<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Bağımsız Denetim Türkiye (info@bdturkey.com)</title>
    <link>https://www.bdturkey.com</link>
    <description>Bağımsız Denetim ve Muhasebe Haber Portalı</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bdturkey.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 19 Jul 2026 00:19:06 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Artık şirketler değil ekosistemler yarışıyor]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/artik-sirketler-degil-ekosistemler-yarisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/artik-sirketler-degil-ekosistemler-yarisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün mevcut ticaret dengeleri değil, rekabetin kendisi değişiyor. Artık ülkelerin gücü ne ürettikleriyle değil; teknolojiyi, insan kaynağını, sermayeyi, tedarik zincirini ve kamu politikalarını aynı hedef doğrultusunda nasıl bir araya getirebildikleriyle ölçülüyor. 21'inci yüzyılda kazananları, güçlü ekosistemler belirleyecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Dünya ekonomisinde bazı ha­berler vardır; ilk bakışta sa­dece ait olduğu sektörü ilgilen­diriyor gibi görünür. Oysa satır aralarına bakıldığında çok daha büyük bir dönüşümün habercisi­dir. Çin'in Haziran ayında ilk kez bir ay içinde bir milyonun üzerin­de otomobil ihraç etmesi de bu ha­berlerden biri. Bir otomotiv başa­rısı olarak okunabilecek bu veri, aslında küresel rekabetin yön de­ğiştirdiğini gösteren önemli bir işaret niteliğinde.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Son yıllarda uluslararası tica­ret, korumacılık politikalarının gölgesinde ilerliyor. ABD'nin uy­guladığı ek gümrük tarifeleri, Av­rupa Birliği'nin özellikle elektrik­li araçlara yönelik soruşturmala­rı ve birçok ülkenin yerli üretimi destekleyen sanayi politikaları, küresel ticaretin daha parçalı bir yapıya doğru ilerlediğini gösteri­yor. Buna rağmen Çin'in ihracat performansını koruması ve hat­ta birçok alanda yeni rekorlar kır­ması dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Burada asıl sorulması gereken soru, Çin'in kaç otomobil sattığı değil; tarifelerin yükseldiği, tica­ret savaşlarının yeniden gündeme geldiği ve jeopolitik risklerin art­tığı bir dönemde bunu nasıl başa­rabildiğidir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu sorunun cevabı tekil olarak maliyet avantajında ya da üretim kapasitesinde aranırsa eksik ka­lır. Çünkü dünya artık eski dünya­nın rekabet kurallarıyla işlemiyor. Bugün ülkeler sadece daha fazla üretmeye çalışmıyor; üretimin gerçekleşmesini sağlayan bütün sistemi birlikte inşa ediyor. Reka­bet artık tek bir fabrikanın, tek bir şirketin ya da tek bir ürünün başa­rısıyla açıklanamıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Asıl yarış, birbirini besleyen üretim ekosistemleri arasında ya­şanıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify">Rekabetin birimi değişti</h3>

<p style="text-align:justify">Uzun yıllar boyunca küre­sel ekonomide rekabet şirket­ler üzerinden okundu. Apple ile Samsung, Boeing ile Airbus, Toyota ile Volkswagen rekabet ederdi. Ülkeler de bu şirketlerin başarısıyla öne çıkardı. Bugün ise tablo çok daha farklı.</p>

<p style="text-align:justify">Bir elektrikli otomobili ele ala­lım. Buradaki rekabet, aracı ki­min ürettiğiyle ilgili değil çün­kü yeni nesil ürünlerin üretimi beraberinde pek çok kırılımı ba­rındırıyor. Bataryayı kim gelişti­riyor? Yazılımı kim yazıyor? Ya­pay zekâ algoritmalarını kim ge­liştiriyor? Kritik mineralleri kim işliyor? Çipleri kim tasarlıyor? Lojistik ağını kim yönetiyor? Fi­nansmanı hangi kurumlar sağ­lıyor? Üniversiteler hangi yet­kinliklere sahip insan kaynağını yetiştiriyor? Bütün bu sorulara verilen yanıtlar ise rekabetin ger­çek gücünü belirliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Artık tek bir şirketin bu zincirin tamamına hâkim olması mümkün değil. Başarı, bu parçaların ne ka­dar uyum içinde çalışabildiğine bağlı. Başka bir ifadeyle rekabet eden artık şirketler değil; şirketle­ri, üniversiteleri, araştırma mer­kezlerini, yatırımcıları, kamu po­litikalarını ve tedarik zincirlerini aynı hedef doğrultusunda buluş­turabilen ekosistemler.</p>

<p style="text-align:justify">Bugün Çin'in tek avantajı daha fazla fabrika kurmuş olması de­ğil. Yıllardır üretim, teknoloji ge­liştirme, lojistik, enerji, altyapı ve insan kaynağını birbirini tamam­layan uzun vadeli bir strateji için­de ele alıyor olması. Aynı nedenle ABD de son yıllarda sadece tek­noloji şirketlerini desteklemek­le yetinmiyor aynı zamanda ya­rı iletken üretiminden araştır­ma altyapısına, üniversitelerden stratejik yatırımlara kadar uza­nan geniş bir ekosistemi güçlen­dirmeye de çalışıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Aslında bu Çin'e özgü bir hikâye değil. ABD'nin CHIPS and Scien­ce Act'i ile yarı iletken üretimin­den araştırma ve inovasyona uza­nan yatırımları desteklemesi, Av­rupa Birliği'nin Yeşil Mutabakat ve Temiz Sanayi Mutabakatı çer­çevesinde sanayi politikalarını yeniden şekillendirmesi ve kritik hammaddelere yönelik stratejile­rini güçlendirmesi de aynı arayı­şın farklı örnekleri. Ortak hedef, tek tek şirketleri desteklemekten ziyade, rekabet avantajı yarata­cak bütüncül üretim ekosistemle­ri oluşturmak.</p>

<p style="text-align:justify">Çünkü artık rekabetin ölçe­ği değişti. Eskiden "en iyi şirket" kazanıyordu. Bugün ise "en güçlü ekosistem" kazanıyor.</p>

<h3 style="text-align:justify">Geleceği kim kazanacak?</h3>

<p style="text-align:justify">Sanayi devriminden bu yana ülkelerin rekabet üstünlüğü ço­ğunlukla doğal kaynaklar, ser­maye birikimi veya üretim kapa­sitesi üzerinden değerlendirildi. Son 20 yılda ise bu tabloya tek­noloji eklendi. Bugün geldiğimiz noktada ise rekabeti belirleyen unsur bunların da ötesine geç­miş durumda. Artık asıl farkı ya­ratan, bilgiyi ne kadar hızlı üre­tebildiğiniz, bu bilgiyi ne kadar kısa sürede ürüne dönüştürebil­diğiniz ve bunu sürdürülebilir bir ekosistem içinde yönetebil­diğiniz. Ve elbette tüm bu süre­ci doğru işletebilecek insan kay­nağını yetiştirebilmeniz. Çünkü hiçbir ekosistem nitelikli insan kaynağı olmadan sürdürülebi­lir değil.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle geleceğin rekabe­tinde ülkelerin başarısını tekil ihracat rakamlarıyla değerlen­dirmek yeterli olmayacak. O ih­racatı mümkün kılan bilgi üre­tim kapasitesine, araştırma alt­yapısına, üniversite-sanayi iş birliklerine, girişimcilik kültü­rüne ve değişen beceri ihtiyaç­larına ne kadar hızlı uyum sağ­layabildiklerine de bakmak ge­rekecek.</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye açısından da asıl tar­tışmanın burada başlaması ge­rektiğini düşünüyorum. Daha fazla üretmek elbette önemli. Ancak bundan daha kritik olan soru, nasıl bir üretim ekosistemi inşa ettiğimizdir. Üniversitele­rimiz, araştırma merkezlerimiz, teknoloji girişimlerimiz, sanayi kuruluşlarımız ve kamu politi­kalarımız aynı hedef doğrultu­sunda ne kadar birlikte hareket edebiliyor? Çünkü önümüzde­ki dönemde ülkeleri birbirinden ayıracak olan tek başına üretim kapasitesi değil; bu kapasiteyi sürekli yenileyebilen bilgi eko­sistemleri olacak.</p>

<p style="text-align:justify">Çin'in açıkladığı otomobil ih­racatı verileri birkaç ay sonra yeni rekorlarla yer değiştirecek, belki de kısa sürede unutulacak. Ancak bu haberin işaret ettiği dönüşüm uzun yıllar gündem­de kalacak. Çünkü bugün deği­şen mevcut ticaret dengeleri de­ğil, rekabetin kendisi. Artık ül­kelerin gücü ne ürettikleriyle değil; teknolojiyi, insan kayna­ğını, sermayeyi, tedarik zincirini ve kamu politikalarını aynı he­def doğrultusunda nasıl bir ara­ya getirebildikleriyle ölçülüyor. 20. yüzyılda rekabetin kazanan­larını büyük şirketler belirledi. Görünen o ki 21. yüzyılda kaza­nanları, güçlü ekosistemler be­lirleyecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Dünya | Prof. Dr. Çisil SOHODOL</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/artik-sirketler-degil-ekosistemler-yarisiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 08:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/elektrikli-arac-3.jpg" type="image/jpeg" length="41355"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Asgari işçilikte “aritmetik ortalama”]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/asgari-iscilikte-aritmetik-ortalama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/asgari-iscilikte-aritmetik-ortalama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde 16/5/2026 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile inşaat işyerlerine yönelik asgari işçilik araştırma işleminde, yapımı birden fazla takvim yılı süren inşaatların maliyetinin hesaplanmasında, 2004 yılı öncesindeki hesaplamaya geri dönülerek, başladığı yıl ile bitirildiği yıldan önceki yıllar arasındaki maliyet bedellerinin aritmetik ortalamasının esas alınması yöntemine geçilmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Yeni düzenlemeyle her ne kadar hakkaniyete uygun bir hesaplama metodu getirilmek istenilmiş ise de hakkaniyetin sağlanması noktasında her iki tarafın, yani işverenler kadar Kurumun da düşünülmesi gerekirdi. Haliyle bina inşaatın yapıldığı süre zarfında, bitirildiği yılda da bir maliyet unsurunun bulunması nedeniyle bitirildiği yılın da aritmetik ortalama hesabına dahil edilmesi gerekirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Nitekim, yapımına 2024/Eylül ayında başlanıp 2026/Kasım ayında bitirilen bir inşaatta, inşasına başlanılan 2024 yılının 4 aylık süresindeki faaliyet için 2024 yılını ortalamaya dahil edip de inşaatın bitirildiği 2026 yılının 11 aylık süresindeki faaliyeti görmezden gelip, 2026 yılının ortalamaya dahil edilmemesinin Kurum yönünden hakkaniyete uygun olmadığı ortadadır.</p>

<p style="text-align:justify">Her ne kadar inşaatını Ocak- Şubat aylarında bitiren işverenler yönünden bitirildiği yılın aritmetik ortalamaya dahil edilmesinin bu defa işverenler yönünden hakkaniyete uygun olmayacağına yönelik görüşler olsa da 31/12/2025 tarihinde yapımına başlanılan inşaat 10/1/2027 tarihinde bitirildiğinde 1 günlük faaliyet için 2025 yılı aritmetik ortalama hesabına nasıl dahil ediliyorsa, 10 günlük faaliyet için 2027 yılı da aynı şekilde dahil edilmeliydi.</p>

<p style="text-align:justify">Kaldı ki inşaat işyerlerinde maliyet bedeli artışından etkilenmemek adına, bina inşaatlarının büyük çoğunluğunun başlama ve bitiş tarihlerinin yılın son ayları, hatta Aralık ayının son günleri olarak beyan edildiği, Kurum sisteminden çekilecek verilerden de görülebilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuçta hakkaniyete uygun bir maliyet hesabı yapılabilmesi için aritmetik ortalamaya ihtiyaç vardı, doğru. Ancak bir yandan emekli vatandaşlara ödenen emekli aylıklarının artırılması noktasında kaynak aranırken, diğer yandan inşaat sektörü kayıt dışı istihdamda ikinci sırada gelirken, 2004 yılı öncesindeki uygulamayı aynı şekilde geri getirerek, bitirildiği yılın aritmetik ortalamaya dahil edilmemesi nedeniyle bana göre çok basit ancak bir o kadar da kritik bir mantık hatası yapılmış ve ne yazık ki bu hatanın faturası SGK’ya pahalıya mal olmuştur.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Neyse, gelelim aritmetik ortalama hesabına,</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>1-</strong>16/5/2026 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile Yönetmeliğin 111/6. fıkrasında, birden fazla birim maliyet bedelinin yayımlandığı yıllarda aritmetik ortalamanın hesabında o yıl içerisinde yayımlanan <strong>son birim maliyet bedelinin</strong> dikkate alınacağı belirtilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Yeni uygulamadaki amaç inşaat maliyetini hakkaniyete uygun bir şekilde belirlemek olduğuna göre, maliyet hesabına dahil edilen yıllarda birden fazla maliyet bedeli belirlenmiş ise (ki 2022 yılında iki, 2023 yılında üç defa maliyet bedeli belirlenmiş) inşaat maliyetinin hesabında o yıl için belirlenmiş son maliyet bedelinin değil, o yıl için belirlenmiş maliyet bedellerinin ortalamasının esas alınması gerekirdi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2-</strong>Yönetmeliğin 111/4. fıkrasına göre araştırma işlemlerinde işin bittiği tarihte geçerli olan yapı ruhsatının esas alınması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ne var ki 2026/16 sayılı Genelgenin 3 numaralı örneğinde, 2023 yılında yapımına başlanan IV-A yapı sınıf ve grubundaki bir inşaat için 2025 yılında alınan proje tadilat ruhsatının III-C grubunda olması ve inşaatın 2026 yılında bitirilmesi halinde;</p>

<p style="text-align:justify">*2023 ve 2024 yılları için IV-A</p>

<p style="text-align:justify">*2025 yılı için III-C</p>

<p style="text-align:justify">yapı sınıf ve grubuna ilişkin maliyet bedelinin esas alınacağı anlatılıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmelikte işin bittiği tarihte geçerli olan yapı ruhsatının esas alınacağı açık seçik yazarken, ilk ruhsatı IV-A, son ruhsatı III-C yapı sınıf ve grubunda olan inşaat için; 2023-2024 yıllarına münhasır IV-A, 2025 yılına münhasır III-C yapı sınıf ve grubunun esas alınması Yönetmeliğe aykırılık teşkil etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">3-Yeni getirilen uygulamada, yapımı birden fazla yıl süren inşaatlarda bazı yıllarda inşaata ara verilmiş olsa dahi, inşaatın bitirildiği yıl hariç hiç işçilik bildirilmemiş yıllar da aritmetik ortalama hesabına dahil edilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Esasen herhangi bir inşaat faaliyeti olmayan yıllarda maliyet de olamayacağından, inşaatın başlayıp bittiği tarihler arasında hiç işçilik bildirilmeyen yılların maliyet hesabına dahil edilmemesi gerekirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Ne var k, hiç işçilik bildirilmemiş yıllar aritmetik ortalama dahil edilmiş olsa idi, bu defa yapımına 2024 yılında başlanılıp 2025 yılında ara verilen ve 2026 yılında bitirilen bir inşaatta, mevcut uygulama dahilinde 2026 yılının maliyet hesabına dahil edilmemesi nedeniyle yalnızca 2024 yılının esas alınması gerekecekti ki bu da doğru bir yöntem olmayacaktı.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuçta nasıl ki gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklediğinde diğer düğmeler de aynı şekilde yanlış ilikleniyorsa Yönetmelikte birden fazla yıl süren inşaatlarda bitirilen yılın maliyet hesabına dahil edilmemesi yönünde bana göre hatalı olan hesaplama yöntemi nedeniyle, devamında gelen bazı uygulamaların da aynı şekilde hatalı yürütülme zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Karar | Eyüp Sabri DEMİRCİ</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/asgari-iscilikte-aritmetik-ortalama</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 08:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/asgari-iscilik-3.jpg" type="image/jpeg" length="92428"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FASILALI ÇALIŞMALARDA YILLIK ÜCRETLİ İZİN, KIDEM TAZMİNATI VE İHBAR TAZMİNATI UYGULAMALARI]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/fasilali-calismalarda-yillik-ucretli-izin-kidem-tazminati-ve-ihbar-tazminati-uygulamalari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/fasilali-calismalarda-yillik-ucretli-izin-kidem-tazminati-ve-ihbar-tazminati-uygulamalari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yıllık izin hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir dinlenme hakkı iken, kıdem tazminatı, sigortalının aynı işverene bağlı hizmetlerinin karşılığı olarak iş sözleşmesinin belirli hallerde sona ermesiyle doğan bir haktır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Son on yılda işgücü piyasasında esnek uygulamaları ve işgücü geçişkenliğini sıklıkla gözlemlemekteyiz. Özellikle fasılalı (aralıklı) çalışma durumlarında, sigortalının aynı işveren nezdinde birden fazla kez işe girip çıktığı hallerde, hem yıllık izne esas kıdem süresinin hem de kıdem tazminatına esas hizmet süresinin nasıl hesaplanacağı uygulamada sıkça tereddüt konusu olmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yazıda, fasılalı çalışmalarda yıllık izne esas kıdem süresinin nasıl belirleneceği ile kıdem ve ihbar tazminatı hesaplamalarının hangi esaslara göre yapılması gerektiği; kanun hükümleri ve yargı kararları ışığında ele alınmakta, farklı senaryolara göre ortaya çıkabilecek sonuçlar açıklanacaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1.Yıllık Ücretli İzin </strong></p>

<p style="text-align:justify">Yıllık ücretli izin, Anayasa ile güvence altına alınmış dinlenme hakkının bir yansıması olup, emredici nitelikte bir hükümdür. İşçi, iş ilişkisi sürdüğü müddetçe kullanmadığı yıllık izinlerine ilişkin ücret talebinde bulunamaz. Bu nedenle, yıllık izin hakkından feragat edilemeyeceği gibi işverenin bu hakkı ortadan kaldırması veya işçinin kendi isteği ve rızası bulunsa dahi yıllık izin hakkının ücret karşılığına dönüştürülmesi de kural olarak mümkün değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Yıllık ücretli izin hakkı ve izin süreleri İş Kanunu’nun 53. Maddesinde düzenlenmektedir. İlgili kanun maddesinde: ‘’ <i>İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir.<strong> </strong>Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.’’</i> hükmü yer almaktadır. Aynı kanun maddesinin devamında ise hizmet süresine bağlı olarak yıllık ücretli izin sürelerinden bahsedilmektedir. Bu kapsamda işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi;</p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><i>Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara 14 günden,</i></li>
 <li style="text-align: justify;"><i>Beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlara 20 günden,</i></li>
 <li style="text-align: justify;"><i>On beş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara 26 günden az olamaz.</i></li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanırken, 18 ve daha küçük yaştaki işçilerle 50 ve daha yukarı yaştaki işçilere verilecek olan yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz.</p>

