<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Bağımsız Denetim Türkiye (info@bdturkey.com)</title>
    <link>https://www.bdturkey.com</link>
    <description>Bağımsız Denetim ve Muhasebe Haber Portalı</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.bdturkey.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2022. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 24 Jul 2026 15:18:06 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul Havalimanı’nın 6’ncı pisti hazır]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/istanbul-havalimaninin-6nci-pist-hazir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/istanbul-havalimaninin-6nci-pist-hazir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İGA İstanbul Havalimanı’ndaki yapımı tamamlanan 6.pist için Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü, (DHMİ) tarafından Havacılık Enformasyon Yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İGA İstanbul Havalimanı, Uluslararası alanda 110’nun üzerinde hava yolu şirketi ile iş birliği yaparak 340’tan fazla destinasyona sefer düzenleniyor. Yeni açılacak olan pist ile özellikle yoğun trafik dönemlerinde kalkış sıralarının azaltılmasına, uçakların bekleme sürelerinin düşürülmesine ve hava yolu operasyonlarının daha akıcı yürütülmesine katkı sağlayacak. Açılışı yapılacak olan pist ile İGA, dünyada en çok piste sahip 7’nci havalimanı olacak. Pist ile ilgili bilgiler, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü (DHMİ) tarafından Havacılık Enformasyon Yayınlandı. (Aeronautical Information Publication)</p>

<h2><strong>45 metre eninde</strong></h2>

<p>09/27 adlı yeni pist 2820 metre uzunluğunda ve 45 metre genişliğinde. Genelde kalkış operasyonları için kullanılması hedefleniyor. Konumu itibarıyla G iskelesi bölgesi ve 300’lü park alanına yakın noktada bulunan pistin, ağırlıklı olarak iç hat kalkış operasyonlarında kullanılması değerlendiriliyor.</p>

<h2><strong>Sadece kalkış için kullanacak özel hava araçları için değil</strong></h2>

<p>Yeni pistin uzunluğu nedeniyle bazı yayın organlarında pisttin iş jetleri veya özel hava araçları için kullanılacağı yönünde değerlendirmeler yapıldı. İGA’dan edinilen bilgilere göre bu iddialar gerçeği yansıtmadığı bildirilirken “İstanbul Havalimanı’nın genel hava trafiği içerisinde kullanılacak ve ticari uçuş operasyonlarına hizmet verecek”denildi.</p>

<p>Bağımsız bir pist olan yeni 09/ 27 pistti uygun hava şartlarında İstanbul Havalimanı’nda dörtlü kalkış bağımsız pist operasyonu gerçekleştirilebilecek.</p>

<p>İniş Operasyonlar içinde Kuzey-güney doğrultusundaki ana hava trafiğini kesmemesi adına bu konum seçildi.</p>

<p><a href="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw421h237q95gc/storage/files/images/2026/07/24/whatsapp-image-2026-07-24-at-13-etst.jpg" rel="nofollow" title="İstanbul Havalimanı’nın 6’ncı pist hazır! Aynı anda 4 uçak kalkış yapabilecek - Resim : 1"><img alt="İstanbul Havalimanı’nın 6’ncı pist hazır! Aynı anda 4 uçak kalkış yapabilecek - Resim : 1" height="237" loading="lazy" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw421h237q95gc/storage/files/images/2026/07/24/whatsapp-image-2026-07-24-at-13-etst.jpg" width="421" /></a></p>

<p><strong>IGA Havalimanı’nda aktif pistler</strong></p>

<p>1- 17L / 35R .. 4,100 metre.. en 60 metre<br />
2-17R / 35L.. 4,100 metre en 45 metre<br />
3-16L / 34R.. 3,750 metre. en 45 metre<br />
4-16R / 34L.. 3,750 metre.. en 45 metre.<br />
5-18 / 36.. 3,60 metre.. en 45 metre.</p>

<p><strong>En Uzun Pistler:</strong> 17/35 doğrultusundaki pistler 4.100 metre ile havalimanının ve Türkiye’nin en uzun pistleri arasında yer alır. Tam yüklü ve geniş gövdeli uçakların (Airbus A380, Boeing 747-8 gibi) zorlu hava koşullarında dahi sorunsuz kalkış yapabilmesini sağlar.</p>

<p><strong>3 Bağımsız Operasyon:</strong> 17L/35R, 16L/34R ve 18/36 pistleri birbirine paralel ve bağımsız yapıda olduğu için havalimanı aynı anda üçlü bağımsız paralel iniş/kalkış (Triple Parallel Operation) yapabilme kapasitesine sahiptir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>09/27 Pisti Katıldığında:</strong> Tamamlanmakta olan 09/27 pisti (yaklaşık 2.800 m) devreye girdiğinde, bu kuzey-güney aksındaki yoğunluğu ve taksi sürelerini önemli ölçüde azaltan 6. pist olacak.</p>

<p><strong>En çok piste sahip havalimanları</strong></p>

<p>Chicago O’Hare (ORD) ABD / Chicago 8<br />
Dallas/Fort Worth (DFW) ABD / Dallas 7<br />
Amsterdam Schiphol (AMS) Hollanda / Amsterdam 6<br />
Denver (DEN) ABD / Denver 6<br />
Detroit Metropolitan (DTW) ABD / Detroit 6<br />
Boston Logan (BOS) ABD / Boston 6<br />
İstanbul Havalimanı (IST) 6</p>

<p><strong>Hüseyin Aslıyüce-Ekonomim</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/istanbul-havalimaninin-6nci-pist-hazir</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/07/istanbulhavalimani.jpg" type="image/jpeg" length="26034"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakan Şimşek'ten enflasyon beklentilerine ilişkin değerlendirme]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/bakan-simsekten-enflasyon-beklentilerine-iliskin-degerlendirme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/bakan-simsekten-enflasyon-beklentilerine-iliskin-degerlendirme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TCMB'nin temmuz ayı verilerinin ardından enflasyon beklentilerindeki değişimi değerlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek</strong>, <strong>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası</strong>'nın (<strong>TCMB</strong>) temmuz ayına ilişkin enflasyon beklentileri verilerini değerlendirdi. Şimşek, hanehalkı ve reel sektörün gelecek 12 aya yönelik tahminlerinde gerileme yaşandığına dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sosyal medya platformu X üzerinden açıklama yapan Şimşek, "Hanehalkının ve reel sektörün enflasyon beklentileri iyileşiyor" dedi.</p>

<h3><strong>Hanehalkının beklentisi 6,6 puan geriledi</strong></h3>

<p>Jeopolitik risklerin oluşturduğu belirsizliklere rağmen enflasyon beklentilerinde iyileşme kaydedildiğini belirten Şimşek, "Hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi son üç ayda toplam 6,6 puan, reel sektörün beklentisi 1,2 puan geriledi" ifadelerini kullandı.</p>

<p>Küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı bir dönemde finansal istikrarın korunmasının önemine işaret eden Şimşek, "Rekabet gücümüzde kalıcı artış verimlilik, teknolojiye dayalı üretim ve makroekonomik istikrar ile sağlanacaktır" dedi.</p>

<h3><strong>"Nihai hedef kalıcı refah artışı"</strong></h3>

<p>Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan politikaların uzun vadeli sonuçlar gözetilerek şekillendirildiğini belirten Şimşek, "Politikalarımızın nihai hedefi, yüksek katma değerli üretimle sürdürülebilir büyümeyi ve kalıcı refah artışını sağlamaktır" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Damla Kaya-Dünya</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/bakan-simsekten-enflasyon-beklentilerine-iliskin-degerlendirme</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 13:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/05/enflasyonmarket.jpg" type="image/jpeg" length="87851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[e-FATURA İPTAL/İTİRAZ PORTALI Giriş]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/e-fatura-iptalitiraz-portali-giris</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/e-fatura-iptalitiraz-portali-giris" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><div class="module-title">
<h2 class="title"><span>İmzalama Aracı İndirme</span></h2>
</div>

<div class="module-content">
<div class="sprocket-lists">
<ul class="sprocket-lists-container">
 <li class="active">e-Belge,başvurularınızı imzalamak ve imzalı giriş işlemlerinizi daha kolay yapabilmeniz için imzalama aracı geliştirilmiştir. Resimdeki linke tıklamadan önce uygulamayı indirip çalıştırmanız gerekmektedir. İndirmek için<strong> <span style="color:#c0392b">&gt;&gt;</span><a href="https://ebelge.gib.gov.tr/EFaturaWebSocket/EFaturaWebSocket.jnlp" rel="nofollow" target="_blank"><span style="color:#c0392b">tıklayınız.&lt;&lt;</span></a></strong><span style="color:#c0392b"> </span>(Java 1.7 ve üstü sürümle çalışır) Javayı indirmek için <a href="https://javadl.oracle.com/webapps/download/AutoDL?BundleId=253456_ba687cb3cbb24342adc8fdf890b993dc" rel="nofollow" target="_blank"><span style="color:#c0392b"><strong> &gt;&gt;TIKLAYIN&lt;&lt;</strong></span></a><br />
 İmzalama Aracı kullanım kılavuzu için <a href="https://ebelge.gib.gov.tr/dosyalar/kilavuzlar/Imzalama_Araci_Kullanim_Kilavuzu-v1.2.pdf" rel="nofollow" target="_blank"> tıklayınız.</a></li>
</ul>
</div>
</div>

