<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bağımsız Denetim Türkiye (info@bdturkey.com)</title>
    <link>https://www.bdturkey.com</link>
    <description>Bağımsız Denetim ve Muhasebe Haber Portalı</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bdturkey.com/rss/vergi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 20 Sep 2026 12:34:50 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/rss/vergi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[KDV fiyatın içinde mi... Milyonlarca kişiyi ilgilendiren bir soru]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/kdv-fiyatin-icinde-mi-milyonlarca-kisiyi-ilgilendiren-bir-soru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/kdv-fiyatin-icinde-mi-milyonlarca-kisiyi-ilgilendiren-bir-soru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Katma Değer Vergisi (KDV), Türkiye'de en yaygın uygulanan bir vergidir. Gelir vergisi yalnızca gelir elde edenleri, kurumlar vergisi şirketleri ilgilendirir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Ancak KDV, ekmek alan emekliden su içen çocuktan otomobil satın alan iş insanına kadar herkesin cebine dokunur. Vatandaşımız olsun ya da olmasın, ülkede harcama yapan herkes KDV öder. Bu nedenle KDV doğrudan tüketicinin, esnafın, tacirin ve yatırımcının ortak meselesidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify">KDV NEDEN HERKESİ İLGİLENDİRİYOR</h2>

<p style="text-align:justify">Bir müteahhit size 1 milyon TL fiyat verdi. Sözleşmede KDV'den hiç bahsedilmiyor. Daha sonra 200 bin TL KDV talep edebilir mi? Bu örnek yalnızca yüksek bedelli sözleşmelere özgü bir sorunu ifade etmiyor. Aynı mesele, küçük ya da büyük tutarlı olsun, KDV'ye tabi her türlü mal teslimi ve hizmet ifasında karşımıza çıkabilir. Bir defterin, gömleğin, mobilyanın, otomobilin, makinenin satışından danışmanlık, bakım, onarım veya diğer hizmetlere kadar temel soru aynıdır: Açıklanan fiyat KDV'yi içeriyor mu, yoksa KDV bu fiyatın üzerine ayrıca mı eklenecektir?</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle konu Türkiye'de milyonlarca kişiyi ilgilendirmektedir. Bugün genel KDV oranı yüzde 20 seviyesindedir. Bir mal veya hizmet için belirlenen bedelin KDV'yi içerip içermediği, ciddi mali ve ekonomik sonuçlar doğurmaktadır. İşlemin bedeli ne olursa olsun, açıklanan veya kararlaştırılan fiyatın üzerine sonradan yüzde 20 KDV ilave edilmesi taraflar arasında önemli uyuşmazlıklara yol açabilmektedir.</p>

<h2 style="text-align:justify">SORUN VERGİ HUKUKU DEĞİL, SÖZLEŞME HUKUKU</h2>

<p style="text-align:justify">İlginç olan ise, kamuoyunda yaygın şekilde vergi meselesi olarak görülen bu konunun, yargı kararlarında vergi hukuku kapsamında değerlendirilmemesidir. Yargıtay'ın yerleşik yaklaşımına göre "KDV'nin bedele dahil olup olmadığı" sorunu esasen vergi hukukuna değil, borçlar hukukuna ilişkindir (Yargıtay, 15. Hukuk Dairesi, E. 2015/944, K. 2015/4911, T. 09.10.2015). Başka bir ifadeyle mesele, devlet ile mükellef arasındaki vergi ilişkisi değil de, alıcı ile satıcı arasındaki sözleşme ilişkisi olarak görülmektedir.</p>

<h2 style="text-align:justify">FİYAT BELİRNEMİŞSE KDV AYRICA İSTENEBİLİR Mİ</h2>

<p style="text-align:justify">Bu yaklaşımın arkasında güçlü bir mantık bulunmaktadır. Bir mal veya hizmet sunan kişi, fiyat teklifini oluştururken kendi maliyetlerini ve vergi yükümlülüklerini dikkate alarak hareket eder. Eğer KDV'nin ayrıca tahsil edilmesi amaçlanıyorsa, bunun sözleşmede veya fiyatta ve fiyat teklifinde açıkça belirtilmesi gerekir. Aksi halde karşı tarafın açıklanan fiyatı nihai bedel olarak kabul etmesi hayatın olağan akışına daha uygundur.</p>

<h2 style="text-align:justify">BİR ZAMANLAR VİTRİNLERİ SÜSLEYEN “FİYATLARIMIZA KDV DAHİLDİR" LEVHASINI HATIRLAYAN VAR MI?</h2>

<p style="text-align:justify">KDV Kanununun 57'nci maddesinde "Verginin Etikette Gösterilme Mecburiyeti" başlığı altında, "Perakende satışı yapılan mallara ait etiketlerde, Katma Değer Vergisinin satış fiyatına dahil olup olmadığı açıkça belirtilir. Vergi satış fiyatından hariç ise bunun miktarı ayrıca gösterilir." hükmüne yer verilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin olarak 24.05.1986 tarihli ve 19116 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 22 Seri No.lu KDV Genel Tebliği'nde ise gerçek usulde vergilendirilen KDV mükelleflerinin perakende satışlarda ve hizmet ifalarında fiyatları KDV dahil tek tutar olarak göstermeleri gerektiği belirtilmiş, ayrıca etiket ve listelerde "FİYATLARIMIZA KDV DAHİLDİR" ibaresinin yer alması zorunlu tutulmuştu.</p>

<p style="text-align:justify">Uzun yıllar boyunca uygulanan bu sistem, tüketicilerin ve ticari hayatın fiyatı nihai bedel olarak algılamasına yol açmıştır. Nitekim bu uygulama zaman içerisinde yerleştiği yani fiyatın içerisinde KDV olduğu kabulüyle olmalı ki, Maliye Bakanlığı 408 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile işyerlerinde "Fiyatlarımıza KDV Dahildir" levhası bulundurma zorunluluğunu kaldırmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Nitekim KDV'nin temel özelliklerinden biri, fiyatın içinde tahsil edilen dolaylı yani görünmez bir vergi olmasıdır.</p>

<h2 style="text-align:justify">VERGİ İDARESİ İLE YARGITAY’IN GÖRÜŞLERİ NEDEN FARKLI</h2>

<p style="text-align:justify">Ancak uygulamada dikkat çekici bir ayrışma ortaya çıkmaktadır. Vergi idaresinin internette de bir tıkla ulaşılabilir çeşitli özelgelerinde, sözleşmede KDV'nin bedele dahil veya hariç olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmaması halinde bedel üzerinden ayrıca KDV hesaplanması gerektiği yönünde görüşler yer almaktadır. Dikkat çekici olan husus, çoğunlukla satıcı veya hizmet sunucuları tarafından bu tür özelgelerin talep edilmesidir. Zira bedelin üzerine ayrıca KDV hesaplanması satıcının tahsil edeceği toplam tutarı artırmakta, aynı zamanda vergi idaresi açısından da vergi matrahının artmasına hizmet etmektedir. Vergi idaresinin kendisine intikal eden hadiselerde Hazine yararını dikkate alması varlık nedenidir.</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte, uyuşmazlık yargı mercileri önüne taşındığında, sözleşmede KDV'nin ayrıca tahsil edileceğine ilişkin açık bir düzenleme bulunmadığı durumlarda, sonradan bedelin üzerine KDV eklenmesi hukuki dayanaktan yoksun görülmektedir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 30.06.2020 tarih E:2017/8393, K: 2020/5525 K. Yargıtay, 23. Hukuk Dairesi 14.12.2020 tarih E. 2018/2601, K. 2020/4254)</p>

<h2 style="text-align:justify">DANIŞTAY KARARLARININ YOKLUĞU NE ANLAMA GELİYOR</h2>

<p style="text-align:justify">Konuya ilişkin Danıştay kararlarına rastlanmaması da dikkat çekicidir. Bu durum, meselenin esas itibarıyla bir vergi tarhiyatı uyuşmazlığına dönüşmediğini göstermektedir. Demek ki satıcılar, vergi idaresinin özelgelerine dayanarak bedel üzerine ayrıca KDV uygulayabilmekte ve bu nedenle idare ile mükellef arasında tarhiyata ilişkin bir ihtilaf doğmamaktadır. Uyuşmazlık ortaya çıktığında ise sorun, alıcı ile satıcı arasındaki sözleşme kapsamında adli yargıda çözülmektedir. Nitekim Danıştay kararlarına rastlanmaması, uyuşmazlığın adli yargıya taşındığını göstermektedir.</p>

<h2 style="text-align:justify">FİYAT GÜVENİ VE HUKUKİ BELİRLİLİK</h2>

<p style="text-align:justify">Konunun toplumsal yönü de göz ardı edilmemelidir. Türkiye'de milyonlarca kişi her gün sayısız mal ve hizmet satın almaktadır. Bir fiyatın ilan edilmesi veya teklif edilmesi, vatandaş açısından ödenecek nihai bedelin açıklanması anlamına gelir. Eğer fiyatların sonradan KDV gerekçesiyle artırılması olağan hale gelirse, KDV fiilen bir pazarlık unsuruna dönüşebilir. Bu durum hem kayıt dışı uygulamalara ve vergi kayıplarına zemin hazırlayabilir hem de ticari hayatın temelini oluşturan güven unsurunu sarsar.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.odatv.com/yazarlar/yusuf-ileri/kdv-fiyatin-icinde-mi-milyonlarca-kisiyi-ilgilendiren-bir-soru-120162536" rel="nofollow" target="_blank"><strong>Odatv.com | Yusuf İleri</strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/kdv-fiyatin-icinde-mi-milyonlarca-kisiyi-ilgilendiren-bir-soru</guid>
      <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/12/kdv-iade.jpg" type="image/jpeg" length="30557"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Filenin Sultanları’na 112,5 Cumhuriyet altını karşılığı ödül: Vergisi var mı?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/filenin-sultanlarina-1125-cumhuriyet-altini-karsiligi-odul-vergisi-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/filenin-sultanlarina-1125-cumhuriyet-altini-karsiligi-odul-vergisi-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gelir Vergisi Kanunu’na, milli sporculara ulusal ve uluslararası müsabakalarda elde ettikleri başarılar nedeniyle kanun veya ilgili mevzuat uyarınca verilen ödül ve ikramiyelerin gelir vergisinden istisna olduğuna ilişkin açık bir hüküm konulmalıdır]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>A Milli Kadın Voleybol Takımımız, 2023’ün ardından bir kez daha Avrupa şampiyonu oldu. Filenin Sultanları, finalde İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonluğuna ulaştı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu büyük başarının ardından milli sporcularımıza verilecek ödül de belli oldu. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından, <strong>Spor Hizmet ve Faaliyetlerinde Üstün Başarı Gösterenlerin Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik </strong>kapsamında, şampiyonada yer alan her bir milli sporcumuza <strong>112,5 Cumhuriyet altını karşılığı Türk lirası ödül <a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2010/11/20101103-6.htm" rel="noopener" target="_blank"><span style="color:#c0392b">verilecek</span></a><span style="color:#c0392b">.</span></strong></span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><span>Önce ödülün hukuki dayanağına bakalım:</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>3289 sayılı <strong>Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun ek 3’üncü maddesine</strong> göre, ulusal ve uluslararası yarışmalarda üstün başarı gösteren sporculara ve kulüplere, ayrıca bu başarıda emeği geçen kişi, kurum ve kuruluşlara ayni ve/veya nakdi ödül verilebiliyor. Kanun, ödüllerin Gençlik ve Spor Bakanlığı bütçesinden karşılanacağını; ödül miktarları ile kimlere verileceğine ilişkin usul ve esasların ise yönetmelikle belirleneceğini hükme bağlıyor. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu hükme dayanılarak çıkarılan <strong>Spor Hizmet ve Faaliyetlerinde Üstün Başarı Gösterenlerin Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik</strong> de ulusal ve uluslararası spor faaliyetlerinde üstün başarı gösteren sporculara verilecek ödüllerin usul ve esaslarını <strong><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2010/11/20101103-6.htm" rel="noopener" target="_blank"><span style="color:#c0392b">düzenliyor</span></a></strong><span style="color:#c0392b">.</span> Yönetmelik, olimpik spor dallarındaki Dünya ve Avrupa şampiyonalarını da açıkça kapsamına alıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Burada önemli bir ayrıntı var. Yönetmelikte “ödül”, sporculara verilecek <strong>ayni yardım veya Cumhuriyet Altını karşılığı Türk lirası</strong> olarak tanımlanmış. Yani kamuoyunda <strong>“112,5 Cumhuriyet altını verilecek”</strong> denilse de mevzuatın öngördüğü ödeme, 112,5 Cumhuriyet altınının kendisi değil, bunun <strong>Türk lirası karşılığıdır.</strong></span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Peki 112,5 rakamına nasıl ulaşılıyor?</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Voleybol olimpik bir spor dalı ve Filenin Sultanları’nın elde ettiği başarı Avrupa Şampiyonası büyükler kategorisinde bir <strong>takım sporu</strong> başarısı. Yönetmeliğin 7’nci maddesine göre, olimpik branşların Avrupa şampiyonalarında büyükler kategorisindeki takım müsabakalarında birinci olan takımın <strong>her bir sporcusuna en fazla 150 Cumhuriyet Altını karşılığı Türk lirası</strong> ödül verilebiliyor. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak aynı maddenin dördüncü fıkrası bir sınırlama daha getiriyor. Buna göre şampiyona her yıl yapılıyorsa belirlenen ödülün en fazla yüzde 50’si, <strong>iki yılda bir yapılıyorsa yüzde 75’i</strong>, üç veya dört yılda bir yapılıyorsa tamamı verilebiliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Avrupa Şampiyonası iki yılda bir yapıldığından hesap oldukça basit:</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>150 × %75 = 112,5 Cumhuriyet altını.</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Dolayısıyla Filenin Sultanları’ndaki her bir milli sporcunun hak kazanabileceği ödül, <strong>112,5 Cumhuriyet altını karşılığı Türk lirasıdır.</strong></span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Peki, bu ödülün vergisi var mı?</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Gelelim asıl meseleye. Filenin Sultanları’na ödenecek <strong>112,5 Cumhuriyet altını karşılığı Türk lirasından vergi kesilecek mi?</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İlk bakışta cevap çok açık değil. Çünkü Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesinin altıncı bendine göre <strong>sporculara transfer ücreti veya sair adlarla yapılan ödemeler ve sağlanan menfaatler ücret sayılıyor.</strong> Dolayısıyla bir sporcuya yapılan ödemenin “ödül”, “prim” ya da başka bir ad altında yapılması tek başına bu ödemeyi gelir vergisinin dışına çıkarmıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Üstelik Gelir Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesinin üçüncü bendinde, spor yarışmalarına katılan <strong>amatör sporculara</strong> ödenen ödül ve ikramiyelerin gelir vergisinden istisna olduğu açıkça belirtiliyor. Ancak Filenin Sultanları’nda yer alan sporcuların kulüplerinde ücret karşılığı spor faaliyetinde bulundukları dikkate alındığında, GVK m.29/3’teki <strong>“amatör sporcu”</strong> ifadesinin bu sporcuları kapsayıp kapsamadığı tartışmaya açıktır. Bu nedenle meseleyi yalnızca bu hüküm üzerinden çözmek kolay görünmüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Fakat Gelir İdaresinin konuyla neredeyse birebir örtüşen oldukça önemli bir özelgesi var.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının <strong>23 Mart 2011 tarihli ve B.07.1.GİB.4.34.16.01-GVK 61-186 sayılı <a href="https://www.gib.gov.tr/mevzuat/kanun/433/ozelge/21589" rel="noopener" target="_blank"><span style="color:#c0392b">özelgesi</span></a></strong><strong> </strong>, 2010 yılında Türkiye’de düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonası’nda dünya ikincisi olan Erkek Basketbol Milli Takımı oyuncularına başarıları nedeniyle verilecek prim ve ödüllerin vergilendirilmesine ilişkin.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yani bizim meselemize oldukça benziyor: Orada <strong>12 Dev Adam</strong>, burada <strong>Filenin Sultanları</strong>; orada <strong>Dünya Şampiyonası</strong>’nda elde edilen başarı nedeniyle verilen ödül, burada <strong>Avrupa Şampiyonluğu</strong> nedeniyle verilen ödül.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Gelir İdaresi söz konusu özelgede önce, Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesi uyarınca sporculara yapılan ödemelerin ve sağlanan menfaatlerin <strong>ücret sayıldığını</strong> belirtiyor. Ancak <strong>ardından önemli bir başka hükme, Gelir Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesinin birinci bendine gidiyor.</strong></span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu hükme göre;</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i><span>“Memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadıyla verilen ikramiyeler ve mükafatlar” </span></i></strong><span>gelir vergisinden istisnadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Gelir İdaresi de 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda elde edilen üstün başarı nedeniyle Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından, ilgili ödül ve yardım düzenlemeleri çerçevesinde verilen prim ve ödüllerin <strong>GVK m.29/1 uyarınca gelir vergisinden istisna edilmesi gerektiği</strong> sonucuna ulaşmış.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İşte bu özelge Filenin Sultanları açısından da oldukça önemli.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Çünkü Filenin Sultanları’na yapılacak ödeme herhangi bir kulüp primi ya da olağan bir sporcu ödemesi değil. Avrupa Şampiyonluğu nedeniyle, doğrudan <strong>3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun ek 3’üncü maddesi</strong>ile buna dayanılarak çıkarılan <strong>Spor Hizmet ve Faaliyetlerinde Üstün Başarı Gösterenlerin Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik</strong> kapsamında verilen bir başarı ödülü. Kanun zaten ulusal ve uluslararası yarışmalarda üstün başarı gösteren sporculara ayni ve/veya nakdi ödül verilmesini açıkça düzenliyor. Yönetmelik de Avrupa şampiyonalarında takım halinde birinci olan sporculara verilecek ödülün miktarını ayrıca belirliyor. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu nedenle 2011 tarihli özelgedeki yaklaşım Filenin Sultanları’na uygulanırsa, <strong>112,5 Cumhuriyet altını karşılığı Türk lirası tutarındaki ödülün GVK m.29/1 kapsamında gelir vergisinden istisna edilmesi gerekir.</strong></span></p>

<h3 style="text-align:justify">Veraset ve intikal vergisi alınacak mı?</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Aynı özelge bu soruya da doğrudan cevap veriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesinde, bir malın veraset yoluyla veya herhangi bir suretle <strong>ivazsız</strong>, yani karşılıksız olarak bir kişiden diğerine intikali verginin kapsamına alınıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Gelir İdaresi ise 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda dünya ikincisi olan milli sporculara başarıları nedeniyle ödenen primlerin <strong>veraset ve intikal vergisinin konusuna girmediğini</strong> açıkça belirtmiş.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Filenin Sultanları’na yapılacak ödemenin de sebebi belli: Avrupa şampiyonluğu. Başka bir ifadeyle ortada karşılıksız (ivazsız) bir kazandırmadan ziyade <strong>uluslararası bir sportif başarı nedeniyle mevzuat gereğince verilen bir ödül</strong> bulunuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu nedenle aynı yaklaşım burada da geçerli olmalı ve <strong>112,5 Cumhuriyet altını karşılığı Türk lirası üzerinden veraset ve intikal vergisi de alınmamalı.</strong></span><span> </span></p>

<h3 style="text-align:justify">Sonuç ve genel değerlendirme</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Filenin Sultanları’nın Avrupa şampiyonluğu hepimizi gururlandırdı. Bu başarının karşılığında milli sporcularımıza verilecek <strong>112,5 Cumhuriyet altını karşılığı Türk lirası ödülden elbette vergi alınmaması gerektiğini</strong> düşünüyorum.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Nitekim Gelir İdaresinin 23 Mart 2011 tarihli özelgesi de aynı yönde. İdare, 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nda elde edilen başarı nedeniyle milli basketbolculara verilen prim ve ödülleri, Gelir Vergisi Kanunu’nun 29’uncu maddesinin birinci bendinde yer alan <strong>“memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadıyla verilen ikramiyeler ve mükafatlar”</strong> kapsamında değerlendirerek gelir vergisinden istisna etmiş. Aynı özelgede bu ödemelerin veraset ve intikal vergisinin de konusuna girmediği belirtilmiş.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Ancak burada bir parantez açmak gerekiyor.</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bana göre milli sporculara uluslararası başarıları nedeniyle verilen bu tür ödüllerden gelir vergisi alınmaması sonuç itibarıyla doğru. Ancak bu sonuca, GVK m.29/1’deki <strong>“memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik”</strong> hükmünün geniş yorumlanması suretiyle ulaşılması oldukça <strong>zorlama</strong> görünüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Çünkü Kanun’da sporcular bakımından ayrıca bir istisna hükmü var ve GVK m.29/3 yalnızca <strong>“spor yarışmalarına katılan amatör sporculara ödenen ödül ve ikramiyeleri”</strong> açıkça istisna ediyor. Profesyonel milli sporculara verilen başarı ödüllerinin ise gelir vergisinden istisna olduğuna ilişkin aynı açıklıkta özel bir düzenleme bulunmuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Üstelik 3289 sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun ek 3’üncü maddesi, ulusal ve uluslararası yarışmalarda üstün başarı gösteren sporculara ödül verilmesini açıkça düzenlemesine rağmen bu ödüllerin vergiden istisna olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm içermiyor. Buna dayanılarak çıkarılan Yönetmelik de ödülün kimlere ve ne miktarda verileceğini ayrıntılı biçimde belirliyor, ancak vergilendirme konusunda özel bir istisna getirmiyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Dolayısıyla bugün ulaştığımız “<strong>vergi alınmamalı</strong>” sonucu, <strong>milli sporculara verilen bu tür başarı ödüllerini açıkça ve doğrudan istisna eden özel bir kanun hükmünden</strong> ziyade, Gelir İdaresinin GVK m.29/1’e ilişkin geniş yorumuna dayanıyor. Üstelik bir özelgenin başka mükellefler bakımından bağlayıcı olmadığını da unutmamak gerekiyor. Yani Gelir İdaresi, <strong>bugün pekâlâ görüşünü değiştirerek bu ödüllerin vergiye tabi olduğunu da ileri sürebilir.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>O nedenle yapılması gereken <strong>Gelir Vergisi Kanunu’na, milli sporculara ulusal ve uluslararası müsabakalarda elde ettikleri başarılar nedeniyle kanun veya ilgili mevzuat uyarınca verilen ödül ve ikramiyelerin gelir vergisinden istisna olduğuna ilişkin açık bir hüküm konulmasıdır.</strong></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Böylece ne “amatör sporcu” kavramının sınırlarını tartışmaya ne de <strong>ücret karşılığı spor faaliyetinde bulunan milli sporcuların</strong> başarı ödüllerini “memleket bakımından faydalı faaliyet” hükmünün içine sokmaya gerek kalır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><i><span>Ezcümle</span></i></strong><span> Filenin Sultanları’nın kazandığı <strong>112,5 Cumhuriyet altını karşılığı ödülden vergi alınmamalı.</strong> Ama bunun güvencesi bir özelgedeki geniş yorum değil, <strong>açık bir kanun hükmü olmalı.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://t24.com.tr/yazarlar/murat-bati/filenin-sultanlarina-1125-cumhuriyet-altini-karsiligi-odul-vergisi-var-mi,58962?_t=1789106318415" rel="nofollow" target="_blank"><span style="color:#c0392b"><strong>T24.com | Murat BATI</strong></span></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/filenin-sultanlarina-1125-cumhuriyet-altini-karsiligi-odul-vergisi-var-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/09/filenin-sultanlari.webp" type="image/jpeg" length="31912"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eğitim öğretim dönemi başlarken, ilgilenenlere vergi hatırlatmaları]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/egitim-ogretim-donemi-baslarken-ilgilenenlere-vergi-hatirlatmalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/egitim-ogretim-donemi-baslarken-ilgilenenlere-vergi-hatirlatmalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026-2027 eğitim-öğretim yılı önümüzdeki hafta başı itibariyle başlıyor. Okul öncesi eğitim ve ilkokul birinci sınıfa başlayan öğrenciler ile bazı özel okullarda ise eğitim ve öğretim dönemi bu hafta başladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Eğitim alanında yatırım yapan girişimcilere, anne/babalara ve eğitimle ilgili sosyal sorumluluk gereği bağış yapan veya öğrencilere burs veren hayırseverlere bazı vergi hatırlatmaları yapmanın tam zamanı.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h2 style="text-align:justify">Eğitim harcamalarının beyan edilen gelirden indirimi</h2>

