilan etmeli veya çalışanlara bildirmeli ve yazılı olarak onaylarını almalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Denkleştirme uygulamasında asıl amaç, yoğun dönemlerde yapılan fazla çalışmanın sonraki dönemde daha az çalışma yaptırılarak dengelenmesidir. Bu nedenle işverenin yalnızca yoğun çalışma haftalarını belirleyip, daha az çalışılacak dönemleri belirsiz bırakması doğru bir uygulama değildir. Denkleştirme, ancak başı ve sonu belli olan, çalışma süreleri önceden planlanan ve dönem sonunda ortalama haftalık çalışma süresi aşılmayan bir sistem olarak uygulanabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu noktada "sürpriz çalışma" yaptırılmaması, denkleştirme döneminde fazla çalışmanın gündeme gelmemesi önemlidir. İşveren, denkleştirme uygulaması yapıldığı gerekçesiyle çalışana önceden belirlenmeyen şekilde ilave çalışma yaptıramaz.</p>

<p style="text-align:justify">Denkleştirme çalışmasında da günlük çalışma süresinin 11 saati aşması mümkün değildir. Bu sınır, normal çalışma sürelerinde olduğu gibi, denkleştirme uygulamasının da mutlak sınırıdır. İşçinin haftalık ortalaması dönem sonunda 45 saati aşmasa bile, herhangi bir gün 11 saatin üzerinde çalışma yaptırılması mümkün olmayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca gece çalışmaları bakımından 7,5 saatlik sınır da dikkate alınmalıdır. Aynı şekilde hafta tatili çalışması, ulusal bayram ve genel tatil çalışması, süt izninde çalışma veya yasak çalışma olarak nitelendirilen çalışmalar, denkleştirmeye konu edilmemelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak denkleştirme çalışması, işverenlere çalışma sürelerini dönemsel iş yoğunluğuna göre esnek planlama imkanı tanısa da bu esneklik sınırsız ve plansız çalışma anlamına gelmemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Uygulamanın usulüne uygun olarak değerlendirilebilmesi için işçinin yazılı onayının alınması, denkleştirme döneminin başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi, günlük ve haftalık çalışma sürelerinin önceden planlanarak çalışanlara duyurulması ve günlük 11 saat ile gece 7,5 saatlik yasal sınırlara uyulması gerekmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Star | Resul KURT</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/denklestirme-calismasinda-nelere-dikkat-edilmeli</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 08:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/denklestrime.jpg" type="image/jpeg" length="54768"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evlenme ödeneği (çeyiz parası) kimlere veriliyor? Şartları, ödeme süresi ve başvuru detayları;]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/evlenme-odenegi-ceyiz-parasi-kimlere-veriliyor-sartlari-odeme-suresi-ve-basvuru-detaylari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/evlenme-odenegi-ceyiz-parasi-kimlere-veriliyor-sartlari-odeme-suresi-ve-basvuru-detaylari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evlenme nedeniyle ölüm aylığı veya ölüm geliri kesilen hak sahiplerine, belirli şartların sağlanması halinde evlenme öde­neği, kamuoyunda bilinen adıyla çeyiz parası ödeniyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Ancak ödeneğin tutarı, sigortalının bağlı olduğu sosyal güvenlik statüsüne göre değişiyor. SSK ve Bağ-Kur kapsamında hak sahiplerine 24 aylık tutarında ödeme yapılır­ken, Emekli Sandığı kapsamında ise 12 aylık evlenme ikramiyesi ödeniyor. Peki evlenme ödeneğinden kimler yararlanabiliyor, başvu­ru nasıl yapılıyor ve hangi belgeler gerekiyor?</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Evlenme ödeneği </strong><strong>(çeyiz parası) nedir? </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Evlenme ödeneği (çeyiz parası), ilk defa 01.10.2008 tarihinden sonra çalışmaya başla­yan sigortalıların hak sahipleri için, ölüm ge­liri veya ölüm aylığı almakta iken evlenen ve bu nedenle aylığı kesilen kız çocuklarına, bir defaya mahsus olmak üzere evlenme tarihin­deki gelir veya aylıklarının iki yıllık (24 aylık) tutarı kadar ödenen ölüm yardımıdır.</p>

<p style="text-align:justify">SSK ve Bağ-Kur kapsamında 24 aylık öde­me yapılıyor</p>

