<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Bağımsız Denetim Türkiye (info@bdturkey.com)</title>
    <link>https://www.bdturkey.com</link>
    <description>Bağımsız Denetim ve Muhasebe Haber Portalı</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bdturkey.com/rss/vergi" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 05 Aug 2026 00:18:19 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/rss/vergi"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Evlerde Üretilen Ürünlerin İnternetten Satışında Esnaf Muaflığı ve Vergisel Avantajlar]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/evlerde-uretilen-urunlerin-internetten-satisinda-esnaf-muafligi-ve-vergisel-avantajlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/evlerde-uretilen-urunlerin-internetten-satisinda-esnaf-muafligi-ve-vergisel-avantajlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evlerde üretilen ürünlerin internetten satışında esnaf muaflığından; GVK’nın vergiden muaf esnafı düzenleyen 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) ve (10) numaralı bentleri kapsamında faydalanılmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde düzenlenen esnaf muaflığı, gelirleri genelde el emeğine dayanan ve küçük çapta iş yapan ticaret ve sanat erbabının gelirlerini <u>vergi dışında bırakan</u> bir uygulamadır. Bu uygulama ile düşük gelir grubunda bulunan esnafı ekonomik ve sosyal yönden desteklenerek vergi adaletinin sağlanması amaçlanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Evlerde üretilen ürünlerin internetten satışında esnaf muaflığından; GVK’nın vergiden muaf esnafı düzenleyen 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) ve (10) numaralı bentleri kapsamında faydalanılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Kahramanmaraş’ta özellikle yaz döneminde tarhana, kırmızı biber, dolmalık sebze gibi el emeği ürünlerin hazırlanması yaygın bir gelenektir. Bu yazıda; Kahramanmaraş’ta üretilen ürünler başta olmak üzere, bir iş yeri açmadan ve sanayi tipi ya da seri imalat yapabilen makine ve materyal kullanmadan, evlerde kendi el emekleri ile imal ettikleri ürünleri internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satanlara yönelik vergisel avantajlar, yapılması gereken işlemler ve uygulama örnekleri ele alınmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gelir Vergisi Kanununun 9 Uncu Maddesinin Birinci Fıkrasının (6) Numaralı Bendi Kapsamında Evlerde Üretilen Ürünlerin Satışında Esnaf Muaflığı</strong></p>

<p style="text-align:justify">1. Esnaf Muaflığından Yararlanma Şartları Nelerdir?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında esnaf muaflığından faydalanabilmesi için;</p>

<p style="text-align:justify">- Oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamûlleri, kırpıntı deriden üretilen mamûller, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte, mantı gibi ürünler kapsamında olması,</p>

<p style="text-align:justify">- Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü vb. ve aletler hariç olmak üzere, sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve aletler kullanılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Dışarıdan işçi çalıştırılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Ürünlerin iş yeri açmaksızın satılması,</p>

<p style="text-align:justify">- Ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Ürünlerin ticari, zirai veya mesleki faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri kermes, festival ve panayırlarda satılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tabi olunmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Faaliyetin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">2. Evlerde Üretilen Ürünlerin İnternet ve Benzeri Ortamlarda Satışı Mümkün mü?</p>

<p style="text-align:justify">Bu muaflıktan faydalanılabilmesi için, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarının <strong>ilgili yıl içinde geçerli olan</strong> <strong>asgari ücretin yıllık brüt tutarını (2026 yılı için </strong><strong>396.360</strong> <strong>TL’yi) aşmaması </strong>gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Satışların bir kısmının internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden, bir kısmının muafiyet kapsamında diğer şekillerde yapılması halinde, satış tutarının ilgili yıl içinde geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartı, sadece internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yapılan satışlar için geçerli olup, diğer şekillerde yapılan satışlarda tutar sınırlaması bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek 1:</strong> 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bayan (D), evinde ürettiği tarhana, erişte ve mantıları, kamu kurumlarınca düzenlenen kermes, festival, panayırlarda ve internet üzerinden satışa aracılık eden bir platform aracılığıyla satmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bayan (D)’nin, 2026 takvim yılında internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı 250.000 TL, diğer satış tutarı ise 100.000 TL’dir.</p>

<p style="text-align:justify">Bayan (D), internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı olan 250.000 TL, 2026 yılı için belirlenen yıllık asgari ücretin brüt tutarı olan 396.360 TL’yi aşmadığından, muafiyetten faydalanmaya devam edecektir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek 2:</strong> 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bay (E), evinde ürettiği hediyelik turistik eşyaları belediye tarafından belirlenen geçici bir stantta ve internet üzerinden satmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bay (E)’nin 2026 takvim yılında internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı 450.000 TL, diğer satış tutarı ise 150.000 TL’dir.</p>

<p style="text-align:justify">Bay (E), internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı olan 450.000 TL, 2026 yılı için belirlenen yıllık asgari ücretin brüt tutarı olan 396.360 TL’yi aştığından, muafiyetini kaybedecek ve 1/1/2027 tarihinden itibaren gelir vergisi mükellefi olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">3. Evlerde Üretilen Ürünlerin Satışında Vergi Tevkifatı Yapılacak mı?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında vergiden muaf esnaftan alınan mallar için, şartları sağlayan alıcılar tarafından yapılan ödemeler üzerinden %2 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">4. Evlerde Üretilen Ürünlerin Satışında Belge Düzeni Nasıl Olmalıdır?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında <u>esnaf muaflığından faydalananların</u> <strong>mükellefiyet tesisi, belge düzenleme, defter tutma, beyanname verme gibi yükümlülükleri bulunmamaktadır</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak kendilerine düzenlenen gider pusulalarını ve bu faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mal ve giderlerine ilişkin belgelerini 5 yıllık süre boyunca saklamaları zorunludur.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gelir Vergisi Kanununun 9 Uncu Maddesinin Birinci Fıkrasının (10) Numaralı Bendi Kapsamında Evlerde Üretilen Ürünlerin Satışında Esnaf Muaflığı</strong></p>

<p style="text-align:justify">1. Esnaf Muaflığından Yararlanma Şartları Nelerdir?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında yararlanabilmek için;</p>

<p style="text-align:justify">• Ürünlerin iş yeri açmaksızın satılması,</p>

<p style="text-align:justify">• Sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve aletler kullanılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">• Oturdukları evlerde imal ettikleri ürünlerin <strong>sadece internet ve benzeri elektronik ortamdan </strong>satış yapılması,</p>

<p style="text-align:justify">• İkametgâhlarının bulunduğu yerdeki vergi dairesine başvurarak <strong>“Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi” </strong>alınması,</p>

<p style="text-align:justify">• <u>Türkiye’de kurulu bankalarda internetten yapılan satış gelirlerinin tahsilini ve bu gelirleri üzerinden tevkifat yapılmasını teminen bir ticari hesap açılması ve tüm hasılatın münhasıran bu hesap aracılığıyla tahsil edilmesi</u>,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">• Bir takvim yılında elde edilen hasılatın <strong>2026 yılı için 1.900.000 Türk lirasını </strong>aşmaması,</p>

<p style="text-align:justify">• Ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tabi olunmaması,</p>

<p style="text-align:justify">• Faaliyetin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">2. Satışların Bir Kısmının İnternet ve Benzeri Elektronik Ortamlar Üzerinden Bir Kısmının Diğer Şekillerde Yapılması Mümkün mü?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında esnaf muaflığından faydalanılabilmesi için evlerde imal edilen ürünlerin <u>münhasıran internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satılması şarttır</u>. Satışların bir kısmının internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden, bir kısmının ise diğer şekillerde yapılması halinde bu bent kapsamında muafiyetten faydalanılması mümkün değildir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek:</strong> Bayan (F), sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve alet kullanmaksızın evinde ürettiği ekmek, tarhana, bazlama, kurabiye, pasta, reçel, salça ve turşu gibi ürünleri internet üzerinden satışa aracılık eden bir platform aracılığıyla satmaktadır. 2026 yılı için internet üzerinden gerçekleştirdiği satış tutarı 440.000 TL’dir.</p>

<p style="text-align:justify">Bayan (F), internet üzerinden gerçekleştirdiği 440.000 TL tutarındaki satış, 2026 yılı için belirlenen 1.900.000 TL’lik sınırı aşmadığından esnaf muaflığından yararlanabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">3. Bankalar Tarafından Yapılacak İşlemler ve Tevkifat Uygulaması Nedir?</p>

<p style="text-align:justify">Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi ibraz edenlere bankalar tarafından ticari hesap açılır. Bu hesaplara aktarılan tutarlar üzerinden bankalar tarafından %4 (bir ve üzeri işçi çalıştırıldığı durumda %2) oranında gelir vergisi tevkifatı yapılır.</p>

<p style="text-align:justify">Açılan hesabın yalnızca esnaf muafiyeti kapsamındaki satış bedellerinin tahsili için kullanılması gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">4. Muafiyetten Faydalananların Yükümlülükleri ve Belge Düzeni Nasıl Olmalıdır?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında esnaf muaflığından faydalananların <strong>mükellefiyet tesisi, belge düzenleme, defter tutma, beyanname verme gibi yükümlülükleri bulunmamaktadır.</strong> Bu muafiyetten yararlananların, kendilerine düzenlenen gider pusulalarını ve bu faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mal ve giderlerine ilişkin belgelerini 5 yıl süreyle saklamaları zorunludur.</p>

<p style="text-align:justify">Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alanların <strong>üç yılda bir </strong>vergi dairesine başvurarak durumlarını güncellemeleri<strong> </strong>gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Özet Tablo</strong></p>

<div class="table-responsive">
<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify"><strong>GVK 9/1-6</strong></p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify"><strong>GVK 9/1-10</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="2" width="459">
   <p style="text-align:justify">İş yeri açılmamalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Oturulan evlerde imalat yapılmalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve alet kullanılmamalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Faaliyet, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapılmamalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tâbi olunmamalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Satın alınan mallara ve giderlere ilişkin belgelerin muhafaza ve ibraz yükümlülüğü bulunmaktadır.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Dışardan işçi çalıştırılmamalıdır.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Dışardan işçi çalıştırılabilmektedir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Hem internet ve benzeri elektronik ortamlardan hem de diğer yollarla satış</p>

   <p style="text-align:justify">yapılabilmektedir.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Sadece internet ve benzeri elektronik</p>

   <p style="text-align:justify">ortamdan satış yapılabilmektedir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alınması</p>

   <p style="text-align:justify">isteğe bağlıdır.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alınması</p>

   <p style="text-align:justify">zorunludur.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Ticari bir hesap açılması ve hasılatın bu hesap aracılığı ile elde edilmesi zorunluluğu yoktur.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Türkiye’de bulunan bankadan ticari bir</p>

   <p style="text-align:justify">hesap açılması ve hasılatın bu hesap</p>

   <p style="text-align:justify">aracılığı ile tahsil edilmesi <strong>zorunludur.</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">İnternet ve benzeri elektronik ortamdan</p>

   <p style="text-align:justify">elde edilen hasılat sınırı <strong>2026 yılı için</strong></p>

   <p style="text-align:justify"><strong>396.360</strong> <strong>TL’dir.</strong></p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">İnternet ve benzeri elektronik ortamdan</p>

   <p style="text-align:justify">elde edilen hasılat sınırı <strong>2026 yılı için</strong></p>

   <p style="text-align:justify"><strong>1.900.000 TL’dir.</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">GVK 94 üncü madde kapsamındaki alıcılar gelir vergisi tevkifatı yapmak zorundadır.</p>

   <p style="text-align:justify">Alıcı, GVK 94 üncü madde kapsamında</p>

   <p style="text-align:justify">ise tevkifat oranı %2, değilse tevkifat</p>

   <p style="text-align:justify">yapılmamaktadır.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Sadece bankalar hasılat üzerinden gelir</p>

   <p style="text-align:justify">vergisi tevkifatı yapmak zorundadır.</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>Alıcı, GVK 94 üncü madde kapsamında olsun ya da olmasın </strong>vergiden muaf esnaf<strong> </strong>işçi çalıştırıyorsa %2, çalıştırılmıyorsa %4<strong> </strong>oranında tevkifat yapılmaktadır.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Hasılat sınırı aşılırsa gelir vergisi</p>

   <p style="text-align:justify">mükellefiyeti açtırılır. İzleyen yıl Ocak</p>

   <p style="text-align:justify">ayının sonuna kadar Kanunun 9/1-10 uncu bendinde belirtilen şartları sağlamaları halinde, izleyen yılda aynı bent kapsamında esnaf muaflığından faydalanabilecektir.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Hasılat sınırı aşılırsa gelir vergisi mükellefi olunur. Ancak bir daha esnaf muaflığına geri dönülememektedir</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>
</div>

<p style="text-align:justify"><strong>Sonuç</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kahramanmaraş’ta evlerde üretilen tarhana, kırmızı biber, salça, dolmalık sebzeler ve benzeri yöresel ürünlerin internet üzerinden satışa sunulması, aile ekonomisine katkı sağlamanın yanı sıra şehrin tanıtımına da katkı sağlayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Gelir Vergisi Kanununda yer alan esnaf muaflığı hükümleri, belirli şartların sağlanması halinde internet üzerinden satış yapan üreticilere vergisel kolaylıklar sunmaktadır. Söz konu muafiyet sayesinde mükellefiyet tesis edilmesi, belge düzenlenmesi, defter tutulması, beyanname verilmesi gibi vergisel yükümlülükler ortadan kaldırmakta. Böylece evlerde üretilen yöresel ürünlerin kayıtlı ekonomi içinde pazarlanması teşvik edilirken hane ekonomisinin güçlendirilmesine de katkı sağlanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yazıda; Gelir İdaresi Başkanlığının “Evlerde Üretilen Ürünlerin İnternet Üzerinden Satışında Esnaf Muaflığı” Ağustos/2025 tarihli Rehberi ile 314 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinden faydalanılmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Aksu Haber | Resul Purkaya/Vergi Başmüfettişi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/evlerde-uretilen-urunlerin-internetten-satisinda-esnaf-muafligi-ve-vergisel-avantajlar</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/internetten-satis.jpg" type="image/jpeg" length="78057"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocuğunuza yaptığınız harcama vergiye takılır mı?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/cocugunuza-yaptiginiz-harcama-vergiye-takilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/cocugunuza-yaptiginiz-harcama-vergiye-takilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Okul ücreti, sağlık sigortası, kira, tatil, telefon, bilgisayar, kredi kar­tı borcu... Ebeveynlerin çocukları için yaptığı harcamalar veraset ve intikal vergisinin konusuna girer mi? Cevap, sanıldığından daha inceliklidir ve iki kavram arasındaki ayrımda gizlidir: bakım yükümlülüğü mü, bağış mı?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Devlet, ebeveynin çocuğu için yap­tığı bu harcamaları "karşılıksız servet aktarımı" sayıp vergi isteyebilir mi? 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunundaki lafza bakılırsa, çocuğun malvarlığında karşılıksız bir artış ya­ratan her ödeme teorik olarak verginin konusuna girebilir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu ödemelerin büyük bölümünün al­tında yatan şey bir bağış iradesi değil, kanunun bizzat kendisinin ebeveyne yüklediği bir borçtur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Belirleyici soru: Yükümlülük mü, bağış mı? </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Türk Medenî Kanunu'nun 327'nci maddesi son derece nettir: "Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için ge­rekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır." Bu, ebeveynin takdirine bı­rakılmış bir cömertlik değil, kanundan doğan bir yükümlülüktür. Beslenme, barınma, giyim, sağlık ve eğitim gider­leri; ailenin sosyal ve ekonomik duru­muna uygun düşen bütün olağan yaşam masrafları bu kapsamdadır.</p>

<p style="text-align:justify">Nitekim yargı organlarının, Medenî Kanun'dan doğan bakım yükümlülüğü çerçevesinde aile bireyleri lehine yapı­lan ödemeleri ivazsız intikal saymama yönünde bir yaklaşım benimsemiştir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Kalem kalem bakalım </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Özel okul ücreti, bakım yükümlülü­ğünün en tartışmasız kalemidir; kanun devlet okulu-özel okul ayrımı yapmaz, eğitim biçiminin seçimi velayetin kap­samındadır. Ergin olmayan çocuğun okul ücretini ödemek vergi doğurmaz.</p>

<p style="text-align:justify">Sağlık sigortası primi de böyledir; ço­cuğun korunması için yapılan bir gider­dir, üstelik ödeme sigorta şirketine ya­pılır ve çocuğun eline geçen bir para da yoktur. Öğrencilik nedeniyle ayrı şehir­de oturan çocuğun kirası, barınma gide­rinin ta kendisidir.</p>

<p style="text-align:justify">Telefon ve bilgisayar, günümüzde eği­timin olağan araçlarıdır; kaldı ki bunlar olmasa bile kanunun 4'üncü maddesi, örf ve âdete göre verilmesi mutat hedi­yeleri (taşınmazlar hariç) zaten vergi­den istisna tutar. Doğum gününde alı­nan telefonun, mezuniyette alınan bil­gisayarın vergisi olmaz; yeter ki hediye, ailenin sosyal ve ekonomik durumuyla orantılı, "mutat" ölçüler içinde kalsın.</p>

<p style="text-align:justify">Ailecek çıkılan tatile gelince: Ortada çocuğun malvarlığına giren bir değer bile yoktur. Otel ve ulaşım masrafı, ebe­veynin kendi tüketim harcamasıdır; ai­le birlikte yaşar, birlikte dinlenir. Vergi­yi doğuran olay hiç gerçekleşmez.</p>

<p style="text-align:justify">Kredi kartı borcunun kapatılması ise en dikkatli bakılması gereken kalemdir. Çocuğun market, yemek, ulaşım, kitap gibi zorunlu giderlerinden oluşan kart borcunu ödemek, bakım yükümlülüğü­nün modern bir görünümüdür.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Sınır nerede başlıyor? </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Buraya kadar anlattıklarım ağırlıklı olarak ergin olmayan, yani on sekiz ya­şını doldurmamış çocuklar için geçerli. Peki çocuk büyüyünce ne olur? Medenî Kanun'un 328'inci maddesi burada da yardımımıza koşar: Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve ba­ba, kendilerinden beklenebilecek ölçüde, eğitim sona erinceye kadar bakmakla yü­kümlüdür. Üniversite öğrencisi bir gen­cin okul ücretini, yurdunu, kirasını, ma­kul harçlığını karşılamak hâlâ yükümlü­lüğün ifasıdır; vergiyle ilgisi yoktur.</p>

<p style="text-align:justify">Asıl sınır, eğitim bittiğinde ve çocuk kendi ayakları üzerinde durmaya başla­dığında çizilir. Otuz yaşında, çalışan, ge­liri olan bir evladın lüks tatilini finanse etmek, kirasını yıllarca üstlenmek veya yüklü kredi kartı borçlarını düzenli biçimde kapatmak, artık kanuni bir yükümlülüğün ifası olarak açıklana­maz. Medenî Kanun'da bu durumda yalnızca dar bir istisna kalır: Yardım edilmediği takdirde yoksulluğa dü­şecek yakınlara nafaka yükümlülü­ğü. Bu koşul gerçekleşmiyorsa, ya­pılan ödemeler hukuken karşılıksız kazandırmadır ve veraset ve intikal vergisinin radarına girer.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Radara girmek vergi ödemek demek değil </strong></h3>

<p style="text-align:justify">İvazsız intikallerin belirli bir tuta­rı vergiden istisnadır ve bu had her yıl güncellenir: 2026 için 66.935 TL.</p>