<p style="text-align:justify">Gelir türü ne olursa olsun, yıllık gelir vergisi beyannamesi veren gerçek kişilerin, yaptıkları eğitim harcamalarını belli sınırlar çerçevesinde gelir vergisi matrahından indirmeleri mümkün.</p>

<p style="text-align:justify">Konuyla ilgili olarak kısaca şunlar söylenebilir:</p>

<p style="text-align:justify">- Bu olanak sadece gelirini beyan eden kişiler için mümkün. Gelirini beyan etmek zorunda olmayan, örneğin ücretlilerin büyük bölümü için bu olanak yok.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">- Beyan edilen gelirden indirilebilecek eğitim harcamalarının, mükellefin kendisine, eşine veya küçük çocuklarına ait olması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">- Eğitim harcamasının beyan edilen gelirden indirilebilmesi için, Türkiye’de gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden, fatura veya serbest meslek makbuzu alınması gerekiyor. Mali İdare bir süredir, yazar kasa fişlerini (ÖKC) bu uygulamada tevsik edici belge olarak kabul etmiyor.</p>

<p style="text-align:justify">- Yurt dışında yapılan harcamaların, mükellefiyeti bulunmayan, örneğin vakıf üniversitelerine yapılan ödemelerin ve Devlet okullarına ödenen harçların beyan edilen gelirden indirimi mümkün değil.</p>

<p style="text-align:justify">- Yukarıdaki sınırlar çerçevesinde her türlü eğitim harcaması, beyan edilen gelirden indirilebilir. Bu kapsamda örnek olarak; okul ve kreş ücretleri, kitap ve kırtasiye harcamaları, yurt ücretleri, eğitim amaçlı olarak kullanılan internet hizmet bedeli ve okul servis ücretleri sayılabilir. Öte yandan, okullarda verilen ve bedeli eğitim ücretinden ayrı olarak tespit edilen yemek hizmetine ilişkin harcamalar eğitim gideri olarak kabul edilmiyor.</p>

<p style="text-align:justify">- Eğitim harcamalarının, harcamanın yapıldığı yıla ilişkin gelir vergisi matrahının tespitinde indirim olarak dikkate alınması gerekiyor. Bu ifade 8 Mart 2004 tarih ve 20 sayılı gelir Vergisi Sirkülerinde yer alıyor. İfade açık gibi gözüküyor ama değil. Bütün eğitim öğretim dönemi için dönem başında tek fatura alınması uygulamada sorun yaratıyor. Sorun yaşamamak için, her aya ait faturanın ayrı alınmasını veya faturanın yıllar itibariyle ayrı ayrı alınmasını öneririm.</p>

<p style="text-align:justify">- Okul aile birliğine veya okul koruma derneğine yapılan bağışlar, bu kapsamda matrahtan düşülemiyor.</p>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify">Öğrenci burslarının gider yazılması</h2>

<p style="text-align:justify">Öğrencilere verilen burslar esas olarak, sosyal sorumluluk gereği yapılan ödemeler. Bu niteliğiyle burslar, gerçek kişilere yapılan bağış niteliğinde ve gelir veya kurumlar vergisi matrahından indirilmesi olanağı yok.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak, bazı durumlarda burslar, gelecekte yapılacak hizmetler karşılığında bugünden yapılan ödeme olması nedeniyle, ücret niteliğinde olabilir ve ücret ödemesi olarak gider yazılabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Gelir İdaresi, şu koşulların varlığı halinde ödenen bursların gider yazılabileceğini kabul ediyor:</p>

<p style="text-align:justify">- Burs verilen kişinin okulu bitirdikten sonra işletmede çalışacağını öngören bir sözleşme düzenlenmesi.</p>

<p style="text-align:justify">- Burs verilecek kişilerin herkese açık bir sınav sonucuna göre belirlenmiş olması (Örneğin öğrencinin üniversite giriş sınavında dereceye girmiş olması).</p>

<p style="text-align:justify">- Verilen burs tutarının makul olması.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h2 style="text-align:justify">Eğitim kurumlarının kazançları</h2>

<p style="text-align:justify">Özel kreş ve gündüz bakımevleri ile okul öncesi eğitim, ilköğretim, özel eğitim ve orta öğretim özel okullarının işletilmesinden elde edilen kazançlar, gelir ve kurumlar vergisinden istisna.</p>

<p style="text-align:justify">İstisna, sayılan kurumlar faaliyete geçtikten sonraki beş yıl için geçerli. Daha sonraki dönemlerde elde edilen kazançlar vergiye tabi.</p>

<p style="text-align:justify">İstisna okulu veya kreşi işleten kişi veya kurum dikkate alınarak değil, okul veya kreş dikkate alınarak tanımlanmış durumda. Bu kurumları işleten kişi ve kurumların yeni okullar veya kreşler açması durumunda, yeni açılan okulların veya kreşlerin kazançları için beş yıl süreyle istisnadan yararlanılabilir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<h2 style="text-align:justify">Eğitimle ilgili bağışların matrahtan düşülmesi</h2>

<p style="text-align:justify">Millî Eğitim Bakanlığı’na bağışlanan okulların inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya okul inşası için Bakanlığa yapılan bağış ve yardımlar ile mevcut okulların eğitim faaliyetini devam ettirebilmesi için yapılan her türlü bağış ve yardımlar, sınırsız olarak matrahtan indirilebiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yapılan bağış ve yardımın indiriminde, kazancın belli yüzdesi ile tanımlanan bir sınır yok. Ancak, tam sınırsız da değil, indirim matrahla sınırlı. Bu çerçevede örneğin, zarar eden kurumların yaptıkları bağışı daha sonraki yıllarda kazançlarından indirmesi olanaklı değil.</p>

<p style="text-align:justify">Bağışlanan okul inşası dolayısıyla yapılan harcamaların indirim zamanı Kanun’da açıkça düzenlenmiş değil. Gelir İdaresi, hukuken bağışın yapıldığı, bağışa konu değerin mülkiyetinin bağış yapılan kurum veya kuruluşa geçtiği tarihi esas alıyor. Bu çerçevede;</p>

<p style="text-align:justify">- Tesislerin kamu kurum ve kuruluşlarına ait arsa üzerine inşa ettirilmesi halinde, inşaat için yapılan harcamaların, harcamanın yapıldığı yılın kazancından,</p>

<p style="text-align:justify">- Tesislerin mükellefin kendi arsası üzerine inşa ettirilmesi halinde ise bu tesislerin inşası için yapılan harcamaların, tesisin tamamlanarak bağışlandığı yılın kazancından,</p>

<p style="text-align:justify">indirilmesi gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan;</p>

<p style="text-align:justify">- Yüksek Öğretim Kanunu’nda yer alan düzenleme gereği, üniversitelere, yüksek teknoloji enstitüleri ile gelirlerinin en az dörtte üçünü devlet üniversitelerinin faaliyetlerinin devamı ve desteklenmesi amacıyla kurulmuş ve bu çerçevede faaliyet gösteren Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflara yapılan her türlü bağışlar ile</p>

<p style="text-align:justify">- İlk Öğretim ve Eğitim Kanunu’nda yer alan düzenleme gereği, ilköğretim kurumlarına yapılan nakdi bağışlar,</p>

<p style="text-align:justify">sınırsız olarak vergi matrahından indirilebiliyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><a href="https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/egitim-ogretim-donemi-baslarken-ilgilenenlere-vergi-hatirlatmalari/917044" rel="nofollow" target="_blank"><span style="color:#c0392b">Ekonomim.com | Recep BIYIK</span></a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/egitim-ogretim-donemi-baslarken-ilgilenenlere-vergi-hatirlatmalari</guid>
      <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 08:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/09/egitim.jpg" type="image/jpeg" length="48848"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Para piyasası fonlarına yüzde 10 stopaj: Kime, ne için?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/para-piyasasi-fonlarina-yuzde-10-stopaj-kime-ne-icin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/para-piyasasi-fonlarina-yuzde-10-stopaj-kime-ne-icin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Basına yansıyan haberlere göre Hazi­ne ve Maliye Bakanlığı, yerli ve yaban­cı kurumsal yatırımcıların para piyasası fonlarından elde ettikleri kazançlara %10 stopaj uygulanmasına yönelik çalışması­nı tamamladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bakanlık, zaman zaman ba­zı düzenlemeleri önceden basına yansıta­rak kamuoyunda tartışılmasını sağlıyor ve ona göre düzenlemenin yapılıp yapılmama­sını netleştiriyor; geçmişte de kullanılan bu yöntemi biz de yerinde buluyoruz. Aşağıda­ki değerlendirmelerimiz, böyle bir düzen­lemenin kendi cephemizden nasıl görüldü­ğünü anlatmak amacı taşımaktadır.</p>

<h3 style="text-align:justify">Planlanan düzenlemenin içeriği</h3>

<p style="text-align:justify">Planlanan düzenleme ile para piyasası fonu kazançları üzerinden, tarafın kim ol­duğuna bakılmaksızın %10 stopaj yapıla­cak. Bu düzenlemenin etkisi, elbette yerli ve yabancı yatırımcılar bakımından farklı sonuçlar doğurabilecektir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Yerli kurumlarda durum</h3>

<p style="text-align:justify">Sermaye şirketleri ile kanunda belirtilen nitelikteki bazı kurumsal yatırımcıların GVK Geçici 67'nci maddenin birinci fıkra­sı kapsamındaki kazançları için stopaj ora­nı halen %0.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durum, yerli şirketlerin para piyasası fonu kazançlarının vergiden istisna olduğu anlamına gelmiyor. Kazanç, kurum kazancı­na dahil edilerek üçer aylık dönemlerde geçi­ci vergiye, yıllık olarak da kurumlar vergisine tabi tutuluyor. Stopaj yapılmaması yalnızca üç aylık bir finansman avantajı sağlıyor; yeni %10 stopaj tutarı ise geçici vergi ve kurumlar vergisinden mahsup edilebilecek.</p>

<h3 style="text-align:justify">Yabancı yatırımcıda durum ve etkisi</h3>

<p style="text-align:justify">Asıl önemli değişiklik yabancı yatırım­cılar bakımından ortaya çıkıyor. Mevcut sistemde, gerekli şartları taşıyan yaban­cı yatırımcıların geçici 67 kapsamındaki gelirlerinde de %0 stopaj uygulanıyor. Ye­ni düzenlemede ise para piyasası fonu ka­zançlarına uygulanacak %10 stopaj, yaban­cı yatırımcı açısından nihai vergi olacak.</p>

<p style="text-align:justify">Stopajın, fon katılma belgelerinin fona iadesinde ortaya çıkacak kâr kısmından alınacağını hatırlatalım. Yabancı yatırımcı, getirdiği dövizi yatırım sonrasında çıkışta döviz getirisinin üzerinde bir kâr kalıp kal­madığına bakacak; kur beklentisi ve alter­natif piyasalardaki getiriyi hesaba katarak yatırımını yönlendirecektir. Vergi sonrası getirinin azalması, para piyasası fonlarının cazibesini etkileyebilir ve bazı yabancı ya­tırımcıların borsaya veya daha uzun vadeli tahvil ve hisse senedi yatırımlarına yönel­mesini sağlayabilir, bir kısım yabancının da ilk etapta çıkışına neden olabilir. Ancak bu koşullarda yabancının elinde hâlâ reel an­lamda ciddi bir getiri kalacağı için bu ter­cihin önemli bir boyuta ulaşmayacağını de­ğerlendiriyoruz.</p>

<h3 style="text-align:justify">Asıl amaç: Sermayeyi yönlendirmek</h3>

<p style="text-align:justify">Düzenlemenin temel amacının yalnız­ca bütçeye gelir sağlamak değil, kısa vade­li sermayeyi daha uzun vadeli ve üretken alanlara yönlendirmek olduğu anlaşılıyor. Para piyasası fonları; günlük likidite, düşük risk ve yüksek faiz ortamında sundukları cazip getiriyle hem şirketlerin geçici nakit­leri hem de yabancı yatırımcıların TL ya­tırımları açısından önemli bir araç haline geldi. %10 stopaj bu avantajı azaltsa da hâlâ ciddi bir avantaj olduğu aşikârdır.</p>

<p style="text-align:justify">Nitekim düzenlemenin etkisi, ne kadar vergi tahsil edileceğinden çok, para piyasa­sı fonlarından çıkacak kaynağın nereye yö­neleceğiyle ölçülmelidir. Kaynak daha uzun vadeli TL varlıklara veya üretken yatırım­lara giderse amaç gerçekleşmiş olur; Türki­ye'nin vergi sonrası getirisi cazibesini kay­bedip para ülke dışına çıkarsa sonuç ter­si olabilir. Bize göre kamuoyuna yansıyan %10 oranı böyle bir etkiye neden olmaya­caktır; oran belirlenirken yabancı yatırım­cının vergi sonrası getirisi ve Türkiye'nin benzer ülkeler karşısındaki rekabet gücü de muhtemelen değerlendirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Bütün bu değerlendirmelerin kesin­leşmesi için Cumhurbaşkanı Kararı'nın Resmî Gazete'de yayımlanmasını ve dü­zenlemenin nihai şeklini görmek gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.dunya.com/kose-yazisi/para-piyasasi-fonlarina-yuzde-10-stopaj-kime-ne-icin/837705" rel="nofollow" target="_blank"><strong><span style="color:#c0392b">Dünya | Osman ARIOĞLU</span></strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/para-piyasasi-fonlarina-yuzde-10-stopaj-kime-ne-icin</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/08/para-piyasai-fonu.png" type="image/jpeg" length="60855"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2027 emlak vergisi hesaplamasında kritik değişiklik]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/2027-emlak-vergisi-hesaplamasinda-kritik-degisiklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/2027-emlak-vergisi-hesaplamasinda-kritik-degisiklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye ile Çevre Bakanlığı, binaların metrekare inşaat maliyetlerini güncelledi. 2027'de vergi hesaplanırken artık yapının özelliklerinin yanı sıra arsa payı değeri de dahil edilecek]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Ev ve dükkân sahiplerini doğrudan etkileyen 2027 emlak vergisi hesaplamalarına yönelik kritik bir adım atıldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın ortaklaşa hazırladığı Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği kapsamında, binaların metrekare normal inşaat maliyet bedelleri yeniden güncellendi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Vergi hesaplamasında arsa payı detayı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Resmî Gazete'de yürürlüğe giren yeni karar uyarınca, 2027'deki bina vergi değerleri tespit edilirken baz alınacak maliyetler; binanın yapısına, sınıfına ve kullanım şekline bağlı olarak farklılık gösterecek. Bu yeni düzenlemede göze çarpan en önemli nokta ise yalnızca metrekare inşaat maliyetinin bina vergi değerini belirlemede tek başına yeterli olmaması.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Hesaplama sürecinde, yapının normal inşaat metrekare maliyetine ek olarak arsa veya arsanın pay değeri de sürece dâhil edilecek. Tüm bu bedeller, yasal mevzuatlar çerçevesinde harmanlanarak nihai bina vergi tutarını ortaya çıkaracak. Kısacası, 2027 yılında tahsil edilecek emlak vergisinde binanın özellikleri kadar üzerinde bulunduğu arsanın değeri de belirleyici bir rol üstlenecek.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yapı türü ve kullanım amacına göre sınıflandırma</strong></p>

<p style="text-align:justify">Resmî Gazete'de paylaşılan tabloya bakıldığında, binaların inşaat özelliklerine istinaden çeşitli kategorilere ayrıldığı görülüyor. Ahşap, taş, çelik karkas, betonarme karkas, yığma kâgir ve yığma yarı kâgir yapılar için metrekare başına düşen normal inşaat maliyetleri ayrı ayrı saptandı. Ayrıca her bir yapı grubu kendi içinde de sınıflandırılarak farklı bedellere tabi kılındı. Bu sistem sayesinde, metrekare olarak aynı büyüklükte olsalar bile sınıfı ve yapı türü farklı olan iki gayrimenkulün vergi hesabında kullanılacak inşaat maliyetleri aynı olmayacak.</p>

<p style="text-align:justify">Söz konusu düzenleme sadece konutları kapsamıyor. Binaların kullanım amaçlarına yönelik de özel metrekare maliyetleri oluşturuldu. Meskenlere ek olarak; iş yerleri, ticarethaneler, fabrikalar, imalathaneler, oteller, idari binalar, banka ve sigorta merkezleri, sinema ve tiyatro binaları, yeraltı ve müstakil garajlar, hamamlar, yüzme havuzları, okullar, yurtlar ve silolar gibi pek çok farklı yapı çeşidi için kendine has tutarlar devrede olacak.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2027 yılı matrahına temel oluşturacak bedeller</strong></p>

<p style="text-align:justify">Ortaya konan metrekare normal inşaat maliyet bedelleri, 2027 yılı emlak vergisi matrahının oluşturulmasında temel kriter kabul edilecek. Bina vergi değeri netleştirilirken yeni inşaat bedelleri ile arsa payı değeri bir bütün olarak değerlendirilecek. İlgili tebliğin ek kısmında ise bina sınıflarına ve yapı çeşitlerine göre uygulanacak ayrıntılı maliyet cetveli de kamuoyuyla paylaşıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>FinansinGundemi.com</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/2027-emlak-vergisi-hesaplamasinda-kritik-degisiklik</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/11/emlak-vergisi-1.webp" type="image/jpeg" length="68484"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nafakanın gözden kaçan vergisel boyutu: Sosyal koruma mı, vergisiz servet transferi mi?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/nafakanin-gozden-kacan-vergisel-boyutu-sosyal-koruma-mi-vergisiz-servet-transferi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/nafakanin-gozden-kacan-vergisel-boyutu-sosyal-koruma-mi-vergisiz-servet-transferi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nafaka, özünde sosyal koruma amacı taşıyan bir kurumdur. Yoksulluğa düşecek eşin boşanmanın ekonomik sonuçları karşısında korunmasını amaçlar. Bu nedenle nafakanın vergiden istisna edilmesi sosyal devlet ilkesi bakımından yerindedir ve bu istisna korunmalıdır. Fakat nafaka tutarı yoksulluğu önleme ve sosyal koruma işlevinin çok ötesine geçtiğinde meseleye yalnızca nafaka adı üzerinden bakmak yeterli olmayabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>Uzun süredir tartışılan konulardan biri olan <strong>süresiz yoksulluk nafakasında</strong> değişiklik hazırlığı yeniden gündemde. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre üzerinde çalışılan model, nafakayı tamamen ortadan kaldırmak yerine <strong>evlilik süresine bağlı süreli bir sisteme</strong> dönüştürmeyi amaçlıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Taslağa göre nafaka süresinin belirlenmesinde evliliğin, evlenme tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar devam ettiği süre esas alınacak ve kural olarak bu sürenin yarısı kadar nafakaya hükmedilecek. Ancak evlilik çok kısa sürmüş olsa dahi <strong>nafaka süresi beş yıldan az olamayacak.</strong> Sağlık sorunu, çalışma gücü kaybı veya ileri yaş gibi özel durumlarda ise hâkime bu süreyi uzatma imkânı tanınması öngörülüyor. Nafakanın aylık ödeme yerine belirli koşullarda toplu ödemeye dönüştürülebilmesi de gündemde.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Hazırlık yalnızca nafakayla sınırlı değil. Boşanma sonrasında mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan davalarda uygulanan <strong>10 yıllık zamanaşımı süresinin 5 yıla indirilmesi</strong> de üzerinde çalışılan başlıklardan biri.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Burada önemli bir noktayı da hatırlatmak gerekiyor: Yoksulluk nafakası hukuken yalnızca kadınlara tanınmış bir hak değil; Türk Medeni Kanunu'ndaki şartları taşıyan kadın veya erkek eş nafaka talep edebilir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak bütün bunlar şimdilik <strong>bir kanun değil, üzerinde çalışılan bir model.</strong> Teklifin TBMM'ye sunulması ve yasalaşması halinde kapsamı, yürürlük tarihi ve mevcut nafaka kararlarına nasıl uygulanacağı da kesinleşmiş olacak.</span><span> </span></p>