<p style="text-align:justify">İş Kanunu’nun 53.maddesinden anlaşılacağı üzere, yıllık ücretli izne hak kazanmak için ilk ve temel koşul işçinin <strong>aynı işverene</strong> bağlı olarak 1 tam yıl süreyle çalışmış olmasıdır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2. Fasılalı Çalışma</strong></p>

<p style="text-align:justify">Fasılalı çalışma başka bir deyimle aralıklı çalışma, bir işçinin aynı işveren nezdinde birden fazla dönemde istihdam edilmesi durumunu ifade etmektedir. Daha açık bir ifadeyle fasılalı çalışma, bir işçinin bir işyerinde ya da aynı işverene ait başka bir işyerinde belli bir süre çalıştıktan sonra herhangi bir sebeple işten ayrılması ve daha sonrasında aynı işveren bünyesinde tekrardan işe başlaması durumunu ifade etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>3.Fasılalı Çalışmalarda Yıllık İzine Esas Kıdem Süresinin Hesaplanması </strong></p>

<p style="text-align:justify">4857 sayılı İş Kanununun 54. maddesinde ‘<i>’ Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır.’</i>’ hükmü yer almaktadır. Bu kapsamda işçinin yıllık izne hak kazanması açısından <strong>“aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları sürelerin birleştirilmesi”</strong> esastır. Bu konuda Yargıtay’ın yerleşik içtihatları bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 29.12.2017 tarihli, 2015/18282 E., 2017/22167 K. ve Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 01.11.2017 tarihli, 2017/9112 E., 2017/23766 K. sayılı kararlarında özetle<i>; <strong>aralıklı çalışma halinde, yıllık izin bakımından önceki dönem hizmet süresinin “tasfiye olduğu” kabul edilemeyeceği</strong>, bu nedenle <strong>izne esas kıdemin belirlenmesinde çalışmanın iki veya daha fazla döneme yayılsa dahi bu dönemlerin birleştirilmesi gerektiği</strong> </i>açıkça belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 05.11.2020 tarihli, 2016/29801 E., 2020/14939 K. sayılı kararında da işçinin önceki çalışmalarında hak etmiş olduğu yıllık izin sürelerinin kullandırılmış veya kullanılmayan izinlerin karşılığında ücretinin ödenmiş olmasının önemli olmadığı, işçinin sonraki dönemine ilişkin yıllık ücretli izin süresi belirlenirken önceki dönemlere ilişkin kıdem sürelerinin de dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Benzer şekilde Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2018 tarihli, 2017/15129 E., 2018/21530 K. sayılı kararında da “<i>yıllık iznin özünde bir dinlenme hakkı olduğu, aralıklı çalışma halinde önceki dönemlerin zamanaşımına uğramayacağı”</i> ifade edilerek, aynı işverene ait işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin yıllık izin bakımından bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Özetle; işçinin aynı işverene ait işyerlerinde aralıklı da olsa tekrar çalışmaya başlaması halinde, önceki dönemlerde hak ettiği yıllık izinlerin kullandırılmış veya kullandırılmayan izinlerin ücret olarak ödenmesi, o hizmet süresinin yıllık izne esas kıdem bakımından yok sayılması sonucunu doğurmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla, yıllık izin hakkının süresinin belirlenmesinde, işçinin aynı işverene ait önceki çalışma dönemleri de dikkate alınmalı ve yıllık izin ücreti hesabında toplam kıdem, aralıklı hizmet süreleri birleştirilerek hesaplanmalıdır. Bu çerçevede, özetle çalışanın yıllık izin hakedişi belirlenirken, ilgili işyerinde fiilen geçen hizmet sürelerinin toplanması gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">Daha somut bir örnek vermek gerekirse;</p>

<p style="text-align:justify"><span>Bir sigortalının ilk işe giriş tarihinin 12.06.2019 olduğu, 12.06.2025 tarihinde askerlik sebebiyle iş sözleşmesinin feshedildiği ve ilgili sigortalıya yıllık izin ücretinin ödendiği ve ilgili sigortalının 12.12.2025 tarihinde tekrar aynı işyerinde işe başladığı varsayıldığında bu sigortalının </span><strong>yıllık izin hakedişi hesaplanırken, esas alınması gereken tarih ilk işe giriş tarihi olan 12.06.2019 olmalı; ancak askerlik sonrası işten ayrılıp yeniden işe başlayana kadar geçen yaklaşık 6 aylık boşluk süresi yıllık izin hesabına dahil edilmemelidir</strong><span>.</span></p>

<p style="text-align:justify">Bir başka ifadeyle, sigortalıya askerlik sebebiyle işten ayrılırken yıllık izin ücretinin ödenmiş olması, önceki hizmet sürelerinin yıllık izin bakımından tamamen geçersiz sayılmasına yol açmamaktadır. Bu örnek özelinde, ilgili sigortalının toplam fiili hizmet süresi dikkate alındığında 20 günlük yıllık izin hakedişi bulunduğu kabul edilmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıdaki görüş ve yargı kararlarının aksini savunan kararların da olduğu görülmektedir. Önceki çalışma döneminde yıllık izin kullandırılmış ve fesihte kullandırılmayan yıllık iznin karşılığı ödenen çalışma döneminin sonraki çalışma dönemine eklenerek yıllık izin süresinin hesaplanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Yargıtay 9. HD. E. 2016/22429, K. 2020/19396 kararında; “<i>İşçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir. Önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir. Aralıklı çalışmada yıllık izin hesabında, önceki çalışma döneminin zamanaşımına uğraması için önceki dönemin bitişi ve sonraki çalışma döneminin başlangıcı arasında 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçmesi gerekir</i>.”</p>

<p style="text-align:justify">Yukarıdaki kararda birden fazla konuya temas edildiğini görmekteyiz. Fasılalı çalışmaların birleştirilmesinde zamanaşımı uygulanması gerektiği açıklanmıştır. Geçmişteki çalışma dilimlerinin sınırsız şekilde birleştirilemeyeceği, birinci dönem işten çıkış tarihi ile ikinci dönem işe giriş tarihi arasında beş yıl aşılmış ise birinci dönemin zamanaşımına girdiğinden önceki dönemin çalışma süresinin dışlanması gerektiği değerlendirilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Benzer aksi görüş Yargıtayın (9. H.D., E.:2022/17396, K.: 2023/146, T.: 10.01.2023) bir başka kararının satır aralarından da anlaşılmaktadır: “<i><u>Davalı tarafça, davacıya yıllık izin ücretinin kullandırıldığı veya karşılığı olan ücretin ödendiği ispat edilememiştir</u>. Şu hâlde davacının aynı işveren bünyesinde çalıştığı aralıklı süreler birleştirilerek tespit edilen yıllık izin süresine göre yıllık izin alacağı hüküm altına alınmalıdır</i>.”</p>

<p style="text-align:justify"><strong>4. Fasılalı Çalışmalarda Kıdem Tazminatı Hesaplamaları </strong></p>

<p style="text-align:justify">1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun yürürlükte bulunan 14. Maddesinde <i>‘’ İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak hesaplanır.’’ </i> Hükmü yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu kapsamda kanun hükmünden anlaşıldığı üzere kıdem tazminatına esas sürenin hesabında, sigortalıların fasılalı çalışmaları dikkate alınmalıdır. Ancak, fasılalı çalışmalarda kıdem tazminatına esas sürenin hesabı, sigortalının her bir çalışma döneminin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sonlanıp sonlanmamasına ve önceki çalışma dönemleri için kıdem tazminatı ödenip ödenmediğine göre değişiklik göstermektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>4.1. İlk Hizmet Süresinin Sigortalıya Kıdem Tazminatının Ödenerek Bu Sürenin Tasfiye Edilmesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sigortalının ilk hizmet süresinin kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona erdiği ve bu dönem için kendisine kıdem tazminatının eksiksiz ödendiği ve sigortalının daha sonraki dönemde de iş sözleşmesi kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona erdiğinde, <strong>sigortalıya yalnızca ikinci hizmet süresine ilişkin kıdem tazminatının ödenmesi gerekmektedir</strong>. Özetle, önceki hizmet süresi yönünden daha önce ödenmiş olan kıdem tazminatı yeniden dikkate alınmayacaktır. Bu konuda Yargıtay’ın içtihatları da bu yöndedir:</p>

<p style="text-align:justify">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 03.06.2021 tarihli, 2021/5594 E., 2021/9895 K. sayılı kararında: <i>"…Mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14/2. maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında, işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi, hizmet birleştirmesi için şarttır. İşçinin önceki çalışmaları kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz.’’ </i></p>

<p style="text-align:justify"><strong>4.2. İlk Hizmet Süresi İçin İşçiye Kıdem Tazminatı Ödenmemiş Olması </strong></p>

<p style="text-align:justify">İşçinin ilk hizmet süresi kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona ermiş olmasına rağmen, herhangi bir nedenle bu dönem için kendisine kıdem tazminatı ödenmemişse, daha sonra aynı işverene ait işyerinde gerçekleşen ikinci hizmet süresiyle birlikte her iki dönem birleştirilerek kıdem tazminatı hesaplanır ve işçiye, ilk ve son hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son hizmet süresinin sona erdiği tarihteki giydirilmiş brüt ücreti esas alınarak kıdem tazminatı ödenir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu yönde Yargıtay’ın kararı şöyledir: “<i>Dosya içeriğine göre; davacının ilk dönem çalışması 2 ay, 3 ... olup bir yılı aşmasa da bu dönemin kıdem tazminatı hak etmeyecek şekilde sona erdiğine ilişkin herhangi bir bilgi ya da belge bulunmadığından ve davacı aynı işyerinde 22.09.2006 tarihinde işe girerek çalışmaya devam ettiğinden ilk dönemin tasfiye edildiğiden söz edilemez. Bu itibarla, davacının, 08...2006-31.08.2006 ve 22.09.2006-30.11.2007 tarihleri arasındaki dönemlerdeki hizmet süreleri birleştirilmek suretiyle toplam çalışma süresi üzerinden kıdem tazminat alacağının hüküm altına alınması gerekir.</i>” (Yargıtay 9.HD, E. 2023/5859, K. 2023/6813, T. 10.05.2023).</p>

<p style="text-align:justify">Çalışma sürelerinin birleştirilmesinde sınırsız bir zaman aralığının olmadığını unutmamak gerekir. Sigortalının iş sözleşmesinin ilk hizmet süresinde kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona ermiş olmasına rağmen <strong>beş yıllık zamanaşımı süresi içinde</strong> (25.10.2017 tarihinden önce <strong>zamanaşımı</strong> süresi 10 yıl) bu hakkını kullanmamış ve bu sürenin geçmesinden sonra aynı işveren nezdinde yeniden çalışmaya başlamışsa, önceki hizmet süresinin yeni dönemle birleştirilerek kıdem tazminatına esas alınmasına engel teşkil etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>4.3. Kıdem Tazminatına Hak Kazandırmayan Bir Sebeple Önceki Çalışmanın Sona Ermesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Aralıklı çalışma halinde, sigortalının önceki çalışma dönemi kıdem tazminatına hak kazandırmayacak bir sebeple sona ermişse, bu döneme ait hizmet süresi <strong>toplam kıdem süresinin hesabında dikkate alınmaz</strong>. Bu durumda, sigortalının ikinci hizmet süresi kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona erdiğinde, sigortalıya <strong>yalnızca bu ikinci hizmet süresine ilişkin</strong> kıdem tazminatı ödenir.</p>

<p style="text-align:justify">Her ne kadar 1475 sayılı mülga İş Kanunu’nun yürürlükte bulunan 14. Maddesinde kıdeme esas süre hesabında önceki çalışmanın kıdem tazminatına hak kazanılması veya kazanılmaması gibi bir ayrıma gitmemişken; genellikle yargı kararlarında önceki çalışma döneminin kıdem tazminatına hak kazanılmayacak bir sebeple sona erdirilmesi halinde önceki dönemin dışlanması şeklinde karar verildiği görülmektedir. (Yargıtay 22. HD. 2017/8912 E, 2017/23743 K).</p>

<p style="text-align:justify"><strong>4.4. İkinci Hizmet Süresinin Kıdem Tazminatına Hak Kazandırmayacak Bir Sebeple Sona Ermesi</strong></p>

<p style="text-align:justify">Aralıklı olarak kurulmuş iş ilişkilerinden sonuncusunun kıdem tazminatına hak kazandırmayan bir sebeple sona ermesi halinde, önceki iş sözleşmesi kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona ermiş ve bu döneme ilişkin kıdem tazminatı da sigortalıya ödenmemiş ise, işverenin önceki döneme ait kıdem tazminatını ödemesi gerekir. Ancak bunun için, önceki çalışma dönemi bakımından kıdem tazminatına hak kazanılan tarihten itibaren 5 (veya 10) yıllık zamanaşımı süresinin henüz dolmamış olması gerekmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Yargıtay 9. HD. E.: 2015/31426, K.: 2019/3619, T.: 14.02.2019 kararında benzer sonuca ulaşmaktadır: “<i>Somut uyuşmazlıkta, davacının aralıklı dönemler halinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu halde, fesih bakımından her dönemin ayrı ayrı ele alınması gereklidir. Davacının 12.03.2014-02.07.2014 tarihleri arasındaki son dönem çalışması yönünden, iş akdinin davacının gerçekleştirdiği hırsızlık eylemi nedeniyle işveren tarafından haklı nedenle sona erdirildiği dosyası içeriğiyle sabittir. Ancak davacı dava dilekçesinde son dönem çalışmasını dışlayarak istekte bulunmuştur. Bu nedenle davacının son dönem dışındaki çalışma dönemleri yönünden mahkemece iş sözleşmesinin hangi tarafça feshedildiği ve bu dönemler yönünden kıdem ve ihbar tazminatı alacağına hak kazanıp kazanmadığı bakımından ayrı ayrı değerlendirme yapılmalıdır</i>.”</p>

<p style="text-align:justify"><strong>5. Fasılalı Çalışmalarda İhbar Tazminatı</strong></p>

<p style="text-align:justify">1475 sayılı İş Kanunu’nun yürürlükte olan 14. maddesinde kıdem tazminatı yönünden öngörülen aynı işverene bağlı olarak bir veya farklı işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesine imkân tanıyan bir düzenleme, ihbar tazminatı açısından mevcut değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle, ihbar tazminatında, sigortalının aynı işverene bağlı farklı dönemlerdeki çalışma sürelerinin birleştirilmesi suretiyle toplu bir ihbar tazminatı hesabı yapılması mümkün değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu çerçevede, her bir çalışma dönemi ihbar tazminatı açısından ayrı ayrı değerlendirilmelidir (Yargıtay 9. HD. E.: 2024/13177, K.: 2024/15864, T.: 05.12.2024 ve Yargıtay 9. HD. E.: 2025/6398, K.: 2025/7870, T.: 15.10.2025).</p>

<p style="text-align:justify"><strong>6. Sonuç</strong></p>

<p style="text-align:justify">Fasılalı çalışmalarda hem yıllık izin hem de kıdem tazminatı hesabında esas alınması gereken nokta, sigortalının aynı işverene bağlı fiili hizmet süreleri ve her bir çalışma döneminin nasıl sona erdiğidir. Yıllık izin bakımından, aynı işverene ait işyerlerinde aralıklı da olsa geçen süreler birleştirilerek izne esas kıdem süresi belirlenmeli; önceki dönemlerde izinlerin kullandırılmış veya ücretinin ödenmiş olması, o dönemin tamamen yok sayılmasına yol açmamaktadır. Bu konuda karşı görüş ve yargı kararları da olduğu dikkate alınmalıdır. İş hukuku ve uygulamalarında her bir olayın kendine has değerlendirilmesi gerektiğinden, genel-geçer uygulamalardan ve değerlendirilmelerden sakınılmasını önermekteyiz.</p>

<p style="text-align:justify">Kıdem tazminatı yönünden ise, fasılalı sürelerin birleştirilebilmesi için her bir dönemin kıdem tazminatına hak kazandıran bir şekilde sona ermiş olması, önceki dönem için kıdem tazminatı ödenmişse aynı süre için yeniden hesaplama yapılmaması ve zamanaşımı süresinin gözetilmesi gerekir. Bu nedenle, aralıklı çalışma hallerinde hem yıllık izin hem de kıdem tazminatı hesaplaması yapılırken, her dönem için fesih sebebi, ödeme durumu ve zamanaşımı koşulları birlikte değerlendirilmelidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>KPMG | Muhammet Kılıçöz Kıdemli Müdür</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/fasilali-calismalarda-yillik-ucretli-izin-kidem-tazminati-ve-ihbar-tazminati-uygulamalari</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 08:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/fasilali-calisma.png" type="image/jpeg" length="89974"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İlk altı ayın bütçe verileri açıklandı: Verginin yükü yine ücretli ve tüketicide]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/ilk-alti-ayin-butce-verileri-aciklandi-verginin-yuku-yine-ucretli-ve-tuketicide</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/ilk-alti-ayin-butce-verileri-aciklandi-verginin-yuku-yine-ucretli-ve-tuketicide" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her ne kadar yılın ilk yarısında gelir ve kurumlar vergisinin bütçe hedeflerine ulaşma performansı güçlü görünse de gelir vergisi tahsilatının yaklaşık yüzde 92'sinin hâlâ stopaj yoluyla elde edilmesi, vergi yükünün büyük ölçüde ücretliler ile kaynağında vergilendirilen mükellefler üzerinde taşınmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p class="p1" style="text-align:justify">Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2026 yılı Ocak–Haziran dönemi merkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerini 16 Temmuz 2026 Perşembe günü açıkladı.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">İlk altı aylık verilere göre toplam vergi gelirlerinin <strong>yüzde 43,76'sı katma değer vergisi (KDV) ve özel tüketim vergisinden (ÖTV)</strong> oluşurken, <strong>dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 59,30</strong>, <strong>dolaysız vergilerin payı ise yüzde 40,70</strong> olarak gerçekleşti.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Bu tablo, Türkiye'de vergi sisteminin temel finansman kaynağının hâlen tüketim üzerinden alınan dolaylı vergiler olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Bununla birlikte, yılın ilk altı ayına ilişkin bu dağılımı değerlendirirken gelir ve kurumlar vergisinin tahsilat takvimini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Zira bu iki vergi türünde tahsilat yıl içine eşit dağılmamakta, belirli dönemlerde yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla yıl sonuna doğru dolaylı ve dolaysız vergilerin toplam içindeki paylarında değişiklik yaşanması beklenmektedir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Öte yandan gelir vergisinin yapısı bakımından dikkat çekici bir husus değişmemiştir. Ocak–Haziran döneminde tahsil edilen gelir vergisinin <strong>yüzde 91,52'si stopaj yoluyla</strong>, yalnızca <strong>yüzde 6,36'sı beyana dayalı</strong> olarak tahsil edilmiştir. Yaklaşık <strong>5,5 milyon mükellefin yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesine rağmen</strong>, gelir vergisi tahsilatının omurgasını yine kaynağında kesilen vergiler oluşturmaktadır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify"><strong>Başka bir ifadeyle, gelir vergisi sisteminin finansmanı büyük ölçüde ücretliler ile stopaja tabi gelir elde eden mükellefler üzerinden sağlanmaya devam etmektedir.</strong></p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Kurumlar vergisinde ise farklı bir görünüm söz konusudur. Bu vergi, büyük ölçüde yıllık beyanname üzerinden tek seferde tahsil edildiğinden, yılın ilk yarısındaki veriler dönemsel etkiler taşımaktadır. Ocak–Haziran döneminde kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı <strong>yüzde 12,58</strong> olarak gerçekleşmiş olmakla birlikte, yılın ilerleyen aylarında diğer vergi gelirlerinin artmasıyla bu oranın nispi olarak gerilemesi beklenmektedir.</p>