<p><a href="https://ebelgebasvuru.gib.gov.tr/iptal-itiraz/sertifika-giris" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="Efatura Iptal Portalı 2" class="detail-photo img-fluid" height="531" src="https://bdturkeycom.teimg.com/bdturkey-com/uploads/2026/07/efatura-iptal-portali-2.png" width="1355" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>FAYDALI BAĞLANTILAR</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/e-fatura-iptalitiraz-portali-giris</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/efatura-iptal-portal-giris.webp" type="image/jpeg" length="45592"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu 73 Nolu Sirküler Yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu-73-nolu-sirkuler-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu-73-nolu-sirkuler-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu 73 Nolu Sirküleri ile 2026 yılı ikinci geçici vergi döneminde uygulanacak yeniden değerleme oranı % 11,51 (yüzde onbir virgül ellibir ) olarak tespit edilmiştir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="MuiBox-root css-13nky4i">
<div class="MuiBox-root css-19snccm">
<p class="MuiTypography-body1 MuiTypography-root css-1ki6e5q" style="text-align:justify">Kanun Numarası: 5520</p>
</div>

<div class="MuiBox-root css-19snccm">
<p class="MuiTypography-body1 MuiTypography-root css-1ki6e5q" style="text-align:justify">Kanun: KURUMLAR VERGİSİ KANUNU</p>
</div>

<div class="MuiBox-root css-19snccm">
<p class="MuiTypography-body1 MuiTypography-root css-1ki6e5q" style="text-align:justify">Sirküler No: KVK-73 / 2026-3 / Yatırım İndirimi - 59</p>
</div>

<div class="MuiBox-root css-19snccm">
<p class="MuiTypography-body1 MuiTypography-root css-1ki6e5q" style="text-align:right">Sirküler Tarihi: 23.07.2026</p>
</div>
</div>

<div class="MuiBox-root css-1sl8bdx">
<div class="MuiTypography-body1 MuiTypography-root cms-content css-yaw8es">
<p style="text-align:center"><strong>T.C.</strong><br />
<strong>HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI</strong><br />
<strong>Gelir İdaresi Başkanlığı</strong></p>

<p style="text-align:center"><strong>5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu Sirküleri /73</strong></p>

<div>
<div>
<table class="table table-bordered table-sm">
 <tbody>
  <tr>
   <td>
   <table class="table table-bordered table-sm">
    <tbody>
     <tr>
      <td>
      <p style="text-align:justify"><strong>Konusu </strong></p>
      </td>
      <td>
      <p style="text-align:justify"><strong>:</strong></p>
      </td>
      <td>
      <p style="text-align:justify">Geçici Vergi Dönemlerinde Yeniden Değerleme Oranı</p>
      </td>
     </tr>
     <tr>
      <td>
      <p style="text-align:justify"><strong>Tarihi </strong></p>
      </td>
      <td>
      <p style="text-align:justify"><strong>:</strong></p>
      </td>
      <td>
      <p style="text-align:justify">23/07/2026</p>
      </td>
     </tr>
     <tr>
      <td>
      <p style="text-align:justify"><strong>Sayısı </strong></p>
      </td>
      <td>
      <p style="text-align:justify"><strong>:</strong></p>
      </td>
      <td>
      <p style="text-align:justify">KVK-73 / 2026-3 / Yatırım İndirimi - 59</p>
      </td>
     </tr>
     <tr>
      <td>
      <p style="text-align:justify"><strong>İlgili olduğu maddeler </strong></p>
      </td>
      <td>
      <p style="text-align:justify"><strong>:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
      </td>
      <td>
      <p style="text-align:justify">Vergi Usul Kanunu Mükerrer Madde 298</p>

      <p style="text-align:justify">Kurumlar Vergisi Kanunu Madde 32/A</p>

      <p style="text-align:justify">Gelir Vergisi Kanunu Geçici Madde 69</p>
      </td>
     </tr>
     <tr>
      <td>
      <p style="text-align:justify">İlgili olduğu kazanç türleri</p>
      </td>
      <td>
      <p style="text-align:justify">:</p>
      </td>
      <td>
      <p style="text-align:justify">Ticari Kazanç, Zirai Kazanç</p>
      </td>
     </tr>
    </tbody>
   </table>

   <p style="text-align:justify"></p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>
</div>

<p style="text-align:justify">213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına istinaden 2026 yılı ikinci geçici vergi döneminde uygulanacak yeniden değerleme oranı % 11,51 (yüzde onbir virgül ellibir ) olarak tespit edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Duyurulur.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Bekir BAYRAKDAR</strong><br />
<strong>Gelir İdaresi Başkanı</strong></p>
</div>
</div>
</div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/5520-sayili-kurumlar-vergisi-kanunu-73-nolu-sirkuler-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 13:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/08/gelir-idaresi-yeni-duyuru.jpg" type="image/jpeg" length="98975"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yargıtay’ın BSMV kararı: Bankanın vergisini tüketici ödeyebilir mi?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/yargitayin-bsmv-karari-bankanin-vergisini-tuketici-odeyebilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/yargitayin-bsmv-karari-bankanin-vergisini-tuketici-odeyebilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vergi hukukunda çoğu zaman gözden kaçan husus, kanuni vergi mükellefiyeti ile verginin ekonomik yükününaynı kavramlar olmadığıdır. Vergi kanunları, verginin kim tarafından beyan edilip ödeneceğini belirler. Buna karşılık verginin ekonomik yükünün kimin üzerinde kalacağı, her zaman vergi kanunlarıyla değil; piyasa koşulları, fiyat mekanizması ve taraflar arasındaki hukuki ilişkiler çerçevesinde şekillenebilmektedir]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span>Resmî Gazete’nin 22 Temmuz 2026 tarihli sayısında yayımlanan Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2026 tarihli, E.2026/3962, K.2026/3361 sayılı kararı, tüketici kredilerinde BSMV’nin tüketiciye yansıtılmasına ilişkin önemli bir değerlendirme içeriyor. Karar, Antalya 3. Tüketici Mahkemesi’nin 09.09.2025 tarihli ve E.2025/333, K.2025/423 sayılı kesin kararının Adalet Bakanlığının istemi üzerine kanun yararına temyiz edilmesi sonucunda verildi. </span><span> </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Uyuşmazlık, tüketiciden farklı tarihlerde kullandığı altı kredi nedeniyle toplam 5.021,24 TL BSMV tahsil edilmesinden kaynaklandı. Tüketici bu tutarın iadesi amacıyla icra takibi başlattı; bankanın itirazı üzerine itirazın iptali davası açtı. Banka ise takibin haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istedi. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Antalya 3. Tüketici Mahkemesi, BSMV’nin mükellefinin faiz geliri elde eden banka olduğunu, bu verginin tüketiciye ödetilmesini öngören hükmün tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye konulduğunu ve 6502 sayılı Kanun’un 5’inci maddesi kapsamında <strong>haksız şart</strong> oluşturduğunu kabul etti. Bu gerekçeyle bankanın icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve itiraz edilen alacağın yüzde 20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmetti.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yargıtay ise dosyada bulunan sözleşme öncesi bilgi formu ile tüketici kredisi sözleşmelerinde gider vergileri ve sair vergilerin tüketici tarafından ödeneceğinin, ayrıca BSMV dâhil toplam geri ödeme tutarlarının açıkça yazıldığını tespit etti. Önceki Yargıtay kararlarına da atıf yapan Daire, tarafların BSMV’nin tüketiciye yansıtılmasını sözleşmeyle kararlaştırabileceklerini ve bu hükmün <strong>haksız şart</strong> niteliğinde olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararını kanun yararına bozdu. </span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>BSMV nasıl bir vergidir?</strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Uyuşmazlığın daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle BSMV’nin hukuki niteliğine kısaca değinmek gerekir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV), <strong>ayrı bir vergi kanununda düzenlenmiş bir vergi olmayıp</strong>, 23 Temmuz 1956 tarihli ve 6802 sayılı <strong>Gider Vergileri Kanunu’nun 28 ilâ 33’üncü maddeleri arasında düzenlenen</strong> bir vergi türüdür.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>1985 yılında Katma Değer Vergisi’nin yürürlüğe girmesiyle Gider Vergileri Kanunu kapsamındaki birçok vergi kaldırılarak KDV sistemine dahil edilmiş, ancak banka, banker ve sigorta şirketlerinin gerçekleştirdiği işlemler KDV kapsamına alınmamıştır. Bu nedenle BSMV, Gider Vergileri Kanunu bünyesinde uygulanmaya devam etmiştir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kanuna göre BSMV’nin konusu, banka ve sigorta şirketleri ile bankerlerin yaptıkları işlemler dolayısıyla kendi lehlerine nakden veya hesaben aldıkları paralardır. Bu verginin en önemli özelliği ise <strong>kanuni mükellefinin</strong> Gider Vergileri Kanunu’nun 30’uncu maddesi uyarınca <strong>banka</strong>, banker ve sigorta şirketleri olmasıdır. Dolayısıyla vergi idaresine karşı beyanname vermek ve vergiyi ödemekle yükümlü olan kişi kredi kullanan tüketici değil, bankanın kendisidir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İşte Yargıtay kararının tartışma noktası da burada başlamaktadır. <strong>Kanuni mükellefi banka olan bir verginin ekonomik yükü, taraflar arasındaki sözleşmeyle tüketiciye aktarılabilir mi?</strong> Yargıtay bu soruya <strong>EVET</strong> cevabını vermiştir. Ancak bu sonucun vergi hukuku bakımından sağlıklı değerlendirilebilmesi için Vergi Usul Kanunu’nun özel sözleşmelere ilişkin yaklaşımına da bakmak gerekir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Şöyle ki…</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Önemli bir husus</strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kararın vergi hukuku bakımından en önemli yönü, taraflar arasında yapılan özel sözleşmelerin vergi idaresini bağlayıp bağlamayacağı ve kanuni vergi mükellefiyetinin sözleşmeyle değiştirilip değiştirilemeyeceği noktasında ortaya çıkmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu sorunun cevabı Vergi Usul Kanunu’nun 8’inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer almaktadır: <i>“<strong>Vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz.”</strong></i></span></p>