<h3 style="text-align:justify">Nafaka neden verilir?</h3>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Nafaka</span></strong><span>, en genel anlamıyla, kanunun öngördüğü koşullarda ekonomik olarak korunmaya ihtiyaç duyan kişiye sağlanan maddi destektir. Eşler ve boşanmış eşler arasında olabileceği gibi çocuklar, altsoy, üstsoy ve belirli koşullarda kardeşler bakımından da söz konusu olabilir. Hukukumuzda dört temel nafaka türü bulunmaktadır: <strong>yoksulluk nafakası, iştirak (katılım) nafakası, yardım nafakası ve tedbir nafakası.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Yoksulluk nafakası</span></strong><span>, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek ve kusuru diğer eşten daha ağır olmayan tarafın diğer eşten talep edebileceği nafakadır. Dolayısıyla kamuoyundaki yaygın algının aksine, yalnızca kadınlara tanınmış bir hak değildir; kanundaki koşulların gerçekleşmesi hâlinde erkek eş de yoksulluk nafakası talep edebilir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>İştirak nafakası</span></strong><span> ise boşanma sonrasında çocuğun bakım, eğitim ve diğer ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak, velayet kendisine bırakılmayan ebeveynin yaptığı mali katkıdır. Çünkü boşanmayla evlilik sona erer; <strong>ebeveynlik sorumluluğu sona ermez.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Nafaka kurumu özünde son derece insani/sosyal bir amaca dayanır. Ekonomik bakımdan korunmaya ihtiyaç duyan eşin ve özellikle çocuğun boşanmanın sonuçları karşısında yalnız bırakılmamasını amaçlar. Bu nedenle nafakanın hukuki ve sosyal işlevi ile kamuoyuna yansıyan bazı uç örneklerin yarattığı algıyı birbirinden ayırmak gerekir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bugün tartışılan yeni düzenlemenin merkezinde ise bütün bu nafaka türleri değil, esas olarak <strong>yoksulluk nafakasının süresi</strong> bulunmaktadır.</span><span> </span></p>

<h3 style="text-align:justify">Vergisel boyut: Nafaka ne kadar olursa olsun vergisiz mi kalmalı?</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Nafaka tartışılırken üzerinde neredeyse hiç durulmayan bir başka mesele daha var: <strong>vergisi.</strong></span></p>

<div class="article-inline-ad-wrapper" style="text-align:justify"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Gelir Vergisi Kanunu’nun 25’inci maddesinin 8’inci bendine göre, genel olarak nafakalar, <strong>nafakayı alanlar bakımından gelir vergisinden istisnadır</strong>. Üstelik Kanun bu istisna için herhangi bir parasal üst sınır da öngörmemiştir. Dolayısıyla nafakanın aylık 10 bin lira, 100 bin lira ya da 1 milyon lira olması vergisel sonucu değiştirmemektedir: <strong>Nafakayı alan kişi bu tutar üzerinden gelir vergisi ödemez.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kanaatimce nafakanın gelir vergisinden istisna edilmesi özü itibarıyla doğrudur ve korunmalıdır. Çünkü nafakanın temel amacı bir gelir yaratmak değil, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek kişiyi ekonomik olarak korumaktır. Bu yönüyle nafakanın vergilendirilmemesi sosyal devlet anlayışıyla da uyumludur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak nafakanın amacı kişiyi yoksulluğa düşmekten korumak ise <strong>yoksulluğu önleme işlevinin çok ötesine geçen nafakalara da aynı vergisel ayrıcalığın sınırsız biçimde uygulanması ne kadar doğrudur?</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kamuoyuna zaman zaman aylık yüz binlerce liraya, hatta milyonlarca liraya ulaşan nafaka ödemeleri yansıyor. Hukuken bunların adı yine <strong>nafaka</strong> olabilir. Fakat ekonomik gerçeklik bakımından aylık 20 bin liralık nafaka ile aylık 1 milyon liralık nafakanın aynı sosyal koruma ihtiyacına karşılık geldiğini söylemek kolay değildir. Buna rağmen vergi hukuku bugün ikisine de aynı şeyi söylüyor: <strong>Vergi yok.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Üstelik mesele yalnızca gelir vergisiyle de sınırlı değil. <strong>Veraset ve intikal vergisi</strong> esas itibarıyla ivazsız, yani karşılıksız intikalleri vergilendirir. Nafaka ise aile hukukundan ve boşanma ilişkisinden kaynaklanan hukuki bir yükümlülüğe dayandığından ivazsız bir intikal olarak kabul edilmez. Dolayısıyla veraset ve intikal vergisinin de konusu değildir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Sonuçta ortaya ilginç bir tablo çıkıyor: <strong>Nafaka, tutarı ne kadar yüksek olursa olsun gelir vergisinden istisna; hukuki niteliği nedeniyle veraset ve intikal vergisinin de dışındadır.</strong></span><strong><span> </span></strong></p>

<h3 style="text-align:justify">Ancak</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Buradan <strong>nafakayı vergilendirelim</strong> sonucuna varmıyorum. Tam tersine, nafakanın sosyal koruma işlevini yerine getiren kısmının vergiden istisna edilmesini savunuyorum.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Fakat <strong>istisnanın sınırsız olması başka bir meseledir.</strong></span></p>

<div class="article-inline-ad-wrapper" style="text-align:justify"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Vergi hukukunda istisna ve muafiyetler yalnızca hukuki isimlere bakılarak değil, vergilemede adalet ve mali güç ilkeleri de dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Aylık birkaç asgari ücret düzeyindeki nafakayla aylık 10 bin dolar tutarındaki nafakayı vergisel açıdan tamamen aynı kefeye koymak, sosyal devlet ilkesiyle açıklanabilir olsa da vergilemede adalet bakımından ayrıca tartışılmalıdır.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Bir öneri</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Çözüm nafakayı bütünüyle vergilendirmek değil, <strong>sosyal amaç taşıyan kısmı koruyup olağanüstü yüksek tutarlarda bir eşik belirlemek</strong> olabilir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Örneğin aylık iki, üç veya dört brüt asgari ücret tutarına kadar olan nafakanın mevcut biçimde gelir vergisinden tamamen istisna tutulması; yalnızca bu tutarı aşan kısmın gelir vergisine tabi olması tartışılabilir. Alternatif olarak Gelir Vergisi Kanunu’nun 103’üncü maddesindeki tarife dilimlerinden hareketle yıllık bir sınır da belirlenebilir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Burada önemli olan, belirlenen sınırın altındaki nafakanın değil, <strong>yalnızca sınırı aşan kısmın vergilendirilmesidir.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Böyle bir model nafakanın sosyal işlevine dokunmaz. Yoksulluğa düşme tehlikesi bulunan kişinin korunması devam eder. Ancak nafaka adı altında çok yüksek ekonomik değerlerin hiçbir sınıra tabi olmaksızın vergisiz biçimde aktarılması da vergilemede adalet bakımından yeniden değerlendirilmiş olur.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Son söz</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Basına yansıyan örneklerde aylık 10 bin dolar ve bunun çok üzerinde nafaka ödemelerine rastlanabiliyor. Elbette insanların yaşadığı şehir, ekonomik koşulları, önceki yaşam standardı ve boşanmanın sonuçları birbirinden farklıdır. Nafakanın miktarı belirlenirken bunların dikkate alınması da doğaldır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken bir sınır var. <strong>Nafaka, özünde sosyal koruma amacı taşıyan bir kurumdur.</strong> Yoksulluğa düşecek eşin boşanmanın ekonomik sonuçları karşısında korunmasını amaçlar. Bu nedenle nafakanın vergiden istisna edilmesi sosyal devlet ilkesi bakımından yerindedir ve bu istisna korunmalıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Fakat nafaka tutarı yoksulluğu önleme ve sosyal koruma işlevinin çok ötesine geçtiğinde meseleye yalnızca <strong>nafaka </strong>adı üzerinden bakmak yeterli olmayabilir. Aylık yüz binlerce, hatta milyonlarca liraya ulaşan ödemeler ekonomik sonuçları itibarıyla <strong>bir kişiden diğerine çok yüksek tutarlı bir servet transferi görünümü</strong> de kazanabilmektedir. Hukuken nafaka niteliğini koruyan böyle bir ödemenin ekonomik etkisini görmezden gelerek, tutarı ne olursa olsun sınırsız biçimde vergiden istisna etmek vergilemede adalet bakımından sorgulanmalıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Dolayısıyla tartışılması gereken nafakanın vergilendirilip vergilendirilmemesinden çok, <strong>sosyal koruma amacıyla tanınan vergi istisnasının nerede sona ermesi gerektiğidir.</strong> Sosyal devlet ilkesi ile vergilemede adalet ilkesi birbirinin alternatifi değildir. Biri korunurken diğerinden vazgeçmek zorunda değiliz.</span></p>

<h3 style="text-align:justify"><strong><a href="https://t24.com.tr/yazarlar/murat-bati/nafakanin-gozden-kacan-vergisel-boyutu-sosyal-koruma-mi-vergisiz-servet-transferi-mi,58720?_t=1787724183335" rel="nofollow" target="_blank"><span style="color:#c0392b">T24 | Murat BATI</span></a></strong></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/nafakanin-gozden-kacan-vergisel-boyutu-sosyal-koruma-mi-vergisiz-servet-transferi-mi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/08/nafaka-3.webp" type="image/jpeg" length="61439"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İthalatta gözetim farkı için ödeyip indiremeyeceğiniz KDV için iki farklı ihtirazi kayıt]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/ithalatta-gozetim-farki-icin-odeyip-indiremeyeceginiz-kdv-icin-iki-farkli-ihtirazi-kayit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/ithalatta-gozetim-farki-icin-odeyip-indiremeyeceginiz-kdv-icin-iki-farkli-ihtirazi-kayit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1 Haziran tarihli yazımda itha­latta gözetim farkı üzerinden ödenen KDV’nin indirim hakkı­nın kaldırılmasını ve Danıştay 7. Dairesi’nin kıymet kriterli göze­tim genelgesini iptal eden kara­rını ele almış, CFO’lara gümrük beyanının ihtirazi kayıtla yapıl­masını önermiştim.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">O yazıdan bu yana iki gelişme oldu. Birincisi, 27 Temmuz 2026 tarihli 71 No.lu KDV Sirküleri ile Özel Amaçlı YMM Raporlarının ibraz süresi 31 Ağustos’a uzatıl­dı — yani bu hafta doluyor. İkin­cisi, Gelir İdaresi 29 Temmuz’da bir duyuru yayımlayarak <strong>bildi­rim süresinin uzatılmadığını </strong>ve “ithalat bedeli” ile neyin kas­tedildiğini açıkladı.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>1 Bu hafta biten süre neyi kapsıyor? </strong></h3>

<p style="text-align:justify">7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, 57 Seri No.lu Teb­liğ ile KDV Genel Uygulama Teb­liği’nin (III/C-2.6.2.) bölümüne eklenmişti. Getirilen yapı iki kat­manlı:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>* İthalat bedeli 2.600.000 TL’yi aşmayanlar: </strong>Altışar aylık dönemi izleyen ayın sonuna ka­dar bağlı bulunulan vergi dairesi­ne <strong>bildirim</strong>. Ocak–Haziran 2026 dönemi için bu süre 31 Tem­muz’da doldu ve <strong>uzatılmadı</strong>.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>*</strong> <strong>İthalat bedeli 2.600.000 TL’yi aşanlar: </strong>Aynı sürede <strong>Özel Amaçlı YMM Raporu</strong>. Bu sürenin sonu 31 Ağustos 2026’ya çekildi.</p>

<p style="text-align:justify">İlgili yılda süresinde düzenlen­miş tam tasdik sözleşmesi bulu­nan ve tam tasdik raporunda bu konuya yer verilen mükelleflerin ayrıca Özel Amaçlı Rapor düzen­letmesine gerek yok.</p>

<p style="text-align:justify">Gelir İdaresi’nin 29 Temmuz duyurusunda “ithalat bedeli”nin <strong>beyana esas olan KDV matra­hı </strong>olduğu belirtildi. Uygulamada hâlâ tereddüt var; ihtiyatlı yak­laşım, ilgili ithalatta üzerinden KDV hesaplanan her türlü bede­li dahil ederek toplam matrahı esas almaktır. Eşiğin altında kal­dığınızı düşünüp bildirim verme­mek, sonradan eşiğin üstünde ol­duğunuzun anlaşılması halinde savunmasız kalmanız demektir.</p>

<p style="text-align:justify">KDV beyannamesi izleyen ayın 28’inde veriliyor, bildirim ve ra­por ise ayın sonunda. Yani beyan­dan sonra elinizde üç gün var. Al­tı aylık bir ithalat portföyünün KDV ayrıştırmasını üç günde yapmak gerçekçi değil; bu işi dö­nem içinde, her gümrük beyan­namesinde ayrıştırarak yürüt­mek zorundasınız.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>2 İki ayrı ihtirazi kayıt gerekiyor </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Haziran yazımdaki öneri <strong>güm­rük cephesine </strong>ilişkindi: gözetim farkı beyan edilirken tescil anın­da ihtirazi kayıt şerhi düşülmesi ve Gümrük Kanunu’nun 242. mad­desindeki itiraz süreci­nin ardından dava yo­luna gidilmesi. Amaç, fazladan tahsil edilen gümrük vergileri ile bunların üzerinden he­saplanan KDV’nin geri alınmasıydı.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak konunun <strong>ikinci bir cep­hesi </strong>var ve okurların çoğu bunu at­lıyor: gözetim farkına isabet eden KDV gümrükte ödenip bittikten sonra, o KDV’nin indirilip indirile­meyeceği vergi dairesine verilen 1 No.lu KDV beyannamesinde belir­leniyor. Gümrükteki ihtirazi kayıt, bu ikinci işlemi kendiliğinden da­va edilebilir hale getirmiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kısaca:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>* Cephe 1 — Gümrük idaresi: </strong>İhtilaf, matrahın gözetim eşiğine yükseltilmesinde. Dayanak, Da­nıştay 7. Dairesi’nin 26.11.2024 tarihli iptal kararı. Talep, geri verme.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>* Cephe 2 — Vergi dairesi: </strong>İh­tilaf, ödenen KDV’nin indirile­memesinde. Dayanak, 7846 sayı­lı Kararın KDV Kanunu’nun 36. maddesindeki yetkiyi aştığı ve verginin kanuniliği ilkesine aykırı olduğu iddiası. Araç, KDV beyan­namesine konulacak ihtirazi kayıt.</p>

<p style="text-align:justify">Bu iki cephe birbirinin alterna­tifi değil, tamamlayıcısı. Gümrük cephesinde kazanırsanız gözetim farkı iade edilir, farka isabet eden KDV nin indirimi tartışması ko­nusuz kalır. Zaten gereksiz öde­diğiniz kdv yi iade almışsanız ve beyanınızda da bunu indirim ola­rak dikkate almamışsanız, iade ile birlikte sizde oluşan fazla yük giderilmiş olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Peki KDV beyanındaki ihtirazi kayıt ne işe yarar? Konunun bir de indirile bilirlik açısından, ay­rıca tartışılabilmesine imkan ve­rir. Çünkü indirile bilirlikle ilgili sınırlamanın kanunilik ilkesi açı­sından tartışılabilir bir yetki kul­lanımı olduğunu düşünmekteyiz.</p>

<p style="text-align:justify">Diğer bir ifade ile gümrük uy­gulaması haklı bulunsa, kdv ia­de alınamasa bile bu kez indiri­le bilirlik açısından konu tartı­şılabilir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>3 KDV beyannamesine ihtirazi kayıt nasıl kurulur? </strong></h3>

<p style="text-align:justify">7846 sayılı Karar’ın gereği­ni yerine getirin, indirilemeyen KDV’yi maliyete/gidere atın, be­yannamenizi Karar’a uygun şe­kilde verin. Bu haliyle ödenecek KDV’niz, indirim yapılsaydı çı­kacak tutardan yüksek olacaktır. İşte <strong>bu fazlalık için </strong>beyanname­ye ihtirazi kayıt şerhi koyup, ta­hakkuk fişi üzerinden dava açın.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cumhurbaşkanı Kararı, Anayasa Mahkemesi’nin norm denetimine tabi değildir. </strong>Bu nedenle iddianızı iki ayaklı kur­manız gerekir: (a) Karar’ın, KDV Kanunu’nun 36. maddesinde­ki yetkinin sınırlarını aştığı — bu idari yargıda tartışılır; (b) 36. maddenin kendisinin Anaya­sa’nın 73. maddesine aykırı ol­duğu — bunun için mahkemeden itiraz yoluyla Anayasa Mahke­mesi’ne başvurmasını talep eder­siniz. İkinci ayağın kabul görece­ği konusunda iyimser olduğumu söyleyemem; ama talep edilme­miş bir başvuru hiç değerlendi­rilmez.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>4 Geçmiş dönemler: Kapı kapandı mı? </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Ocak–Haziran 2026 ithalatla­rına ilişkin KDV beyannameleri ihtirazi kayıt konulmadan veril­diyse, o dönemler için doğrudan dava yolu kural olarak kapalıdır. VUK’un 378. maddesinin ikinci fıkrası mükellefin kendi beyanı­na dava açmasını engelliyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Sonuç ve yapılacaklar </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Somut olarak yapılması gere­kenler:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>* Bu hafta: </strong>İthalat bede­li 2.600.000 TL’yi aşıyorsa Özel Amaçlı YMM Raporunu 31 Ağus­tos’a kadar ibraz edin. Tam tasdik sözleşmeniz varsa raporunuzda bu konuya yer verildiğini teyit edin.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>* 31 Temmuz bildirimini ka­çırdıysanız </strong>gecikmeli de olsa ve­rin ve durumu yazılı olarak açık­layın.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>* Ağustos ve sonrası dönem­ler için: </strong>İndirimi yapmayın, an­cak KDV beyannamesine ihtira­zi kayıt şerhi koyup tahakkuk fi­şi tarihinden itibaren otuz gün içinde dava açmayı, yürütmenin durdurulması talebiyle birlikte değerlendirin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>* Her gümrük beyanname­sinde </strong>gözetim/korunma ön­lemi/anti-damping kaynaklı tevsik edilemeyen tutarları ve bunlara isabet eden KDV’yi ay­rı hesapta izleyin. Bu kayıt, hem raporlamanın hem de olası ia­denin temelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Her dosyanın kendine özgü koşulları var; özellikle ihtirazi kayıt kurgusunu ve dava stra­tejisini muhasebeciniz, yeminli mali müşaviriniz ve avukatınız­la birlikte, kendi rakamlarınız üzerinden değerlendirmenizi öneririm.</p>

<p style="text-align:justify"><a href="https://www.dunya.com/kose-yazisi/ithalatta-gozetim-farki-icin-odeyip-indiremeyeceginiz-kdv-icin-iki-farkli-ihtirazi-kayit/837370" rel="nofollow" target="_blank"><strong><span style="color:#c0392b">Dünya | Zeki GÜNDÜZ</span></strong></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/ithalatta-gozetim-farki-icin-odeyip-indiremeyeceginiz-kdv-icin-iki-farkli-ihtirazi-kayit</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/06/ithalatta-gozetim.webp" type="image/jpeg" length="16360"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tekstil Sektöründe Ev Eksenli İş Modellerinin Vergisel Niteliği]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/tekstil-sektorunde-ev-eksenli-is-modellerinin-vergisel-niteligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/tekstil-sektorunde-ev-eksenli-is-modellerinin-vergisel-niteligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Esnaf Muaflığı, Ücret İlişkisi Ve Gelir Vergisi Tevkifatı Açısından Bir Değerlendirme]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span><strong>Giriş </strong></span></p>

<p><span>Tekstil ve hazır giyim sektöründe üretim süreçlerinin optimize edilmesi ve operasyonel esneklik sağlanması amacıyla sıkça başvurulan "evlere iş verme" modeli; düğme dikimi, çıtçıt takma, pul-boncuk işleme ve ürünün tamamlanmasına yönelik tamamlayıcı el işçiliklerinde taraflara önemli vergisel ve idari sorumluluklar yüklemektedir.</span></p>

<p><span>Üretim zincirinin tamamlayıcı birer aşaması niteliğindeki bu el işçiliklerinin evlerde yaptırılması karşılığında gerçekleştirilen ödemelerin; Gelir Vergisi Kanunu (GVK) açısından "ücret" mi yoksa "esnaf muaflığı kapsamındaki ev eksenli imalat faaliyetine ilişkin hizmet bedeli" mi sayılacağı; stopaj oranının tespiti, belge düzeni, KDV istisnası ve sosyal güvenlik boyutu bakımından kritik bir ayrım noktası oluşturmaktadır.</span></p>

<ol>
 <li><span><strong>Yasal Çerçeve ve GVK 9/6 Kapsamında Faaliyetin Hukuki Sınırları </strong></span></li>
</ol>

<p><span>193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 9'uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinde; evlerde kullanılan dikiş, nakış, ütü ve benzeri makine ve aletler hariç olmak üzere, muharrik kuvvet (sanayi tipi motorlu güç) kullanmamak ve dışarıdan işçi çalıştırmamak kaydıyla; oturdukları evlerde havlu, örtü, çarşaf, çorap, dokuma mamulleri, örgü, dantel, nakış işleri ile pul, payet ve boncuk işleme gibi ürünleri üretenlerin gelir vergisinden muaf olduğu hükme bağlanmıştır.</span></p>

<p><span>Konuya açıklık getiren 264 Seri No'lu Gelir Vergisi Genel Tebliği'nin esnaf muaflığı uygulamasına ilişkin açıklamalarında , anılan bentte sayılan emtianın imali için ödenen hizmet bedellerinin de ücrete ilişkin unsurları taşımamak kaydıyla bu bent kapsamında değerlendirileceği ifade edilmiştir.</span></p>

<p><span><i><span><strong>Hukuki Nüans: </strong> Tekstil ürünlerinin üretim sürecinde yer alan her el emeği faaliyeti otomatik olarak GVK 9/6 kapsamına dahil edilemez. İdarenin ve yargının yerleşik yaklaşımı uyarınca; yalnızca tekstil ürünlerinin imalat sürecinin ayrılmaz bir aşaması niteliğinde olan ve ürünün tamamlanmasına yönelik el emeğine dayalı tamamlayıcı işler (düğme dikimi, aksesuar montajı, pul-boncuk işleme vb.) somut olayın niteliğine göre esnaf muaflığı kapsamında bir hizmet ifası olarak değerlendirilebilmektedir. Buna karşın genel kalite kontrol, kumaş ayıklama, kesim sonrası tasnif veya doğrudan depo-paketleme gibi bağımsız lojistik ve organizasyonel hizmetler bu muafiyet sınırlarının dışına çıkabilmektedir.</span></i></span></p>