<p style="text-align:justify">4/a (SSK) ve 4/b (Bağ-Kur) kapsamında bulunan sigortalıların hak sahibi kız çocuk­ları, evlenmeleri nedeniyle ölüm aylıkları ve­ya gelirleri kesildiğinde, evlenme tarihinde­ki aylıklarının 24 aylık tutarı kadar evlenme ödeneği alabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Evlenme ödeneği verilen kız çocuklarının gelir veya aylıkları, evlenme tarihini izleyen ödeme dönemi başından itibaren durdurulu­yor. Gelir veya aylıklar, durdurulduğu tarih­ten iki yıl sonra da kesiliyor. Varsa diğer hak sahiplerinin gelir veya aylıkları ise gelir ve­ya aylığın kesildiği tarihten itibaren yüksel­tiliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Emekli Sandığı kapsamında 12 aylık evlenme ikramiyesi ödeniyor </strong></h3>

<p style="text-align:justify">01.10.2008 tarihinden önce 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na tabi olarak çalı­şan kamu görevlisi sigortalıların hak sahiple­ri için ise farklı bir uygulama bulunuyor.</p>

<p style="text-align:justify">Evlenmeleri nedeniyle dul ve yetim aylı­ğı kesilen eş (karı veya koca), kız çocukla­rı ve anneye bir defaya mahsus olmak üzere almakta oldukları dul veya yetim aylıkları­nın 12 aylık tutarı, evlenme ikramiyesi olarak ödeniyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>İki yıl dolmadan boşananlar </strong><strong>için önemli ayrıntı </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Evlenme ödeneği alan kız çocukları boşan­dıkları takdirde, hak sahipliğinden doğan ge­lir veya aylıkları yeniden bağlanabiliyor. An­cak evlenme ödeneğinin alındığı tarihten iti­baren iki yıl içinde boşanılması halinde, bu iki yıllık süre boyunca gelir veya aylık bağlan­mıyor. İki yıllık sürenin dolmasının ardından yeniden aylık bağlanabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsa­mındakilerde ise evlenme tarihinden itiba­ren 12 aydan önce boşanılması veya evliliğin butlanına ya da feshine karar verilmesi halin­de, ödenmiş bulunan evlilik ikramiyesinin 12 aydan eksik süreye ait kısmı tahsil edilinceye kadar aylık ödenmiyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Evlenme ödeneği </strong><strong>başvurusu nasıl yapılır? </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Sigortalıların hak sahibi kız çocukları­nın evlenme ödeneği taleplerini Gelir/Aylık/ Ödenek Talep Belgesi ile yapmaları gereki­yor.</p>

<p style="text-align:justify">Evlenme tarihi nüfus kütüğüne henüz iş­lenmemişse, dilekçeyle birlikte evlenme cüz­danının bir örneğinin de Sosyal Güvenlik Ku­rumu’na verilmesi zorunlu bulunuyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Evlenme ödeneği başvurusu nereye yapılır? </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Örneği Kurum tarafından hazırlanan Ge­lir/Aylık/Ödenek Talep Belgesi ile;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">l 4/a (SSK) veya 4/b (Bağ-Kur) kapsamın­daki evlenme ödeneği için, sigortalının dos­yasının bulunduğu Sosyal Güvenlik İl veya Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüklerine,</p>