<p style="text-align:justify"><img align="left" alt="Yargıtay 6" class="detail-photo img-fluid" height="267" src="https://bdturkeycom.teimg.com/bdturkey-com/uploads/2026/07/yargitay-6.jpeg" width="400" /><span>Yargıtay kararında Vergi Usul Kanunu’nun 8’inci maddesine açıkça yer verilmemiştir. Bununla birlikte Daire, sözleşme öncesi bilgi formu ile kredi sözleşmelerinde gider vergileri ve BSMV dâhil toplam geri ödeme tutarlarının açıkça gösterildiğini tespit etmiş; önceki içtihatlarına da dayanarak BSMV’nin tüketiciye yansıtılmasına ilişkin sözleşme hükmünün <strong>haksız şart</strong> oluşturmadığı sonucuna ulaşmıştır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İlk derece mahkemesi ise BSMV’nin kanuni mükellefinin banka olmasından hareketle, bu verginin ekonomik yükünün tüketiciye aktarılmasını hukuka aykırı bulmuştur. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kanaatimce vergi hukuku bakımından kanuni mükellefiyet ile ekonomik vergi yükünün farklı kişiler üzerinde bulunabilmesi mümkün olmakla birlikte, bu durum BSMV’nin tüketiciye yansıtılmasının her zaman hakkaniyete uygun olduğu anlamına gelmez. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Özellikle bankaların standart kredi sözleşmeleri karşısında tüketicinin sözleşme şartlarını müzakere etme imkânının son derece sınırlı olduğu dikkate alındığında, bankanın kendi kanuni vergi yükümlülüğünü ayrı bir maliyet kalemi olarak tüketiciye yüklemesi tüketicinin korunması ilkesiyle bağdaşmamaktadır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kararın düşündürdükleri: Verginin mükellefi ile yükünü taşıyan kişi aynı olmak zorunda mı?</strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yargıtay’ın bu kararı ilk bakışta birçok kişiye şaşırtıcı gelebilir. Çünkü 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu’nun 30’uncu maddesi uyarınca BSMV’nin kanuni mükellefi banka, banker ve sigorta şirketleridir. Bu durumda akla doğal olarak şu soru gelmektedir: <strong>Kanunen vergiyi ödemekle yükümlü olan banka ise bu verginin ekonomik yükü neden tüketiciye yansıtılabilmektedir?</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu sorunun cevabı, <strong>kanuni vergi mükellefiyeti</strong> ile <strong>verginin ekonomik yükü</strong> arasındaki ayrımda yatmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Vergi kanunları, vergi borcunun kime ait olduğunu belirler. Kanuni mükellef, vergi idaresine karşı sorumlu olan kişidir; beyannamesini verir ve vergiyi öder. Buna karşılık verginin ekonomik yükü, çoğu zaman piyasa koşulları ve fiyat mekanizması sonucunda başka bir kişi üzerinde kalabilir. vergi teorisinde <strong>verginin yansıması</strong> olarak ifade edilen olgu da budur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>En bilinen örnek Katma Değer Vergisi’dir. KDV’de kanuni mükellef vergiye tabi teslim veya hizmeti gerçekleştiren kişidir; ancak verginin ekonomik yükü fiyatın içinde nihai tüketici tarafından taşınır. Benzer şekilde bankalar da kullandırdıkları kredilerin maliyet unsurlarını faiz, komisyon veya sözleşmede yer alan diğer gider kalemleri aracılığıyla fiyatlandırabilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İnceleme konusu kararda Yargıtay, BSMV’nin kanuni mükellefinin banka olduğu gerçeğini tartışmaya açmamış; buna karşılık sözleşme öncesi bilgi formu ve kredi sözleşmesindeki düzenlemeleri esas alarak, BSMV’nin tüketiciye yansıtılmasını öngören hükmün <strong>haksız şart</strong> oluşturmadığı sonucuna ulaşmıştır. Kanaatimce bu yaklaşım, <strong>kanuni vergi mükellefiyeti ile verginin ekonomik yükünün birbirinden farklı kavramlar olduğu</strong> gerçeğiyle de uyumludur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bununla birlikte kararın tartışmaya açık yönü de bulunmaktadır. Tüketici hukukunun temel amacı, taraflar arasındaki ekonomik güç dengesizliğini gidermektir. Bankaların kredi sözleşmeleri büyük ölçüde standart metinlerden oluşmaktadır. Her ne kadar tüketici sözleşmeyi imzalamadan önce maliyet kalemleri hakkında bilgilendirilse de uygulamada bu hükümleri müzakere ederek değiştirme imkânı son derece sınırlıdır. Dolayısıyla bir hükmün açıkça yazılmış olması ile tüketicinin o hükmü serbest iradesiyle kabul etmiş olması her zaman aynı anlama gelmeyebilir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İlk derece mahkemesi de tam bu noktadan hareket ederek BSMV’nin tüketiciye yüklenmesini <strong>haksız şart </strong>olarak değerlendirmiştir. Yargıtay ise sözleşme öncesi bilgilendirmeyi ve sözleşmedeki açık düzenlemeyi yeterli görerek farklı bir sonuca ulaşmıştır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu yönüyle karar yalnızca BSMV’ye ilişkin bir uyuşmazlığı çözmemektedir. Aynı zamanda vergi hukukunun temel sorularından birini yeniden gündeme getirmektedir: <strong>Kanuni mükellef ile verginin ekonomik yükünü taşıyan kişi her zaman aynı kişi olmak zorunda mıdır?</strong> Karar, tüketici hukuku bakımından tartışmaları sürdürmekle birlikte, bu soruya somut olay özelinde olumsuz cevap vermektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Sonuç ve genel değerlendirme</strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Yargıtay’ın bu kararı, ilk bakışta yalnızca BSMV’ye ilişkin teknik bir uyuşmazlığı çözüyor gibi görünse de gerçekte vergi hukuku ile tüketici hukukunun kesiştiği önemli bir tartışmayı yeniden gündeme taşımaktadır.</span></p>

<p style="text-align:center"><img align="left" alt="Yargıtay 7" class="detail-photo img-fluid" height="250" src="https://bdturkeycom.teimg.com/bdturkey-com/uploads/2026/07/yargitay-7.jpeg" width="400" /></p>

<p style="text-align:justify"><span>Vergi hukukunda çoğu zaman gözden kaçan husus, <strong>kanuni vergi mükellefiyeti</strong> ile <strong>verginin ekonomik yükünün</strong>aynı kavramlar olmadığıdır. Vergi kanunları, verginin kim tarafından beyan edilip ödeneceğini belirler. Buna karşılık verginin ekonomik yükünün kimin üzerinde kalacağı, her zaman vergi kanunlarıyla değil; piyasa koşulları, fiyat mekanizması ve taraflar arasındaki hukuki ilişkiler çerçevesinde şekillenebilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Nitekim meslektaşım Prof. Dr. <strong>Memduh Aslan</strong> da sosyal medya hesabında, bankaların BSMV’yi ayrı bir kalem olarak tüketiciye yüklemesi klasik anlamda bir vergi yansıması değil, gerçek finansman maliyetini perdeleyen bir fiyatlandırma tekniğidir. Aslan, bu yöntemin tüketicinin kredi maliyetini olduğundan düşük algılamasına neden olduğunu ve bu nedenle tüketici hukukunun koruyucu yaklaşımıyla bağdaşmadığını ifade etmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Vergi Usul Kanunu’nun 8’inci maddesi ise özel sözleşmelerin vergi idaresi karşısındaki etkisini düzenlemektedir. Bu hüküm, tarafların sözleşmeyle kanuni vergi mükellefini değiştiremeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Buna karşılık somut olayda olduğu gibi kanunda açık bir yasak bulunmaması hâlinde, verginin ekonomik yükünün özel hukuk ilişkisi içinde diğer tarafa yansıtılabilmesi ayrı bir değerlendirme konusudur.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu yaklaşım yalnızca BSMV’ye özgü değildir. Katma Değer Vergisi’nde kanuni mükellef teslim veya hizmeti gerçekleştiren kişi olmasına rağmen ekonomik yük çoğu zaman nihai tüketici tarafından taşınmaktadır. Benzer şekilde birçok vergi ve harçta da kanuni yükümlülük ile ekonomik yük aynı kişide birleşmeyebilmektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kanaatimce ilk derece mahkemesinin ulaştığı sonuç, tüketici hukukunun koruyucu amacı bakımından daha isabetlidir. Her ne kadar vergi hukuku açısından kanuni mükellefiyet ile verginin ekonomik yükü birbirinden farklı kavramlar olsa ve verginin ekonomik yükünün sözleşmeyle başka bir tarafa yansıtılması teorik olarak mümkün bulunsa da bankaların standart kredi sözleşmeleriyle BSMV’yi ayrı bir maliyet kalemi olarak tüketiciye yüklemeleri tüketici aleyhine önemli bir dengesizlik yaratmaktadır. Bu nedenle BSMV’nin tüketiciye yansıtılmasının, tüketicinin korunması ilkesiyle bağdaşmadığı kanaatindeyim.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Son tahlilde bu karar, yalnızca bankaların BSMV’yi tüketiciye yansıtıp yansıtamayacağına ilişkin değildir. Aynı zamanda vergi hukuku ile tüketici hukukunun aynı olaya farklı perspektiflerden yaklaşabileceğini de göstermektedir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Vergi hukuku bakımından kanuni mükellefiyet ile ekonomik vergi yükü farklı kişiler üzerinde toplanabilse de tüketici hukukunun amacı ekonomik bakımdan zayıf durumda bulunan tarafı korumaktır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kanaatimce somut olayda tüketicinin korunmasına öncelik verilmesi daha isabetli olurdu. Bu nedenle kararın, vergi hukuku kadar tüketici hukuku bakımından da tartışılmaya devam edeceği kanaatindeyim.</span></p>