<p style="text-align:justify">Haddin aşılması hâlinde ise beyan­name, edinmeyi izleyen bir ay içinde verilir ve vergiyi ödeyecek olan, kazan­dırmayı yapan ebeveyn değil, kendisine menfaat sağlanan çocuktur.</p>

<p style="text-align:justify">Ana, baba, eş ve çocuklardan gelen karşılıksız kazandırmalarda vergi, nor­mal tarifenin yarısı üzerinden, yani yüzde 5 ile yüzde 15 arasında değişen oranlarla hesaplanır.</p>

<p style="text-align:justify">İstisna haddi her bir intikale ayrı ayrı uygulanacaktır.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Bu konu neden şimdi önemli? </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Bankacılık sisteminin yaygınlaşması, kira ödemelerinin ve eğitim harcama­larının elektronik ortamda izlenebilir hâle gelmesi, aile içi para hareketlerini eskisinden çok daha görünür kıldı. Dü­zenli ve yüksek tutarlı transferler, artık veri analizleriyle kolayca tespit edilebi­liyor. Görünürlük arttıkça, bu transfer­lerin hukuki nitelendirmesine ilişkin soruların idari denetimlerde gündeme gelme ihtimali de artıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Son söz </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Çocuğunuzun okuluna, sağlığına, ba­rınmasına yaptığınız harcamalar bağış değil, kanunun size yüklediği görevin ifasıdır ve vergi doğurmaz.</p>

<p style="text-align:justify">Sınır, yükümlülüğün bittiği, servetin el değiştirmeye başladığı yerdedir:</p>

<p style="text-align:justify">Ekonomik bağımsızlığını kazanmış evlatlara yapılan yüklü ve sürekli akta­rımlar, istisna hadlerini aşıyorsa beyana ve ölçülü de olsa vergiye konu olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Zeki GÜNDÜZ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/cocugunuza-yaptiginiz-harcama-vergiye-takilir-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Jul 2026 08:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/okul-masrafi.jpg" type="image/jpeg" length="16474"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlmuhaberin devrinde vergi ilişkisi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/ilmuhaberin-devrinde-vergi-iliskisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/ilmuhaberin-devrinde-vergi-iliskisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“İlmühaber” adı verilen menkul kıymet, anonim şirketlerde pay sahipliğinin tevsiki ve pay sahipliği haklarının kullanımı açısından önem taşımaktan başka vergi uygulaması açısından da önem taşıyan bir hukuki belgedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bu konularda tarafıma bu aralar yine çok soru geldiği için, konuyu ve görüşlerimi tekrar gündeme getireyim dedim.</p>

<p style="text-align:justify">Gelir vergisi uygulamasında bilindiği gibi halka kapalı anonim şirketlere ait hisse senetlerinin iktisabından itibaren iki yıl geçtikten sonra elden çıkartılması, gelir vergisinin konusu dışında kalmaktadır. Ticari işletmelere ait hisse senetlerinin satışı/devri de KDV’den istisnadır. Vergi uygulamasında hem idari hem de yargı anlayışında, Ticaret Kanununun ilmühaberleri hisse senedi yerine geçen menkul kıymet olarak kabul etmesinden hareketle, ilmühaberler de hisse senedi gibi kabul ve mütalaa olunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Anonim Şirketler Hukuku açısından ilmühaber çıkartılması, pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin “pay senedi bastırılması” başlıklı 486. maddede düzenlenmiştir. Eski Ticaret Kanunumuzda hamiline ve/veya nama yazılı paylar için ihraç edilecek ilmühaberlerle ilgili ayrı ayrı düzenleme varken (md.411) yeni Ticaret Kanunumuzda konuyu düzenleyen 486. madde, bütün payların yerine, pay senetleri bastırılıncaya kadar geçerli olmak üzere, ilmühaber ihracına izin verecek şekilde kaleme alınmamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Anılan maddenin 2. fıkrası, hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasını düzenlemiş ve yönetim kuruluna pay bedellerinin tamamen ödenmesinden itibaren üç ay içinde hamiline yazılı hisse senetlerini bastırarak pay sahiplerine dağıtma görevi yüklemiştir. Fıkranın sondan ikinci cümlesinde ise “pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkartılabilir” hükmüne yer verilmiştir. İzleyen son cümlede ise “ilmühaberlere kıyas yolu ile nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır” hükmü yer almıştır. Bu son cümle konumuz olan bastırma veya ihraç açısından önemli değildir. Son cümle ilmühaberlerin devir usulü ve şekli bakımından önem taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Madde, yönetim kuruluna nama yazılı pay senetlerini bastırma yükümlülüğü yüklememiştir. Sadece 3. fıkrada, azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senetlerinin de bastırılıp tüm nama yazılı pay sahiplerine dağıtıma zorunluluğu getirilmiştir. Nama yazılı pay senetlerinin bastırılmasını düzenleyen söz konusu 3. fıkrada, ilmühaberden söz edilmemiştir.<br />
<br />
<strong>İlmuhaberin esasları</strong></p>

<p style="text-align:justify">Teoride ayrıntıları çok az irdelenmiş bu madde ve düzenlemelerden anlaşılanları aktarayım.</p>

<p style="text-align:justify">- İlmuhaber sadece hamiline yazılı payların yerine geçmek üzere ihraç edilebilen bir menkul kıymettir. Nama yazılı pay senetleri yerine menkul kıymet niteliğinde ilmühaber ihraç edilemez.</p>

<p style="text-align:justify">- Hamiline yazılı paylar için ihraç edilecek ilmühaberler, nama yazılı nitelik taşımak durumundadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">- Hamiline yazılı paylar için ihraç edilecek ilmühaberler, sermaye ödenmediği sürece ve nihayet pay bedellerinin ödenmesinden itibaren üç ay süre ile geçerlidir. Bu sürenin sonunda ilmühaberlerin akıbetinin ne olacağı, geçerliliğini koruyup korumayacağı Kanunda belli değildir. Bence, bu sürenin sonunda paylar çıplak (senede bağlanmamış) paya dönüşür. Zira yönetim kurulunun üçüncü ay sonuna kadar ilmühaberleri pay senetleri ile değiştirmek zorundadır. Yönetim kurulu, bu yükümlülüğü yerine getirmemesinden doğacak pay sahibi zararını tazmin yükümlülüğü ile karşılaşabilir.</p>

<p style="text-align:justify">- Nama yazılı pay senetleri yerine geçmek üzere, ilmühaber çıkartılamaz. Çıkartılırsa geçerli olmaz. Şirket istediği her zaman doğrudan -pay bedellerinin ödenip ödenmediğine bakılmaksızın- nama yazılı pay senetlerini bastırıp dağıtabilir.<strong><sup>1</sup><br />
<br />
Genel tebliğin yanıltıcılığı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Ancak uygulamada şirketlerin, paylarının hamiline/nama yazılı olup olmadığına bakmaksızın, bir başka deyişle nama yazılı pay senetleri için de onların yerine geçmek üzere ilmühaber bastırarak hak sahiplerine dağıttığını hâlâ görmekteyim. Bunun nedeni ise 232 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan açıklamalar olarak gözükmektedir. Anılan Genel Tebliğ’de idari anlayış, ilmühaberin hangi tür hisse senedi yerine geçmek üzere ihraç edildiğine ilişkin bir ayırım yapılmaksızın açıklanmıştır. Söz konusu Genel Tebliğ 23.3.2000 tarihlidir. Buradaki idari anlayış, Genel Tebliğin yayımı tarihi itibariyle doğrudur. Ancak bu Genel Tebliğ açıklaması, yayımından yaklaşık 11 yıl sonra yürürlüğe giren yeni Ticaret Kanunu karşısında kısmen de olsa geçerliliğini yetirmiştir. Burada konunun, nama yazılı paylar için çıkartılan ilmühaberlerin ticaret hukukundan kaynaklanan geçersizliği nedeniyle, bunların devrinin menkul kıymet devri gibi değerlendirilemeyeceğinin ve payın iki yıl geçtikten sonra devri halinde dahi gelir vergisinin doğacağının açıklığa kavuşturulmasında yarar vardır. Aksi halde -mülga Kanun zamanında çıkartılmış- Genel Tebliğe göre davrananların cezalı tarhiyatla karşılaşmaları pek muhtemeldir.</p>

<p style="text-align:justify">İlmuhaber konusunda Ticaret Bakanlığı’nın ve/veya Gelir İdaresi’nin bir açıklama tebliği yayınlamasında yarar vardır. Zira nama yazılı pay senetleri yerine çıkartılan ilmuhaberlerin menkul kıymet özelliği olmamasına rağmen, bu ilmühaberlerin devrinde kişiler yanılgı içerisinde değer artış kazancı beyanında bulunmamakta ve vergi kaybına sebebiyet verebilmektedirler.</p>

<p style="text-align:justify">İleride özellikle pay devirlerinde vergi kaybının önüne geçilmesi ve yapılacak incelemelerde sorun yaşanmaması ve açısından söz konusu Genel Tebliğin ilgili bölümünün gözden geçirilerek yeni Ticaret Kanununa göre yeniden kaleme alınıp yayınlanmasında yarar görüyorum.</p>

<p style="text-align:justify"><sup>1</sup> Aynı yönde ve ayrıca konunun geniş irdelemesi için bknz. Soner ALTAŞ, Türk Ticaret Kanununa Göre Anonim Şirketler, Seçkin Yayınevi, Ankara 2024 (13. Bası), sf: 473-476</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/ilmuhaberin-devrinde-vergi-iliskisi</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/06/ilmuhaber.jpg" type="image/jpeg" length="77467"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşçiye verilen şirket hisse senedinde vergi istisnası arttı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/isciye-verilen-sirket-hisse-senedinde-vergi-istisnasi-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/isciye-verilen-sirket-hisse-senedinde-vergi-istisnasi-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Teknogirişim şirketlerinde işçilere verilen hisse senetlerinde vergi istisnası uygulanan tutar artırıldı. Hisseleri elde tutma süresi ise kısaltıldı. Çalışanlara yıllık brüt ücretin iki katına kadar verilen hisse senetleri, vergiden istisna olacak. Hazine ve Maliye Bakanlığı, istisna uygulamasına ilişkin tebliğ taslağı hazırladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dünyada teknoloji şirketlerinde yaygın olan çalışanlara şirketten hisse senedi verilmesi bir süredir Türkiye’de de uygulanıyor. Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca belirlenen kriterlere uygun teknogirişim şirketlerinde personele bedelsiz veya indirimli olarak verilen hisse senetleri ücret kabul ediliyor. Ancak, söz konusu hisse senetlerinin verildiği tarihteki rayiç değerinin o yıldaki bir yıllık brüt ücret tutarına kadar kısmı gelir vergisinden istisna tutuluyor.</p>

<p style="text-align:justify">Hisse senedinin üç yıldan önce satılması halinde istisna edilen vergi tutarının tamamı işverenden gecikme faiziyle geri alınıyor. Hisse senedinin 4 ila 6 yıl içinde elden çıkartılmasında istisna edilen verginin yüzde 75’i, 7 ila 12 yıl içinde elden çıkartılmasında ise yüzde 25’i gecikme faizi ile birlikte işverenden tahsil ediliyor.</p>

<p class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify"><strong>İSTİSNA TUTARI 2 KATINA ÇIKARTILDI, ELDE TUTMA SÜRESİ KISALTILDI</strong></p>

<p style="text-align:justify">Geçen ay TBMM’den geçen varlık barışına ilişkin yasayla işçilere verilen şirket hissesine uygulanan vergi istisnasında değişiklik yapıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Çalışanlara verilen hisse senedinin vergi istisnası uygulanacak tutarı yıllık brüt ücretin iki katına çıkartıldı. Vergi istisnasından yararlanmak için gereken elde tutma süresi ise kısaltıldı. İşverence verilen şirket hissesinin 2 yıl içinde elden çıkartılması halinde istisna edilen verginin tamamı, 3 ila 4 yıl içinde elden çıkarılması halinde verginin yüzde 75’i, 5 ila 6 yıl içerisinde elden çıkarılması halinde ise istisna edilen verginin yüzde 25’i gecikme faizi ile birlikte işverenden geri alınacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify"><strong>TEBLİĞ TASLAĞI HAZIRLANDI</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, konuyla ilgili hazırladığı tebliğ taslağını görüşe açtı. Taslak ile ilgili görüş ve öneriler 12 Haziran Cuma gününe kadar bildirilebilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Tebliğ taslağında uygulamanın nasıl yapılacağı örneklerle anlatıldı. Örneğin yıllık brüt ücreti 1 milyon 200 bin lira olan personele verilen şirket hissesinin rayiç değeri 2 milyon 500 bin lira ise bu hissenin 2,4 milyon liralık kısmına vergi istisnası uygulanacak. Kalan 100 bin liralık kısmı ise net ücret olarak değerlendirilip bunun brütü üzerinden gelir vergisi alınacak.</p>

<p class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify"><strong>YIL İÇİNDEKİ ARA ZAMLAR DA DİKKATE ALINACAK</strong></p>

<p style="text-align:justify">Vergi istisnası uygulamasında işçinin yıl içinde aldığı ara zamlar ile fazla çalışma ücreti vs adı altında yapılan ödemeler de dikkate alınarak yıl sonunda geriye dönük düzeltme yapılabilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Hisse senedinin verildiği tarihte işçinin ilgili yıldaki brüt ücretinin tam olarak tespit edilememesi halinde, hisse senedinin verildiği aydaki brüt ücret tutarı 12 ile çarpılacak. Bu şekilde hesaplanan tutarın iki katı, yıl sonunda gerçekleşen yıllık brüt ücret tutarının iki katı ile karşılaştırılacak. Yıllık gerçekleşen brüt ücret tutarının iki katı, istisna kapsamında dikkate alınan yıllık brüt ücret tutarının iki katından fazla veya eksik olması halinde düzeltme işlemi yapılacak.</p>

<p style="text-align:justify">Örneğin, işveren işçiye 2027 yılı şubat ayında 3 milyon 200 bin liralık hisse senedi verdi. İşçinin 2027 yılına ilişkin yıllık brüt ücreti o tarihte tam olarak tespit edilemediğinden şubat ayındaki brüt ücret tutarı olan 120 bin TL 12 ile çarpılmak suretiyle yıllık brüt ücret tutarı 1 milyon 440 bin TL olarak hesaplanmış olsun. Bu işçiye uygulanabilecek istisna tutarı 2 milyon 880 bin TL olacak ve hisse senedinin bu tutara kadar olan kısmı vergiden istisna edilirken, aşan 320 bin liralık kısmından gelir vergisi kesilecek. Yıl sonuna gelindiğinde yıllık brüt ücreti 1 milyon 800 bin TL olmuşsa istisna uygulanabilecek tutar 3 milyon 600 bin liraya yükseleceğinden, vergiye tabi tutulan 320 bin liralık kısım da istisnaya konu edilecek.</p>

<p style="text-align:justify">Örneğin işçiye 2027 yılı mart ayında 4 milyon liralık hisse senedi verilmiş olsun. İşçinin o ay fazla çalışma ve primle birlikte brüt ücreti 210.000 TL olduğu için yıllık brüt ücreti 2 milyon 520 bin TL, istisna edilebilecek tutar ise 5 milyon 40 bin TL olarak hesaplanacak. Böylece işçiye verilen hisse senedinin tamamı vergiden istisna tutulacak.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak, yıl sonuna gelindiğinde yılık brüt ücreti 1 milyon 950 bin TL ve istisna uygulanabilecek tutar ise 3 milyon 900 bin TL’de kalırsa, 100 bin TL tutarında istisnadan fazladan yararlandığı değerlendirilecek. Söz konusu 100 bin TL’ye karşılık gelen tutar için vergi gecikme faiziyle ödenecek.</p>

<p class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify"><strong>İŞTEN AYRILAN VEYA VEFAT EDEN İŞÇİ HİSSESİ</strong></p>

<p style="text-align:justify">İşçinin hisseyi devraldıktan sonra işten ayrılması ya da vefatı halinde de elde tutma süresine uyulması gerekecek. İşten ayrılan işçinin veya vefat eden işçinin mirasçılarının hisseyi 6 yıldan önce satması halinde, elden çıkarma süresine göre istisna edilen vergi geri alınacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HaberTürk</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/isciye-verilen-sirket-hisse-senedinde-vergi-istisnasi-artti</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/06/hisse-senedi-3.jpg" type="image/jpeg" length="42570"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bayram tatili vergi izlenimleri]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/bayram-tatili-vergi-izlenimleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/bayram-tatili-vergi-izlenimleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu yıl Kurban Bayramı, 27-30 Mayıs tarih­leri arasına denk geldi. Bayram; hafta son­ları ve idari izinlerle birleştirilince 9 günlük uzun bir tatil fırsatı sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Tatilin uzun ol­masıyla birlikte yollara çıkan milyonlarca va­tandaş nedeniyle otoyollarda ve gişelerde yo­ğunluklar yaşandı. Geleneksel bayram trafiği kaçınılmaz olurken, şehirlerarası otobüs ve havayolu seferlerinde ciddi bir doluluk göz­lendi.</p>

<p style="text-align:justify">Ulusal haber kanallarına yansıdığı şe­kilde İstanbul da trafik yoğunluğu bayramın ilk günü yüzde 5’lere kadar düşmüş oldu. Biz de bayram tatilimizi Ankara, Malatya ve Sivas ta geçirdik. Bayramda ülke gündemi yoğun si­yasi gelişmelere odaklanmış olmakla birlikte; Anadolu’daki esnaflar, küçük işletmeler, KO­Bİ yöneticileri ile ve vatandaşlarla vergi gün­demine ilişkin sohbet etme ve ticari faaliyet­leri gözlemleme imkânı bulduk.</p>

<h3 style="text-align:justify">KOBİ’ler ayakta kalmaya çalışıyor</h3>

<p style="text-align:justify">Bu bayram ziyaret ettiğim Ankara, Malatya ve Sivas illerinde küçük işletmelerin ve KO­Bİ’lerin ayakta kalma mücadelesini gözlem­leme fırsatı buldum. Bayram nedeniyle gö­rece bir alışveriş yoğunluğu olmakla birlikte, kafelerden kasaplara, marketlerden, taksici­lere, oto tamircilerine ve lokantalara kadar birçok işletmede ortak duygu; kazanmaktan ziyade ayakta kalma mücadelesi verdikleri yönünde. Küçük işletmeler ise, aynı zamanda zincir marketlere karşı rekabet etmeye çalışı­yor.</p>

<p style="text-align:justify">Vergi konusu ise bu işletmeler açısından teknik ve teorik bir mesele olmaktan çıkmış, ayakta kalma mücadelesinin bir parçası ol­muş durumda. Küçük esnafın temel problemi sadece vergi oranlarının yüksekliği değil, tah­silat problemi ve vergisel yükü. Daha önce­ki yazılarımda da belirttiğim üzere, tahakkuk esaslı vergilemenin bir sonucu olarak tahsil edilmeyen gelirlerin vergisinin ödenmek du­rumunda kalması.</p>

<p style="text-align:justify">Bu da işletmelerin parasını tahsil edemediği halde; vergi, SGK primi, Bağ- Kur primi, stopaj ve kira yüküyle karşı karşı­ya kalmalarına yol açıyor. Küçük esnaf, Mali­ye’nin denetim sistemlerinin de etkisiyle ka­yıtlı ekonomide kalmaya dikkat ediyor. Ancak artan maliyet ve finansal sıkışmışlıkla birlik­te vergisel yükler ya firmaların kapanmasına yol açıyor ya da kayıt dışına itebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify">Küçük esnafın beklentileri</h3>