<p style="text-align:justify">l 5510 sayılı Kanun’a tabi kamu görevli­si olan (4/c’li) sigortalıların hak sahipleri ile 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’na ta­bi sigortalıların hak sahipleri ise dilekçe ile Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Ka­mu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı, Mithatpaşa Caddesi No:7 Sıhhiye/Ankara adresine başvuruda bulunabiliyor. Evlenme ödeneğinden yararlanacak hak sahiplerinin, bağlı oldukları sosyal güvenlik statüsüne gö­re uygulanan ödeme kurallarını ve başvuru şartlarını dikkatle incelemeleri, hak kaybı yaşanmaması açısından önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Özgür ERDURSUN</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/evlenme-odenegi-ceyiz-parasi-kimlere-veriliyor-sartlari-odeme-suresi-ve-basvuru-detaylari</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 08:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/10/ceyiz-parasi.webp" type="image/jpeg" length="46331"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KIDEM TAZMİNATINDA 15 YIL EZBERİ DEĞİŞTİ]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kidem-tazminatinda-15-yil-ezberi-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kidem-tazminatinda-15-yil-ezberi-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kıdem tazminatı alarak işten ayrılmada yıllardır bilinen '15 yıl, 3.600 gün' kuralı herkes için geçerli değil. Sigorta giriş tarihine göre değişen emeklilik şartları nedeniyle çalışanlar, farklı prim günü ve sigortalılık süreleriyle kıdem tazminatı alabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Kıdem tazminatı denildiğinde pek çok kişinin aklına hâlâ aynı formül geliyor: 15 yıl sigortalılık, 3.600 prim günü. Oysa bu şart herkes için geçerli değil. Kişinin kıdem tazminatını alarak işten ayrılıp ayrılamayacağını belirleyen asıl unsur, ilk kez hangi tarihte sigortalı olduğu. Çünkü emeklilik şartları değiştikçe, yaş dışındaki şartları tamamlayarak kıdem tazminatı alma koşulları da değişiyor. Bu nedenle bugün bir çalışan 15 yıl ve 3.600 günle, bir başkası 25 yıl ve 4.500 günle, bir diğer çalışan ise yalnızca 4.600 prim günüyle kıdem tazminatına hak kazanabiliyor. Kanundaki düzenlemenin özü şu: Emeklilik için gerekli yaş şartı dışında kalan diğer koşulları tamamlayan çalışan, kendi isteğiyle işten ayrıldığında kıdem tazminatı alabiliyor. Burada yalnızca normal emeklilik koşullarına bakılmıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1999 ÖNCESİ 3.600 GÜN</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yaştan emeklilik için gerekli sigortalılık süresi ve prim günü koşullarının tamamlanması da bu hakkın kullanılmasına imkân veriyor. İlk kez 8 Eylül 1999 ve öncesinde sigortalı olanlar bakımından kamuoyunda bilinen 15 yıl ve 3.600 gün şartı geçerli. Bu dönemde sigortalı olanların normal emeklilik koşulları erkeklerde 25 yıl, kadınlarda 20 yıl sigortalılık süresi ve 5.000 ila 5.975 arasında prim günü aranıyor. Yaştan emeklilikte ise 15 yıl sigortalılık süresi ve 3.600 prim günü yeterli. Çalışan bu iki şartı tamamladığında emeklilik yaşını beklese bile yaş dışındaki koşulları sağlamış oluyor. Bu nedenle SGK'dan gerekli yazıyı alarak işten ayrılması ve kıdem tazminatını talep etmesi mümkün.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>9 EYLÜL 1999 DETAYI</strong></p>

<p style="text-align:justify">İlk kez 9 Eylül 1999 ila 30 Nisan 2008 arasında sigortalı olanlar için tablo farklı. Bu grupta normal emeklilik için 7.000 prim günü gerekiyor. Yaştan emeklilikte ise 25 yıl sigortalılık süresi ve 4.500 prim günü aranıyor. Dolayısıyla bu dönemde sigortalı olan bir çalışan, 7.000 prim gününü tamamladığında kıdem tazminatını alarak ayrılabilir. İkinci yol ise 25 yıllık sigortalılık süresiyle birlikte 4.500 günü tamamlamak. Bu kişilerin 4.500 prim günü de varsa kıdem tazminatı hakkını kullanmaları mümkün. Kesintisiz veya uzun süreli çalışması bulunan bazı kişiler ise 7.000 günü daha önce tamamlamış olabilir. Bu durumda 25 yıllık süreyi beklemelerine gerek kalmaz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2008 SONRASI FARKLI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Asıl dikkat çekici değişiklik, ilk kez 1 Mayıs 2008 ve sonrasında sigortalı olanlar açısından ortaya çıkıyor. Bu kişiler için yaş dışındaki şartların tamamlanması nedeniyle kıdem tazminatı alınmasında ayrıca bir sigortalılık süresi şartı bulunmuyor. İlk sigorta giriş tarihine göre belirlenen prim gün sayısının tamamlanması yeterli. İlk kez 1 Mayıs 2008 ila 31 Aralık 2008 arasında sigortalı olan bir kişinin 4.600 prim gününü tamamlaması halinde, 25 yılı beklemeden kıdem tazminatını alarak işten ayrılması mümkün. Gerekli prim günü, ilk sigorta giriş yılına göre her yıl 100 gün artıyor ve 5.400 güne kadar çıkıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>GİRİŞ TARİHİ ŞARTLARI DEĞİŞTİRİYOR</strong></p>

