<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bağımsız Denetim Türkiye (info@bdturkey.com)</title>
    <link>https://www.bdturkey.com</link>
    <description>Bağımsız Denetim ve Muhasebe Haber Portalı</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bdturkey.com/rss/vergi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 06 May 2026 14:01:54 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/rss/vergi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Vergi etkileşiminde çifte kazan]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/vergi-etkilesiminde-cifte-kazan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/vergi-etkilesiminde-cifte-kazan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve kar­bon vergisi en yaygın olarak kullanılan fi­yatlama politikalarıdır. Aslında ikisi de nihai olarak karbona odaklanmış olsa da ETS işletme bazındaki karbona odakla­nırken, karbon vergisi ise tüketici davra­nışlarını karbon nötr ürünlere yönlendir­mede kullanılmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Tullock’un “Aşırı Fayda” başlıklı ma­kalesinde vergi etkileşiminde çif­te kazanç hipotezi ortaya konulmuştur. Makalede, gelir artırıcı vergilerin yerine çevresel vergilerin getirilmesinin gelir açısından nötr bir ikame olarak iki fayda sağlayabileceği öne sürülmektedir. Birin­ci fayda, daha iyi bir çevre ve daha az kir­lilikten (üreticiye uygulanan Pigou vergi­si nedeniyle) kaynaklanan fayda artışıdır. İkinci fayda ise gelir artırıcı vergi siste­minin çarpıklıklarının azalması nede­niyle daha verimli bir vergi sistemi oluş­masıdır ve bunun da refahta bir iyileşme sağlayacağı ifade edilmektedir. Ülkemiz vergi sisteminde çevre temizlik vergisi dı­şında özünde karbon salımıyla ilgili (ÖTV, MTV) bir vergi türü bulunmamaktadır. Doğrudan çevreyi ilgilendiren vergi türü ise ilk olarak Finlandiya’da yürürlüğe ko­nulmuş, fakat çevresel zararlara karşı tek başına çözüm olamamıştır.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Karbon fiyatlandırma politikaları </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve kar­bon vergisi en yaygın olarak kullanılan fi­yatlama politikalarıdır. Aslında ikisi de nihai olarak karbona odaklanmış olsa da ETS işletme bazındaki karbona odakla­nırken, karbon vergisi ise tüketici davra­nışlarını karbon nötr ürünlere yönlendir­mede kullanılmaktadır. Karbon vergisinin kabul edilebilirliği, vergi gelirlerinin tah­sis edildiği alanlara göre şekillenmekte­dir. Elde edilen gelirlerin SGK primleri ve yenilenebilir enerji dönüşümlerine tah­sis edildiği durumlarda kabul edilebilir­lik yüksek; tersi durumda ise kabul edile­bilirlik seviyesi düşük kalmaktadır. İdare ve tahsilat açısından kolay yönetilebilen bir vergi türü olsa da her ülke tarafından küresel boyutta kabul edilip uygulanama­yacağından ülkeler arasında rekabet deza­vantajı yaratma potansiyeli taşımaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Emisyon Ticaret Sistemi’nde karbon kredilerinin vergilendirilmesi </strong></h3>

<p style="text-align:justify">İklim Kanunu’nda Emisyon Ticaret Sis­temi (ETS), sera gazı emisyonlarına net sıfır emisyon hedefine uygun bir üst sınır belirlenmesi ilkesine dayalı olarak çalı­şan ve tahsisatların alınıp satılması sure­tiyle sera gazı emisyonu azaltımını teşvik eden ulusal ve/veya uluslararası piyasa temelli mekanizma olarak tanımlanmış­tır. ETS’de işletmelere belirli miktarda karbon kirletme hakkı tanınmaktadır. Bu miktarı aşan işletmeler, aştıkları sınır ka­dar karbon kredisi alarak ETS işleticisine ödeme yapmaktadır. Sınırın altında kalan işletmeler ise uhdelerinde kalan karbon kredilerini sınırı aşan şirketlere ilgili bor­sada satıp gelir elde etmektedirler.</p>

<p style="text-align:justify">Peki, karbon kredisi satarak kazanç el­de eden ve kredi ödemesi yaparak gider yazan işletmelere vergisel olarak ne tür teşvikler sunulabilir? Vergi kanunları­mızda birçok istisna bulunmakla bera­ber birçok gider de kanunen kabul edil­memektedir. İlgili vergi istisnası ve gider yazmama durumlarını ETS’de satılan ve alınan karbon kredilerine uyarladığımız­da şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır: İşletmeler ETS’de belirlenen sınırın al­tında kaldıkları durumda ellerinde kalan karbon kredilerini satmalarından elde et­tikleri gelirleri kurumlar vergisinden is­tisna sayılabilir. Vergi tekniği açısından tersini düşündüğümüzde ise sınırı geçen işletmeler için satın almış oldukları kar­bon kredilerinden dolayı ödedikleri kar­bon kredi giderleri kanunen kabul edil­meyen gider olarak tanımlanabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Hülasa, karbon kredi gelirlerinin ver­giden bağışık kılınması işletmeleri emis­yonlarını azaltmaya yönelik yatırımlara daha istekli kılacaktır. Emisyon sınırını aşan işletmeler için ise ek bir maliyet do­ğacak ve yüksek emisyonlu üretimin ver­gisel açıdan da caydırılması sağlanacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Cem SEFEROĞLU</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/vergi-etkilesiminde-cifte-kazan</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/05/emisyon-1.jpg" type="image/jpeg" length="47493"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ücretlilerin görünmez artan vergi yükü…]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/ucretlilerin-gorunmez-artan-vergi-yuku</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/ucretlilerin-gorunmez-artan-vergi-yuku" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ücretlilerin vergi yükü yalnızca oranlar üzerinden değil, sistemin işleyişi üzerinden de okunması gereken bir nitelik taşımaktadır. Gelir vergisi tarifesi kâğıt üzerinde ilk bakışta yüzde 15’lik bir başlangıç dilimi öngörse de asgari ücret istisnasının etkisiyle bu oran fiiliyatta daha yüksek gelir seviyelerinde hissedilmektedir. Bu durum, vergi yükünün gelir arttıkça hızlanan bir yapıda oluşmasına neden olmaktadır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong><span>Ücretlerde vergilendirme</span></strong><span>, karşılığında emeğini satarak gelir elde eden çalışanlar açısından daha ücret elde edilmeden başlayan bir süreçtir. Nitekim ücretler, <strong>tevkifat</strong> ya da yaygın adıyla <strong>stopaj</strong> yöntemiyle vergilendirilmekte; vergi, henüz çalışanın eline geçmeden işveren tarafından kesilerek vergi dairesine aktarılmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bununla birlikte, farklı meslek gruplarından birçok kişiyle yapılan sohbetlerde ortak bir şikâyet öne çıkmaktadır: Hekiminden hâkimine, öğretmeninden profesörüne kadar geniş bir kesim, üzerlerindeki vergi yükünün yüksekliğinden yakınmakta ve bu durumun giderilmesi gerektiğini dile getirmektedir. Bu değerlendirme bütünüyle temelsiz de değildir. Zira ücretliler yalnızca maaşları üzerinden gelir ve damga vergisi ödemekle kalmamakta, günlük hayatın hemen her aşamasında dolaylı vergilerle de karşı karşıya kalmaktadır. Market alışverişinde KDV, akaryakıt alımında KDV ve ÖTV, iletişim hizmetlerinde özel iletişim vergisi gibi çok sayıda vergi, fark edilmeden çalışanların bütçesini etkilemektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak burada dikkat çeken asıl husus, ödenen vergilerin toplam yükünden ziyade, bu yükün çoğu zaman fark edilmemesidir. Ücretlilerin önemli bir kısmı, ne kadar vergi ödediğini ve bu vergilerin hangi kalemlerden oluştuğunu tam olarak bilmemektedir. Literatürde bu durum <strong>mali anestezi</strong> olarak adlandırılmaktadır. Özellikle stopaj yoluyla kesilen gelir vergisi ile tüketim üzerinden alınan KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler, bu algı eksikliğinin en belirgin örnekleridir.</span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ücretli olarak ne kadar vergi ödüyoruz?</strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Maaşlarımızdan ne kadar vergi ödediğimizi gerçekten biliyor muyuz? Büyük ihtimalle bu soruya verilecek cevap <strong>tam olarak değil</strong> olacaktır. O halde gelin, farklı ücret düzeylerinde ne kadar gelir ve damga vergisi ödendiğine daha yakından bakalım.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak tabloya geçmeden önce iki önemli hatırlatma yapmak gerekir. İlk olarak, 1 Ocak 2026 itibarıyla aylık brüt asgari ücret 30.030 TL, net asgari ücret ise 28.075,50 TL olarak uygulanmaktadır. İkinci olarak ise 1 Ocak 2022’den bu yana yürürlükte olan düzenleme gereği, asgari ücret gelir ve damga vergisinden istisna edilmiştir. Bu kapsamda, asgari ücretin üzerinde gelir elde eden çalışanların da brüt asgari ücrete kadar olan kısmı damga vergisinden, net asgari ücrete kadar olan kısmı ise gelir vergisinden istisna tutulmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu çerçevede aşağıdaki tabloda, imalat dışı sektörlerde çalışan ve aylık brüt geliri 40 bin TL ile 100 bin TL arasında değişen ücretlilerin vergi yükü ortaya konulmaktadır. İmalat sektöründe çalışanlar açısından ise farklı olarak yüzde 2 yerine yüzde 5 oranında SGK primi işveren hissesi indirimi uygulanmaktadır.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:center"><span><img alt="" height="268" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/04/9b607187-efee-4ad2-b048-73b64d3c32ce.webp" width="750" /></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Tablodan da açıkça görüleceği üzere, ücretlilerin üzerindeki vergi ve prim yükü oldukça yüksek seviyelere ulaşmaktadır. Örneğin aylık brüt 50 bin lira ücret alan ve yaklaşık 38 bin 845 lira net gelir elde eden bir çalışan, yıllık bazda 43 bin 864 lira gelir ve damga vergisi, buna ek olarak 90 bin lira SGK ve işsizlik sigortası primi ödemektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Benzer şekilde, yıllık brüt geliri 960 bin lira olan (aylık yaklaşık 57 bin 232 lira net ücret) bir çalışanın ödediği SGK ve işsizlik primi 144 bin lira, gelir ve damga vergisi ise 129 bin 217 liradır. Bu durumda toplam yük 273 bin 217 liraya ulaşmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Aylık brüt ücreti 100 bin lira olan bir çalışan açısından tablo daha da çarpıcıdır: Yıllık 180 bin lira SGK ve işçi işsizlik primi ile yaklaşık 186 bin lira gelir ve damga vergisi ödenmekte; toplam kesinti 366 bin lirayı bulmaktadır. Üstelik bu rakam yalnızca çalışanın payını ifade etmekte, işveren maliyeti bu tutarın çok daha üzerine çıkmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Vergi yükünün dağılımına bakıldığında, gelir ve damga vergisinin matraha oranını gösteren ortalama vergi yükünün (g sütunu) ücret arttıkça belirgin biçimde yükseldiği görülmektedir. Aylık brüt 40 bin lira gelir elde eden bir çalışanda bu oran yüzde 3,78 iken, 50 bin lira brüt ücrette yüzde 8,6’ya çıkmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu artışın temel nedeni, asgari ücret istisnasının sabit bir tutar olarak uygulanmasıdır. Ücret yükseldikçe istisnanın toplam gelir içindeki ağırlığı azalmakta, dolayısıyla efektif vergi yükü artmaktadır. Mali literatürde bu durum <strong>gizli artan oranlılık</strong> olarak ifade edilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yani nominal olarak artan ücretler, sabit kalan istisna nedeniyle daha yüksek bir vergisel yükle karşı karşıya kalmakta, bu da ücretliler üzerindeki vergi baskısının görünenden daha hızlı artmasına yol açmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Daha basit bir ifadeyle, tabloda da görüldüğü üzere ortalama vergi yükü yüzde 15 seviyesinin üzerine yaklaşık 70 bin TL ve üzerindeki brüt ücretlerde çıkmaktadır. Bu seviyenin altında kalan ücretlerde, gelir vergisi tarifesinin (GVK m.103) ilk diliminin teknik olarak varlığına rağmen, asgari ücret istisnası nedeniyle <strong>fiili vergi yükü daha düşük kalmaktadır</strong>.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yani ücret arttıkça, asgari ücrete kadar uygulanan gelir ve damga vergisi istisnasının etkisi azalmakta ve toplam vergi yükü belirgin biçimde yükselmektedir. Daha da önemlisi, gelir vergisi tarifesinin ilk diliminde yer alan yüzde 15 oranı, pratikte yaklaşık 70 bin TL ve üzerindeki brüt ücretlerden itibaren kendini göstermektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu nedenle, kâğıt üzerindeki oranlardan bağımsız olarak, ücretlilerin karşılaştığı gerçek vergi yükü gelir düzeyi arttıkça daha belirgin hale gelmekte ve sistemin fiili işleyişi tarifedeki ilk dilimin etkisini gecikmeli olarak ortaya çıkarmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Sonuç olarak</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ücretlilerin vergi yükü yalnızca oranlar üzerinden değil, sistemin işleyişi üzerinden de okunması gereken bir nitelik taşımaktadır. Gelir vergisi tarifesi kâğıt üzerinde ilk bakışta yüzde 15’lik bir başlangıç dilimi öngörse de asgari ücret istisnasının etkisiyle bu oran fiiliyatta daha yüksek gelir seviyelerinde hissedilmektedir. Bu durum, vergi yükünün gelir arttıkça hızlanan bir yapıda oluşmasına neden olmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Diğer bir ifadeyle, ücretliler düşük ve orta gelir seviyelerinde <strong>korumalı</strong> gibi görünse de bu koruma gelir arttıkça hızla erimekte ve vergi yükü beklenenden daha keskin biçimde yükselmektedir. Bu da sistemin görünmeyen ama etkili bir <strong>gizli artan oranlılık</strong> ürettiğini göstermektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Daha da önemlisi, ücret arttıkça vergi yükü kademeli değil, sıçramalı biçimde ağırlaşmakta; bu da özellikle orta gelir grubunda vergi algısı ile fiili yük arasında belirgin bir fark doğurmaktadır. Bu fark büyüdükçe, vergi sistemine ilişkin adalet algısının da tartışmaya daha açık hale gelmesi kaçınılmazdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ezcümle, <strong>vergi yükü arttıkça değişen şey yalnızca rakamlar değil; adalet algısının kendisidir.</strong></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Murat BATI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/ucretlilerin-gorunmez-artan-vergi-yuku</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/10/vergi-30.jpg" type="image/jpeg" length="12498"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Teknokentlerde Kazanç ve KDV İstisnasında Bildirim Zorunluluğu ile Vergi Yargısının Konuya Bakışı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/teknokentlerde-kazanc-ve-kdv-istisnasinda-bildirim-zorunlulugu-ile-vergi-yargisinin-konuya-bakisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/teknokentlerde-kazanc-ve-kdv-istisnasinda-bildirim-zorunlulugu-ile-vergi-yargisinin-konuya-bakisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[4691 sayılı Kanun düzenlemeleri çerçevesinde; Teknokentlerde tasarım, yazılım ve Ar-Ge faaliyeti gerçekleştiren mükellefler bu faaliyetler sonucunda çeşitli desteklerden yararlanmaya hak kazanır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun amacı, ülke sanayiinin uluslararası rekabet edebilir ve ihracata yönelik bir yapıya kavuşturulması maksadıyla teknolojik bilgi üretmek, üründe ve üretim yöntemlerinde yenilik geliştirmek, ürün kalitesini veya standardını yükseltmek, verimliliği artırmak, üretim maliyetlerini düşürmek, teknolojik bilgiyi ticarileştirmek, teknoloji yoğun üretim ve girişimciliği desteklemek, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere uyumunu sağlamak, teknoloji yoğun alanlarda yatırım olanakları yaratmak, araştırmacı ve vasıflı kişilere iş imkânı yaratmak, teknoloji transferine yardımcı olmak ve yüksek/ileri teknoloji sağlayacak yabancı sermayenin ülkeye girişini hızlandıracak teknolojik alt </span><span>yapıyı oluşturmaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu amacı gerçekleştiren ve bölgede faaliyet gösteren yatırımcılar, çeşitli destek ve teşvik unsurlarından yararlanmaya hak kazanmaktadır. Makalemizde; kazanç ve KDV istisnasından faydalanmada “Bildirim Kuralı”nı, kural ihlali halinde ise vergi yargısının </span><span>konuya bakışını ele alıyor olacağız. </span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Teknokentlerde Faaliyet Gösteren Mükelleflere Sağlanan Destek Unsurları Nelerdir?</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>4691 sayılı Kanun düzenlemeleri çerçevesinde; Teknokentlerde tasarım, yazılım ve Ar-Ge faaliyeti gerçekleştiren mükellefler bu faaliyetler sonucunda çeşitli desteklerden yararlanmaya hak kazanır. Bu destekler,</span></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>Gelir/Kurumlar Vergisi İstisnası,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>KDV İstisnası,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Personele Gelir Vergisi Stopaj Teşviki,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Damga Vergisi İstisnası</span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span>olarak sıralanabilir. Ancak, yukarıda belirtilen destek unsurlarından yalnızca Gelir/Kurumlar Vergisi İstisnası ile KDV istisnasına yönelik “bildirim” konusuna değinilecektir.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Teknokentlerde Hangi Kazançlar İçin Gelir/Kurumlar Vergisi İstisnası Uygulanır?</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Teknokent yönetici şirketlerin Kanun uygulaması kapsamında elde ettikleri kazançlar ile Bölgede faaliyet gösteren gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, <strong><u><span>münhasıran bu Bölgedeki</span></u></strong><span> </span>yazılım, tasarım ve AR-GE faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31/12/2028 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesnadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu çerçevede mükelleflerin,</span></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>Bölgede gerçekleştirdikleri yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde edilen kazançları,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Bölgede faaliyete geçmeden önce başlayıp, bölgede devam ettirdikleri yazılım tasarım ve Ar-Ge’ye dayalı projelerden sağladıkları kazancın, sadece projenin bölgede gerçekleştirilen kısmına isabet eden tutarı</span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span>Gelir ya da kurumlar vergisi istisnasına konu edilecektir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Esasen istisnanın niteliği, işlemden ziyade faaliyet kazancı olduğu için istisna kapsamındaki faaliyetlerden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurlarının düşülmesi sonucu bulunacak kazancın tamamı, kurumlar vergisinden istisna olacaktır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İstisnaya konu kazancın tespiti teknik bir konu olduğundan ayrıntısına değinilmemiştir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Teknokentlerde Hangi Teslim veya Hizmetler İçin KDV İstisnası Uygulanır?</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Katma Değer Vergisi Kanunu’nun Geçici 20’nci maddesi yarınca; bölgede faaliyette bulunan mükelleflerin kazanç istisnasının uygulandığı süre içerisinde (şu an için 31/12/2028 tarihine kadar) <u><span>münhasıran bölgelerde ürettikleri sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, oyun, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı</span></u><span> </span>şeklindeki teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden istisna edilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Kazanç ve KDV İstisnasının Uygulamasında Kural Nedir?</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği uyarınca; bölgede faaliyette bulunan gelir/kurumlar vergisi mükelleflerinin; teslim ve hizmetlerine KDV, kazançlarına ise kurumlar vergisi istisnasının uygulanabilmesi için yönetici şirketten alınacak olan yazı ile (bölgede faaliyette bulunulduğunu ve faaliyet alanlarını gösterir yazı) bağlı oldukları vergi idaresine bildirimde bulunma zorunluluğu vardır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Zaman zaman maalesef bu bildirim zorunluluğunun sehven yerine getirilmediği durumlarla karşılaşılmakta ve istisna uygulaması bakımından mükellef ile vergi idaresi arasında uyuşmazlık oluşmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak, bildirim zorunluluğunu esas değil usul olarak görmek gerektiğini değerlendirmekteyiz. Hakeza, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetine bakılması; bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması, esasın yani istisnanın ihlali anlamına gelmemelidir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Konu Özelinde Vergi Yargısı Ne Diyor? </span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Danıştay 3. Dairesi, sırasıyla 09/02/2023 ve E.2020/1655, 2023/199 sayılı Kararı ile 09/02/2023 ve E.2020/1707, K. 2023/200 aşağıdaki Kararlarında; bildirimin yapılmaması veya geç yapılmasında kurumlar vergisi ve KDV istisna uygulamasını esas yönüyle değerlendirmiş olup hükmünü mükellef lehine kurmuştur: </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>“<i>Davacı şirketçe teknoloji geliştirme bölgesinde Ar-Ge faaliyetinde bulunulduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık olmadığı, yönetici şirket tarafından 4691 sayılı Yasa kapsamında hazırlanan firma faaliyet onay yazısının da 01/04/2015 tarihinde düzenlendiği ve 18/02/2018 tarihinde davalı idareye ibraz edildiği dikkate alındığında, teknoloji geliştirme bölgesinde sözü edilen Yasa kapsamında faaliyet nedeniyle kazanç elde edilmesinin vergi istisnasının uygulanması için yeterli görüldüğü, faaliyetinin istisna kapsamında kalmadığı yönünde bir tespit yapılmadığı gibi belgenin sunulmaması ya da geç sunulması vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetini değiştirmeyeceğinden yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk görülmediği</i>…” </span></p>