<p style="text-align:justify">Anadolu’daki küçük esnafın ve KOBİ’le­rin beklentileri yalnızca vergi indirimi de­ğil, daha öngörülebilir bir vergi sistemi, tah­silat esaslı vergilendirme, küçük işletmelere vergisel teşvikler ve denetimlerde daha ger­çekçi ve mükellef odaklı yaklaşımlar.</p>

<p style="text-align:justify">Enerji maliyetleri, personel giderleri, kira ve vergi yükleri işletmeler üzerinde ciddi bir maliyet yükü oluşturuyor. Artan maliyetler ticari ha­yatı olumsuz etkiliyor ve öngörülebilirliği or­tadan kaldırıyor. Böyle olunca da küçük işlet­meler önünü görmekte zorlanıyor. İşletmele­rin değişen ekonomik ve vergisel politikalara karşı ayakta kalma mücadelesi yatırım yapma isteğini azaltıyor. Böylelikle ikinci nesil yatı­rım yapmak ve bayrağı devralmak istemiyor.</p>

<h3 style="text-align:justify">Vergi oranları karmaşık</h3>

<p style="text-align:justify">Kurumlar vergisi ve KDV oranlarındaki karmaşıklık küçük esnafı zorluyor. Kurumlar vergisi, kurum kazancı üzerinden yüzde 25 oranında alınmakta, bazı kurumlar ise yüzde 30 oranında kurumlar vergisi ödemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak kanunda yapılan düzenlemeler neti­cesinde mükelleflerin faaliyet konularına gö­re; kurumlar vergisi yüzde 18 ile yüzde 30 ara­sında 7 farklı oranda uygulanmaktadır. KDV de ise lokanta işletmelerinde KDV oranları­nın karmaşıklığı firmaları zorlamakta. Vergi oranlarındaki karmaşıklık, bünyelerinde uz­man ekipler olmayan küçük işletmelerin ver­giye uyumunu zorlaştırıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Mahmut Bülent YILDIRIM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/bayram-tatili-vergi-izlenimleri</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/04/vergi-indirim.jpg" type="image/jpeg" length="76392"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[AYM’den tarihi vergi kararı: Sporculardan ikinci kez vergi alınamaz…]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/aymden-tarihi-vergi-karari-sporculardan-ikinci-kez-vergi-alinamaz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/aymden-tarihi-vergi-karari-sporculardan-ikinci-kez-vergi-alinamaz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ücretinden vergi kesilen ancak bu verginin vergi dairesine yatırılıp yatırılmadığını denetleme veya buna müdahale etme imkânı bulunmayan sporcuların, başkalarının yükümlülüklerinden kaynaklanan sonuçlar nedeniyle ikinci kez vergi ödemeye zorlanamayacağı açık biçimde ortaya konuldu]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="display:none"> </span><span>Anayasa Mahkemesi, 3 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazete’de yer alan E.2025/219, K.2026/43 sayılı karar ile sporcuların yıllardır karşı karşıya kaldığı önemli bir vergi sorununa son verdi. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Anayasa Mahkemesi, Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan ve sporcuların ücretlerinden kesilen vergilerin yıllık beyannamede mahsup edilebilmesini, bu vergilerin kulüpler tarafından vergi dairesine ödenmiş olması şartına bağlayan düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Sorun, özellikle profesyonel sporcular açısından ciddi sonuçlar doğuruyordu. Sporcuların ücretlerinden gelir vergisi kesiliyor, bordrolarında bu kesinti gösteriliyor ve ücretleri kendilerine net olarak ödeniyordu. Ancak kulüp veya diğer ödeme yapan kuruluş, kesilen vergiyi vergi dairesine yatırmazsa, sporcu yıllık gelir vergisi beyannamesi verdiğinde daha önce ücretinden kesilmiş olan bu vergiyi mahsup edemiyordu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bunun sonucu olarak sporcu, fiilen ücretinden kesilmiş bir vergi için ikinci kez ödeme yapmak zorunda kalabiliyordu. Uygulamada uzun süredir <strong>sporcularda mükerrer vergi sorunu</strong> olarak adlandırılan tartışmanın temelinde de bu durum yer alıyordu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Antalya 1. Vergi Mahkemesi önüne gelen bir uyuşmazlıkta söz konusu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine vardı ve itiraz yoluyla dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Yüksek Mahkeme de yaptığı inceleme sonucunda düzenlemenin mülkiyet hakkını ihlal ettiğine karar verdi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kararda öncelikle verginin tahsilini güvence altına almaya yönelik düzenlemelerin kamu yararı amacı taşıdığı ve kanun koyucunun bu konuda takdir yetkisine sahip olduğu kabul edildi. Mahkeme, söz konusu kuralın kanunilik şartını taşıdığını ve verginin tahsilini hızlandırma amacı bakımından elverişli ve gerekli olduğunu da belirtti.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak kararın düğüm noktası <strong>ölçülülük</strong> incelemesi oldu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Anayasa Mahkemesi'ne göre ücretlerden yapılan vergi kesintilerinin vergi dairesine yatırılmasından sorumlu olan kişi sporcu değil, kulüp veya diğer vergi sorumlularıdır. Sporcu, ücretinden kesilen verginin daha sonra vergi dairesine yatırılıp yatırılmadığını denetleme ya da buna müdahale etme imkânına sahip değildir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Üstelik vergi idaresinin alacağını tahsil etmek için elinde başka araçlar da bulunmaktadır. Kesilen ancak ödenmeyen vergiler, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında doğrudan vergi sorumlularından cebren tahsil edilebilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Anayasa Mahkemesi, bu nedenle kulübün ödemediği verginin sonuçlarının sporcuya yüklenmesini ve aynı verginin bir kez daha sporcudan istenmesini kişiye aşırı bir külfet yükleyen bir uygulama olarak değerlendirdi. Kararda, kesintinin yapılmasından sonra artık sporcu tarafından kontrol edilmesi mümkün olmayan bir yükümlülüğün sonuçlarından sporcuların sorumlu tutulmasının mülkiyet hakkıyla bağdaşmadığı vurgulandı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Dikkat çekici olan nokta ise Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını doğrudan <strong>mükerrer vergilendirme</strong> kavramı üzerinden değil, Anayasa’nın 13. maddesindeki <strong>ölçülülük</strong> ilkesi ile 35. maddesindeki <strong>mülkiyet hakkı</strong> çerçevesinde kurmuş olmasıdır. Anayasa Mahkemesi, devletin vergi alacağını güvence altına alma amacını meşru bulmakla birlikte, bu amaca ulaşılırken vergi mükellefine katlanması beklenemeyecek ölçüde ağır bir yük yüklenemeyeceğini ortaya koymuştur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kararın en önemli sonucu ise bundan sonra sporcuların ücretlerinden kesilen vergilerin yıllık beyannamede mahsup edilmesinin, kulübün veya diğer vergi sorumlularının bu vergileri vergi dairesine ödeyip ödemediğine bağlı olmayacak olmasıdır. Verginin tahsil edilmemesinden kaynaklanan risk artık kesintiyi yapmakla yükümlü olan kulüplerin ve diğer vergi sorumlularının üzerinde kalacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Böylece Anayasa Mahkemesi, yıllardır uygulamada eleştirilen ve sporcuların kendi kusurlarından kaynaklanmayan nedenlerle ikinci kez vergi ödemelerine yol açabilen bir düzenlemeyi hukuk düzeninden çıkarmış oldu. </span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Sonuç olarak</span></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Anayasa Mahkemesi bu kararıyla, vergi hukukunun temel ilkelerinden biri olan vergi mükellefiyeti ile vergi sorumluluğu ayrımını yeniden hatırlatmış oldu. Ücretinden vergi kesilen ancak bu verginin vergi dairesine yatırılıp yatırılmadığını denetleme veya buna müdahale etme imkânı bulunmayan sporcuların, başkalarının yükümlülüklerinden kaynaklanan sonuçlar nedeniyle ikinci kez vergi ödemeye zorlanamayacağı açık biçimde ortaya konuldu.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Karar, yalnızca sporcular bakımından önemli değildir. Vergi idaresinin alacağını tahsil ederken öncelikle kanunen sorumlu olan kişilere yönelmesi gerektiğini, mükelleflere ise ancak hukuken haklı ve ölçülü sınırlar içinde yükümlülük yüklenebileceğini göstermesi bakımından da dikkat çekicidir. Bu yönüyle karar, sporcu ücretlerinin vergilendirilmesine ilişkin bir uyuşmazlığın ötesinde, mülkiyet hakkı ile verginin tahsili arasındaki anayasal dengenin nasıl kurulması gerektiğine dair önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.</span><span style="display:none"> </span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Murat BATI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/aymden-tarihi-vergi-karari-sporculardan-ikinci-kez-vergi-alinamaz</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/12/sporcu-vergi.webp" type="image/jpeg" length="39204"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gençler için eğlence vergisini kaldırmak ne anlama geliyor?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/gencler-icin-eglence-vergisini-kaldirmak-ne-anlama-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/gencler-icin-eglence-vergisini-kaldirmak-ne-anlama-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TBMM’ye 22 Mayıs'ta sunulan yeni torba yasa teklifi ile eğlence vergisi ile ilgili bir düzenleme yapılması öngörülüyor. Bu düzenlemeyle 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış kişilere düzenlenen biletler için eğlence vergisi alınmaması öngörülüyor. Ayrıca söz konusu madde ile tiyatro, opera, operet, bale, karagöz, kukla ve ortaoyunu ile ilgili de değişiklik yapılması öngörülüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify">Eğlence vergisi hakkında özet bilgi</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Değerlendirmelere geçmeden önce eğlence vergisi hakkında kısa bir açıklama yapmakta yarar var.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>“<i>Eğlence vergisi</i>” belediyelerin aldığı bir vergidir, yani merkezi yönetim bütçesine dahil değildir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 21. maddesinde belirtilen ve belediye sınırları ile <strong>mücavir alanlar içinde yer alan eğlence işletmelerinin faaliyetleri eğlence vergisine tabi</strong>dir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu verginin mükellefi, eğlence yerlerini işleten gerçek veya tüzel kişilerdir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Verginin matrahı;</span></p>

<ol>
 <li style="text-align: justify;"><span>Biletle girilen yerlerde, eğlence vergisi hariç olmak üzere bilet bedeli olarak sağlanan gayri safi hâsılat (bilet bedeli dışında bağış ve başka adlar altında alınan paralar dahil).</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Müşterek bahislerde, iştirakçilerden tahsil edilen tutardan katma değer vergisi düşüldükten sonra kalan tutar.</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Biletle girilmesi zorunlu olmayan bar, pavyon, gazino, gece kulubü, taverna, diskotek, kabare, dansing, bilardo ve masa futbolu salonları gibi eğlence yerlerinde işin mahiyetine göre çalışılan her gün için bu Kanunun 96 ncı maddesine göre tespit edilen miktar.</span></li>
</ol>

<p style="text-align:justify"><span>Kanunun 21. maddesine göre kanuni eğlence vergisi oran ve miktarları aşağıdaki gibidir:</span></p>

<p style="text-align:center"><span><img alt="" height="367" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/05/697c151c-21dd-4f00-8c6f-f5ccf6583b84.webp" width="753" /></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Cumhurbaşkanı, 21. maddede belirtilen oran ve miktarları birlikte veya ayrı ayrı bir katına kadar artırmaya veya sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. Nitekim yerli ve yabancı film gösterileri için yüzde 10 olan oran sırasıyla 3320, 4061, 4273 ve 5613 sayılı Cumhurbaşkanı Kararlarıyla 2021 ve 2022 yılları için sıfır olarak belirlenmiş idi. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Cumhurbaşkanı, bu yetkisine istinaden 6584 Sayılı Kararıyla<strong>, 1.1.2023 tarihinden geçerli olmak üzere </strong>biletle girilen yerli ve yabancı film gösterileriyle spor müsabakaları, at yarışları ve konserlerden yüzde 10 oranında alınan eğlence vergisi oranını yüzde 0 olarak belirlemiştir. Bu oranlar halen geçerlidir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buna göre, halen geçerli oran ve miktarlar aşağıdaki gibidir:</span></p>

<p style="text-align:center"><span><img alt="" height="358" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/05/5e4ecf5c-41f2-4f10-b502-f64430f5ee6f.webp" width="745" /></span></p>

<h3 style="text-align:justify">Torba yasa teklifi ile yapılması öngörülen değişiklikler</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Torba yasa teklifinin 12. maddesi ile Belediye Gelirleri Kanununun 19 uncu maddesine eklenmesi öngörülen aşağıdaki fıkra ile bu Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (I) numaralı bendi kapsamında biletle girilen yerlerde, 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış kişilere düzenlenen biletler için vergi alınmayacağı düzenlenmektedir:</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>"<i>Bu Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (I) numaralı bendi kapsamında biletle girilen yerlerde, 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış kişilere düzenlenen biletler için vergi alınmaz</i>."</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu değişiklikle;</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>* Biletle girilen yerli ve yabancı film gösterileriyle spor müsabakaları, at yarışları ve konserlerden Cumhurbaşkanı Kararı ile yüzde 0 oranında alınmakta olan eğlence vergisinin, </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>* Sirkler, lunaparklar, çalgılı bahçeler ve benzerlerinden halen yüzde 20 oranında alınmakta olan eğlence vergisinin,</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>* Tiyatro, opera, operet, bale, karagöz, kukla ve ortaoyunundan halen yüzde 10 oranında alınmakta olan eğlence vergisinin,</span></p>

<p style="text-align:justify"><u><span>18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış kişiler için</span></u><span> <u>kalıcı olarak</u> <u>kaldırılması</u> öngörülmektedir.</span><br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Bu değişiklik hakkındaki yorumlarım…</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu değişiklik olumludur, ancak pratikte önemli bir etkisi yoktur. Çünkü, </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- <strong>Yerli ve yabancı film gösterileriyle spor müsabakaları, at yarışları ve konserlerden</strong> eğlence vergisi halen yüzde 0 oranında alınmaktadır. Yani değişikliğin bu etkinlikler için fiilen hiçbir etkisi olmayacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- <strong>Sirkler, lunaparklar, çalgılı bahçeler ve benzerlerinden</strong> halen yüzde 20 oranında alınmakta olan eğlence vergisi kaldırılacak olsa da bunlar için de fiilen fazla bir etkisi olmayacağını söylemek mümkündür. Çünkü bu tür etkinliklerin sayısı çok düşüktür</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>- Değişikliğin <strong>tiyatro, opera, operet, bale, karagöz, kukla ve ortaoyunundan</strong> yüzde 10 oranında alınmakta olan eğlence vergisi etkisi için olacaktır. Ancak burada da karagöz, kukla ve ortaoyunları için etkisi olmayacağını veya sınırlı etkisi olacağını söyleyebiliriz. Çünkü bu etkinlikler genellikle belediyelerce ücretsiz olarak gerçekleştirilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kıymetli meslektaşım <strong>Abdullah Tolu</strong>’nun paylaşımından öğrendiğime göre, biletle girilen yerlerden alınan eğlence vergisi tutarı; 2024 yılı sonu itibariyle 79 milyon ve 2025 yılının ilk 9 aylık dönemi itibariyle ise 56 milyon TL civarındadır. Bu son derece düşük tutarları dikkate alarak, yapılması öngörülen değişikliğin pratikte hiçbir etkisinin olmayacağını düşünüyorum. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buradan hareketle, eğlence vergisinin tamamen kaldırılmasının çok daha isabetli olacağını söyleyebiliriz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Son olarak, gerekçede düzenlemenin yanlış açıklandığını da belirtmek isterim. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Madde gerekçesinde; yapılan düzenlemeyle, sirkler, lunaparklar, çalgılı bahçeler ve benzeri yerler başta olmak üzere tüm biletle girilen yerlerde,18 yaşını doldurmamış çocuk ve gençlerden veya tahsili devam eden 25 yaşını doldurmamış öğrencilerden eğlence vergisi alınmamasının sağlanacağı ifade ediliyor. Oysa söz konusu düzenleme; sirkler, lunaparklar, çalgılı bahçeler ve benzeri yerlerle sınırlı değil daha geniş kapsamlı bir değişiklik öngörüyor.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Ayrıca söz konusu madde ile tiyatro, opera, operet, bale, karagöz, kukla ve ortaoyunu ile ilgili de değişiklik yapılması öngörülüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Meclis görüşmeleri sırasında bu hususların dikkate alınmasını öneriyorum.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Erdoğan SAĞLAM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/gencler-icin-eglence-vergisini-kaldirmak-ne-anlama-geliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 03 Jun 2026 08:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/06/eglence-vergisi-1.jpeg" type="image/jpeg" length="71240"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eğlence vergisinde gençlere yönelik yeni düzenleme geliyor]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/eglence-vergisinde-genclere-yonelik-yeni-duzenleme-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/eglence-vergisinde-genclere-yonelik-yeni-duzenleme-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düzenleme, eğlence vergisinin yalnızca mali bir araç olmadığını, aynı zamanda sosyal politika boyutu taşıyan bir vergi türü olduğunu da yeniden göstermektedir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify">Tarihsel olarak yoksullara kaynak yaratma amacıyla ortaya çıkan bu verginin, bugün gençlerin sosyal ve kültürel faaliyetlere erişimini kolaylaştıracak bir istisna ile yeniden şekillendirilmesi, sosyal devlet anlayışı bakımından da dikkat çekici bir adım niteliğindedir</h3>

<p class="p1" style="text-align:justify">22 Mayıs 2026 tarihinde AKP milletvekilleri tarafından TBMM’ye yeni bir torba yasa <a href="https://cdn.tbmm.gov.tr/KKBSPublicFile/D28/Y4/T2/WebOnergeMetni/ac64980a-79d7-4078-942e-6074109732fc.pdf" rel="noopener" target="_blank">teklifi</a><span> </span>sunuldu. Teklifin 12’nci maddesiyle, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 19’uncu maddesine önemli bir istisna hükmü eklenmesi öngörülüyor. Düzenlemeye göre, <i>Kanun’un 21’inci maddesinin birinci fıkrasının (I) bendi kapsamında yer alan ve biletle girilen eğlence yerlerinde, 18 yaşını doldurmamış kişiler ile öğrenimine devam eden 25 yaş altındaki gençlere düzenlenen biletlerden eğlence vergisi alınmayacak.</i></p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Mevcut sistemde belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde faaliyet gösteren eğlence işletmeleri eğlence vergisine tabi tutuluyor. Vergi oranları faaliyet türüne göre değişirken, Cumhurbaşkanına bu oranları sıfıra kadar indirme veya bir katına kadar artırma yetkisi tanınıyor.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Halihazırda sinema, tiyatro, opera, bale, spor müsabakaları, at yarışları ve konser gibi etkinliklerde uygulanan eğlence vergisi oranı yüzde sıfır seviyesinde bulunuyor. Buna karşılık sirkler, lunaparklar, çalgılı bahçeler ve benzeri eğlence yerlerinde yüzde 20 oranında eğlence vergisi uygulanmaya devam ediliyor.</p>

<div class="article-inline-ad-wrapper" style="text-align:justify"></div>

<p class="p1" style="text-align:justify">Teklif edilen düzenleme ile özellikle lunapark, sirk ve benzeri alanlarda çocuklar ile öğrenciler bakımından eğlence vergisi yükünün kaldırılması amaçlanıyor. Böylece 18 yaş altındaki çocuk ve gençler ile öğrenimine devam eden 25 yaş altındaki öğrenciler için bilet maliyetlerinin bir ölçüde azaltılması hedefleniyor.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Bu nedenle eğlence vergisinin ne olduğuna öncelikle kısaca değinmek yerinde olacaktır.</p>