<ol start="2">
 <li><span><strong>Mevzuat ve Hukuki Dayanaklar Tablosu </strong></span></li>
</ol>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong><span>Mevzuat Kaynağı</span></strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong><span>İlgili Düzenleme</span></strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong><span>Yasal Hükmün Özü</span></strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong><span>Uygulama ve Denetime Etkisi</span></strong></span></h5>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>193 sayılı GVK</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong>Madde 9/6</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Evlerde basit aletlerle imal edilen tekstil emtiası ve el işleri esnaf muaflığı kapsamındadır. Mükelleflere <strong>bağlılık arz edenler</strong> muafiyetten yararlanamaz.</span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Ev eksenli el işçiliğinin gelir vergisinden muaf tutulmasının temel yasal çatısını oluşturur.</span></h5>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>193 sayılı GVK</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong>Madde 61, 63, 103, 104</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Ücret; işverene tabi ve belirli bir işyerine/organizasyona bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı sağlanan menfaatlerdir.</span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Hizmet akdi ve bağımlılık unsurlarının tespiti halinde ödemenin esnaf muaflığından çıkarak <strong>ücret</strong> sayılmasını gerektirir.</span></h5>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>193 sayılı GVK</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong>Madde 94/13-a</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>GVK 9'uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) ve (8) numaralı bentleri kapsamında bulunanlara yaptırılan işler karşılığı yapılan ödemeler tevkifata tabidir.</span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Vergiden muaf ev çalışanlarına yapılan el işçiliği ödemeleri üzerinden <strong>%2 gelir vergisi stopajı</strong> yapılmasını amirdir.</span></h5>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>264 Seri No'lu GVGT</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong>Esnaf Muaflığı Bölümü</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>9/6 bendindeki ürünlerin imalinde ödenen hizmet bedelleri, ücret unsuru taşımadığı sürece bent kapsamındadır.</span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Ev eksenli tamamlayıcı işçilik bedellerinin %2 tevkifat rejimine tabi olduğunu teyit eden temel idari düzenlemedir.</span></h5>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>213 sayılı VUK</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong>Madde 234</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Vergiden muaf esnaftan alınan mal ve hizmetlerin belgelendirilmesinde gider pusulası düzenlenir.</span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Ödemelerin <strong>Gider Pusulası</strong> tanzimiyle tevsik edilmesini ve stopajın bu belge üzerinde gösterilmesini emreder.</span></h5>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>3065 sayılı KDVK</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong>Madde 17/4-a</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Gelir Vergisi Kanunu'na göre vergiden muaf esnaf tarafından yapılan teslim ve hizmetler KDV'den istisnadır.</span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Esnaf muaflığı kapsamında yapılan bu ödemelerde <strong>KDV hesaplanmaz</strong>.</span></h5>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>5510 sayılı Kanun</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong>Madde 4/a, Ek-5</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Hizmet akdi ile çalışanlar zorunlu sigortalıdır; ev eksenli süreksiz çalışanlar Ek-5 kapsamında kendi nam ve hesaplarına prim ödeyebilir.</span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>İş ilişkisinin ücrete dönüşmesi halinde işletmeye geriye dönük prim ve idari para cezası yükümlülüğü doğurur.</span></h5>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<ol start="3">
 <li>
 <h5><span><strong>Ücret İlişkisi ile Bağımsız Ev Eksenli Faaliyet Ayrımı </strong></span></h5>
 </li>
</ol>

<h5><span>Vergi incelemelerinde ve yargı kararlarında bir işin "ücret" mi yoksa "esnaf muaflığı kapsamında bağımsız faaliyet" mi olduğu belirlenirken tek bir ölçüte dayanılmaz; tüm unsurlar birlikte değerlendirilir:</span></h5>

<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong><span>Değerlendirme Kriteri</span></strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong><span>Esnaf Muaflığı Kapsamında Faaliyet</span></strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong><span>Hizmet Sözleşmesine Dayalı (Ücret) Çalışma</span></strong></span></h5>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>Hiyerarşik Emir ve Talimat</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Yoktur; yalnızca teslim edilen işin kalitesi denetlenir.</span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Vardır; işin yapılma şekline ve sürecine doğrudan müdahale edilir.</span></h5>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>Çalışma Zamanı ve Mesai</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Serbesttir; teslim vadesine göre kişi kendi zamanını belirler.</span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Belirlenmiştir; günlük/haftalık mesai düzenine tabidir.</span></h5>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>İş Organizasyonu</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Kişinin kendi ev ortamında, şahsi düzenindedir.</span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>İşletmenin doğrudan üretim bandına ve organizasyonuna entegredir.</span></h5>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>Ekonomik Bağımlılık &amp; Devamlılık</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Birden fazla firmaya iş yapabilir; iş riski kişidedir.</span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Tek bir işletmeye münhasır, sürekli ve ekonomik olarak bağımlı çalışır.</span></h5>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>Ödeme Biçimi</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Parça/adet başına brüt iş bedeli üzerinden ödenir.</span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span>Zaman esaslı, devamlılık gösteren veya işverene bağlılık karşılığı ödemelerdir.</span></h5>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>Uygulanacak Vergi Rejimi</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong>GVK 94/13-a uyarınca %2 Stopaj</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong>GVK 103'üncü maddesindeki artan oranlı tarife</strong></span></h5>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td>
   <h5><span><strong>Tevsik Belgesi</strong></span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong>Gider Pusulası</strong> (KDV hesaplanmaz)</span></h5>
   </td>
   <td>
   <h5><span><strong>Ücret Bordrosu</strong> (SGK ve Damga Vergisi dahil)</span></h5>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>

<ol start="4">
 <li><span><strong>"Bağlılık Arz Etme" Riski ve Vergi İncelemelerindeki Kritik Noktalar </strong></span></li>
</ol>

<p><span>GVK'nın 9'uncu maddesinde yer alan bağlılık arz eden faaliyetlere ilişkin sınırlama , uygulamada inceleme elemanlarının en çok odaklandığı ve tarhiyat riski barındıran alandır.</span></p>

<p><span>Aşağıdaki fiili unsurların varlığı, incelemelerde "gizli istihdam / kayıt dışı ücret" iddiasını güçlendirebilir:</span></p>

<p><span>* Evdeki kişinin fiilen ve sürekli olarak yalnızca tek bir firmaya üretim yapması, ekonomik gelirinin tamamını bu kaynaktan elde etmesi,</span></p>

<p><span>* İşletmenin ev çalışanına günlük katı üretim kotaları ve mesai saatleri dayatması,</span></p>

<p><span>* Evdeki üretim sürecine nezaret etmek üzere firmanın denetim veya kontrol personeli görevlendirmesi,</span></p>

<p><span>* Kullanılan makine ve teçhizatın (örneğin motorlu sanayi tipi makinelerin) mülkiyetinin işletmeye ait olması ve eve kurulması,</span></p>

<p><span>* Hammadde ve yardımcı malzemenin tamamen firma tarafından karşılanması (bu durum tek başına belirleyici olmamakla birlikte, diğer bağımlılık unsurlarıyla birleştiğinde ücret karinesini güçlendirir).</span></p>

<ol start="5">
 <li><span><strong>Vergi İnceleme Örnekları ve Hukuki Sonuçları </strong></span></li>
</ol>

<p><span>İnceleme elemanlarının fiili tespitleri neticesinde karşılaşılacak iki temel Örnek ve doğuracağı sonuçlar şu şekildedir:</span></p>

<p><span><strong><span>Örnek 1: Esnaf Muaflığı Kapsamında Kabul Edilen (Hukuka Uygun)</span></strong></span></p>

<p><span>* Fiili Durum: Ev çalışanı, birden fazla tekstil atölyesinden sipariş almakta; kendi ev tipi dikiş aletleriyle, herhangi bir mesai ve gözetim baskısı olmadan adet başına düğme dikimi yapmaktadır.</span></p>

<p><span>* Hukuki Sonuç: GVK 9/6 uyarınca esnaf muaflığı geçerlidir. İşletme brüt tutar üzerinden %2 gelir vergisi stopajı keserek Gider Pusulası düzenler. KDV hesaplanmaz; mevzuata uygunluk şartlarının sağlanması halinde vergi ve SGK yönünden ilave bir yükümlülük doğması beklenmez.</span></p>

<p><span><strong><span>Örnek 2: Hizmet Akdi / Gizli Ücret Kabul Edilen (Riskli ve Eleştiriye Açık)</span></strong></span></p>

<p><span>* Fiili Durum: İşletme, evde çalışan kişiye endüstriyel makine tahsis etmiş; her sabah iş verip akşam teslim alma kuralı koymuş, haftalık sabit çalışma saati belirlemiş ve düzenli maktu ödeme yapmaktadır.</span></p>

<p><span>* Hukuki Sonuç: İlişki GVK 61 kapsamında "hizmet akdi" sayılır. Yapılan ödemeler brütleştirilerek GVK'nın 103'üncü maddesinde yer alan artan oranlı tarifeye ve damga vergisine tabi tutulur. Aradaki stopaj farkı için vergi ziyaı cezalı tarhiyat uygulanır; ayrıca 5510 sayılı Kanun kapsamında geriye dönük sigorta primleri ve idari para cezaları tahakkuk ettirilir.</span></p>

<ol start="6">
 <li><span><strong>Sosyal Güvenlik (SGK) Boyutu </strong></span></li>
</ol>

<p><span>Konunun yalnızca gelir vergisi boyutuyla değil, sosyal güvenlik mevzuatı açısından da ele alınması gerekir.</span></p>

<p><span>İş ilişkisinin fiilen hizmet akdine dayandığının tespiti halinde işletmeler; yalnızca vergi farkı ve cezalardan değil, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 4/a maddesi kapsamında geçmişe dönük sigorta primleri, gecikme zamları ve idari para cezalarından da sorumlu tutulurlar.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><span>Buna karşın esnaf muaflığı kapsamında evinde bağımsız olarak el işçiliği yapan kişiler, 5510 sayılı Kanun'un Ek-5'inci maddesi kapsamında kendi nam ve hesaplarına prim ödeyerek sigortalılık imkânından yararlanabilmekte; bu durum sipariş veren işletmeye herhangi bir işveren prim yükümlülüğü doğurmamaktadır.</span></p>

<ol start="7">
 <li><span><strong>Hesaplama ve Muhasebe Kaydı </strong></span></li>
</ol>

<p><span>GVK 94/13-a uyarınca stopaj matrahı brüt hizmet bedelidir.</span></p>

<p><span><strong>Uygulama Örneği:</strong></span></p>

<p><span>Tekstil imalatçısı (A) A.Ş., evde düğme dikimi ve tamamlayıcı el işçiliği yapan Bayan (B)'ye brüt 20.000 TL ödeme yapacaktır.</span></p>

<p><span>* Brüt Hizmet Bedeli: 20.000 TL</span></p>

<p><span>* Gelir Vergisi Tevkifatı (GVK 94/13-a, %2): 400 TL</span></p>

<p><span>* Ödenecek Net Tutar: 19.600 TL</span></p>

<p><span>* Katma Değer Vergisi: 3065 sayılı KDVK Madde 17/4-a uyarınca hesaplanmaz.</span></p>

<p><span>İşlem karşılığında VUK 234 uyarınca Gider Pusulası tanzim edilir ve dışarıdan temin edilen üretim hizmeti niteliğindeki bu gider tekdüzen hesap planında şu şekilde muhasebeleştirilir:</span></p>

<p><span>----------------------------- / -----------------------------</span></p>

<p><span>730 GENEL ÜRETİM GİDERLERİ              20.000 TL</span></p>

<p><span>(veya 740 Hizmet Üretim Maliyeti)</span></p>

<p><span>- Ev Eksenli Üretim Hizmet Giderleri</span></p>

<p><span>                                 360 ÖDENECEK VERGİ VE FONLAR 400 TL</span></p>

<p><span>- Ödenecek Gelir Vergisi Stopajı (%2)</span></p>

<p><span>                                 100 KASA / 102 BANKALAR         19.600 TL</span></p>

<p><span>- Muaf Esnafa Yapılan Net Ödeme</span></p>

<p><span>Gider pusulası ile evde tamamlayıcı işçilik bedeli ödemesi kaydı</span></p>

<p><span>----------------------------- / -----------------------------</span></p>

<p><span><strong>Sonuç ve Değerlendirme</strong></span></p>

<p><span>Tekstil ve hazır giyim sektöründe evlere verilen düğme dikimi, aksesuar montajı ve benzeri el emeğine dayalı tamamlayıcı işler; somut olayın özelliklerine göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 9/6'ncı maddesi ve 264 Seri No'lu Genel Tebliğ düzenlemeleri doğrultusunda esnaf muaflığı kapsamında değerlendirilebilmektedir.</span></p>

<p><span>Bu kapsamdaki ödemelerin %2 gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması, Gider Pusulası ile tevsik edilmesi ve işlemde KDV hesaplanmaması yasal gerekliliktir.</span></p>

<p><span>Ancak uygulamanın vergi idaresi ve SGK denetimlerinde "hizmet akdi / ücret" olarak yeniden nitelendirilmemesi için;</span></p>

<ol>
 <li><span>Ev çalışanına endüstriyel nitelikte makine ve motorlu teçhizat tahsis edilmemeli,</span></li>
 <li><span>İşverene tabi ve hiyerarşik bağımlılık (mesai baskısı, katı kotalar, doğrudan gözetim) kurulmamalı,</span></li>
 <li><span>Süreç, parça başı teslim esaslı bağımsız bir sipariş ilişkisi çerçevesinde yürütülerek Vergi Usul Kanunu standartlarında belgelendirilmelidir.</span></li>
</ol>

<p></p>

<p><span><strong>Hüseyin Gökhan ARPA<br />
Gelir Uzmanı</strong></span></p>

<p><span><a href="mailto:hgarpa@gmail.com">hgarpa@gmail.com</a></span></p>

<h3><strong><span style="color:#c0392b"><i>YASAL UYARI</i></span></strong></h3>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="color:#e8110e"><i>Bu makale yalnızca genel akademik ve mesleki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Mevzuat hükümleri somut olayın niteliğine, tebliğ ve yargı içtihatlarına göre farklılık arz edebileceğinden; bağlayıcı işlem tesis edilmeden önce 3568 sayılı Kanun uyarınca yetkili meslek mensuplarından (SMMM / YMM) veya vergi hukukçularından profesyonel danışmanlık alınması önerilir. Bu çalışmanın tatbikinden doğabilecek doğrudan ya da dolaylı zararlardan yazar sorumlu tutulamaz.</i></span></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/tekstil-sektorunde-ev-eksenli-is-modellerinin-vergisel-niteligi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/08/dikis.jpeg" type="image/jpeg" length="53604"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hizmet ihracatını bekleyen yeni vergi düzeni]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/hizmet-ihracatini-bekleyen-yeni-vergi-duzeni</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/hizmet-ihracatini-bekleyen-yeni-vergi-duzeni" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Türk mühendislik şir­ketinin, İstanbul’da­ki ofisinden Nairobi’deki bir projeye tasarım hizmeti ver­diğini varsayalım. Kenya’da ne şubesi var ne çalışanı. Bu­günkü kurallara göre bu gelir yalnızca Türkiye’de vergile­nebiliyor...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Birleşmiş Millet­ler’de Ağustos ayında masaya konan taslak metin yürürlüğe girerse Kenya, ödeme üzerinden brüt esasla stopaj yapabilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Geçtiğimiz hafta New York’ta ta­mamlanan beşinci müzakere turu, BM Uluslararası Vergi İşbirliği Çer­çeve Sözleşmesi sürecinde yeni bir aşamayı başlattı. Önceki oturumlar­da ilkeler ve niyet metinleri üzerin­den yapılan tartışmalar bu kez dele­gelerce fiili antlaşma metni üzerin­den madde madde tartışmaya açıldı. Bir önceki yazımda ele aldığım üzere, masadaki üç belgeden biri, sınır ötesi hizmet gelirlerinin vergilendirilme­sine ilişkin protokol taslağı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify">Fiziki varlık şartı esniyor</h3>

<p style="text-align:justify">Taslağın çıkış noktası, bugünkü düzenin fiziki varlık üzerine kurulu olması. Bir şirket başka ülkede işye­ri açmadıkça o ülke onu vergilendi­remiyor. Metin bu bağı gevşetiyor ve hizmet bedelinin hangi ülkede doğ­duğunu basamaklı bir teste bağlıyor: önce hizmetin fiilen yapıldığı yere bakılıyor, bu belirlenemiyorsa hiz­meti kullanan müşterinin ülkesine, o da olmuyorsa ödemeyi yapanın ül­kesine iniliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Otomatik dijital hiz­metlerde fiziki ifa ölçütü hiç kulla­nılmıyor. Sıra müşterinin ülkesiyle başlıyor, sonra ödemenin hangi ülke­deki son kullanıcılara bağlı olduğuna geçiyor. İlk iki basamak uygulanama­dığında ise hizmetin dayandığı kul­lanıcı verisinin hangi ülkeden üre­tildiğine bakılıyor. Bir vergilendir­me yetkisinin, ülkede ne şirketin ne müşterinin bulunmasına gerek kal­madan, yalnızca oradan üretilen ve­riye dayanarak kurulması bugünkü anlaşma pratiğinde karşılığı olmayan bir yaklaşım.</p>

<h3 style="text-align:justify">Brüt stopaj tartışması</h3>

<p style="text-align:justify">Metin yalnızca gelir vergilerini de­ğil, dijital hizmet vergilerini ve ben­zer ekonomik etki doğuran vergileri de kapsıyor, buna karşılık katma de­ğer vergisini dışarıda bırakıyor. Tür­kiye’nin 7194 sayılı Kanun’la getir­diği dijital hizmet vergisi bu tanımın içinde kalıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Verginin hangi tutar üzerinden alı­nacağı iki hafta boyunca çözüleme­yen konulardan biri oldu. Afrika ül­keleri, net kazancı denetleme kapa­sitesi sınırlı ülkeler için brüt stopajın işleyen tek yöntem olduğunu savu­nurken İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya aşırı vergilendirme riskini gündeme getirdiler. Bu itiraz teknik olarak yerinde görünüyor. Taslak yal­nızca sınırlı mahsup öngördüğü için, kaynak ülkede brüt üzerinden öde­nen vergi mukim ülkede net kazanç üzerinden hesaplanan vergiyi aştı­ğında aradaki fark mahsup edilemi­yor ve kâr marjının dar olduğu taşe­ronluk, bilgi işlem ve mühendislik iş­lerinde bu fark hızla büyüyor.</p>

<h3 style="text-align:justify">İhracatçı mı, ithalatçı mı</h3>

<p style="text-align:justify">Türkiye ithal ettiği dijital ve pro­fesyonel hizmetlerde kaynak ülke ko­numunda; kural değişikliği bu taraf­ta gelir getirme potansiyeline sahip. Buna karşılık müteahhitlik, mühen­dislik ve müşavirlik ihracatımız ba­kımından karşı ülkelerin stopaj yet­kisi genişlemektedir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Denizcilik tartışması</h3>

<p style="text-align:justify">Uluslararası deniz ve hava taşı­macılığının kapsam dışında tutu­lup tutulmayacağı da henüz netleş­miş değil. Sivil toplum kuruluşları söz konusu istisnanın kaldırılması gerektiğini savunuyorlar. İstisnanın metinden çıkarılması hâlinde taşı­macılık geliri de protokol anlamın­da hizmet sayılacağından, bugün mu­kimlik esasına göre vergilenen nav­lun gelirleri kaynak ülke stopajıyla karşılaşma riski taşıyacak.</p>

<h3 style="text-align:justify">Teşvikler yeniden gündemde</h3>

<p style="text-align:justify">Taslak, düşük vergilemeye tabi ge­lirleri yalnızca vergi oranı üzerinden değil, fiilen ödenen vergi üzerinden de değerlendiriyor. Yani şirketin ya­rarlandığı bir istisna, muafiyet veya indirim nedeniyle gerçekte ödediği vergi azalıyor ise, bu durum da koru­ma kapsamı dışında kalmak için ye­terli olabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yaklaşım, örneğin Teknokent istisnasından veya Ar-Ge indirimin­den yararlanan bir hizmet ihracatçı­sının, karşı ülkede protokolün sağ­ladığı korumadan yararlanamaması gibi sonuçlara yol açabilir. Dolayısıy­la burada karşımıza çıkan mesele, as­lında küresel asgari vergide teşvikle­rin nasıl değerlendirileceğine ilişkin tartışmadan çok da farklı değil.</p>

<h3 style="text-align:justify">Belirsizliği rakamlar belirleyecek</h3>

<p style="text-align:justify">Müzakerelerin kasım sonunda Nairobi’de devam etmesi bekleni­yor. Metinde stopaj oranlarının ve düşük vergileme eşiğinin belirlene­ceği alanlar şimdilik boş bırakılmış durumda. Bu rakamlar netleştiğin­de, Türkiye’nin 85’i aşan çifte vergi­lendirmeyi önleme anlaşması ağının bundan ne ölçüde etkileneceği de da­ha açık görülecek. Şirketler açısın­dan ise bugünden alınabilecek en so­mut önlem, sınır ötesi hizmet sözleş­melerindeki stopaj yükünün hangi tarafa ait olduğunu düzenleyen hü­kümleri gözden geçirmek.</p>

<h3 style="text-align:justify"><a href="https://www.dunya.com/kose-yazisi/hizmet-ihracatini-bekleyen-yeni-vergi-duzeni/837186" rel="nofollow" target="_blank"><span style="color:#c0392b"><strong>Dünya | Prof. Dr. Ayhan Selçuk ÖZGENÇ</strong></span></a></h3></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/hizmet-ihracatini-bekleyen-yeni-vergi-duzeni</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/08/hizmet-ihracati-1.webp" type="image/jpeg" length="77774"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sermaye piyasalarına geçiş ve vergi avantajı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/sermaye-piyasalarina-gecis-ve-vergi-avantaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/sermaye-piyasalarina-gecis-ve-vergi-avantaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Finansmana erişimin zor ve maliyet­li olduğu günümüzde, işletmeler ih­tiyaç duydukları finansmanı sağlamak için sermaye piyasalarını yeterince kul­lanmamaktadırlar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İşletmelerin büyü­meleri, yatırım ve üretim yapmaları, istihdam olanakları sağlamaları ve fi­nansmana daha kolay ve daha düşük ma­liyetle erişebilmesi için öz kaynaklarını güçlendirmeleri gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Serma­ye piyasası; işletmelere gerek payların halka arzı gerekse borçlanma aracı ihracı yoluyla kaynak temini konusunda birçok alternatif sunmaktadır. Payların halka arzı, şirket sermayesini oluşturan mev­cut paylarının veya sermaye artışı yapı­larak ihraç edilecek yeni payların halka satılmasıdır. Borsa İstanbul’da işlem gö­rebilmek için halka arz izahnamesinin SPK tarafından onaylanması, şirket pay­larının halka arz edilmesi ve sonrasında payların Borsa kotuna alınması gerek­mektedir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Halka arz süreci</h3>