<p style="text-align:justify"><i><span>“…Yasa kapsamında faaliyetinin 3065 Sayılı Kanun'un geçici 20. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen teslim ve hizmetleri içermesinin vergi istisnasının uygulanması için yeterli olduğu, belgenin sunulmaması yada geç sunulması vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyetini değiştirmeyeceği, öte yandan, proje kapsamındaki yazılımın engellilerin günlük yaşamları için üretilmediği yönünde davalı idarece yapılmış bir teknik tespit ve araştırmanın bulunmadığı, inceleme elemanı tarafından sadece davacı şirket beyanları içerisinde yer alan " ..hatta herkesin bu projeden yararlanabileceği" ifadesinin esas alındığı olayda engellilere yönelik hazırlanmış bir yazılımın aynı zamanda engelli olmayanlar tarafından da kullanılabilmesi, bu yazılımın engellilere yönelik hazırlanmış özel bir yazılım olmadığı anlamına gelmeyeceğinden yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık görülmediği…”</span></i></p>

<p style="text-align:justify"><span>Sorumlu vergicilik bakış açısıyla, usul niteliği taşıyan hususlara mükelleflerin her konuda olduğu gibi bu konuda da ihtilafa düşmemek adına azami hassasiyet göstermesinde; ancak usulün de esasın önüne geçmemesinde fayda olduğunu değerlendirmekteyiz. İyi ki bu tarz durumlarda Danıştay Var!</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KPMG | Şaban ATUÇURAN - YMM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/teknokentlerde-kazanc-ve-kdv-istisnasinda-bildirim-zorunlulugu-ile-vergi-yargisinin-konuya-bakisi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/12/teknokent.jpg" type="image/jpeg" length="16626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kâr dağıtımında sıfır vergi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kar-dagitiminda-sifir-vergi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kar-dagitiminda-sifir-vergi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vergi Denetim Kurulu 2025 yılında yük­sek gelir gruplarına yönelik ilk çalış­mayı uygulamaya almış ve şirket ortaklığı olup ta beyanname vermeyen veya harcama­ları ile beyanı arasında önemli farklar olan 10 bin mükellefi izaha davet etmişti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">O dö­nemde yapılan çalışmalar neticesinde mü­kelleflerin matrahlarının 14,7 Milyar lira­lık artırmaları sağlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Söz konusu ça­lışma 2026 yılına da taşınmış ve Mart 2026 tarihi itibarıyla mükelleflere “Yüksek Gelir Grupları Gözetim ve Uyum Programı-2” ko­nulu yazılar şirket ortaklarına tebliğ edil­meye başlanmış ve harcamaları ile beyanla­rı arasındaki uyumsuzlukların nedenlerine ilişkin izahatlar istenilmektedir. Bu çalış­malar neticesinde uzun yıllar kâr dağıtımı veya huzur hakkı almayan şirketlerin kâr dağıtımı ve huzur hakkı bu yönde kararlar almalarına yol açmaktadır. Şirketlerin kâr dağıtımı kararı almaları halinde optimum dağıtılabilecek tutar ile şirket ortağının elde etmiş olduğu kâr payının beyana tabi olup olmadığı merak edilmeye başlandı.</p>

<h3 style="text-align:justify">Kâr dağıtımında stopaj var</h3>

<p style="text-align:justify">Kâr dağıtım stopajı, şirketlerin dağıttık­ları kârlar üzerinden yapılan vergi kesinti­sidir. Şirket kârları dağıtıma konu olmadığı sürece stopaja tabi değildir. Tam mükellef kurumlar tarafından, tam mükellef gerçek kişilere, dar mükellef gerçek kişilere, dar mükellef kurumlara, gelir ve kurumlar ver­gisi mükellefi olmayanlara ve gelir vergisin­den muaf olanlara dağıtılan kâr payları sto­paja tabi tutulur. Şirket ortaklarına dağıtı­lan kâr payları üzerinden dağıtımı yapan kurum tarafından yüzde 15 oranında tevki­fat yapılır. Yapılan kesinti, kâr dağıtımı ya­pan şirket tarafından ertesi ayın 26 sında muhtasar beyanname ile beyan edilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify">Kâr paylarının beyanı</h3>

<p style="text-align:justify">Gerçek kişilerin elde ettiği kâr payı “menkul sermaye iradı” olarak yıllık be­yan esasında Gelir Vergisi’ne tabidir. Ger­çek kişilerce elde edilen brüt kâr payla­rının yarısı gelir vergisinden istisna olup başka gelirlerin olmadığı varsayımıyla, ka­lan tutarın 2026 yılı için 400 bin lirayı aş­ması halinde yıllık gelir vergisi beyanı ile beyan edilmesi gerekmektedir. Ayrıca kâr dağıtımı aşamasında tam mükellef kurum tarafından yapılan %15 vergi kesintisi, bey­an edilen gelirden mahsup edilmelidir. El­de edilen brüt kâr payları için beyan sınırı olan 400 bin lirayı aşmadığından gelir ver­gisi beyannamesi verilmemesi halinde, kâr payından yıl içinde yapılan tevkifat nihai vergi olacaktır.</p>

<h3 style="text-align:justify">Vergi yükü olmadan kâr payı dağıtılabilir</h3>

<p style="text-align:justify">Kâr payı ödemelerinin alt ve üst tutarla­rının belirlenmesinde kanuni bir sınırlama bulunmamakta. Şirket ortaklarına yapıla­cak olan kâr payı ödemelerinde, bir yan­dan vergi kesintisi yapılması diğer yandan kâr payını elde eden ortak tarafından be­yan edilmesi ve dağıtım sırasında kesilen verginin mahsup edilmesi nedeniyle ver­gi yükü ve vergi avantajı kıyaslaması yapıl­masını gerektirmekte. Bu kıyaslama neti­cesinde yapılacak hesaplamaya göre vergi yükünü minimize eden tutarın belirlenme­si gündeme gelmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">2026 yılında elde edilecek olan kâr payının Brüt; 4,7 milyon lira, Net; 3,995 milyon lira olarak belirlen­mesi durumunda vergi yükü sıfır olarak he­saplanmaktadır. Vergi yükü hesaplanırken dağıtılan kâr payı tutarının yarısının beya­na tabi olması, dağıtım aşamasında kesilen % 15 stopajın ise beyan edilen gelir vergi­sinden mahsubu dikkate alınarak hesapla­ma yapılmaktadır. Şirket ortaklarına 2026 yılı için kâr payı ödemesi yapmayı planla­yan şirketlerin bu tutarı dikkate almaları durumunda vergi yükü sıfır olmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Mahmut Bülent YILDIRIM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kar-dagitiminda-sifir-vergi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 09:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/01/kar-dagitimi.jpg" type="image/jpeg" length="92049"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Maliye beyanname sistemlerinde gelirleri otomatik olarak beyannameye aktarırken, neden eğitim ve sağlık harcamalarını aktarmıyor?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/maliye-beyanname-sistemlerinde-gelirleri-otomatik-olarak-beyannameye-aktarirken-neden-egitim-ve-saglik-harcamalarini-aktarmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/maliye-beyanname-sistemlerinde-gelirleri-otomatik-olarak-beyannameye-aktarirken-neden-egitim-ve-saglik-harcamalarini-aktarmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hazır beyan sisteminde gelir ve giderler otomatik olarak beyannameye akıyor. Ancak, eğitim ve sağlık harcamalarına hazır beyan sisteminden ulaşılırken bunları defter beyan sistemine tek tek girmek gerekiyor. Bu mükellef ve meslek mensupları için oldukça zahmetli ve zaman alıcı bir işlem. Umarım Maliye Bakanlığı gelecek yıl sistemi yeniler…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>Gelir vergisinde bir beyan dönemini daha geride bıraktık. Bu dönemde de Gelir İdaresinin beyannamelerle ilgili geliştirdiği sistemlerin ne kadar başarılı bir şekilde çalıştığını gözlemledik.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak bu başarının sadece gelirlerle sınırlı olduğunu ifade etmek durumundayım. Beyan sistemlerinde gelirler otomatik olarak beyannameye aktarılırken, maalesef beyan edilen gelirden indirilmesi mümkün bulunan eğitim ve sağlık harcamalarının defter beyan sistemine [1] otomatik olarak aktarılmadığını gördük.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Doğal olarak şaşırdık!</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu bilgileri mükelleflerle hazır beyan [2] sistemi üzerinden paylaşan Gelir İdaresi neden defter beyan sisteminde taslak beyannameye otomatik olarak bu bilgileri aktarmıyor?</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu çok zor bir işlem olmasa gerek! </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Maliyenin son dönemdeki başarılı/çarpıcı uygulamalarını gördükçe bu eksikliği anlamak mümkün değil.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Hazır beyan sisteminde gelir ve giderler otomatik olarak beyannameye akıyor. Ancak, eğitim ve sağlık harcamalarına hazır beyan sisteminden ulaşılırken (bu arada çok eksik yüklemeler olduğunu şahsen gözlemledim) bunları defter beyan sistemine tek tek girmek gerekiyor. Bu mükellef ve meslek mensupları için oldukça zahmetli ve zaman alıcı bir işlem… </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Maliyenin bu gelişmiş sisteminde mükelleflerin TC kimlik numaralarına istinaden bu bilgilerin otomatik olarak sisteme aktarılmasının ve taslak beyannamede de yer almasının çok zor olmadığını düşünüyorum.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Umarım Maliye Bakanlığı gelecek yıl bu eksikliği dikkate alarak sistemi yeniler…</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu konuda özellikle e-arşiv sisteminde düzenlenen faturaların sorun yarattığını düşünüyorum. Bence e-arşiv sisteminin kaldırılarak e-fatura sisteminin yaygınlaştırılması çok isabetli olur!</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu vesileyle sistemde beyanname düzenlemeye ilişkin bazı sıkıntıları paylaşmak isterim.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>* Konut ve işyeri kiraları ile ilgili vergi değerinin mükelleflerce beyannameye yazılmasının istenmesi mükellefleri zorluyor. Maliye bu bilgileri belediyelerden temin edip gerekli kontrolleri kolaylıkla yapabilir. Mükelleflerin bu konuyla uğraştırılmasına bence gerek yok. Sanırım bu kontrol emsal kira bedeli esası nedeniyle yapılıyor, ancak bu karşılaştırmanın hiçbir anlamı yok. Çünkü Gelir İdaresinin 1999/1 sayılı İç Genelgesine göre; gerçek kira gelirinin kira sözleşmesi, ödeme belgeleri veya kiracının ifadesi gibi belgelerle kanıtlanması durumunda, emsal kira bedeli karşılaştırması yapılmasına gerek bulunmuyor. Soruyorum, bu konuda bugüne kadar kaç mükellef hakkında işlem yapıldı?</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>* Hazır beyan sisteminde kâr paylarına ilişkin stopaj bilgilerine yer veriliyor, ancak beyannamenin gelirler (menkul sermaye iradı) kısmında gelir tutarları yer almıyor. Mükellefler bu bilgileri manuel olarak girmek zorundalar. Defter beyan sisteminde de kâr payları gelir olarak otomatik aktarılmıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>* Eğitim faturalarında çoğu özel okul eğitim ve yemek bedellerini tek faturada kesiyor. Ancak Maliye eğitim ve servis bedelini kabul ederken öğrencinin okulda yediği yemeğin beyannamede “indirim” olarak gösterilmesini kabul etmiyor. Bu nedenle de hazır beyan sistemine otomatik olarak getirilen eğitim faturasının eğitim ve yemek kısmını ayrıca hesaplayıp sistemden elle düzeltmek gerekiyor. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>* Madem “hazır beyan sistemi” diyoruz, o halde Maliye buna bir çözüm bularak (eğitim kurumlarının eğitim ve yemek bedellerini ayrı ayrı fatura etmesini de düzenleyebilir) beyannamede “indirim” olarak kabul edilen eğitim tutarlarını taslak beyannameye otomatik olarak getirebilir. </span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>* Gelecek yıl, gerek e-arşiv ve gerekse e-fatura sistemlerinde eğitim ve sağlık faturalarının TC kimlik numaralarına göre otomatik olarak “hazır beyan” ve “defter beyan” sistemlerinde yer almasının sağlanmasını umuyorum. </span></p>

<hr />
<p style="text-align:justify"><a href="https://t24.com.tr/yazarlar/erdogan-saglam/maliye-beyanname-sistemlerinde-gelirleri-otomatik-olarak-beyannameye-aktarirken-neden-egitim-ve-saglik-harcamalarini-aktarmiyor,54551#_ftnref1" rel="nofollow"><span>[1]</span></a> Defter-Beyan Sistemi; serbest meslek erbabı, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ile basit usule tabi olan mükelleflerin kayıtlarının elektronik ortamda tutulmasına, bu defterlerin elektronik olarak oluşturulması ve saklanmasına, vergi beyannameleri, bildirim ve dilekçelerin elektronik olarak verilebilmesine, elektronik ortamda belge düzenlenebilmesine imkan tanıyan ve kapsamda yer alan mükelleflerin Gelir İdaresi Başkanlığı veri tabanında yer alan diğer bilgilerini mükelleflerin bilgisine sunan bir sistemdir.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://t24.com.tr/yazarlar/erdogan-saglam/maliye-beyanname-sistemlerinde-gelirleri-otomatik-olarak-beyannameye-aktarirken-neden-egitim-ve-saglik-harcamalarini-aktarmiyor,54551#_ftnref2" rel="nofollow"><span>[2]</span></a> Hazır Beyan Sistemi; ücret, kira, menkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarınıza ilişkin gelir vergisi beyannamenin önceden hazırlanarak mükellefin onayına sunulduğu sistem. Ticari, zirai ve serbest meslek kazancı elde edenler bu sistemden yararlanamıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Erdoğan SAĞLAM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/maliye-beyanname-sistemlerinde-gelirleri-otomatik-olarak-beyannameye-aktarirken-neden-egitim-ve-saglik-harcamalarini-aktarmiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/07/mali-egitim-hizmetleri.jpg" type="image/jpeg" length="34201"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kurumlar vergisi beyan dönemi başladı...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kurumlar-vergisi-beyan-donemi-basladi-3</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kurumlar-vergisi-beyan-donemi-basladi-3" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün itibariyle başlayan kurumlar vergisi beyan dönemi, 30 Nisan akşamı sona erecek. Beyan döneminin başlangıcında, beyannamenin hazırlanmasında dikkat edilecek bazı konuları kısaca hatırlatayım.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Beyannamenin süresinde verilmesi: </strong></p>

<p style="text-align:justify">Beyannamenin yasal süresi içinde verilmesi birçok yönüyle önemli. Beyannamenin yasal süresinde verilmemesinin usulsüzlük cezası yanında başka sonuçları da olabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Vergiye uyumlu mükelleflere getirilen %5 vergi indirimi avantajını üç yıl için yok ediyor. Zararlı bir şirketin başka bir kuruma devredilmesi durumunda, devrolunan şirketin beyannamesinin zamanında verilmemiş olması, devralan kurumun devralınan zararı mahsup etmesi olanağını ortadan kaldırıyor. Örnekler çoğaltılabilir. Beyannameyi süresinde vermeyi ihmal etmeyin.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Beyannamenin tam olarak doldurulması</strong></p>

<p style="text-align:justify">Beyannamede yer alan doldurulması gereken bütün alanlar mutlaka doldurulmalı. Özellikle istisnalara ve zararlara ilişkin satırların doldurulması önemli. Kazanç olmasına rağmen indirim ve istisnalardan yararlanılmamasının, bu hakları geri getirilemez şekilde yok etme olasılığı var. Kullanılmayan bazı hakların ne beyanname sonradan düzeltilerek ne de sonraki yıllarda kullanımı olanaklı olmayabilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Zarar mahsubunda şekil şartlarına dikkat</strong></p>

<p style="text-align:justify">Geçmiş yıl zararlarının mahsubu, beş yıllık süre sınırlaması yanında beyannamenin tam ve doğru şekilde doldurulması koşuluna bağlı. Şekli koşullar nedeniyle, ileride geçmiş yıllara ilişkin zararların mahsubu konusunda sorun çıkabilir. Ayrıca, kazanç varsa zarar mahsubu mutlaka yapılmalı, sonradan düzeltmek kolay değil.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Taşınmaz ve iştirak hissesi satanlarda kazancın fona alınması:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan hüküm gereği, bentte yer alan şartlar çerçevesinde;</p>

<p style="text-align:justify">- 15 Temmuz 2023 tarihinden önce iktisap edilen taşınmazların 2025 yılında satışından elde edilen kazancın % 25’i,</p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">İştirak hissesi satışından 2025 yılında satışından elde edilen kazancın ise %50’si,</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">kurumlar vergisinden müstesna.</p>