<h3 class="p1" style="text-align:justify"><strong>2026 Haziran ayı bütçe gerçekleşmeleri</strong></h3>

<p class="p1" style="text-align:justify">2026 yılı Haziran ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 395,5 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 509,6 milyar TL ve <strong>bütçe fazlası 114,2 milyar TL</strong> olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 193,9 milyar TL ve faiz dışı fazla ise 315,8 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Genel görünüm aşağıdaki tabloda bulunmaktadır.</p>

<p class="p4" style="text-align:center"><img alt="" height="234" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/07/2e150a59-ee4c-4c49-a289-c1275a61c17a.webp" width="600" /></p>

<p class="p6" style="text-align:justify">Merkezi yönetim bütçesi 2025 yılı Haziran ayında 330 milyar 176 milyon TL açık vermiş iken 2026 yılı Haziran ayında 114 milyar 164 milyon TL fazla vermiştir. 2025 yılı Haziran ayında 54 milyar 501 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2026 yılı Haziran ayında 315 milyar 770 milyon TL faiz dışı fazla verilmiştir.</p>

<div class="article-inline-ad-wrapper" style="text-align:justify"></div>

<h3 class="p1" style="text-align:justify"><strong>2026 Ocak-Haziran dönemi bütçe giderleri</strong></h3>

<p class="p1" style="text-align:justify">2026 yılı Ocak-Haziran döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 8 trilyon 730,2 milyar TL, bütçe gelirleri 7 trilyon 787,3 milyar TL ve <strong>bütçe açığı 942,8 milyar TL</strong> olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 7 trilyon 265,9 milyar TL ve faiz dışı fazla ise 521,4 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Merkezi yönetim bütçesi 2025 yılı Ocak-Haziran döneminde 980 milyar 478 milyon TL açık vermiş iken <strong>2026 yılı Ocak-Haziran döneminde 942 milyar 835 milyon TL açık vermiştir</strong>. 2025 yılı Ocak-Haziran döneminde 130 milyar 962 milyon TL faiz dışı fazla verilmiş iken 2026 yılı Ocak- Haziran döneminde 521 milyar 414 milyon TL faiz dışı fazla verilmiştir.</p>

<h3 class="p1" style="text-align:justify"><strong>2026 Ocak-Haziran dönemi bütçe gelir gerçekleşmeleri</strong></h3>

<p class="p1" style="text-align:justify">Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Haziran dönemi itibarıyla 7 trilyon 787 milyar 344 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. <strong>Vergi gelirleri 6 trilyon 619 milyar 741 milyon TL</strong>, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 955 milyar 533 milyon TL olmuştur.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">2025 yılı Ocak-Haziran döneminde bütçe gelirleri 5 trilyon 598 milyar 580 milyon TL iken 2026 yılının aynı döneminde yüzde 39,1 oranında artarak 7 trilyon 787 milyar 344 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2026 yılı Ocak-Haziran dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 38,7 oranında artarak 6 trilyon 619 milyar 741 milyon TL olmuştur.</p>

<p class="p8" style="text-align:justify"><strong><i>Aşağıdaki tabloda 2026 Ocak-Haziran dönemi vergi gelirleri ve bu vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payları gösterilmiştir. </i></strong></p>

<p class="p5" style="text-align:center"><img alt="" height="761" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/07/8f0b93e0-0b45-4c88-895a-19700acd87cd.webp" width="600" /></p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere 2026 Ocak-Haziran döneminde <strong><i>KDV ve ÖTV’nin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 43,76; dolaylı vergilerin</i></strong> payı yüzde 59,30 ve <strong><i>dolaysız vergilerin</i></strong> payı ise yüzde 40,70 olarak gerçekleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="p1" style="text-align:justify"><strong>Aşağıdaki tabloda, 2026 yılı bütçe hedefleri ile Ocak–Haziran döneminde gerçekleşen tahsilat tutarları karşılaştırmalı olarak yer almaktadır.</strong></p>

<p class="p4" style="text-align:center"><img alt="" height="729" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/07/2d5b2a2a-123e-4a54-8c67-86efd673a613.webp" width="600" /></p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Tabloya bakıldığında, 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin merkezi yönetim bütçe gerçekleşmeleri, toplam gelirler ve vergi gelirleri bakımından bütçe hedefleriyle genel olarak uyumlu bir seyir izlendiğini göstermektedir. Merkezi yönetim gelirlerinin yıl sonu bütçe hedefinin yüzde 47,87’sine, vergi gelirlerinin ise yüzde 47,85’ine ulaşılmış olması ilk bakışta dengeli bir görünüm ortaya koymaktadır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Ancak vergi türleri itibarıyla yapılan değerlendirme, bütçe gelirlerinin farklı kaynaklardan farklı hızlarda beslendiğini ve yılın ikinci yarısına ilişkin önemli ipuçları verdiğini göstermektedir. Gelir ve kazanç üzerinden alınan vergilerde gerçekleşme oranının yüzde 51,03’e ulaşması, gelir vergisi (yüzde 50,76) ve kurumlar vergisinin (yüzde 51,60) bütçe hedeflerini yılın ilk yarısında yakaladığını ortaya koymaktadır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Bununla birlikte <strong>gelir vergisinin yaklaşık yüzde 92’sinin stopaj yoluyla tahsil edilmesi</strong>, vergi yükünün büyük ölçüde ücretliler ve kaynağında kesinti yapılan mükellefler üzerinde yoğunlaşmaya devam ettiğini göstermektedir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Kurumlar vergisinde beyana dayanan tahsilatın bütçe hedefinin yalnızca yüzde 7,63’üne ulaşmış olması ise olumsuz bir performanstan ziyade kurumlar vergisinin beyan ve ödeme takviminden kaynaklanmakta; buna karşılık kurumlar geçici vergisinde yüzde 66,18’lik gerçekleşme oranı yılın ilk yarısında önemli bir tahsilat sağlandığını ortaya koymaktadır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Buna karşılık dahilde alınan mal ve hizmet vergilerinde gerçekleşme oranının yüzde 43,68’de kalması ve özellikle Özel Tüketim Vergisi tahsilatının bütçe hedefinin yalnızca yüzde 36,12’sine ulaşması dikkat çekmektedir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Alt kalemlerde petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan ÖTV’de yüzde 22,67, motorlu taşıtlarda yüzde 37,84, alkollü içkilerde yüzde 39,19 ve tütün mamullerinde yüzde 44,47 oranında gerçekleşme kaydedilmiş olması, dolaylı vergiler bakımından yılın ikinci yarısında ilave tahsilat ihtiyacının doğabileceğine işaret etmektedir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Buna karşılık Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi’nde yüzde 55,18’lik gerçekleşme oranı finansal işlemlerden elde edilen vergi gelirlerinin güçlü seyrini koruduğunu göstermektedir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Dahilde alınan KDV ile ithalde alınan KDV tahsilatlarının sırasıyla yüzde 49,38 ve yüzde 48,69 seviyelerinde birbirine oldukça yakın gerçekleşmesi iç talep ile dış ticaret kaynaklı vergi gelirlerinin benzer hızda ilerlediğini ortaya koyarken, konaklama vergisinin yüzde 20,98’de kalması turizm sezonunun ağırlıklı olarak yılın ikinci yarısında yaşanmasının doğal bir sonucu olarak değerlendirilebilir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Değerli Konut Vergisi’nin bütçe hedefinin yüzde 213’üne ulaşmış olması ise tahminlerin ihtiyatlı yapıldığını göstermekle birlikte, mutlak tahsilat tutarının oldukça düşük olması nedeniyle bütçe dengeleri üzerinde belirleyici bir etki yaratmamaktadır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">En nihayetinde, 2026 yılının ilk yarısında bütçe hedefleri genel olarak planlandığı şekilde ilerlemekle birlikte, vergi gelirlerinin bileşimi Türkiye’de vergi yükünün hâlen önemli ölçüde stopaj yoluyla ücretliler üzerinde taşındığını, buna karşılık ÖTV tahsilatındaki zayıf performans nedeniyle yılın ikinci yarısında dolaylı vergilere ilişkin yeni düzenlemelerin veya tahsilatı artırıcı tedbirlerin gündeme gelebileceğini göstermektedir.</p>

<h3 class="p1" style="text-align:justify"><strong>Ocak-Haziran 2026 ile geçen yıl aynı dönem vergi tahsilatı karşılaştırılması</strong></h3>

<p class="p1" style="text-align:justify">2025 yılı Ocak-Haziran döneminde bütçe gelirleri 5 trilyon 598 milyar 580 milyon TL iken 2026 yılının aynı döneminde yüzde 39,1 oranında artarak 7 trilyon 787 milyar 344 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2026 yılı Ocak-Haziran dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 38,7 oranında artarak 6 trilyon 619 milyar 741 milyon TL olmuştur.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify"><strong><i>Aşağıdaki tabloda vergi kalemleri bazında Ocak-Haziran 2026 tahsilat tutarları ile geçen yılın aynı dönemdeki tahsilat tutarları ve değişim oranları bulunmaktadır. </i></strong></p>

<p class="p4" style="text-align:center"><img alt="" height="647" src="https://media-cdn.t24.com.tr/media/library/2026/07/5ba310ca-3d93-4a9c-a8b3-c8d6ddce2dcb.webp" width="600" /></p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Yukarıdaki tabloya göre 2026 yılının ilk altı ayındaki vergi tahsilatları, 2025 yılının aynı dönemine göre genel bütçe gelirlerinde yüzde 39,1, vergi gelirlerinde ise yüzde 38,7 oranında artış olduğunu göstermektedir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Ancak vergi türleri itibarıyla artış oranları incelendiğinde oldukça farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Gelir vergisi (yüzde 54,6), kurumlar vergisi (yüzde 54,5), damga vergisi (yüzde 52,7), harçlar (yüzde 76,2) ve veraset ve intikal vergisindeki (yüzde 61,5) yüksek artışlar dikkat çekerken, toplam ÖTV gelirlerindeki artışın yalnızca yüzde 8,5 ile sınırlı kalması öne çıkmaktadır. Özellikle petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan ÖTV'nin geçen yılın aynı dönemine göre <strong>yüzde 34,1 oranında azalması</strong>, toplam ÖTV performansını aşağı çeken en önemli unsur olmuştur.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Buna karşılık tütün (yüzde 35,9), alkollü içkiler (yüzde 29,6), motorlu taşıtlar (yüzde 14,1) ve dayanıklı tüketim mallarından (yüzde 38,7) alınan ÖTV artışları bu düşüşü telafi etmeye yetmemiştir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Gelir vergisi içinde stopaj yoluyla tahsil edilen verginin yüzde 52,8 artarak 1,63 trilyon TL'ye ulaşması, vergi yükünün büyük ölçüde ücretliler ve kaynağında kesinti yapılan mükellefler üzerinde taşınmaya devam ettiğini bir kez daha ortaya koymaktadır.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Kurumlar vergisinde beyana dayanan tahsilatın yüzde 88,6 oranında gerilemesine karşılık geçici verginin yüzde 201,8 artması ise vergi takvimindeki değişikliklerden kaynaklanan teknik bir görünüm sergilemektedir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">İthalde alınan KDV'nin yüzde 32,7, dahilde alınan KDV'nin ise yüzde 38,4 artması iç tüketim ve ithalat kaynaklı vergi gelirlerinin enflasyonun da etkisiyle artmaya devam ettiğini göstermektedir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">Buna karşılık dijital hizmet vergisi (yüzde 9,4) ile konaklama vergisindeki (yüzde 7,6) sınırlı artışlar ve petrol ürünlerinden alınan ÖTV'deki gerileme, bazı dolaylı vergi kalemlerinde önceki yıllara göre daha zayıf bir tahsilat performansına işaret etmektedir.</p>

<p class="p1" style="text-align:justify">2026'nın ilk yarısında bütçe gelirleri güçlü bir artış göstermiş olsa da bu artış vergi türleri arasında homojen dağılmamış; özellikle dolaylı vergiler içinde ÖTV'nin zayıf seyri, buna karşılık stopaj yoluyla tahsil edilen gelir vergisinin güçlü artışı vergi sisteminin yük dağılımına ilişkin önemli ipuçları vermiştir.</p>

<h3 class="p8" style="text-align:justify"><strong>Sonuç ve genel değerlendirme</strong></h3>

<p class="p8" style="text-align:justify">2026 yılının ilk altı ayına ilişkin bütçe gerçekleşmeleri, merkezi yönetim gelirlerinin ve vergi tahsilatının yıl sonu hedefleriyle genel olarak uyumlu ilerlediğini göstermektedir. Ancak verilerin ayrıntıları incelendiğinde, Türkiye'nin vergi yapısında uzun yıllardır değişmeyen temel eğilimlerin devam ettiği görülmektedir.</p>

<p class="p8" style="text-align:justify">Her ne kadar yılın ilk yarısında gelir ve kurumlar vergisinin bütçe hedeflerine ulaşma performansı güçlü görünse de gelir vergisi tahsilatının yaklaşık <strong>yüzde 92'sinin hâlâ stopaj yoluyla</strong> elde edilmesi, vergi yükünün büyük ölçüde ücretliler ile kaynağında vergilendirilen mükellefler üzerinde taşınmaya devam ettiğini ortaya koymaktadır.</p>

<p class="p8" style="text-align:justify">Buna karşılık dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki yüzde 59,30'luk ağırlığını koruması da tüketim üzerinden alınan vergilerin bütçe finansmanındaki belirleyici rolünün sürdüğünü göstermektedir.</p>

<p class="p8" style="text-align:justify">Öte yandan, ÖTV tahsilatının hem bütçe hedeflerinin hem de geçen yılın aynı dönemindeki artış hızının gerisinde kalması, özellikle petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan ÖTV'deki gerilemeyle birlikte değerlendirildiğinde, yılın ikinci yarısında dolaylı vergiler bakımından yeni mali tedbirlerin gündeme gelip gelmeyeceğinin yakından izlenmesi gerektiğini göstermektedir.</p>

<p class="p8" style="text-align:justify"><strong>Ezcümle</strong>, 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin bütçe verileri hedeflerle büyük ölçüde uyumlu bir görünüm ortaya koymaktadır. Ancak rakamların ayrıntıları incelendiğinde vergi sisteminin yapısında kayda değer bir değişim olmadığı anlaşılmaktadır.</p>

<p class="p8" style="text-align:justify">Gelir vergisinin büyük ölçüde stopaj yoluyla tahsil edilmeye devam etmesi ve dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki ağırlığını koruması, bütçe gelirlerinin hâlâ ağırlıklı olarak ücretliler ile tüketicilerin ödediği vergilerden oluştuğunu göstermektedir.</p>

<p class="p8" style="text-align:justify">Vergi gelirleri artabilir, bütçe hedefleri gerçekleşebilir. Ancak vergi yükünün kimlerin omzunda taşındığı değişmediği sürece, bütçe rakamları tek başına vergi adaletinin sağlandığını göstermeye yetmeyecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Murat BATI</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/ilk-alti-ayin-butce-verileri-aciklandi-verginin-yuku-yine-ucretli-ve-tuketicide</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/10/butce-2.jpg" type="image/jpeg" length="35937"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haziran ihracatından iyi haber]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/haziran-ihracatindan-iyi-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/haziran-ihracatindan-iyi-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haziran ayı dış ticaret verileri, yılın ilk yarısına ilişkin genel tabloyu daha net görmemizi sağladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">İlk bakışta ihracatta oldukça güçlü bir artış dikkat çekse de altı aylık gerçekleşmeler ve ithalatın seyri birlikte değerlendirildiğinde dış ticaret dengesindeki kırılganlığın devam ettiği görülüyor. Buna bir de cari işlemler dengesindeki gelişmeler eklendiğinde, ekonominin ikinci yarıda yakından izlenmesi gereken önemli göstergeler ortaya çıkıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Haziran ihracatında takvim etkisi</strong><br />
Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre haziran ayında ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21.8 artarak 24.94 milyar dolara ulaştı. Ancak bu güçlü performansı değerlendirirken takvim etkisini göz ardı etmemek gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Geçen yıl Kurban Bayramı’nın haziran ayının ilk günlerine denk gelmesi nedeniyle çalışılan gün sayısı bu yılın haziran ayına göre eksik günlerden oluşmuştu. Bu yıl ise bayramın mayıs ayına kayması, haziran ayı ihracatını doğal olarak olumlu etkiledi. Nitekim mayıs ayında da aynı takvim etkisi nedeniyle ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9.7 gerilemişti. Dolayısıyla haziran ayında görülen yüksek artışın önemli bir kısmı baz etkisinden kaynaklanıyor. Bu nedenle daha sağlıklı bir değerlendirme için altı aylık verilere bakmak gerekiyor. Ocak-haziran döneminde ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4.1 artarak 277.94 milyar dolara yükseldi. Bu oran, ihracatın artmaya devam ettiğini göstermekle birlikte, küresel talepteki zayıflık ve dış pazarlardaki belirsizlikler nedeniyle büyümenin sınırlı kaldığını ortaya koyuyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sektörel performans ve bazı sektörler</strong><br />
Haziran ayında sektörler bazında oldukça dikkat çekici artışlar yaşandı. Madencilik sektörü yüzde 41.2 ile en yüksek artışı kaydederken, demir ve demir dışı metaller ihracatı yüzde 40.7 yükseldi. Elektrik ve elektronik sektöründeki yüzde 30.6’lık artış da teknolojik üretimin dış ticaretteki ağırlığının giderek arttığını gösteriyor. Bu üç sektörde ilk yarı gelişmelerinin de genel artış oranından çok daha iyi olduğunu belirtelim.</p>