<p style="text-align:justify">Buradaki en çarpıcı örnek, 30 Nisan 2008 ila 1 Mayıs 2008 tarihleri arasındaki fark. İlk kez 30 Nisan 2008 tarihinde sigortalı olan bir çalışan, 25 yıl sigortalılık süresi ve 4.500 prim günüyle bu hakkı kullanabiliyor. İlk sigorta girişi yalnızca bir gün sonra, yani 1 Mayıs 2008 olan çalışan için ise 25 yıllık süre aranmıyor. Bu kişinin 4.600 prim gününü tamamlaması yeterli oluyor. Bir günlük fark, kıdem tazminatı hakkının kullanımında 25 yıllık sigortalılık süresini bekleyip beklemeyeceğinizi belirleyebiliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>BİR KERE KULLANILABİLİYOR</strong></p>

<p style="text-align:justify">Diğer yandan bu haktan yararlanabilen işçilerin emeklilik için yaş dışındaki diğer şartları tamamlaması nedeniyle kıdem tazminatı alma hakkını bir kez kullanması mümkündür. Bu hakkın birden fazla kez kullanılması Yargıtay'a göre mümkün değildir. Ancak işçi bir kez emeklilik için yaş dışındaki diğer şartları sağladığı için kıdem tazminatı alıp daha sonra bu kez yaş şartını da tamamlayarak emekli aylığı bağlatacaksa ve son işyerinde en az bir yıllık kıdemi de varsa kıdem tazminatı alabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Akşam | Okan Güray BÜLBÜL</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kidem-tazminatinda-15-yil-ezberi-degisti</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 08:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/10/kidem-tazminati-1.jpeg" type="image/jpeg" length="45119"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Asgari işçilikte “aritmetik ortalama”]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/asgari-iscilikte-aritmetik-ortalama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/asgari-iscilikte-aritmetik-ortalama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde 16/5/2026 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile inşaat işyerlerine yönelik asgari işçilik araştırma işleminde, yapımı birden fazla takvim yılı süren inşaatların maliyetinin hesaplanmasında, 2004 yılı öncesindeki hesaplamaya geri dönülerek, başladığı yıl ile bitirildiği yıldan önceki yıllar arasındaki maliyet bedellerinin aritmetik ortalamasının esas alınması yöntemine geçilmiştir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yeni düzenlemeyle her ne kadar hakkaniyete uygun bir hesaplama metodu getirilmek istenilmiş ise de hakkaniyetin sağlanması noktasında her iki tarafın, yani işverenler kadar Kurumun da düşünülmesi gerekirdi. Haliyle bina inşaatın yapıldığı süre zarfında, bitirildiği yılda da bir maliyet unsurunun bulunması nedeniyle bitirildiği yılın da aritmetik ortalama hesabına dahil edilmesi gerekirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Nitekim, yapımına 2024/Eylül ayında başlanıp 2026/Kasım ayında bitirilen bir inşaatta, inşasına başlanılan 2024 yılının 4 aylık süresindeki faaliyet için 2024 yılını ortalamaya dahil edip de inşaatın bitirildiği 2026 yılının 11 aylık süresindeki faaliyeti görmezden gelip, 2026 yılının ortalamaya dahil edilmemesinin Kurum yönünden hakkaniyete uygun olmadığı ortadadır.</p>

<p style="text-align:justify">Her ne kadar inşaatını Ocak- Şubat aylarında bitiren işverenler yönünden bitirildiği yılın aritmetik ortalamaya dahil edilmesinin bu defa işverenler yönünden hakkaniyete uygun olmayacağına yönelik görüşler olsa da 31/12/2025 tarihinde yapımına başlanılan inşaat 10/1/2027 tarihinde bitirildiğinde 1 günlük faaliyet için 2025 yılı aritmetik ortalama hesabına nasıl dahil ediliyorsa, 10 günlük faaliyet için 2027 yılı da aynı şekilde dahil edilmeliydi.</p>