<p style="text-align:justify"><i><strong>T24 | Murat BATI</strong></i><span> </span><span> </span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>https://t24.com.tr/yazarlar/murat-bati/yargitayin-bsmv-karari-bankanin-vergisini-tu</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/yargitayin-bsmv-karari-bankanin-vergisini-tuketici-odeyebilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/yargitay-yeni.jpeg" type="image/jpeg" length="70192"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çalışan başına 3 bin 500 TL destek verilecek]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/calisan-basina-3-bin-500-tl-destek-verilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/calisan-basina-3-bin-500-tl-destek-verilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, turizm sektöründe istihdamı desteklemek amacıyla yeni bir destek programının hayata geçirildiğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, turizm sektörüne yönelik yeni istihdam destek programını açıkladı.</p>

<p>Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Işıkhan, turizm sektörünün istihdam kapasitesini güçlendirmek amacıyla yeni bir uygulamayı hayata geçirdiklerini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>3 bin 500 TL destek verilecek</strong></h3>

<p>Bakan Işıkhan, belirli koşulları sağlayan konaklama tesislerinde çalışan her bir sigortalı için 3 bin 500 TL destek verileceğini ifade etti.</p>

<p>Uygulama kapsamında toplam 6 milyar TL'lik kaynağın doğrudan turizm sektörüne ayrıldığını kaydeden Işıkhan, desteğin yıl sonuna kadar devam edeceğini bildirdi.</p>

<p>Işıkhan açıklamasında, "Ülkemizde birçok sektörü destekleyen, istihdam kapasitemizi güçlendiren, bacasız sanayimiz turizm sektörü için yeni bir uygulamayı hayata geçiriyoruz. Sektörde faaliyet gösteren belirli koşulları sağlayan konaklama tesislerinde çalışan her bir sigortalı için 3.500 TL destek sağlayacağız. Bu kapsamda 6 milyar TL kaynağı doğrudan turizm sektörüne ayırdık. Desteğimiz yıl sonuna kadar devam edecek" ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Dünya</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/calisan-basina-3-bin-500-tl-destek-verilecek</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2024/02/para-iadesi.jpg" type="image/jpeg" length="98698"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Citi'den TCMB faiz kararı analizi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/citiden-tcmb-faiz-karari-analizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/citiden-tcmb-faiz-karari-analizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TCMB'nin temmuz ayı faiz kararını değerlendiren Citi ekonomistleri, karar metninin enflasyona ilişkin daha temkinli mesajlar içerdiğini belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) temmuz ayında politika faizini sabit bırakmasının ardından Citigroup ekonomistleri İlker Domaç ve Gültekin Işıklar tarafından hazırlanan değerlendirme raporunda, Para Politikası Kurulu'nun (PPK) enflasyon görünümüne ilişkin daha ihtiyatlı bir yaklaşım benimsediği ifade edildi.</p>

<p>Raporda, temmuz ayı karar metninin haziran ayındaki açıklamaya kıyasla kısa vadeli enflasyon patikasına yönelik daha temkinli bir çerçeve çizdiği belirtilirken, genel mesajın daha zorlu bir enflasyon görünümüne işaret ettiği kaydedildi.</p>

<h3><strong>"Sıkı duruş mesajı korundu"</strong></h3>

<p>Citi ekonomistleri, PPK'nın fiyat istikrarı sağlanana kadar para politikasını yeterince sıkı tutacağı yönündeki taahhüdünü yinelediğine dikkat çekti. Bu çerçevede, yılın ikinci yarısında parasal gevşeme için oldukça sınırlı bir alan bulunduğu değerlendirmesinde bulunuldu.</p>

<p>Raporda, <strong>politika faizinin 2026 yıl sonunda yüzde 35 seviyesine gerileyeceği yönündeki beklentinin ise değişmediği</strong> ifade edildi.</p>

<h3><strong>Kur stratejisinin oluşturduğu zorluklara dikkat çekildi</strong></h3>

<p>Değerlendirmede, mevcut para politikası çerçevesinin karşı karşıya olduğu temel kısıtlamalara da yer verildi. Ekonomistler, dezenflasyon sürecinin büyük ölçüde döviz kuru çıpası üzerinden yürütülmesinin, ekonomik aktivitedeki yavaşlama ve yüksek seyreden enflasyon ortamında önemli zorluklar yarattığını belirtti.</p>

<p>Bu yaklaşımın mal ve hizmet enflasyonu arasında belirgin bir ayrışmaya neden olduğu vurgulanan raporda, söz konusu durumun enflasyon hedeflerine ulaşmayı güçleştirdiği ve yükselen enerji fiyatlarının da etkisiyle rekabetçilik endişelerini artırabileceği ifade edildi.</p>

<p><strong>Raporda şu değerlendirmeye yer verildi:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Mal ve hizmet dezenflasyonu arasında ortaya çıkan bu ayrışma, yalnızca enflasyon hedefine giden patikayı karmaşıklaştırmakla kalmamış, aynı zamanda yükselen enerji fiyatlarıyla daha da şiddetlenmesi muhtemel olan rekabetçilik kaygılarını da yeniden alevlendirmiştir."</p>

<h3><strong>"TCMB'nin hareket alanı sınırlı"</strong></h3>

<p>Citi ekonomistleri İlker Domaç ve Gültekin Işıklar, mevcut ekonomik koşullarda TCMB'nin tek başına atacağı adımlarla reel sektör üzerindeki artan rekabet baskısını önemli ölçüde hafifletmesinin kolay olmadığı değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>Bloomberg</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/citiden-tcmb-faiz-karari-analizi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/04/merkez-bankasi-9.jpg" type="image/jpeg" length="67035"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[RES ve GES yatırımlarında imar ve ruhsat dönemi değişti]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/res-ve-ges-yatirimlarinda-imar-ve-ruhsat-donemi-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/res-ve-ges-yatirimlarinda-imar-ve-ruhsat-donemi-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanlığı'nın yeni yönetmeliğiyle ön lisans veya üretim lisansına sahip rüzgar ve güneş enerjisi santrallerinin imar planı, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin usul ve esaslar belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının, Rüzgar ve Güneş Enerjisine Dayalı Elektrik Üretim Tesislerinin İmar ve Ruhsat İşlemleri Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>

<p style="text-align:justify">Buna göre, Yönetmelik, ön lisans veya üretim lisansına sahip rüzgar ve güneş enerji santrallerinin imar planlarının onaylanması, parselasyon planları, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı süreçlerinde uygulanacak usul ve esasları düzenleyecek.<br />
<br />
Süreçler eş zamanlı yürütülecek</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmelik kapsamında nazım ve uygulama imar planı süreçleri eş zamanlı yürütülebilecek ve onaylanabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bakanlıkça onaylanan imar planları 15 gün süreyle Bakanlığın internet sitesinde ilan edilecek, itiraz olmaması halinde kesinleşecek. İlgili kurum ve kuruluşlar planlara ilişkin görüşlerini 30 gün içinde bildirecek, bu süre içinde görüş verilmemesi halinde olumsuz görüş bulunmadığı kabul edilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>MEVZUAT</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/res-ve-ges-yatirimlarinda-imar-ve-ruhsat-donemi-degisti</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/gunes-enerjisi-3.webp" type="image/jpeg" length="79108"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ücretlerin bankadan ödenmesi zorunluluğu]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/ucretlerin-bankadan-odenmesi-zorunlulugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/ucretlerin-bankadan-odenmesi-zorunlulugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İş ilişkisinin asli unsurlarından olan ücret, işçinin emeğinin karşılığını ve ekonomik güvenliğinin temel kaynağını oluşturmaktadır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bu nedenle ücretin zamanında, eksiksiz ve ispat edilebilir şekilde ödenmesi, yalnızca işçi ile işveren arasındaki bireysel sözleşme ilişkisinin değil, aynı zamanda çalışma barışının, sosyal güvenlik sisteminin ve kayıtlı ekonomi politikasının da önemli bir parçasıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu nedenle, Türk iş hukukunda ücretin haczedilebilirliği, ödeme zamanı, kesinti sınırları ve ispatı gibi birçok konuda işçiyi koruyucu hükümler öngörülmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Bu koruyucu yaklaşımın önemli yansımalarından biri de işçi ücretlerinin bankalar aracılığıyla ödenmesi zorunluluğudur.</p>