<p style="text-align:justify">Yasa gereği, satıştan elde edilen kazancın istisnadan yararlanan kısmının, pasifte özel bir fon hesabına alınması gerekiyor. 2025 yılında taşınmaz ve iştirak hissesi satışından elde edilen kazanç varsa ve istisnadan yararlanılacaksa, kazancın istisnadan yararlanan kısmının, <u>beyannamenin verildiği tarihe kadar </u>pasifte özel bir fon hesabına alınması unutulmamalı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Ar-Ge indiriminden ve Teknokent istisnasından yararlananlarda fon uygulaması:</strong></p>

<p style="text-align:justify">2025 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde Ar-Ge indiriminden veya Teknokent istisnasından yararlanıyorsanız, indirim veya istisna tutarı üzerinden %3 oranında fon ayırmayı unutmayın. Fon ayırma zamanına ilişkin Kanun’da açık bir hüküm yok, konu net değil. İndirim veya istisnanın %20’sinin kaybedilmesi riskini almayın, beyanname verme süresi içinde fon ayırın ve muhasebe kayıtlarını yapın.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Girişim sermayesi fonu ayırıp kurum kazancından indirenlerde muhasebe kayıtları:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Ar-Ge indirimi ve Teknokent istisnasından yararlananlarla ilgili zorunluluk yanında, bir de gönüllü girişim sermayesi fonu uygulaması var. Vergi Usul Kanunu’nun 325/A maddesi kapsamında gönüllü olarak girişim sermayesi fonu ayırmayı tercih ediyor ve 2025 yılı beyannamesinde kurum kazancından indiriyorsanız, beyanname verme süresi içinde fon ayırmayı ve buna ilişkin kayıtları yapmayı unutmayın.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yurt dışı iştirak ve şube kazançları</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre;</p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">Yurt dışı iştirakin anonim veya limited şirket olması, en az %10 sahiplik, en az 1 yıl süre kesintisiz elde tutma, iştirak kazancının en az %15 fiili vergi yükü taşıması (bazı faaliyetlerde kurumlar vergisi oranında) ve kazancın beyanname verme süresinin sonuna kadar Türkiye’ye getirilmesi koşullarıyla yurt dışı iştirak kazancının tamamı,</li>
 <li style="text-align: justify;">İştirak payını elinde tutan şirketin yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az % 50 sine sahip olması ve kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmesi koşullarıyla, yurt dışı iştiraklerden elde edilen iştirak kazançlarının % 50’si,</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">kurumlar vergisinden müstesna. Birbirinden ayrı bu istisnalardan birincisi öteden beri vardı, ikincisi ise 28 Aralık 2023 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 7491 sayılı Kanun’la geldi.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendine göre; kazancın en az %15 vergi yükü taşıması (bazı faaliyetlerde bazı faaliyetlerde kurumlar vergisi oranında) ve beyanname verme süresinin sonuna kadar Türkiye’ye transfer edilmesi koşullarıyla, yurt dışı şube kazançları da kurumlar vergisinden müstesna.</p>

<p style="text-align:justify">Özetlediğim bu düzenlemeler gereği, 2025 yılında yurt dışı iştirak veya şube kazancı varsa, istisna koşullarının sağlanıp sağlanamadığına bir kere daha bakılmalı, halen getirilmediyse, söz konusu kazancın beyanname verme süresinin sonuna kadar Türkiye’ye transfer edilmesi sağlanmalı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yurtdışı inşaat işlerinden sağlanan kazançlar için kayıt</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yurt dışında yapılan inşaat, onarım, montaj işleri ile teknik hizmetlerden sağlanarak Türkiye’de genel sonuç hesaplarına aktarılan kazançlar kurumlar vergisinden istisna.</p>

<p style="text-align:justify">İstisnadan yararlanmak için, yurt dışında yapılan kapsamdaki işlerden sağlanan kazançların Türkiye’ye getirilmesi zorunluluğu yok. Ancak kazancın Türkiye’de genel sonuç hesaplarına intikal ettirilmesi unutulmamalı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yenileme fonuyla ilgili iki konu</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sabit kıymetlerin satışından elde edilen kâr, istenirse yeni sabit kıymet alımında kullanılmak üzere, satışın yapıldığı tarihi izleyen üçüncü yılın sonuna kadar bir karşılık hesabında bekletilebiliyor. Bunun için sabit kıymetin yenilenmesinin zorunlu olması veya işletmeyi yönetenlerce bu konuda karar verilmiş olması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">2025 yılında sabit kıymet satıp oluşan kârı yenileme fonuna koyacak kurumların iki işlemi yapmaları gerekiyor; yöneticilerin karar vermesi ve satıştan doğan kârın yenileme fonuna alınması. Daha önce yapılmadıysa, beyanname verme süresi içinde yapılması mümkün.</p>

<p style="text-align:justify">Dikkat çekmek istediğim bir başka konu, yenileme fonuna alınmış kârın zamanında kullanılmamış olması durumunda, satışın yapıldığı yılı izleyen üçüncü yılın kâr zarar hesabına eklenmesi gerektiği. Geçmişte ayrılmış yenileme fonu olanların konuya bakmalarında yarar var.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Şüpheli hale gelen alacaklar için karşılık ayrılması:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Şüpheli alacak karşılığının ne zaman ayrılabileceği konusu açık değil. Gelir İdaresi alacak şüpheli hale geldiği yıl karşılık ayırabilirsiniz, sonraki yıllarda mümkün değil diyor. Son yıllarda verilen bazı yargı kararlarında, alacağın şüpheli hale geldiği yıl karşılık ayrılmadıysa, şüpheli olma durumu devam ediyorsa, sonraki yıllarda da ayrılabilir diyor. Ancak İdarenin görüşü paralelinde de eski tarihli çok sayıda karar var.</p>

<p style="text-align:justify">Önerim, siz bu tartışmaya mümkünse girmeyin, 2025 yılında şüpheli hale gelen alacaklarınız için bu yıl karşılık ayırın. İşi mahkemeye bırakmayın.</p>

<p style="text-align:justify">Bu arada, dava aşamasında olan alacaklarınızla ilgili dosyaları bir kere daha gözden geçirin, şüphelilik halinin devam ettiğinden ve davanın aktif olarak izlendiğinden emin olun.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Değersiz alacaklara ilişkin hesaplanan KDV’nin gelir yazılması:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen katma değer vergisi, alacağın zarar yazıldığı dönemde indirim konusu yapılabiliyor. Ancak şüpheli alacaklarla ilgili düzenleme çerçevesinde karşılık ayrılmak suretiyle gider olarak dikkate alınan KDV’nin indirim konusu yapılabilmesi için, kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alınması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Daha önce karşılık ayırdığınız bir alacağın içinde bu alacağa ilişkin KDV tutarı da var ve bu alacak 2025 yılında değersiz alacak haline gelmişse, indirim konusu yapılan KDV tutarının gelir olarak dikkate alındığından emin olun.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Faiz indirimine ilişkin banka dekontu</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesinde yer alan düzenleme çerçevesinde, nakit sermaye artışı yapan kurumlar, faiz indirimi yapılabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kurumlar Vergisi Genel tebliğinde, indirimden yararlanan kurumların, sermaye artışından gelen nakdin banka hesabına fiilen yatırıldığına ilişkin banka dekontunun vergi dairesine gönderilmesi gerektiği belirtiliyor. Dekontun her yıl gönderilip gönderilmeyeceği konusunda farklı görüşler var. Bence nakdin banka hesabına yatırıldığına ilişkin dekontun bir defa gönderilmesi yeterli ama gereksiz risk almayın, indirimden yararlanılan her yıl gönderin, gereksiz sorun yaşamayın.</p>

<p style="text-align:justify">Bu arada hatırlatayım, 2025 yılı indiriminde dikkate alınacak faiz oranı % 45,34.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Serbest bölge kazanç istisnasına ihracattan elde edilen gelirle sınırlama:</strong></p>

<p style="text-align:justify">Serbest Bölgeler Kanunu’nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası gereği, bölgede üretim yapanların ürettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançları, faaliyet ruhsatlarının tarihine bakılmaksızın kurumlar vergisinden müstesna iken, 2024 yılında 7524 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle, istisna serbest bölgede üretilen malların yurt dışında satışından elde edilen kazançla sınırlandırıldı. Değişiklik 2025 yılı kazançlarına uygulanmak üzere yürürlüğe girdi. Dolayısıyla 2025 yılında yararlanılabilecek istisna, bölgede üretilen malların yurt dışına satışından elde edilen kazançla sınırlı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Diğer bazı konular</strong></p>

<p style="text-align:justify">2025 yılında yapılan önemli bazı vergi düzenlemelerini ve gelişmelerini 18 Mart 2026 tarihinde bu köşede yayınlayan makalede özetlemiştim. Söz konusu makalede yer alan,</p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;">Asgari kurumlar vergisi matrahının tespitinde geçmiş yıl zararları</li>
 <li style="text-align: justify;">İndirimli kurumlar vergisi oranı</li>
 <li style="text-align: justify;">Yeniden sürekli yeniden değerleme</li>
 <li style="text-align: justify;">Bazı indirim, istisna ve vergi uygulamalarının tasdik kapsamına alınması</li>
 <li style="text-align: justify;">Örtülü sermaye düzeltmesinde ödeme koşulu</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">konularına, tekrar etmemek adına bu makalede yer vermedim. İlgilenen bahsettiğim makaleyi inceleyebilirler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Recep BIYIK</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kurumlar-vergisi-beyan-donemi-basladi-3</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/03/kurumlar-vergisi-beyanina-iliskin-ozellikli-durumlar-scl.jpg" type="image/jpeg" length="66501"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[1 Nisan’da başlayacak olan kurumlar vergisi beyan dönemi öncesinde bilinmesi gerekenler]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/1-nisanda-baslayacak-olan-kurumlar-vergisi-beyan-donemi-oncesinde-bilinmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/1-nisanda-baslayacak-olan-kurumlar-vergisi-beyan-donemi-oncesinde-bilinmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İndirim konusu son yılların bir ürünü ve vergi hesaplamalarını çok zorlaştırıyor. Ayrıca vergi incelemelerinde mükellefleri sıkıntıya sokuyor. Özellikle ihracat ve imalat faaliyetiyle uğraşan mükelleflerde kazancın ayırımı çok zor ve tartışmalı…]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="display:none"> </span><span style="display:none"> </span><span style="display:none"> </span><span>Değerli okurlar, hesap dönemi takvim yılı olan kurumlarda 2025 yılı kazançlarına ilişkin beyan dönemi yarın (1 Nisan 2026) başlayacak. Beyannamelerin bu ay sonuna kadar verilmesi ve ödemesinin de en geç bu ayın son günü yapılması gerekiyor.</span><span style="display:none"> </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun (KVK) 32/1 inci maddesi gereğince, kurumlar vergisi mükellefleri, kurum kazancı üzerinden yüzde 25 oranında kurumlar vergisi öderler. Ancak bankalar, sigorta şirketleri ve diğer bazı kurumlar için kurumlar vergisi oranı yüzde 30 olarak (yani artırımlı oranda) uygulanır. Ayrıca bazı mükellefler için indirimli oran söz konusudur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu indirim konusu son yılların bir ürünü ve vergi hesaplamalarını çok zorlaştırıyor. Ayrıca vergi incelemelerinde mükellefleri sıkıntıya sokuyor. Özellikle ihracat ve imalat faaliyetiyle uğraşan mükelleflerde kazancın ayırımı çok zor ve tartışmalı…</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">1. Güncel kurumlar vergisi oranları</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Aşağıdaki tabloda görüleceği üzere vergi sistemimizde kurumlar vergisi %18 ila %30 arasında uygulanıyor. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yatırım teşvik belgeli harcamaların varlığı halinde vergi oranı çok daha düşük oranlara inebiliyor.</span></p>

<p style="text-align:center"><span><img alt="" height="506" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/03/065a6969-1f31-4c54-b536-71b1240cdb95.webp" width="600" /></span></p>

<h3 style="text-align:justify">2. 2025 yılında kurum vergilemesini etkileyen düzenlemeler neler?</h3>

<p style="text-align:justify"><span>2025 yılının en önemli vergi düzenlemeleri, yurt içi asgari kurumlar vergisinin uygulanmaya başlaması ile enflasyon düzeltmesinin uygulamadan (üç yıl, yetki kullanılırsa 6 yıl) kalkması oldu. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Enflasyon düzeltmesinin ertelenmesi zaten beklenen bir gelişmeydi. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Danıştay 2025 yılı sona ermeden geçmiş yıl zararlarının asgari kurumlar vergisi matrahından indirilemeyeceği yönündeki tebliğin ilgili bölümlerini iptal ederek çok sayıda uyuşmazlığı peşinen önledi. Aksi halde, bu yıla damgasını bu konudaki açılan uyuşmazlıklar vuracaktı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Genel bir ifade ile önceki yıllara nazaran bu yıl ihtirazî kayıtla beyan olasılığının düşeceğini tahmin ediyorum. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu kısa girişten sonra 2025 yılı kurumlar vergisi beyanını etkileyen <u>önemli</u> düzenlemeler ve uygulamaları kısaca özetlemek isterim.</span></p>

<h3 style="text-align:justify"><strong><span>2025 yılında enflasyon düzeltmesine ilişkin gelişmeler</span></strong></h3>

<p style="text-align:justify"><span>2025 yılında enflasyon düzeltmesinin yapılmaması yönünde yasal düzenleme yapıldı. Yapılan düzenlemeye göre,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>* 2025 hesap döne<u>mi ile geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere 2026 ve 2027 hesap dönemlerinde (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2026, 2027 ve 2028 yılında biten hesap dönemleri itibarıyla), enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluşup oluşmadığına bakılmaksızın</u>, mali tabloların enflasyon düzeltmesine tabi tutulmayacak. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>* Belirlenen dönemleri, geçici vergi dönemleri de dahil olmak üzere, üç hesap dönemine kadar uzatma konusunda Cumhurbaşkanına yetki verildi. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>* Bu dönemler (yetki kapsamında uzatılan dönemler dahil) enflasyon düzeltmesi şartlarının gerçekleşmediği dönem olarak kabul edildiği için isteyen mükellefler yeniden değerleme yapılabilecekler. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Enflasyon düzenlemesi ile ilgili ikinci önemli gelişme, yapılmakta olan yatırımlarla ilgili sirküler yayınlanması oldu. Bu konuyu “Maliye’den beklentilere cevap: Enflasyon kazançlarında yeniden değerleme uygulaması nasıl yapılacak?” başlıklı yazımda kapsamlı bir şekilde değerlendirmiştim.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Yurt içi asgari kurumlar vergisi uygulamaya girdi</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>2025 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara (özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2025 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına) uygulanmak üzere 2 Ağustos 2024 tarihide yürürlüğe giren yasal düzenleme ile hesaplanan kurumlar indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancının yüzde 10’undan az olamayacağı hükme bağlandı.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Yurt içi asgari kurumlar vergisi hesaplamasında kanunda belirtilen bazı indirim ve istisnalar indirim konusu yapılamıyor, yani bu indirim ve istisnalar üzerinden yüzde 10 asgari vergi alınacak.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu konuda en çok tartışılan husus geçmiş yıl zararlarının asgari vergi matrahından indirilip indirilemeyeceği oldu. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Maliye yayımladığı tebliğde indirilmeyeceğini söylemiş olsa da Danıştay ilgili tebliğin konuya ilişkin bölümlerinin önce yürütmesini durdurdu, sonra Maliyenin itirazını reddetti, son olarak da iptal kararını verdi. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Tabii ki Danıştay 3. Dairesi kararında ısrar edebilir, ancak Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Maliyenin yürütmenin durdurulmasına ilişkin itirazını oyçokluğuyla da olsa reddettiği için bu konuda olumsuz bir gelişme beklenmiyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Ar-Ge indirimi ve teknokent istisnasından faydalananların fon ayırma ve yatırım yapma yükümlülüklerine ilişkin had ve sınırlarda değişiklik yapıldı</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılan değişiklikler aşağıdaki tabloda yer alıyor.</span></p>