<h3 style="text-align:justify">Eğlence vergisi ilk nerede alındı?</h3>

<p class="p1" style="text-align:justify">Eğlence vergisinin tarihsel kökeni 17. yüzyıl Fransa’sına kadar uzanmaktadır. İlk dönemlerde “<strong>yoksulların hakkı</strong>” (<i>droit des indigents</i>) anlayışıyla uygulanan bu vergi, eğlence faaliyetlerinden elde edilen gelirlerin bir kısmının yoksullara aktarılması amacıyla alınmaktaydı. Başlangıçta özellikle tiyatro ve opera gösterilerinden tahsil edilen vergi, zamanla açık hava gösterilerini de kapsayan daha geniş bir yapıya dönüşmüştür.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Fransa’da yoksulluğun artmasıyla birlikte eğlence vergisinin oranı da yükseltilmiş ve bir dönem bilet bedelinin dörtte biri oranında uygulanmıştır. Bu nedenle söz konusu vergi, dönemin Fransa’sında “<strong>fakirler için çeyrek</strong>” olarak anılmış ve 1789 Fransız Devrimi’ne kadar bu isimle uygulanmaya devam etmiştir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Fransız Devrimi sonrasında verginin oranı azaltılmış ancak kapsamı genişletilmiştir. 1942 yılına kadar farklı biçimlerde uygulanmayı sürdüren eğlence vergisi, daha sonra yerel yönetimlere devredilerek yeniden düzenlenmiştir. Fransa’daki bu uygulama zamanla başka ülkelere de örnek olmuş; Almanya ve İsviçre başta olmak üzere birçok ülkede benzer nitelikte eğlence vergileri uygulanmaya başlanmıştır.</p>

<h3 style="text-align:justify">Biz bu vergiyle ne zaman tanıştık?</h3>

<p class="p1" style="text-align:justify">Türkiye’de eğlence vergisi, bağımsız bir “<strong>eğlence vergisi kanunu</strong>” ile değil, 29 Mayıs 1981 tarihinde yürürlüğe giren 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 17 ila 22’nci maddeleri arasında düzenlenmiştir. Dolayısıyla eğlence vergisi, belediye gelirleri içinde yer alan yerel bir vergi niteliği taşımakta olup uygulaması da bu tarihten itibaren kesintisiz şekilde sürmektedir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Bununla birlikte Türkiye’nin eğlence vergisiyle ilk tanışması 1981 yılına dayanmamaktadır. Daha önce 1 Temmuz 1948 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda “<strong>eğlence resmi</strong>” adı altında benzer bir düzenleme yer almıştı. Ancak söz konusu düzenleme, bugünkü sisteme kıyasla daha dar kapsamlı bir uygulama niteliği taşımaktaydı.</p>

<h3 class="p1" style="text-align:justify"><strong>Eğlence vergisinin konusu nedir?</strong></h3>

<p class="p1" style="text-align:justify">2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 17’nci maddesi uyarınca, belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde faaliyet gösteren <strong>eğlence işletmeleri</strong> eğlence vergisinin konusunu oluşturmaktadır. Ancak verginin kapsamı tüm eğlence faaliyetlerini değil, yalnızca Kanun’un 21’inci maddesinde sayılan işletme ve faaliyet türlerini kapsamaktadır.</p>

<div class="article-inline-ad-wrapper" style="text-align:justify"></div>

<p class="p1" style="text-align:justify">Bu kapsamda yerli ve yabancı film gösterimleri, tiyatro, opera, operet, bale, karagöz, kukla ve ortaoyunu gösterileri, spor müsabakaları, at yarışları, konserler, sirkler, lunaparklar, çalgılı bahçeler ve benzeri eğlence yerleri ile müşterek bahis faaliyetleri eğlence vergisine tabi tutulmaktadır. Ayrıca biletle girilmesi zorunlu olmayan bazı eğlence yerleri de Belediye Gelirleri Kanunu’nda belirtilen oranlar üzerinden vergilendirilmektedir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Uygulamada özellikle bar, pavyon ve benzeri işletmeler bakımından eğlence vergisinin kapsamı tartışma konusu olabilmektedir. Buradaki temel ölçüt, işletmede yemek veya içeceğe ek olarak canlı müzik hizmeti sunulup sunulmadığıdır. İşletmede canlı müzik bulunması halinde eğlence vergisi doğmakta; yalnızca yiyecek ve içecek hizmeti sunulması durumunda ise eğlence vergisi uygulanmamaktadır. Konuya ilişkin idari görüşler de bu ayrımı esas almaktadır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Öte yandan müşterek bahis faaliyetleri de eğlence vergisinin kapsamı içinde yer almaktadır. Türkiye’de müşterek bahis düzenleme yetkisi esas olarak Türkiye Jokey Kulübü ile Spor Toto Teşkilat Başkanlığı tarafından kullanılmaktadır. Bununla birlikte Spor Toto Teşkilatı tarafından düzenlenen bahis faaliyetleri eğlence vergisinden istisna tutulduğundan, uygulamada eğlence vergisine tabi müşterek bahis faaliyetleri büyük ölçüde at yarışlarıyla sınırlı kalmaktadır.</p>

<h3 style="text-align:justify">Kim ödüyordu bu vergiyi?</h3>

<p class="p1" style="text-align:justify">Eğlence vergisinin <strong>yasal mükellefi</strong>, yani vergiyi ödemekle yükümlü kişi veya kurumlar, eğlence yerlerini işleten gerçek ya da tüzel kişilerdir. Başka bir ifadeyle verginin hukuki sorumluluğu işletme sahiplerine aittir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="p1" style="text-align:justify">Ancak uygulamada bu vergi çoğu zaman doğrudan işletme tarafından karşılanmamakta; biletli etkinliklerde bilet fiyatına, bilet uygulanmayan yerlerde ise hizmet bedeline eklenerek müşterilere yansıtılmaktadır. Dolayısıyla eğlence vergisinin resmî mükellefi işletme sahibi olsa da ekonomik yükü fiilen hizmetten yararlanan kişiler tarafından taşınmaktadır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify"><strong>Sonuç olarak</strong></p>

<p class="p1" style="text-align:justify">TBMM’ye sunulan teklif, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda önemli bir değişiklik yaparak özellikle çocuklar ve öğrenciler bakımından eğlence vergisine yeni bir istisna getirmektedir. Düzenleme ile biletle girilen eğlence yerlerinde, 18 yaş altındaki kişiler ile öğrenimine devam eden 25 yaş altındaki gençlerden eğlence vergisi alınmaması öngörülmektedir. Her ne kadar bugün sinema, tiyatro, konser ve benzeri birçok kültürel etkinlikte eğlence vergisi oranı fiilen yüzde sıfır olarak uygulanıyor olsa da lunapark, sirk, çalgılı bahçe ve benzeri alanlarda halen yüzde 20 oranında vergi yükü bulunmaktadır. Bu nedenle teklif edilen değişiklik, özellikle çocuklar ve öğrenciler açısından söz konusu alanlardaki bilet maliyetlerini azaltabilecek bir etki doğuracaktır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Ayrıca düzenleme, eğlence vergisinin yalnızca mali bir araç olmadığını, aynı zamanda sosyal politika boyutu taşıyan bir vergi türü olduğunu da yeniden göstermektedir. Tarihsel olarak yoksullara kaynak yaratma amacıyla ortaya çıkan bu verginin, bugün gençlerin sosyal ve kültürel faaliyetlere erişimini kolaylaştıracak bir istisna ile yeniden şekillendirilmesi, sosyal devlet anlayışı bakımından da dikkat çekici bir adım niteliğindedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Murat BATI</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/eglence-vergisinde-genclere-yonelik-yeni-duzenleme-geliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/06/eglence-vergisi.png" type="image/jpeg" length="21376"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Futbolcu sözleşmelerinde “vergi” paradoksu!]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/futbolcu-sozlesmelerinde-vergi-paradoksu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/futbolcu-sozlesmelerinde-vergi-paradoksu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilindiği üzere Türk Vergi Sisteminde sporcuların vergilendirilmesi, diğer ücret gelirinin vergilendirilmesinden ayrı olarak, özel bir rejime tabi tutulmuş ve 193 sayılı GVK’ nın Geçici 72. maddesinde düzenlenmiştir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">7194 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile “<strong>en üst liglerde</strong>” faaliyet gösteren sporcular için gelir vergisi stopaj oranı % 15’ten <strong>% 20’ ye</strong> çıkarılmış ve ayrıca ödenen ücret toplamının belirli tutarı (2026 yılı için 5.300.000-TL) aşması durumunda <strong><i>sporcular için yıllık gelir vergisi beyannamesi verme yükümlülüğü</i></strong> getirilmiştir. Yıllık beyanname verilmesi durumunda ise beyan edilen bu gelirler üzerinden hesaplanan gelir vergisinden, kulüplerce vergi dairesine ödenmiş olması şartıyla, kesilen vergilerin mahsup edileceği hüküm altına alınmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye’de başta futbol olmak üzere, basketbol, voleybol ve diğer branşlarda faaliyet gösteren sporcuların neredeyse tamamı <strong>“net ücret”</strong> üzerinden sözleşme imzalamakta ve <strong>ücret gelirleri üzerindeki tüm vergi yükünü kulüplerin üzerinde bırakmaktadır</strong>. Kanun değişikliği öncesinde “en üst ligler” için belirlenen tevkifat oranı % 15 ve nihai vergileme iken bu husus çok fazla sorun gibi görünmemekteydi. Örneğin, profesyonel bir futbolcu ile net 10.000.000 TL üzerinden sözleşme imzalanmışsa kulüplerin üzerindeki vergi yükü (10.000.000 / 0,85 * 0,15) 1.764.705-TL ve toplam sözleşme yükümlülüğü 11.764.705 TL olmaktaydı.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak düzenleme sonrasında stopaj oranındaki artış ve sporculara getirilen beyanname verme yükümlülüğü sebebiyle, yine sporcuların vergiler hariç “net ücret” üzerinden anlaştığı kabulüyle spor kulüplerine ciddi bir maliyet getirmiştir. Yukarıdaki örneği devam ettirdiğimizde “net 10.000.000 TL” üzerinden sözleşme düzenlenen bir futbolcu için kulüp net ücreti brüte iblağ ederek % 20 gelir vergisi tevkifatı yapacak, ayrıca sporcu beyanname vereceğinden GVK 103. madde dördüncü diliminde yer alan yaklaşık % 40 oranında vergi tahakkuk ettirilecek ve kulüp tarafından ödenen % 20 tevkifat tutarı mahsup edilecektir. Dolayısıyla sözleşme gereği <strong>tüm vergi yükünün kulüplerin üzerinde kaldığı</strong> gerçeğiyle, kulüp üzerindeki vergi yükü toplamda 6.666.666 TL ve toplam sözleşme yükümlülüğü 16.666.666 TL olacaktır. Görüleceği üzere Kanun değişikliğinden sonra kulüplerin sporcuya ödeyeceği aynı “net 10.000.000 TL ücret” üzerinden katlanacağı vergi farkı 4.901.961 TL artmış olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Buraya kadar yapılan açıklamalar, kulüplerin bütçe ve mali disiplin kriterleri altında ticari olarak verecekleri karar olduğundan detaya girilmeyecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Son yıllarda spor kulüplerinin aşırı borçlanmasını önlemek, mali şeffaflık sağlamak ve sürdürülebilir bir finansal disiplin (denk bütçe) oluşturmak amacıyla önemli düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerden en önemlisi 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’dur.</p>

<p style="text-align:justify">Kulüplerin yaşadığı kronik borç krizlerini çözmek, mali disiplini sağlamak ve yöneticilerin kulüpleri aşırı borçlandırmalarının önüne geçmek, gelir-gider dengesinin sağlanması, bütçe sınırlarının netleştirilmesi ve kulüplerin finansal yapılarının sağlamlaştırılması, spor anonim şirketleri ile spor kulüpleri arasındaki hukuki ve mali ilişkilerin netleştirilmesi ve yönetimde kurumsallaşmanın artırılması, 7405 sayılı Kanun’un ana gerekçelerinden sayılmıştır. Düzenlemenin aksayan yanlarını bir yana koyduğumuzda genel olarak olumlu olduğunu söylemek mümkün.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak aynı olumlu düşünceleri Türkiye Futbol Federasyonu <strong>(“TFF”)</strong> tarafından yapılan son düzenleme için söylemek mümkün değil!</p>

<p style="text-align:justify"><strong>TFF tarafından yapılan düzenlemeyi hatırlamakta fayda var!</strong></p>

<p style="text-align:justify">TFF tarafından, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı <strong>(“PFSTT”)</strong>’nın <strong><i>“IV. Profesyonel Futbolcu Sözleşmesi” </i></strong>başlıklı 19. maddesine <strong><i>“Sözleşmenin tarafları, Türk vergi mevzuatı kapsamında tarafların kendisine yüklenen vergileri karşı tarafa yükleyen hükümler kararlaştıramaz. Aksi düzenlemeler geçersiz olup ayrıca disiplin ihlali olarak değerlendirilir.” </i></strong>hükmünü içeren 8 no’lu bent eklenmiştir. Özetle TFF, sporcuların vergilerini kendilerinin ödemeleri yönünde düzenleme yapmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenleme olumlu gibi görünse de öncelikle ülke gerçekliğini veri kabul etmemiz gerekiyor. Türkiye’de futbol liginin, Avrupa’nın 5 büyük ligi (Premier Lig, Bundesliga, La Liga, Seri A ve Ligue 1) ile kıyaslandığında reytinginin görece daha düşük olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Hal böyle olunca özellikle yıldız olarak tabir edilen yabancı futbolcuları transfer edebilmek için cazip tekliflerin sunulması gerekiyor. Avrupa’daki vergi oranları ve faaliyet gösteren sporcuların vergilerini kendi ödedikleri dikkate alındığında, bu futbolcuları Türkiye’ye transfer edebilmenin en önemli şartlarından birisi sporcu vergilerinin kulüpler tarafından üstlenilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim, Türkiye Süper Ligi’nde top koşturan sporcuların neredeyse tamamının vergileri kulüpleri tarafından üstlenilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">7194 sayılı Kanun ile sporculara beyanname verme yükümlüğü getirildiğinde birçok kulüp konuyu tam idrak edememiş, üstlendiği sporcu vergilerini de sözleşmede yer alan ücrete eklemiş başka bir deyişle ücreti brütleştirerek ödeme planı ve bordroya bağlamıştır. Ancak, bir süre sonra özellikle sözleşmesi tamamlanmadan ya da tamamlanarak ülkesine dönen sporculara, vergisini ödemesi için ödediği ücretin sporcunun <strong><i>“cebinde kaldığını!”</i></strong> fark eden kulüpler, sonraki sözleşmelere kulüp tarafından sporcu vergilerinin ödenebilmesi için beyanname verme şartı koymuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Israrla savunduğumuz ve farklı platformlarda dile getirdiğimiz <strong><i>“beyannameni ver -vergini ödeyeyim”</i></strong> prensibi, gerek sporcuların beyanname vermeden ülkeyi terk etmesi durumunda kulüpleri gereksiz yük altına sokmaktan ve gerekse de Devlet Hazinesi’ni zarara uğratmaktan korumuştur. Zira sporcular, sözleşmelerinde yer alan özel bir madde ile beyannamesini verdiğinde verginin kulüp tarafından ödeneceğini bildiği için beyanname vermekten imtina etmemiştir. Başka bir deyişle kulüpler Hazine’nin vergi alacağını bir nevi garanti altına almıştır. Her ne kadar Gelir İdaresi Başkanlığı, ülkeler arasında bilgi değişimi ve ÇVÖA kapsamında söz konusu beyannamelerin verilmesini talep edebilecek olsa da tahsil başarı oranının ne olacağını kestirmek zor.</p>

<p style="text-align:justify">Hülasa, TFF’nin belki de kulüpleri korumak adına iyi niyetli olarak yaptığı düzenlemenin etki analizinin yeterince yapılmadığı ortada.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Peki düzenlemenin etkisi ne olacak!</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bir kere futbolcu sözleşmelerinde <strong><i>“net ücret”</i></strong> ve <strong><i>“vergi”</i></strong> kavramları yer almayacak. Sporcu vergilerini de üstlenen kulüpler bu vergileri brüt tutarlar üzerinden sözleşmelere derç ve ödeme planına bağlayacak. Son dönemde mali idarenin agresif ve hızlı yaklaşımı sebebiyle sözleşmesi devam eden sporcular için sorun yok. Ancak sözleşmesi biten ya da feshedilen sporcuların ülkeyi terk etmeleri durumunda işler karışacak gibi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek üzerinden ilerleyelim;</strong> (X) Spor Kulübü, (Z) isimli sporcu ile 2026-2027 sezonundan başlamak üzere 2030 sezonu sonuna kadar yıllık brüt 10 milyon <a href="https://www.ekonomim.com/finans/doviz/eur-trl-avro-turk-lirasi" rel="nofollow" target="_blank" title="euro">Euro</a> üzerinden 4 yıllık sözleşme imzaladığını, sporcunun sözleşmesinin Ocak/2029 yılında karşılıklı anlaşmak suretiyle feshedildiğini ve fesih tazminatı olarak brüt 5 milyon Euro ödendiğini varsayalım.</p>

<p style="text-align:justify">(X) Kulüp, Haziran-Aralık/2026 dönemi arasında ödediği 5 milyon Euro üzerinden % 20 oranında 1 milyon Euro gelir vergisi stopajı yapacak. (Z) Futbolcu ise Mart/2027 döneminde vereceği Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile 5 milyon Euro üzerinden yaklaşık % 40 oranında 2 milyon Euro vergi tahakkuk ettirecek ve kulübün ödediği 1 milyon Euro vergiyi mahsup ederek kalan 1 milyon Euro’yu vergi dairesine ödeyecek. Bu açıdan bakıldığında 2026 yılı için sorun görünmüyor.</p>

<p style="text-align:justify">2027 yılına gelindiğinde (X) Kulüp, Ocak-Aralık/2027 dönemi arasında ödediği 10 milyon Euro üzerinden % 20 oranında 2 milyon Euro gelir vergisi stopajı yapacak. (Z) Futbolcu ise Mart/2028 döneminde vereceği Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile 10 milyon Euro üzerinden yaklaşık % 40 oranında 4 milyon Euro vergi tahakkuk ettirecek ve kulübün ödediği 2 milyon Euro vergiyi mahsup ederek kalan 2 milyon Euro’yu vergi dairesine ödeyecek. Bu açıdan bakıldığında 2027 yılı için de sorun görünmüyor.</p>