<p style="text-align:justify">Şirket paylarının halka arz edilip iş­lem görmesi için aşağıdaki adımların ta­mamlanması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">-SPK’ya başvuru</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">-Borsa İstanbul Grubuna başvuru</p>

<p style="text-align:justify">-SPK ve Borsa İstanbul uzmanlarının şirketi incelemeleri</p>

<p style="text-align:justify">-Borsa İstanbul tarafından şirketin işlem görebileceği pazarın belirlenmesi</p>

<p style="text-align:justify">-SPK tarafından izahnamenin onay­lanması</p>

<p style="text-align:justify">-Satış süreci, dağıtım esasları, satış sonuçlarının duyurulması</p>

<p style="text-align:justify">-Borsa kotuna alınma ve payların iş­lem görmeye başlaması</p>

<p style="text-align:justify">Payların halka arzına onay verilmesi süreci SPK’nın, Borsa’da kota alınma ve işlem görme süreci ise Borsa İstanbul’un incelemesine tabidir.</p>

<p style="text-align:justify">Halka arzda; ortaklara ait mevcut pay­ların halka arzı, sermaye artırımı yoluy­la ihraç edilecek payların halka arzı veya iki yöntemin birlikte kullanılması seçe­neklerinden biri kullanılabilir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Halka arz edilen kurumlarda vergi avantajı</h3>

<p style="text-align:justify">7256 sayılı Kanunla, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32. maddesine ekleme ya­pılarak, finansal kuruluşlar hariç, payla­rını asgari yüzde 20 oranında halka arz eden şirketler için halka arzdan itiba­ren beş hesap dönemi boyunca kurumlar vergisi oranı 2 puan indirimli olarak uy­gulanması yürürlüğe girmiş bulunmak­tadır. Söz konusu düzenleme; 01.01.2021 tarihinden, özel hesap dönemine tabi olan mükelleflerde ise 2021 takvim yı­lında başlayan özel hesap döneminin ba­şından itibaren elde edilen kazançlara uygulanacaktır. 2 puanlık vergi indiri­minden faydalanmak isteyen kurumla­rın başlangıçta halka kapalı olması ge­rekmektedir. Söz konusu maddenin yü­rürlük tarihi olan 17.11.2020 tarihinden önce paylarını halka arz etmiş olanlar şirketlerin bu indirimden faydalanmala­rı mümkün değildir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Halka arz oranı önemli</h3>

<p style="text-align:justify">Kurumlar vergisi oranının indirim­li olarak uygulanmasının bir diğer şar­tı; şirketlerin paylarını en az yüzde 20 oranında halka arz etmeleridir. %20’lik oranın hesabında halka arz edilen tutar­la birlikte ulaşılan toplam sermaye tu­tarı dikkate alınacaktır. En az yüzde 20 oranındaki halka açıklığın, ilk defa hal­ka arzın gerçekleştiği hesap dönemin­den itibaren beş hesap dönemi boyunca korunması gerekmektedir. Bu şartın ih­lal edilmesi halinde indirimli vergi ora­nı uygulaması nedeniyle zamanında ta­hakkuk ettirilmemiş vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Finansal kuruluşlara vergi avantajı yok</h3>

<p style="text-align:justify">Bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri, finansman şirketle­ri, ödeme ve elektronik para kuruluşları, yetkili döviz müesseseleri, varlık yöne­tim şirketleri, sermaye piyasası kurum­ları ile sigorta ve reasürans şirketleri ve emeklilik şirketleri indirimli oran uygu­lamasından yararlanamazlar.</p>

<p style="text-align:justify"><strong><a href="https://www.dunya.com/kose-yazisi/sermaye-piyasalarina-gecis-ve-vergi-avantaji/836902" rel="nofollow" target="_blank"><span style="color:#c0392b">Dünya | Mahmut Bülent YILDIRIM</span></a></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/sermaye-piyasalarina-gecis-ve-vergi-avantaji</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/08/sermaye-piyasalari.jpg" type="image/jpeg" length="86001"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İnternetten elde edilen kazançlarda vergi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/internetten-elde-edilen-kazanclarda-vergi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/internetten-elde-edilen-kazanclarda-vergi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnternetten para kazanmanın yolları çeşitlenirken, vergi mevzuatındaki 20/B istisnasının kapsamı da genişliyor. Eğitimden ürün tanıtımına, dijital içerikten kullanıcı yönlendirmeye kadar pek çok gelir modeli kapsama girebiliyor. Ancak her internet geliri 20/B kapsamında değil.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">İnternetten para kazanmanın yolları her geçen gün çeşitleniyor. Birkaç yıl önce konu daha çok YouTube’dan reklam geliri elde edenler veya Instagram’da ürün tanıtanlar üzerinden tartışılıyordu. Bugün ise internetten eğitim veren, dijital içerik hazırlayan, mobil uygulama geliştiren, ürün tanıtan, hatta takipçilerini başka bir uygulamaya yönlendirerek gelir elde eden çok daha geniş bir kesim var.</p>

<p style="text-align:justify">Vergi mevzuatımızda bu gelirlerin önemli bir bölümü için ayrı bir düzenleme bulunuyor: Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 20/B maddesi.</p>

<p style="text-align:justify">Kamuoyunda zaman zaman “YouTuber istisnası” olarak adlandırılsa da 20/B artık bunun çok ötesinde.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>20/B’nin kapsamı 2024’te genişledi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Düzenlemenin ilk halinde sosyal ağ sağlayıcıları üzerinden metin, görüntü, ses ve video gibi içerikler paylaşan sosyal içerik üreticilerinin kazançları, mobil cihazlar için uygulama geliştirenlerin elektronik uygulama paylaşım ve satış platformlarından elde ettikleri kazançlar kapsama alınmıştı.</p>

<p style="text-align:justify">7491 sayılı Kanun’la kapsam genişletildi. 1 Ocak 2024’ten itibaren internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden içerik paylaşanların yanında, bu ortamlar üzerinden bireysel kurs, eğitim, veri işleme ve geliştirme, ürün tanıtımı gibi hizmetlerden kazanç sağlayan gerçek kişiler de 20/B kapsamına girdi.</p>

<p style="text-align:justify">Buradaki “gibi” ifadesi önemli. Kanunda yapılan sayım sınırlı değil. Bu nedenle internet üzerinden ortaya çıkan yeni hizmet modellerinin de niteliğine bakılarak 20/B kapsamında değerlendirilmesi mümkün.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Peki, sistem nasıl işliyor?</strong></p>

<p style="text-align:justify">İstisnadan yararlanmak isteyen kişinin önce bağlı olduğu vergi dairesinden istisna belgesi alması gerekiyor. Sonrasında Türkiye’de kurulu bir bankada bu faaliyete ilişkin hesap açılıyor ve kapsamdaki faaliyetlerden elde edilen hasılatın tamamı bu hesap üzerinden tahsil ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Banka, hesaba aktarılan hasılat üzerinden yüzde 15 gelir vergisi kesiyor.</p>

<p style="text-align:justify">2026 yılı için önemli rakam <strong>5 milyon 300 bin TL</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Burada hasılat-kazanç ayrımına dikkat etmek gerekiyor. Bankanın yüzde 15 tevkifatı hesaba aktarılan hasılat üzerinden yapılırken, Kanundaki 5 milyon 300 bin TL’lik sınır kazanç toplamı üzerinden belirleniyor.</p>

<p style="text-align:justify">Kazanç toplamı bu tutarı aşmıyorsa bu kazançlar için yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmiyor. Başka gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde de 20/B kapsamındaki kazançlar beyannameye dahil edilmiyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>5 milyon 300 bin TL aşılırsa?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu defa kazancın tamamının yıllık gelir vergisi beyannamesiyle beyan edilmesi gerekiyor. Bankanın yıl içinde kestiği yüzde 15 vergiler de beyannamede hesaplanan gelir vergisinden mahsup ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Başka bir ifadeyle, belirlenen sınırın altında banka kesintisiyle tamamlanan vergileme, sınır aşıldığında yıllık beyan ve artan oranlı gelir vergisi tarifesine taşınıyor.</p>

<p style="text-align:justify">KDV tarafında ise durum farklı. KDV Kanunu’nun 17/4-a maddesi, Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 20/B maddesi kapsamında vergilendirilen kazançlara konu teslim ve hizmetleri KDV’den istisna ediyor. 20/B kapsamındaki kazancın yıllık sınırı aşması nedeniyle beyanname verilmesinin bu KDV istisnasına etkisi yok.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>GİB’in yeni özelgeleri ne söylüyor?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Gelir İdaresi Başkanlığı’nın temmuz ayında internet sitesinde yayımladığı özelgeler dikkat çekici örnekler içeriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Özelgelerden birinde mükellef, Instagram ve YouTube üzerinden yemek tarifleri paylaşarak sosyal içerik üreticiliği yapıyor. Bunun yanında takipçilerine bir mobil uygulamayı tanıtıyor ve uygulamayı indirip üye olan her kullanıcı üzerinden gelir elde ediyor.</p>

<p style="text-align:justify">Burada para Instagram veya YouTube’dan gelmiyor. Gelir, başka bir uygulamaya kullanıcı yönlendirilmesi karşılığında elde ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify">İdare, yukarıda açıkladığımız şartların yerine getirilmesi halinde bu kazancın da mükerrer 20/B kapsamında değerlendirilebileceğini belirtiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bence özelgenin dikkat çekici tarafı da burası. Çünkü dijital ekonomide artık klasik reklam gelirinin yanında satış ortaklığı, yönlendirme, üyelik veya performansa bağlı ödeme modelleri giderek yaygınlaşıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İnternetten eğitim verenler açısından da önemli</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bir başka özelgede Instagram üzerinden e-kitap tanıtımı, internetten e-kitap satışı ve Zoom üzerinden kişisel gelişim kursları verilmesi ele alınıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle internet üzerinden verilen kurs ve eğitimler açısından 2024’te yapılan değişikliğin uygulamadaki karşılığını burada görüyoruz. Bireysel kurs ve eğitim hizmetleri artık Kanunda açıkça örnek verilen faaliyetlerden.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ancak kişinin internet üzerinden birkaç farklı iş yapması, bütün gelirlerinin otomatik olarak 20/B’ye gireceği anlamına gelmiyor. Hangi gelirin hangi faaliyetten doğduğuna ayrıca bakmak gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ödemenin adı değil, neyin karşılığında yapıldığı önemli</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dijital dünyada gelir sadece reklam bedelinden ibaret değil. Sponsorluk, ürün tanıtımı, tıklama başına ödeme, satıştan komisyon, kullanıcı veya üyelik başına ödeme gibi çok farklı modeller var.</p>

<p style="text-align:justify">Özelgeler, ödemenin adından çok geliri doğuran faaliyetin niteliğinin önem taşıdığını gösteriyor. Sosyal medya üzerinden yapılan bir tanıtımın karşılığının sabit reklam bedeli yerine satış veya yönlendirme başına ödenmesi tek başına 20/B uygulamasına engel değil.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Her internet geliri 20/B’ye girmez</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bir kazancın internet üzerinden elde edilmesi, tek başına 20/B kapsamında olduğu anlamına gelmiyor. Faaliyetin içerik üretimi, bireysel kurs ve eğitim, veri işleme ve geliştirme, ürün tanıtımı veya mobil uygulama geliştirme gibi maddede öngörülen faaliyetlerle bağlantısının bulunması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Üstelik aynı kişinin bazı gelirleri 20/B kapsamındayken bazı gelirleri kapsam dışında kalabilir. Özellikle birden fazla gelir kanalı bulunanların her faaliyeti ayrı değerlendirmesinde fayda var.</p>

<p style="text-align:justify">Gelir İdaresi’nin temmuz ayında yayımladığı özelgeler bize şunu gösteriyor: 20/B artık sadece YouTube veya Instagram’dan reklam geliri elde edenleri ilgilendiren bir düzenleme değil. İnternetten eğitim verenden ürün tanıtana, uygulama geliştirenden başka bir uygulamaya kullanıcı yönlendirene kadar oldukça geniş bir alan var.</p>

<p style="text-align:justify">Ama sınırın nerede çizileceği her zaman bu kadar kolay değil.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle internetten gelir elde edenlerin “Yüzde 15 vergi kesiliyor, konu kapanıyor” demeden önce şu soruya cevap vermesi gerekiyor:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Benim elde ettiğim kazanç gerçekten mükerrer 20/B kapsamında mı?</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomigazetesi.com | Yaşar ÇATALKAYA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/internetten-elde-edilen-kazanclarda-vergi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/09/internet-alisveris.webp" type="image/jpeg" length="18223"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emekli ve çalışanların banka promosyonlarında vergi var mı?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/emekli-ve-calisanlarin-banka-promosyonlarinda-vergi-var-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/emekli-ve-calisanlarin-banka-promosyonlarinda-vergi-var-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bankalar tarafından doğrudan çalışanlara veya emeklilere ödenen promosyonlar gelir vergisine, veraset ve intikal vergisine ve KDV'ye tabi değildir; bu ödemeler nedeniyle düzenlenen kâğıtlar üzerinden de damga vergisi hesaplanmayacaktır. Promosyon nedeniyle ayrıca yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi de gerekmemektedir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>Bu aralar neredeyse her gün <i>“şu kamu kurumu çalışanları maaşlarını şu bankadan almaları karşılığında şu kadar TL promosyon alacak</i>”, “<i>Temmuz/Ağustos 2026 emekli promosyonlarında güncel rakamlar belli oldu”</i> şeklinde haberlere rastlıyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Hatta açıklanan bazı rakamlar birkaç maaşa denk gelecek seviyelere ulaşmış durumda. Gerek basında gerek sosyal medyada, şu üniversitenin, bu belediyenin veya başka bir kamu kurumunun belirli bir bankayla yaptığı promosyon anlaşmaları gündemden düşmüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu promosyon anlaşmaları çoğunlukla üç yıllık süreyle yapılıyor. Bankalar maaş ödemelerini kendi bünyelerinde gerçekleştirebilmek, kredi kartı ve diğer bankacılık ürünlerini kullandırabilmek amacıyla çalışanlara belirli bir tutarda promosyon ödemesi yapıyor. Böylece hem banka yeni müşteri kazanıyor hem de çalışanlar önemli bir ekonomik avantaj elde ediyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Örneğin bazı üniversiteler veya kamu kurumları 2026 yılı başında personeline 100 bin TL civarında promosyon ödemesi yaptı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Peki bu 100 bin liralık promosyon ödemesi üzerinden gelir vergisi kesilecek mi? Promosyonu alan kişinin ayrıca beyanname vermesi gerekecek mi? Başka bir vergi söz konusu olabilir mi?</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Daha da önemlisi, <strong>emeklilerin bankalardan alacağı promosyon ödemeleri vergiye tabi mi?</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Gelin birlikte bakalım.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Gelir vergisi açısından</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Gelir Vergisi Kanunu'nun 61'inci maddesi uyarınca bir ödemenin ücret sayılabilmesi için öncelikle çalışan ile işveren arasında bir hizmet ilişkisinin bulunması gerekir. Banka ile kamu kurumu çalışanı arasında ise böyle bir ilişki bulunmamaktadır. Bu nedenle promosyon ödemesinin banka tarafından doğrudan çalışanın hesabına yatırılması halinde söz konusu ödeme ücret niteliği taşımayacak ve gelir vergisine tabi olmayacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Aynı şekilde bankanın promosyon tutarını önce kuruma aktarması, kurumun da bu tutarı hiçbir şekilde gelir kaydetmeden aynen personele dağıtması halinde kurum yalnızca aracı konumunda olacağından yapılan ödeme ücret sayılmayacak ve gelir vergisi hesaplanmayacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buna karşılık promosyon ödemesi banka tarafından kuruma yapılır, kurum da bu tutarı kendi gelirlerine dahil ettikten sonra personele ödeme yaparsa artık yapılan ödeme banka promosyonu niteliğini kaybedecektir. Bu durumda çalışanlara yapılan ödeme ücret kapsamında değerlendirilecek ve gelir vergisine tabi olacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Emeklilerin bankalardan aldığı promosyonlarda da sonuç değişmemektedir.</span></strong><span> Emekli ile banka arasında herhangi bir hizmet ilişkisi bulunmadığından, emekli aylığının belirli bir süre ilgili bankadan alınması karşılığında banka tarafından yapılan promosyon ödemesi ücret niteliğinde değildir. Bu ödeme Gelir Vergisi Kanunu'nda sayılan diğer gelir unsurlarından herhangi birinin kapsamına da girmediğinden gelir vergisine tabi olmayacak ve emeklinin bu promosyon nedeniyle ayrıca yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesi gerekmeyecektir. Daha basit bir ifadeyle <strong>emeklilerin bankalardan alacakları promosyonlardan gelir vergisi alınmayacaktır.</strong></span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Veraset ve intikal vergisi açısından</h3>

<p style="text-align:justify"><span>7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu uyarınca karşılıksız (ivazsız) olarak edinilen mal ve haklar veraset ve intikal vergisine tabidir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak banka promosyonları karşılıksız bir kazandırma değildir. Banka bu ödemeyi maaş ödemelerini kendi bünyesinde gerçekleştirmek, müşteri portföyünü genişletmek ve çeşitli bankacılık hizmetlerini kullandırmak amacıyla yapmaktadır. Başka bir ifadeyle promosyon ödemesi bankanın ticari faaliyetinin bir parçasıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Dolayısıyla banka promosyonları ivazsız bir intikal niteliğinde olmadığından veraset ve intikal vergisi de söz konusu olmayacaktır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Daha basit bir ifadeyle <strong>emeklilerin bankalardan alacakları promosyonlardan veraset ve intikal vergisi de alınmayacaktır.</strong></span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Damga vergisi açısından</h3>

<p style="text-align:justify"><span>488 sayılı Damga Vergisi Kanunu uyarınca ancak Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yer alan kâğıtlar damga vergisine tabidir. Maaş, ücret ve benzeri ödemeler nedeniyle düzenlenen ve Kanunda belirtilen kâğıtlar da damga vergisinin konusuna girmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Banka promosyonları ise hizmet karşılığı yapılan bir ücret ödemesi değildir. <strong>Bu nedenle banka tarafından doğrudan çalışana veya emekliye yapılan promosyon ödemeleri nedeniyle düzenlenen kâğıtlar üzerinden damga vergisi hesaplanmayacaktır.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Daha basit bir ifadeyle <strong>emeklilerin bankalardan alacakları promosyonlardan damga vergisi de alınmayacaktır.</strong></span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">KDV açısından</h3>

<p style="text-align:justify"><span>KDV Kanunu'nun 1, 4 ve 20'nci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, banka promosyonu karşılığında çalışan veya emekli tarafından bankaya KDV'nin konusuna giren bir mal teslimi veya hizmet ifasında bulunulmadığından, yapılan promosyon ödemesi KDV'ye tabi değildir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Nitekim Samsun Vergi Dairesi Başkanlığının 07.04.2014 tarihli özelgesinde de farklı bir noktaya dikkat çekilmiştir. Buna göre şirketin promosyon ödemesinden komisyon alması veya promosyonun bir kısmının şirkete bırakılması halinde, şirket tarafından bankaya sunulan bu hizmet nedeniyle alınan tutar üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir. Dolayısıyla KDV doğuran işlem promosyonun çalışana ödenmesi değil, şirketin bankaya sunduğu hizmet karşılığında elde ettiği menfaattir.</span><br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Ezcümle</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Son dönemde gerek çalışanlara gerekse emeklilere ödenen banka promosyonlarının ulaştığı tutarlar azımsanmayacak seviyelere geldi. Ekonomik şartların giderek ağırlaştığı bir dönemde, özellikle emeklilerin bazı ihtiyaçlarını karşılamalarına katkı sağlayan bu ödemeler, banka promosyonlarının önemini daha da artırıyor. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Vergisel açıdan ise durum oldukça net. Bankalar tarafından doğrudan çalışanlara veya emeklilere ödenen promosyonlar gelir vergisine, veraset ve intikal vergisine ve KDV'ye tabi değildir; bu ödemeler nedeniyle düzenlenen kâğıtlar üzerinden de damga vergisi hesaplanmayacaktır. Promosyon nedeniyle ayrıca yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmesi de gerekmemektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Kısacası emeklilerin bankalardan aldıkları promosyonlardan herhangi bir vergi kesilmeyecek; bankanın ödediği promosyonun tamamı emeklinin cebinde kalacaktır.</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için banka promosyonlarını bekler hâle gelmesi de üzerinde düşünülmesi gereken ayrı bir mesele. Emekliyi promosyonlara muhtaç bırakan ekonomik koşulların ortaya çıkması, herhâlde yalnızca bankaların cömertliğiyle açıklanamaz; bunun arkasında uygulanan ekonomi ve gelir politikalarının, dolayısıyla siyasi tercihlerin de payı olsa gerek.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Murat BATI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/emekli-ve-calisanlarin-banka-promosyonlarinda-vergi-var-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/08/banka-para.webp" type="image/jpeg" length="84779"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2027’de Değerli Konut Vergisi sürprizi yaşanabilir]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/2027de-degerli-konut-vergisi-surprizi-yasanabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/2027de-degerli-konut-vergisi-surprizi-yasanabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emlak vergisi­ne esas değer­lerde 2026 yılında yaşanan artış, yal­nızca emlak vergi­sini yükseltmekle kalmayacak. Aynı zamanda daha faz­la meskenin De­ğerli Konut Vergi­si (DKV) kapsamı­na girmesine de yol açabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Özellikle İstanbul ve Anka­ra gibi büyükşehirlerde bir­den fazla konutu olanların 2027 yılına girerken bu duru­mu dikkatle değerlendirmesi gerekiyor.</p>

<h3 style="text-align:justify">Değerli Konut Vergisi nedir?</h3>

<p style="text-align:justify">2026 yılı itibarıyla 17.711.000 TL’yi aşan bina ver­gi değerine sahip meskenler DKV kapsamına giriyor.</p>