<p style="text-align:center"><span><img alt="" height="231" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/03/d40cf619-239b-4f1b-84b3-96c43ea67a7a.webp" width="527" /></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu değişiklikler 2026 yılı Nisan ayında verilecek 2025 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde yararlanılacak Ar-Ge ve tasarım indirimi ile teknokent istisnası için de uygulanacak.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Yatırım fonları veya ortaklıkları kazançlarının kurumlar vergisi istisnasından yararlanması yüzde 50 kâr dağıtımı şartına bağlandı</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>KVK’nın 5/1-d maddesi uyarınca, Türkiye’de kurulu yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları kurumlar vergisinden istisna edilmiş bulunuyor. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>1/1/2025 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere, bu maddede yapılan değişiklikle istisnadan faydalanılabilmesi için fon ve ortaklıkların (emeklilik yatırım fonları hariç) <strong>sahip oldukları taşınmazlardan elde ettikleri kazançların en az %50’sinin</strong>, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken ayı izleyen ikinci ayın sonuna kadar <strong>kâr payı olarak dağıtılması şartı</strong> getirildi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu konuda yaşanan tartışmaları ortaklarımızdan Haluk Erdem T24’te yayınlanan “</span><span><i>Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının istisnadan yararlanabilmesi için kârın yarısını dağıtmasına ilişkin kuralla ilgili yaşanan sorunlar</i>” başlıklı yazısında ayrıntılı bir şekilde değerlendirdi. Mutlaka okumanızı öneririm.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kar dağıtımı şartını sağlayan ve istisnadan faydalanan yatırım fon ve ortaklıklarından elde edilen kar payları kurumlar tarafından KVK’nın 5/1-a maddesi kapsamında iştirak kazancı istisnasına konu edilemeyecek. Buna karşılık şartlar sağlanamadığı taktirde iştirak kazancı istisnasından yararlanılabilecek.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kazancın kanunda öngörülen süreden sonra dağıtılması halinde de istisnadan yararlanılamayacak.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Kamu özel iş birliği modeli projelerinde sözleşmelere taraf olan şirketlerin kurumlar vergisi oranı yüzde 30 olarak belirlendi</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>KVK’nın 32 nci maddesinde yapılan değişiklikle, 3996 sayılı Kanuna göre Yap-İşlet-Devret modeli çerçevesinde gerçekleştirilen projeler ile 6428 sayılı Kanuna göre kamu özel iş birliği modeli çerçevesinde yürütülen projelerde faaliyette bulunan kurumların tüm kazançları üzerinden hesaplanması gereken kurumlar vergisi oranı, 2025 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yüzde 30 olarak belirlendi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Serbest bölge kazanç istisnası ihracatla sınırlandırıldı</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Serbest Bölgeler Kanunu uyarınca, Avrupa Birliğine tam üyeliğin gerçekleştiği tarihi içeren yılın vergilendirme döneminin sonuna kadar serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin satışından elde ettikleri kazançlar gelir veya kurumlar vergisinden istisna idi. Yani serbest bölgeden Türkiye’ye yapılan satışlardan sağlanan kazançlara da istisna uygulanmaktaydı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>1.1.2025 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yapılan değişiklikle, söz konusu istisnanın sadece bölgede imal edilen malların yurt dışına satışından doğan kazançlar için uygulanması sağlandı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak halen Meclis Genel Kurulunda görüşülmekte olan torba yasayla, istisnanın aynı serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere satılmasında da uygulanması yönünde bir değişiklik kabul edildi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>İndirimli kurumlar vergisi uygulamasında çok önemli değişiklikler/kısıtlamalar yapıldı</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>7555 sayılı Kanunla KVK’da yapılan değişiklikle indirimli kurumlar vergisi uygulamasında çok önemli değişiklikler/kısıtlamalar yapıldı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yapılan değişikliklerin yürürlük tarihi, 16/6/2025 tarihinden önce başvurusu yapılmış ve reddedilmemiş olanlar hariç, yayımı tarihinden (24/7/2025’ten) itibaren alınan yatırım teşvik belgelerine uygulanmak üzere yayımı tarihi olarak belirlendi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Dernek ve vakıfların bazı gelirleri dolayısıyla iktisadi işletme oluşmayacağına ilişkin hükmün süresi yine uzatıldı</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>7566 sayılı Kanunun 29 uncu maddesiyle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun geçici 2 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “31/12/2025” ibaresi “31/12/2035” şeklinde değiştirildi.</span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><span>Böylece;</span></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>Dernek veya vakıflarca elde edilen kesinti suretiyle vergilendirilmiş kira gelirleri ile menkul kıymet ve faiz gelirleri ile,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullardaki atölye ve uygulama birimleri ile çıraklık ve halk eğitim merkezlerindeki uygulama birimlerine bağlı döner sermaye işletmelerinin gelirleri nedeniyle,</span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span>İktisadi işletme oluşmuş sayılmayacağına yönelik düzenlemenin uygulama süresi 10 yıl süre ile (yani 31/12/2035 tarihine kadar) uzatılmış oldu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>11 Eylül 2020 tarihli yazımda açıkladığım üzere, bu uygulamanın sürekli uzatılmasını doğru bulmuyorum. Bence, stopajlı-stopajsız gelir ayrımı yapılmadan dernek ve vakıflarca elde edilen bu tip pasif nitelikte gelirlerin "iktisadi işletme oluşturmayacağı" konusunun kalıcı hükümle çözülmesi gerekir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Sürenin 20 yıla yakın uzatılması bu konuda bence Maliyenin de benzer düşüncede olduğunu gösteriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Yararlanılması yeminli mali müşavir (YMM) tasdik raporu ibrazına bağlanan işlemlerin sayısı artırıldı</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>49 seri no.lu Tebliğ ile 2025 yılına ilişkin beyannameler de dahil olmak üzere, kurumlar vergisi beyannamelerinde yer alan ve YMM tarafından düzenlenen tasdik raporu ibraz şartına bağlanan istisna, indirim ve uygulamalar yeniden belirlendi. Kapsam çok genişletildi. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu konuda detaylı bilgi için “Kurumlarda bazı istisna, indirim ve uygulamalar için yeminli mali müşavir tasdik raporu ibraz zorunluluğu getirildi” ve “Bazı istisna ve indirimler için getirilen tasdik zorunluluğunda tartışmalı konular” başlıklı yazılarımı inceleyebilirsiniz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>İhtirazî kayıt konuları</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>2025 dönemine ilişkin ihtirazî kayıtla beyanname verilebilecek konuları kısaca saymakla yetineceğim. Girişte bahsettiğim üzere bu yıl geçmişe nazaran daha az ihtirazî kayıtla beyanname verilmesini bekliyorum. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu sonuçta, sanıyorum önceki dönemlerde açılan davalarda yargının yaklaşımı da etkili oldu.</span></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>Devir ve tam bölünme gibi nedenlerle enflasyon düzeltmesi ertelenmeden önce kıst dönem için beyanname verip enflasyon düzeltmesi yapanlardan fazladan matrah beyan edenler, </span></li>
</ul>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>Nakit sermaye artırımı (Emisyon primi, sermaye artırım avansının yıl sonuna kadar sermayeye eklenememesi, ortak alacaklarının sermayeye eklenmesi, yatırım nedeniyle aktif gelir elde etmeyen şirketlerin durumu, kar dağıtımı sonrası sermaye artırımı vs.),</span></li>
</ul>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>İştirak tasfiye zararları,</span></li>
</ul>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>Örtülü sermaye karşı taraf düzeltmesi ve KDV indirimi, </span></li>
</ul>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>Binek oto kısıtlamaları,</span></li>
</ul>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>Taşınmaz ve iştirak hissesi satış kazançlarında istisna oranının düşürülmesi (yani müktesep hakların tam korunmaması), bağlı değerin bağlı değere dönüştürülmesi, istisna kapsamındaki işlemlerden doğan satış zararları,</span></li>
</ul>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>Uyumlu mükellef indirimi,</span></li>
</ul>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>2023 enflasyon düzeltmesi işlemleri ile ilgili bu yıl gelir yazılması gereken tutarlar, ATİK niteliğinde olmayan varlıkların elden çıkarma zararları vs.</span><span style="display:none"> </span><span style="display:none"> </span><span style="display:none"> </span><span style="display:none"> </span></li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Erdoğan SAĞLAM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/1-nisanda-baslayacak-olan-kurumlar-vergisi-beyan-donemi-oncesinde-bilinmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/04/kurumlar-vergisi-10.jpg" type="image/jpeg" length="51984"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emsal kira bedeline göre beyan]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/emsal-kira-bedeline-gore-beyan-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/emsal-kira-bedeline-gore-beyan-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kiraya verilen bina veya arazinin emlâk vergisine esas beyan değerinin yüzde 5’i, diğer mal ve haklarda ise piyasa değerinin % 10’u yıllık emsal kira bedeli olarak dikkate alınacaktır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Gelir Vergisi Kanunu’nun “ev kirasız-para faizsiz olmaz” şeklindeki iktisadi anlayıştan hareketle düzenlenmiş “emsal kira bedeli” başlıklı 73. maddesi, kimsenin gayrimenkulünü emsalinden daha düşük bir bedelle veya bedelsiz olarak kiraya veremeyeceğini bir karine olarak kabul etmekte ve mükelleflerin emsal kira bedelinden düşük bir kira geliri beyan edemeyeceklerini hükme bağlamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu maddeye göre binalarda ve arazide emsal kira bedeli, söz konusu yer için yetkili özel mercilerce veya mahkemece tespit edilmiş bir kira bedeli mevcutsa bu tespit edilmiş değerdir. Eğer bu şekilde tespit edilmiş bir kira bedeli mevcut değilse, kiraya verilen bina veya arazinin emlâk vergisine esas beyan değerinin yüzde 5’i, diğer mal ve haklarda ise piyasa değerinin % 10’u yıllık emsal kira bedeli olarak dikkate alınacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Örneğin, 2025 yılında emlâk vergisi değeri 8.000.000 lira olan ve bu değer üzerinden emlâk vergisi ödeyen Ali Bey’in, bu dairesi için yıllık emsal kira geliri bedeli 400.000 liradır. Ancak Ali Bey, gerçekte, yıllık 300.000 lira kira geliri elde ettiyse, bu gelirini mi, yoksa emsal kira bedelini mi beyan edecektir? Ali Bey, emsal kira geliri müessesesini bahane edip kirasının artırılmasını isteyebilir mi?<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gerçek olmayan gelir, gelir </strong><strong>vergisine esas alınamaz</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu sorulara, önce hemen cevap verelim, sonra da aşağıda sebeplerini açıklayalım. Her iki sorunun cevabı da olumsuzdur. Örnekteki mükellef Ali Bey, ne gerçekte almadığı 400 bin lirayı kira geliri olarak beyan etmekle yükümlüdür ne de bu sebeple kiracısından kirasının artırılmasını isteyebilir. Çünkü Gelir Vergisi Kanunumuz, bütün kanunun yorumlanmasına esas olacak ilkelerini, hemen 1 ve 2’nci maddesinde açıklamıştır. Bizi ilgilendiren ilkeye göre gelir vergisi, kişilerin elde ettikleri gerçek gelirleri üzerinden alınır. Bir başka deyişle, kişilerin gerçek olmayan veya elde etmedikleri gelirleri, gelir vergisine esas alınamaz.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca, kişilerin ekonomik faaliyetleri ve vergiyi doğuran olaylar, özel hukuk alanında, konumuza ilişkin olarak, kira sözleşmeleri ile oluşur. Kira sözleşmeleri, kira bedelini de gösterir. Vergi Usul Kanunu’nun 8. maddesine göre ise vergi mükellefiyetini veya vergi sorumluluğunu devredenler dışındaki sözleşmeler, muvazaalı veya peçelemeli olduğu ve taraflarının gerçek iradesini veya gerçek durumu yansıtmadığının vergi idaresince delillendirilmesi hali dışında, vergi dairesini bağlar ve vergilendirmeye esas alınmak zorundadır. Nitekim Danıştay’ın muhtelif dava dairelerinin yerleşik içtihadı da bu yöndedir.</p>

<p style="text-align:justify">O halde mükellefler, gerçekten elde ettikleri kira gelirlerini, kira sözleşmeleri, kira makbuzları veya kiraların bankadan ödendiği durumda banka dekontları veya posta havale makbuzları ile kanıtlayabildikleri sürece, emsal kira bedeline göre beyanda bulunmak zorunda değildirler veya bu kişilere emsal kira bedelinden düşük kira geliri beyan ettikleri gerekçesiyle cezalı vergi salınamaz. Salınması halinde kira geliri sahipleri, beyan ettikleri kira gelirinin gerçek olduğunu yargı mercileri önünde açıklama ve kanıtlama olanağına sahiptirler.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak mükelleflerin, kira gelirini kanıtlayamamaları, ellerinde delilleri ve hatta yazılı kira sözleşmeleri bile olmaması durumlarında veya gerçekte daha yüksek kira aldıklarının ve bu miktarı gizlediklerinin vergi idaresince delillendirilmesi halinde yahut gerçek kira bedelinin belirlenememesi veyahut kiracılarından kira almamaları halinde, emsal kira gelirine göre düşük gelir beyan etmeleri halinde cezalı vergi tarhiyatı ile karşılaşma ihtimalleri söz konusu olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Netice olarak, kira gelirini tam ve doğru olarak beyan eden ve beyan ettiği tutarın gerçekte elde ettiği kira tutarı olduğunu kanıtlayabilen mükelleflerin, emsal kira bedeli hükmünden korkmaları veya çekinmeleri için hiçbir sebep yoktur.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kanuna göre 4 istisnai durum</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ayrıca kanunun anılan hükmüne göre, aşağıda sayacağımız dört istisnai halde emsal kira bedeli müessesesi uygulanmaz. 1. Boş kalan gayrimenkullerin muhafazası maksadıyla bedelsiz olarak başkalarının ikametine bırakılması 2. Binaların mal sahiplerinin usul (anne-baba, büyükanne-büyükbaba), füruğ (çocuk, torun) veya kardeşlerin ikametine tahsis edilmesi 3. Mal sahibi ile birlikte akrabaların da aynı evde veya dairede ikamet etmesi 4. Mahalli idareler dahil bütün kamu kurum ve kuruluşları ile yapılan kiralamalar.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak burada 1, 2 ve 3 numaralı hüküm için dikkat edilmesi gereken nokta, “ikamete tahsis edilme”dir. İkamet, yerleşmek niyeti ile oturulan yerdir. Bu sebeple işyeri olarak yapılan tahsisler, buraya girmez.</p>

<p style="text-align:justify">Bu istisnai hallere girmeyen ve belgelendirilebilir nitelikte kira alınmayan ve dolayısıyla emsal kira bedeli üzerinden beyanname vermeyi gerektiren hallere örnek olarak “Çocuğa işyeri tahsisi”, “Kişinin dairesini bedelsiz olarak şirketine kullandırması”, “Bir dairenin (usul-füruğ ve kardeş kavramları dışında kalan), kardeş çocuğuna veya hala, dayı, teyze, amca gibi akrabalara işyeri veya mesken olarak bedelsiz kullandırma” gibi haller sayılabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak bu gibi hallerde, gerçekte bir kira bedeli tahsil ediliyorsa, yine bu gerçek kiranın beyan edilmesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan bedelsiz işyeri olarak tahsislerde eğer mal sahibi gerçekte kira almayarak emsal kira bedeli üzerinden beyanname veriyorsa, kiracı işletmelerin kayıtlarında da bir kira gideri gözükmeyecek ve dolayısıyla stopaj yapma mükellefiyeti de doğmayacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/emsal-kira-bedeline-gore-beyan-1</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/kira-7.jpg" type="image/jpeg" length="20110"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kira gelirini beyan etmezseniz ne olur?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kira-gelirini-beyan-etmezseniz-ne-olur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kira-gelirini-beyan-etmezseniz-ne-olur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vergi idaresiyle ihtilaflı ve maliyeti yüksek bir sürecin parçası olmamak için en basit ve en etkili yol, gelirin doğru, eksiksiz ve zamanında beyan edilmesidir. Aksi halde küçük bir ihmal, telafisi güç ve maliyeti yüksek bir sürece dönüşebilmektedir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>2025 yılında kira geliri elde edenler, birden fazla işverenden ücret alanlar ile gayrimenkulünü satıp değer artışı kazancı elde edenler, belirli şartlar altında bu gelirlerini vergi dairesine ya da elektronik ortamda beyan etmek zorunda. <strong>Beyanname verme süresi ise 31 Mart 2026 itibarıyla sona eriyor.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Ücret</span></strong><span> gelirlerine, <strong>kira </strong>gelirlerine, <strong>eurobond</strong> kazançlarına ve <strong>değer artışı</strong> kazançlarına ilişkin rehber mahiyetindeki detayları daha önce yazmıştım. Ancak bu yazıda, <strong>beyanname vermeyenleri nasıl bir sürecin beklediğine</strong> odaklanmak istiyorum.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Çünkü bu sürecin sonu yalnızca vergi ödemekle bitmiyor; <strong>ceza, faiz, zam ve nihayetinde hacze kadar uzanan bir zincir süreci</strong> söz konusu.</span><span> </span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Süreyi kaçırırsanız ne olur?</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Varsayalım ki beyanname verme süresini kaçırdınız. Bu durumda, idare henüz sizi tespit etmeden <strong>kendiliğinizden beyanname verme imkânınız hâlâ var</strong>.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak bu imkân da kullanılmazsa, idare devreye girer. Kira geliri veya değer artışı kazancı gibi gelirleriniz <strong>takdir komisyonuna sevk edilir</strong> ve verginiz <strong>re’sen tarh edilir</strong>, yani sizin beyanınız olmaksızın idarece hesaplanır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buradaki kritik nokta şu: re’sen yapılan bu tarhiyatta çoğu zaman <strong>istisna ve giderler dikkate alınmaz</strong>. Bu nedenle süresinde beyan edilmesi halinde çıkacak vergiden daha yüksek bir vergi ile karşılaşmanız muhtemeldir.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Ardından cezalar gelir</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Vergi Usul Kanunu’nun 344’üncü maddesi uyarınca, kayba uğratılan vergi kadar vergi ziyaı cezası kesilir. Yani 100 TL vergi için 100 TL de ceza söz konusu olur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak önemli bir istisna var: eğer mükellef, inceleme başlamadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce gecikmiş beyannamesini verirse, <strong>vergi ziyaı cezası yarı oranında</strong> uygulanır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buna ek olarak, beyanname verilmemesi nedeniyle birinci derece usulsüzlük cezası da kesilir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buradaki <strong>tek iyi haber şu</strong>: vergi ziyaı cezası ile usulsüzlük cezası birlikte kesildiğinde, tutar olarak yüksek olan uygulanır, diğeri uygulanmaz.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Gecikme faizi de cabası</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Vergi yalnızca ceza ile kalmaz; bir de <strong>gecikme faizi</strong> söz konusudur. Vergi Usul Kanunu’nun 112’nci maddesine göre, sonradan tarh edilen vergiler için, normal vade tarihinden tahakkuk tarihine kadar <strong>aylık yüzde 3,7 oranında gecikme faizi</strong> hesaplanır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Örneğin, 2025 yılına ait kira gelirine ilişkin beyannamenin 31 Mart 2026’ya kadar verilmesi gerekirken verilmediğini düşünelim. İdare daha sonra bu geliri tespit edip vergi/ceza ihbarnamesini örneğin <strong>2 Eylül 2026 tarihinde</strong> tebliğ etmiş olsun.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu durumda mükellefin: tebliğ tarihinden itibaren <strong>30 gün içinde</strong> dava açma veya idareye başvurma hakkı vardır. Bu sürede işlem yapılmazsa vergi kesinleşir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Gecikme faizi ise, <strong>verginin normal vade tarihinden bu sürenin sonuna kadar geçen süre için</strong>hesaplanır.</span><br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify">Dava açma ve/veya idareye başvuru hakkınız var</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içinde vergi dairesine başvurup <strong><i>cezaların bir kısmını <u>uzlaşma yoluyla</u> veya aynı süre içerisinde yine vergi dairesine başvurup <u>cezaların yarısını</u>sildirme şansına sahipsiniz. </i></strong>Bunun için mutlaka tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde vergi dairesine <strong><i>başvuru yapmanız</i></strong> gerekmektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu arada <strong><i>dava açma hakkınız da bulunmaktadır</i></strong>. Vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içinde vergi mahkemesine dava açabilirsiniz. Haklı gerekçeleriniz olmalı, yoksa yargıyı beyhude meşgul etmemek lazım.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Ödemedim, idareye de başvurmadım dava da açmadım</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Vergi/ceza ihbarnamesi tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içinde ne idareye uzlaşma ya da cezada indirim için başvurdunuz ne de dava açtıysanız 30’uncu günden itibaren 1 aylık ödeme süreniz başlar. Bu 1 aylık sürede ödeme de yapmazsanız 1 aylık sürenin bitiminden sonra bu kez <span>6183 sayılı Kanun m.55 uyarınca <strong><i>size bir ödeme emri</i></strong> gönderilecektir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ödeme emrinin tebliğinden itibaren ya borcunuzu ödeyeceksiniz/ödemeyecekseniz ya da dava açacaksanız. </span><span>6183 sayılı Kanun’un 58’inci maddesinde <strong><i>ödeme emrini dava etmeye ilişkin usul hükümlerine</i></strong>yer verilmiştir. Buna göre; ödeme emri “<strong><i>böyle bir</i></strong> <strong><i>borcun olmaması, kısmen ödenmiş olması</i> </strong>veya<strong><i>zamanaşımına uğramış olması”</i></strong> olmak üzere 3 farklı gerekçe ile dava edilebilecektir. Görüldüğü üzere<span> bu aşamada dava açma mahiyeti çok ama çok sınırlıdır.</span></span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Gecikme zammı da uygulanacak</h3>