<p style="text-align:justify">Toplam ihracat içindeki payları sınırlı olmakla birlikte bazı sektörlerdeki yüksek artış oranları da dikkat çekici. Gemi, yat ve hizmetleri ihracatı aylık yüzde 232.5, 6 aylık yüzde 52.5, yaş meyve ve sebze ihracatı aylık yüzde 96.7, 6 aylık yüzde 29.4 artış gösterdi. Bu veriler, belirli sektörlerde önemli sipariş ve pazar kazanımlarının yaşandığına işaret ediyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İthalattaki güçlü seyir </strong><br />
İhracattaki olumlu tabloya rağmen ithalat tarafındaki artış da hız kesmedi. Haziran ayında ithalat yüzde 23.1 artarak 35.32 milyar dolara yükseldi. Bunun sonucu olarak dış ticaret açığı da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 26.3 büyüyerek 10.4 milyar dolara ulaştı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu görünüm, iç talepte belirli ölçüde yavaşlama yaşansa bile özellikle ara malı ithalatına olan ihtiyacın güçlü şekilde sürdüğünü gösteriyor. Üretimin önemli ölçüde ithal girdilere bağımlı olması, ihracattaki artışın dış ticaret açığını istenilen ölçüde daraltmasını zorlaştırıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cari açıkta ilk yarı görünümü</strong><br />
Merkez Bankası tarafından açıklanan mayıs ayı cari işlemler dengesi de dış ticaret verileriyle uyumlu bir görünüm sergiledi. Mayıs ayında cari işlemler açığı 1.4 milyar dolar ile piyasa beklentilerinin bir miktar üzerinde gerçekleşirken, yıllıklandırılmış cari açık 37.3 milyar dolara yükseldi.</p>

<p style="text-align:justify">Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre cari açıktaki artışın oldukça belirgin olduğunu ortaya koyuyor. Elbette yılın ilk yarısında enerji fiyatları üzerinde etkili olan jeopolitik gelişmelerin, özellikle Amerika, İsrail- İran savaşının oluşturduğu belirsizliklerin bu tabloda önemli payı bulunduğunu da göz önünde bulundurmalı.</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte yılın ikinci yarısına ilişkin görünüm ilk yarıya göre daha dengeli olabilir. Turizm sezonunun hız kazanmasıyla hizmet gelirlerinde beklenen artışın cari dengeyi desteklemesi ve açığın büyüme hızını yavaşlatması beklenebilir. Ayrıca kalıcı bir iyileşme için ihracatta yüksek katma değerli üretimin payındaki artışın devamı, enerji ithalatı bağımlılığının azaltılması ve ara malı üretiminde yerlileşmenin hız kazanması büyük önem taşımaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İstanbul Ticaret Odası Gazetesi |  OSMAN ARIOĞLU</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/haziran-ihracatindan-iyi-haber</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 08:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/ihracat-6.png" type="image/jpeg" length="72716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[MASAK Ulusal Strateji Belgesi (2026-2030)]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/masak-ulusal-strateji-belgesi-2026-2030</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/masak-ulusal-strateji-belgesi-2026-2030" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Türkiye’de Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı ile Mücadele ve Müsadere Uygulamalarında Etkinliğin Arttırılması Strateji Belgesi (2026-2030)” 4 Temmuz 2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 2026/7 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile kamuoyuna duyurulmuştur.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Başkanlığımız, suç gelirlerinin aklanması, terörizmin ve kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesi alanında ülkemizin mali istihbarat birimi olarak faaliyet göstermekle birlikte, bu alanda kurumlar arası koordinasyon, politika ve mevzuat oluşturma süreçlerinde de etkin rol oynamaktadır. Bu kapsamda, uygulama süresi dolan bir önceki strateji belgesi sorumlu ve ilgili tüm paydaşların katkılarıyla güncellenmiş olup, ulusal ölçekte bütüncül, risk temelli ve etkin yaklaşımın geliştirilmesine yönelik bir yol haritası sunan <strong>“Türkiye’de Suç Gelirlerinin Aklanması ve </strong><strong>Terörizmin Finansmanı ile Mücadele ve Müsadere Uygulamalarında Etkinliğin Arttırılması Strateji Belgesi (2026-2030)”</strong> 4 Temmuz 2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 2026/7 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile kamuoyuna duyurulmuştur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İlgili Strateji Belgesi metnine ulaşmak için <a href="https://ms.hmb.gov.tr/uploads/sites/12/2026/07/USB_2026-2030-MASAK-0ea79b30d7cf7f9c.pdf" rel="noopener" target="_blank"><u>Tıklayınız.</u></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/masak-ulusal-strateji-belgesi-2026-2030</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 08:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/09/masak-3.jpg" type="image/jpeg" length="35947"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ahbap tartışması orayı karıştırdı... İki açıklamanın çelişkisi... Rapor bilmecesi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/ahbap-tartismasi-orayi-karistirdi-iki-aciklamanin-celiskisi-rapor-bilmecesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/ahbap-tartismasi-orayi-karistirdi-iki-aciklamanin-celiskisi-rapor-bilmecesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Deprem sonrası Ahbap için güven mesajı veren TÜRMOB'un, soruşturmanın ardından denetimin kapsamını "sınırlı özel amaçlı rapor" olarak açıklaması yeni tartışmaları beraberinde getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2 style="text-align:justify">TÜRMOB, AHBAP'I DENETLEDİ Mİ?</h2>

<p style="text-align:justify">Ahbap Derneği hakkında yürütülen soruşturmanın sonucu elbette yargının vereceği kararla ortaya çıkacaktır. Ancak bugün tartışılması gereken yalnızca Ahbap Derneği değildir. Bir o kadar da tartışılması gereken bir konu da, Türkiye'nin en büyük mesleki kuruluşu olan TÜRMOB'un deprem sonrasında üstlendiği kamusal rol ile bugün yaptığı açıklamalar arasındaki ciddi farklılıktır.</p>

<h2 style="text-align:justify">KAMUOYUNA VERİLEN GÜVENCE</h2>

<p style="text-align:justify">6 Şubat depremlerinin ardından milyonlarca vatandaş yardım yapacağı kurum konusunda tereddüt yaşarken TÜRMOB Başkanı kamuoyunun karşısına çıktı ve Ahbap Derneğinin talebi üzerine denetim görevini üstlendiklerini açıkladı.<br />
Üstelik bunu sıradan bir teknik hizmet olarak sunmadı. "Denetim bizim asli işimizdir, bu görevi memnuniyetle üstleniyoruz, bizi şeffaflık kurtaracak, Türkiye'nin hesap verebilir olmaya ihtiyacı var” ifadelerini kullanarak bunun kamusal bir sorumluluk olduğunu özellikle vurguladı.</p>

<p style="text-align:justify">Daha da önemlisi kamuoyuna, “satın almalarda mümkün olduğunca en az üç teklif toplandığını, en uygun fiyatların tercih edildiğini, harcamaların barınma, çadır, konteyner ve gıda ihtiyaçlarına yönelik olduğunu” tespit ettiklerini açıkladı. Normal bir vatandaş açısından bu açıklamaların tek anlamı vardı:<br />
"TÜRMOB Ahbap'ın faaliyetlerini ayrıntılı biçimde incelemiş ve güvenilir bulmuştur."</p>

<p style="text-align:justify">Tam da bu nedenle bu açıklamalar milyonlarca insanın güven duygusunu etkiledi.<br />
Ahbap hakkındaki soruşturmanın kamuoyunda duyurulmasıyla birlikte TÜRMOB’a güvenerek Ahbap’a yardım yapanlar TÜRMOB’tan kamuoyunun önüne çıkıp iddiaların gerçek olmadığını söylemesini bekledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify">SORUŞTURMAYLA BİRLİKTE DEĞİŞEN AÇIKLAMALAR</h2>

<p style="text-align:justify">Bugün ise aynı TÜRMOB bambaşka bir dil kullanıyor. Soruşturma sonrası 13 Temmuz 2026 tarihli basın açıklamasında bu kez özellikle şu hususlar vurgulanıyor:<br />
Yapılan çalışmanın "Sınırlı Özel Amaçlı Rapor" niteliğinde olduğu, incelemenin yalnızca belirli kayıtlarla sınırlı tutulduğu, esas denetlenmesi gereken pek çok alanın ise özellikle kapsam dışında bırakıldığı ifade ediliyor.<br />
Basın açıklamasında kapsam dışı bırakılan hususlar açıkça sıralanıyor. Dikkat çekici olan ise şudur. Bugün soruşturma kapsamında kamuoyunda tartışılan konuların tamamı da tam bu kapsam dışı bırakılan alanlarla ilişkilidir.<br />
Eğer yapılan çalışma gerçekten sınırlıydıysa, bu sınırlılık neden ilk gün aynı açıklıkla kamuoyuna anlatılmadı? Neden kamuoyu önünde; "şeffaflık", "hesap verebilirlik", "denetim bizim asli görevimiz" gibi güçlü ifadeler kullanılırken, raporların hukuki sınırları aynı açıklıkla anlatılmadı?<br />
Çünkü denetim mesleğinde güven yalnızca yapılan işlemlerden değil, yapılmayan işlemlerin de açıkça belirtilmesinden doğar.</p>

<h2 style="text-align:justify">AÇIKLAMA VAR RAPOR YOK</h2>

<p style="text-align:justify">İşin daha dikkat çekici tarafı ise şudur.<br />
TÜRMOB bugün basın açıklamasında bu raporların Ahbap Derneğinin internet sitesinde bulunduğunu söylemektedir. Bunu gerekçe göstererek düzenlediği raporları kendi kurumsal internet sitesinde yayımlamamaktadır. Yani kamuoyu basın açıklamasıyla yetinmek zorunda bırakılmaktadır. Zira Ahbap Derneğinin internet sitesinde sadece raporların başlıkları verilmekte içeriğine erişim mümkün olamamaktadır. Bu kabul edilebilir değildir. 136 bin meslek mensubunu temsil eden bir kurum, hazırladığı raporları eksiksiz biçimde kamuoyuna açıklamalıdır. Raporun yerine özet açıklama yapmak kurumsal şeffaflık değildir.</p>

<h2 style="text-align:justify">TÜRMOB’UN DENETİM YETKİSİ YOKTUR</h2>

<p style="text-align:justify">Bir başka tartışılması gereken konu ise yetki meselesidir.<br />
3568 sayılı Kanun incelendiğinde TÜRMOB'un görevleri arasında denetimi yapmak diye bir görev bulunmamaktadır. Birliğin görevi mesleğin geliştirilmesi, meslek mensuplarının haklarının korunması temelindeki faaliyetleri yürütmektir.<br />
Denetim Kanunun TÜRMOB'a verdiği bir görev değil, gerekli yetki ve ruhsatlara sahip SMMM ve YMM’lerin yürüttüğü bir faaliyettir. Bu nedenle şu soru da cevap beklemektedir:<br />
TÜRMOB, hangi hukuki yetkiye dayanarak bu faaliyeti kendi kurumsal görevi gibi kamuoyuna sundu?</p>

<h2 style="text-align:justify">DENETİM Mİ SINIRLI UYGUNLUK MU?</h2>

<p style="text-align:justify">Bir başka önemli nokta ise yapılan işin niteliğidir.<br />
Basın açıklamalarından ve yayımlanan bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla yapılan çalışma esas olarak; bağışların banka hesaplarına girip girmediğinin, harcamaların banka kayıtlarında bulunup bulunmadığının, harcama ve ödeme belgelerinin birbirini doğrulayıp doğrulamadığının tespitinden ibarettir.<br />
Ancak bunun, kamuoyunda oluşturulduğu gibi kapsamlı bir faaliyet denetimi olmadığı da artık bizzat TÜRMOB tarafından kabul edilmektedir.</p>

<h2 style="text-align:justify">GÜVEN VERİLDİ, SORUMLULUK SINIRLANDI MI?</h2>

<p style="text-align:justify">İşte sorun tam burada başlamaktadır.<br />
Basit bir uygunluk tespitine, kamuoyunda kapsamlı bir güven sertifikası anlamı yüklenmesine neden olacak bir iletişim dili kurulmuştur.<br />
Bugün ise aynı kurum bunun yalnızca "sınırlı özel amaçlı" bir çalışma olduğunu söylemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Acaba TÜRMOB, bugün ortaya çıkan riskleri görmesine rağmen kamuoyunda güven oluşturacak söylemi bilinçli olarak kullanırken, hazırladığı raporları ise doğabilecek hukuki sorumluluktan kaçınacak şekilde mi kaleme almıştır? Peki, oluşturulan bu güven nedeniyle vatandaşların bağış kararlarının etkilenmiş olması halinde, bunun hiçbir hukuki sonucu bulunmadığı söylenebilir mi?</p>

<h2 style="text-align:justify">İŞİN BIRAKILDIĞ NİÇİN AÇIKLANMADI</h2>

<p style="text-align:justify">Cevap bekleyen bir soru da şudur:<br />
TÜRMOB basın açıklamasında yalnızca 30 Haziran 2023 tarihine kadar iki dönem için rapor düzenlendiğini belirtmektedir.<br />
Peki daha sonra neden devam edilmedi?<br />
Eğer başlangıçta "Türkiye'nin yaralarını saracağız", "şeffaflık sağlayacağız", "hesap verebilirlik oluşturacağız" denilmişse, bu görevin neden sona erdiği de aynı açıklıkla kamuoyuna anlatılmalıydı.</p>

<h2 style="text-align:justify">KAMU GÜCÜ ÖZEL BİR DERNEK İÇİN KULLANILABİLİR Mİ?</h2>

<p style="text-align:justify">Son olarak şu soru da cevaplandırılmalıdır: 3568 sayılı Kanun uyarınca kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan TÜRMOB, afet dönemlerinde yardım toplama, koordinasyon ve kamu kaynaklarının yönlendirilmesi konusunda kanunla görevli kamu kurum ve kuruluşları mevcutken, kurumsal ağırlığını kullanarak vatandaşların bağış tercihlerini belirli bir özel hukuk tüzel kişisine yönlendirecek nitelikte açıklamalar yapabilir mi? Bunun hukuki dayanağı ve kamu yararı ilkesiyle bağdaşıp bağdaşmadığı da açıklığa kavuşturulmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>NOT: Bu yazı, dönemin TÜRMOB Başkanı Emre Kartaloğlu hakkında yürütülen adli süreç ve gözaltı kamuoyuna yansımadan önce kaleme alınmış ve tamamlanmıştır. Yazı, sonradan ortaya çıkan bu gelişmeler nedeniyle değiştirilmemiştir.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Yusuf İleri</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Odatv.com</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/ahbap-tartismasi-orayi-karistirdi-iki-aciklamanin-celiskisi-rapor-bilmecesi</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 08:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2022/11/sddk-sigorta-denetleme-kurulu-1.jpg" type="image/jpeg" length="66339"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturmada yeni dalga: CHP'li Emre Kartaloğlu da aralarında]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/ahbap-dernegine-yonelik-sorusturmada-yeni-dalga-chpli-emre-kartaloglu-da-aralarinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/ahbap-dernegine-yonelik-sorusturmada-yeni-dalga-chpli-emre-kartaloglu-da-aralarinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturma kapsamında ikinci dalga operasyonda Oğuzhan Uğur ile birlikte 6 şüpheli daha gözaltına alındı. Gözaltına alınan isimlerden birinin CHP'li Meclis üyesi Emre Kartaloğlu olduğu ifade edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ahbap Derneği ve Haluk Levent'in özellikle 6 Şubat depremleri sonrası topladığı milyarlarca liralık bağışlar hakkındaki usulsüzlük iddiaları uzun süredir gündemdeydi.</p>

<p>Derneğin kurucusu Haluk Levent hakkında iddialar sonrası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Haluk Levent ve bazı şüpheliler daha önce gözaltına alındı.</p>

<h2><strong>18 ŞÜPHELİ TUTUKLANDI</strong></h2>

<p>Emniyet ifadesinde bazı usulsüzlükleri kabul eden Levent, 'yolsuzluk' yapmadığını savundu.</p>

<p>Soruşturma kapsamında, Haluk Levent başta olmak üzere 18 şüpheli tutuklandı.</p>

<h2><strong>AHBAP DERNEĞİ'NE YENİ DALGA OPERASYON</strong></h2>

<p>Soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.</p>

<p>Oğuzhan Uğur ile birlikte toplam 6 kişi daha gözaltına alındı.</p>

<h2><strong>ESKİ TÜRMOB BAŞKANI...</strong></h2>

<p>Gözaltına alınanlardan biri de CHP'li Meclis üyesi Emre Kartaloğlu oldu.</p>

<p>Emre Kartaloğlu, eski TÜRMOB (Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği) Başkanı olarak biliniyor.</p>

<h2><strong>"RAPORDA USULSÜZLÜK YOK" DEMİŞTİ</strong></h2>

<p>6 Şubat 2023 depremi döneminde Ahbap Derneği'nin mali denetimini yapan heyetin raporunda 'usulsüzlük olmadığı' yönünde görüş bildirdiği ortaya çıktı.</p>

<p>Kartaloğlu ayrıca CHP Parti Meclisi üyesi ve Ekrem İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nde Ticaret ve Politika Kurulu Başkanı olarak görev yapıyor.</p>

<p><strong>Ensonhaber</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/ahbap-dernegine-yonelik-sorusturmada-yeni-dalga-chpli-emre-kartaloglu-da-aralarinda</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 18:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/ahbapemrekartaloglu.jpg" type="image/jpeg" length="35901"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Deprem sonrası konut piyasasında neler değişti?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/deprem-sonrasi-konut-piyasasinda-neler-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/deprem-sonrasi-konut-piyasasinda-neler-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TCMB'nin yayımladığı analiz, 2023 depremlerinin ardından kitlesel göçün kiralık konut piyasasında talep şoku yarattığını ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), "Konut Piyasası Baskıları ve Deprem Sonrası Yerinden Edilme: 2023 Türkiye Depremlerinden Bulgular" başlıklı çalışma yayımladı.</p>

<p>Çalışmanın İngilizce özet bölümünde, Şubat 2023 depremlerinin Türkiye'deki konut piyasasına etkilerinin çevrimiçi <a href="https://www.ekonomim.com/sektorler/emlak" rel="nofollow" target="_blank" title="Emlak">emlak</a> ilanı verileri ve zamana dayalı regresyon süreksizliği yöntemi kullanılarak incelendiği belirtildi.</p>

<p>Bulguların, kitlesel göçün tetiklediği ve etkisi ağırlıklı olarak kiralık konut piyasasında hissedilen bir talep şokuna işaret ettiği ifade edildi. Şokun, göç eden hanelerin konut talebinden kaynaklandığıyla uyumlu olarak ticari gayrimenkul piyasasında anlamlı bir etki tespit edilmediği kaydedildi.</p>

<p>Çalışmada, fiyat etkilerinin konut segmentleri arasında belirgin farklılık gösterdiği belirtilirken, kira etkilerinin depremzede hanelerin kalabalık aile yapısını yansıtır biçimde çok odalı konutlarda ve afet sonrasında güvenli yapılara yönelimin göstergesi olarak yeni konutlarda en yüksek düzeye ulaştığı ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İl düzeyindeki yatay kesit ve farkların farkı tahminlerinin ise kira baskısının temel belirleyicilerinin önceden var olan göç ağları ile deprem bölgesine coğrafi yakınlık olduğunu ortaya koyduğu aktarıldı.</p>