<p style="text-align:justify">Burada iki temel nokta var:</p>

<p style="text-align:justify">-Esas alınan değer, piya­sa değeri değil binanın emlak vergisi değeridir.</p>

<p style="text-align:justify">-Birden fazla konuta sahip olmak tek başına vergi mükel­lefiyeti doğurmaz.</p>

<p style="text-align:justify">Birden fazla meskeni olan kişilerde, DKV kapsamına gi­ren taşınmazlar arasında en düşük değerli olan tek mesken istisna edilir. Diğerleri için şartlar oluşmuşsa vergi doğar.</p>

<h3 style="text-align:justify">Vergi tüm değer üzerinden alınmıyor</h3>

<p style="text-align:justify">DKV, konutun tamamı üze­rinden değil, belirli dilimler üzerinden hesaplanır.</p>

<p style="text-align:justify">2026 tarifesi şöyledir:</p>

<p style="text-align:justify">-17.711.000 TL’ye kadar: Vergi yok</p>

<p style="text-align:justify">-17.711.000 – 26.567.000 TL: arası binde 3</p>

<p style="text-align:justify">-26.567.000 – 35.425.000 TL: arası değer kısmi üzerin­den binde 6</p>

<p style="text-align:justify">-35.425.000 TL üzeri: Aşan kısım üzerinden binde 10</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre: Örneğin, 2026 yılında, öteden beri kapsam­da olan ve emlak vergisi de­ğeri 25 milyon TL’lik olan bir meskenin için vergi, sadece 17.711.000 TL’yi aşan kısım için binde 3 oranında hesap­lanır.</p>

<h3 style="text-align:justify">2026 yılı neden kritik?</h3>

<p style="text-align:justify">Değerli konut vergisinde mükellefiyet kapsama girilen yılı takip eden yıldan başlıyor.</p>

<p style="text-align:justify">2025 yılında arsa ve ara­zi metrekare değerleri takdir komisyonlarınca yeniden be­lirlendi. Büyükşehirler başta birçok yerde takdir edilen de­ğerlerde ciddi artışlar yaşandı. Daha sonra yapılan yasal dü­zenlemeyle, emlak vergisi de­ğer artışına üst sınır getiril­di. Buna göre 2026 değerleri, 2025’in en fazla üç katına çı­kabiliyor. Bu düzenleme emlak vergisini sınırlarken, DKV açı­sından yeni bir etki doğurdu. Çünkü 2026 yılında DKV sı­nırı sadece %12,74 artırılarak 15.709.000 TL’den 17.711.000 TL’ye yükseldi. Genel itibarıy­la özellikle büyükşehirlerde büyük ölçüde taşınmazların emlak vergisi değer artışı üç kata kadar çıktı. Bu da 2027 de DKV mükellefiyetinde bir pat­lama yaratabilir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Konuyu bir örnekle açıklayalım</h3>

<p style="text-align:justify">Bir kişinin 2025 yılında 6, 9 ve 15 milyon TL emlak vergisi değeri olan üç konutu olduğu­nu düşünelim. 2025’te bu kişi DKV mükellefi değildir. Zira, tüm konutları KDV sınırı al­tındadır. Ancak 2026’da bu üç konutun da emlak vergisi de­ğerinin 3 kat attığını değerlen­dirdiğinizde her üç konut da DKV kapsamına girmiş olur.</p>

<p style="text-align:justify">En düşük değerli konut is­tisna edilir, diğerleri için 2027 yılında DKV gündeme gelir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Vergi neden 2027’de?</h3>

<p style="text-align:justify">DKV mükellefiyeti gerek ye­ni alım ve gerekse emlak ver­gisi değer artışı nedeniyle kapsama giren konutlarda sı­nırın aşıldığı yıl değil, takip eden yıldan başlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle 2026’da ilk kez sınır aşılırsa vergi yükümlülü­ğü 2027 yılında başlar. Beyan­name de 2027 Şubat ayında verilir. Elbette 2027 yılı sınırı ayrıca belirleneceği için nihai hesap o yılın değerleriyle ya­pılacaktır. Zira mükellefiyet; konutun satışında satış tari­hinden, bina vergisi değerinin sınırın altında kalması halin­de o yılda sona erer.</p>

<h3 style="text-align:justify">Beyannamenin verileceği vergi dairesi</h3>

<p style="text-align:justify">DKV Gelir İdaresi Başkan­lığı’na bağlı vergi daireleri­ne beyan edilir. Beyanname prensip olarak konutun bu­lunduğu yer vergi dairesine verilir. Kapsama giren birden fazla konut bulunması duru­munda, herhangi birinin bu­lunduğu vergi dairesine ve­rilebilir. Gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan­larca bağlı bulunulan vergi da­iresine verilir.</p>

<p style="text-align:justify">-Beyan süresi: 20 Şubat</p>

<p style="text-align:justify">-Ödeme: Şubat ve Ağustos olmak üzere iki taksit</p>

<h3 style="text-align:justify">Bürokrasi ve bir öneri</h3>

<p style="text-align:justify">Beyanname elektronik or­tamda verilebiliyor. Ancak belediyeden alınan bina ver­gi değeri belgesinin ayrıca su­nulması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durum gereksiz bir bü­rokrasi yaratıyor. Bu verilerin günümüz teknolojik imkanla­rı dikkate alındığında kurum­lar arasında otomatik pay­laşılması hem mükellef hem idare açısından süreci kolay­laştıracaktır. Ayrıca Gelir İda­resinin mükellefiyet kapsa­mında olan konutları takibi bakımından da bu daha pratik bir yoldur.</p>

<h3 style="text-align:justify">Son söz</h3>

<p style="text-align:justify">Büyük şehirlere göçü önle­mek anlamında vergi politika­ları araç olarak kullanılabilir. Zaten bu nedenle de yıllardır emlak vergisi oranı büyükşe­hir belediyesi bulunan yer­lerde iki kat olarak uygulanır. Ancak kalıcı çözüm yalnızca vergilerle değil; alternatif şe­hirler, yeni istihdam merkez­leri ve dengeli şehirleşme po­litikalarıyla mümkündür. Bu anlamda daha önce bu köşede bahsettiğimiz mega endüstri bölgeleri gibi teşvikler son de­rece önemlidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Osman ARIOĞLU</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/2027de-degerli-konut-vergisi-surprizi-yasanabilir</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/degerli-konut.webp" type="image/jpeg" length="47591"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Taksi işletmelerinin vergilendirilmesinde yeni dönem başladı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/taksi-isletmelerinin-vergilendirilmesinde-yeni-donem-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/taksi-isletmelerinin-vergilendirilmesinde-yeni-donem-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7587 sayılı Kanunla vergi mevzuatına yönelik olarak önemli değişik­likler yürürlüğe girmiş bulunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Kanun yürütme ve yürürlük maddeleri de dahil ol­mak üzere 26 maddeden oluşmakta olup, kanunun 9 maddesi çeşitli vergi düzenleme­lerinde değişiklik öngörüyor. Kanunla Gelir Vergisi Kanunu, Katma Değer Vergisi Kanu­nu ve Vergi Usul Kanununda önemli değişik­likler yapılıyor. Gelir Vergisi Kanunu ve Kat­ma Değer Vergisinde yapılan değişikliklerle 1 Temmuz tarihi itibariyle taksi işletmelerinin vergilendirilmesinde mükelleflerin de talep etmeleri halinde hasılat esaslı vergileme dö­nemi başlamış bulunuyor.</p>

<h3 style="text-align:justify">Taksiler de hasılat esaslı vergilemeye dahil edildi</h3>

<p style="text-align:justify">“Hasılat Esaslı Kazanç Tespiti” Vergi Usul Kanununun 113. Maddesinde düzenlenmiş bir uygulamadır. Hasılat esaslı vergileme; yalnız­ca şehir içi yolcu taşımacılığı faaliyetinde bu­lunan ve hasılatının tamamını elektronik üc­ret toplama sistemleri (kartlı sistemler vb.) aracılığıyla elde eden mükellefler için talep etmeleri halinde uygulanmakta olan bir sis­temdir. Hasılat esaslı vergileme; kapsama da­hil olan mükelleflerin gerçek giderlerini tek tek hesaplamak yerine, elde ettikleri brüt satış hasılatının belirlenen sabit bir yüzdesi üze­rinden vergi ödemesini sağlayan bir sistemdir.</p>

<p style="text-align:justify">Gelir Vergisi Kanununda yapılan değişik­likle, taksi mali cihaz kullanımına ilişkin ge­tirilen zorunluluk kapsamında taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükellefler de, talep etmeleri halinde hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden yararlanabilecekler. Bu kapsama giren mükellefler talep tarihini ta­kip eden yılın başından itibaren en fazla üç yıl süreyle hasılat esaslı kazanç tespit usulünden yararlanabilirler. Uygulamaya dahil olmak is­temeyen mükellefler mevcut haliyle gerçek usulde vergilendirilmeye devam edecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify">Hasılata göre kazanç tespiti</h3>

<p style="text-align:justify">Düzenlemeye göre; taksi ile yolcu taşıma­cılığı faaliyetinde bulunanlardan, hasılatları­nın tamamını taksi mali cihazla tespit ve bel­gelendirmek suretiyle elde edenler de talep etmeleri hâlinde; söz konusu faaliyetlerinden elde ettikleri gayrisafi hasılatlarının %10’u bu faaliyetlerine ilişkin vergiye tabi kazanç ola­rak esas alınacaktır. Hasılat esaslı kazanç tes­piti sistemine geçenler iki yıl geçmedikçe bu usulden çıkmaları mümkün değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu usulden faydalanan mükellefler faali­yet alanı ile ilgili mal veya hizmet alımlarında ödedikleri KDV’yi indirim konusu yapamaz­lar. Düzenledikleri faturalardaki KDV dahil bedel üzerinden %1,5 oranındaki KDV Öde­necek KDV olacaktır. Faaliyetle ilgili olarak ödenmesine rağmen indirim konusu yapıla­mayan KDV ise işin mahiyetine göre maliyet ya da gider olarak dikkate alınacaktır.</p>

<h3 style="text-align:justify">Taksi plakaları satışında gelir vergisi ve KDV istisnası</h3>

<p style="text-align:justify">7587 sayılı kanun düzenlemesine göre; ti­cari kazancı gerçek usulde vergilendirilen ge­lir vergisi mükelleflerinin 1 Temmuz 2026 ta­rihinden önce sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakalarını elden çıkarmalarından doğan ka­zançlar gelir vergisinden istisna edilmiştir. 1 Temmuz 2026 tarihinden sonra edinilen ti­cari plakaların elden çıkarılması ise genel hü­kümler çerçevesinde vergilendirilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Katma Değer Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle, gerçek usulde vergileme kapsa­mında olan mükelleflerin, 1 Temmuz 2026 ta­rihinden önce sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların satış ve teslimleri KDV’den istisna tutulmuştur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Mahmut Bülent YILDIRIM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/taksi-isletmelerinin-vergilendirilmesinde-yeni-donem-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 08:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/03/taksi-mali-cihaz-1.webp" type="image/jpeg" length="70383"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Birden fazla işverenden ücret aldığı halde beyanname vermeyenler]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/birden-fazla-isverenden-ucret-aldigi-halde-beyanname-vermeyenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/birden-fazla-isverenden-ucret-aldigi-halde-beyanname-vermeyenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son günlerde basında ve sosyal medyada 2025 yılında birden fazla işverenden ücret aldığı halde beyanname vermeyenlerden izah istenildiği, bu sebeple pek çok mükellefe yazı gönderildiği haberleri yer almakta.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bu haberlerden yola çıkarak bende; 2025 yılında birden fazla işverenden ücret aldığı halde beyanname vermemiş olanların durumlarını gözden geçirmeleri, gerekirse pişmanlıkla beyanname vererek ceza ile karşılaşmaktan kurtulmalarını saplayabilmek amacıyla 2025 yılında birden fazla işverenden ücret geliri elde edenler için geçerli beyanname kurallarını tekrar hatırlatmak istiyorum. (Yazımdaki değerler 2025 yılı içindir, 2026 yılında birden fazla işverenden ücret alanlar Mart 2027’de beyanname vereceğinden onların durumlarını ileride nasıl olsa yazarım)</p>

<p style="text-align:justify">Bu konudaki temel kurallar Gelir Vergisi Kanunu’nun 86. maddesinde yer almıştır. Bu düzenlemeye ilişkin idari yorum ise, 311 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliği ile yapılmıştır. Ücret gelirlerinin diğer gelirlerle birleşmesi olasılığının yarattığı karmaşayı şimdilik bir kenara bırakarak bu düzenlemelere ve 2025 parametrelerine göre tam mükellef gerçek kişilerin tevkif yoluyla vergilendirilmiş ücretlerini üç duruma göre ayrı ayrı değerlendirelim.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Üç ayrı durum</strong></p>

<p style="text-align:justify">- Sadece bir işverenden elde edilmesi halinde ve yıllık brüt tutarının 2025 yılı için 4 milyon 300 bin lirayı geçmemesi</p>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">- Birden fazla işverenden ücret geliri elde edilmesi durumunda ise, birinci işverenden sonraki işverenden / işverenlerden alınan ücretlerin toplamının 2025 yılında 330 bin lirayı aşmaması halinde yıllık gelir vergisi beyannamesi verilmeyecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Birden fazla işverenden ücret alınması halinde, birinci işverenden alınan ücretin hangisi olacağının belirlenmesi, mükellefin takdirine bırakılmıştır. Kısaca mükelleflere, bu hesaplamada en yüksek ücreti hesaplama dışı bırakma hakkı tanınmıştır. (<u>Dikkat:</u> Ücretlerden en düşüğünü vergi dışı bırakarak ücretlerini stopaj iadesi almak maksadı ile yıllık beyanname konusu yapmak, idare tarafından peçeleme olarak algılanmaktadır)</p>

<p style="text-align:justify">Bu koşullara göre bir işverenden alınan ücretin yıllık 2025 için 4 milyon 300 bin lirayı aşması veya birden fazla işverenden ücret geliri elde edilen hallerde, birden sonraki işverenden alınan brüt ücretlerin toplamının 2025 için 330 bin lirayı aşması durumunda (birinci işverenden alınan da dahil olmak üzere) ücret gelirlerinin tamamı yıllık beyanname ile beyan edilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">- Yukarıdaki koşullara göre yıllık beyanname verme koşulları gerçekleşmemiş olsa dahi bütün ücret gelirlerinin brüt toplamının 2025 yılı için 4 milyon 300 bin lirayı geçmesi halinde yine bütün ücret gelirlerini kapsayacak şekilde yıllık beyanname verilmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu açıklamalarımıza göre 2025 yılında bir anonim şirketin 4 milyon lira yıllık brüt ücret alan Genel Müdürü’nün, bir başka şirketten de 320.000 lira brüt huzur hakkı alması durumunda, toplam brüt ücret gelirinin 4.300.000 Lirayı aşması nedeniyle üçüncü duruma göre yıllık beyanname vermesi gerekecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Stopaja tabi tutulmamış ücret gelirlerinin ise tutarı ne olursa olsun yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İşveren sayısının tespiti</strong></p>

<p style="text-align:justify">Burada dikkat edilmesi gereken husus, yıl içerisinde ücret alınan işveren sayısıdır. Birden fazla işverenden ücret almış olmak ibaresi, aynı anda birden fazla işverenden ücret almayı kapsadığı gibi, yıl içerisinde birden fazla işverenden ücret almayı da kapsamaktadır. Önemli olan takvim yılı içerisinde kaç işverenden ücret alındığıdır. Örneğin Nisan sonunda bir işyerinden ayrılan, Temmuz’da yeni iş bularak orada işe başlayan bir ücretli de, yıl içerisinde birden fazla işverenden ücret aldığından, yukarıdaki kurallara tabi olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Birden fazla işverenden ücret geliri elde etme durumu, genellikle grup şirketlerde veya holding yapılanmalarında ve iştirak ilişkilerinde, bir şirkette görev yapan bir kişinin, iştirak konumundaki şirketlerde de yönetim kurulu üyeliklerini üstlenmesi ve bu ek görevleri karşılığında ücret veya huzur hakkı gibi gelir elde etmesi durumunda karşımıza çıkmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Çalışılan şirketin bir başka şirketle birleşmesi veya bir başka şirket tarafından devralındığı hallerde ise, ücretlilere vergi oranı birleşme veya devir öncesi ödenen ücretler de nazara alınarak uygulanacağından ve ayrıca tüzel kişi işverenin tüzel kişiliği birleşilen veya devralan şirketin tüzel kişiliği içerisinde varlığını sürdüreceğinden, bize göre birden fazla işveren olgusu ve ayrıca vergi ziyaı oluşmayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Birden fazla işverenden ücret alıp da beyanname vermek durumunda olanlar, Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinde yazılı indirimlerden (örneğin kendilerine, eş ve çocuklarına ait özel sigorta primlerini, eğitim ve sağlık harcamalarını) yararlanma olanağına da kavuşmaktadırlar.</p>

<p style="text-align:justify">2025 yılında birden fazla işverenden ücret alıp da yukarıda aktardığım kurallara göre beyanname vermesi gerektiği halde beyannamesini vermemiş olanlar pişmanlık dilekçesi ile beyanda bulunarak cezadan kurtulabilirler. Beyanın pişmanlıkla yapılıyor olması, 89. maddedeki olanaklardan yararlanmaya engel değildir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/birden-fazla-isverenden-ucret-aldigi-halde-beyanname-vermeyenler</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 08:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/04/calisan-vergi-dilimleri.jpeg" type="image/jpeg" length="83753"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Futbolcular Maliye’nin radarında: Cezalı ihbarnameler gönderiliyor…]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/futbolcular-maliyenin-radarinda-cezali-ihbarnameler-gonderiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/futbolcular-maliyenin-radarinda-cezali-ihbarnameler-gonderiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Futbolcuların ücret gelirleri de diğer ücret gelirleri gibi belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde yıllık gelir vergisi beyannamesine konu olabilmektedir. Özellikle 1 Kasım 2019 tarihinden sonra imzalanan veya bu tarihten sonra yenilenen sözleşmeler kapsamında yüksek tutarda ücret geliri elde eden profesyonel sporcuların, kulüplerinin yaptığı stopajın her zaman yeterli olduğunu düşünmemeleri gerekir. Çünkü bazı durumlarda stopaj yapılmış olması, yıllık beyanname verme yükümlülüğünü ortadan kald]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="display:none"> </span><span>Futbolcuların transfer ücretleri, maç başı ücretleri, transfer paraları, primleri ve benzeri ödemeleri, Gelir Vergisi Kanunu kapsamında <strong>ücret</strong> hükümlerine göre vergilendirilmektedir. Ancak birçok futbolcunun gözden kaçırdığı önemli bir husus bulunmaktadır. Bu ücretler, belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde yalnızca kulüp tarafından stopaj yoluyla vergilendirilmekle kalmamakta; futbolcuların da ertesi yıl yıllık gelir vergisi beyannamesi vermelerini ve ilave gelir vergisi ödemelerini gerektirebilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu kapsamda, <strong>2025 yılında</strong> transfer ücreti, prim ve benzeri ücret gelirleri elde eden profesyonel futbolcuların, aşağıda açıklayacağım şartları taşımaları hâlinde bu gelirlerini <strong>2026 yılının mart ayında</strong> yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan etmeleri gerekiyordu. Beyan yükümlülüğünü yerine getirmeyen futbolculara ise Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından cezalı vergi ihbarnameleri gönderilmeye başlandı. </span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Sporcuların elde ettiği gelirler de ücrettir</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Profesyonel sporcuların transfer ücreti, maç başı ücret, prim ve benzeri adlar altında elde ettikleri gelirler, Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesi uyarınca <strong>ücret</strong> olarak vergilendirilmektedir. Dolayısıyla sporculara yapılan bu ödemeler de diğer ücretlilerde olduğu gibi gelir vergisi stopajına tabidir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak sporcuların vergilendirilmesinde önemli bir farklılık bulunmaktadır. Normal ücretlilerden yapılan gelir vergisi kesintisi, <strong>Gelir Vergisi Kanunu’nun artan oranlı tarifesine göre hesaplanırken, sporculardan yapılan stopaj sabit oranlar üzerinden gerçekleştirilmektedir.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Uygulanacak stopaj oranı ise sporcunun mücadele ettiği ligin seviyesine göre değişmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buna göre, 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemeler üzerinden;</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>a) Lig usulüne tabi spor dallarında</strong></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>En üst ligde mücadele eden sporcular için <strong>%20,</strong></span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>En üst ligin bir altındaki liglerde mücadele eden sporcular için <strong>%10,</strong></span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Diğer liglerde mücadele eden sporcular için <strong>%5,</strong></span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><strong><span>b) Lig usulüne tabi olmayan spor dallarında faaliyet gösteren sporcular ile milli sporculara uluslararası müsabakalara katılmaları karşılığında yapılan ödemeler üzerinden ise %5</span></strong><span> oranında gelir vergisi stopajı yapılmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu oranların uygulanması, aksi yönde yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı sürece, Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 72’nci maddesi uyarınca <strong>31 Aralık 2028</strong> tarihine kadar devam edecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak sporcular açısından vergisel yükümlülük, kulübün yaptığı stopajla her zaman sona ermemektedir. Belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde, stopaj yapılmış olsa bile sporcuların elde ettikleri ücret gelirlerini ayrıca yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan etmeleri de gerekmektedir. İşte son günlerde birçok profesyonel futbolcuya gönderilmeye başlanan cezalı vergi ihbarnamelerinin temel nedeni de budur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Buraya kadar her şey normal görünüyor. Ancak işin düğüm noktası 1 Kasım 2019 tarihidir.</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Şöyle ki…</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu tarihten sonra imzalanan veya daha önce imzalanmış olmakla birlikte 1 Kasım 2019 tarihinden sonra süre uzatımı ya da ücreti etkileyen değişiklikler nedeniyle yenilenen sporcu sözleşmeleri bakımından yeni bir vergileme rejimi uygulanmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu kapsamdaki sporcuların elde ettikleri yıllık ücret gelirlerinin toplamı, Gelir Vergisi Kanunu’nun 103’üncü maddesindeki tarifenin son gelir diliminde yer alan tutarı aşarsa (bu tutar 2025 yılı için 4 milyon 300 bin lira, 2026 yılı için ise 5 milyon 300 bin liradır), kulüp tarafından stopaj yapılmış olsa bile sporcunun ayrıca yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesi gerekmektedir. Ayrıca bu sözleşmeler kapsamında Süper Lig’de oynayan sporcuların ücretlerinden yapılacak gelir vergisi stopajı da yüzde 15 yerine yüzde 20 olarak uygulanmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Son günlerde futbol camiasına ulaşmaya başlayan vergi ve ceza ihbarnameleri, önemli bir uygulamayı yeniden gündeme taşıdı. <strong>Örneğin</strong> 2025 yılında bu kapsamdaki ücret gelirleri toplamı <strong>4 milyon 300 bin TL’yi aşan</strong> sporcuların, bu gelirlerini <strong>Mart 2026’ya kadar</strong> yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan etmeleri gerekiyordu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Örneğin</span></strong><span> Süper Lig’de forma giyen <strong>Mustafa</strong>, 19 Ocak 2025 tarihinde kulübüyle dört yıllık sözleşme imzalamış ve 2025 yılında bu sözleşme kapsamında <strong>5 milyon TL</strong> ücret elde etmiştir. Kulübü, Gelir Vergisi Kanunu’nun geçici 72’nci maddesi uyarınca bu ücret üzerinden <strong>yüzde 20 oranında stopaj</strong> yapmıştır. Ancak Mustafa'nın yıllık ücret geliri, 2025 yılı için geçerli olan 4 milyon 300 bin TL'lik beyan sınırını aştığından, kulüp tarafından stopaj yapılmış olması yıllık beyanname verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmamıştır. Mustafa'nın elde ettiği ücret gelirini ayrıca yıllık gelir vergisi beyannamesi ile beyan etmesi gerekmiştir. Yıl içinde kesilen stopaj ise beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bugün birçok profesyonel futbolcuya gönderilmeye başlanan cezalı vergi ihbarnamelerinin temelinde de işte bu beyan yükümlülüğünün yerine getirilmemesi bulunmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Son olarak</span></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Futbolcuların ücret gelirleri de diğer ücret gelirleri gibi belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde yıllık gelir vergisi beyannamesine konu olabilmektedir. Özellikle 1 Kasım 2019 tarihinden sonra imzalanan veya bu tarihten sonra yenilenen sözleşmeler kapsamında yüksek tutarda ücret geliri elde eden profesyonel sporcuların, kulüplerinin yaptığı stopajın her zaman yeterli olduğunu düşünmemeleri gerekir. Çünkü bazı durumlarda stopaj yapılmış olması, yıllık beyanname verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Nitekim Anayasa Mahkemesi de 3 Haziran 2026 tarihinde verdiği önemli bir kararla, kulüpler tarafından kesilen ancak vergi dairesine yatırılmayan vergiler nedeniyle sporcuların ikinci kez vergi ödemeye zorlanamayacağına hükmetmiştir. Ancak bu karar, sporcuların yıllık beyanname verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Karar yalnızca, beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilecek stopajın kulüp tarafından vergi dairesine ödenmiş olması şartını hukuk düzeninden çıkarmıştır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu nedenle profesyonel futbolcuların, kulüplerin ve mali danışmanlarının her yıl beyan yükümlülüğünün doğup doğmadığını mutlaka kontrol etmelerinde fayda bulunmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Son günlerde gönderilmeye başlanan vergi/ceza ihbarnameleri de bu yükümlülüğün göz ardı edilmesinin ciddi mali sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir.</span><span style="display:none"> </span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Murat BATI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/futbolcular-maliyenin-radarinda-cezali-ihbarnameler-gonderiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/12/futbol-vergi.webp" type="image/jpeg" length="26884"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gelir vergisi mükelleflerinde eğitim harcamaları indirimi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/gelir-vergisi-mukelleflerinde-egitim-harcamalari-indirimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/gelir-vergisi-mukelleflerinde-egitim-harcamalari-indirimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ülkemizde eğitim ve sağlığa büyük önem verilmiştir. Cumhuriyet dönemi devlet bütçeleri incelendiğinde Milli Savunma, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları bütçelerinin en büyük payları aldığı görülür.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Eğitim ve sağlık harcamaları aile bütçelerinde de önemli harcama kalemleri durumundadır. Özellikle enflasyonun yüksek olduğu yıllarda bu harcamaların yükü daha çok hissedilir hale gelmektedir</p>