<p style="text-align:justify">İşçi ücretlerinin bankadan ödenmesi zorunluluğunun temel amacı, ücret ödeme ilişkisinin objektif, izlenebilir ve denetlenebilir bir zemine taşınmasıdır. Elden yapılan ücret ödemeleri, taraflar arasında uyuşmazlık doğması halinde ciddi ispat sorunlarına neden olabilmekte, işçinin ücretini eksik aldığı, geç aldığı veya hiç alamadığı yönündeki iddiaların değerlendirilmesini güçleştirebilmektedir. Banka aracılığıyla yapılan ödemelerde ise ödeme tarihi, ödeme tutarı, ödeme yapan hesap ve ödeme alan hesap bilgileri kayıt altına alınmakta, bu kayıtlar hem işçi hem de işveren bakımından güçlü bir ispat aracı niteliği taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Düzenlemenin diğer önemli amacı, kayıt dışı istihdam ve kayıt dışı ücret ödemeleriyle mücadeledir. Uygulamada işçinin sosyal güvenlik primine esas kazancının bordroda düşük gösterilmesi, ücretin bir kısmının resmi kayıtlara yansıtılıp kalan kısmının elden ödenmesi veya fazla çalışma, prim ve ikramiye gibi ödemelerin belgelendirilmemesi gibi sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Banka kanalıyla ödeme yükümlülüğü, işverenin bordro, muhasebe ve banka kayıtları arasında tutarlılık sağlamasını zorunlu kılmaktadır. Bu yönüyle düzenleme, sosyal güvenlik prim matrahının doğru belirlenmesine, vergi kaybının azaltılmasına ve işçilerin sosyal güvenlik haklarının korunmasına hizmet etmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bu çerçevede, bir yandan sigorta primi ve vergi konusundaki kayıtdışılığı önlemek, bir yandan da işverenler ile çalışanlar arasındaki ihtilafları en aza indirmek amacıyla, 2008 yılında çıkarılmış olan 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile çalışanların ücret, prim, ikramiye ve her çeşit istihkakının elden değil de banka yoluyla ödenmesi hususunda İş Kanunu, Deniz İş Kanunu, Basın İş Kanunu ve Borçlar Kanununda düzenleme yapılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Uygulamanın usul ve esaslarını düzenleyen “Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik” de 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren yürürlüğe konulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
<strong>Bankalar aracılığıyla yapılacak ödeme türleri</strong></p>

<p style="text-align:justify">Banka aracılığıyla ödeme zorunluluğu yalnızca aylık çıplak ücretle sınırlı değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Yönetmelikteki düzenlemeye göre, gerek iş sözleşmesinin devamı sırasında gerekse iş sözleşmesinin sona ermesi halinde işçi, gazeteci ve gemi adamının ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakınının (yol parası, yemek parası, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı vb) bankalar (banka olmayan yerlerde PTT Şubeleri) aracılığıyla ödenmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Avans ödemelerle ilgili yönetmelikte herhangi bir düzenleme yapılmamış ise de, yapılan düzenlemenin amacı dikkate alındığında, ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkaka mahsup edilmek üzere çalışanlara ödenen avansların da bankalar aracılığıyla yapılması gereken ödemeler arasında düşünülmesi gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Diğer taraftan, ödemelerin banka kanalıyla yapılması kadar, ödeme açıklamasının doğru ve anlaşılır biçimde yazılması da önemlidir. Banka dekontunda ödemenin hangi döneme ve hangi alacak kalemine ilişkin olduğunun belirtilmesi, daha sonra ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda tarafların iddialarının değerlendirilmesini kolaylaştırmaktadır. Örneğin “aylık ücret ödemesi”, “fazla çalışma ücreti” veya “kıdem tazminatı ödemesi” gibi açıklamalar, ödeme kaydının hukuki niteliğini açık hale getirecektir. Buna karşılık açıklamasız veya genel ifadeler içeren transferler, özellikle birden fazla alacak kaleminin bulunduğu durumlarda tereddüt oluşmasına yol açmaktadır.<br />
<br />
<strong>Bankalar aracılığıyla ödeme yapma zorunluluğu olan işverenler</strong></p>

<p style="text-align:justify">4 Haziran 2025 tarihli ve 32920 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle, banka aracılığıyla ödeme yükümlülüğünde esas alınan çalışan sayısı sınırı beşten üçe indirilmiş, bu değişiklik 1 Temmuz 2025 itibarıyla uygulanmaya başlanmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Dolayısıyla, mevcut düzenlemeye göre;</p>

<p style="text-align:justify">- 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak Türkiye genelinde en az 3 işçi çalıştıran işverenler,</p>

<p style="text-align:justify">- 5953 sayılı Basın İş Kanunu’na tabi olarak Türkiye genelinde en az 3 gazeteci çalıştıran işverenler,</p>

<p style="text-align:justify">- 854 sayılı Deniz İş Kanunu’na tabi olarak Türkiye genelinde en az 3 gemi adamı çalıştıran işverenler, çalıştırdıkları işçi, gazeteci ve gemi adamına, o ay içinde yapacakları her türlü ödemenin kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarını, bankalar aracılığıyla ödeme yapmakla zorunlu tutulmuşlardır.</p>

<p style="text-align:justify">Borçlar Kanunu’na tabi olarak işçi çalıştıran işverenler ise, henüz zorunluluk kapsamına alınmamış olmakla birlikte, bu işverenlere de çalıştırdıkları kişilere kanuni kesintiler düşüldükten sonra yapacakları net ödeme tutarlarını bankalar aracılığıyla ödenmesi hususunda zorunluluk getirilip getirilmemesi ve bu zorunluluğun kapsamı konusunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yetki verilmiş, ancak şu ana kadar bu yetki kullanılmamıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
<strong>Bankalar aracılığıyla ödeme yapma zorunluluğu kapsamı dışında olanlar</strong></p>

<p style="text-align:justify">- 5202 sayılı Savunma Sanayii Güvenliği Kanunu kapsamında tesis güvenlik belgesine sahip işyerleri,</p>

<p style="text-align:justify">- 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında bulunan gizlilik dereceli tesislerde çalıştırılanlar,</p>

<p style="text-align:justify">- 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerde belirtilen görevleri yerine getirmekle görevlendirilenlere yapılacak ödemeler,</p>

<p style="text-align:justify">bankalar aracılığıyla ödeme yapılması zorunluluğundan istisna tutulmuştur.<br />
<br />
<strong>Zorunluluğa uyulmamasının yaptırımı</strong></p>

<p style="text-align:justify">Zorunluluk kapsamına girdiği halde, çalıştırdığı işçi, gazeteci ve gemi adamının ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakını banka aracılığıyla ödemeyen işverenlere 2026 yılında aşağıda belirtilen tutarlarda idari para cezaları uygulanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">- 5953 sayılı Basın İş Kanunu’na tabi olanlar: 45.278 TL/ Her bir gazeteci için</p>

<p style="text-align:justify">- 834 sayılı Deniz İş Kanunu’na tabi olanlar: 36.211 TL/ Her bir gemi adamı için</p>

<p style="text-align:justify">- 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olanlar: 2.734 TL/ Her işçi ve her ay için</p>

<p style="text-align:justify">Sonuç olarak; işçi ücretlerinin bankadan ödenmesi zorunluluğu, çalışma hayatında şeffaflık, kayıtlılık ve hukuki güvenlik ilkelerini güçlendiren önemli bir düzenlemedir. 2025 yılında yapılan değişiklikle çalışan sayısı eşiğinin beşten üçe indirilmesi, uygulamanın kapsamını genişletmiş ve daha küçük ölçekli işverenleri de bu yükümlülüğün kapsamına dâhil etmiştir. Bu nedenle işverenlerin çalışan sayılarını Türkiye genelinde doğru şekilde hesaplamaları, ücret ve ücret niteliğindeki tüm ödemeleri banka kanalıyla gerçekleştirmeleri, ödeme açıklamalarını açık biçimde yazmaları, bordro kayıtları ile banka kayıtları arasında tutarlılık sağlamaları ve yükümlülüğe uyulmaması halinde her işçi ve her ay bakımından idari para cezası riski doğabileceğini dikkate almaları gerekmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Ekonomim.com | Celal ÖZCAN</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/ucretlerin-bankadan-odenmesi-zorunlulugu</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/03/eyt-ilk-maas-ne-zaman-yatacak-eyt-prim-sarti-eyt-sartlari-nedir-eyt-banka-promosyonu-2023-e-devlet-eyt-basvuru-formu-kdoekdef.jpg" type="image/jpeg" length="40952"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Evlerde Üretilen Ürünlerin İnternetten Satışında Esnaf Muaflığı ve Vergisel Avantajlar]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/evlerde-uretilen-urunlerin-internetten-satisinda-esnaf-muafligi-ve-vergisel-avantajlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/evlerde-uretilen-urunlerin-internetten-satisinda-esnaf-muafligi-ve-vergisel-avantajlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evlerde üretilen ürünlerin internetten satışında esnaf muaflığından; GVK’nın vergiden muaf esnafı düzenleyen 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) ve (10) numaralı bentleri kapsamında faydalanılmaktadır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinde düzenlenen esnaf muaflığı, gelirleri genelde el emeğine dayanan ve küçük çapta iş yapan ticaret ve sanat erbabının gelirlerini <u>vergi dışında bırakan</u> bir uygulamadır. Bu uygulama ile düşük gelir grubunda bulunan esnafı ekonomik ve sosyal yönden desteklenerek vergi adaletinin sağlanması amaçlanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Evlerde üretilen ürünlerin internetten satışında esnaf muaflığından; GVK’nın vergiden muaf esnafı düzenleyen 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) ve (10) numaralı bentleri kapsamında faydalanılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Kahramanmaraş’ta özellikle yaz döneminde tarhana, kırmızı biber, dolmalık sebze gibi el emeği ürünlerin hazırlanması yaygın bir gelenektir. Bu yazıda; Kahramanmaraş’ta üretilen ürünler başta olmak üzere, bir iş yeri açmadan ve sanayi tipi ya da seri imalat yapabilen makine ve materyal kullanmadan, evlerde kendi el emekleri ile imal ettikleri ürünleri internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satanlara yönelik vergisel avantajlar, yapılması gereken işlemler ve uygulama örnekleri ele alınmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gelir Vergisi Kanununun 9 Uncu Maddesinin Birinci Fıkrasının (6) Numaralı Bendi Kapsamında Evlerde Üretilen Ürünlerin Satışında Esnaf Muaflığı</strong></p>