<p style="text-align:justify">Kaldı ki inşaat işyerlerinde maliyet bedeli artışından etkilenmemek adına, bina inşaatlarının büyük çoğunluğunun başlama ve bitiş tarihlerinin yılın son ayları, hatta Aralık ayının son günleri olarak beyan edildiği, Kurum sisteminden çekilecek verilerden de görülebilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuçta hakkaniyete uygun bir maliyet hesabı yapılabilmesi için aritmetik ortalamaya ihtiyaç vardı, doğru. Ancak bir yandan emekli vatandaşlara ödenen emekli aylıklarının artırılması noktasında kaynak aranırken, diğer yandan inşaat sektörü kayıt dışı istihdamda ikinci sırada gelirken, 2004 yılı öncesindeki uygulamayı aynı şekilde geri getirerek, bitirildiği yılın aritmetik ortalamaya dahil edilmemesi nedeniyle bana göre çok basit ancak bir o kadar da kritik bir mantık hatası yapılmış ve ne yazık ki bu hatanın faturası SGK’ya pahalıya mal olmuştur.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Neyse, gelelim aritmetik ortalama hesabına,</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>1-</strong>16/5/2026 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile Yönetmeliğin 111/6. fıkrasında, birden fazla birim maliyet bedelinin yayımlandığı yıllarda aritmetik ortalamanın hesabında o yıl içerisinde yayımlanan <strong>son birim maliyet bedelinin</strong> dikkate alınacağı belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Yeni uygulamadaki amaç inşaat maliyetini hakkaniyete uygun bir şekilde belirlemek olduğuna göre, maliyet hesabına dahil edilen yıllarda birden fazla maliyet bedeli belirlenmiş ise (ki 2022 yılında iki, 2023 yılında üç defa maliyet bedeli belirlenmiş) inşaat maliyetinin hesabında o yıl için belirlenmiş son maliyet bedelinin değil, o yıl için belirlenmiş maliyet bedellerinin ortalamasının esas alınması gerekirdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2-</strong>Yönetmeliğin 111/4. fıkrasına göre araştırma işlemlerinde işin bittiği tarihte geçerli olan yapı ruhsatının esas alınması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ne var ki 2026/16 sayılı Genelgenin 3 numaralı örneğinde, 2023 yılında yapımına başlanan IV-A yapı sınıf ve grubundaki bir inşaat için 2025 yılında alınan proje tadilat ruhsatının III-C grubunda olması ve inşaatın 2026 yılında bitirilmesi halinde;</p>

<p style="text-align:justify">*2023 ve 2024 yılları için IV-A</p>

<p style="text-align:justify">*2025 yılı için III-C</p>

<p style="text-align:justify">yapı sınıf ve grubuna ilişkin maliyet bedelinin esas alınacağı anlatılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Yönetmelikte işin bittiği tarihte geçerli olan yapı ruhsatının esas alınacağı açık seçik yazarken, ilk ruhsatı IV-A, son ruhsatı III-C yapı sınıf ve grubunda olan inşaat için; 2023-2024 yıllarına münhasır IV-A, 2025 yılına münhasır III-C yapı sınıf ve grubunun esas alınması Yönetmeliğe aykırılık teşkil etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">3-Yeni getirilen uygulamada, yapımı birden fazla yıl süren inşaatlarda bazı yıllarda inşaata ara verilmiş olsa dahi, inşaatın bitirildiği yıl hariç hiç işçilik bildirilmemiş yıllar da aritmetik ortalama hesabına dahil edilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Esasen herhangi bir inşaat faaliyeti olmayan yıllarda maliyet de olamayacağından, inşaatın başlayıp bittiği tarihler arasında hiç işçilik bildirilmeyen yılların maliyet hesabına dahil edilmemesi gerekirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Ne var k, hiç işçilik bildirilmemiş yıllar aritmetik ortalama dahil edilmiş olsa idi, bu defa yapımına 2024 yılında başlanılıp 2025 yılında ara verilen ve 2026 yılında bitirilen bir inşaatta, mevcut uygulama dahilinde 2026 yılının maliyet hesabına dahil edilmemesi nedeniyle yalnızca 2024 yılının esas alınması gerekecekti ki bu da doğru bir yöntem olmayacaktı.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuçta nasıl ki gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklediğinde diğer düğmeler de aynı şekilde yanlış ilikleniyorsa Yönetmelikte birden fazla yıl süren inşaatlarda bitirilen yılın maliyet hesabına dahil edilmemesi yönünde bana göre hatalı olan hesaplama yöntemi nedeniyle, devamında gelen bazı uygulamaların da aynı şekilde hatalı yürütülme zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Karar | Eyüp Sabri DEMİRCİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/asgari-iscilikte-aritmetik-ortalama</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 08:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/asgari-iscilik-3.jpg" type="image/jpeg" length="77779"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