<p style="text-align:justify"><span>6183 sayılı Yasa m.51 uyarınca süresi içinde ödenmeyen amme alacaklarına yasal sürenin son gününü takip eden günden itibaren aylık <strong><i>yüzde 3,7 gecikme zammı uygulanır</i></strong>.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Gecikme faiziyle gecikme zammı oranları aynı ama <strong><i>gecikme faizi, vergi</i></strong> üzerinden; <strong><i>gecikme zammı ise vergi+vergi ziya cezasıı üzerinden</i></strong> hesaplanacaktır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu arada hemen uyarayım bu gecikme zammı tutarına herhangi bir indirim vs (uzlaşma, cezada indirim vs) uygulanmayacaktır. </span><span> </span></p>

<h3 style="text-align:justify">Sırada Haciz var</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Ödeme emrini alan kişi ya bu borcu öder ya da bunu dava eder. Borcu ödemezse 15 günlük süre içerisinde <strong><i>mal bildiriminde</i></strong> bulunması gerekir. <i>Hiç mal varlığım yok demek</i> de mal bildirimi sayılır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Amme borcu süresi içerisinde ödenmediği için 6183 sayılı Yasa m.55 gereğince kendisine ödeme emri tebliğ edilen borçlunun <strong><i>15 gün içerisinde borcunu ödememesi</i></strong> halinde, 6183 sayılı Yasanın muhtelif maddeleri uyarınca <strong><i><u>hakkında haciz uygulanır</u></i></strong>. Bankadaki parasına, <strong><i>maaşının belli bir oranına</i></strong> vs haciz gelebilir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Haciz işlemine başlanabilmesi için öncelikle amme borcunun ödeme emri ile takip edilmesi ve ödeme emrine ilişkin Yasada belirtilen sürecin tamamlanması gerekmektedir. Bu süreç ödeme emrinin usule uygun tebliğ edilmiş olması ve bu sürede <i><u>borcun <strong>tamamının </strong>ödenmemesi</u></i> gerekmektedir. Olası bir durumda ödeme emri ile tebliğ edilen borcun bir kısmı ödenmişse ödenmeyen kısım hacze konu olur. </span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Sonuç</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Vergi hukukunda çoğu zaman asıl yükümlülük verginin kendisi değil, <strong>o yükümlülüğün zamanında yerine getirilmemesidir</strong>. Süresinde verilen bir beyanname ile ödenecek vergi, çoğu durumda öngörülebilir ve yönetilebilir bir tutardayken; aynı vergi beyan edilmediğinde kısa sürede <strong>ceza, gecikme faizi ve gecikme zammı ile katlanarak büyüyen bir borca</strong> dönüşmektedir. Üstelik süreç yalnızca parasal bir yükle sınırlı kalmamakta, nihayetinde <strong>malvarlığına müdahale anlamına gelen haciz uygulamalarına kadar</strong>uzanmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu nedenle mesele, yalnızca bir idari yükümlülüğün yerine getirilmesi değil; <strong>gereksiz ve ağır sonuçlar doğurabilecek bir sürecin en baştan önlenmesidir</strong>. Vergi idaresiyle ihtilaflı ve maliyeti yüksek bir sürecin parçası olmamak için en basit ve en etkili yol, gelirin doğru, eksiksiz ve zamanında beyan edilmesidir. Aksi halde küçük bir ihmal, telafisi güç ve maliyeti yüksek bir sürece dönüşebilmektedir.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Murat BATI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kira-gelirini-beyan-etmezseniz-ne-olur</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 09:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/kira-geliri-bildirmeyen.webp" type="image/jpeg" length="13143"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Engelliler ÖTV muafiyetinden yararlanacak mı?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/engelliler-otv-muafiyetinden-yararlanacak-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/engelliler-otv-muafiyetinden-yararlanacak-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına rağmen yeni düzenleme yapılmadı. Gelir İdaresi’nin yazısı ise durumu netleştirdi: Engelli vatandaşlar ÖTV’siz araç alamıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Engelli bireylerin ÖTV muafiyetli araç alımına ilişkin kritik düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına rağmen uygulamaya geçirilmedi. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yeni bir adım atmaması nedeniyle binlerce engelli vatandaşın haklarını kullanamadığı ortaya çıktı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>AYM KARARI SONRASI YASAL BOŞLUK OLUŞTU</strong></p>

<p style="text-align:justify">27 Aralık 2024’te yapılan düzenlemeyle, engelli bireylerin ÖTV’siz araç alımında uygulanan süre 5 yıldan 10 yıla çıkarılmıştı. Bu değişikliğe karşı açılan davayı değerlendiren Anayasa Mahkemesi (AYM), 26 Haziran 2025 tarihli kararında önemli bir iptale imza attı.</p>

<p style="text-align:justify">Yüksek Mahkeme, engellilik oranı yüzde 90 ve üzeri olan bireylerin, kendi kullanımına uygun özel tertibatlı araçlar açısından söz konusu düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı buldu. AYM, iptal kararının ardından yeni bir düzenleme yapılması için 9 aylık süre tanıdı.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak bu sürenin dolmasına rağmen herhangi bir yasal düzenleme yapılmadı. İptal edilen hükmün yerine yeni bir uygulama getirilmemesi, sistemde ciddi bir boşluk yarattı. </p>

<p style="text-align:justify"><strong>GELİR İDARESİ YAZI GÖNDERDİ: İŞLEM YAPILAMAZ</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sözcü’nün haberine göre, Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından 81 ildeki defterdarlıklara gönderilen yazıda mevcut durum açıkça ortaya kondu. Yazıda, yeni bir düzenleme yapılmadığı için işlem tesis edilemeyeceği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle ÖTV muafiyetinden yararlanmak isteyen engelli vatandaşlar, araç alım sürecinde işlem yaptıramıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Hazine ve Maliye Bakanlığı ise uygulamanın hayata geçirilememesine ilişkin gerekçesini şu sözlerle açıkladı:</p>

<blockquote style="text-align: justify;">“Anayasa Mahkemesi bir kanunu ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.”</blockquote>

<p style="text-align:justify">Yaşanan bu durum, yasal düzenleme yapılmadığı sürece engelli bireylerin ÖTV muafiyetli araç alım hakkını kullanamamasına neden oluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>haberhurriyeti.com</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/engelliler-otv-muafiyetinden-yararlanacak-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/bdturkey-com/uploads/2026/03/otv-engelli.webp" type="image/jpeg" length="12229"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2025’te elde edilen kâr paylarında vergileme]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/2025te-elde-edilen-kar-paylarinda-vergileme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/2025te-elde-edilen-kar-paylarinda-vergileme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu yazımı, yıllık beyan döneminde olmamız dolayısıyla bazı konuları tekrar gündeme getirmekte yarar olduğunu düşündüğümden, 2025 yılında gerçek kişi pay sahiplerince sermaye şirketlerinden elde edilen kâr paylarının beyanına, istisna olan kısmının belirlenmesine ve yıllık beyanname konusu yapılmasına ilişkin kurallara ayırdım.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Kâr dağıtımı, gerçek kişilere yapıldığında stopaj ve bazı koşullarla yıllık beyan yükümlülüğünü getirmektedir. Şirketler bazen bu yüzden bazen de şirketin mali yapısının güçlendirilmesi yahut yatırımları için kaynak oluşturmak amacıyla kâr dağıtmayarak kârı yedek akçelere veya genel kurul kararı ile oluşturulan fonlarına eklemeyi tercih edebilmektedirler. Kârı dağıtmak mı iyidir, yoksa şirkette tutmak mı iyidir? Bu soruya ancak şirket bazında karar verilebilir.</p>

<p style="text-align:justify">Tam mükellef kurumlardan elde olunan kâr paylarının vergilendirme ve istisna uygulamasında en önemli konu, şirketçe dağıtılan kârın hangi yıla ait kazançlardan olduğu noktasında düğümlenmektedir. Bu nedenle genel kurul kararında hangi yıl kazancının dağıtıldığının belirtilmesinde bazen yarar olabilmektedir.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong>2003 sonrasına ait kâr payları </strong></p>

<p style="text-align:justify">Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) 22/2. maddesine göre, tam mükellef kurumlardan elde edilen ve 75/2. maddesinin 1-3. bentlerinde yer alan kâr paylarının yarısı gelir vergisinden istisna edilmiştir. Bu düzenlemelere göre yarısı vergiden istisna olan kâr payları anonim şirketlerde, hisse senedi veya ilmuhaber sahiplerine, menkul kıymete bağlanmamış çıplak pay sahiplerine, kurucu senetlerine veya intifa senetlerine, yönetim kurulu başkan ve üyelerine ödenen kâr paylarıdır. Limitet şirketlerde istisnadan yararlanacak kâr payları ise ortaklara ödenen kâr payları ile organ sıfatını haiz müdürlere ödenen kâr paylarıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Söz konusu istisnaya tâbi kâr payları, -kural olarak- GVK’nın 94/1-6. maddesine göre dağıtımda gelir vergisi stopajına tabidir. Stopaja tabi tutularak elde edilen gelirlerin beyan sınırı ile mukayesesinde ve beyannameye aktarılmasında kural, bu gelirlerin brüt olarak nazara alınmasıdır. Net gelir üzerinden vergilendirme yapılmaz. Bu nedenle, kâr payı elde edenlerin, istisna olan yarı tutarı hesaplamadan önce elde ettikleri kâr paylarını brütleştirmeleri, sonra yarısını alarak istisna ve vergiye tabi tutarı hesaplamaları gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Söz konusu kâr paylarının vergiye tabi olan yarısının, GVK’nın 86. maddesinde yazılı beyan sınırını aşması halinde, bu vergiye tabi olan kısmın tamamının yıllık beyanname ile beyan olunması gerekmektedir. Bu sınır 2025 yılında elde edilecek kâr payları için 330.000 TL’dir.</p>

<p style="text-align:justify">Kâr payının yıllık beyanname konusu olup olmayacağı, ancak bu hesaplama ile mümkündür. Zira beyan sınırının hesabında istisna kısım, nazara alınmaz. Mükellefin başkaca gelirleri de olma ihtimalini bir kenara bırakarak basit bir örnek de verelim. Örneğin Bay (A), (B) AŞ’den 400.000 TL brüt, %15 stopaj düşüldükten sonra net 340.000 TL kâr payı almış olsun. Brüt kâr payının yarısı 200.000 TL vergiden istisna olacak ve kalan 200.000 TL vergiye tabi olacak, ancak sınırı geçmediğinden yıllık beyanname konusu olmayacaktır. Mükellefin istisna sonrası geliri sınırı geçerse idi, sınırı geçen kısmı (yarısı) yıllık beyannameye konu olacak, ancak beyan edilen gelire isabet eden yıllık gelir vergisinden, şirket tarafından yapılmış vergi kesinti tutarının tamamı mahsup edilecektir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2003 öncesine ait kâr payları </strong></p>

<p style="text-align:justify">Yukarıdaki açıklamalarımız, kurumların 2003 ve izleyen yıllara ait kârlarını dağıtmaları durumunda geçerlidir. Çünkü GVK’nın 22. maddesinde yer alan istisna düzenlemesi, dağıtılan kârın; 2003 yılı ve sonrasına ait olması halinde geçerlidir. Dağıtılan kârın 2002 ve öncesi istisna kazançlardan olması veya kanunun geçici 61. maddesinde kapsamında stopaja tabi mülga yatırım indirimi istisnasından kaynaklanması durumunda, elde edilen kâr paylarının beyan kuralları, GVK’nın geçici 62. maddesinde farklı olarak düzenlemeye konu edilmiştir. Bu düzenlemeye göre, söz konusu kaynaklardan dağıtılan ve elde edilen net kâr paylarının 1/9 fazlasının yarısı vergiden istisna edilecektir. Dolayısıyla elde edilen kâr payının 330.000 liralık beyan sınırını geçip geçmediği, bu şekilde belirlenebilecektir. Sınırın aşılması dolayısıyla yıllık beyannamede bu kapsamda bir kâr payı gelirinin yer alması halinde, bu gelire tekabül eden yıllık vergiden, beyan olunan kâr payı tutarının beşte biri indirilecek, kalan vergi ödenecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Kurumların 2003 öncesine ait istisna dışı kazançlarından yapacakları kâr dağıtımlarında uygulama ise, 2003 sonrası dönemlerle ilgili yukarıdaki açıklamalarımız doğrultusunda olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1998 öncesine ait kâr payları </strong></p>

<p style="text-align:justify">Kurumların 1998 ve öncesine ait kârlarını dağıtmaları halinde ise, tam mükellef gerçek kişilerce elde edilen kâr paylarının tamamı yıllık beyannameye dahil edilmeyecektir. Bu kısma tekâbül eden kâr payının tamamı, gelir vergisinin konusu dışındadır. Burada kurumun dağıttığı kazancın istisna kazançlardan olup olmaması da bir önem taşımamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu belirlemelerin kâr payı elde edenlerce yapılması olanağı, özellikle halka açık anonim şirket ortakları için pek kolay değildir. Bu nedenle kâr dağıtımı yapan şirketlerin, her şeyden önce dağıttıkları kâr paylarının kaynaklarını belirlemeleri, kâr dağıtımı kararının alındığı genel kurul kararında bunu belirtmeleri ve hissedarlarına açıklamaları gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yurt dışından elde </strong><strong>edilen kâr payları</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim ve limitet şirketlerden elde edilen kâr paylarının yarısı, bu kurumların ödenmiş sermayelerinin en az % 50’sine sahip olunması ve kâr payının elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık beyannamenin verilmesi gereken tarihe kadar söz konusu kâr payının Türkiye’ye transfer edilmesi koşullarıyla vergiden istisnadır. Beyan olunan kâr payları üzerinden yurt dışında ödenen vergiler ise genel hükümlere (varsa ilgili çifte vergilendirme anlaşmasına) göre yıllık beyannamede çıkan vergiden mahsup edilecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/2025te-elde-edilen-kar-paylarinda-vergileme</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 08:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/12/kar-payi-2.webp" type="image/jpeg" length="51491"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tütünde vergi politikasının amacı nedir?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/tutunde-vergi-politikasinin-amaci-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/tutunde-vergi-politikasinin-amaci-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belki de asıl mesele burada düğümleniyor: Davranışı değiştirmek için insanları cezalandırmak mı, yoksa onları daha iyi seçeneklere yönlendirmek mi?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>Her yıl Avrupa’da 1,6 milyon insan tütün nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu tablo karşısında Dünya Sağlık Örgütü’nün önerisi net: <strong>Vergileri artırın, fiyatları yükseltin, tüketimi düşürün</strong>. Hatta daha da ileri gidiliyor; sigara fiyatının en az yüzde 75’inin vergiden oluşması gerektiği savunuluyor. Hesap da hazır: Vergiler önemli ölçüde artırılırsa milyonlarca kişi sigarayı bırakacak, milyonlarca ölüm önlenecek, devletler de milyarlarca dolarlık ek gelir elde edecek.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kâğıt üzerinde kusursuz bir denklem.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak meseleye biraz yakından bakınca, bu denklemin herkes için aynı sonucu üretmediği görülüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Çünkü tütün vergileri, en sert biçimde <strong>tersine artan oranlı (regressive tax)</strong> vergilerden biri. Yani gelir düzeyi düştükçe verginin yükü artıyor. Veriler bunu açık biçimde ortaya koyuyor: Düşük gelirli haneler, tütün üzerinden gelirlerine oranla çok daha yüksek tutarda vergi ödüyor. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>ABD merkezli bağımsız kuruluş <strong>Tax Foundation’ın</strong> yayımladığı bir makaleye <em>-önceki senelerde yayımlanan veriler uyarınca</em>- tütün içenler gelirlerinin yüzde 27,9'unu tüketim vergisi olarak öderken, tütün içmeyenler yüzde 12,1'ini ödüyor; bu da 15,8 puanlık bir fark anlamına geliyor. Türkiye'de, en düşük gelir diliminde (en yoksul haneler) tütün içenler ile içmeyenler arasındaki vergi yükü farkı yüzde 21,1 iken, gelir dağılımının en yüksek diliminde bu fark sadece yüzde 5'tir. Bu veriler günümüzde çok fazla değişmiş görünmüyor. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Başka bir ifadeyle, aynı politika iki farklı dünyada iki farklı sonuç üretiyor. Dünya Sağlık Örgütü bu eleştiriye hazırlıklı. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>DSÖ, tütün vergilerinin <strong>görünürde tersine artan oranlı (regressive tax)</strong> olduğunu kabul ediyor ama daha geniş etkiler hesaba katıldığında aslında yoksulluk karşıtı bir araç olduğunu savunuyor. Gerekçe basit: Fiyat artışı özellikle gençleri ve düşük gelirli grupları sigaradan uzaklaştırıyor; böylece uzun vadede sağlık kazanımı ve refah artışı sağlanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Sorun şu ki, bu yaklaşım resmin sadece bir kısmını anlatıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Çünkü herkes sigarayı bırakmıyor. Hatta önemli bir kısmı bırakmıyor. Ve tam da bu noktada politikanın görünmeyen yüzü ortaya çıkıyor: Sigara içmeye devam edenler için vergi artışı, doğrudan daha fazla yoksulluk anlamına geliyor. Daha da çarpıcısı, bu yükün nasıl karşılandığı. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Makaleye göre, araştırmalar, tütün vergilerindeki artışın düşük gelirli hanelerde sağlık ve eğitim harcamalarının kısılmasına yol açtığını gösteriyor. Yani bir yandan sağlığı korumak için tasarlanan bir politika, diğer yandan insan sermayesini aşındıran bir etki yaratabiliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bununla da bitmiyor. Yüksek vergiler kaçakçılığı ve kayıt dışı piyasayı büyütüyor. Bu alanlar, zaten en kırılgan kesimlerin daha güvencesiz koşullarda yer aldığı, kamu denetiminin zayıf olduğu alanlar.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Tüm bunlar, şu soruyu kaçınılmaz kılıyor: Amaç doğru olsa da araç doğru mu?</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Vergi, kuşkusuz güçlü bir politika aracı. Ancak cezalandırıcı niteliği ağır bastığında, özellikle yoksullar üzerinde beklenmeyen sonuçlar doğurabiliyor. Oysa bazı ülkeler farklı bir yol deniyor. Daha az zararlı alternatiflere geçişi teşvik eden politikalar hem sağlık hedeflerine ulaşmayı hem de gelir dağılımını bozmamayı mümkün kılabiliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Belki de asıl mesele burada düğümleniyor: Davranışı değiştirmek için insanları cezalandırmak mı, yoksa onları daha iyi seçeneklere yönlendirmek mi?</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Tütünle mücadelede vergi artışları etkili olabilir. Ama tek başına yeterli değil. Dahası, tek başına uygulandığında adaletsiz sonuçlar doğurabiliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu nedenle tartışmayı <strong>tütün zararlı mı?</strong> düzeyinden çıkarmak gerekiyor. Asıl soru şu olmalı: <strong>Bu zararla mücadele ederken bedeli kim ödüyor?</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Eğer vergi yükü sürekli en savunmasız kesimlerin üzerinde yoğunlaşıyorsa, tütün vergisi politikası yeniden tasarlanmalı kanaatindeyim.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Murat BATI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/tutunde-vergi-politikasinin-amaci-nedir</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 08:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/02/sigara.webp" type="image/jpeg" length="88187"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vergi mükellefleri dikkat... Fazla vergi ödüyor olabilirsiniz]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/vergi-mukellefleri-dikkat-fazla-vergi-oduyor-olabilirsiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/vergi-mukellefleri-dikkat-fazla-vergi-oduyor-olabilirsiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beyannamede yer alan indirim, istisna ve mahsup haklarının eksik kullanılması, birçok mükellefin gereğinden fazla vergi ödemesine neden oluyor. Doğru ve bilinçli beyan ise vergi yükünü önemli ölçüde azaltabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Her yıl çok sayıda mükellef, yalnızca bilgi eksikliği nedeniyle olması gerekenden daha fazla vergi ödüyor. Oysa gelir vergisi sistemi, doğru kullanıldığında önemli indirim ve avantajlar sunuyor. Ancak bu imkânlar çoğu zaman beyannamede ya hiç kullanılmıyor ya da eksik kullanılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Beyanname, çoğu mükellef için yalnızca yerine getirilmesi gereken bir yükümlülük olarak görülüyor. Oysa doğru kullanıldığında vergi yükünü azaltan yönü vardır. Özellikle içinde bulunduğumuz Mart ayında, beyannamelerin verilmesiyle birlikte bu sürecin doğru kavranması, mükellef açısından doğrudan mali sonuçlar doğurmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Vergilendirmede en kritik aşama, vergilendirilecek kazancın doğru şekilde tespit edilmesidir. Stopaj yoluyla vergilendirmede esas alınan unsur çoğu zaman gayrisafi tutar ve hasılat iken, yıllık beyana dayalı vergilemede durum farklıdır. Özellikle ticari kazançlarda, vergiye esas kazancın belirlenmesi teknik ve çok aşamalı bir süreçtir. Bu süreçte kanunun öngördüğü şekilde defterlerin tutulması, işlemlerin belgelendirilmesi ve gerekli değerleme işlemlerinin yapılması zorunludur.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>KAZANÇLA VERGİ MATRAHI AYNI DEĞİL</strong><br />
Vergilendirme aşamasında, ticari kazanç ile mali kazanç (vergiye esas kazanç) ayrımı önem kazanır. Ticari kazanç, işletmenin defterleri esas alınarak belirlenir ve bilanço ile mali tablolarda yer alır. Bu, işletmenin muhasebe tekniğine göre ortaya çıkan ticari sonucudur.<br />
Ancak vergileme bu kazanç üzerinden doğrudan yapılmaz.</p>