<p style="text-align:justify">2028 yılına gelindiğinde (X) Kulüp, Ocak-Aralık/2028 dönemi arasında ödediği 10 milyon Euro üzerinden % 20 oranında 2 milyon Euro gelir vergisi stopajı yapacak. (Z) Futbolcu ise Mart/2029 döneminde Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesi ile 10 milyon Euro üzerinden yaklaşık % 40 oranında 4 milyon Euro vergi tahakkuk ettirecek ve kulübün ödediği 2 milyon Euro vergiyi mahsup ederek kalan 2 milyon Euro’yu vergi dairesine ödeyecek idi. Ancak, sözleşmenin feshi nedeniyle Ocak/2029 yılında ülkeyi terk ettiğinden Mart/2029 döneminde beyanı gereken Gelir Vergisi Beyannamesi verilmeyecek ve <strong>ödemesi gereken 2 milyon Euro futbolcunun cebinde kalacaktır</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Ocak/2029 döneminde karşılıklı fesih sebebiyle ödenen 5 milyon Euro üzerinden kulüp tarafından % 20 oranında 1 milyon Euro gelir vergisi stopajı yapılacak, ancak futbolcunun ülkeyi terk etmiş olması sebebiyle Mart/2030 döneminde <strong>beyanı gereken 1 milyon Euro da ödenmemiş olacaktır. Başka bir deyişle futbolcunun cebinde kalacaktır.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yukarıdaki örnek kümülatif bazda değerlendirildiğinde ödenmeyen vergiler sebebiyle <strong>3 milyon Euro tutarında </strong>Hazine zararı oluşacak, Kulüp de Hazine’ye intikal etmeyen vergiyi futbolcuya ödemek zorunda kalacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Sadece 2025-2026 sezonunda Türkiye Süper Ligi’ne yurtdışından <strong>149 adet</strong> futbolcunun transfer edildiği dikkate alındığında hem kulüplerin hem de Devletin uğrayabileceği zararın boyutu korkutucu seviyede.</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle son dönemde mali idarenin her türlü kayıt dışı kazancın üzerine gittiği, gri alan bırakmadığı ve vergi takip ve tahsil güvenliği için tüm önlemleri aldığı bir dönemde, TFF tarafından yapılan düzenlemenin çok da rasyonel olmadığı görünüyor. Zira mevcut düzenlemede kulüpler vergi tahsilatının teminatı olarak görev yapmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Düzenleme Takım Harcama Limitlerini de Olumsuz Etkileyecektir!</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bilindiği üzere TFF Kulüp Lisans Kurulu, her futbol sezonu öncesinde (Haziran ayı) toplanarak 30.12.2022 tarihinde yürürlüğe giren Kulüp Lisans ve Finansal Sürdürülebilirlik Talimatı’nın 121. Maddesi kapsamında Süper Lig Takım Harcama Limitleri’ni belirlemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">TFF tarafından PFSTT 19/8. bend eklenmeden önce “net ücret” üzerinden anlaşılan sözleşmelerde takım harcama limitinde kulübün ödediği gelir vergisi stopajları dahil tutar dikkate alınmakta, sporcu vergileri dahil edilmemektedir. Ancak düzenleme sonrasında sporcu vergileri de brüt ücrete ekleneceğinden kulüplerin takım harcama limitlerinden kullanacağı tutar da artacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yine örnek üzerinden gidelim.</strong> Yıllık 10 milyon Euro ücret ile anlaşılan bir sporcu için TFF düzenlemesi öncesinde 10 milyon Euro ücret + 2,5 milyon Euro gelir vergisi stopajı olmak üzere 12,5 milyon Euro takım harcama limitinden kullanılmakta iken, düzenleme sonrasında 10 milyon Euro ücret + 6,6 milyon Euro vergiler olmak üzere toplam 16,6 milyon Euro harcama limitinden kullanılacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle uluslararası arenada kulüpleri rekabet anlamında zor durumda bırakacak düzenlemenin tekrardan gözden geçirilmesinde fayda görünüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Recep ÇETİM - YMM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/futbolcu-sozlesmelerinde-vergi-paradoksu</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/12/futbol-vergi.webp" type="image/jpeg" length="57709"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emekliler emlak vergisinde cezalı duruma düşmeyin]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/emekliler-emlak-vergisinde-cezali-duruma-dusmeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/emekliler-emlak-vergisinde-cezali-duruma-dusmeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Değerli okurlar Emlak Vergisi Kanu­nuna göre, Türkiye sınırları içeri­sinde gayrimenkulü olanlar, her yıl Ma­yıs ve Kasım aylarında olmak üzere iki taksit halinde emlak vergisi öderler.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bi­na, arsa ya da araziler emlak vergisine tabi olup söz konusu vergi gayrimenku­lün kayıtlı olduğu belediyeler tarafından tahsil edilmektedir. Emlak Vergisinin ilk taksit ödemesinin son günü 31 Mayıs Pa­zar gününe denk gelmektedir. Ancak söz konusu tarihin hafta sonuna rastlama­sı nedeniyle ödeme süresinin son günü 1 Haziran Pazartesi gününe uzamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Emlak vergisi oranı meskenlerde binde bir, diğer binalarda binde iki, arsalarda binde üç tür. Bu oranlar, büyük şehir be­lediye sınırları ve mücavir alanlar için­de % 100 artırımlı uygulanır. Ayrıca belli şartlar dahilinde emlak vergisi oranı in­dirimli (yüzde sıfır) olarak uygulanmak­tadır. Emlak vergisi kanunun 8. Madde­sine göre bir adet meskeni olan Emekli­ler için Emlak Vergisi oranı sıfır olarak uygulanır ve vergi ödenmez. Muafiyet şartlarının ihlali halinde emlak vergisi cezalı olarak tahsil edilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify">Emlak vergisi muafiyet şartları nelerdir?</h3>

<p style="text-align:justify">Emeklilerin indirimli emlak vergisin­den yararlanabilmeleri için aşağıdaki şartların sağlanması gereklidir.</p>

<p style="text-align:justify">1 Türkiye Cumhuriyeti sınırları içe­risindeki mesken niteliğindeki ta­şınmazın brüt yüzölçümünün 200 met­rekareyi aşmamış olması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">2 İndirimden yararlanacak Emekli­nin tek bir meskene sahip olması, gereklidir. Bu hüküm, emeklilerin bizzat oturmaları şartıyla tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde, hisselerine ait kısım hakkında da uygulanır. Ancak kişi­nin birden fazla meskeni varsa ya da bir­den fazla mesken üzerinde hisseleri bu­lunuyorsa indirimden yararlanamaz ve sahip oldukları meskenlerin tamamı için ayrı emlak vergisine tabii tutulur.</p>

<p style="text-align:justify">3 Emlak vergisi indirimi konutlar için geçerlidir. Bu konutlarda ika­met etmek ve başka bir konutlarının bu­lunmaması koşulu vardır. Ayrıca yılın sadece belli dönemlerinde kullanılan yazlık konutlar için indirimli emlak ver­gisi uygulamaz.</p>

<h3 style="text-align:justify">Çalışan emekliler indirimden yararlanamaz</h3>

<p style="text-align:justify">Sosyal güvenlik kurumlarından emek­li, dul, yetim, ölüm ve malûliyet aylı­ğı alanların, bu aylıkları dışında baş­ka gelirlerinin bulunması halinde indi­rimli vergiden yararlanılamaz. Yabancı bir sosyal güvenlik kurumundan emek­li olanlar da bu uygulamadan yararlana­maz. Mükelleflerin gelir getirmeyen iş­yeri, arsa ve araziye sahip olmaları, indi­rimli vergi oranından yararlanmalarına engel teşkil etmemektedir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Kira geliri elde eden emeklilerin durumu</h3>

<p style="text-align:justify">İndirimli bina vergisi oranı uygulan­masından yararlanmak için mesken­de bizzat oturma şartı aranmamaktadır. Sahip olduğu tek meskeni kiraya veren ancak kendisi de kirada oturan emekli­ler indirimli emlak vergisi uygulamasın­dan yararlanabilirler. Kira ödemeksizin bir başkasının yanında oturan emekliler kiraya verdikleri mesken için indirim­li bina vergisi oranından faydalanamaz­lar. Eşlerin her ikisi adına gayrimenkul bulunması halinde birinde oturulması diğerinin ise kiraya verilmemesi ve bu meskenden gelir elde edilmemesi duru­munda ise her iki mesken için de indi­rimli emlak vergisi oranı (sıfır) uygulan­ması gerekmektedir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Şartların ihlali halinde cezalı tahsilat</h3>

<p style="text-align:justify">Emlak vergisi muafiyet şartlarının ihlali durumunda, ilgili mükellef sı­fır oranlı emlak vergisi hakkını kaybe­der. Şartların kaybedildiği yılı izleyen yıldan itibaren emlak vergisi ödemeye başlar ve muafiyetin haksız uygulandı­ğı yıllar için geriye dönük cezalı vergi tahsilatı yapılır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Mahmut Bülent YILDIRIM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/emekliler-emlak-vergisinde-cezali-duruma-dusmeyin</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2022/10/09-emlakvergisi-2.jpg" type="image/jpeg" length="84736"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Konaklama vergisi oranında indirim]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/konaklama-vergisi-oraninda-indirim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/konaklama-vergisi-oraninda-indirim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konaklama vergisi %2 oranında uygulanmaktaydı. Cumhurbaşkanı, bu oranı bir katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, bu sınırlar içinde farklı oranlar tespit etmeye yetkiliydi. Cumhurbaşkanı bu yetkisini kullanarak, 1 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 11263 sayılı Kararla, 1 Mayıs 2026 tarihinden itibaren 31.12.2026 tarihine (bu tarih dahil) kadar uygulanmak üzere, konaklama vergisi oranını %1’e indirmiştir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">5/12/2019 tarihli ve 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 9’uncu maddesiyle 6802 sayılı <strong>Gider Vergileri Kanunu’</strong>nun yeniden düzenlenen <strong>34’üncü maddesinde</strong> ihdas edilen <strong>konaklama vergisi 1.1.2023 tarihinden itibaren uygulanmaya başlamıştı.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) tarafından hazırlanan <strong>“Konaklama Vergisi Uygulama Genel Tebliği”</strong>nde ise uygulamaya ilişkin düzenlemeler yer almıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Yapılan düzenlemeler uyarınca, konaklama vergisi <strong>%2</strong> oranında uygulanmaktaydı. Cumhurbaşkanı, bu oranı bir katına kadar artırmaya, yarısına kadar indirmeye, bu sınırlar içinde farklı oranlar tespit etmeye yetkiliydi. Cumhurbaşkanı bu yetkisini kullanarak, 1 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan <strong>11263</strong> sayılı Kararla, <strong>1 Mayıs 2026 tarihinden itibaren 31.12.2026 tarihine (bu tarih dahil)</strong> <strong>kadar</strong> uygulanmak üzere, <strong>konaklama vergisi oranını</strong> <strong>%1’e indirmiştir.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Konaklama Vergisinin uygulanmasına ilişkin düzenlemeleri şöyle hatırlatmak mümkündür:</p>

<p style="text-align:justify">Otel, motel, tatil köyü, pansiyon, apart, misafirhane, dağ evi, yayla evi ve kamping gibi konaklama tesislerinde verilen <strong>geceleme hizmeti</strong> ile <strong>bu hizmetten yararlananlara sunulan</strong> yeme, içme, aktivite, eğlence hizmetleri ve havuz, plaj, termal ve benzeri alanların kullanımı hizmetleri gibi <strong>diğer tüm hizmetler</strong>in bedeli üzerinden <strong>“konaklama vergisi”</strong> alınacaktır. <strong>Geceleme hizmeti</strong>nin; sağlıklı yaşam tesisleri, eğlence merkezleri gibi tesislerin bünyesinde sunulması halinde de konaklama vergisi olacaktır. Keza tesisin; türü, sınıfı, niteliği, ilgili mevzuatta yer alan tarif ve tanımlamaları ve ilgili mevzuata göre turizm işletmesi belgesi ve/veya işyeri açma/işletme belgesi olup olmadığına bakılmaksızın, konaklama hizmeti sunan bütün tesislerde verilen yukarıda sayılan hizmetler vergiye tabi olacaktır. Herhangi bir <strong>geceleme hizmeti sunulmayan</strong>, mola noktaları gibi tesislerde verilen hizmetler ise vergiye tabi değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Kampinglerde, konaklayanların geceleme ihtiyaçlarını kendi imkânlarıyla karşılayıp karşılamaması veya gecelemenin, işletmeye ait olsun olmasın çadır, çadır-araba, çekme karavan, motokaravan, bungalov gibi ünitelerde yapılması, hizmetin geceleme hizmeti mahiyetini etkilemeyecek ve vergilemeye konu olacaktır. Herhangi bir konaklama tesisi bünyesinde kurulmayan çadır veya karavanlardan konaklama vergisi alınmaz.</p>

<p style="text-align:justify">Oda+kahvaltı, yarım pansiyon, tam pansiyon, her şey dahil, ultra her şey dahil ve benzeri adlar altında pazarlanan ve/veya satılan ve tesis bünyesinde geceleme hizmetinin yanı sıra konsept kapsamında verilen <strong>tüm hizmetler</strong> verginin konusuna girmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Konaklama tesisinde <strong>konaklamayanlara</strong> (geceleme hizmeti almayanlara) <strong>verilen hizmetler</strong> ise <strong>vergiye tabi değildir. </strong>Dolayısıyla, konaklama tesislerinde geceleme hizmetinden bağımsız olarak sunulan sünnet, düğün, kokteyl, toplantı, kongre, sempozyum ve benzeri organizasyon hizmetleri verginin kapsamında değildir. Söz konusu organizasyon hizmetlerinin konaklamayı içerecek şekilde sunulması halinde, düzenlenen faturada organizasyon hizmetinin mahiyeti ve tutarının açıkça gösterilmesi veya bu hizmet için ayrıca fatura düzenlenmesi halinde bu hizmetler üzerinden konaklama vergisi hesaplanmayacaktır. Bu durumda vergi, sadece konaklama hizmetleri üzerinden alınacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Tesis bünyesi dışındaki hizmetleri de kapsayacak şekilde yapılan (örneğin; ulaşım, transfer, gezi, rehberlik, müzelere giriş ve benzeri hizmetleri içeren) konsept satışlarda, her bir hizmetin mahiyeti ve tutarının açıkça gösterilmesi suretiyle konaklayana <strong>tesis bünyesi dışında sunulan hizmetler</strong> için ayrıca fatura düzenlenmesi veya bu hizmetlere ilişkin bedellerin konaklama hizmeti nedeniyle düzenlenecek faturada ayrıca gösterilmesi halinde bu hizmetler üzerinden <strong>konaklama vergisi hesaplanmayacaktır</strong>. Bu durumda, vergi, sadece konaklama hizmetleri üzerinden alınacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Verginin matrahı, </strong>geceleme hizmeti ile bu hizmetle birlikte sunulan diğer tüm hizmetler karşılığında, katma değer vergisi hariç, her ne suretle olursa olsun alınan veya bu hizmetler için borçlanılan para, mal ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaat, hizmet ve değerler toplamıdır. Sunulan konaklama hizmetlerine ilişkin vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler de matraha dâhildir. Bedelin döviz ile hesaplanması halinde döviz, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarihte geçerli olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden Türk parasına çevrilecektir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Verginin mükellefi</strong> yukarıda sayılan hizmetleri verenlerdir. Dolayısıyla konaklama vergisinin mükellefi, konaklama hizmetlerinin sunulduğu <strong>tesisi fiilen işletenlerdir</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Konaklama vergisi, konaklama tesislerince düzenlenen fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilecektir. Bu vergiden herhangi bir ad altında indirim yapılmayacaktır. Öte yandan, bu vergi <strong>katma değer vergisi matrahına dahil edilmeyecektir</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Hizmeti alanın yurt içi yerleşik veya yabancı turist olmasının vergilendirmeye etkisi olmayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Vergilendirme dönemi</strong> faaliyet gösterilen takvim yılının birer <strong>aylık</strong> dönemi olacaktır. Her bir vergilendirme dönemine ait konaklama vergisi, vergilendirme dönemini <strong>takip eden ayın yirmi altıncı günü akşamına kadar</strong>, katma değer vergisi bakımından bağlı olunan vergi dairesine <strong>beyan edilecek</strong> ve <strong>aynı süre içinde ödenecektir</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Konaklama vergisinde <strong>vergiyi doğuran olay</strong>, verginin konusuna giren <strong>hizmetlerin sunulması ile meydana gelir. </strong>Hizmetin sunulmasından önce fatura veya benzeri belgeler düzenlenmesi hallerinde vergiyi doğuran olay gerçekleşmez. Dolayısıyla, Seyahat Acentaları Yönetmeliği’nde tanımlanan acentelere yapılan satışlarda, acenteye satış aşamasında vergi doğmaz. Aynı şekilde acentenin satışı aşamasında da konaklama tesisi işleticisi bakımından vergiyi doğuran olay gerçekleşmez. Gerek acenteler üzerinden gerekse doğrudan konaklama tesisleri tarafından satışa konu edilen hizmetlerde, hizmetin konaklayana sunulması ile vergiyi doğuran olay gerçekleşir. Konaklama hizmetinin müşteriye acente tarafından konaklama vergisi dahil satılması ve bu durumun konaklama tesisine ispat ve tevsik edilmesi şartıyla, konaklama vergisi konaklama tesisi tarafından konaklama hizmetine ilişkin acenteye düzenlenecek faturada gösterilir. Acente tarafından müşteriye düzenlenen faturada konaklama vergisi gösterilmez.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Akif AKARCA / Dr.Mehmet ŞAFAK</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/konaklama-vergisi-oraninda-indirim</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 08:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/03/konaklama.webp" type="image/jpeg" length="80498"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emeklilerde sıfır oranlı emlâk vergisi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/emeklilerde-sifir-oranli-emlak-vergisi-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/emeklilerde-sifir-oranli-emlak-vergisi-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emeklilere tanınan “tek konut için sıfır emlak vergisi” uygulaması, 200 metrekare sınırı ve “başka gelirin olmaması” şartıyla sürüyor. Ancak kira, menkul gelir ve mülkiyet durumuna ilişkin istisnalar uygulamanın kapsamını tartışmalı hale getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Mayıs ayının emlâk vergisi için birinci taksitin ödenme ayı olmasını da nazara alarak, bu yazımı emlâk vergisi ile ilgili bir konuya ayırayım, daha doğrusu daha öncede yazdığım bir konuyu tekrar özetle hatırlatayım istedim.</p>

<p style="text-align:justify">Emlâk Vergisi Kanunu ile (md.8/2) Bakanlar Kurulu’na (Anayasa değişikliği sonrası Cumhurbaşkanı’na) “gelirleri münhasıran kanunla kurulan sosyal güvenlik kurumlarından aldıkları aylıktan ibaret bulunanların (…), Türkiye sınırları içinde brüt 200 m²’yi geçmeyen tek meskeni olması (intifa hakkına sahip olunması hali dahil)” halinde, bu meskenlerine ait vergi oranını sıfıra kadar indirme yetkisi verilmiştir. Kanunda ayrıca bu hükmün, yukarıda belirtilenlerin tek meskene hisse ile sahip olmaları halinde hisselerine ait kısım hakkında da uygulanacağı, ancak belli zamanda dinlenme amacıyla kullanılan meskenler hakkında uygulanmayacağı da vurgulanmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Cumhurbaşkanı’na tanınan yetkinin verginin yasallığı ilkesine aykırılığı tartışmalarını yine bir kenara bırakıyorum. Bu yetki <strong>20/12/2006 tarih ve 2006/11450 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 2006 ve sonraki yıllar için kullanılmıştır. </strong>Anılan kararname uyarınca sıfır vergi uygulaması 2026 yılı için de söz konusudur.</p>

<p style="text-align:justify">Bu olanaktan sadece Türk kanunlarına göre kurulmuş sosyal güvenlik kurumundan emekli aylığı, vefat etmiş baba, eş gibi kimseler dolayısıyla bağlanan ölüm aylığı gibi aylık alanlar yararlanabilirler. Yabancı ülkelerin sosyal güvenlik kurumundan emekli aylığı alanlar bu olanaktan yararlanamazlar.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Başkaca geliri olanlar</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu olanaktan yararlanabilmek için bir önemli koşul da “gelirin münhasıran sosyal güvenlik aylığından ibaret” olmasıdır. Başkaca geliri olanlar bu olanaktan yararlanamazlar. Örneğin emekli aylığının yanı sıra ticari veya serbest meslek faaliyeti ile uğraşanlar, kira geliri olanlar, sosyal güvenlik destek primi ödeyerek ücretli çalışmaya devam edenler bu olanaktan yararlanamazlar.</p>