<p style="text-align:justify">Devlet bütçesinden yukarıda belirtilenlerden ayrı olarak, eğitim ve sağlık harcamaları için gelir vergisi mükelleflerine beyan ettikleri gelirlerinden indirim yapma imkânı tanımıştır. Bu suretle alabileceği verginin bir kısmından vaz geçmektedir. Bu amaçla kanun koyucu Gelir Vergisi Kanunu’nun 89/2’de düzenleme yapma yoluna gitmiştir. Böylece gelir vergisi mükellefler yükü de azaltılmış olacaktır. Maddeye göre,</p>

<p style="text-align:justify">“Beyan edilen gelirin %10’unu aşmaması, Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi. Eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamaları(mükerrer121’inci madde çerçevesinde eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden yararlanan ücretliler, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak indiremezler)’’</p>

<p style="text-align:justify">Gelir vergisi matrahının tespitinde beyanname üzerinden indirimlerin yapılabilmesi için;</p>

<p style="text-align:justify">- Gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen bir gelirin bulunması,</p>

<p style="text-align:justify">- Eğer indirim yapılabilmesi bir kısım şartlara bağlanmış ise ilgili şartların yerine getirilmesi, gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">İndirim konusu yapılacak harcamaların, beyan edilen gelirin yetersizliği sonucu gelir vergisi matrahının tespitinde indirim olarak dikkate alınamaması durumunda indirim konusu yapılamayan tutarın takip eden yıllara indirim olarak devri söz konusu değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Söz konusu indirimden, gelirlerini yıllık beyanname ile beyan eden vergi mükellefler yararlanabilmektedirler. Bu nedenle ticari, zirai ve serbest meslek kazanç sahipleri yanında, ücret, gayrimenkul ve menkul sermaye iratları ile diğer kazanç ve iratları dolayısıyla yıllık gelir vergisi beyannamesi veren mükelleflerin de bu uygulamadan yararlanması mümkündür.</p>

<p style="text-align:justify">Vergiye tabi gelir elde eden ancak geliri;</p>

<p style="text-align:justify">- İstisna tutarı içinde kalanlar</p>

<p style="text-align:justify">veya</p>

<p style="text-align:justify">- Nihai olarak tevkifat suretiyle vergilendirilenler, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermeyeceklerinden yıl içinde yapmış oldukları indirime konu harcamaları, gelir vergisi matrahının tespitinde indirim olarak dikkate alamayacaklardır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu gün yazımızda eğitim harcamalarının, Gelir Vergisi Kanunu’nun 89’uncu maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendine göre yıllık gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen gelirden indirimine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Eğitim harcamalarının gelir vergisi matrahından indirilebilme şartları </strong></li>
</ol>

<p style="text-align:justify">Eğitim harcamalarının; • Beyan edilen gelirin %10’unu aşmaması,• Türkiye’de yapılması,• Gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi,• mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocukları için yapılması, gerekmektedir.<br />
 </p>

<ol start="2">
 <li style="text-align: justify;"><strong>Eğitim harcamalarının gelir vergisi matrahının tespitinde indirimi</strong></li>
</ol>

<p style="text-align:justify">Eğitim harcamaları, beyan edilen gelirin %10’u ile sınırlı olarak beyanname üzerinden indirilmekte olup indirilemeyen kısım gelecek yıla devredilemez.<br />
 </p>

<ol start="3">
 <li style="text-align: justify;"><strong>Çocuk tabiri kimleri kapsar</strong></li>
</ol>

<p style="text-align:justify">Çocuk tabiri GVK-85/2012-7 sayılı Gelir Vergisi sirkülerinde açıklanmıştır. Sirkülerde “çocuk” veya “küçük çocuk” tabirinden, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dahil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukların anlaşılması gerektiği belirtilmiştir.<br />
 </p>

<ol start="4">
 <li style="text-align: justify;"><strong>İndirim Sınırı</strong></li>
</ol>

<p style="text-align:justify">Şunu da belirtelim, İndirime konu eğitim harcamalarının aynı takvim yılı içerisinde birlikte yapılması durumunda hem eğitim hem de sağlık harcamaları için ayrı ayrı beyan edilen gelirin %10’u tutarında indirim imkânı bulunmamaktadır. Eğitim ve sağlık harcamalarının toplam tutarının beyan edilen gelirin %10’u ile sınırlı olan kısmı, diğer şartların da sağlanması koşuluyla gelir vergisi beyannamesi üzerinden indirilebilecektir. Beyanname üzerinden indirilebilecek olan bu harcamaların; mükellefin kendisine, eşine ve küçük çocuklarına ait olması gerekmektedir. Eşlerin ve çocukların da ayrı gelir vergisi beyannamesi vermesi durumunda, vergilendirmede şahsilik ilkesi gereği eşlerin ve çocukların her biri beyan ettikleri gelirin %10’u ile sınırlı olmak üzere eğitim ve sağlık harcamalarını kendi verecekleri beyannameleri üzerinden indirime konu edebileceklerdir.<br />
 </p>

<ol start="5">
 <li style="text-align: justify;"><strong>İndirim kapsamına giren eğitim harcamaları</strong></li>
</ol>

<p style="text-align:justify">255 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde eğitim giderleri;</p>

<p style="text-align:justify">- Eğitim ve öğretim kurumları, anaokulu, kreş ve dershanelere eğitim amacıyla yapılan ödemeler,</p>

<p style="text-align:justify">- Eğitim amaçlı kurs ücretleri,</p>

<p style="text-align:justify">- Okul servis ücretleri,</p>

<p style="text-align:justify">- Kitap ve kırtasiye alımları için yapılan harcamalar,</p>

<p style="text-align:justify">- Öğrencilerin özel yurtlarda ve pansiyonlarda kalmaları durumunda ödenen tutarlar, olarak sayılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">GVK-3/2003-3 sayılı Gelir Vergisi sirkülerine göre, indirim konusu yapılacak tutarın hesaplanmasında beyan edilen gelir, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları düşülmeden önceki tutarlardır. Ancak;</p>

<p style="text-align:justify">- Yabancı ülkelerdeki eğitim kurumlarına yapılan ödemeler,</p>

<p style="text-align:justify">- Okullarda verilen ve bedeli ayrı olarak tespit edilen yemek hizmetine ilişkin harcamalar,</p>

<p style="text-align:justify">- Okul aile birliği ve okul koruma derneklerine yapılan bağışlar,</p>

<p style="text-align:justify">- Gelir veya kurumlar vergisine tabi olmayan okullara ödenen eğitim ücretleri,</p>

<p style="text-align:justify">- Devlet okullarına ödenen harçlar, eğitim giderleri kapsamına girmemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Öğrencilerin özel yurt veya pansiyonlarda kalmaları durumunda, özel yurt veya pansiyonlara ödenen tutarların eğitim harcaması kapsamında gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden indirim konusu yapılması da mümkün bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Konservatuvarlarda okumakta olan öğrencilerin eğitiminin gerektirdiği enstrüman ihtiyacı nedeniyle 2026 yılında aldığı keman ve piyano v.d. için yapmış olduğu harcamaları elde etmiş olduğu geliri nedeni ile yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesi durumunda, söz konusu harcamayı eğitim harcaması olarak yıllık gelir vergisi beyannamesi üzerinden indirim konusu yapabilecektir.<br />
 </p>

<ol start="6">
 <li style="text-align: justify;"><strong>Harcamanın Türkiye’de yapılmasının kapsamı </strong></li>
</ol>

<p style="text-align:justify">Eğitim harcamalarının indirime konu olabilmesi için harcamaların Türkiye’de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisine tabi olan mükelleflerden yapılması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile indirime konu olan harcamaların gelir veya kurumlar vergisine tabi olmayan kişi veya kurumlardan yapılması halinde bu harcamalar beyanname üzerinden indirim konusu yapılamayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 4’üncü maddesi veya kendi özel kanunlarında yer alan hükümler uyarınca kurumlar vergisi muafiyeti tanınan kurumlardan yapılan harcamalar, indirime konu harcama olarak kabul edilmeyecektir. Diğer taraftan, tüzel kişilikleri itibarıyla kurumlar vergisi mükellefi olmayan dernek ve vakıfların, kurumlar vergisi mükellefi olan iktisadi işletmelerinden sağlanan indirime konu mal ve hizmetler için yapılan harcamalar indirime konu olacaktır..</p>

<p style="text-align:justify">Gelir vergisi mükelleflerinin KDV mükellefi olup olmadıklarına bakılmaksızın nihai tüketici olarak gerçekleştirdikleri ve indirim konusu yapabilecekleri eğitim harcamaları, gelir vergisi matrahının tespitinde KDV dahil tutarı ile birlikte dikkate alınır.<br />
 </p>

<ol start="7">
 <li style="text-align: justify;"><strong>Eğitim harcamalarına ilişkin tevsik edici belgeler </strong></li>
</ol>

<p style="text-align:justify">Mükelleflerin indirime konu harcamalarını, gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinden alacakları; Vergi Usul Kanunu’nda belirtilen fatura ve serbest meslek makbuzundan herhangi biri ile tevsik etmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Mükelleflerin, ödemiş olduğu eğitim mal veya hizmet bedeli karşılığında yazar kasa fişi düzenlenmişse mükelleflerin yapmış olduğu harcama, indirim kapsamında kabul edilen bir harcama olmasına rağmen yazar kasa fişi tevsik edici belge olarak kabul edilmediğinden, söz konusu sağlık harcaması beyanname üzerinden indirim konusu yapılamayacaktır.<br />
 </p>

<ol start="8">
 <li style="text-align: justify;"><strong>Mükelleflerin indirime konu harcamalarına ilişkin belgeleri ve saklama süresi </strong></li>
</ol>

<p style="text-align:justify">Vergi Usul Kanunu’na göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olmayanlar, almaya mecbur oldukları fatura ve benzeri belgelerini düzenlenme tarihini takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar. Dolayısıyla, mükelleflerin Türkiye’de gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinden aldıkları eğitim harcamalarına ilişkin belgeleri, defter tutmak mecburiyetinde olanlar, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile defter tutmak mecburiyetinde olmayanlar ise düzenlenme tarihini takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar.</p>

<p style="text-align:justify">Söz konusu harcama belgelerinin beyannameye eklenmesi gerekmemekle beraber elektronik ortamda gönderilen beyannamede söz konusu harcama belgelerinin listelenmesi talep edilmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Akif AKARCA / Dr.Mehmet ŞAFAK</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/gelir-vergisi-mukelleflerinde-egitim-harcamalari-indirimi</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 09:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/egitim-harcamalari.jpg" type="image/jpeg" length="53991"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nükleer enerji santralleriyle ilgili getirilen vergisel teşvikler neler?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/nukleer-enerji-santralleriyle-ilgili-getirilen-vergisel-tesvikler-neler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/nukleer-enerji-santralleriyle-ilgili-getirilen-vergisel-tesvikler-neler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hükûmet uzun vadede 12 büyük ölçekli nükleer santral kurmayı, elektrik üretiminin yüzde 10–15’ini nükleerden elde etmeyi ve yeni nesil kompakt reaktörlerle 5 bin megavatlık SMR kapasitesi oluşturmayı hedefliyor. 7590 sayılı Kanun ile nükleer enerji santrali yatırımlarına yönelik olarak damga vergisi, katma değer vergisi ve örtülü sermaye uygulaması açısından önemli vergisel düzenlemeler yapıldı. Söz konusu düzenlemeleri sizin için açıkladım]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>Değerli okurlar, 31 Temmuz 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan <strong>7590 sayılı Kanun</strong> ile <strong>nükleer enerji santrali yatırımlarına yönelik</strong> olarak vergisel açıdan çok önemli teşvikler getirildi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Aslında bu teşvikler Meclise sevk edilen yasa teklifinde yer almıyordu. Bu teşvikleri getiren hükümler teklife Plan ve Bütçe komisyonunda eklendi!</span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><i><span>Bu teşvikler hangi şirketler için getirilmiş olabilir?</span></i></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Türkiye’de hâlihazırda işletmede olan, yani faaliyet gösteren herhangi bir nükleer güç santrali bulunmuyor.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Yaptığım araştırmada ülkemizde halen üç nükleer enerji santrali yatırımı söz konusu olduğunu tespit ettim. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Mersin-Akkuyu'da Rus devlet şirketi Rosatom iş birliğiyle inşası süren <strong>Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS),</strong> Türkiye'nin bu alanda atılmış ilk adımı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Türkiye'deki diğer nükleer santral projeleri ise sırasıyla <strong>Sinop Nükleer Güç Santrali</strong></span><span> ile <strong>Trakya/İğneada Nükleer Güç Santrali. </strong>Bu iki projede henüz inşaata başlanmış değil. </span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, </span></strong><span>İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi'nin Kasım ayı olağan toplantısında yaptığı konuşmada Türkiye’nin enerji vizyonunu anlattı. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Türkiye’nin nükleer enerji hedeflerine değinen Bakan Bayraktar, 2050’e kadar Türkiye’de 12 tane büyük konvansiyonel reaktör hedeflendiğini, bunun 4’ünün Akkuyu'da olmak üzere Sinop'ta ve Trakya ile birlikte toplam 12 reaktör yatırımı yapılacağını açıkladı. Bunlara ilaveten 5 bin megavatlık küçük modüler reaktörlerle Türkiye’nin, nükleer enerjiden tamamen istifade edebilen, elektrik üretiminin en az yüzde 10-15’ini nükleerden karşılayan bir ülke olacağını ifade etti. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bakan Bayraktar, bugün dünyada 31 ülkede 400’ün üzerinde reaktör bulunduğunu belirterek, “<i>15 ülkede 63 yeni reaktör yapılıyor. Bunun 4’ü ülkemizde yapılıyor</i>” diye konuştu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Küçük modüler reaktör (SMR) gelişimine dikkat çeken Bakan Bayraktar, “<i>Küçük modüler reaktörlerde büyük bir fırsat var. Bu, yeni nükleer nükleer çağının en önemli unsurlarından bir tanesi. İnanıyorum ki Türkiye'deki sanayicimizin gücü ve dinamizmi, küçük modüler reaktörlerde Türkiye'yi bu teknolojiyi geliştiren ve üreten ülkelerden biri haline getirebilir. Bu alanda daha farklı fırsatlar olduğuna da inanıyoruz</i>” dedi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Basında yer alan bir habe</span><span>rden, Baykar’ın da SMR yatırımına başladığını öğrendik.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Özetlemek gerekirse, hükûmet uzun vadede 12 <strong>büyük ölçekli nükleer santral</strong> kurmayı, elektrik üretiminin yüzde 10–15’ini nükleerden elde etmeyi ve yeni nesil kompakt reaktörlerle 5 bin megavatlık SMR kapasitesi oluşturmayı hedefliyor.</span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong>Getirilen teşvikler neler?</strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>7590 sayılı Kanun ile nükleer enerji santrali yatırımlarına yönelik olarak damga vergisi, katma değer vergisi ve örtülü sermaye uygulaması açısından önemli vergisel düzenlemeler yapıldı. Söz konusu düzenlemeler şunlar:</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>1. Nükleer enerji santrali yatırımlarına ilişkin düzenlenen kağıtlar damga vergisinden istisna edildi</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>7590 sayılı Kanunla 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun “<i>IV- Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar”</i> başlıklı bölümüne eklenen yeni bir fıkra ile, <strong>nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan tüzel kişilerin taraf olduğu nükleer enerji santrali yatırımlarına ilişkin düzenlenen kağıtlar damga vergisinden istisna edildi</strong>. Söz konusu düzenleme 31.7.2026 tarihinde yürürlüğe girdi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>2. Nükleer enerji santrali yatırımlarına yönelik KDV düzenlemeleri yapıldı</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>7590 sayılı Kanunla 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa geçici 47 nci madde eklenerek nükleer enerji santrali yatırımlarına yönelik iki ayrı KDV düzenlemesi yapıldı. Buna göre, </span><strong>31.12.2045 tarihine kadar uygulanmak üzere</strong><span><strong>,</strong> <strong>nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan mükelleflerin yatırım teşvik belgeleri kapsamında gerçekleştirdikleri nükleer enerji santrali yatırımlarına ilişkin inşaat işleri nedeniyle yüklenilen ve indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV'nin iade edilmesine imkân sağlandı</strong>. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu kapsamda, söz konusu yatırımlara ilişkin inşaat işleri nedeniyle 1.8.2026 tarihinden itibaren yüklenilen ve takvim yılının altı aylık dönemleri itibarıyla indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV, altı aylık dönemleri izleyen bir yıl içinde <strong>talep edilmesi halinde</strong> mükelleflere iade edilecek.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Diğer taraftan, söz konusu mükelleflere <strong>yatırım teşvik belgesi kapsamında nükleer enerji santrali yatırımlarına ilişkin olarak yapılacak makine ve teçhizat teslimleri KDV'den istisna edildi</strong>. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu kapsamda teslimde bulunanların bu teslimler nedeniyle yüklendikleri KDV, vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan KDV'den indirilecek, indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV ise mükellefe iade edilecek. Yatırımın tamamlanmaması halinde, zamanında alınmayan veya iade edilen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte yatırımcıdan tahsil edilecek. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Cumhurbaşkanı, maddede yer alan 31.12.2045 tarihini 31.12.2050 tarihine kadar uzatmaya, Hazine ve Maliye Bakanlığı ise maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili bulunuyor. Söz konusu düzenleme 1.8.2026 tarihinde yürürlüğe girdi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>3. Nükleer enerji santrali yatırımları kapsamında yapılan bazı borçlanmalarda örtülü sermaye hesabında dikkate alınacak oran %50'den %25'e düşürüldü.</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kurumlar Vergisi Kanununun 12'nci maddesi uyarınca, kurumların ortaklarından veya ortaklarla ilişkili kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılıyor. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Aynı maddenin ikinci fıkrasında, yukarıda belirtilen karşılaştırma sırasında sadece ilişkili şirketlere finansman temin eden kredi şirketlerinden yapılan borçlanmalar hariç olmak üzere, ana faaliyet konusuna uygun olarak faaliyette bulunan ve ortak veya ortakla ilişkili kişi sayılan banka veya benzeri kredi kurumlarından yapılan borçlanmaların %50 oranında dikkate alınacağı hükme bağlanmış bulunuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Örtülü sermaye sayılmanın iki sonucu var. Birincisi örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderlerin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınamaması.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İkincisi ise, örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarların, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulanmasında gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı sayılmasıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>7590 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanununa eklenen geçici 20 nci madde uyarınca, nükleer enerji santrallerinde elektrik enerjisi üretimi faaliyetinde bulunmak için önlisans ve/veya lisans alan kurumların, nükleer enerji santrali yatırımları kapsamında yaptıkları borçlanmalar bakımından, Kurumlar Vergisi Kanununun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan %50 oranı 31.12.2045 tarihine kadar %25 olarak uygulanacak. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buna göre, kapsama giren kurumların nükleer enerji santrali yatırımları kapsamında yaptıkları ve KVK'nın 12 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren borçlanmalarının, örtülü sermaye hesabında %50'si yerine %25'i dikkate alınacak. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Cumhurbaşkanı, maddede yer alan 31.12.2045 tarihini beş yıla kadar uzatmaya yetkili bulunuyor. Söz konusu düzenleme, 1.1.2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemlerine (özel hesap dönemine tabi kurumlarda 1.1.2026 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemlerine) ait kurum kazançlarına uygulanmak üzere 31.7.2026 tarihinde yürürlüğe girdi.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Erdoğan SAĞLAM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/nukleer-enerji-santralleriyle-ilgili-getirilen-vergisel-tesvikler-neler</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 09:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/08/nukleer-enerji.jpg" type="image/jpeg" length="23556"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evlerde Üretilen Ürünlerin İnternetten Satışında Esnaf Muaflığı ve Vergisel Avantajlar]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/evlerde-uretilen-urunlerin-internetten-satisinda-esnaf-muafligi-ve-vergisel-avantajlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/evlerde-uretilen-urunlerin-internetten-satisinda-esnaf-muafligi-ve-vergisel-avantajlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evlerde üretilen ürünlerin internetten satışında esnaf muaflığından; GVK’nın vergiden muaf esnafı düzenleyen 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) ve (10) numaralı bentleri kapsamında faydalanılmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde düzenlenen esnaf muaflığı, gelirleri genelde el emeğine dayanan ve küçük çapta iş yapan ticaret ve sanat erbabının gelirlerini <u>vergi dışında bırakan</u> bir uygulamadır. Bu uygulama ile düşük gelir grubunda bulunan esnafı ekonomik ve sosyal yönden desteklenerek vergi adaletinin sağlanması amaçlanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Evlerde üretilen ürünlerin internetten satışında esnaf muaflığından; GVK’nın vergiden muaf esnafı düzenleyen 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) ve (10) numaralı bentleri kapsamında faydalanılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Kahramanmaraş’ta özellikle yaz döneminde tarhana, kırmızı biber, dolmalık sebze gibi el emeği ürünlerin hazırlanması yaygın bir gelenektir. Bu yazıda; Kahramanmaraş’ta üretilen ürünler başta olmak üzere, bir iş yeri açmadan ve sanayi tipi ya da seri imalat yapabilen makine ve materyal kullanmadan, evlerde kendi el emekleri ile imal ettikleri ürünleri internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satanlara yönelik vergisel avantajlar, yapılması gereken işlemler ve uygulama örnekleri ele alınmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gelir Vergisi Kanununun 9 Uncu Maddesinin Birinci Fıkrasının (6) Numaralı Bendi Kapsamında Evlerde Üretilen Ürünlerin Satışında Esnaf Muaflığı</strong></p>