<p style="text-align:justify">Mali kazanç, yani vergiye esas alınacak tutar, beyanname üzerinde yapılan düzeltmelerle belirlenir. Bu aşamada sistem iki yönlü müdahale eder. Bir yandan, işletme açısından gider olan bazı unsurlar vergi hukuku bakımından kabul edilmez ve kanunen kabul edilmeyen giderler (KKEG) olarak ticari kazanca ilave edilir. Diğer yandan, bazı gelirler kanunen vergi dışı bırakıldığı için matrahtan indirilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>GEÇMİŞ YIL ZARARLARI</strong><br />
Öncelikle, geçmiş yıl zararlarının mahsubu, mali kazancın tespitinde temel unsurlardan biridir. Ancak bu imkân sınırsız değildir. Zararların, doğduğu yılı izleyen beş yıl içinde mahsup edilmesi gerekir; bu süre içinde indirilemeyen zararlar düşme hakkını kaybeder.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ayrıca her zarar türü mahsup edilemez. Özellikle diğer kazanç ve iratlardan doğan zararlar, istisna kapsamındaki kazançlara ilişkin zararlar veya sermayede meydana gelen eksilmeler vergi matrahından indirilemez. Bu düzenleme, vergi matrahının aşındırılmasını önlemeye yöneliktir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>BEYANNAMEDE DİKKATE ALINAN BAŞLICA İNDİRİMLER</strong><br />
Bununla da sınırlı kalınmaz. Sosyal, ekonomik, mali ve kültürel amaçlarla öngörülen muafiyet, istisna ve indirimler de yine beyanname üzerinde dikkate alınır. Faaliyetle doğrudan ilgisi bulunmasa da örneğin eğitim ve sağlık giderleri defterlerde değil, beyanname üzerinden indirilerek vergi matrahını etkiler.</p>

<p style="text-align:justify">Bu indirimler genellikle beyan edilen gelirin belirli bir yüzdesi ile sınırlandırılmıştır ve belgeye dayanma, Türkiye’de yapılmış olma gibi şartlara bağlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Teşvik niteliğindeki indirimler de bulunmaktadır. Sponsorluk harcamaları, girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarlar, korumalı iş yeri indirimi, bireysel katılım yatırımcısı indirimi, Ar-Ge ve tasarım indirimi bu grupta yer alır.</p>

<p style="text-align:justify">Bağış ve yardımlar da bu sistem içinde yer alır. Bazı bağışlar belirli oranlarla sınırlı olarak indirilebilirken, kamu yararı gözetilen bazı bağış ve yardımların tamamı matrahtan indirilebilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>VERGİYİ DOĞRUDAN AZALTAN MEKANİZMA</strong><br />
Sistem yalnızca matrahı değil, doğrudan vergiyi etkileyen bir teşvik mekanizması da öngörmüştür. Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 121’inci maddesi kapsamında, ticari, zirai veya mesleki kazanç sahiplerinden belirli şartları sağlayan uyumlu mükelleflerin, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan verginin %5’i, ödenecek gelir vergisinden indirilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu düzenleme matrah indirimi niteliğinde olmayıp, doğrudan hesaplanan vergiyi azaltan bir mekanizmadır. Amaç, vergiye gönüllü uyumu artırmak ve düzenli mükellef davranışını ödüllendirmektir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>VERGİ MAHSUPLARI</strong><br />
Yıl içinde stopaj yoluyla kesilen vergiler, ödenen geçici vergiler, yıllık beyannamede hesaplanan gelir vergisinden düşülür; kesinti tutarının fazla olması halinde ise aradaki fark mükellefe iade edilir.</p>

<p style="text-align:justify">Özetle yasalarımızda vergi yükünü doğrudan azaltan imkanlar var. Bu imkanların ihmal edilmesi ise mükellef açısından gereksiz bir vergi yükü anlamına gelir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Odatv.com | Yusuf İLERİ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/vergi-mukellefleri-dikkat-fazla-vergi-oduyor-olabilirsiniz</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/07/vergi-kanun.webp" type="image/jpeg" length="62801"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gayrimenkul kira geliri olanların dikkat edeceği önemli hususlar]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/gayrimenkul-kira-geliri-olanlarin-dikkat-edecegi-onemli-hususlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/gayrimenkul-kira-geliri-olanlarin-dikkat-edecegi-onemli-hususlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilindiği üzere mart ayı 2025 yılında elde edilen gelir vergisine tabi kazanç unsurlarının beyanı açısından son derece önemli.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="p1" style="text-align:justify">Cezalı duruma düşmemek bakımından özellikle Hazine Ve Maliye Bakanlığı tarafından özel önem verilen ve yapılan teknik altyapı çalışmaları ile yakından takip edilen kira gelirlerinin doğru beyan edilmesi önemli. Artık ilgili bakanlık bu gelirler açısından gerekli önlemleri almış olup kayıp ve kaçak veya eksik beyana izin vermiyor. Bu yazımızda kira gelirleri nedeniyle milyonlarca mükellefimizi ilgilendiren bu konuyu tüm ayrıntılarıyla değerlendireceğiz.</p>

<p class="p3" style="text-align:justify"><span class="s1">Beyannamenin Verilme Zamanı ve Yeri:</span></p>

<p class="p4" style="text-align:justify">Mükelleflerin, 2025 dönemine ait beyana tabi gayrimenkul sermaye iradı gelirleri için <strong>1 Mart – 31 Mart</strong> <strong>2026</strong> tarihleri arasında beyannamelerini vermeleri gerekmektedir.</p>

<p class="p4" style="text-align:justify">Beyannameler;</p>

<p class="p4" style="text-align:justify"><strong><span class="s2">♦</span> Hazır Beyan Sistemi </strong>aracılığıyla internet ortamından,<br />
<span class="s2">♦</span><strong> Dijital Vergi Dairesi </strong>(Hazır Beyan Sistemi) aracılığıyla internet ortamından,<br />
<span class="s2">♦</span><strong> Hazır Beyan mobil uygulaması </strong>aracılığıyla da cep telefonundan,<br />
<span class="s2">♦</span><strong> Vergi dairesinden alınan kullanıcı kodu, parola ve şifre ile mükellefin kendisi ya da 3568 sayılı Kanun gereği elektronik beyanname gönderme aracılık yetkisi almış meslek mensupları ile elektronik beyanname aracılık sözleşmesi imzalanarak</strong> Dijital Vergi Dairesi (e-Beyanname Sistemi) ile elektronik ortamdan,<br />
<span class="s2">♦</span><strong> </strong>Bağlı bulunulan (<strong>ikametgâhın bulunduğu yer</strong>) vergi dairesine <strong>kâğıt ortamında elden</strong>,<br />
<span class="s2">♦</span><strong> </strong>İkametgâh adreslerine bağlı kalınmaksızın herhangi bir vergi dairesinden, verilebilir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Beyanname verildikten sonra hesaplanan verginin ilk taksitinin beyanname verme son günü olan 31 Mart 2026 tarihine kadar, ikinci taksitinin de 31 Temmuz 2026 tarihine kadar iki eşit taksitte ödenmesi gerekmektedir.</p>

<p class="p4" style="text-align:justify"><span><strong>31 Mart 2026 Tarihine Kadar Kimler Kira Gelirleri İle İlgili Beyanname Verecek?</strong></span></p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiraya verilmesi karşılığında elde edilen gelirler “gayrimenkul sermaye iradı” olarak ifade edilmekte olup bu gelirler belirli koşullarda gelir vergisine tabi tutulmaktadır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Kira gelirine konu mal ve hakların; sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri ile kiralanmış bir mal veya hakkın kiraya verilmesinden gelir elde eden kiracılar, gayrimenkul sermaye iradı yönünden mükellef kabul edilecektir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">• Beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan mükelleflerden; 2025 yılı içerisinde toplam 47.000 TL üzerinde konut kira geliri elde edenler beyanname vereceklerdir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">• Bir konuta birden fazla kişinin ortak olması halinde, her bir ortak için istisna ayrı ayrı uygulanır. Bir kişinin birden fazla konuttan kira elde etmesi halinde istisna, her bir konut için ayrı ayrı değil, kira gelirleri toplamına bir defa uygulanır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">• Kira gelirini beyan etmeyen veya eksik beyan edenler kira gelirleri istisnasından faydalanamayacaktır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">• Gerçek usulde gelir vergisine tabi ticari, zirai veya mesleki kazancını beyan etmek zorunda olanlar istisnadan yararlanamayacaktır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">• 2025 yılı içerisinde 47.000 TL üzeri mesken kira gelirinin yanında, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde edilen ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratların gayri safi tutarları toplamı 1.200.000 TL’yi geçenler 47.000 TL’lık mesken istisnasından yararlanmayacaklardır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">• İşyeri kira gelirleri üzerinden vergi kesintisi yapılanlardan, kira gelirlerinin brüt tutarını beyanname verme sınırını (2025 yılı için 330.000 TL) aşanlar (Beyanname verme sınırı olan 330.000 TL’nin aşılıp aşılmadığının tespitinde, gelir vergisi kesintisine tabi brüt kira gelirleri ile konut kira gelirinin gelir vergisinden istisna edilen tutarı aşan kısmı birlikte dikkate alınacaktır.) beyanname vereceklerdir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">• Bir takvim yılı içinde mal ve hakların kiralanmasından elde edilen gelirlerden kesinti ve istisna uygulanmasına konu olmayan ve tutarı beyanname verme sınırını (2024 yılı için 18.000 TL) aşanlar beyanname vereceklerdir. Gelirin beyan sınırını geçmesi halinde, geçen kısmın değil gelirin tamamının 2024 yılı için verilecek beyannameye dahil edilmesi gerekiyor.</p>

<p class="p3" style="text-align:justify"><span><strong><span class="s1">Özellikli Durumlar</span></strong></span></p>

<p class="p4" style="text-align:justify"><strong>1. Kira Gelirinin Elde Edilme Zamanı</strong></p>

<p class="p4" style="text-align:justify">Mükelleflerce bir takvim yılı içinde o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak nakden veya aynen tahsil edilen kira bedelleri o yılda elde edilmiş gelir kabul edilecektir. Örneğin: 2024 ve 2025 yılları kira gelirleri topluca 2025 yılında tahsil edilmiş ise, 2025 yılının geliri olarak dikkate alınacaktır.</p>

<p class="p4" style="text-align:justify">Ancak, gelecek yıllara ait olup peşin tahsil edilen kira bedelleri, ilgili yılın geliri olarak kabul edilerek ilgili yıllarda beyan edilir. Örneğin: 2025 ve 2026 yılları kira gelirleri topluca 2025 yılında tahsil edilmiş ise, her yıla ait kira bedeli ilgili yılda beyan edilecektir.</p>

<p class="p4" style="text-align:justify"><strong>2. Döviz Cinsinden Elde Edilen Kiralar</strong></p>

<p class="p4" style="text-align:justify">Döviz cinsinden kiraya verme işlemlerinde tahsilatın yapıldığı tarihteki T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru esas alınarak gayri safi hasılat belirlenir. Borsada rayici yoksa Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen kur üzerinden Türk Lirası’na çevrilerek, kira geliri aşağıda açıklanan şartlara göre beyan edilir.</p>

<p class="p4" style="text-align:justify"><strong>3. İş Yeri Olarak Kiralanan Gayrimenkullerde Vergi Tevkifatı (Stopajı)</strong></p>

<p class="p4" style="text-align:justify">Gayrimenkulleri işyeri olarak kiralayan belirli kişi ve kuruluşlar, gerçek kişilere ve belirli kuruluşlara yaptıkları kira ödemeleri üzerinden gelir vergisi kesintisi yapacaklardır. Yani işyerinin kiracıları, ödeyecekleri brüt kira üzerinden %20 oranında vergi kesecekler ve iradı elde eden adına vergi dairesine ödeyeceklerdir.</p>

<p class="p4" style="text-align:justify">Kimlerin hangi ödemeler için vergi kesintisi yapmak zorunda olduğu Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinde sayılmıştır.</p>

<p class="p4" style="text-align:justify"><strong>4. Kira Geliri Matrahının Hesabında İndirilebilecek Giderler</strong></p>

<p class="p4" style="text-align:justify">Gayrimenkul sermaye iradında safi iradın tespiti için, kira gelirlerinden indirilecek giderler konusunda seçilebilecek iki yöntem vardır.</p>

<p class="p4" style="text-align:justify">a) Gerçek Gider Yöntemi (GVK Md.74)<br />
b) Götürü Gider Yöntemi</p>

<p class="p4" style="text-align:justify">Mükellefler gerçek veya götürü gider usulünden sadece birini seçmek mecburiyetindedir, her ikisini birden kullanmazlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="p4" style="text-align:justify">Götürü Gider Yönteminin Seçilmesi Halinde Hesaplanan Gider Tutarı;</p>

<p class="p4" style="text-align:justify"><span class="s2">♦</span><strong> </strong>Götürü veya gerçek gider yönteminin seçimi, taşınmaz malların tümü için yapılmaktadır. Bunlardan bir kısmı için gerçek gider, diğer kısmı için götürü gider yönteminin seçilmesi mümkün değildir.<br />
<span class="s2">♦</span><strong> </strong>Götürü gider yöntemini seçen mükellefler, (hakları kiraya verenler hariç) kira gelirlerinden istisna tutarını düştükten sonra kalan tutarın <strong>% 15</strong>’i oranındaki götürü gideri, gerçek giderlere karşılık olmak üzere indirebilirler.<br />
<span class="s2">♦</span><strong> </strong>Hakları kiraya verenler, götürü gider yöntemini kullanamazlar.<br />
<span class="s2">♦</span><strong> </strong>İş yeri kira geliri ile birlikte hakların kiraya verilmesinden<strong> </strong>de gelir elde eden mükellefler, verecekleri gelir vergisi beyannamelerinde gerçek gider yöntemini seçmek zorundadırlar.<br />
<span class="s2">♦</span><strong> </strong>Bu usulü seçen mükellefler <strong>iki yıl </strong>geçmedikçe gerçek gider yöntemine dönemezler.</p>

<p class="p4" style="text-align:justify"><strong>5. Kira Gelirlerine Uygulanacak Diğer İndirimler Nelerdir?</strong></p>

<p class="p4" style="text-align:justify">Kira geliri elde eden gayrimenkul sermaye iradı sahibi mükellefler, Gelir Vergisi Kanunu’nun 89 uncu maddesinde yer alan <strong>Hayat/Şahıs Sigorta Primleri</strong> <strong>Eğitim ve Sağlık Harcamaları</strong> <strong>Bağış ve Yardımlar</strong> <strong>Sponsorluk Harcamalarını </strong> tamamını veya belli bir tutarını verdikleri beyanname üzerinde safi iratlarından indirim konusu yapabileceklerdir<strong>.</strong></p>

<p class="p1" style="text-align:justify"><strong>6.Kira Tahsil Edilmediyse Beyanname Verilmesi Zorunlu mu?</strong></p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Kira gelirinde tahsilat esası geçerlidir. Yani tahsil esasına göre kira gelirinin vergilendirilmesi için nakden veya ayni olarak tahsil edilmiş olması gerekmektedir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Kiraya verilen bir konut için kiracıdan hiç kira tahsil edilemediyse beyannamede verilmeyecektir ya da ne kadar kira geliri tahsil edildiyse sadece tahsil edilen kısım beyannameye dahil edilecektir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Kira bedelinin nakden tahsil edilmesi, kiranın Türk parası veya yabancı para ile ödenmesini ifade eder. Alınan çek bedelleri de nakden tahsilat sayılır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify"><strong>7.Kiralar Bankadan Ödenmek Zorunda mı?</strong></p>