<p style="text-align:justify">1. Esnaf Muaflığından Yararlanma Şartları Nelerdir?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında esnaf muaflığından faydalanabilmesi için;</p>

<p style="text-align:justify">- Oturdukları evlerde imal ettikleri havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, dokuma mamûlleri, kırpıntı deriden üretilen mamûller, örgü, dantel, her nevi nakış işleri ve turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, paspas, fırça, yapma çiçek, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, ip ve urganları, tarhana, erişte, mantı gibi ürünler kapsamında olması,</p>

<p style="text-align:justify">- Evlerde kullanılan dikiş, nakış, mutfak robotu, ütü vb. ve aletler hariç olmak üzere, sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve aletler kullanılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Dışarıdan işçi çalıştırılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Ürünlerin iş yeri açmaksızın satılması,</p>

<p style="text-align:justify">- Ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Ürünlerin ticari, zirai veya mesleki faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri kermes, festival ve panayırlarda satılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tabi olunmaması,</p>

<p style="text-align:justify">- Faaliyetin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">2. Evlerde Üretilen Ürünlerin İnternet ve Benzeri Ortamlarda Satışı Mümkün mü?</p>

<p style="text-align:justify">Bu muaflıktan faydalanılabilmesi için, internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yıl içinde gerçekleştirilen satış tutarının <strong>ilgili yıl içinde geçerli olan</strong> <strong>asgari ücretin yıllık brüt tutarını (2026 yılı için </strong><strong>396.360</strong> <strong>TL’yi) aşmaması </strong>gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Satışların bir kısmının internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden, bir kısmının muafiyet kapsamında diğer şekillerde yapılması halinde, satış tutarının ilgili yıl içinde geçerli olan asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmaması şartı, sadece internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden yapılan satışlar için geçerli olup, diğer şekillerde yapılan satışlarda tutar sınırlaması bulunmamaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek 1:</strong> 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bayan (D), evinde ürettiği tarhana, erişte ve mantıları, kamu kurumlarınca düzenlenen kermes, festival, panayırlarda ve internet üzerinden satışa aracılık eden bir platform aracılığıyla satmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bayan (D)’nin, 2026 takvim yılında internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı 250.000 TL, diğer satış tutarı ise 100.000 TL’dir.</p>

<p style="text-align:justify">Bayan (D), internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı olan 250.000 TL, 2026 yılı için belirlenen yıllık asgari ücretin brüt tutarı olan 396.360 TL’yi aşmadığından, muafiyetten faydalanmaya devam edecektir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek 2:</strong> 193 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamında esnaf muaflığından yararlanan Bay (E), evinde ürettiği hediyelik turistik eşyaları belediye tarafından belirlenen geçici bir stantta ve internet üzerinden satmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bay (E)’nin 2026 takvim yılında internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı 450.000 TL, diğer satış tutarı ise 150.000 TL’dir.</p>

<p style="text-align:justify">Bay (E), internet üzerinden yapmış olduğu satış tutarı olan 450.000 TL, 2026 yılı için belirlenen yıllık asgari ücretin brüt tutarı olan 396.360 TL’yi aştığından, muafiyetini kaybedecek ve 1/1/2027 tarihinden itibaren gelir vergisi mükellefi olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">3. Evlerde Üretilen Ürünlerin Satışında Vergi Tevkifatı Yapılacak mı?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında vergiden muaf esnaftan alınan mallar için, şartları sağlayan alıcılar tarafından yapılan ödemeler üzerinden %2 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">4. Evlerde Üretilen Ürünlerin Satışında Belge Düzeni Nasıl Olmalıdır?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında <u>esnaf muaflığından faydalananların</u> <strong>mükellefiyet tesisi, belge düzenleme, defter tutma, beyanname verme gibi yükümlülükleri bulunmamaktadır</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak kendilerine düzenlenen gider pusulalarını ve bu faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mal ve giderlerine ilişkin belgelerini 5 yıllık süre boyunca saklamaları zorunludur.<br />
 </p>

<p style="text-align:justify"><strong>Gelir Vergisi Kanununun 9 Uncu Maddesinin Birinci Fıkrasının (10) Numaralı Bendi Kapsamında Evlerde Üretilen Ürünlerin Satışında Esnaf Muaflığı</strong></p>

<p style="text-align:justify">1. Esnaf Muaflığından Yararlanma Şartları Nelerdir?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında yararlanabilmek için;</p>

<p style="text-align:justify">• Ürünlerin iş yeri açmaksızın satılması,</p>

<p style="text-align:justify">• Sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve aletler kullanılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">• Oturdukları evlerde imal ettikleri ürünlerin <strong>sadece internet ve benzeri elektronik ortamdan </strong>satış yapılması,</p>

<p style="text-align:justify">• İkametgâhlarının bulunduğu yerdeki vergi dairesine başvurarak <strong>“Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi” </strong>alınması,</p>

<p style="text-align:justify">• <u>Türkiye’de kurulu bankalarda internetten yapılan satış gelirlerinin tahsilini ve bu gelirleri üzerinden tevkifat yapılmasını teminen bir ticari hesap açılması ve tüm hasılatın münhasıran bu hesap aracılığıyla tahsil edilmesi</u>,</p>

<p style="text-align:justify">• Bir takvim yılında elde edilen hasılatın <strong>2026 yılı için 1.900.000 Türk lirasını </strong>aşmaması,</p>

<p style="text-align:justify">• Ticari, zirai veya mesleki kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tabi olunmaması,</p>

<p style="text-align:justify">• Faaliyetin, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapılmaması,</p>

<p style="text-align:justify">gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">2. Satışların Bir Kısmının İnternet ve Benzeri Elektronik Ortamlar Üzerinden Bir Kısmının Diğer Şekillerde Yapılması Mümkün mü?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında esnaf muaflığından faydalanılabilmesi için evlerde imal edilen ürünlerin <u>münhasıran internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden satılması şarttır</u>. Satışların bir kısmının internet ve benzeri elektronik ortamlar üzerinden, bir kısmının ise diğer şekillerde yapılması halinde bu bent kapsamında muafiyetten faydalanılması mümkün değildir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Örnek:</strong> Bayan (F), sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve alet kullanmaksızın evinde ürettiği ekmek, tarhana, bazlama, kurabiye, pasta, reçel, salça ve turşu gibi ürünleri internet üzerinden satışa aracılık eden bir platform aracılığıyla satmaktadır. 2026 yılı için internet üzerinden gerçekleştirdiği satış tutarı 440.000 TL’dir.</p>

<p style="text-align:justify">Bayan (F), internet üzerinden gerçekleştirdiği 440.000 TL tutarındaki satış, 2026 yılı için belirlenen 1.900.000 TL’lik sınırı aşmadığından esnaf muaflığından yararlanabilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">3. Bankalar Tarafından Yapılacak İşlemler ve Tevkifat Uygulaması Nedir?</p>

<p style="text-align:justify">Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi ibraz edenlere bankalar tarafından ticari hesap açılır. Bu hesaplara aktarılan tutarlar üzerinden bankalar tarafından %4 (bir ve üzeri işçi çalıştırıldığı durumda %2) oranında gelir vergisi tevkifatı yapılır.</p>

<p style="text-align:justify">Açılan hesabın yalnızca esnaf muafiyeti kapsamındaki satış bedellerinin tahsili için kullanılması gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">4. Muafiyetten Faydalananların Yükümlülükleri ve Belge Düzeni Nasıl Olmalıdır?</p>

<p style="text-align:justify">Bu bent kapsamında esnaf muaflığından faydalananların <strong>mükellefiyet tesisi, belge düzenleme, defter tutma, beyanname verme gibi yükümlülükleri bulunmamaktadır.</strong> Bu muafiyetten yararlananların, kendilerine düzenlenen gider pusulalarını ve bu faaliyetleri ile ilgili olarak satın aldıkları mal ve giderlerine ilişkin belgelerini 5 yıl süreyle saklamaları zorunludur.</p>

<p style="text-align:justify">Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alanların <strong>üç yılda bir </strong>vergi dairesine başvurarak durumlarını güncellemeleri<strong> </strong>gerekmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Özet Tablo</strong></p>

<div class="table-responsive">
<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify"><strong>GVK 9/1-6</strong></p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify"><strong>GVK 9/1-10</strong></p>
   </td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td colspan="2" width="459">
   <p style="text-align:justify">İş yeri açılmamalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Oturulan evlerde imalat yapılmalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Sanayi tipi veya seri üretim yapabilen makine ve alet kullanılmamalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Faaliyet, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine bağlılık arz edecek şekilde yapılmamalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Ticarî, ziraî veya meslekî kazancı dolayısı ile gerçek usulde gelir vergisine tâbi olunmamalıdır.</p>