<p style="text-align:justify">Buradaki gelirin sadece “sosyal güvenlik aylığından ibaret” olması koşulunun sınırları önemlidir. Bunun bir sınırı olmak gerekir. Bu sınırı, gelir vergisi konusuna giren gelir şeklinde çizmek gerekir. Yoksa bir emekliye piyangodan ikramiye çıkması veya emeklinin arabasını satması halleri de gelirdir. Emekliler birikimlerini, vadeli mevduat yapmak, hazine bonosu almak, fon veya repo işlemleri yoluyla da değerlendirebilirler. Bu şekildeki gelirler, menkul sermaye iradı olarak gelir vergisinin konusuna girmekle birlikte hayatın olağan akışının getirdiği gelirlerdir. Bence bunları da ayrı düşünmek gerekir. Zaten bu nedenle Maliye Bakanlığı’nın 45 sayılı Emlâk Vergisi Genel Tebliği’nde yapılan açıklamaya göre 2025 yılında menkul sermaye iradı gelirleri 330 bin lirayı geçmeyenlerin bu gelirleri, “sıfır oranlı vergi”den yararlanmaya engel kabul edilmeyecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu olanaktan yararlanmak isteyenlerin, bu tek meskende bizzat oturuyor olması gerekmemektedir. Örneğin İstanbul’daki meskenini oğluna bedelsiz tahsis edip, kendisi kızının İzmir’deki evinde oturan veya kendisi kirada oturan ve başka bir geliri olmayan emekli kişi de bu olanaktan yararlanabilir. Ancak kendi meskenini kiraya verip, kendisi de kirada oturan bir emeklinin durumu biraz karışıktır. Bence bu emekli, emekli maaşının yanı sıra kira geliri elde ettiği için, başkaca geliri olmama koşulunu ihlal ettiğinden söz konusu olanaktan yararlanamaz. Ancak Maliye Bakanlığı 38 sayılı Emlâk Vergisi Genel Tebliği’nde “<i>sahibi olduğu konutu, tek meskenini kiraya verip, kirada oturanlar da diğer şartları taşımaları kaydıyla indirimli vergi oranından faydalanabileceklerdir</i>.” açıklamasını yapmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Tek mesken koşulu</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tek meskene sahip olma koşulu, başkaca bir taşınmaza sahip olmama şeklinde anlaşılmamalıdır. Bir emeklinin, gelir getirmeyen başkaca bir dükkân, arsa veya araziye sahip olması, koşulun ihlali olarak kabul edilmemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Tek meskenin yılın belli dönemlerinde kullanılan yazlık ev, devre mülk, bağ veya yayla evi olması halinde, bu meskenler için söz konusu olanaktan yararlanmak mümkün değildir. Ancak bu taşınmazlarda sürekli oturulması, ikâmet edilmesi halinde, diğer koşulların da varlığı halinde sıfır vergi olanağından yine yararlanmak mümkündür.</p>

<p style="text-align:justify">Emekli aylığı alanların tek meskene hisseli olarak sahip olmaları durumunda da bu sıfır oranlı vergi olanağından kendi hisseleri için yararlanmaları mümkündür. Bu durumda sıfır oranlı vergi, meskenin vergi değerinin hisseye isabet eden kısmına uygulanacaktır. Ancak burada meskenin büyüklüğünün 200 metrekare sınırını aşmama koşulunun, hisse nispetine göre değil, meskenin tamamı üzerinden ele alınması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu olanaktan yararlanmak için meskenin kat mülkiyeti tesis edilmiş bina olması koşulu söz konusu değildir. İntifa hakkı tesis edilen binalarda ise hak malikten, koşulları taşıyan intifa hakkı sahibine geçmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu olanaktan yararlanmak için ilgili Belediye’ye basılı örnekleri belediyelerde bulunan matbu –koşulların oluştuğuna dair- bir taahhütname verilmesi gerekli ve yeterlidir. Bu taahhütnameyi vermiş olanların, her yıl tekrar vermelerine gerek yoktur.</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/emeklilerde-sifir-oranli-emlak-vergisi-2</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 08:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/07/emekli-11.webp" type="image/jpeg" length="73505"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yabancı gelire muafiyette çifte vergilememe riski]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/yabanci-gelire-muafiyette-cifte-vergilememe-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/yabanci-gelire-muafiyette-cifte-vergilememe-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”nda açıklanan çok sayıda vergi dü­zenlemesinden biri olan yerleşim yeri temelli ter­cihli vergileme rejimi (non-domicile) çeşitli tar­tışmaları beraberinde getiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Gelir Vergisi Ka­nunu’na eklenecek mükerrer 20/D düzenlemesi Türkiye’nin küresel sermaye, nitelikli insan kay­nağı ve uluslararası yatırımcı rekabetinde nasıl bir pozisyon almak istediğine ilişkin önemli bir politika tercihi niteliği taşıyor. Düzenlemenin te­mel amacı, uzun yıllardır Londra, Milano, Lizbon, Atina ve kısmen Zürih gibi merkezlerin kullandı­ğı “tercihli vergi yerleşikliği” modellerine benzer şekilde, yüksek gelirli bireyleri, girişimcileri, ya­tırımcıları ve uluslararası mobiliteye sahip pro­fesyonelleri Türkiye’ye çekmek olarak görünüyor.</p>

<h3 style="text-align:justify">Dünya vergi yerleşikliği için yarışıyor</h3>

<p style="text-align:justify">Küresel ölçekte bakıldığında bu yaklaşımın ta­mamen istisnai olduğu söylenemez. Brexit sonrası İngiltere yeni “FIG” (Yabancı Gelir ve Kazançlar) sistemiyle yabancı gelirler için geçici muafiyet mo­deline yönelirken, İtalya sabit vergili yeni mukim rejimini sürdürmekte, Portekiz teknoloji ve ino­vasyon odaklı yeni Bilimsel Araştırma ve İnovas­yona Yönelik Vergi Teşviki modelini uygulamakta, İspanya ise “Beckham Law” rejimini genişletmek­tedir. Dolayısıyla Türkiye’nin de uluslararası vergi rekabetine dahil olma arayışı kendi içinde anlaşı­labilir bir eğilim.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Özellikle uzaktan çalışma, dijital ekonomi ve küresel yetenek hareketliliğinin arttığı bir dönemde, ülkeler artık yalnızca şirketleri değil; bireyleri de çekmeye çalışıyor. Ancak hiç şüphe­siz bu tür rejimlerin başarısı yalnızca vergi avan­tajına bağlı değildir. Uluslararası yatırımcı veya yüksek net değerli bireylerin yalnızca düşük ver­gi oranına bakarak ülke seçtiğinden bahsetmek mümkün değil.</p>

<p style="text-align:justify">Hukuki öngörülebilirlik, yargı gü­venliği, sermaye hareketlerinin serbestliği, finan­sal sistemin derinliği, yaşam kalitesi, uluslarara­sı eğitim imkanları, nitelikli sağlık altyapısı vb. unsurlar bu kişiler için en az vergi avantajı ka­dar belirleyici hale gelmiş durumda. Bu yönüyle, vergi avantajı, esasen güçlü bir ekonomik ve hu­kuki ekosistemin tamamlayıcı unsuru olabiliyor. wGVK Mükerrer Madde 20/D, Türkiye’ye yerleş­meden önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan ki­şilerin, Türkiye dışında elde ettiği tüm kazanç ve iratlarını yerleşim tarihinden itibaren yirmi yıl boyunca gelir vergisi dışında bırakan bir istisna düzenlemesidir.</p>

<p style="text-align:justify">Kapsama girmeden önce Türki­ye’de yalnızca gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı veya değer artışı kazancı nedeniy­le mükellefiyeti bulunanlar bu istisnadan yarar­lanabilmekte; istisna kapsamındaki gelirler için beyanname verilmemekte, bu gelirlere ilişkin gi­derler vergiye tabi kazançtan düşülememekte ve yabancı ülkelerde ödenen vergiler Türk gelir ver­gisinden mahsup edilememektedir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Asıl tartışma: Çifte vergilememe</h3>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte düzenleme, uluslararası ver­gi hukuku açısından oldukça hassas bir konuyu potansiyel olarak gündeme getirmekte. Kanun tasarısındaki model, yabancı gelirlerin uzun sü­re boyunca tamamen vergiden istisna tutulması­nı öngörüyor. Ayrıca ilgili gelirin yabancı ülkede gerçekten vergilenmesi de bir şart olarak aranmı­yor. Tam bu noktada uluslararası vergi hukuku­nun en tartışmalı kavramlarından biri gündeme geliyor, “double non-taxation”/çifte vergilememe, yani gelirin hiçbir ülkede vergilenmemesi.</p>

<p style="text-align:justify">Uluslararası vergi sisteminin temel mantığı, gelirin ya kaynak ülkesinde ya da kişinin yerleşik olduğu ülkede vergilenmesidir. Çifte vergilendir­meyi önleme anlaşmaları da zaten aynı gelirin iki kez vergilenmesini engellemek amacıyla oluştu­rulmuştur. Ancak bazı durumlarda sistem tersine çalışabilmekte; gelir ne kaynak devlette ne de ika­met devletinde vergilenmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Mükerrer 20/D’ye yönelik temel eleştiri de bu­rada ortaya çıkıyor. Çünkü düzenleme, yabancı ül­kede fiilen vergi ödenmesini veya belirli bir asgari efektif vergi yükünün bulunmasını aramıyor. Ör­neğin düşük vergili bir ülkedeki yatırım gelirinin kaynak devlette de vergilenmemesi halinde, Tür­kiye de bu geliri istisna kapsamına alırsa ortaya tam anlamıyla “çifte vergilendirilmeme” sonucu çıkabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Mükerrer Madde 20/D’den yararlanan bir kişinin, yalnızca Türk mukim statüsüne daya­narak kaynak ülkede stopaj indirimi talep ettiği ve bu geliri Türkiye’de hiç beyan etmediği durumda kaynak ülkenin anlaşma amacından hareketle an­laşma korumasını reddedip reddemeyeceği tar­tışmaya açıktır. Kaynak ülke vergi idaresi bu ya­pıyı, anlaşmanın amacıyla bağdaşmayan bir vergi avantajı elde etme düzenlemesi olarak nitelen­direbilir.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenlemenin anayasal boyutu da tar­tışmaya açıktır. Türkiye’de hayatı boyunca tam mükellef olarak vergilendirilen bir kişi ile son üç yılını yurtdışında geçirmiş ve yüksek yabancı ge­lir elde eden bir kişinin 20 yıl boyunca tamamen farklı vergisel muameleye tabi tutulması, vergide eşitlik ilkesi ve mali güce göre vergilendirme il­kesi bakımından önemli tartışmaları beraberinde getirecektir. Vergi avantajı, güçlü bir yatırım ikli­minin tamamlayıcı unsuru olduğunda anlamlıdır. Aksi halde, kısa vadede dikkat çeken ancak uzun vadede “vergisiz geçiş ülkesi” algısı yaratan bir modele dönüşme riski her zaman vardır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Prof. Dr. Ayhan Selçuk ÖZGENÇ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/yabanci-gelire-muafiyette-cifte-vergilememe-riski</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/05/yabanci-calisanlar.jpg" type="image/jpeg" length="43025"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gelir ve kurumlar vergisinde indirim ve istisna değişikliği]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/gelir-ve-kurumlar-vergisinde-indirim-ve-istisna-degisikligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/gelir-ve-kurumlar-vergisinde-indirim-ve-istisna-degisikligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[30.11.2023 tarihli EKONOMİ gazetesinde yayınlanan “Meclise Sunulan Yeni Vergi Kanunu Teklifinde Bulunan Düzenlemeler” yazımızda açıklanan düzenlemeler 7491 sayılı Kanun olarak hayata geçmişti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">30 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan <strong>11257 </strong>sayılı <strong>Cumhurbaşkanı Kararı</strong> ile anılan kanunla Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yapılan değişikliklerle getirilen bazı <strong>istisna</strong> ve <strong>indirim</strong>lere ilişkin aşağıda belirtilen <strong>değişiklikler</strong> yapılmıştır:</p>

<p style="text-align:justify">- Gelir Vergisi Kanunu’nun 22. maddesine 7491 sayılı kanunla eklenen ve <strong>1 Ocak 2023 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanması öngörülen</strong> düzenleme ile; <strong>gerçek kişilerce,</strong> ödenmiş sermayesinin <strong>en az</strong> <strong>%50</strong> sine sahip oldukları <strong>yurt dışındaki kurumlardan</strong> elde edilen <strong>kâr paylarının yarısı,</strong> elde edildiği takvim yılına ilişkin gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla, gelir vergisinden istisna tutulmaktaydı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify">Yurt dışı iştirak kazançları için belirlenen yeni oranlar</h2>

<p style="text-align:justify">- Anılan kanun maddesiyle, ödenmiş sermayesinin en az %50’sine sahip olma şartındaki %50 oranının artırılması ya da azaltılması yetkisi Cumhurbaşkanı’na verilmişti. <strong>11257 </strong>sayılı <strong>Cumhurbaşkanı Kararı</strong> ile bu oran, <strong>1 Ocak 2026 tarihinden itibaren </strong><strong>başlayan vergilendirme dönemlerine ilişkin gelir ve kazançlara uygulanmak üzere,</strong> <strong>%20</strong> olarak belirlenmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">- Dolayısıyla, kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan <strong>anonim</strong> ve <strong>limited</strong> şirket niteliğindeki, ödenmiş sermayesinin <strong>en az %20'sine</strong> sahip olunan kurumlardan <strong>1 Ocak 2026 tarihinden itibaren elde edilen <u>kâr paylarının yarısı</u></strong>, elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar kâr payının Türkiye'ye getirilmesi şartıyla, gelir vergisinden <strong>istisna </strong>tutulacaktır.</p>

<h2 style="text-align:justify">Hizmet gelirlerinde indirim oranı artırıldı</h2>

<p style="text-align:justify">- 7491 sayılı Kanunla, Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesinin birinci fıkrasının 13 no.lu bendine getirilen hüküm uyarınca, <strong>gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde bildirilecek gelirlerden indirim olarak uygulanmakta olan</strong> <i>“Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanunî ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye'de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbî raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenen meslekî eğitim alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın <strong>%50’si</strong>”</i> ibaresindeki indirim konusu yapılabilecek oran %50’den <strong>%80’e</strong> <strong>çıkarılmıştı</strong>; ayrıca indirimden yararlanılabilmesi, <strong>kazancın </strong>elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar<strong> tamamının Türkiye’ye transfer edilmesi şartı</strong>na bağlanmıştı. Bu düzenleme <strong>1 Ocak 2023 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara</strong> <strong>uygulanmaktaydı. </strong>Keza, bu indirimin uygulanabilmesi için; fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi de şarttı.</p>

<p style="text-align:justify">11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yukarıdaki hükümde yer alan %80’lik <strong>indirim oranı, </strong><strong>1 Ocak 2026 tarihinden itibaren </strong>başlayan vergilendirme dönemlerine ilişkin gelir ve kazançlara uygulanmak üzere<strong>,</strong> <strong>%100’e çıkarılmıştır.</strong></p>

<h2 style="text-align:justify">Kurumlar vergisinde istisna kapsamı genişledi</h2>

<p style="text-align:justify">- Kurumların yurt dışından elde ettikleri iştirak kazançları Kurumlar Vergisi Kanunun <strong>5’</strong>inci maddesinin <strong>birinci</strong> fıkrasının <strong>b</strong> bendi hükmü uyarınca, bentte belirtilen <strong>şartlarla</strong> <i>(iştirak payının kesintisiz olarak en az bir yıl süreyle elde tutulması, yurt dışı iştirak kazancının kâr payı dağıtımına kaynak olan kazançlar üzerinden ödenen vergiler dâhil iştirak edilen kurumun faaliyette bulunduğu ülke vergi kanunları uyarınca en az %15 oranında gelir ve kurumlar vergisi benzeri toplam vergi yükü taşıması gibi)</i> kurumlar vergisinden <strong>istisna</strong>dır. Bu istisnaya ilave olarak, 1 Ocak 2023 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara uygulanmak üzere, kanunî ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki yabancı kurumlara iştirak eden kurumlara, <strong>yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin en az %50'sine sahip olunması</strong> ve <strong>kazancın, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmiş olması</strong> şartıyla, 5520 sayılı Kanunun 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen <strong>diğer şartlar aranmaksızın</strong>, iştirak kazancı istisnasının <strong>%50</strong> oranında uygulanması imkânı getirilmişti.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca, Cumhurbaşkanına maddede yer alan vergi yüküne ilişkin oranlar ile diğer oranları indirme veya artırma yetkisi verilmişti. Bu yetkiye istinaden 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, <strong>1 Ocak 2026 tarihinden itibaren </strong>başlayan vergilendirme dönemlerine ilişkin gelir ve kazançlara uygulanmak üzere, yurt dışı iştirakin ödenmiş sermayesinin <strong>en az</strong> %50’sine <strong>sahip olunma oranı</strong> <strong>%20</strong> olarak belirlenmiş ve %50 olarak uygulanmakta olan iştirak kazancı istisnasının oranı ise kazancın <strong>%80’i </strong><strong>olarak belirlenmiştir.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla, <strong>1 Ocak 2026 tarihinden itibaren </strong>başlayan vergilendirme dönemlerine ilişkin gelir ve kazançlara uygulanmak üzere, kanunî ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki yabancı kurumlara <strong>en az</strong> <strong>%20</strong> oranında sahip olan kurumlar, bu iştiraklerinden elde ettikleri kazançları, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye'ye transfer etmiş olmaları şartıyla ve <strong>başkaca bir şart aranmaksızın</strong>, bu kazancın <strong>%80’</strong>ini kurumlar vergisinden <strong>istisna</strong> edebileceklerdir.</p>

<p style="text-align:justify">Kurumlar Vergisi Kanunu’nun <strong>10’uncu</strong> maddesi hükmü uyarınca, Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, yurt dışına verilen mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbî raporlama, muhasebe kayıt tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon gibi bazı hizmetler ile yabancılara verilen eğitim ve sağlık hizmetlerinden elde edilen kazançların <strong>%50'si</strong> belirli koşullarda mükellefler tarafından <strong>kurum kazancından indirilebilmekteydi</strong>. Daha sonra yapılan ve <strong>1 Ocak 2023 tarihinden itibaren elde edilen kazançlara</strong> uygulanması öngörülen düzenleme ile; bu hizmetlerden elde edilen kazançlara indirim uygulanabilmesi için, <strong>kazancın tamamının</strong>, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği tarihe kadar <strong>Türkiye’ye getirilmesi şartı getirilmiş</strong> ve <strong>indirim olarak dikkate alınabilecek tutar da kazancın %80’i olarak belirlenmişti.</strong></p>