<p class="p1" style="text-align:justify">İş yeri ve konut kiralama işlemlerine ilişkin yapılacak tahsilat ve ödemelerin banka veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsikine yönelik olarak 2024 yılı içerisinde düzenlemeler yapılmıştır. Buna göre;</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">• Konutlarda ve iş yerlerinde, konutunu ve iş yerini kiraya verenler ve bunları kiralayanların, kiraya ilişkin tahsilat ve ödemelerini bankalar veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunludur.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">• Haftalık, günlük veya benzeri şekilde kısa süreli konut kiralamalarına ilişkin yapılan tahsilat ve ödemeler de tevsik kapsamındadır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">• Konutunu ve iş yerini kiraya verenler ve bunları kiralayanların, kira bedeline ilişkin mahkeme ve icra yoluyla veya ayni olarak yaptıkları tahsilat ve ödemeler tevsik zorunluluğu kapsamında değildir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">• Hisseli gayrimenkullerin kiralanmasında, kira bedelinin tamamının kiraya verenlerden birine bankalar veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi aracılığıyla ödenmesi durumunda, tevsik zorunluluğunun yerine getirildiği kabul edilir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">• Bankalar veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi aracı kılınmak suretiyle, para yatırma, havale, EFT, çek, banka ve kredi kartı gibi araçlar kullanılmak suretiyle yapılan tahsilat ve ödemeler karşılığında dekont veya hesap bildirim cetvelleri düzenlendiğinden, bu belgeler tevsik edici belge olarak kabul edilecektir. Bankaların internet şubeleri üzerinden yapılan ödeme ve tahsilatlar da bu kapsamdadır. Kişilerin kira ödemelerini, banka şubelerine giderek T.C. kimlik numarası, vergi kimlik numarası, ad soyad/ unvan bilgileri ve “kira ödemesi” açıklamasıyla kiraya verenin hesabına yatırması durumunda da tevsik yükümlülüğü yerine getirilmiş sayılır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify"><strong><span class="s3">Örnek:</span> </strong></p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Mükellef (A), Üç dairesini konut olarak kiraya vermesi sonucu yıllık 168.000 TL, 120.000 TL ve 240.000 TL kira geliri elde etmiştir. Beyana tabi başka geliri olmayan mükellef, götürü gider yöntemini seçmiştir. Mükellefin, 2025 yılında kiraya verdiği üç konuttan elde ettiği toplam kira geliri(168.000 + 120.000 + 240.000) 528.000 TL’dir.<br />
Birden fazla konuttan kira geliri elde edilmesi halinde istisna, kira gelirleri toplamına bir Mükellefin kira gelirine ilişkin ödenecek gelir vergisi aşağıdaki gibi hesaplanacaktır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">– Gayrimenkul Sermaye İradı (Konut) = 528.000 TL</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">– Gayrisafi İratlar Toplamı = 528.000 TL</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">– Vergiden İstisna Edilen Tutar = 47.000 TL</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">– Kalan (528.000 – 47.000) = 481.000 TL</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">– Giderler (Götürü) (481.000 X %15) = 72.150 TL</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">– Safi İrat (481.000 – 72.150) = 408.850 TL</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">– Vergiye Tabi Gelir Matrahı = 408.850 TL</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">– Hesaplanan Gelir Vergisi = 79.389,50 TL</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">– Ödenecek Gelir Vergisi = 79.389,50 TL</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Olay | Fatih ACAR</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/gayrimenkul-kira-geliri-olanlarin-dikkat-edecegi-onemli-hususlar</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/kira-7.jpg" type="image/jpeg" length="98818"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hangi gelirler için beyanname vermeliyim?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/hangi-gelirler-icin-beyanname-vermeliyim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/hangi-gelirler-icin-beyanname-vermeliyim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gelir vergisi kanununa göre gerçek ki­şilerin gelirleri gelir vergisine tabi­dir. Kanunda yazılı gelir unsurlarını elde eden gerçek kişilerin gelirlerinin yıllık beyannamede toplanması zorunludur.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Gerçek kişilerce 2025 yılında elde edi­len gelirler için beyan dönemi 1 Mart-31 Mart 2026 tarihi olup, vergi Mart ve Temmuz aylarında iki taksit halinde ödenebilecek. Gelir Vergisi Kanunu uya­rınca; tacirler, çiftçiler ve serbest meslek erbapları ticari, zirai ve mesleki faaliyet­lerinden kazanç temin etmemiş olsalar bile yıllık beyanname vermek zorunda­dırlar. Kira, ücret, menkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratları elde edenlerin beyanname verip vermeyeceği elde edi­len gelirin tutarına ve gelirin niteliğine bağlı olarak değişmektedir. Bu yazımızda beyana tabi gelirler özet olarak ele alın­maya çalışılmıştır.</p>

<h3 style="text-align:justify">Ticari, zirai ve mesleki faaliyetler</h3>

<p style="text-align:justify">Ticari kazanç elde edenler, zarar etse­ler dahi yıllık beyanname vermek zorun­dalar. Esnaf muaflığından yararlananlar ile kazançları basit usulde tespit edilen­ler, gelir vergisi beyannamesi vermeye­cekler.</p>

<p style="text-align:justify">Zirai kazançlarda genel vergilendirme şekli tevkifat usulü olup, kanunda yazı­lı tutarları aşan çiftçiler gerçek usulde vergilendirilirler. Zirai kazançları ger­çek usulde vergilendirilmekte olan mü­kellefler, söz konusu faaliyetlerinden do­layı kazanç elde etmemiş olsalar bile yıl­lık beyanname verecekler.</p>

<p style="text-align:justify">Serbest meslek erbabı zarar etse dahi yıllık beyanname vermek zorunda. An­cak telif kazançları istisnasından yarar­lananlar bu kazançları için beyanname vermek zorunda değil.</p>

<h3 style="text-align:justify">Ücret geliri elde edenler</h3>

<p style="text-align:justify">2025 yılında bir veya birden fazla işve­renden elde edilen stopaja tabi tutulmuş ücret gelirlerinin toplamı beyan sınırı olan 4.300.000Tl yi aşanlar, sporcular ve hakemler dahil gelir vergisi beyanname­si vermek ve ücret gelirlerinin tamamını beyan etmek zorundalar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ücretlerini yabancı bir memleketteki işverenden alan hizmet erbabı ile istis­nadan faydalanmayan yabancı elçilik ve konsolosluk memur ve hizmetlileri de beyanname verecek.</p>

<h3 style="text-align:justify">Kira Geliri Elde Edenler</h3>

<p style="text-align:justify">2025 yılında stopaja tabi tutulmuş iş­yeri kira gelirleri toplamı 330 bin TL'yi aşanlar ile konut kira gelirleri toplamı 47 bin TL yi aşanlar beyanname vermek zo­runda. Söz konusu tutarları aşmayan ge­lirler için beyanname verilmez. Hem ko­nut hem de iş yeri kira geliri olanlar, ko­nut kira gelirinin istisnayı aşan kısmı ile işyeri kira gelirlerinin toplamını birlikte dikkate almak zorundalar. 2025 yılı içe­risinde 47 bin TL üzeri mesken kira geli­ri yanında, ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer ka­zanç ve iratların gayri safi tutarları top­lamının 1.200.000 TL’yi geçmesi halinde 47 bin TL’lik mesken istisnasından ya­rarlanılamaz.</p>

<h3 style="text-align:justify">Gayrimenkul Satanlar</h3>

<p style="text-align:justify">Elde etme tarihinden itibaren 5 yıl içinde satılan konut, arsa gibi gayrimen­kullerin satış kazançları beyana tabi. İvazsız (miras, bağış vs.) gibi karşılıksız elde edilen gayrimenkullerin satışı sü­reye bağlı olmaksızın vergiye tabi değil. Gayrimenkullerin elden çıkarılmasın­dan doğan değer artışı kazancının, 2025 takvim yılı için 120.000 TL’si gelir vergi­sinden istisnadır.</p>

<h3 style="text-align:justify">Menkul Kıymet Gelirleri</h3>

<p style="text-align:justify">Mevduat, repo, tahvil-bono faizi, katı­lım bankası kar payı gibi menkul kıymet geliri elde edenler, bu gelirleri için be­yanname vermek zorunda değiller. Söz konusu gelirler üzerinden yapılan sto­paj nihai vergi niteliğinde. Kâr payları ve eurobond faiz geliri elde edenler 330 bin TL'yi aşan gelir elde etmeleri halinde be­yanname verecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Mahmut Bülent YILDIRIM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/hangi-gelirler-icin-beyanname-vermeliyim</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 09:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/03/gelir-1.jpg" type="image/jpeg" length="14376"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Devir Sözleşmelerinde Damga Vergisi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/devir-sozlesmelerinde-damga-vergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/devir-sozlesmelerinde-damga-vergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İlgide kayıtlı özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden, … Vergi Dairesi</p>

<p style="text-align:justify">Müdürlüğünün … vergi kimlik numaralı mükellefi … Ltd. Şti.'nin %50 hissesinin şirketinize ait olduğu, diğer %50 lik hissesinin ise … Vergi Dairesi mükellefi … San ve Tic. A.Ş.'ne ait olduğu,… San ve Tic. A.Ş.'nin adı geçen firmadaki %50'lik hissesinin devri ile ilgili adı geçen firma ile şirketiniz arasında 2/10/2024 tarihinde … 8. Noterliğinde "Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi" imzalandığı, daha sonra bu devir <span>sözleşmesi </span>kapsamında taraflar arasında …/…/2024 tarihli "…/…/2024 Tarihli Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesine Ek Protokol" başlıklı kağıdın imzalandığından bahisle söz konusu ek protokolün 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV/16 fıkrası kapsamında damga vergisinden istisna olup olmadığı hususunda İstanbul Defterdarlığınca verilen 03.12.2025 tarih ve E-97895701- 155[2025/13]-1602353 sayılı Özelgede,<span> </span>özetle;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1, 2 3, 4 ve 14 üncü maddesi hükümlerinden söz edildikten sonra, özelge talep formunuz ve eklerinin incelenmesinden;</p>

<p style="text-align:justify">-Şirketiniz ile … San ve Tic. A.Ş. arasında noterde düzenlenen …/…/2024 tarihli "Limited Şirket Pay Devir Sözleşmesi"nde, … San ve Tic. A.Ş.'nin … Turizm Ltd. Şti.'deki 10.000 payının bütün aktif ve pasifiyle, hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte 10.000.000,00 TL. bedel karşılığında şirketinize devredildiği, devir bedelinin tamamının nakden ödendiği belirlemelerine yer verildiği,</p>

<p style="text-align:justify"><span>Buna göre, şirketiniz ile … San. ve Tic. A.Ş. arasında noterde düzenlenen …/…/2024 tarihli ilk devir sözleşmesine istinaden devir bedelinin ödendiği ve …/…//2024 tarihli ve … sayılı Türkiye<span> </span>Ticaret Sicili Gazetesinde pay devrinin tescili işlemlerinin <span>tamamlandığı,<span> </span></span><span><span> </span></span>ek protokolün Ticaret Sicil Gazetesinde pay devrinin tescilinden sonra düzenlendiği, ek protokolde ilk devir sözleşmesine atıf <span>yapıldığı<strong>, </strong></span><strong><u>devir bedelinin artırılması yanında</u> <u>temlik işlemlerine de yer verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde</u>, <u>söz konusu</u> <u>ek protokolün 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun IV/16 ncı fıkrası kapsamında</u> <u>değerlendirilmesi ve damga vergisinden istisna tutulması mümkün bulunmamakta</u> olup, başvurunuz konusu ek protokolün 488 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre artan devir bedeli ile temlik bedelinin toplamı üzerinden 488 sayılı Kanuna ekli (1) sayılı tablonun <span>I/A-1 </span>fıkrası uyarınca damga vergisine tabi tutulması<span> </span>gerekmektedir.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify">Bilgilerinize sunarız.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Ş.A. Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.</span></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/devir-sozlesmelerinde-damga-vergisi</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2022/10/kefalet-sozlesmesi.jpg" type="image/jpeg" length="52085"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eğitim ve sağlık harcamaları indirimi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/egitim-ve-saglik-harcamalari-indirimi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/egitim-ve-saglik-harcamalari-indirimi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2025 yılına ilişkin gelirlerin yıllık beyanname ile beyanında sürenin sonuna doğru yaklaşıyoruz. Bu nedenle bende bir hatırlatma niteliğinde olmak üzere yıllık beyannamede indirim konusu yapılabilecek sağlık ve eğitim harcamaları konusunu tekrar gündeme getireyim istedim...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinde mükelleflere bazı harcamalarını beyanname üzerinden düşme hakkı tanınmıştır. Bu listedeki harcamalardan beyannamelerde en sık görüleni eğitim ve sağlık harcamaları indirimidir.</p>

<p style="text-align:justify">Gelir Vergisi Kanunu’nun 89/2 maddesine göre; gelir vergisi beyannamesi verenler toplamı, beyan ettikleri gelirin %10’unu aşmamak şartıyla, Türkiye’de belgeye dayalı olarak yaptıkları kendilerine, eşlerine ve küçük çocuklarına ait eğitim ve sağlık giderlerini, beyan ettikleri gelirlerinden indirme hakkına sahiptirler. Bu konudaki idari anlayış Gelir Vergisi’ne ilişkin 20 no.lu sirküler ile 255 no.lu genel tebliğin 4 no.lu bölümünde ve özelgelerde yer almıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu indirim hakkından, gelirlerini yıllık beyanname ile beyan eden, kira gelirleri veya birden fazla işverenden ücret almaları yahut arızi gelirleri dolayısıyla beyanname verenler dahil, bütün mükellefler yararlanabilmektedirler. Bu husus ise istisna veya beyan sınırları dolayısıyla beyanname veremeyen mükelleflerde ve özellikle bir işverenden ücret almaları dolayısıyla beyan hakkı olmayanlar yönünden bir eşitsizlik ve adaletsizlik yaratmaktadır.<br />
<br />
<strong>İndirim yapılabilecek kalemler</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kanunda sadece “eğitim” ve “sağlık” harcamalarının indirim konusu yapılabileceği vurgulanmıştır. Eğitim harcamalarına örnek olarak, öğrenciler için, eğitim amacı ile eğitim ve öğretim kurumlarına, ana okulu, kreş ve dershanelere yapılan ödemeler; sürücü ve müzik kurslarına ödenenler dâhil, eğitim amaçlı tüm kurs ücretleri; okul servislerine ve öğrenci yurtlarına ödenen ücretler; eğitim CD’leri, kitap ve kırtasiye bedelleri ile eğitim araç ve gereçleri için yapılan harcamalar sayılabilir. Buna karşılık spor kurslarının ücretleri, üniversite ve okullara giriş hazırlığına yönelik dergiler ile mesleki dergiler hariç gazete ve dergi bedelleri; müzik âletleri, bilgisayar, eğitim amaçlı olmayan CD ve disket bedelleri; tiyatro, konser ve sinema giriş ücretleri, yabancı ülkelerdeki eğitim kurumlarına yapılan ödemeler, okul aile birliği ve okul koruma derneklerine yapılan bağışlar ve Türkiye’de vergi mükellefi olmayan okullara ödenen eğitim ücretleri ile Devlet okullarına ödenen harçlar kapsama girmemektedir. Bu uygulamada dikkate alınabilecek sağlık harcamalarına örnek olarak da teşhis ve tedavi amacı ile yapılan her türlü muayene, tahlil, röntgen, ultrason, tomografi, MR, check-up, ameliyat, fizik tedavi ve diş tedavisi ücretleri ile özel hastane ücretleri her çeşit protez, sağlık malzemesi ve tekerlekli sandalye giderleri ile numaralı gözlük ve lens giderleri; doktor raporuyla alınan cilt sağlığına ilişkin harcamalar sayılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Beyannamedeki kazançtan indirilebilecek olan bu giderlerin, mükellefe, eşine ve küçük çocuklarına ait olması gerekmektedir. Eşlerden her ikisinin de gelir vergisi beyannamesi vermesi durumunda, eşlerden her biri kendi eğitim ve sağlık harcamalarını indirebilirler. Aynı harcamanın her iki eşin beyanında da mükerrer olarak dikkate alınmaması gerekir. “Küçük çocuk” tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları ifade etmektedir.<br />
<br />
<strong>Harcamaların Türkiye’de yapılması şart</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu harcamaların beyannamede indirim konusu yapılabilmesi için Türkiye’de yapılmış olması şarttır. Bu nedenle Türkiye gümrük bölgesi dışı sayılan yerlerde yapılan harcamalar, Kıbrıs’ta yapılan harcamalar kapsama girmez. Yurt dışından posta ile veya başka şekilde getirtilen ilâç ve kitaplara ilişkin giderlerin indirimden yararlanması da mümkün değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan bu harcamaların fatura, serbest meslek makbuzu, yazar kasa fişi, ödeme kaydedici fiş gibi bir belge ile kanıtlanması gerekmektedir. Ancak bu belgelerin beyannameye eklenmesi gerekmemekle birlikte elektronik beyannamede bu harcama belgelerinin listelenmesi talep edilmektedir. Öte yandan bu belgelerin zamanaşımı süresince istenildiğinde ibraz edilmek üzere saklanması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">İdari anlayışta ÖKC fişi ile tevsik olunan harcamaların kabul görmediği, sadece faturaya veya serbest meslek makbuzuna dayalı harcamaların indiriminin kabul edildiği görülmektedir. Bu yanlış bir uygulamadır. Burada kişisel ve nihai tüketim harcamaları söz konusudur. Nihai tüketicilerin ise illa fatura alma zorunluluğu yoktur. Kredi kartı ile yapılan ve ödeme kaydedici cihaz fişi ile belgelendirilen harcamalarda, genelde fiş üzerinde ilk harfleri ile de olsa kart sahibinin adı ve bir kısmı kapalı da olsa son dört rakamı itibariyle kartın numarası yer aldığından, burada harcamanın kime ait olduğu ödemenin kim tarafından yapıldığı da belirlenebilir niteliktedir. Buna rağmen vergi idaresi özellikle mahsup taleplerine dayalı kontrollerde harcamanın kim tarafından yapıldığının tespitine elverişli ödeme kaydedici cihaz fişlerini kabul etmemektedir. Bu gibi durumlarda tek ve zorunlu yol yargıya başvurudur. Zira vergi mahkemeleri açılan davalarda, harcamanın fatura ile tevsiki zorunluluğunun olmadığı ve ödeme kaydedici cihaz fişlerinin kredi kartı ödeme bilgilerinden harcama yapanın tespit edilebilir nitelikte olduğu gerekçeleri ile kabul kararları vermektedir. Mahsup talebinde bulunan ve talebi bu sebeple reddedilenlerin veya bir incelemede indirim talebi bu sebeple reddedilenlerin konuyu yargıya taşımaları halinde, bu konudaki tarhiyatların iptal edilmesi olasılığı, şu ana kadar verilmiş kararlar uyarınca pek yüksektir. İdarenin, sırf biraz daha vergi geliri elde edeyim diye ihdas ettiği ve mükelleflerin yasal haklarını yasal dayanağı olmaksızın kısıtlayan bu uygulama gözden geçirilmeli ve mükellefler hakları teslim edilmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yılki beyanda geçen yıla göre farklılık, indirim konusu yapılacak eğitim ve sağlık harcamaları tutarının 500.000 lirayı aşması halinde, bir YMM’den tasdik raporu alınması gereğidir. Bu Raporu temin ile uğraşmak istemeyenlere önerim indirim tutarını 499.000 lirada bırakmalarıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/egitim-ve-saglik-harcamalari-indirimi-1</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/03/saglik-ve-egitim-harcamasi.jpg" type="image/jpeg" length="69148"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ücret gelirinde kimler beyanname vermek zorunda?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/ucret-gelirinde-kimler-beyanname-vermek-zorunda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/ucret-gelirinde-kimler-beyanname-vermek-zorunda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her yıl mart ayı, gelir vergisi beyannamesi verme yükümlülüğü bulunan mükellefler açısından önemli bir dönemdir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Özellikle ücret gelirleri çoğunlukla işverenler tarafından vergilendirilmekle birlikte, belirli şartların oluşması halinde çalışanların da yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesi gerekmektedir. Bu nedenle ücret geliri elde eden çalışanların beyanname verme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığını ve beyan sınırlarını kontrol etmeleri, olası vergi ve ceza riskleriyle karşılaşmamaları açısından önem taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kapsamında Gelir Vergisi Kanunu'nda önemli değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişiklikler kapsamında ücret gelirlerinin hangi durumlarda yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan edileceği daha açık şekilde düzenlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Tek işverenden elde ettiği ücret geliri toplamı dördüncü vergi dilimine ulaşan, iş değiştiren çalışanlarda ise elde ettiği ücret geliri iki işveren nezdinde de ayrı ayrı ikinci vergi dilimine ulaşan ve iş değişikliğinde iki işverenden birindeki kümülatif gelir vergisi matrahı ikinci dilime ulaşmasa da iki işverenden nezdinde oluşan kümülatif gelir vergisi matrahı toplamı dördüncü gelir vergisi dilimine ulaşan çalışanların gelir vergisi beyannamesi vermesi gerekmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bu bağlamda;</p>