   <p style="text-align:justify">Satın alınan mallara ve giderlere ilişkin belgelerin muhafaza ve ibraz yükümlülüğü bulunmaktadır.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Dışardan işçi çalıştırılmamalıdır.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Dışardan işçi çalıştırılabilmektedir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Hem internet ve benzeri elektronik ortamlardan hem de diğer yollarla satış</p>

   <p style="text-align:justify">yapılabilmektedir.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Sadece internet ve benzeri elektronik</p>

   <p style="text-align:justify">ortamdan satış yapılabilmektedir.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alınması</p>

   <p style="text-align:justify">isteğe bağlıdır.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Esnaf Vergi Muafiyeti Belgesi alınması</p>

   <p style="text-align:justify">zorunludur.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Ticari bir hesap açılması ve hasılatın bu hesap aracılığı ile elde edilmesi zorunluluğu yoktur.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Türkiye’de bulunan bankadan ticari bir</p>

   <p style="text-align:justify">hesap açılması ve hasılatın bu hesap</p>

   <p style="text-align:justify">aracılığı ile tahsil edilmesi <strong>zorunludur.</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">İnternet ve benzeri elektronik ortamdan</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

   <p style="text-align:justify">elde edilen hasılat sınırı <strong>2026 yılı için</strong></p>

   <p style="text-align:justify"><strong>396.360</strong> <strong>TL’dir.</strong></p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">İnternet ve benzeri elektronik ortamdan</p>

   <p style="text-align:justify">elde edilen hasılat sınırı <strong>2026 yılı için</strong></p>

   <p style="text-align:justify"><strong>1.900.000 TL’dir.</strong></p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">GVK 94 üncü madde kapsamındaki alıcılar gelir vergisi tevkifatı yapmak zorundadır.</p>

   <p style="text-align:justify">Alıcı, GVK 94 üncü madde kapsamında</p>

   <p style="text-align:justify">ise tevkifat oranı %2, değilse tevkifat</p>

   <p style="text-align:justify">yapılmamaktadır.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Sadece bankalar hasılat üzerinden gelir</p>

   <p style="text-align:justify">vergisi tevkifatı yapmak zorundadır.</p>

   <p style="text-align:justify"><strong>Alıcı, GVK 94 üncü madde kapsamında olsun ya da olmasın </strong>vergiden muaf esnaf<strong> </strong>işçi çalıştırıyorsa %2, çalıştırılmıyorsa %4<strong> </strong>oranında tevkifat yapılmaktadır.</p>
   </td>
  </tr>
  <tr>
   <td width="225">
   <p style="text-align:justify">Hasılat sınırı aşılırsa gelir vergisi</p>

   <p style="text-align:justify">mükellefiyeti açtırılır. İzleyen yıl Ocak</p>

   <p style="text-align:justify">ayının sonuna kadar Kanunun 9/1-10 uncu bendinde belirtilen şartları sağlamaları halinde, izleyen yılda aynı bent kapsamında esnaf muaflığından faydalanabilecektir.</p>
   </td>
   <td width="232">
   <p style="text-align:justify">Hasılat sınırı aşılırsa gelir vergisi mükellefi olunur. Ancak bir daha esnaf muaflığına geri dönülememektedir</p>
   </td>
  </tr>
 </tbody>
</table>
</div>

<p style="text-align:justify"><strong>Sonuç</strong></p>

<p style="text-align:justify">Kahramanmaraş’ta evlerde üretilen tarhana, kırmızı biber, salça, dolmalık sebzeler ve benzeri yöresel ürünlerin internet üzerinden satışa sunulması, aile ekonomisine katkı sağlamanın yanı sıra şehrin tanıtımına da katkı sağlayacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Gelir Vergisi Kanununda yer alan esnaf muaflığı hükümleri, belirli şartların sağlanması halinde internet üzerinden satış yapan üreticilere vergisel kolaylıklar sunmaktadır. Söz konu muafiyet sayesinde mükellefiyet tesis edilmesi, belge düzenlenmesi, defter tutulması, beyanname verilmesi gibi vergisel yükümlülükler ortadan kaldırmakta. Böylece evlerde üretilen yöresel ürünlerin kayıtlı ekonomi içinde pazarlanması teşvik edilirken hane ekonomisinin güçlendirilmesine de katkı sağlanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yazıda; Gelir İdaresi Başkanlığının “Evlerde Üretilen Ürünlerin İnternet Üzerinden Satışında Esnaf Muaflığı” Ağustos/2025 tarihli Rehberi ile 314 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinden faydalanılmıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Aksu Haber | Resul Purkaya/Vergi Başmüfettişi</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>VERGİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/evlerde-uretilen-urunlerin-internetten-satisinda-esnaf-muafligi-ve-vergisel-avantajlar</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/internetten-satis.jpg" type="image/jpeg" length="22160"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Motorine dev zam geliyor]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/motorine-dev-zam-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/motorine-dev-zam-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'nin İran'a yönelik saldırıları sonrası küresel piyasalarda yükselişe geçen petrol fiyatları, akaryakıt ürünlerine zam beklentisini güçlendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akaryakıt fiyatlarında zam dalgası sürüyor. Benzinin litre fiyatına bugün 1,35 TL zam yapılmasının ardından motorin fiyatlarında da yeni artış beklentisi oluştu.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, motorinin litre fiyatına yarın gece yarısından itibaren geçerli olmak üzere 3,50 TL zam yapılması bekleniyor. Zam beklentisinde, küresel piyasalarda petrol fiyatlarının son dönemde hızla yükselmesinin etkili olduğu ifade ediliyor.</p>

<h2><strong>Brent petrol 102 dolara yaklaştı</strong></h2>

<p>Brent petrolün varil fiyatı bugün yüzde 8’i aşan artışla 102 dolara yaklaştı. Küresel petrol fiyatlarındaki yükselişte, ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının ardından bölgede artan gerilim etkili oldu.</p>

<p>İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve Yemen'deki Husilerin Babülmendep Boğazı'nda Suudi Arabistan'a yönelik abluka başlatması, küresel enerji arzına ilişkin endişeleri artırarak petrol fiyatlarını yukarı taşıdı. Akaryakıt fiyatları ise uluslararası petrol fiyatlarının yanı sıra döviz kuru ve vergi düzenlemelerine bağlı olarak değişiklik gösteriyor.</p>

<h2><strong>Güncel akaryakıt fiyatları şöyle:</strong></h2>

<p>İstanbul Avrupa Yakası</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Benzin: 67,00 TL/litre<br />
Motorin: 74,27 TL/litre<br />
LPG: 31,19 TL/litre</p>

<p><strong>İstanbul Anadolu Yakası</strong></p>

<p>Benzin: 66,85 TL/litre<br />
Motorin: 74,12 TL/litre<br />
LPG: 30,59 TL/litre</p>

<p>Ankara</p>

<p>Benzin: 67,97 TL/litre<br />
Motorin: 75,39 TL/litre<br />
LPG: 31,29 TL/litre</p>

<p>İzmir</p>

<p>Benzin: 68,25 TL/litre<br />
Motorin: 75,66 TL/litre<br />
LPG: 31,19 TL/litre</p>