<p><strong>Ekonomim</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/deprem-sonrasi-konut-piyasasinda-neler-degisti</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/08/konut3.jpg" type="image/jpeg" length="49981"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fitch Türkiye için dört göstergeyi masaya yatıracak]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/fitch-turkiye-icin-dort-gostergeyi-masaya-yatiracak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/fitch-turkiye-icin-dort-gostergeyi-masaya-yatiracak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fitch Ratings’in Türkiye için 2026 takvimindeki ikinci değerlendirme günü geldi. Türkiye karara BB- kredi notu ve durağan görünümle girerken rezervlerin seyri, yüksek enflasyon ve bölgesel savaşın dış finansman üzerindeki etkisi açıklamanın yönünü belirleyecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’in Türkiye’ye ilişkin planlı değerlendirmesi 17 Temmuz 2026 Cuma günü yapılacak. Fitch Türkiye kararı için piyasaların ana beklentisi, kredi notunun BB- seviyesinde korunması yönünde.</p>

<p>Fitch açıklama için kesin bir saat duyurmadı. Olası raporun Borsa İstanbul’da işlemler tamamlandıktan sonra yayımlanması bekleniyor.</p>

<p>Derecelendirme takviminde bir ülkenin yer alması, o tarihte mutlaka yeni bir rapor veya not değişikliği açıklanacağı anlamına gelmiyor. Kurum değerlendirme yapmasına rağmen mevcut not ve görünümü değiştirmeden rapor yayımlamamayı da tercih edebiliyor.</p>

<h3><strong>Fitch Türkiye kararı hangi seviyeden başlayacak?</strong></h3>

<p>Türkiye’nin uzun vadeli yabancı para cinsinden kredi notu BB-, kredi notu görünümü ise durağan seviyede bulunuyor. BB- notu, yatırım yapılabilir seviyenin üç kademe altında yer alıyor.</p>

<p>Fitch Türkiye kararı açısından üç temel olasılık bulunuyor: Not ve görünümün birlikte korunması, not sabit bırakılırken görünümün değiştirilmesi veya doğrudan kredi notunda değişikliğe gidilmesi.</p>

<p>Piyasa beklentileri ilk seçenekte yoğunlaşıyor. Bununla birlikte karar metninde rezervler, enflasyon, cari açık ve ekonomi politikalarının devamlılığı için kullanılacak ifadeler, not değişmese bile yatırımcılar açısından önem taşıyacak.</p>

<p>Kurumun görünümü pozitife çevirmesi gelecekte bir not artırımının önünü açabilir. Negatif görünüm ise ekonomik ve finansal risklerin yükseldiğine ilişkin daha güçlü bir uyarı anlamına gelir.</p>

<h3><strong>Nisan ayında görünüm neden değişti?</strong></h3>

<p>Fitch, 23 Ocak 2026’daki değerlendirmesinde Türkiye’nin BB- seviyesindeki kredi notunu korurken görünümü durağandan pozitife yükseltmişti. Kararın arkasında döviz rezervlerinin beklentilerden hızlı artması ve dış kırılganlıkların azalması vardı.</p>

<p>Bu iyimser tablo yalnızca üç ay sürdü. Kurum, 10 Nisan’da yaptığı ara değerlendirmede kredi notunu yeniden BB- seviyesinde teyit etti ancak görünümü pozitiften durağana çekti.</p>

<p>Fitch, değişikliğin temel nedenleri arasında Türk lirasını desteklemek amacıyla yapılan müdahalelerin ardından döviz rezervlerinde yaşanan kaybı gösterdi. İran savaşı, yükselen enerji fiyatları ve bölgesel risklerin Türkiye’nin cari açığı ile enflasyon görünümü üzerindeki baskısı da kararda etkili oldu.</p>

<p>Nisan değerlendirmesinde Fitch Türkiye kararı için bir sonraki planlı tarih olarak 17 Temmuz’u göstermişti. Bu nedenle bugün yayımlanabilecek rapor, rezerv kaybının ardından geçen üç aylık dönemin ilk kapsamlı kontrolü olacak.</p>

<h3><strong>Rezervler ve enflasyon masanın merkezinde</strong></h3>

<p>Fitch’in inceleyeceği başlıca alanlardan biri Merkez Bankası rezervlerinin seyri olacak. Rezervlerde kalıcı toparlanma, Türkiye’nin kısa vadeli dış finansman ihtiyacına karşı daha güçlü bir tampon oluşturduğu için kredi profiline olumlu yansıyor.</p>

<p>Enflasyon ise kredi notunun önündeki temel sınırlamalardan biri olmaya devam ediyor. Yıllık enflasyondaki düşüşün hızı, para politikasındaki sıkılığın ne kadar korunacağı ve fiyat artışlarının benzer kredi notuna sahip ülkelerle arasındaki farkı kapatıp kapatamayacağı izlenecek.</p>

<p>Enerji fiyatları ve savaşın süresi de hesapta önemli yer tutacak. Türkiye’nin enerji ithalatına bağımlılığı, petrol ve doğal gazdaki yükselişin cari açığa, döviz talebine ve enflasyona aynı anda yansımasına yol açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fitch Türkiye kararı ayrıca bütçe dengesi, ekonomik büyüme, dış borç çevrim kapasitesi ve ekonomi politikalarının öngörülebilirliği üzerinden şekillenecek. Kurumun yalnızca güncel verileri değil, mevcut programın gelecek dönemlerde devam edip etmeyeceğini de değerlendirmesi bekleniyor.</p>

<p><strong>Fitch Türkiye kararı piyasayı nasıl etkileyebilir?...</strong></p>

<p>Not ve görünümün korunması büyük ölçüde ana senaryo olarak fiyatlandığı için böyle bir kararın ilk piyasa etkisi sınırlı kalabilir. Buna karşılık rapor metninde rezervlere veya enflasyona yönelik daha iyimser bir ton kullanılması Türkiye’nin risk primi ve Eurobond faizleri açısından destekleyici olabilir.</p>

<p>Görünümün pozitife yükseltilmesi, sonraki değerlendirmelerde not artışı ihtimalini güçlendireceği için TL varlıklarda daha belirgin bir tepki yaratabilir. Görünümün negatife çekilmesi veya kredi notunun düşürülmesi ise risk primi, banka hisseleri ve dış borçlanma maliyetleri üzerinde baskı oluşturabilir.</p>

<p>Türkiye’nin kredi notu bankalar, kamu kuruluşları ve ülke tavanına bağlı şirket derecelendirmeleri açısından da önem taşıyor. Ülke notunda veya görünümünde yapılacak değişiklik, Fitch’in daha sonra Türk bankaları ve şirketleri için yeni değerlendirmeler yayımlamasına neden olabilir.</p>

<p>Fitch Türkiye kararı açıklanırsa piyasalar yalnızca BB- notunun korunup korunmadığına bakmayacak. Rezervler, enflasyon, enerji maliyetleri ve ekonomi politikalarına ilişkin her ifade, Türkiye’nin bir sonraki not artışına yaklaşıp yaklaşmadığını gösterecek.</p>

<p><strong>Murat Ali Oral-Dünya</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/fitch-turkiye-icin-dort-gostergeyi-masaya-yatiracak</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/07/piyasa.webp" type="image/jpeg" length="36932"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hindistan dizel trenlere hidrojenle meydan okudu]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/hindistan-dizel-trenlere-hidrojenle-meydan-okudu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/hindistan-dizel-trenlere-hidrojenle-meydan-okudu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hindistan, Haryana eyaletindeki Jind-Sonipat hattında ilk hidrojen yakıtlı trenini devreye aldı. 89 kilometrelik hatta çalışacak tren, 10 vagonda yaklaşık 2 bin 600 yolcu taşıyabilecek ve saatte 110 kilometre hıza ulaşabilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hindistan, ilk hidrojen yakıtlı trenini Haryana eyaletindeki Jind-Sonipat hattında devreye aldı. 89 kilometrelik hatta çalışacak tren, 10 vagonda yaklaşık 2 bin 600 yolcu taşıyabilecek ve saatte 110 kilometre hıza ulaşarak ülkenin temiz ulaşım hedeflerinde yeni bir aşamayı temsil edecek.</p>

<p>Hindistan, demiryolu taşımacılığında temiz enerjiye geçiş için dikkat çeken bir adım attı. Ülkenin ilk hidrojen yakıtlı treni 17 Temmuz’da Haryana eyaletindeki Jind-Sonipat hattında hizmete başladı.</p>

<p>89 kilometrelik hatta çalışacak tren, 10 vagonla yaklaşık 2 bin 600 yolcu taşıma kapasitesine sahip bulunuyor. Saatte 110 kilometre hıza ulaşabilen tren, Hindistan’ın dizel bağımlılığını azaltma ve demiryolu ağında daha düşük emisyonlu bir modele geçme planının ilk örneklerinden biri olacak.</p>

<h3><strong>İlk hat Haryana’da açıldı</strong></h3>

<p>Hidrojen treni, Haryana’daki Jind ile Sonipat arasında sefer yapacak. İlk uygulamanın bu hatta başlatılması, Hindistan’ın teknolojiyi sahada test ederek daha geniş demiryolu ağına yayma niyetini ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Demiryolu tarafında hidrojen teknolojisi, elektrifikasyonun zor veya maliyetli olduğu hatlarda alternatif çözüm olarak görülüyor. Yakıt hücresiyle çalışan sistemler, dizel lokomotiflere kıyasla daha düşük emisyon ve daha sessiz işletme avantajı sunuyor.</p>

<h3><strong>Temiz ulaşım hedefi öne çıktı</strong></h3>

<p>Hindistan son yıllarda hem yenilenebilir enerji hem de temiz ulaşım yatırımlarını hızlandırdı. Hidrojen treni hamlesi, enerji dönüşümünü yalnızca sanayi ve elektrik üretiminde değil, ulaştırma altyapısında da ilerletme hedefinin parçası olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Demiryolu yatırımlarında hidrojen seçeneğinin büyümesi, yerli ekipman üretimi, yakıt tedarik altyapısı ve bakım organizasyonu açısından da yeni bir pazar oluşturabilir. Bu nedenle proje, yalnızca bir ulaşım adımı değil, aynı zamanda enerji teknolojileri ve altyapı yatırımları açısından da yeni bir alan açıyor.</p>

<h3><strong>Sırada yaygınlaşma takvimi var</strong></h3>

<p>İlk seferin başlamasıyla birlikte yatırımcılar ve sektör oyuncuları, Hindistan’ın hidrojen trenlerini başka hatlara ne hızla taşıyacağını izleyecek. Yakıt maliyeti, istasyon altyapısı, bakım giderleri ve yeni hat planları projenin ekonomik sürdürülebilirliği açısından belirleyici olacak.</p>

<p>Önümüzdeki dönemde trenin operasyonel performansı, yolcu talebi ve hidrojen tedarik zincirinin nasıl kurulacağı da yakından takip edilecek. Hindistan’ın atacağı yeni adımlar, hidrojenin demiryollarında ticari ölçekte ne kadar hızlı yayılabileceğine dair önemli bir gösterge olacak.</p>

<p><strong>Murat Ali Oral-Dünya</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/hindistan-dizel-trenlere-hidrojenle-meydan-okudu</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 13:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/hindistan3.jpg" type="image/jpeg" length="78327"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haziranda kapanan şirket sayısı yüzde 58,9 arttı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/haziranda-kapanan-sirket-sayisi-yuzde-589-artti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/haziranda-kapanan-sirket-sayisi-yuzde-589-artti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TOBB verilerine göre haziranda kurulan şirket sayısı bir önceki aya göre yüzde 26,1 artarak 9 bin 639'a yükseldi. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı ise yüzde 58,9 artışla 3 bin 293'e çıkarken, yıllık bazda hem kurulan hem de kapanan şirketlerde artış kaydedildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), haziran ayına ilişkin kurulan-kapanan şirket istatistiklerini açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna göre haziranda kurulan şirket sayısı, mayıs ayına kıyasla yüzde 26,1 artarak 7 bin 644'ten 9 bin 639'a yükseldi. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı da yüzde 58,9 artışla 3 bin 293'e çıktı. Mayısta 2 bin 72 şirket kapanmıştı.</p>

<p>Haziranda kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 31,5, kapanan şirket sayısı da aynı dönemde yüzde 28,2 arttı.</p>

<p><strong>Ekonomim</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/haziranda-kapanan-sirket-sayisi-yuzde-589-artti</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/01/esnaf3.jpg" type="image/jpeg" length="13936"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akaryakıt fiyatlarında son durum]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/akaryakit-fiyatlarinda-son-durum-13</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/akaryakit-fiyatlarinda-son-durum-13" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki hareketlilik ile vergilere yapılan zamlar akaryakıt fiyatlarını da etkilemeye devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Brent petrol fiyatları ve dövizdeki değişikliklerle birlikte güncel benzin, motorin ve LPG (akaryakıt) fiyatları gündemdeki yerini koruyor.</p>

<p>Küresel piyasalardaki dalgalanma, döviz kurundaki oynaklık ve art arda gelen ÖTV zamları, akaryakıt fiyatları üzerindeki baskıyı sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akaryakıt fiyatlarında beklenen artış pompaya yansıdı. 17 Temmuz itibarıyla benzinin litre fiyatı 1,10 TL, motorinin litre fiyatı ise 3,10 TL zamlandı.</p>

<h3><strong>İstanbul, İzmir ve Ankara'da güncel benzin, motorin ve otogaz fiyatları ne kadar?</strong></h3>

<p><strong>İstanbul Avrupa Yakası:</strong></p>

<p>Benzin: 65.65 TL<br />
Motorin: 73.08 TL<br />
LPG: 31.19 TL</p>

<p><strong>İstanbul Anadolu Yakası:</strong></p>

<p>Benzin: 65.49 TL<br />
Motorin: 72.92 TL<br />
LPG: 30.59 TL</p>

<p><strong>Ankara:</strong></p>

<p>Benzin: 66.60 TL<br />
Motorin: 74.19 TL<br />
LPG: 31.29 TL</p>

<p><strong>İzmir:</strong></p>

<p>Benzin: 66.90 TL<br />
Motorin: 74.47 TL<br />
LPG: 31.19 TL</p>

<p><strong>Cihan Oruçoğlu-Dünya</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/akaryakit-fiyatlarinda-son-durum-13</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/akaryakit-2.jpg" type="image/jpeg" length="99447"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Damga vergisi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/damga-vergisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/damga-vergisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hepimiz hayatımızda pek çok sözleşme yapıyoruz, pek çok hukuki işlem gerçekleştiriyoruz. Bu sözleşme veya işlemleri imzamızla da tescilliyoruz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bunları pek çoğu da bilmeden veya bilerek damga vergisi adı verilen bir verginin doğumuna yol açıyor. Damga vergisi kanunda sayılan belgelerin tanzim ve imzası bu vergi için vergiyi doğuran olayı oluşturuyor. Burada belge, “yazılıp imzalamak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik imza kullanılmak suretiyle manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgeleri” ifade etmekte.</p>

<p style="text-align:justify">Damga vergisi vergi tarihi açısından önem taşıdığı gibi, Amerika Bağımsızlık Mücadelesinde de önemli bir yeri olan bir vergidir. 1215 yılında Magna Charta ile temsilsiz vergi olmaz ilkesini benimseyen Birleşik Krallık, Amerika Kolonilerine, getirdiği damga vergisini ve Çay Vergisini kabul etmeyen, “temsil edilmediğimiz vergiyi kabul etmeyiz” diyen kolonicilere karşı Boston’a iki alay asker çıkartarak ve savaşla karşı çıkmıştır.</p>

<h2 style="text-align:justify">Ticari hayatın tartışmalı vergisi</h2>

<p style="text-align:justify">Ülkemizde de 1858 tarihli bir Nizamname uygulanmaya başlayan ve daha sonra çeşitli yasal değişiklikler ve ödenme şekillerinde farklılaşmalarla bu güne kadar gelen Damga vergisi günümüzde de özellikle ticari yaşantının önüne çok yüksek tutarlara ulaşan maliyet artırıcı bir etken olarak çıkması, ticari ilişkilerin yazılı yerine sözlü anlaşmalarla yürümesine sebebiyet vermekle kayıt dışı ekonomiyi büyütmesi gibi argümanlarla eleştiri konusu yapılan bir vergidir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Bu vergiden söz etmek istememin sebebi, bu alanda yayınlanmış çok değerli bir çalışmayı tanıtmak. Köşemde bildiğiniz gibi, bana gönderilen kitapları tahlil ederek zaman zaman tanıtma amacıyla duyuruyorum. Ancak güncel konuların ağırlığı ile bu tür tanıtım yazılarıma epeydir ara vermiştim.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2 style="text-align:justify">Damga Vergisi Kanunu’na kapsamlı şerh</h2>

<p style="text-align:justify">Bu gün tanıtmak istediğim kitap vergi hukukuna çalışmaları ile katkısı inkâr edilemeyecek boyutlarda olan değerli meslektaşım Prof. Dr. Ahmet Kırman tarafından kaleme alınmış olan “Damga Vergisi Kanunu Şerhi” adlı kitabın 3. baskısı.</p>

<p style="text-align:justify">Damga Vergisi alanı, Veraset Vergisi, BSMV gibi Şerh konusunda önemli boşlukların bulunduğu bir alandı. Nitekim bu vergi ile ilgili Yazarın önceki Şerhi 29 yıl (1997) önce yayınlanmıştı. Kitap geçen baskıdan bu yana, mevzuat değişiklikleri, özelgelerdeki ve yargı kararlarındaki gelişmeler de dikkate alınarak adeta yeniden yazılmış gibi. (Bu aralıkta bildiğim kadarı ile Yılmaz Özbalcı’nın eski kitabı yenilerek yayınlanmış, Ekrem Işık’ın (2015) ve Nuri Değer’in (2024) bu vergiyi konu alan birer kitabı yayınlamıştı.) Bu nedenle Kırman’ın yeni Şerhi bu alanda güncel ve kapsamlı bir çalışma olarak büyük bir boşluğu doldurmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Kitap bir şerh olarak hazırlanmış. Dolayısıyla Kanunun madde madde tahlili, hem öğretideki açıklamaların hem de konuya ilişkin özelge ve yargı kararlarının ışığında yapılmış. Özelgelerin içerisinde yayınlanmamış olanlara ve yargı kararları içerisinde de ilk derece mahkemesi kararlarına da yer verilmiş. Titiz bir çalışmanın ürünü.</p>

<h2 style="text-align:justify">Uygulamacılar için temel başvuru eseri</h2>

<p style="text-align:justify">Kitapta, uygulamacılar için asıl önem taşıyan vergiye tâbi kağıtlar ile vergiden istisna veya muaf kağıtları düzenleyen (I) ve (II) sayılı Tablo, geniş açıklamalarla izah edilmiş. Böylece bir kağıdın vergiye tâbi olup olmadığını belirlemek, aktarılan özelge ve yargı kararları ışığında çok kolay hale getirildiği gibi, ayrıntılı “içindekiler sayfaları” ile de aranan bilgiye ulaşmak da kolaylaştırılmış.</p>