<p style="text-align:justify">11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, <strong>1 Ocak 2026 tarihinden itibaren </strong>başlayan vergilendirme dönemlerine ilişkin gelir ve kazançlara uygulanmak üzere; %80’lik <strong>indirim oranı %100’e çıkarılmıştır.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla, <strong>1 Ocak 2026 tarihinden itibaren </strong>başlayan vergilendirme dönemlerine ilişkin gelir ve kazançlara uygulanmak üzere; söz konusu hizmetlerden elde edilen <strong>kazançların tamamının</strong> elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği tarihe kadar <strong>Türkiye’ye getirilmesi şartıyla, </strong><strong>%100’ü kurum kazancından indirilebilecektir.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Akif AKARCA / Dr.Mehmet ŞAFAK</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/gelir-ve-kurumlar-vergisinde-indirim-ve-istisna-degisikligi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/10/sermaye-faiz-indirimi.jpg" type="image/jpeg" length="92275"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hizmet ihracatında yüzde 100 vergi avantajı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/hizmet-ihracatinda-yuzde-100-vergi-avantaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/hizmet-ihracatinda-yuzde-100-vergi-avantaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yurtdışına verilen bazı hizmetlerden elde edilen kazançların yüzde 50 si beyanname üzerinde indirim konusu ya­pılmakta iken, 28/12/2023 tarihli Res­mi Gazete yayımlanan 7491 Sayılı Ka­nununla, yüzde 50 olarak uygulanan in­dirim oranı, yüzde 80’e çıkarılmış idi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">30 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de ya­yımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile kapsamda bulunan yurtdışına verilen hizmetlerden elde edilen kazanç­lara beyanname üzerinde uygulanan in­dirim oranı yüzde 100’e çıkarıldı.</p>

<p style="text-align:justify">Böyle­likle ilgili sektörlerde faaliyet gösteren ihracatçılar, şartları sağlamaları halinde bu kazançlar üzerinden Gelir veya Ku­rumlar Vergisi ödemeyecektir. Hizmet ihracı olarak ta adlandırılan uygulama Kurumlar Vergisi Kanunun 10/1 (ğ) mad­desi ile Gelir Vergisi Kanunun 89. mad­desinde düzenlenmiştir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Vergi indiriminden yararlanacak sektörler</h3>

<p style="text-align:justify">1-Mimarlık, mühendislik, tasarım, ya­zılım, tıbbi raporlama, muhasebe kay­dı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, serti­fikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi hizmetleri.</p>

<p style="text-align:justify">2-İlgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Hazine ve Maliye Bakanlı­ğınca belirlenen mesleki eğitim hizmet­leri.</p>

<p style="text-align:justify">3-İlgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak verilen eğitim ve sağlık hizmetleri.</p>

<p style="text-align:justify">a Planlama, tanıtım, satış, satış sonra­sı hizmetler, marka yönetimi, finansal yönetim, teknik destek, Ar-Ge, tasarım, dış tedarik, yeni geliştirilen ürünlerin test edilmesi, laboratuvar, araştırma ve analiz,</p>

<p style="text-align:justify">bSanayi, turizm, inşaat, tarım, savun­ma, reklam, internet ve e-ticaret, çev­re, sağlık, basın, kültür-sanat, sigorta, enerji, spor ve denizcilik, iç ve dış ticaret, lojistik ve ulaştırma konularında verilen mesleki eğitim hizmetleri, indirim kapsa­mında değerlendirilecektir.</p>

<h3 style="text-align:justify">Vergi indiriminin şartları</h3>

<p style="text-align:justify">Kapsama giren hizmetlerden elde edi­len kazanç indiriminden faydalanmak için;</p>

<p style="text-align:justify">1-Şirketlerin ana sözleşmelerinde indi­rim kapsamındaki hizmetlerin belirtil­miş olması,</p>

<p style="text-align:justify">2-Hizmetin, Türkiye’den münhasıran yurt dışı mukimi kişi ve/veya kurum için yapılmış olması,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">3-Hizmet karşılığında faturanın yurt dı­şı mukimi kişi veya kurum adına dü­zenlenmesi,</p>

<p style="text-align:justify">4-Kazancın Tamamının Elde Edildiği Yıla/Hesap Dönemine İlişkin Beyan­namenin Verilmesi Gereken Tarihe Ka­dar Türkiye’ye Transfer Edilmesi gerek­mektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Kazancın tamamını değil de bir kısmı­nın söz konusu tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi durumunda indirimden yararlanılamayacaktır.</p>

<h3 style="text-align:justify">Yeni düzenleme 2026 gelirlerine uygulanacak</h3>

<p style="text-align:justify">Yurtdışına verilen bazı hizmetlere uy­gulanan % 80 indirim oranını % 100 e çı­karan düzenleme, 01.01.2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönem­leri gelir ve kazançlarına uygulanmak üze­re, 30.04.2026 tarihinde yürürlüğe gir­miştir.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla söz konusu düzenleme 2026 yılı ve takip edecek yıllara ilişkin ge­lir ve kurumlar vergisi beyanlarında in­dirim olarak uygulanacaktır. Geçici ver­gi dönemlerinde elde edilen kazançların geçici vergi dönemine ait beyannamenin verileceği tarihe kadar Türkiye’ye geti­rilmesi durumunda ikinci geçici vergi döneminden itibaren indirimden yarar­lanabilmek mümkündür.</p>

<p style="text-align:justify">Kapsama dahil hizmetlere yüzde 100 vergi indirimi teş­vik uygulaması yerinde bir karar olmakla birlikte söz konusu indirimler için “Yur­tiçi Asgari Kurumlar Vergisi” uygulana­cak olması teşvik uygulamasının amacıy­la örtüşmemektedir. Böylelikle bir yan­dan Hizmet İhracı kazançlarının tamamı beyanname üzerinde indirilebilecek iken bu indirimden yararlanan mükelleflere yüzde 10 oranında Yurt İçi Asgari Kurum­lar Vergisi uygulanacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Mahmut Bülent YILDIRIM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/hizmet-ihracatinda-yuzde-100-vergi-avantaji</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/05/hizmet-ihracati.webp" type="image/jpeg" length="82374"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Münhasır Hizmetlere Sağlanan İndirim Oranı %100’e Çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/munhasir-hizmetlere-saglanan-indirim-orani-100e-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/munhasir-hizmetlere-saglanan-indirim-orani-100e-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[30 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile münhasır hizmet sağlayıcılarına, sunmuş oldukları bu hizmetlerden kaynaklı kazançları için belirlenmiş %80 olan indirim oranı %100’e çıkarıldı. Makalemizde bu konuya değineceğiz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>Küresel istikrarsızlıklar ülke ekonomileri üzerinde olumsuz sonuçlar yaratmakta, kırılgan ekonomilerde ise var olan çatlakların derinleşmesine neden olmaktadır. Ülkemizde seyreden yüksek enflasyonun düşürülmesi ekonomi yöneticilerinin öncelikli hedefi olmakla birlikte maalesef küresel ölçekte yaşanan çalkantılar bu mücadeleyi akamete uğratmaktadır. Dolayısıyla, bu mücadelenin yalnızca para politikası araçları ile bu araçlarla senkronize çalışan maliye politikalarının da devreye alınmasını zaruri kılmaktadır. Bu noktada, bir maliye politikası aracı olan vergilerin devreye girmesi bu açıdan önemlidir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu çerçevede, 24 Nisan itibariyle Cumhurbaşkanı’nca ihracatı ve ihracatçıyı teşvik eden, yabancı sermayenin yönünü Türkiye ekseninde değiştirecek aksiyonlar dile getirildi. Yavaş yavaş da bu söylemlerin yasal zemin kazanmaya başladığını söyleyebiliriz. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>30 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile münhasır hizmet sağlayıcılarına, sunmuş oldukları bu hizmetlerden kaynaklı kazançları için belirlenmiş %80 olan indirim oranı %100’e çıkarıldı. Makalemizde bu konuya değineceğiz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Münhasır Hizmetlerden Kastımız Nedir?</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Münhasır hizmetlerden kastımız; Gelir Vergisi Kanunu(GVK)’nun 89/1-13 nolu maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanunu(KVK)’nun 10/ğ maddesinde tadadi olarak sayılmış hizmetlerdir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim alanlarında (planlama, tanıtım, satış, satış sonrası hizmetler, marka yönetimi, finansal yönetim, teknik destek, Ar-Ge, tasarım, dış tedarik, yeni geliştirilen ürünlerin test edilmesi, laboratuvar, araştırma ve analiz, sanayi, turizm, inşaat, tarım, savunma, reklam, internet ve e-ticaret, çevre, sağlık, basın, kültür-sanat, sigorta, enerji, spor ve denizcilik, iç ve dış ticaret, lojistik ve ulaştırma) faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak sunulan eğitim ve sağlık hizmetleri münhasır hizmetler kapsamındadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Münhasır Hizmetlerden Elde Edilen Kazançlara Sağlanan Nihai İndirim Oranı Nedir?</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu hizmetlerden sağlanan kazançlar için belirlenmiş indirim oranı <strong><span>%80</span></strong> iken, 30 Nisan 2026 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bu oran 01/01/2026 tarihinden itibaren başlayan verilendirme dönemi kazançlarına uygulanmak üzere <strong><span>%100</span></strong>’e çıkarılmıştır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Bu Kazanç İndiriminden Kimler Yararlanabilir?</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kapsama giren hizmetleri sunan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri bu hizmetlerden sağladıkları kazançlarının %100’ünü gelir ya da kurumlar vergisi matrahının bulunması halinde matrahtan indirim olarak dikkate alabilir. Matrahın yetersiz olduğu ya da bulunmadığı durumlarda yararlanılamayan indirim tutarının izleyen yıllara devri mümkün değildir. </span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Kazanç İndiriminden Yararlanmanın Şartları Nedir?</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Münhasır hizmetlerden elde edilen kazancın %100’ünün indirime konu edilebilmesi için mükelleflerin sağlaması gereken birden fazla şart bulunmaktadır. Bunlar;</span></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>Hizmetin Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara </span><strong><u><span>Türkiye'de</span></u></strong><span> verilmesi,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Hizmetten münhasıran </span><strong><u><span>yurt dışında</span></u></strong><span> </span><span>yararlanılması,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Kapsama giren eğitim ve sağlık hizmetlerini sunan kişilerin Eğitim ya da Sağlık Bakanlığı’nın izni ve denetimine tabi olması,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Bu hizmetlerden elde edilen kazancın, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar tamamının Türkiye’ye transfer edilmesi gerekmektedir.</span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Münhasır Hizmetlere Sağlanan Kazanç İndiriminde Aranacak Belgeler Nedir?</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kazanç indiriminden yararlanmanın bu şartları her ne kadar kanun düzenlemesinde yer almasa da alt düzenlemelerde belgelendirme konusunda da belirlemeler yapılmıştır. Bunlar;</span></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>Hizmeti sunanın esas sözleşmesi (hizmet konusu ana faaliyet konuları arasında yer almalıdır)</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Faturanın yurt dışı mukimi adına düzenlenmesi,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Gerçek kişilere verilen hizmetlerde kişinin varsa pasaport bilgileri,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Eğitim ve sağlık hizmetlerini sunanların ilgili bakanlığın izni ve denetimi kapsamında olup olmadığını teyit eden evraklar,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Eğitim ve sağlık hizmetlerinde kapsama giren hizmetlere ilişkin bildirim (form doldurulması) , </span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Kazancın Türkiye’ye transferine ilişkin belgelerdir.</span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Konu Hakkında Özellikli Hususlar Var Mıdır?</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>KVK Genel Tebliği’nde yapılan bazı açıklamalar madde metninde yer almadığından kısıtlayıcı nitelik arz etmektedir. Özellikle kazancın ufak bir kısmının dahi Türkiye’ye transfer edilmemesi, indirimden bütünüyle yararlanmayı engellemektedir. Bu açıklamayı düzenlemenin ruhuna aykırı bulmakla birlikte transfer konusuna özen gösterilmesini gerektiğini hatırlatmakta fayda var. Alacaklara ilişkin oluşan kur ve vade farkları da indirim hesabında dikkate alınacaktır. Diğer kıymetlerin değerlemesinden kaynaklı değerleme farklarının kazanç hesabına dahil edilmemesi gerekmektedir. Müşterek giderler hasılat oranlamasına göre, amortismanlar ise biliniyorsa bu işlerde kullanılan gün sayısına göre dağıtıma tabi tutulacaktır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Bu Kazanç Üzerindeki Vergi Yükü Son Düzenleme Çerçevesinde “0” Mıdır?</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Burada özellikle şu hususu göz önünde bulundurmakta fayda var. Düzenleme kapsamında kazancı bulunan hizmet sunucusu, elde etmiş olduğu kazancın %100’ünü gelir veya kurumlar vergisi matrahından indirim konusu yapabilir. Dolayısıyla, bu kazançlar üzerinde vergi yükü gelir vergisi mükellefleri için “0” iken, kurumlar vergisi mükellefleri için aynı şeyi söylemek maalesef çok mümkün değildir. Bunun temel nedeni, kurumlar vergisi mükelleflerinin bir de yurt içi asgari kurumlar vergisine tabi olmasındandır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Münhasır hizmetlerden sağlanan kazanç indirimi, yurt içi asgari kurumlar vergisi matrahında düşülebilen indirim ya da istisna türleri arasında sayılmamıştır. Safi kurum kazancının münhasır hizmet kazancından oluştuğu durumlarda, kurumlar vergisi beyanında indirim konusu yapılan ancak yurt içi asgari kurumlar vergisi matrahından düşülemeyen bu kazanç üzerinden %10 nispetinde yurt içi asgari kurumlar vergisi ödemek zorunda kalabilirsiniz. Bu nedenle kurumlar vergisi mükellefleri için vergi yükünün “0” olarak telafuz edilmesi mümkün değildir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Örneğin; Çınar A.Ş. yurt dışına münhasır hizmet şartlarını taşıyan 1.000.000-TL tutarında fatura düzenlemiş, bu hizmetten 800.000-TL kazanç elde etmiş ve başkaca bir kazancının da bulunmadığı durumda kurumlar vergisi matrahının da 800.000-TL olduğu varsayımı ile Çınar A.Ş. bu kazancının %100’ünü kurumlar vergisi matrahından indirim konusu yapabilecek iken yurt içi asgari kurumlar vergisi matrahında indirim konusu yapamayacak ve bu nedenle %10 asgari kurumlar vergisinin muhatabı olacaktır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Sonuç olarak; getirilen düzenleme münhasır hizmet sunucularına önemli avantajlar sağlarken, bu kazançların vergi yükü taşıyıp taşımadığı hizmeti verenin kişiliğine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Temel nedeni ise kurumların, kurumlar vergisi benzeri (yurt içi asgari kurumlar vergisi, küresel asgari kurumlar vergisi) vergi türlerine muhatap olmasıdır. <strong> </strong></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KPMG | Şaban ATUÇURAN - YMM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/munhasir-hizmetlere-saglanan-indirim-orani-100e-cikarildi</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/05/laboraturar.jpg" type="image/jpeg" length="90897"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vergi etkileşiminde çifte kazan]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/vergi-etkilesiminde-cifte-kazan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/vergi-etkilesiminde-cifte-kazan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve kar­bon vergisi en yaygın olarak kullanılan fi­yatlama politikalarıdır. Aslında ikisi de nihai olarak karbona odaklanmış olsa da ETS işletme bazındaki karbona odakla­nırken, karbon vergisi ise tüketici davra­nışlarını karbon nötr ürünlere yönlendir­mede kullanılmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Tullock’un “Aşırı Fayda” başlıklı ma­kalesinde vergi etkileşiminde çif­te kazanç hipotezi ortaya konulmuştur. Makalede, gelir artırıcı vergilerin yerine çevresel vergilerin getirilmesinin gelir açısından nötr bir ikame olarak iki fayda sağlayabileceği öne sürülmektedir. Birin­ci fayda, daha iyi bir çevre ve daha az kir­lilikten (üreticiye uygulanan Pigou vergi­si nedeniyle) kaynaklanan fayda artışıdır. İkinci fayda ise gelir artırıcı vergi siste­minin çarpıklıklarının azalması nede­niyle daha verimli bir vergi sistemi oluş­masıdır ve bunun da refahta bir iyileşme sağlayacağı ifade edilmektedir. Ülkemiz vergi sisteminde çevre temizlik vergisi dı­şında özünde karbon salımıyla ilgili (ÖTV, MTV) bir vergi türü bulunmamaktadır. Doğrudan çevreyi ilgilendiren vergi türü ise ilk olarak Finlandiya’da yürürlüğe ko­nulmuş, fakat çevresel zararlara karşı tek başına çözüm olamamıştır.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Karbon fiyatlandırma politikaları </strong></h3>

<p style="text-align:justify">Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) ve kar­bon vergisi en yaygın olarak kullanılan fi­yatlama politikalarıdır. Aslında ikisi de nihai olarak karbona odaklanmış olsa da ETS işletme bazındaki karbona odakla­nırken, karbon vergisi ise tüketici davra­nışlarını karbon nötr ürünlere yönlendir­mede kullanılmaktadır. Karbon vergisinin kabul edilebilirliği, vergi gelirlerinin tah­sis edildiği alanlara göre şekillenmekte­dir. Elde edilen gelirlerin SGK primleri ve yenilenebilir enerji dönüşümlerine tah­sis edildiği durumlarda kabul edilebilir­lik yüksek; tersi durumda ise kabul edile­bilirlik seviyesi düşük kalmaktadır. İdare ve tahsilat açısından kolay yönetilebilen bir vergi türü olsa da her ülke tarafından küresel boyutta kabul edilip uygulanama­yacağından ülkeler arasında rekabet deza­vantajı yaratma potansiyeli taşımaktadır.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Emisyon Ticaret Sistemi’nde karbon kredilerinin vergilendirilmesi </strong></h3>

<p style="text-align:justify">İklim Kanunu’nda Emisyon Ticaret Sis­temi (ETS), sera gazı emisyonlarına net sıfır emisyon hedefine uygun bir üst sınır belirlenmesi ilkesine dayalı olarak çalı­şan ve tahsisatların alınıp satılması sure­tiyle sera gazı emisyonu azaltımını teşvik eden ulusal ve/veya uluslararası piyasa temelli mekanizma olarak tanımlanmış­tır. ETS’de işletmelere belirli miktarda karbon kirletme hakkı tanınmaktadır. Bu miktarı aşan işletmeler, aştıkları sınır ka­dar karbon kredisi alarak ETS işleticisine ödeme yapmaktadır. Sınırın altında kalan işletmeler ise uhdelerinde kalan karbon kredilerini sınırı aşan şirketlere ilgili bor­sada satıp gelir elde etmektedirler.</p>