<p style="text-align:justify">* 01/01/2025 tarihinden 31/12/2025 tarihine kadar tek işverenden elde ettiği ücret kazancının kümülatif gelir vergisi matrahı 4.300.000 TL'yi aşan çalışanların,</p>

<p style="text-align:justify">* 01/01/2025 tarihi ile 31/12/2025 tarihi arasında iş değiştiren ve birinci ile ikinci işverenden elde ettiği ücret kazancının kümülatif gelir vergisi matrahı ayrı ayrı 330.000 TL'ye ulaşan çalışanların,</p>

<p style="text-align:justify">* İş değiştiren ancak birinci veya ikinci işverenden birinde kümülatif gelir vergisi matrahı 330.000 TL'ye ulaşmasa da iki işverenden elde edilen ücretin toplam kümülatif gelir vergisi matrahı 4.300.000 TL'ye ulaşan çalışanların,</p>

<p style="text-align:justify">2026 yılının Mart ayında gelir vergisi beyannamesi verme yükümlülükleri bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">2025 takvim yılında elde edilen ücret gelirlerine ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesi 1 Mart 2026 – 31 Mart 2026 tarihleri arasında verilecektir. Beyannameler Gelir İdaresi Başkanlığının Hazır Beyan Sistemi üzerinden (<a href="https://intvrg.gib.gov.tr/hazirbeyan" rel="nofollow" target="_blank">https://intvrg.gib.gov.tr/hazirbeyan</a>) elektronik ortamda verilebilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Hesaplanan gelir vergisinin, birinci taksiti damga vergisi ile birlikte 31 Mart 2026'ya kadar, İkinci taksiti ise 31 Temmuz 2026 tarihine kadar ödenmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Gelir vergisi beyannamesi verilirken, bazı harcamaların belirli şartlar dahilinde beyan edilen gelirden indirim konusu yapılması da mümkündür. Bu doğrultuda aşağıdaki harcamalar ve ödemeler belirli şartlar çerçevesinde indirim konusu yapılabilmektedir:</p>

<p style="text-align:justify">* Hayat ve şahıs sigorta primleri,</p>

<p style="text-align:justify">* Eğitim ve sağlık harcamaları,</p>

<p style="text-align:justify">* Engellilik indirimi (Bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan çalışanlar da bu indirimden yararlanabilmektedir.),</p>

<p style="text-align:justify">* Beyan edilen gelirden sınırlı olarak indirilebilecek bağış ve yardımlar ile tamamı indirilebilecek bağış ve yardımlar,</p>

<p style="text-align:justify">* Sponsorluk harcamaları,</p>

<p style="text-align:justify">* Cumhurbaşkanınca başlatılan yardım kampanyalarına yapılan ayni ve nakdi bağışlar,</p>

<p style="text-align:justify">* İktisadi işletmeleri hariç olmak üzere Türkiye Kızılay Derneği ve Türkiye Yeşilay Cemiyetine makbuz karşılığında yapılan nakdi bağış ve yardımlar,</p>

<p style="text-align:justify">* Bireysel katılım yatırımcısı indirimi,</p>

<p style="text-align:justify">* Diğer mevzuat hükümleri kapsamında tamamı indirilebilen bağış ve yardımlar.</p>

<p style="text-align:justify">Gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gerektiği halde verilmemesi veya beyannamenin eksik düzenlenmesi durumunda, bu durumun Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından tespit edilmesi halinde çeşitli yaptırımlar uygulanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kapsamda beyan edilmeyen ya da eksik beyan edilen gelir tutarı üzerinden gelir vergisi yeniden hesaplanmakta ve hesaplanan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca zamanında ödenmeyen vergi tutarı için gecikme faizi uygulanmakta ve beyannamenin hiç verilmemesi durumunda ise iki kat birinci derece usulsüzlük cezası gündeme gelebilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak, ücret gelirleri çoğu zaman işverenler tarafından vergilendirilse de bazı durumlarda çalışanların yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesi gerekebilmektedir. Bu nedenle çalışanların yıl içinde elde ettikleri ücret gelirlerini ve beyan sınırlarını dikkatle kontrol etmeleri önem taşımaktadır. Beyanname verme yükümlülüğü bulunan kişilerin süresi içinde beyanda bulunmaları hem olası cezai yaptırımları önleyecek hem de varsa indirim haklarından yararlanabilmelerini sağlayacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Star | Resul KURT</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/ucret-gelirinde-kimler-beyanname-vermek-zorunda</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Mar 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/calisan-vergi.webp" type="image/jpeg" length="87822"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vakıf üniversitelerine yeni düzenleme]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/vakif-universitelerine-yeni-duzenleme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/vakif-universitelerine-yeni-duzenleme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vakıf üniversitelerinde öğrenim ücretlerine sınırlama getiren yeni düzenleme yürürlüğe girerken, üniversite hastanelerinin vergi muafiyetinin kaldırılmasını öngören teklif Meclis gündeminde. Gelişmeler, vakıf üniversiteleri için yeni bir dönemin habercisi olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Türkiye’de yükseköğretim sistemi uzun süredir iki temel yapı üzerinden ilerliyor: Devlet üniversiteleri ve vakıf üniversiteleri. Bugün sayıları yaklaşık 75’e ulaşan vakıf üniversiteleri, yükseköğretim sisteminin önemli bir parçası haline gelmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa’nın 130. maddesi, vakıfların kazanç amacı gütmemek şartıyla yükseköğretim kurumu kurabileceğini açıkça düzenlemiştir. Bu düzenlemenin temel amacı, devlet üniversitelerinin sayısal olarak yetersiz kaldığı dönemlerde yükseköğretime erişimi artırmak ve eğitim kapasitesini genişletmekti.<br />
1983 yılında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na eklenen hükümlerle vakıf üniversitelerinin hukuki altyapısı oluşturuldu. Kanununun 56’ncı maddesi ile ek 7’nci maddesi uyarınca vakıf üniversiteleri, genel bütçeye dahil kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan mali muafiyet ve istisnalardan aynen yararlanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>VAKIF ÜNİVERSİTELERİNİN MALİ AYRICALIKLARI</strong><br />
Bunun sonucu olarak Vakıf üniversiteleri kurumlar vergisi, emlak vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, bazı harçlar ve damga vergisi başta olmak üzere çeşitli mali kolaylıklardan yararlanmaktadır. Bunun yanında üniversiteye yapılan bağış ve yardımlar veraset ve intikal vergisinden istisna tutulmakta, bu bağışlar gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebilmektedir. Harç ve damga vergisi muafiyetinden faydalanmakta; ayrıca belediye vergileri kapsamında ilan ve reklam vergisi ile çevre temizlik vergisi bakımından da çeşitli muafiyetler söz konusu olabilmektedir. Bu muafiyetlerin temel gerekçesi ise açıktır: kazanç amacı gütmeyen bir eğitim kurumunun mali açıdan desteklenmesi ve yükseköğretim hizmetlerinin kamu yararı çerçevesinde sürdürülebilmesidir.</p>

<p style="text-align:justify">Vakıf üniversitelerinin mali açıdan sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını temin etmek amacıyla tanınan bu istisna ve muafiyetler, devletin önemli ölçüde mali fedakârlık üstlendiğini göstermektedir. Bununla birlikte söz konusu düzenlemelerin temel amacı, yüksek nitelikli akademik hizmetlerin sunulması, araştırma-geliştirme faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve bu faaliyetlerin finansmanının öğrencilere aşırı maliyetler olarak yansıtılmasının önüne geçilmesidir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>ÖĞRENİM ÜCRETLERİNE YÖNELİK YENİ DÜZENLEME</strong><br />
Ancak son dönemde yapılan bazı yasal düzenlemeler ve Meclis gündemindeki teklifler, vakıf üniversiteleriyle ilgili mevzuatta yeni bir dönemin başlayabileceğini göstermektedir.<br />
Bu gelişmelerden ilki, 19 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7566 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemedir. Söz konusu değişiklikle vakıf üniversitelerinde öğrencilerden alınacak öğrenim ücretlerinin belirlenmesine ilişkin kurallarda önemli bir değişiklik yapılmıştır. Daha önce bu ücretleri belirleme yetkisi büyük ölçüde üniversitelerin mütevelli heyetlerine bırakılmışken, yapılan değişiklikle ara sınıflarda uygulanacak ücret artışlarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esaslara göre tespit edilmesi öngörülmüştür. Böylece özellikle ara sınıflarda ortaya çıkan yüksek oranlı ücret artışlarının sınırlandırılması amaçlanmıştır. Ancak düzenlemenin kapsamı dikkatle incelendiğinde, getirilen sınırlamanın yalnızca ara sınıflar için geçerli olduğu görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu düzenleme, vakıf üniversitelerinin mali açıdan önemli ölçüde güçlü hale geldiği; yükseköğretim politikasının kısmen de olsa öğrencilerin korunmasına yönelmeye başladığını da göstermektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>VERGİ MUAFİYETLERİNİN SIRILANDIRILMASI TARTIŞMASI</strong><br />
Vakıf üniversiteleriyle ilgili ikinci önemli gelişme ise halen TBMM gündeminde bulunan bir kanun teklifi ile ilgilidir. Teklifte, vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren hastane ve sağlık kuruluşlarının kurumlar vergisi muafiyeti kapsamı dışına çıkarılması öngörülmektedir. Mevcut sistemde vakıf üniversiteleri, devlet üniversitelerine tanınan birçok mali kolaylıktan yararlanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Plan ve Bütçe Komisyonu raporunda ise söz konusu düzenlemenin, vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren hastane ve benzeri sağlık kuruluşlarının kurumlar vergisi muafiyeti kapsamı dışına çıkarılması suretiyle diğer mükelleflerle aralarındaki vergi adaletinin sağlanması amacıyla önerildiği belirtilmektedir. Bu yaklaşım, söz konusu sağlık kuruluşlarının fiilen piyasa koşullarında hizmet sunduğu ve ticari işletme niteliği taşıdığı varsayımına dayanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>YENİ POLİTİKA YAKLAŞIMI MI?</strong><br />
Bu iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, vakıf üniversiteleri alanında yeni bir politika yaklaşımının oluşmaya başladığı görülmektedir. Bir yandan Yükseköğretim Kurulu aracılığıyla eğitim ücretleri üzerinde daha güçlü bir idari denetim kurulmaya çalışılmakta, diğer yandan mali mevzuat açısından bazı ayrıcalıkların yeniden değerlendirilmesi gündeme gelmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan vakıf ve vakıf üniversitelerinin kuruluş felsefesi de unutulmamalıdır. Türk Medeni Kanunu madde 101’e göre: “Vakıf, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğudur.” Burada amaç sürekli olmalı, malvarlığı da bu sürekliliği gerçekleştirebilecek yeterlilikte olmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Anayasa açık biçimde bu kurumların kazanç amacı gütmemesi gerektiğini belirtmektedir. Bu nedenle vakıf üniversiteleri eğitim alanında önemli bir boşluğu doldururken aynı zamanda kamu yararı perspektifiyle faaliyet göstermeleri beklenen kurumlardır.</p>

<p style="text-align:justify">Bugün gelinen noktada tartışma aslında oldukça basit bir soruya dayanıyor: Vakıf üniversiteleri gerçekten kuruluş amaçlarına uygun biçimde mi çalışıyor, yoksa ticari işletme mantığı ağır mı basıyor? Önümüzdeki dönemde yapılacak düzenlemeler muhtemelen bu soruya verilecek cevap doğrultusunda şekillenecektir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yusuf İleri</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Odatv.com</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/vakif-universitelerine-yeni-duzenleme</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/03/universite-amfi.jpg" type="image/jpeg" length="90136"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kira geliri elde edenler dikkat!]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kira-geliri-elde-edenler-dikkat-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kira-geliri-elde-edenler-dikkat-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birden fazla kişinin meskene ortak olması durumunda, kişilerden her birinin kendi hissesine karşılık gelen kira gelirini beyan etmesi gerekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div class="col-9">
<div class="author-content font-size-18" property="articleBody">
<p style="text-align:justify">Gelir Vergisi Kanunu'nun 70'inci maddesinde belirtilen mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyedleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar gayrimenkul sermaye iradı olarak adlandırılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yurt dışında yaşayan ve sistem üzerinden beyanname vermek isteyen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, mavi kartlılar ve yabancı kimlik numarası sahibi yabancılar, dış temsilciliklerden e-Devlet şifresi alabilecek. Ayrıca, beyannameyi Hazır Beyan Mobil Uygulaması aracılığıyla da cep telefonlarından gönderebilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Birden fazla kişinin meskene ortak olması durumunda, kişilerden her birinin kendi hissesine karşılık gelen kira gelirini beyan etmesi gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Şahıslardan; Konut kira geliri 47.000 liralık istisna tutarını aşanlar, Stopaja ve istisna uygulamasına konu olmayan gayrimenkul sermaye iratları toplamı 18.000 liralık beyanname verme sınırını aşanlar, 2025 yılı kira gelirleri için beyanname vereceklerdir. 2025 takvim yılı içerisinde elde edilen kira gelirlerine ilişkin 2026 yılında uygulanacak beyan esasları şu şekildedir:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>* Konut Kira Gelirleri:</strong> Mesken olarak kiraya verilen gayrimenkullerden elde edilen hasılatın 47.000 TL'si gelir vergisinden istisna edilmiştir. Bu tutarın altında kalan konut kira gelirleri için beyanname verilmesine gerek bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>* İş Yeri Kira Gelirleri:</strong> Stopaj yapılmış iş yeri kira gelirlerinde beyan sınırı 330.000 TL olarak belirlenmiştir. Brüt kira tutarının bu sınırı aşması halinde beyanname verilmesi zorunludur.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>* Birden Fazla Gelir Türü: </strong>Hem konut hem de iş yeri kira geliri elde edilmesi durumunda; konut kira gelirinin istisna tutarını (47.000 TL) aşan kısmı ile iş yeri kira gelirinin toplamı 330.000 TL'lik sınırı aşıyorsa, her iki gelir türü de beyan edilmelidir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>* Kesinti ve İstisnaya Konu Olmayan İratlar:</strong> Vergi kesintisi yapılmayan iş yerlerinden elde edilen veya istisna uygulanmayan diğer gayrimenkul sermaye iratlarında beyan sınırı 18.000 TL'dir.</p>

<p style="text-align:justify">Ticari, zirai veya mesleki kazancını beyan etmek zorunda olanlar ile yıllık gelir toplamı (ücret, menkul sermaye iradı vb. dahil) 1.200.000 TL'yi aşanlar konut istisnasından yararlanamayacaklardır.</p>

<p style="text-align:justify">Kira gelirinin vergilendirilmesinde tahsil esası geçerlidir. Diğer bir ifadeyle sadece fiilen tahsil edilen tutarlar beyan edilecektir. Ancak gayrimenkulün bedelsiz veya düşük bedelle başkalarının kullanımına bırakılması durumunda "emsal kira bedeli" esası devreye girmektedir. Binalarda emsal kira bedeli, emlak vergisi değerinin %5'idir. Mal sahibinin anne, baba, çocuk veya kardeşlerinin ikametine tahsis edilen (her biri için birer adet) konutlar için emsal kira bedeli hesaplanmaz.</p>

<p style="text-align:justify">Kira gelirinin safi tutarı tespit edilirken iki farklı yöntemden biri seçilebilir. Bu yöntemler götürü gider yöntemi ve gerçek gider yöntemidir.</p>

<p style="text-align:justify">Götürü Gider Yöntemi, istisna düşüldükten sonra kalan tutarın %15'i doğrudan gider olarak indirilir. Bu yöntemi seçenler 2 yıl boyunca gerçek gider yöntemine dönemezler.</p>

<p style="text-align:justify">Gerçek Gider Yöntemi ise aydınlatma, ısıtma, onarım, sigorta ve amortisman gibi kanunda sayılan gerçek giderler belgeli olmak şartıyla hasılattan indirilir.</p>

<p style="text-align:justify">2025 yılı kira gelirlerine ilişkin yıllık beyanname 1 Mart 2026 – 31 Mart 2026 tarihleri arasında verilecektir. Mülk sahipleri, Başkanlığın <strong>"gib.gov.tr"</strong> internet adresindeki "Hazır Beyanname Sistemi" (<a href="https://intvrg.gib.gov.tr/hazirbeyan/" rel="nofollow" target="_blank"><u>https://intvrg.gib.gov.tr/hazirbeyan</u></a>) üzerinden beyanname işlemlerini yapabilecek, Dijital Vergi Dairesi'nden de hazır beyana ulaşılabilecek. Ayrıca, vergi dairelerinden de beyanname verilebilecek. Beyannameler Gelir İdaresi Başkanlığının Hazır Beyan Sistemi üzerinden elektronik ortamda verilebilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Hesaplanan gelir vergisinin, birinci taksiti damga vergisi ile birlikte 31 Mart 2026'ya kadar, İkinci taksiti ise 31 Temmuz 2026 tarihine kadar ödenmelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ayrıca beyan edilen gelirden; hayat ve şahıs sigorta primleri, eğitim ve sağlık harcamaları ile bağış ve yardımlar belirli şartlar dahilinde indirim konusu yapılabilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Kira gelirinin hiç beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi durumunda, istisna hakkı kaybolmakta ve vergi ziyaı cezası ile ile gecikme faizi uygulanmaktadır. Gecikme zammı aylık olarak eklenir ve usulsüzlük cezası da getirilebilir. Konutlar için ceza genellikle mülk sahibine uygulanırken, işyerleri için hem mülk sahibine hem de kiracıya cezai uygulama gerçekleştirilebilir.</p>
</div>
</div></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Star | Resul KURT</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kira-geliri-elde-edenler-dikkat-1</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/10/isyeri-kira.jpg" type="image/jpeg" length="22717"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