<p style="text-align:justify">Kitap bu özellikleri ve 890 sayfalık hacmi ile hemen hemen bütün hukukçu ve mali müşavirlerin kütüphanesinde bulunması gereken bir temel eser niteliğine büründürülmüş. Uygulamacılar açısından büyük bir boşluğu dolduracak bu değerli çalışmayı edinmek isteyenler Yayıncı Kuruluş olan Yetkin Yayınevi’ne (0312.341 00 06) müracaat edebilirler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Bumin DOĞRUSÖZ</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/damga-vergisi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 09:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/damga-vergisi-1.webp" type="image/jpeg" length="38312"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Devreden SGK matrahı uygulamanız doğru mu?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/devreden-sgk-matrahi-uygulamaniz-dogru-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/devreden-sgk-matrahi-uygulamaniz-dogru-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2008 yılında yürürlüğe giren sosyal güvenlik reformu ile getirilen uygulamalardan biri de devreden/sarkan matrah uygulamasıdır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Devreden matrah uygulamasının getiriliş amacı, çalışanların ücretlerinin düşük, buna karşın prim, ikramiye gibi ücret dışı ödemelerinin yüksek gösterilmesi suretiyle SGK üst sınırını aşan ödemelerden kaynaklanabilecek sigorta primi kaybının önlenmesidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">- Sosyal güvenlik mevzuatına göre; sigortalının çalışmasının karşılığı olarak zamana göre, götürü, yüzde usulüne göre veya bahşiş şeklinde yapılan ya da sigortalıya tam bir çalışma karşılığı olmaksızın, kanundan dolayı işverenin yanında çalıştığı süreyle bağlantılı olarak yapılan ödemeler (yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ödenen ücretler gibi) ile kıdem zammı, vardiya zammı, gece zammı, yıpranma zammı, eleman teminindeki güçlük zammı, makam tazminatı, özel hizmet tazminatı, iş riski zammı, ek görev ücreti ve meslek tazminatı gibi işçinin çalışmasının karşılığı olarak çeşitli adlar altında yapılan ödemeler <strong>“ücret”,</strong></p>

<p style="text-align:justify">- Sigortalının daha verimli çalışmasını ve işyerindeki üretimin artırılmasını sağlamak amacıyla, sigortalının gösterdiği başarıya göre yapılan ödemeler <strong>“prim”,</strong></p>

<p style="text-align:justify">- İşverenin sigortalılardan duyduğu memnuniyeti belirtmek ya da işyerine olan aidiyet duygusunu artırmak amacıyla; sigortalıların başarısına ve verimliliğine bağlı olmaksızın yılbaşı, bayram, işyerinin kuruluş yıl dönümü veya işçilerin evlenmesi gibi durumlara göre yapılan ödemeler ise <strong>“ikramiye” </strong>olarak nitelendirilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify">Bu çerçevede, <strong>“ücret”</strong> niteliğindeki ödemelerin, ne zaman ödendiğine bakılmaksızın <strong>hak edildikleri aya</strong> mal edilmesi; <strong>“ücret niteliği dışındaki diğer ödemelerin”</strong> (prim, ikramiye, yakacak parası, yol parası vb.) ise <strong>ödendiği ayın sigorta primine esas kazancına</strong> dahil edilerek sigorta primi kesintisine tabi tutulması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><a class="data-lightbox" href="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw590h193q95gc/storage/files/images/2026/07/16/celalo-echj.jpg" rel="nofollow" title="Devreden SGK matrahı uygulamanız doğru mu? - Resim : 1"><img alt="Devreden SGK matrahı uygulamanız doğru mu? - Resim : 1" height="193" loading="lazy" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw590h193q95gc/storage/files/images/2026/07/16/celalo-echj.jpg" width="590" /></a></p>

<h2 style="text-align:justify">Ücret dışı ödemelerde iki aylık takip kuralı</h2>

<p style="text-align:justify">Ancak sigortalıların prime esas kazanç tutarlarının hesaplanması sırasında, ücret dışında sigortalılara ödenen prim, ikramiye gibi ödemelerin ücret ile birleştirilerek prime tabi tutulması durumunda, bazı sigortalıların aylık prime esas kazanç tutarı, prime esas kazancın üst sınırını aşabilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu durumda, sigortalılara ücretlerinin yanı sıra prime esas kazanca dahil edilebilecek nitelikte ücret dışı ödeme yapılması halinde, bu ödemelerin prime esas günlük kazanç üst sınırının otuz katını aşmayacak şekilde sigorta primine tabi tutulması; buna karşın ücret ve ücret dışı ödeme toplamının üst sınırı aşması halinde, <strong>ücret dışındaki ödemenin</strong> üst sınırı aşan kısmının, prime esas kazanç üst sınırı dikkate alınarak <strong>en fazla takip eden iki ayın</strong> prime esas kazanç tutarına dahil edilmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek-</strong> Aylık brüt <strong>ücreti</strong> 150.000 TL olan (A) sigortalısına 2026/Temmuz ayında brüt 500.000 TL <strong>ikramiye</strong> ödendiği varsayıldığında, devreden SGK matrahı ve SGK bildirimlerinin aşağıdaki şekilde olması gerekmektedir.</p>

<h2 style="text-align:justify">Çalışılmayan aylarda devreden matrah nasıl uygulanır?</h2>

<p style="text-align:justify">Sigortalıların ücretsiz izin, istirahat gibi çeşitli nedenlerle ay içinde çalışmasının bulunmadığı ve ücret ödenmediği aylarda, prime esas kazanca dahil edilecek nitelikte ücret dışı bir ödeme yapılması halinde, bu ödemeler, ödemenin yapıldığı ayda sigortalının prim ödeme gün sayısının bulunmaması nedeniyle, ödemenin yapıldığı tarihi takip eden iki ayı geçmemek üzere ilgili ayların prime esas kazancına dahil edilecektir. Buna karşın, ödemenin yapıldığı tarihi takip eden iki ayda da ücret ödemesine hak kazanılmadığı durumlarda, ücret dışındaki bu ödemeler prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Çalışanların ücret hesaplamalarına ilişkin bordro programlarının, yukarıda açıklanan esaslara uygun şekilde devreden/sarkan SGK matrahını takip etmesi gerekmektedir.</p>

<h2 style="text-align:justify">Hatalı bordro uygulamasının sonuçları</h2>

<p style="text-align:justify">Bordro programlarının devreden/sarkan SGK matrahını takip edecek şekilde kurgulanmamış veya hatalı kurgulanmış olması, <strong>SGK’ya eksik sigorta primi ödenmesine</strong>; çalışanların SGK matrahlarının eksik bildirilmesine bağlı olarak hastalık, analık, iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle SGK’dan alacakları <strong>geçici ve sürekli iş göremezlik ödenek ve gelirlerinin</strong> yanı sıra <strong>emekli aylıklarının daha düşük hesaplanmasına</strong> yol açabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Olası bir SGK denetiminde, devreden/sarkan SGK matrahının iki ay süreyle takip edilmemesi nedeniyle eksik sigorta primi ödendiğinin tespit edilmesi durumunda, prim aslı gecikme cezası/gecikme zammı uygulanarak tahsil edilecek; ayrıca geriye dönük olarak verilecek veya Kurumca resen düzenlenecek ek prim belgeleri nedeniyle <strong>her ay için iki <a href="https://www.ekonomim.com/konu/asgari-ucret" rel="nofollow" target="_blank" title="Asgari Ücret">asgari ücret</a> tutarında idari para cezası</strong> uygulanabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Bunun dışında, sigortalıların prime esas kazançlarının eksik bildirildiğinden bahisle işyerinin yararlandığı <strong>asgari ücret destekleri (İşsizlik Sigortası Fonunca karşılanan tutarlar) iptal edilebilecek ve gecikme cezası ile gecikme zammıyla birlikte geri alınabilecektir.</strong></p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla işyerlerinin, yukarıda belirtilen risklerle karşılaşmamak adına bordro programlarının devreden/sarkan SGK matrahını takip edecek şekilde kurgulanıp kurgulanmadığını ve kurgulanmış ise tanımlamaların doğru yapılıp yapılmadığını kontrol etmelerinde fayda bulunmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Celal ÖZCAN</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/devreden-sgk-matrahi-uygulamaniz-dogru-mu</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 09:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/12/sgk-10.jpg" type="image/jpeg" length="93270"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prim ödeme tarihleri önemli ve belirleyici]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/prim-odeme-tarihleri-onemli-ve-belirleyici</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/prim-odeme-tarihleri-onemli-ve-belirleyici" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birden fazla sigortalılık statüsünde prim ödeyenlerin, nereden emekli olacaklarını son yedi yıl kuralı belirliyor...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Soru: 1967 doğumluyum. 1994’te Bağkur’lu oldum. Şu an sigortalı çalışıyorum. Toplam 2887 gün prim ödemem var. Askerliğimi satın aldığımda 3600 günle 60 yaşında emekli olabilir miyim? Adem KIRCILAR</p>

<p style="text-align:justify">Cevap: Sizin gibi birden fazla sigortalılık statüsünde prim ödeyenlerin, nereden emekli olacaklarını son yedi yıl kuralı belirliyor. Primi ödenen son yedi yılda (son ödenen 2520 gün prim içinde) fazla prim ödenen, prim ödemeleri eşitse son olarak tabi olunan sigortalılık statüsünden emekli olunuyor. Bu nedenle sorunuzu cevaplandırabilmek için, SSK ve Bağkur prim ödeme tarihlerinizin bilinmesi gerekiyor. Bağkur’dan sonra SSK’ya 1260 gün prim ödemişseniz, askerlik sürenizi (18 ay kabul edilmiştir) borçlanıp, ayrıca 173 gün de prim ödeyerek toplam priminizi 3600 güne tamamlayacağınız tarihte 60 yaşınızı da doldurursanız emekli olabilirsiniz. Dolduramazsanız 2027 yılı içinde 60 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz. SSK ve Bağkur’a prim ödeme tarihleriniz ile prim ödeme gün sayılarınızı ayrı ayrı bildirmeniz halinde sorunuzu tekrar cevaplarız.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İKİ SEÇENEKTE DE 58 YAŞ DOLACAK</strong></p>

<p style="text-align:justify">Soru: 1 Mart 1982 doğumluyum. Sigortam 2007’de tarımla başladı. Ek 5 ve 4/a ile devam ettim. Bir yıldır prim ödeyemiyorum. Şu anda 5600 gün prim ödemem var. Kaç yaşında emekli olabilirim? Oya KOÇAK</p>

<p style="text-align:justify">Cevap: Ek madde 5 kapsamında yapılan prim ödemeleri SSK’ya (4/A) sayılıyor. SSK’da emekli olmak için; 7000 gün prim ödeme ve 58 yaş şartlarına tabisiniz. 1400 gün daha prim ödeyerek priminizi 7000 güne tamamlamanız şartıyla, 58 yaşınızı dolduracağınız 1 Mart 2040’da emekli olabilirsiniz. Ayrıca 4500 günden fazla priminiz olduğundan bundan sonra prim ödemeseniz de yine aynı tarihte, yani 58 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olmanız da mümkün (25 yıl sigortalılık süresi, 4500 gün prim ödeme ve 58 yaş şartlarına tabi olarak).</p>

<p style="text-align:justify"><strong>SGK MALUL OLDUĞUNUZA KARAR VERİRSE EMEKLİ OLABİLİRSİNİZ</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Soru: 22 Mayıs 1977 doğumluyum. Bağkur giriş tarihim 8 Ocak 2008 olup 1245 gün prim ödemem var. Sonra açık öğretimden ortaokul ve lise eğitimimi tamamladım. Öğretmen oldum. 267 prim günü ücretli öğretmenliğim bulunuyor. 1200 gün de öğretmenlikten prim ödemem var. Fakat ağır parkinson hastasıyım. Görev yapamıyorum. Malulen emekli olabilir miyim? Ayşe DEMİR</p>

<p style="text-align:justify">Cevap: 5510 sayılı Kanuna göre malulen emekli olmak için; 10 yıl sigortalılık süresi ve 1800 gün prim ödeme ve en az yüzde 60 oranında işgücü kaybı aranıyor. Başka birisinin sürekli bakımına muhtaç şekilde malul olanlarda 10 yıl sigortalılık şartı aranmadan, 1800 gün prim günü yüzde 60 oranında işgücü kaybı şartlarıyla aylık bağlanıyor. Öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu ile anlaşmalı bir sağlık kurumundan alacağınız sağlık kurulu raporu ile Sosyal Güvenlik Kurumu’na emeklilik başvurusu yapmanız gerekiyor. Raporunuz ve tıbbi eklerini inceleyecek olan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu malul olduğunuza karar verirse malulen emekli olabilirsiniz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1625 GÜN YA DA 60 YAŞ</strong></p>

<p style="text-align:justify">Soru: 1977 doğumluyum. Sigortalı işe giriş tarihim Haziran 1996 olup 4200 gün prim ödemem mevcut. Ne zaman emekli olabilirim? Sait YALÇIN</p>

<p style="text-align:justify">Cevap: Emekli olmak için; 25 yıl sigortalılık süresi, 5825 gün prim ödeme ve 56 yaş şartlarına tabisiniz.1625 gün daha prim ödeyerek priminizi 5825 güne tamamlayacağınız tarihte EYT kapsamında yaş aranmadan emekli olabilirsiniz. Ayrıca 3600 günden fazla priminiz olduğundan, bundan sonra prim ödemeseniz de, 2037’de 60 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olmanız da mümkün (15 yıl sigortalılık süresi, 3600 gün prim ödeme ve 60 yaş şartlarına tabi olarak).</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1771 GÜN PRİM ÖDEYİP 58 YAŞI DOLDURACAKSINIZ</strong></p>

<p style="text-align:justify">Soru: 1976 doğumluyum. SSK giriş tarihim 1 Ekim 1997 olup 1829 prim ödemem var. İki çocuğum var. Ne zaman emekli olabilirim? Tuğba EDİZ</p>

<p style="text-align:justify">Cevap: Yaş haddinden emekli olmak için; 15 yıl sigortalılık süresi, 3600 gün prim ödeme ve 58 yaş şartlarına tabisiniz. 1771 gün daha prim ödeyerek priminizi 3600 güne tamamlamanız şartıyla, 2034’te 58 yaşınızı dolduracağınız tarihte emekli olabilirsiniz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Posta | Ekrem SARISU</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/prim-odeme-tarihleri-onemli-ve-belirleyici</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/09/sgk-bagkur.jpg" type="image/jpeg" length="36235"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[AB’de çalışma ömrü 37,5 yıla çıktı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/abde-calisma-omru-375-yila-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/abde-calisma-omru-375-yila-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Birliğinde ortalama çalışma ömrü on yıl içinde 2,3 yıl uzayarak 37,5 yıl oldu. Hollanda'da ortalama çalışma ömrü 44 yıl olurken, Türkiye çalışma ömründe en sonda yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Avrupa İstatistik Ofisi (EUROSTAT), 15 yaşındaki bir kişinin yaşamı boyunca işgücü piyasasında yer almasının beklendiği yıl sayısını ifade eden çalışma ömrü süresine ilişkin 2025 yılı istatistiklerini açıkladı. EUROSTAT’a göre, 2025 yılında Avrupa Birliği üyesi 27 ülkede ortalama çalışma ömrü 37,5 yıl ölçüldü. Bu süre erkekler için 39,5 yıl, kadınlar için 35,4 yıl hesaplandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">AB’de ortalama çalışma ömrü 2016 yılında 35,2 yıl iken 2019 yılında 35,9 yıla çıkmış ancak 2020 yılında COVID-19 pandemisinin etkisiyle 35,6 yıla düşmüştü. 2020’deki bu düşüşe rağmen son 10 yılda ortalama çalışma ömrü istikrarlı bir şekilde artarak 2,3 yıl uzadı.</p>

<div class="aspect-h-1 aspect-w-1 bg-gray-200 block dark:bg-gray-700 mb-1 relative widget-image" style="text-align:center"><img alt="" class="bg-gray-100 mb-3 medium-zoom-image min-h-20" src="https://im.haberturk.com/2026/07/16/3898969_bc57b5b4500dc607df2f7a9f28c33c7f.jpg" /></div>

<p style="text-align:justify">AB ülkelerinde erkeklerin kadınlardan daha uzun süre çalışması beklenmesine rağmen, kadınların işgücü piyasasına katılımının artması sayesinde cinsiyet farkı azaldı. 2016 yılında erkekler için tahmini çalışma ömrü süresi 37,6 yıl iken kadınlar için 32,6 yıl oldu. On yıllık dönemde ortalama çalışma süresi erkeklerde 1,9 yıl artarken, kadınlardaki artış 2,8 yıl oldu. Bunun sonucunda kadın ve erkeklerin ortalama çalışma ömrü arasında 2016 yılında 5 yıl fark varken, 2025 yılında bu fark 4,1 yıla geriledi.</p>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify">EN UZUN ÇALIŞMA ÖMRÜ HOLLANDA’DA</h3>

<p style="text-align:justify">AB üyesi ülkeler arasında en uzun çalışma ömrü 44 yıl ile Hollanda’da hesaplandı. Bu ülkeyi İsveç (43,1 yıl), Danimarka (42,6 yıl), Estonya (41,5 yıl) izledi.</p>

<p style="text-align:justify">AB üyesi ülkeler arasında en kısa çalışma ömrü süreleri Romanya (32,7 yıl), (İtalya (33 yıl), Bulgaristan (34,6 yıl), Hırvatistan (35,1 yıl) ve Yunanistan (35,3) gibi Güney Avrupa ülkelerinde ölçüldü.</p>

<div class="aspect-h-1 aspect-w-1 bg-gray-200 block dark:bg-gray-700 mb-1 relative widget-image" style="text-align:center"><img alt="" class="bg-gray-100 mb-3 medium-zoom-image min-h-20" src="https://im.haberturk.com/2026/07/16/3898969_945972475e6bafa20ce631e50357eb3d.jpg" /></div>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify">ÇALIŞMA ÖMRÜ TÜM ÜLKELERDE UZADI</h3>

<p style="text-align:justify">2016 – 2025 yıllarını kapsayan on yıllık dönemde tüm AB ülkelerinde beklenen çalışma süresi arttı. En yüksek artış Malta (4,9 yıl), Macaristan (4,2 yıl), İrlanda (4,2 yıl) ve Hollanda’da (4,1 yıl) kaydedildi.</p>

<p style="text-align:justify">Malta’da çalışma ömrü 2016 yılında AB ortalamasının altında iken kadınların çalışma süresinde 7,8 yıllık artış dolayısıyla 2025 yılında AB ortalamasının üzerine çıktı.</p>

<p style="text-align:justify">Romanya, İspanya, İtalya, Almanya ve Avusturya’da beklenen çalışma süresindeki artışlar 2 yıl ve altında kaldı.</p>