<p style="text-align:justify">Peki, karbon kredisi satarak kazanç el­de eden ve kredi ödemesi yaparak gider yazan işletmelere vergisel olarak ne tür teşvikler sunulabilir? Vergi kanunları­mızda birçok istisna bulunmakla bera­ber birçok gider de kanunen kabul edil­memektedir. İlgili vergi istisnası ve gider yazmama durumlarını ETS’de satılan ve alınan karbon kredilerine uyarladığımız­da şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır: İşletmeler ETS’de belirlenen sınırın al­tında kaldıkları durumda ellerinde kalan karbon kredilerini satmalarından elde et­tikleri gelirleri kurumlar vergisinden is­tisna sayılabilir. Vergi tekniği açısından tersini düşündüğümüzde ise sınırı geçen işletmeler için satın almış oldukları kar­bon kredilerinden dolayı ödedikleri kar­bon kredi giderleri kanunen kabul edil­meyen gider olarak tanımlanabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Hülasa, karbon kredi gelirlerinin ver­giden bağışık kılınması işletmeleri emis­yonlarını azaltmaya yönelik yatırımlara daha istekli kılacaktır. Emisyon sınırını aşan işletmeler için ise ek bir maliyet do­ğacak ve yüksek emisyonlu üretimin ver­gisel açıdan da caydırılması sağlanacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Cem SEFEROĞLU</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/vergi-etkilesiminde-cifte-kazan</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/05/emisyon-1.jpg" type="image/jpeg" length="89269"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Girişim sermayesi yatırım fon kazançlarının vergilenmesi (ya da vergilenmemesi)]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/girisim-sermayesi-yatirim-fon-kazanclarinin-vergilenmesi-ya-da-vergilenmemesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/girisim-sermayesi-yatirim-fon-kazanclarinin-vergilenmesi-ya-da-vergilenmemesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bu haftaki yazımızda ise, bu fonlar bünyesinde yapılması gereken vergilemelerin ne olduğu, başka bir deyişle; bu fonlara sağlanan vergi avantajları açıklanmaya çalışılacak, gelecek haftaki yazımızda ise, bu fonlardan gelir elde eden kurumların ve gerçek kişilerin vergileme avantajları ele alınacaktır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Geçen haftaki yazımızda Girişim Sermayesi Yatırım Fonlarının ne olduğu açıklanmıştı. Bu haftaki yazımızda ise, bu fonlar bünyesinde yapılması gereken vergilemelerin ne olduğu, başka bir deyişle; bu fonlara sağlanan vergi avantajları açıklanmaya çalışılacak, gelecek haftaki yazımızda ise, bu fonlardan gelir elde eden kurumların ve gerçek kişilerin vergileme avantajları ele alınacaktır.<br />
<br />
<strong>Fonlar Kurumlar Vergisi Mükellefidir</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Kurumlar Vergisi Kanununun 2.maddesi hükmü uyarınca; Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi fonlar ile bu fonlara benzer yabancı fonlar da sermaye şirketi sayılmaktadır. Dolayısıyla, kurumlar vergisi mükellefidirler.</p>

<p style="text-align: justify;">Yatırım ortaklıkları (girişim sermayesi yatırım ortaklığı dahil) ise anonim şirket şeklinde kurulduklarından sermaye şirketi olarak kurumlar vergisi mükellefidirler.<br />
<br />
<strong>Fonun Kazancı Kurumlar Vergisinde Müstesnadır</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi hükmü uyarınca, girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları anılan fon veya ortaklıkların Türkiye’de kurulmuş olmaları şartıyla kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.</p>

<p style="text-align: justify;">Ancak, bu istisna, anılan fon ve ortaklıkların söz konusu kazançları üzerinden kesinti yoluyla vergi alınmasına engel teşkil etmemektedir.</p>

<p style="text-align: justify;"><br />
<strong>Fonun İstisna Kazançları Üzerinden Yapılacak Vergi Kesintisi Oranı Sıfırdır</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Girişim sermayesi yatırım fon ve ortaklıklarının kurumlar vergisi istisnasından yararlanan kazançlarından, dağıtılsın dağıtılmasın, Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, vergi kesintisi yapılması öngörülmüştür.</p>

<p style="text-align: justify;">Ancak, girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının istisna kazançları üzerinden yapılacak vergi kesintisi oranı, 2009/14594(10) sayılı Bakanlar Kurulu Kararına göre sıfır olarak uygulanacaktır.<br />
<br />
<strong>Fonun Kazançlarından Vergi Tevkifatı</strong></p>

<p style="text-align: justify;"><strong>A- Tam mükellef kurumlara yapılan ödemelerde vergi kesintisi</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Kurumlar Vergisi Kanununun 15 inci maddesi hükmü uyarınca, maddenin birinci fıkrasında sayılan kişi, kurum ve kuruluşlarca, tam mükellefiyete tabi kurumlara yapılacak bazı ödemeler üzerinden istihkak sahiplerinin kurumlar vergisine mahsuben %15 (Bakanlar Kurulunca başka bir oran belirlenmediği sürece) oranında vergi kesintisi yapılacaktır.</p>

<p style="text-align: justify;">Ancak, Kanunun geçici 1 inci maddesi hükmü uyarınca;</p>

<p style="text-align: justify;">- Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca vergi kesintisine tabi tutulmuş kazanç ve iratlar üzerinden, Gelir Vergisi Kanununun 94 üncü maddesi uyarınca,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">- Gelir Vergisi Kanununun geçici 67 nci maddesi uyarınca vergi kesintisine tabi tutulmuş kazanç ve iratlar üzerinden ise, bu Kanun uyarınca<br />
ayrıca vergi kesintisi yapılmaz.</p>

<p style="text-align: justify;">Fonların temettü gelirleri ve hisse senedi satış gelirlerinde vergi tevkifatı yoktur</p>

<p style="text-align: justify;">Bu fonların toplam değerinin en az %80’inin bir veya birden fazla girişim sermayesi yatırımından oluşması zorunluğu ve yatırım yapılacak girişim sermayelerinin anonim şirket olması gerektiğinden, gelirlerinin büyük bölümü bu şirketlerden elde edilen temettülerden ve bu hisse senetlerinin elden çıkarılmasından doğan gelirlerden oluşur.</p>

<p style="text-align: justify;">Fonun elde ettiği bu gelirler üzerinden vergi tevkifatı söz konusu değildir.<br />
Fonların GVK geçici 67. maddesi kapsamındaki diğer gelirlerinde vergi yükü yoktur<br />
<br />
<strong>Geçici Madde 67</strong></p>

<p style="text-align: justify;">1) Bankalar ve aracı kurumlar takvim yılının üçer aylık dönemleri itibarıyla;</p>

<p style="text-align: justify;">a) Alım satımına aracılık ettikleri menkul kıymetler ile diğer sermaye piyasası araçlarının alış ve satış bedelleri arasındaki fark,</p>

<p style="text-align: justify;">b) Alımına aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının itfası halinde alış bedeli ile itfa bedeli arasındaki fark,</p>

<p style="text-align: justify;">c) Menkul kıymetlerin veya diğer sermaye piyasası araçlarının tahsiline aracılık ettikleri dönemsel getirileri (herhangi bir menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası aracına bağlı olmayan),</p>

<p style="text-align: justify;">d) (5436 sayılı Kanunun 14/d maddesiyle eklenen bent. Geçerlilik; 01.01.2006) Aracılık ettikleri menkul kıymet veya diğer sermaye piyasası araçlarının ödünç işlemlerinden sağlanan gelirler Üzerinden % 15 oranında vergi tevkifatı yaparlar.</p>

<p style="text-align: justify;">5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki mükellefler ile münhasıran menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası aracı getirileri ile değer artışı kazançları elde etmek ve bunlara bağlı hakları kullanmak amacıyla faaliyette bulunan mükelleflerden 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonları ve yatırım ortaklıklarıyla benzer nitelikte olduğu Maliye Bakanlığınca belirlenenler için bu oran % 0 olarak uygulanır.”</p>

<p style="text-align: justify;">Kurumlar Vergisi Kanunun 2. Maddesi kapsamında sermaye şirketi sayılan bu Fonların yapabileceği diğer işlemler esas itibariyle, G.V.K. geçici 67. madde kapsamındaki menkul kıymet satış kazancı ve diğer sermaye piyasası gelirlerinden oluşabilir. Bu gelirlerin büyük bölümünde, vergi kesintisi oranı “0” dır.</p>

<p style="text-align: justify;">Bu Fonların Geçici 67. Maddenin 4. Nolu fıkrası uyarınca, mevduat faizleri, kar ve zarar ortaklığı belgesi karşılığı aldıkları kar payları, özel&nbsp;<a href="https://www.ekonomim.com/finans/haberler" rel="nofollow" target="_blank" title="finans">finans</a>&nbsp;kurumlarından aldıkları kar/zarara katılma hesabından elde ettikleri kar payları ve repo gelirleri üzerinden ise vergi tevkifatı yapılabilmektedir. Ancak, kesilen bu vergiler yıllık kurumlar vergisi beyannamesi verildikten sonra Vergi Dairesi’nden nakden veya mahsup yoluyla geri alınabilir.<br />
<br />
<strong>Fonun Dağıtacağı Kâr Paylarında Vergi Kesintisi Yoktur</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin (d) bendi hükmü kapsamında vergiden istisna edilen kazançlar üzerinden, yukarıda açıkladığımız çerçevede vergi kesintisi (sıfır oranda) yapılacağından, kâr dağıtımına bağlı vergi kesintisi yapılması söz konusu olmayacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Akif AKARCA / Dr.Mehmet ŞAFAK</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/girisim-sermayesi-yatirim-fon-kazanclarinin-vergilenmesi-ya-da-vergilenmemesi</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Feb 2024 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/girisim-sermayesi-yatirim-fonu.jpg" type="image/jpeg" length="85863"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eğitim ve sağlık harcamaları kira gelirlerinden indirilebilir]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/egitim-ve-saglik-harcamalari-kira-gelirlerinden-indirilebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/egitim-ve-saglik-harcamalari-kira-gelirlerinden-indirilebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gelir Vergisi Kanununun “Diğer İndirimler” başlıklı 89 uncu maddesinde yer alan düzenlemeye göre; yıllık gelir vergisi matrahının tespitinde, gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen gelirlerden bazı indirimlerin yapılması mümkün bulunmaktadır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu indirimlerden biri de kanunda sayılan şartlar dahilinde eğitim ve sağlık harcamalarının gelir vergisi matrahından indirilebilmesidir.</p>

<p style="text-align: justify;">Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiraya verilmesi karşılığında elde edilen gelirler “gayrimenkul sermaye iradı” olup bu gelirler belirli koşullarda gelir vergisine tabi tutulmaktadır. 2023 yılı verilerine göre, kira gelirleri nedeniyle beyanname veren gayri menkul sermaye iradı mükellef sayısı 2.266.450 kişidir. Gayri menkul sermaye iradı nedeniyle beyanname veren mükelleflerin eğitim ve sağlık harcamalarının gelir vergisi matrahından indirimi konusu ele alınacaktır.</p>

<p style="text-align: justify;"><strong>Kira gelirlerinin beyanı</strong></p>

<p style="text-align: justify;">&nbsp;Beyana tabi geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından ibaret olan mükelleflerden; 2023 yılı içinde elde ettiği konut kira geliri, 21.000-TL’lik istisna tutarını aşanlar, Tevkifata tabi işyeri kira gelirlerinin brüt tutarı 2023 yılı için 150.000 TL’yi aşanlar Yıllık gelir vergisi beyannamesi verecektir.</p>

<p style="text-align: justify;">Konut kira geliri elde eden kişilerin, istisna tutarının altında kira geliri elde etmeleri halinde bu gelirleri için beyanname vermesine gerek bulunmamaktadır. Beyanname verme sınırı olan 150.000-TL’nin aşılıp aşılmadığının tespitinde, gelir vergisi kesintisine tabi brüt kira gelirleri ile konut kira gelirinin gelir vergisinden istisna edilen tutarı aşan kısmı birlikte dikkate alınacaktır.</p>

<p style="text-align: justify;">Aile bireylerinin her biri sahip oldukları mal ve haklardan elde ettikleri kira gelirleri için kendi adlarına ayrı ayrı beyanname vermeleri gerekmektedir. Küçük ve kısıtlıların mükellef olması durumunda yıllık gelir vergisi beyannamesi veli, vasi veya kayyum tarafından imzalanmalıdır. Kira geliri elde edilen mal ve haklara hisseli olarak sahip olunması halinde, her bir ortağın kendi hissesine karşılık gelen kira gelirlerini beyan etmesi gerekmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;"><strong>Eğitim ve sağlık harcamalarının gelir vergisi beyannamesinde indirimi</strong></p>

<p style="text-align: justify;">Gelir vergisi matrahının tespitinde beyannamede bildirilecek indirimlerin yapılabilmesi için yıllık beyanname ile bildirilecek bir gelirin bulunması ve yapılacak indirimlerin ilgili mevzuatta belirtilen şartları taşıması gerekmektedir. Gelir Vergisi Kanunun 89. Maddesi hükmüne göre, beyan edilen gelirin % 10 unu aşmaması şartıyla eğitim ve sağlık harcamaları yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden indirilebilecektir. Buna göre, eğitim ve sağlık harcamalarının yıllık beyanname ile bildirilecek gelirlerden indirilebilmesi için;</p>

<p style="text-align: justify;">-Eğitim ve sağlık harcamaları Türkiye’de yapılmalıdır.</p>

<p style="text-align: justify;">-Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmelidir.</p>

<p style="text-align: justify;">-Söz konusu eğitim ve sağlık harcamaları mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olmalıdır. “Küçük çocuk” tabiri, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları ifade etmektedir. Kira gelirleri nedeniyle beyanname vermek durumunda kalan mükelleflerin Gelir Vergisi Kanunun 89. Maddesinde sayılan diğer indirimler yanında özel kanunlarında yer alan indirimlerden de faydalanabileceklerini hatırlatmış olalım.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Mahmut Bülent YILDIRIM</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/egitim-ve-saglik-harcamalari-kira-gelirlerinden-indirilebilir</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Feb 2024 10:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/egitim-harcamalari.jpg" type="image/jpeg" length="31772"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Değerli konutlar vergisinin 2024 uygulaması]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/degerli-konutlar-vergisinin-2024-uygulamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/degerli-konutlar-vergisinin-2024-uygulamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gelir İdaresi, Kanunun uygulanmasına ilişkin görüşünü 15.1.2021 günlü Resmi Gazete’de yayınlanan bir Genel Tebliğ ile açıklamıştır. Verginin uygulamasını tekrar kısaca hatırlatalım.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu yıl da konuyu yine özetleyerek başlayalım. Bilindiği gibi 7194 sayılı Kanunla, Değerli Konutlar Vergisi (DKV) ihdas edildi. Bu verginin Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü (TKGM) tarafından belirlenen değeri veya emlâk vergisi değeri 5 milyon lirayı geçen konutların maliklerinden veya intifa hakkı sahiplerinden alınması öngörüldü. Ancak Kanunun çeşitli haksızlıklar içerdiği, Anayasaya aykırı düzenlemeler ihtiva ettiği yasama organı tarafından da kabul edilerek, 7221 sayılı Kanunla verginin beyan ve tahsili 2021 yılına bırakıldı, verginin konu ve matrahına ilişkin düzeltme ile birlikte istisna ve muafiyetleri yeniden düzenlendi. Bizde son düzenlemeleri 2024 parametreleri ile açıklayalım istedik.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align: justify;">Gelir İdaresi, Kanunun uygulanmasına ilişkin görüşünü 15.1.2021 günlü Resmi Gazete’de yayınlanan bir Genel Tebliğ ile açıklamıştır. Verginin uygulamasını tekrar kısaca hatırlatalım.</p>

<p style="text-align: justify;">Bu verginin konusuna bu yıl girecek konutlar, 2023 yılında değeri 9.967.000 lirayı aşan konutlardır. Burada sözü geçen değer, emlâk vergisine esas değerdir. Konut kapsamına önce tapuda konut veya mesken olarak gözüken taşınmazlar giriyor. Gelir idaresi, “fiili kullanımına da bakılacaktır” dediğinden, tapuda konut olarak gözükmemekle birlikte fiilen konut olarak kullanılan işyeri niteliğindeki taşınmazlar da verginin konusuna giriyor.<br />
Aksi durumda da taşınmaz yine verginin konusuna giriyor. Bir başka anlatımla tapuda konut olarak gözüken taşınmazlar fiilen işyeri olarak kullanılırsa, yine vergi kapsamında olacaktır.</p>

<p style="text-align: justify;">Konutun 2024 değeri de önem taşımaktadır. 2024 emlâk vergisi değeri 12.880.000 Lirayı aşmıyorsa, vergi söz konusu olmayacaktır. Çünkü vergi tarifesi buradan başlamaktadır. Şimdi diyeceksiniz ki, doğrudan 12.880.000 Lira demeyip, 2023 değerini ne karıştırıyorsun. Karıştıran ben değilim. Verginin düzenlenişindeki hata. Burada gerçekten garip bir düzenleme söz konusudur. Emlâk Vergisi Kanununun, vergi değerinin kanunda yazılı tutarı aşan meskenler için izleyen yıldan itibaren mükellefiyetin başlamasını öngörmesi dolayısıyla bu yılın mükellefleri geçen yılki değere göre belirlenmektedir (md. 45). Ancak, vergilendirme bu yıl ki tarifeye göre yapılacaktır. Kısacası, 2023 emlâk vergisi değeri 9.967.000 lirayı aşan konutlardan 2024 yılı emlâk vergisi değeri 12.880.000 lirayı aşan konutlar için bu yıl DKV mükellefiyeti söz konusu olacaktır.</p>

<p style="text-align: justify;">Değerli konut vergisinin mükellefi, konut nitelikli taşınmazların maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa mesken nitelikli taşınmaza malik gibi tasarruf edenlerdir. Buna göre, mesken nitelikli taşınmaza ilişkin değerli konut vergisini taşınmazın maliki ödeyecektir. Mesken nitelikli taşınmaz üzerinde intifa hakkı varsa vergi, bu hakkın sahibi tarafından ödenecektir.</p>

<p style="text-align: justify;">Bu verginin mükellef sıfatı devredilemese de kira sözleşmesi yolu ile kiracıya yansıtılması, gayrimenkul sermaye iradı sahiplerinden gerçek gider yöntemini seçenler tarafından gider olarak kabulü, ticari işletmeler tarafından ödenilmesi halinde -örneğin bir şirketin lojman olarak kullanılan binasındaki gibi- gider yazılması mümkündür.</p>

<p style="text-align: justify;">Bir mesken nitelikli taşınmaza paylı mülkiyet halinde malik olanlar, hisseleri oranında mükellef olacaklardır. Paylı mükellefiyette, her bir paydaş kendisi ayrı beyanname verecektir. Elbirliği mülkiyette ise malikler vergiden müteselsilen sorumludurlar. Bu nedenle elbirliği mülkiyetine konu taşınmazların her biri için ayrı beyanname verilecektir.</p>

<p style="text-align: justify;">Elbirliği veya paylı mülkiyette, taşınmazın vergi konusuna girip girmediğinin belirlenmesinde, maliklerin payına düşen kısma değil, konutun tamamının değerine bakılacaktır.</p>

<p style="text-align: justify;">Konutun&nbsp;emlak&nbsp;vergisinin değerinin belirlenmesinde belediye kayıtları esas olacağından, konutunun değeri belirttiğim sınırları aştığı için beyanname verecek herkesin belediyeden, konutun 2023 ve 2024 değerini gösteren bir belge almaları gerekmektedir. Belediyeden alınacak bu belge, değerli konutlar vergisi beyannamesine eklenecektir. Bu verginin beyannamesi elektronik ortamda verilmesi durumunda bu belge vergi dairesine elden verilecek veya posta ile gönderilecektir. Bu eziyetin veya bürokrasinin kaldırılması için Gelir İdaresinin, belediye yazısının da beyanname eki olarak taranıp sisteme yüklenmesine elverecek şekilde programını düzeltmesi ve/veya belediyelerin sistemleri ile kendi sistemi arasında bir ilişki kurması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align: justify;">2024 yılında ödenecek verginin hesabında kullanılacak tarife ise 84 no’lu Emlâk Vergisi Genel Tebliği ile yukarıdaki şekilde açıklanmıştır.<br />
Bu tarife vergiye tabi birden fazla değerli konutu olanlarda, toplam değer üzerinden değil, her bir konut için ayrı ayrı uygulanacaktır.<br />
İstisnalar, beyanname ve sorunları ise gelecek yazımda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/degerli-konutlar-vergisinin-2024-uygulamasi</guid>
      <pubDate>Thu, 08 Feb 2024 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/degerli-konut.webp" type="image/jpeg" length="77129"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