<p style="text-align:justify">1. Esnaf Muaflığından Yararlanma Şartları Nelerdir?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında esnaf muaflığından faydalanabilmesi için;</p>

<p style="text-align:justify">- Oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamûlleri, kırpıntı deriden üretilen mamûller, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte, mantı gibi ürünler kapsamında olması,</p>

<p style="text-align:justify">- Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü vb. ve aletler hariç olmak üzere, sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve aletler kullanılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Dışarıdan işçi çalıştırılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Ürünlerin iş yeri açmaksızın satılması,</p>

<p style="text-align:justify">- Ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılmaması,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">- Ürünlerin ticari, zirai veya mesleki faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri kermes, festival ve panayırlarda satılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tabi olunmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Faaliyetin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">2. Evlerde Üretilen Ürünlerin İnternet ve Benzeri Ortamlarda Satışı Mümkün mü?</p>

<p style="text-align:justify">Bu muaflıktan faydalanılabilmesi için, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarının <strong>ilgili yıl içinde geçerli olan</strong> <strong>asgari ücretin yıllık brüt tutarını (2026 yılı için </strong><strong>396.360</strong> <strong>TL’yi) aşmaması </strong>gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Satışların bir kısmının internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden, bir kısmının muafiyet kapsamında diğer şekillerde yapılması halinde, satış tutarının ilgili yıl içinde geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartı, sadece internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yapılan satışlar için geçerli olup, diğer şekillerde yapılan satışlarda tutar sınırlaması bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek 1:</strong> 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bayan (D), evinde ürettiği tarhana, erişte ve mantıları, kamu kurumlarınca düzenlenen kermes, festival, panayırlarda ve internet üzerinden satışa aracılık eden bir platform aracılığıyla satmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bayan (D)’nin, 2026 takvim yılında internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı 250.000 TL, diğer satış tutarı ise 100.000 TL’dir.</p>

<p style="text-align:justify">Bayan (D), internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı olan 250.000 TL, 2026 yılı için belirlenen yıllık asgari ücretin brüt tutarı olan 396.360 TL’yi aşmadığından, muafiyetten faydalanmaya devam edecektir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek 2:</strong> 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bay (E), evinde ürettiği hediyelik turistik eşyaları belediye tarafından belirlenen geçici bir stantta ve internet üzerinden satmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bay (E)’nin 2026 takvim yılında internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı 450.000 TL, diğer satış tutarı ise 150.000 TL’dir.</p>

<p style="text-align:justify">Bay (E), internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı olan 450.000 TL, 2026 yılı için belirlenen yıllık asgari ücretin brüt tutarı olan 396.360 TL’yi aştığından, muafiyetini kaybedecek ve 1/1/2027 tarihinden itibaren gelir vergisi mükellefi olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">3. Evlerde Üretilen Ürünlerin Satışında Vergi Tevkifatı Yapılacak mı?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında vergiden muaf esnaftan alınan mallar için, şartları sağlayan alıcılar tarafından yapılan ödemeler üzerinden %2 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">4. Evlerde Üretilen Ürünlerin Satışında Belge Düzeni Nasıl Olmalıdır?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında <u>esnaf muaflığından faydalananların</u> <strong>mükellefiyet tesisi, belge düzenleme, defter tutma, beyanname verme gibi yükümlülükleri bulunmamaktadır</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak kendilerine düzenlenen gider pusulalarını ve bu faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mal ve giderlerine ilişkin belgelerini 5 yıllık süre boyunca saklamaları zorunludur.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gelir Vergisi Kanununun 9 Uncu Maddesinin Birinci Fıkrasının (10) Numaralı Bendi Kapsamında Evlerde Üretilen Ürünlerin Satışında Esnaf Muaflığı</strong></p>

<p style="text-align:justify">1. Esnaf Muaflığından Yararlanma Şartları Nelerdir?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında yararlanabilmek için;</p>

<p style="text-align:justify">• Ürünlerin iş yeri açmaksızın satılması,</p>

<p style="text-align:justify">• Sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve aletler kullanılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">• Oturdukları evlerde imal ettikleri ürünlerin <strong>sadece internet ve benzeri elektronik ortamdan </strong>satış yapılması,</p>

<p style="text-align:justify">• İkametgâhlarının bulunduğu yerdeki vergi dairesine başvurarak <strong>“Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi” </strong>alınması,</p>

<p style="text-align:justify">• <u>Türkiye’de kurulu bankalarda internetten yapılan satış gelirlerinin tahsilini ve bu gelirleri üzerinden tevkifat yapılmasını teminen bir ticari hesap açılması ve tüm hasılatın münhasıran bu hesap aracılığıyla tahsil edilmesi</u>,</p>

<p style="text-align:justify">• Bir takvim yılında elde edilen hasılatın <strong>2026 yılı için 1.900.000 Türk lirasını </strong>aşmaması,</p>

<p style="text-align:justify">• Ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tabi olunmaması,</p>

<p style="text-align:justify">• Faaliyetin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">2. Satışların Bir Kısmının İnternet ve Benzeri Elektronik Ortamlar Üzerinden Bir Kısmının Diğer Şekillerde Yapılması Mümkün mü?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında esnaf muaflığından faydalanılabilmesi için evlerde imal edilen ürünlerin <u>münhasıran internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satılması şarttır</u>. Satışların bir kısmının internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden, bir kısmının ise diğer şekillerde yapılması halinde bu bent kapsamında muafiyetten faydalanılması mümkün değildir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek:</strong> Bayan (F), sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve alet kullanmaksızın evinde ürettiği ekmek, tarhana, bazlama, kurabiye, pasta, reçel, salça ve turşu gibi ürünleri internet üzerinden satışa aracılık eden bir platform aracılığıyla satmaktadır. 2026 yılı için internet üzerinden gerçekleştirdiği satış tutarı 440.000 TL’dir.</p>

<p style="text-align:justify">Bayan (F), internet üzerinden gerçekleştirdiği 440.000 TL tutarındaki satış, 2026 yılı için belirlenen 1.900.000 TL’lik sınırı aşmadığından esnaf muaflığından yararlanabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">3. Bankalar Tarafından Yapılacak İşlemler ve Tevkifat Uygulaması Nedir?</p>

<p style="text-align:justify">Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi ibraz edenlere bankalar tarafından ticari hesap açılır. Bu hesaplara aktarılan tutarlar üzerinden bankalar tarafından %4 (bir ve üzeri işçi çalıştırıldığı durumda %2) oranında gelir vergisi tevkifatı yapılır.</p>

<p style="text-align:justify">Açılan hesabın yalnızca esnaf muafiyeti kapsamındaki satış bedellerinin tahsili için kullanılması gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">4. Muafiyetten Faydalananların Yükümlülükleri ve Belge Düzeni Nasıl Olmalıdır?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında esnaf muaflığından faydalananların <strong>mükellefiyet tesisi, belge düzenleme, defter tutma, beyanname verme gibi yükümlülükleri bulunmamaktadır.</strong> Bu muafiyetten yararlananların, kendilerine düzenlenen gider pusulalarını ve bu faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mal ve giderlerine ilişkin belgelerini 5 yıl süreyle saklamaları zorunludur.</p>

<p style="text-align:justify">Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alanların <strong>üç yılda bir </strong>vergi dairesine başvurarak durumlarını güncellemeleri<strong> </strong>gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Özet Tablo</strong></p>

<div class="table-responsive">
<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify"><strong>GVK 9/1-6</strong></p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify"><strong>GVK 9/1-10</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="2" width="459">
   <p style="text-align:justify">İş yeri açılmamalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Oturulan evlerde imalat yapılmalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve alet kullanılmamalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Faaliyet, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapılmamalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tâbi olunmamalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Satın alınan mallara ve giderlere ilişkin belgelerin muhafaza ve ibraz yükümlülüğü bulunmaktadır.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Dışardan işçi çalıştırılmamalıdır.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Dışardan işçi çalıştırılabilmektedir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Hem internet ve benzeri elektronik ortamlardan hem de diğer yollarla satış</p>

   <p style="text-align:justify">yapılabilmektedir.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Sadece internet ve benzeri elektronik</p>

   <p style="text-align:justify">ortamdan satış yapılabilmektedir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alınması</p>

   <p style="text-align:justify">isteğe bağlıdır.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alınması</p>

   <p style="text-align:justify">zorunludur.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Ticari bir hesap açılması ve hasılatın bu hesap aracılığı ile elde edilmesi zorunluluğu yoktur.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Türkiye’de bulunan bankadan ticari bir</p>

   <p style="text-align:justify">hesap açılması ve hasılatın bu hesap</p>

   <p style="text-align:justify">aracılığı ile tahsil edilmesi <strong>zorunludur.</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">İnternet ve benzeri elektronik ortamdan</p>

   <p style="text-align:justify">elde edilen hasılat sınırı <strong>2026 yılı için</strong></p>

   <p style="text-align:justify"><strong>396.360</strong> <strong>TL’dir.</strong></p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">İnternet ve benzeri elektronik ortamdan</p>

   <p style="text-align:justify">elde edilen hasılat sınırı <strong>2026 yılı için</strong></p>

   <p style="text-align:justify"><strong>1.900.000 TL’dir.</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">GVK 94 üncü madde kapsamındaki alıcılar gelir vergisi tevkifatı yapmak zorundadır.</p>

   <p style="text-align:justify">Alıcı, GVK 94 üncü madde kapsamında</p>

   <p style="text-align:justify">ise tevkifat oranı %2, değilse tevkifat</p>

   <p style="text-align:justify">yapılmamaktadır.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Sadece bankalar hasılat üzerinden gelir</p>

   <p style="text-align:justify">vergisi tevkifatı yapmak zorundadır.</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>Alıcı, GVK 94 üncü madde kapsamında olsun ya da olmasın </strong>vergiden muaf esnaf<strong> </strong>işçi çalıştırıyorsa %2, çalıştırılmıyorsa %4<strong> </strong>oranında tevkifat yapılmaktadır.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Hasılat sınırı aşılırsa gelir vergisi</p>

   <p style="text-align:justify">mükellefiyeti açtırılır. İzleyen yıl Ocak</p>

   <p style="text-align:justify">ayının sonuna kadar Kanunun 9/1-10 uncu bendinde belirtilen şartları sağlamaları halinde, izleyen yılda aynı bent kapsamında esnaf muaflığından faydalanabilecektir.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Hasılat sınırı aşılırsa gelir vergisi mükellefi olunur. Ancak bir daha esnaf muaflığına geri dönülememektedir</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>
</div>

<p style="text-align:justify"><strong>Sonuç</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kahramanmaraş’ta evlerde üretilen tarhana, kırmızı biber, salça, dolmalık sebzeler ve benzeri yöresel ürünlerin internet üzerinden satışa sunulması, aile ekonomisine katkı sağlamanın yanı sıra şehrin tanıtımına da katkı sağlayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Gelir Vergisi Kanununda yer alan esnaf muaflığı hükümleri, belirli şartların sağlanması halinde internet üzerinden satış yapan üreticilere vergisel kolaylıklar sunmaktadır. Söz konu muafiyet sayesinde mükellefiyet tesis edilmesi, belge düzenlenmesi, defter tutulması, beyanname verilmesi gibi vergisel yükümlülükler ortadan kaldırmakta. Böylece evlerde üretilen yöresel ürünlerin kayıtlı ekonomi içinde pazarlanması teşvik edilirken hane ekonomisinin güçlendirilmesine de katkı sağlanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yazıda; Gelir İdaresi Başkanlığının “Evlerde Üretilen Ürünlerin İnternet Üzerinden Satışında Esnaf Muaflığı” Ağustos/2025 tarihli Rehberi ile 314 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinden faydalanılmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Aksu Haber | Resul Purkaya/Vergi Başmüfettişi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/evlerde-uretilen-urunlerin-internetten-satisinda-esnaf-muafligi-ve-vergisel-avantajlar</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/internetten-satis.jpg" type="image/jpeg" length="99975"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuza yaptığınız harcama vergiye takılır mı?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/cocugunuza-yaptiginiz-harcama-vergiye-takilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/cocugunuza-yaptiginiz-harcama-vergiye-takilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okul ücreti, sağlık sigortası, kira, tatil, telefon, bilgisayar, kredi kar­tı borcu... Ebeveynlerin çocukları için yaptığı harcamalar veraset ve intikal vergisinin konusuna girer mi? Cevap, sanıldığından daha inceliklidir ve iki kavram arasındaki ayrımda gizlidir: bakım yükümlülüğü mü, bağış mı?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Devlet, ebeveynin çocuğu için yap­tığı bu harcamaları "karşılıksız servet aktarımı" sayıp vergi isteyebilir mi? 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunundaki lafza bakılırsa, çocuğun malvarlığında karşılıksız bir artış ya­ratan her ödeme teorik olarak verginin konusuna girebilir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu ödemelerin büyük bölümünün al­tında yatan şey bir bağış iradesi değil, kanunun bizzat kendisinin ebeveyne yüklediği bir borçtur.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Belirleyici soru: Yükümlülük mü, bağış mı? </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Türk Medenî Kanunu'nun 327'nci maddesi son derece nettir: "Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için ge­rekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır." Bu, ebeveynin takdirine bı­rakılmış bir cömertlik değil, kanundan doğan bir yükümlülüktür. Beslenme, barınma, giyim, sağlık ve eğitim gider­leri; ailenin sosyal ve ekonomik duru­muna uygun düşen bütün olağan yaşam masrafları bu kapsamdadır.</p>

<p style="text-align:justify">Nitekim yargı organlarının, Medenî Kanun'dan doğan bakım yükümlülüğü çerçevesinde aile bireyleri lehine yapı­lan ödemeleri ivazsız intikal saymama yönünde bir yaklaşım benimsemiştir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Kalem kalem bakalım </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Özel okul ücreti, bakım yükümlülü­ğünün en tartışmasız kalemidir; kanun devlet okulu-özel okul ayrımı yapmaz, eğitim biçiminin seçimi velayetin kap­samındadır. Ergin olmayan çocuğun okul ücretini ödemek vergi doğurmaz.</p>

<p style="text-align:justify">Sağlık sigortası primi de böyledir; ço­cuğun korunması için yapılan bir gider­dir, üstelik ödeme sigorta şirketine ya­pılır ve çocuğun eline geçen bir para da yoktur. Öğrencilik nedeniyle ayrı şehir­de oturan çocuğun kirası, barınma gide­rinin ta kendisidir.</p>

<p style="text-align:justify">Telefon ve bilgisayar, günümüzde eği­timin olağan araçlarıdır; kaldı ki bunlar olmasa bile kanunun 4'üncü maddesi, örf ve âdete göre verilmesi mutat hedi­yeleri (taşınmazlar hariç) zaten vergi­den istisna tutar. Doğum gününde alı­nan telefonun, mezuniyette alınan bil­gisayarın vergisi olmaz; yeter ki hediye, ailenin sosyal ve ekonomik durumuyla orantılı, "mutat" ölçüler içinde kalsın.</p>

<p style="text-align:justify">Ailecek çıkılan tatile gelince: Ortada çocuğun malvarlığına giren bir değer bile yoktur. Otel ve ulaşım masrafı, ebe­veynin kendi tüketim harcamasıdır; ai­le birlikte yaşar, birlikte dinlenir. Vergi­yi doğuran olay hiç gerçekleşmez.</p>

<p style="text-align:justify">Kredi kartı borcunun kapatılması ise en dikkatli bakılması gereken kalemdir. Çocuğun market, yemek, ulaşım, kitap gibi zorunlu giderlerinden oluşan kart borcunu ödemek, bakım yükümlülüğü­nün modern bir görünümüdür.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Sınır nerede başlıyor? </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Buraya kadar anlattıklarım ağırlıklı olarak ergin olmayan, yani on sekiz ya­şını doldurmamış çocuklar için geçerli. Peki çocuk büyüyünce ne olur? Medenî Kanun'un 328'inci maddesi burada da yardımımıza koşar: Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve ba­ba, kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitim sona erinceye kadar bakmakla yü­kümlüdür. Üniversite öğrencisi bir gen­cin okul ücretini, yurdunu, kirasını, ma­kul harçlığını karşılamak hâlâ yükümlü­lüğün ifasıdır; vergiyle ilgisi yoktur.</p>

<p style="text-align:justify">Asıl sınır, eğitim bittiğinde ve çocuk kendi ayakları üzerinde durmaya başla­dığında çizilir. Otuz yaşında, çalışan, ge­liri olan bir evladın lüks tatilini finanse etmek, kirasını yıllarca üstlenmek veya yüklü kredi kartı borçlarını düzenli biçimde kapatmak, artık kanuni bir yükümlülüğün ifası olarak açıklana­maz. Medenî Kanun'da bu durumda yalnızca dar bir istisna kalır: Yardım edilmediği takdirde yoksulluğa dü­şecek yakınlara nafaka yükümlülü­ğü. Bu koşul gerçekleşmiyorsa, ya­pılan ödemeler hukuken karşılıksız kazandırmadır ve veraset ve intikal vergisinin radarına girer.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Radara girmek vergi ödemek demek değil </strong></h3>

<p style="text-align:justify">İvazsız intikallerin belirli bir tuta­rı vergiden istisnadır ve bu had her yıl güncellenir: 2026 için 66.935 TL.</p>

<p style="text-align:justify">Haddin aşılması hâlinde ise beyan­name, edinmeyi izleyen bir ay içinde verilir ve vergiyi ödeyecek olan, kazan­dırmayı yapan ebeveyn değil, kendisine menfaat sağlanan çocuktur.</p>

<p style="text-align:justify">Ana, baba, eş ve çocuklardan gelen karşılıksız kazandırmalarda vergi, nor­mal tarifenin yarısı üzerinden, yani yüzde 5 ile yüzde 15 arasında değişen oranlarla hesaplanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İstisna haddi her bir intikale ayrı ayrı uygulanacaktır.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Bu konu neden şimdi önemli? </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Bankacılık sisteminin yaygınlaşması, kira ödemelerinin ve eğitim harcama­larının elektronik ortamda izlenebilir hâle gelmesi, aile içi para hareketlerini eskisinden çok daha görünür kıldı. Dü­zenli ve yüksek tutarlı transferler, artık veri analizleriyle kolayca tespit edilebi­liyor. Görünürlük arttıkça, bu transfer­lerin hukuki nitelendirmesine ilişkin soruların idari denetimlerde gündeme gelme ihtimali de artıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Son söz </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Çocuğunuzun okuluna, sağlığına, ba­rınmasına yaptığınız harcamalar bağış değil, kanunun size yüklediği görevin ifasıdır ve vergi doğurmaz.</p>

<p style="text-align:justify">Sınır, yükümlülüğün bittiği, servetin el değiştirmeye başladığı yerdedir:</p>

<p style="text-align:justify">Ekonomik bağımsızlığını kazanmış evlatlara yapılan yüklü ve sürekli akta­rımlar, istisna hadlerini aşıyorsa beyana ve ölçülü de olsa vergiye konu olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Zeki GÜNDÜZ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/cocugunuza-yaptiginiz-harcama-vergiye-takilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 08:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/okul-masrafi.jpg" type="image/jpeg" length="81065"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