<p style="text-align:justify">On yıllık dönemde AB ülkelerinin çoğunda kadınların çalışma hayatının süresi erkeklere göre daha fazla arttı.</p>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify">ÜÇ ÜLKEDE KADINLARIN ÇALIŞMA ÖMRÜ ERKEKLERDEN UZUN</h3>

<p style="text-align:justify">AB üyesi ülkelerde genel olarak erkeklerin çalışma ömrü kadınlardan daha uzun. Ancak Litvanya, Letonya ve Estonya’da kadınların çalışma ömrü erkeklerden daha uzun seyrediyor. Çalışma ömrü Litvanya’da erkeklerde 38,0, kadınlarda 39,3 yıl; Letonya’da erkeklerde 37,7, kadınlarda 38,6 yıl; Estonya’da erkeklerde 41,1, kadınlarda ise 41,8 yıl seviyesinde bulunuyor.</p>

<div class="aspect-h-1 aspect-w-1 bg-gray-200 block dark:bg-gray-700 mb-1 relative widget-image" style="text-align:center"><img alt="" class="bg-gray-100 mb-3 medium-zoom-image min-h-20" src="https://im.haberturk.com/2026/07/16/3898969_8223da364e5ad6781a79f45f0471761b.jpg" /></div>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify">TÜRKİYE’DE ÇALIŞMA ÖMRÜ 1,9 YIL UZADI</h3>

<p style="text-align:justify">Çalışma ömrü on yıllık dönemde AB ülkelerinde 2,3 yıl uzarken, Türkiye’de 1,9 yıl uzadı. Türkiye’de 2016 yılında 28,5 yıl olan ortalama çalışma ömrü 2025 yılında 30,4 yıla çıktı.</p>

<p style="text-align:justify">Erkeklerde çalışma ömrü 0,9 yıl artarak 38,6 yıldan 39,5 yıla, kadınlarda çalışma ömrü ise 2,9 yıl artarak 17,8 yıldan 20,7 yıla yükseldi.</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye ortalama çalışma ömrü süresinde gerek AB üyesi, gerekse aday ülkeler içinde en son sırada yer alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HaberTürk</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/abde-calisma-omru-375-yila-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 09:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/avrupa-calisma.webp" type="image/jpeg" length="37601"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dernek ve vakıflar yeterince denetleniyor mu?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/dernek-ve-vakiflar-yeterince-denetleniyor-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/dernek-ve-vakiflar-yeterince-denetleniyor-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vergisel teşviklerin bulunduğu yerde güçlü mali denetim bir tercih değil, hukuki bir zorunluluktur. Çünkü korunması gereken yalnızca kamu gelirleri değil; dürüst bağışçılar, dürüst sivil toplum kuruluşları ve toplumun bu kuruluşlara duyduğu güvendir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>Şu sıralar gündemden düşmeyen <strong>AHBAP</strong> Derneği ve <strong>Haluk Levent</strong> hakkındaki iddialar, hepimizin hem canını sıkıyor hem de güven kavramını yeniden sorgulamasına neden oluyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>AHBAP ve Haluk Levent hakkında ileri sürülen iddialar somut delillerle açıklığa kavuştukça bu konuyu ayrıca ele alacak, özellikle de vergisel boyutunu değerlendirmeye çalışacağım. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak bu aşamada peşin hüküm vermenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Soruşturma sürecinin tamamlanmasını ve ortaya çıkacak somut delillerin beklenmesi gerektiğini düşünüyorum.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu yazıda ise iddialardan bağımsız olarak dernek ve vakıflara daha genel bir çerçeveden bakmak, bu alandaki hukuki ve vergisel sorunları değerlendirmek istiyorum.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Türkiye’de kaç dernek var?</h3>

<p style="text-align:justify"><span>İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün verilerine göre bugün itibarıyla Türkiye'de <strong>102.758</strong> faal dernek bulunmaktadır. Bunlardan yalnızca <strong>369'u</strong>, kamu yararına çalışan dernek statüsüne sahiptir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu iki grup arasındaki temel fark, kamu yararına çalışan derneklerin Dernekler Kanunu ile Dernekler Yönetmeliğinde öngörülen şartları taşımalarının yanı sıra Cumhurbaşkanı kararıyla bu statüyü kazanmış olmalarıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu statü, yalnızca bir unvan niteliği taşımamaktadır. Aynı zamanda bu derneklere bağış yapan gerçek ve tüzel kişilere, belirli şartlar altında yaptıkları bağışları vergi matrahından indirebilme imkânı sağlamaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Benzer vergisel avantaj, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar için de geçerlidir. Vakıflar Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye'de <strong>binlerce yeni vakıf </strong>bulunmaktadır.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Bağışların vergisel avantajı nedir?</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Vergisel avantajın kapsamı sanıldığı kadar geniş değildir. Örneğin Yeşilay ve Kızılay'a yapılan bağışların tamamı indirim konusu yapılabilmektedir. Aynı şekilde, Cumhurbaşkanınca başlatılan yardım kampanyaları kapsamında AFAD'a makbuz karşılığında yapılan bağışların tamamı da Gelir Vergisi Kanunu'nun 89'uncu maddesinin (10) numaralı bendi ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10'uncu maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca matrahın tespitinde indirim konusu yapılabilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak bunun dışındaki dernek ve vakıflara yapılan bağışların tamamının indirim konusu yapılması mümkün değildir. Burada uygulanan yüzde 5'lik sınır, yapılan bağışın yüzde 5'i anlamına gelmemektedir. Söz konusu sınır, o yıl beyan edilen gelir veya kurum kazancının yüzde 5'i üzerinden hesaplanmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Örneğin</span></strong><span> bir limited şirketin ilgili yılda beyan ettiği kurum kazancının 1 milyon TL olduğunu ve aynı yıl bir derneğe depremzedeler için kullanılmak üzere makbuz karşılığında 90 bin TL bağış yaptığını varsayalım. Bu durumda beyan edilen kurum kazancının yüzde 5'i 50 bin TL olduğundan, yapılan 90 bin TL'lik bağışın yalnızca 50 bin TL'lik kısmı indirim konusu yapılabilecek, kalan 40 bin TL ise indirilemeyecektir. Buna karşılık bağış tutarı 50 bin TL veya daha düşük olsaydı, tamamı indirim konusu yapılabilecekti. Dolayısıyla önemli olan yapılan bağışın tutarı değil, bağışı yapan kişinin o yıl beyan ettiği gelir veya kurum kazancıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu sistem hem Gelir Vergisi Kanunu hem de Kurumlar Vergisi Kanunu bakımından aynı esaslara dayanmaktadır.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Peki hangi kurumlara yapılan bağışlar yüzde 5 sınırına tabidir?</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Hangi kurum, kuruluş, dernek veya vakfa yapılan bağışların yüzde 5'lik indirim sınırına tabi olduğu, Gelir Vergisi Kanunu'nun 89'uncu maddesinin (4) numaralı bendi ile Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10'uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenmiştir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buna göre aşağıdaki kurum ve kuruluşlara yapılan bağışlar bu kapsamdadır:</span></p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><span>Genel ve özel bütçeli idareler,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>İl özel idareleri,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Belediyeler,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><strong><span>Kamu yararına çalışan dernekler,</span></strong></li>
 <li style="text-align: justify;"><strong><span>Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar</span></strong><span>,</span></li>
 <li style="text-align: justify;"><span>Bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar.</span></li>
</ul>

<p style="text-align:justify"><span>Bu kurum ve kuruluşlara yapılan bağışların, ilgili yılda beyan edilen gelir veya kurum kazancının en fazla yüzde 5'ine isabet eden kısmı indirim konusu yapılabilmektedir. Bu sınırı aşan tutar ise bağışlanmış olsa dahi indirilememektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Gelir Vergisi Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanunu'ndaki düzenlemeler bu yönüyle büyük ölçüde paraleldir. Her iki Kanun da vergisel avantajı, yapılan bağışın niteliğine değil, bağışın yapıldığı kurumun hukuki statüsüne bağlamaktadır. Bu nedenle özellikle kamu yararına çalışan dernekler ile Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar, vergi hukuku bakımından ayrı bir öneme sahiptir.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Kamu yararına çalışan dernekler</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Kamu yararına çalışan derneklerin listesi, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün internet sitesinde yayımlanmaktadır. Bu listede Sultanahmet Camii Koruma Derneği, Önder İmam Hatipliler Derneği, Mülkiyeliler Birliği Derneği, İlim Yayma Cemiyeti, Hacıbektaş Veli Kültür Derneği, Atatürkçü Düşünce Derneği ve kamuoyunda <strong>Pelikan Grubu</strong> ile ilişkilendirilen Boğaziçi Küresel İlişkiler Derneği gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren toplam <strong>369 dernek</strong> yer almaktadır. </span></p>

<h3 style="text-align:justify">Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıfların listesi Gelir İdaresi Başkanlığının internet sitesinde yayımlanmaktadır. Türkiye Diyanet Vakfı, TÜRGEV, TÜGVA, İlim Yayma Vakfı, <strong>Ensar Vakfı</strong>, Albayrak Vakfı ve Yeni Dünya Vakfı bunlardan yalnızca birkaçıdır. Hâlihazırda Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıf sayısı <strong>348</strong>'dir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu vakıflara yapılan bağışların indirim konusu yapılabilecek tutarı, yıllık beyannamede beyan edilen gelir veya kurum kazancının yüzde 5'i ile sınırlıdır. </span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<div class="article-inline-ad-wrapper" style="text-align:justify"></div>

<h3 style="text-align:justify">Sonuç ve genel değerlendirme</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Derneklerin denetimi esas itibarıyla mülkî idare amirleri tarafından yürütülmekte, İçişleri Bakanlığı da mevzuattan kaynaklanan yetkileri kapsamında resen veya ihbar ya da şikâyet üzerine denetim yaptırabilmektedir. <strong>Vergi Denetim Kurulunun</strong> ise derneklerin genel idari ve mali denetimine ilişkin bir görevi bulunmamaktadır. Bununla birlikte derneklerin vergi mükellefiyeti doğuran faaliyetleri ile varsa iktisadi işletmeleri ve bu derneklerle ilişkili vergisel işlemler elbette vergi incelemesine konu olabilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak konu yalnızca derneklerin kendi mali işlemleriyle sınırlı değildir. Kamu yararına çalışan dernekler ile Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara yapılan bağışlar, bağış yapan gerçek ve tüzel kişiler bakımından doğrudan vergisel sonuçlar doğurmaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu nedenle burada oluşan parasal hareketlerin, bağışların gerçek mahiyetinin ve bağış yapan mükelleflerin bu bağışları hangi hukuki ve ekonomik amaçla gerçekleştirdiklerinin gerektiğinde etkin biçimde denetlenebilmesi, yalnızca vergi güvenliği açısından değil kamu güveni açısından da büyük önem taşımaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Hiç kimse yaptığı bağış nedeniyle peşinen şüphe altında bırakılmamalıdır. Ancak önemli vergisel avantajlar sağlayan bir sistemde, bağışların gerçekten kanunun öngördüğü amaçlara uygun olarak yapılıp yapılmadığının ve vergi matrahından indirilen tutarların hukuka uygunluğunun denetlenmesi de hukuk devletinin bir gereğidir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Nitekim kamu yararına çalışan dernek statüsünün belirlenmesi sürecinde Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşünün aranması da bu statünün yalnızca dernekler hukukunu değil, aynı zamanda vergi hukukunu ve kamu maliyesini de ilgilendirdiğini göstermektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>O hâlde aynı hassasiyetin, bu statüye sahip dernek ve vakıfların mali hareketlerinin ve bunlara yapılan bağışların vergisel sonuçlarının denetiminde de gösterilmesi gerekir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Vergisel teşviklerin bulunduğu yerde güçlü mali denetim bir tercih değil, hukuki bir zorunluluktur. Çünkü korunması gereken yalnızca kamu gelirleri değil; dürüst bağışçılar, dürüst sivil toplum kuruluşları ve toplumun bu kuruluşlara duyduğu güvendir.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Murat BATI</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/dernek-ve-vakiflar-yeterince-denetleniyor-mu</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/denetleme.jpg" type="image/jpeg" length="91718"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savaşın ardından dış ticaretin muhasebesi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/savasin-ardindan-dis-ticaretin-muhasebesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/savasin-ardindan-dis-ticaretin-muhasebesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ekonomi, savaşın ardından normalleşmeye çalışıyor. Savaşın Türkiye ekonomisini en çok vurduğu alan enflasyon oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, savaşın yıl sonu enflasyonunu yaklaşık 5 puan yukarı çektiğini tahmin ettiklerini açıklamıştı. Eşel mobil sistem devreye girmemiş olsaydı, enflasyonist etki çok daha yüksek olurdu.</p>

<p style="text-align:justify">Normal şartlarda, küresel enerji piyasasında büyük sarsıntıya yol açan böylesi bir savaşın, Türkiye gibi enerji ithalatçısı bir ülkede dış ticaret dengesini de bozması beklenirdi. Nitekim Rusya-Ukrayna Savaşı sürecinde dış ticaret açığında ciddi bir kötüleşme yaşanmıştı. Ancak bu kez aynı ölçüde belirgin bir bozulma görülmedi.</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’ndan Yasemin Barlas ve Şebnem Oğuz, geçtiğimiz günlerde bu farklılaşmanın nedenlerine ilişkin bir araştırma notu yayımladı. Bu yazımda, söz konusu araştırmanın bulgularını özetlemeye çalışacağım.<br />
<br />
Savaş sonrası küresel ölçekte petrol fiyatlarında yıllık bazda yüzde 55, doğalgaz fiyatlarında ise yüzde 28 civarında artış kaydedildi. Eşel mobil sistem küresel petrol fiyatlarındaki artışın pompa fiyatlarına yansımasını kısıtlasa da en nihayetinde enerji ithalatı faturamız kabardı.</p>

<p style="text-align:justify">Buna rağmen diğer kalemlerdeki gelişmeler dış ticaret açığındaki artışı sınırladı. Öncelikle bu dönemde tüketim malları ithalatının yavaşladığını görüyoruz. Yüksek faiz, ekonomide giderek daha belirgin biçimde hissedilen bir soğumaya yol açıyor. Bu soğumayı artık talep tarafında da gözlemlemek mümkün. Enflasyon etkisinden arındırılmış reel kredi kartı harcamaları verisi, ikinci çeyrekte daralmaya işaret etti. Doğal olarak ithal ürünler de bu daralmadan etkilenmeye başladı.</p>

<p style="text-align:justify">Dış ticaretteki durum sadece ithalatla sınırlı değil. Savaş döneminde ihracat artmaya devam etti. Hürmüz Boğazı'nın kapanması Doğu Asya'dan gelen sevkiyatları vurdu. Taşıma süreleri ve navlun fiyatları arttı. Bu gelişmeler, Türkiye'yi alternatif bir tedarikçi olarak bir kez daha öne çıkardı. Özellikle Avrupa'dan gelen ihracat talebinde artış kaydedildiği görülüyor.</p>

<p style="text-align:justify">Yabancı müşterilerin kimyasal ürünler ve ana metallerde ihtiyatlı alımlara yöneldiği ve taleplerini öne çektikleri, tekstil ürünlerinde ise tedarikçi çeşitlendirmesi amacıyla talebi artırdıkları dikkat çekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Ekonomi Gazetesi’nde derlenen veriler de son dört yıldır zor günler geçiren tekstil sektörü açısından savaşın dış talep üzerindeki bu olumlu etkisini teyit ediyor. Nisan 2022’den Mart 2026’ya kadar geçen sürede tekstil sektöründe bin 500 şirket piyasadan ayrılırken, 161 bin 500 kişilik istihdam kaybı yaşanmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Dış talepteki kıpırdanmayla birlikte sektör, uzun bir aranın ardından Nisan 2026’da hem şirket sayısında hem de istihdam rakamlarında artış kaydetti. 2026’ya kötü bir başlangıç yapan hazır giyim ve konfeksiyon grubu, haziran ayında yüzde 15.1’lik ihracat artışı yaşadı.</p>

<p style="text-align:justify">ABD-İsrail-İran arasındaki savaş, Türkiye ekonomisi cephesinde dış ticarette korkulduğu kadar ciddi bir bozulmaya neden olmadı. Savaş ortamında konjonktürel olarak Türkiye'ye yönelen dış talebin kalıcı olup olmayacağı buradaki kritik unsur. İhracat artıyor olsa da reel sektörün rekabet gücünü korumada bir süredir ciddi sorunlar yaşadığı bir gerçek. Savaş, faizlerdeki düşüş trendini durdurdu. Hatta kredi faizleri yeniden yükselişe geçti. Reel ekonomi ve ihracatta kalıcı bir iyileşme için finansman maliyetlerinin gevşemesine ihtiyaç var.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İstanbul Ticaret Odası Gazetesi | Nurullah GÜR</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/savasin-ardindan-dis-ticaretin-muhasebesi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 09:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/dis-ticaret-2.jpg" type="image/jpeg" length="22749"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görünmeyen Fatura: Yapay Zekâ Yatırımlarının Gizli Maliyetleri]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/gorunmeyen-fatura-yapay-zeka-yatirimlarinin-gizli-maliyetleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/gorunmeyen-fatura-yapay-zeka-yatirimlarinin-gizli-maliyetleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zekâ bugün neredeyse her yönetim toplantısının, her yatırım sunumunun ana gündem maddesi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Şirketler, rekabette geri kalmamak için hızla üretken yapay zekâ çözümlerini deniyor; karar alabilen ve süreçleri uçtan uca yürütebilen otonom yazılım ajanlarına dayalı mimarilere yöneliyor. Ancak bu dönüşüm konuşulurken, çoğu zaman gözden kaçan kritik bir boyut var: gerçek maliyet.</p>

<p style="text-align:justify">Yapay zekâya dair birçok gider, finansal tablolarda tek bir kalem olarak görünmüyor. Bu maliyetler; seçilen altyapıdan lisanslara, kurulan yönetişim ve denetim yapısından iş yapış biçimindeki değişikliklere ve ortaya çıkan hataları düzeltme süreçlerine kadar şirketin farklı noktalarına dağılmış durumda. Bu nedenle, yapay zekâ yatırımlarının geri dönüşü hesaplanırken yalnızca “ne kadar hızlandık” ya da “ne kadarını otomatikleştirdik” gibi göstergelere bakmak genellikle yanıltıcı oluyor. Daha sağlıklı bir değerlendirme için toplam maliyetin ve yaratılan değerin tüm boyutlarıyla ele alınması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Liste elbette uzatılabilir; ancak maliyet unsurlarını üç ana başlık altında toplamak mümkün:</p>

<p style="text-align:justify"><strong>1. Altyapı ve Teknoloji Ekosistemi Maliyetleri</strong></p>

<p style="text-align:justify">Üretken yapay zekânın toplam sahip olma maliyeti, sadece model kullanım ücretlerinden oluşmuyor. Birçok kurum, ilk adımda model veya platform lisans bedeline odaklanıyor; oysa asıl yük çoğu zaman çevresindeki teknoloji ekosisteminde ortaya çıkıyor.</p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Bulut altyapısı ve işlem gücü:</strong> Büyük dil modelleri ve otonom yazılım ajanları, yüksek hesaplama gücü ve esnek altyapı gerektiriyor. İstek sayısı, kullanılan bağlam uzunluğu ve model karmaşıklığı arttıkça bulut maliyetleri öngörülenden çok daha hızlı büyüyebiliyor.</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Veri saklama ve işleme:</strong> Eğitim ve süreçlerde kullanılan veri setleri, kayıtlar (log’lar) ve model çıktılarının saklanması; bunların sürekli işlenmesi için gereken depolama ve veri işleme kaynakları önemli bir kalem oluşturuyor.</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Güvenlik ve uyum yatırımları:</strong> Kurumsal ağlara entegre edilen yapay zekâ çözümleri; erişim yönetimi, şifreleme, veri maskeleme ve benzeri güvenlik kontrolleri gerektiriyor. Regüle sektörlerde (finans, sağlık vb.) ek uyum katmanlarının kurulması da maliyeti yükseltiyor.</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>İzleme, bakım ve güncelleme:</strong> Modellerin performansının izlenmesi, yeni veriyle güncellenmesi, beklenmedik davranışların tespiti ve giderilmesi için hem araçlar hem de uzman insan kaynağı gerekiyor. Bu, çoğu zaman ilk iş planlarında yeterince detaylandırılmayan, sürekli nitelikte bir harcama.</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Bu başlık altındaki maliyetler, projelerin ölçeklendirilmesiyle birlikte katlanarak artabiliyor. Dolayısıyla yalnızca pilot proje maliyetine bakarak uzun dönem bütçe planlamak, gerçek toplam maliyeti çoğu zaman olduğundan düşük gösteriyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>2. Sahiplik Belirsizliği ve Operasyonel Risk Maliyetleri</strong></p>

<p style="text-align:justify">Gizli maliyetleri büyüten bir diğer faktör, yapay zekâ girişimlerinde “sahiplik” konusunun net olmaması. Projeler çoğu zaman bilgi teknolojileri, iş birimleri ve risk fonksiyonları arasında paylaşılan bir alan gibi konumlanıyor. Bu da kimi zaman kimsenin tam olarak sorumluluk üstlenmediği, dolayısıyla maliyet ve riskin dağınık kaldığı bir tablo yaratıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Kim sorumlu?</strong> Model performansındaki düşüşten, yanlış kararlardan veya hizmet kesintilerinden kimin sorumlu olduğu net olmadığında, sorunlar uzun süre çözülmeden kalabiliyor. Bu da hem finansal kayıpları hem de verimlilik kaybını büyütüyor.</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Hata ve ihlallerin faturası:</strong> Hata yapan bir çalışan söz konusu olduğunda, süreç ve sorumluluk zinciri genellikle bellidir. Otonom yazılım ajanlarının devrede olduğu senaryolarda ise otomatik kararlar ve zincirleme işlemler nedeniyle finansal etkiyi kimin üstleneceği çoğu zaman başlangıçta tanımlanmıyor.</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>İtibar ve uyum riskleri:</strong> Sahipliği net olmayan modeller, yanlış veri kullanımı, hatalı öneriler veya önyargılı sonuçlar ürettiğinde; kurum hem itibar hem de mevzuata uyum açısından beklenmedik maliyetlerle karşılaşabiliyor.</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle, kurumların yapay zekâ portföyü için açık ve kurum geneline yayılmış bir sahiplik modeli tanımlaması kritik. Roller ve sorumlulukları netleştiren çerçeveler, hem karar alma süreçlerini hızlandırıyor hem de beklenmedik maliyetleri azaltıyor.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>3. Yönetişim, Kontrol ve Kurtarma Maliyetleri</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yapay zekâ yatırımlarının bir diğer görünmeyen boyutu, yönetişim ve kontrol mimarisinin gerektirdiği kaynaklar. İlk bakışta “fazladan bürokrasi” gibi görünen bu yapıların eksikliği, uzun vadede çok daha büyük maliyetlere yol açabiliyor.</p>

<ul>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Model yaşam döngüsü yönetimi:</strong> Tasarım, geliştirme, devreye alma, izleme ve emeklilik aşamalarının her birinde; veri kökeni ve izin yönetimi, güvenlik, dayanıklılık, model geçerliliği, önyargı ve adillik testleri, açıklanabilirlik ve dokümantasyon gibi kontroller gerekiyor.</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Hata kurtarma ve olay yönetimi:</strong> Özellikle otonom yazılım ajanlarının kullanıldığı senaryolarda, yanlış yetkilendirilmiş veya hatalı kurgulanmış iş akışlarının zincirleme işlemlerle ciddi finansal kayıplara yol açması mümkün. Bu durumlarda devreye giren manuel müdahale, geri alma operasyonları ve süreç iyileştirmeleri, çoğu zaman proje planında öngörülmeyen ek maliyetler yaratıyor.</li>
 <li style="text-align: justify;"><strong>Politika ve eğitim maliyetleri:</strong> Kurum genelinde yapay zekâ kullanım politikalarının yazılması, güncellenmesi ve çalışanlara aktarılması da hem zaman hem bütçe gerektiriyor. Uygun eğitim ve farkındalık programlarının eksikliği, hatalı kullanım ve veri sızıntıları aracılığıyla dolaylı maliyetlere dönüşebiliyor.</li>
</ul>

<p style="text-align:justify">Bu kontroller kısa vadede ek maliyet gibi görünse de, denetimsiz veya gelişigüzel yapay zekâ kullanımının yol açtığı veri sızıntısı, yanlış karar veya düzenleyici ihlal gibi olayların maliyetleriyle karşılaştırıldığında çoğu zaman çok daha rasyonel bir yatırım hâline geliyor.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak, bugün herkes yapay zekânın verimlilik artışlarını, yeni ürün fikirlerini ve müşteri deneyimindeki dönüşümleri konuşuyor. Ancak gerçek rekabet avantajı, görünmeyen tarafta; yani maliyet ve riskin ne kadar bilinçli yönetildiğinde oluşuyor. Otonom yazılım ajanlarına dayalı mimariler, aslında yeni bir ekonomik model sunuyor: Bu modelde başarı, sadece teknolojiyi ne kadar hızlı benimsediğinizle değil, toplam maliyeti ne kadar erken ve ne kadar şeffaf biçimde tanımlayıp kontrol altına aldığınızla ölçülecek.</p>

<p style="text-align:justify">Altyapı ve teknoloji ekosistemini gerçekçi şekilde maliyetleyen, sahipliği netleştiren ve güçlü bir yönetişim–kontrol çerçevesi kuran kurumlar; yapay zekâyı sadece “heyecan verici bir yenilik” olarak değil, yönetilebilir riskleri olan bir varlık sınıfı olarak ele alabilenler olacak. Yapay zekâ yarışında öne geçmenin yolu, ilk bakışta görünmeyen bu faturayı erkenden masaya koyup yönetmekten geçiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Selim ELBAN | Denetim Hizmetleri Şirket Ortağı, PwC Türkiye</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/gorunmeyen-fatura-yapay-zeka-yatirimlarinin-gizli-maliyetleri</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/maliyet-1.jpg" type="image/jpeg" length="75586"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sahte faturaya karşı yeni dönem başlıyor]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/sahte-faturaya-karsi-yeni-donem-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/sahte-faturaya-karsi-yeni-donem-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergi kaçakçılığı ile mücadelede 1 Ekim itibarıyla yeni bir aşamaya geçiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/ZwCJy6GPxbA"></iframe></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/sahte-faturaya-karsi-yeni-donem-basliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Sep 2025 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/09/sahte-belge-3.webp" type="image/jpeg" length="21647"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SGK Trafik kazaları sebebi ile oluşan sağlık giderlerinin karşılanmasında SGK'nın rolü nedir]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/sgk-trafik-kazalari-sebebi-ile-olusan-saglik-giderlerinin-karsilanmasinda-sgknin-rolu-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/sgk-trafik-kazalari-sebebi-ile-olusan-saglik-giderlerinin-karsilanmasinda-sgknin-rolu-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="707" src="https://www.youtube.com/embed/TidIluUl2ic" title="SGK Trafik kazaları sebebi ile oluşan sağlık giderlerinin karşılanmasında SGK'nın rolü nedir" width="1257"></iframe></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK TV</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/sgk-trafik-kazalari-sebebi-ile-olusan-saglik-giderlerinin-karsilanmasinda-sgknin-rolu-nedir</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Nov 2023 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/11/trafik-kazasi-sgk.jpg" type="image/jpeg" length="36188"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İZAHA DAVET SEMİNERİ]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/izaha-davet-semineri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/izaha-davet-semineri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><span style="font-size:16px;">KONUŞMACI: ALİ ÇAKMAKÇI-KATKI SUNAN: SELAHATTİN İPEK MODERATÖR : ÖMER KÖKLÜCE</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/izaha-davet-semineri</guid>
      <pubDate>Tue, 02 May 2023 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/2020-08-26_19-00-069.png" type="image/jpeg" length="92316"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[e-Birlik Sistemine Yeni Sözleşme Girişi ve Eski Sözleşmelerin Güncellenmesi 2022]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/e-birlik-sistemine-yeni-sozlesme-girisi-ve-eski-sozlesmelerin-guncellenmesi-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/e-birlik-sistemine-yeni-sozlesme-girisi-ve-eski-sozlesmelerin-guncellenmesi-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/e-birlik-sistemine-yeni-sozlesme-girisi-ve-eski-sozlesmelerin-guncellenmesi-2022</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Jan 2022 18:07:22 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/TURMOB-Duyuru_Boş_2-kopyala@600x315.png" type="image/jpeg" length="12218"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EFR tablolarının yüklenmesiyle ilgili yardım videosu]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/efr-tablolarinin-yuklenmesiyle-ilgili-yardim-videosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/efr-tablolarinin-yuklenmesiyle-ilgili-yardim-videosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/efr-tablolarinin-yuklenmesiyle-ilgili-yardim-videosu</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Oct 2021 17:53:25 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/Screenshot_1.png" type="image/jpeg" length="99461"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Abdullah TOLU' nun Konuk Olduğu TRT Haber Ekonomi 7/24 Programı (18.05.2021)]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/abdullah-tolu-nun-konuk-oldugu-trt-haber-ekonomi-724-programi-18052021</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/abdullah-tolu-nun-konuk-oldugu-trt-haber-ekonomi-724-programi-18052021" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>BDTURKEY.COM ve Dünya Gazetesi yazarı Yeminli Mali Müşavir Abdullah TOLU 18.05.2021 tarihinde saat 9.30 TRT HABER Ekonomi 7/24 Programına konuk olarak katılım sağlamıştır. Özellikle Pandemi dolayısıyla işletmelerin yaşadıkları sıkıntılar ve çözüm önerileri konusunda, Sayın Cumhurbaşkanı 'mızın alacağı tedbirler ile igili bilgiler vermiştir. "Matrah Arttırımı ve Yeni Borç Yapılandırması" torba şekliyle ele alınarak en kısa zamanda Meclise gelmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/abdullah-tolu-nun-konuk-oldugu-trt-haber-ekonomi-724-programi-18052021</guid>
      <pubDate>Tue, 18 May 2021 11:45:22 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/Haber_Resim_tasarım_Yazar_Abdullah_TOLU789998888.jpg" type="image/jpeg" length="33229"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Abdullah TOLU' nun  Konuk Olduğu TRT Haber Ekonomi 7/24 Programı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/abdullah-tolu-nun-konuk-oldugu-trt-haber-ekonomi-724-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/abdullah-tolu-nun-konuk-oldugu-trt-haber-ekonomi-724-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yeminli Mali Müşavir Abdullah TOLU TRT HABER Ekonomi 7/24 Programında Yeni Çıkacak Olan Vergi Affı ve Yapılandırma Hakkında Detaylı Bilgiler Verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/abdullah-tolu-nun-konuk-oldugu-trt-haber-ekonomi-724-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2020 15:50:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/Screenshot_1_12.jpg" type="image/jpeg" length="38517"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tekdüzen Hesap Planı ve Bazı Bilinmeyen Özellikleri]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/tekduzen-hesap-plani-ve-bazi-bilinmeyen-ozellikleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/tekduzen-hesap-plani-ve-bazi-bilinmeyen-ozellikleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/tekduzen-hesap-plani-ve-bazi-bilinmeyen-ozellikleri</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2020 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/Screenshot_5.png" type="image/jpeg" length="49933"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Finansal Raporlama, Nakit Akış Tablosu ve Fon Akışı Tablosu]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/finansal-raporlama-nakit-akis-tablosu-ve-fon-akisi-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/finansal-raporlama-nakit-akis-tablosu-ve-fon-akisi-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/finansal-raporlama-nakit-akis-tablosu-ve-fon-akisi-tablosu</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2020 10:50:34 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/Screenshot_4_1.png" type="image/jpeg" length="91205"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TRT 1 Radyo Ekonomi Günlüğü Programı 12.08.2020]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/trt-1-radyo-ekonomi-gunlugu-programi-12082020</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/trt-1-radyo-ekonomi-gunlugu-programi-12082020" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yılmaz Sezer ÜSTAT, bizzat BAĞIMSIZ DENETİMDE YERLİ VE MİLLİ HUSUSUNDA ADIMIZLA (SELAHATTİN İPEK) AÇIKLAMADA BULUNMUŞTUR. TEŞEKKÜR EDİYORUM. TRT 1 Radyoda Bağımsız Denetimde Yerli ve Milli konusundaki görüşlerini açıklamıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/trt-1-radyo-ekonomi-gunlugu-programi-12082020</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2020 16:43:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/61369990_2528164087216118_4989264771036479488_n.png" type="image/jpeg" length="35982"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRKİYE CUMHURİYETÇİ MALİ MÜŞAVİRLER GRUBU' NUN DÜZENLEMİŞ OLDUĞU e-dönüşüm uygulamaları ve Turizm Payı Beyanlarına ilişkin Eğitim Semineri Fotoğraf Galerisi için Resmi Tıklayınız...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/turkiye-cumhuriyetci-mali-musavirler-grubu-nun-duzenlemis-oldugu-e-donusum-uygulamalari-ve-turizm-payi-beyanlarina-iliskin-egitim-semineri-fotograf-galerisi-icin-resmi-tiklayiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/turkiye-cumhuriyetci-mali-musavirler-grubu-nun-duzenlemis-oldugu-e-donusum-uygulamalari-ve-turizm-payi-beyanlarina-iliskin-egitim-semineri-fotograf-galerisi-icin-resmi-tiklayiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/turkiye-cumhuriyetci-mali-musavirler-grubu-nun-duzenlemis-oldugu-e-donusum-uygulamalari-ve-turizm-payi-beyanlarina-iliskin-egitim-semineri-fotograf-galerisi-icin-resmi-tiklayiniz</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Dec 2019 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/DSC00511.jpg" type="image/jpeg" length="52403"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KSMMMO (KAYSERİ SMMM ODASI) "E-DÖNÜŞÜM EĞİTİM SEMİNERİ" Fotoğraf Galeresi için Resmi Tıklayınız...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/ksmmmo-kayseri-smmm-odasi-e-donusum-egitim-semineri-fotograf-galeresi-icin-resmi-tiklayiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/ksmmmo-kayseri-smmm-odasi-e-donusum-egitim-semineri-fotograf-galeresi-icin-resmi-tiklayiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/ksmmmo-kayseri-smmm-odasi-e-donusum-egitim-semineri-fotograf-galeresi-icin-resmi-tiklayiniz</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Sep 2019 13:19:44 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/69999396_10220754638918841_5057639361898610688_o.jpg" type="image/jpeg" length="84288"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[VERGİDE GÜNDEM SEMİNERİ - 2018 & 2019 ÖNEMLİ VERGİSEL DÜZENLEMELER Fotoğraf Galerisi İçin Resmi Tıklayınız...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/vergide-gundem-semineri-2018-2019-onemli-vergisel-duzenlemeler-fotograf-galerisi-icin-resmi-tiklayiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/vergide-gundem-semineri-2018-2019-onemli-vergisel-duzenlemeler-fotograf-galerisi-icin-resmi-tiklayiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/vergide-gundem-semineri-2018-2019-onemli-vergisel-duzenlemeler-fotograf-galerisi-icin-resmi-tiklayiniz</guid>
      <pubDate>Sat, 16 Mar 2019 09:05:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/IMGL1388.jpg" type="image/jpeg" length="44703"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ESMMMO E-DEFTER / E-FATURA / E-ARŞİV ELEKTRONİK KAYITLAMA DA 2019 EĞİTİM SEMİNERİ Fotoğrafları İçin Tıklayın....]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/esmmmo-e-defter-e-fatura-e-arsiv-elektronik-kayitlama-da-2019-egitim-semineri-fotograflari-icin-tiklayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/esmmmo-e-defter-e-fatura-e-arsiv-elektronik-kayitlama-da-2019-egitim-semineri-fotograflari-icin-tiklayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/esmmmo-e-defter-e-fatura-e-arsiv-elektronik-kayitlama-da-2019-egitim-semineri-fotograflari-icin-tiklayin</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Jan 2019 18:01:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/2018.12_8.jpg" type="image/jpeg" length="55632"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["E-DEFTER / E-FATURA / E-ARŞİV ELEKTRONİK KAYITLAMA DA 2019 EĞİTİM SEMİNERİ" Fotoğrafları için Tıklayın...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/e-defter-e-fatura-e-arsiv-elektronik-kayitlama-da-2019-egitim-semineri-fotograflari-icin-tiklayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/e-defter-e-fatura-e-arsiv-elektronik-kayitlama-da-2019-egitim-semineri-fotograflari-icin-tiklayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/e-defter-e-fatura-e-arsiv-elektronik-kayitlama-da-2019-egitim-semineri-fotograflari-icin-tiklayin</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Dec 2018 17:43:48 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/GZD_6176_1.jpg" type="image/jpeg" length="15205"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["İNŞAAT SEKTÖRÜNDE VERGİ VE MUHASEBE SEMİNERİ" Fotoğrafları için Tıklayın...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/insaat-sektorunde-vergi-ve-muhasebe-semineri-fotograflari-icin-tiklayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/insaat-sektorunde-vergi-ve-muhasebe-semineri-fotograflari-icin-tiklayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/insaat-sektorunde-vergi-ve-muhasebe-semineri-fotograflari-icin-tiklayin</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Dec 2018 17:19:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/GZD_6052.jpg" type="image/jpeg" length="35518"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Selahattin İPEK]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/selahattin-ipek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/selahattin-ipek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/selahattin-ipek</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Feb 2017 20:04:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/bd-ekonominin-nabzY-07032017.jpg" type="image/jpeg" length="30509"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