<p><strong>Ekonomim</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/motorine-dev-zam-geliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/03/petrolbenzin.jpg" type="image/jpeg" length="86108"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şirket ortaklarının ve yöneticilerinin SGK borçlarına karşı sorumlulukları]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/sirket-ortaklarinin-ve-yoneticilerinin-sgk-borclarina-karsi-sorumluluklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/sirket-ortaklarinin-ve-yoneticilerinin-sgk-borclarina-karsi-sorumluluklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ödeme vadesi geçmiş prim ve idari para cezası alacaklarının tahsili noktasında Sosyal Güvenlik Kurumunca gerçek ve tüzel kişiler aleyhine 6183 sayılı Kanun uyarınca icra takibine geçilmektedir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Tüzel kişilikler aleyhine yürütülen icra takip işlemleri sırasında, limited şirketlerin ortakları, tüzel kişiliği haiz işverenlerin yönetim kurulu üyeleri, üst düzey yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri de Kurum alacağından dolayı sorumlu tutulmaktadır.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><strong><span>Limited şirketlerde ortakların sorumlulukları</span></strong></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>6183/35-1. fıkrasında yer alan “</span><i><span>Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar</span></i><span>.” hükmüne istinaden, limited şirket ortakları şirketin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçlarından dolayı hisseleri oranında sorumlu tutulmuşlardır.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Ancak şirket ortağı aleyhine icra takibine geçilebilmesi için öncelikle şirket tüzel kişiliği aleyhine yürütülen icra takip işlemleri sonucunda kurum alacağının</span> <strong><span>“</span></strong><span>şirketin malvarlığından tahsil edilememiş olması veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması” gerekmektedir.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Şirket ortaklığının devri halinde ise 6183/35-2. fıkrasında yer alan</span> <strong><i><span>“</span></i></strong><i><span>Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur</span></i><strong><i><span>.”</span></i></strong> <span>hükmüne istinaden,</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>l</span> <span>Devreden ortak devir tarihine kadar olan borçlardan dolayı</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>l</span> <span>Devralan ortak ise devir tarihinden önceki ve sonraki dönemlere ilişkin borçlardan dolayı</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>hisseleri oranında sorumlu tutulmaktadır. Bu bakımdan şirketteki hissesini devreden ortağın kendi dönemine ait olan borçlardan dolayı sorumluluğu ortadan kalkmamaktadır.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><strong><span>Limited şirketlerde müdürlerin sorumlulukları</span></strong></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Limited şirket müdürleri 5510/88-20. fıkrasında yer alan</span> <i><span>“Kurum’un sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanun’da belirtilen sürelerde ödenmez ise, kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kurum’a karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.”</span></i><span> hükmüne istinaden görevde bulundukları sürelerdeki şirketin SGK’ya olan borçların tamamından dolayı müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmuşlardır.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Ayrıca şirket ortaklarından farklı olarak, müdürler aleyhine icra takibine geçilebilmesi için</span> <i><span>“Kurum alacağının şirket malvarlığından tahsil edilememiş olması veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması”</span></i> <span>şartı aranılmadığından, Kurumca borçlu limited şirketler aleyhine icra takibine geçilirken, aynı anda şirket müdürleri aleyhine de icra takibine geçilmekte; haliyle ödeme emri, hem şirketin tüzel kişiliğine hem de şirket müdürlerine gönderilmektedir.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><strong><span>Anonim şirketlerde ortakların sorumlulukları</span></strong></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>6102/329. maddesinde yer alan</span> <i><span>“Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir.</span></i> <i><span>Pay sahipleri, sadece taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile ve şirkete karşı sorumludur.”</span></i> <span>hükmüne istinaden anonim şirket ortaklarının (pay sahiplerinin) şirketin SGK’ya olan borçlarından dolayı Kuruma karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Ancak ortakların taahhüt ettikleri sermayeyi tamamen veya kısmen şirkete ödememiş olmaları halinde, Kurumca 6183 sayılı Kanunun 79. maddesine istinaden haciz bildirisi gönderildiği takdirde şirkete ödemeleri gereken sermaye tutarını Kuruma ödemeleri icap etmektedir.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><strong><span>Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin sorumlulukları</span></strong></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerinin tamamı 5510/88-20. maddeye istinaden şirketin SGK’ya olan borçlarından dolayı görev yaptıkları sürelerle sınırlı olmak üzere müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmuşlardır.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Bu bakımdan;</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>- Temsil ve idare yetkisi olup olmadığına</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>- Kurum alacağının “şirket malvarlığından tahsil edilememiş olması veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması” şartına</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>bakılmaksızın yönetim kurulu üyeleri görev yaptıkları dönemlerle sınırlı olmak üzere Kuruma olan borçlardan dolayı müşterek ve müteselsil sorumlu tutulmaktadır. Haliyle Kurum alacağının tahsili için yönetim kurulu üyeleri aleyhine şirket tüzel kişiliğiyle birlikte aynı anda icra takibine geçilerek, ödeme emri gönderilmektedir.</span></p>

<h3 class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><strong><span>EMEKLİ AYLIĞI BAŞVURUSUNDA</span></strong> <strong><span>BULUNDUKTAN SONRA SGDP’Lİ</span></strong> <strong><span>ÇALIŞABİLİRSİNİZ</span></strong></h3>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><i><span>Emekli aylığı için başvurduğumda aylık bağlama işlemlerinin biraz zaman alacağı söyleniyor. Emeklilik sonrası başka bir işyerinde çalışmaya devam etmek istiyorum. Bunun için ilk aylığımın yatmasını beklemem mi gerekir mi?</span></i> <span>Kemal Y.</span></p>

<p class="ParagrafStiliYok" style="text-align:justify"><span>Emeklilik başvurusunda bulunan vatandaşlara baş</span><span>vuruda bulundukları tarihi izleyen ay başından itibaren emekli aylığı bağlanmaktadır. İlk defa 1/10/2008 tarihinden önce çalışmaya başlamış, sonrasında emekli aylığı için kanunda aranılan şartları sağlamış olan vatandaşların emeklilik başvurusunda bulunduktan sonra sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmaya başlamaları mümkün olduğundan, emekli aylığının yatmasını beklemek gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu bakımdan mevcutta çalıştığınız işvereniniz tarafından işten ayrılış bildirgesi düzenlendikten sonra Sosyal Güvenlik Kurumuna kâğıt ortamında veya e-Devlet üzerinden emeklilik başvurusu yapmanız halinde, emekli aylığının bağlanmasını beklemeksizin hemen ertesi gün (işten ayrılış tarihini izleyen ilk gün itibariyle) veya daha sonraki bir tarih itibariyle sosyal güvenlik destek primi sigorta kolundan işe giriş bildirgesi verilerek çalışmanız mümkündür.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Karar | Eyüp Sabri DEMİRCİ</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/sirket-ortaklarinin-ve-yoneticilerinin-sgk-borclarina-karsi-sorumluluklari</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/06/adi-ortaklik.webp" type="image/jpeg" length="64567"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Askere Giden İşçinin Hakları]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/askere-giden-iscinin-haklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/askere-giden-iscinin-haklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Askerlik nedeniyle işten ayrılan işçi kıdem tazminatını alır. İşveren işçiyi askerlik dönüşünde işe başlatmak zorundadır. İşveren işe başlatmazsa işçiye tazminat ödemek zorundadır. Askerlik dönüşü işe başlatılmayan işçi, işe başlatmama tazminatını on yıl içinde talep edebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Askerlik hizmeti, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı her erkeğin hak ve ödevidir. Vatani hizmet 20 yaşında yapılabildiği gibi günümüzde çoğu kişi askerlik hizmetini çalışma yaşamına atıldıktan sonra yerine getiriyor. Askere giden işçinin haklarının korunması konusunda kanaatimce yasal eksiklikler bulunmaktadır. Çoğu işçi askere giderken adeta “ücretsiz izne” ayrılmış gibi hareket etmektedir. Kıdem tazminatını almadan askere gitmekte, askerlik dönüşünde otomatikman işe döneceklerini düşünmekteler.</p>

<p style="text-align:justify">İşveren askere giden işçi için Sosyal Güvenlik Kurumuna (12) koduyla işten çıkış bildiriminde bulunur. İşçi için artık SGK’ya prim ödemez. O andan itibaren hukuken iş ilişkisi sona ermiştir.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify">İŞVEREN İŞE BAŞLATMAZSA 3 AYLIK ÜCRET TUTARINDA TAZMİNAT ÖDER</h3>

<p style="text-align:justify">Kanun askerlik sonrasında aynı işe dönmek isteyen işçinin işe başlatılmasını zorunlu tutuyor. Ancak, bu zorunluluğa uymayan işverene uygulanacak yaptırım yeterli değil.</p>

<p style="text-align:justify">4857 Sayılı İş Kanunu’nun 31’inci maddesine göre, herhangi bir askeri ve kanuni ödev dolayısıyla işinden ayrılan işçiler askerlik bitiminde tekrar işe girmek istedikleri takdirde işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal başlatmak zorundadır. Boş yer yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe alması gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">İşçinin bu haktan yararlanabilmek için askerlik bitiminde 2 ay içinde işverene yazılı müracaat etmesi gerekir. Bu süre hak düşürücü süredir. İki ay içinde işe girmek için işverene başvurmayan işçi, bu hakkını kaybeder.</p>

<p style="text-align:justify">Peki, aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, yani işçiyi işe almazsa yaptırımı nedir? Sadece üç aylık ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. Üstelik bu tazminat, işçinin askere gitmeden önceki son ücreti üzerinden ödenmektedir. Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde ücret 6 ay içinde bile eridiği için askerlik dönüşü işe başlatmama tazminatı yaptırımı maalesef etkili olmamaktadır.<br />
 </p>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify">TAZMİNAT İÇİN ZAMANAŞIMI SÜRESİ ON YILDIR</h3>

<p style="text-align:justify">İşçi alacaklarında zamanaşımı süresi genel olarak beş yıldır. Ancak, askerlik dönüşü işe başlatmama tazminatında zamanaşımı on yıldır.</p>

<p style="text-align:justify">Ücret ve yıllık izin ücreti dışında hangi tazminatlarda zamanaşımının 5 yıl olarak uygulanacağı 4857 Sayılı Kanun’un Ek 3’üncü maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ile iş sözleşmesinin eşit davranma ilkesine uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminatta zamanaşımı süresi 5 yıldır.</p>

<p style="text-align:justify">Askerlik dönüşü işe başlatmama tazminatı 4857 Sayılı Kanunda sayılmadığından, Türk Borçlar Kanunu uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir.<br />
 </p>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify">ASKERE GİDEN İŞÇİ KIDEM TAZMİNATINI ALIR</h3>

<p style="text-align:justify">Kıdem tazminatını alabilmek için işçinin son işyerinde en az bir yıl çalışması gerekir. Kıdem tazminatının hangi koşullarda ödeneceği 1475 Sayılı Eski İş Kanunu’nun yürürlükte bulunan 14’üncü maddesinde düzenlenmektedir. Bu koşullar arasında askerlik sebebiyle iş akdinin sona ermesi de sayılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Kurumsal işletmeler askere giden işçinin kıdem tazminatı, kullanılmayan yıllık izin ücreti gibi haklarını kendiliğinden ödemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Kurumsal olmayan işletmeler ise işçi talep ederse kıdem tazminatını ödüyor. Ancak işçiler, askere giderken kıdem tazminatını aldıklarında askerlik dönüşü işe başlatılmama endişesi yaşıyorlar. İşveren kötü niyetli ise işçi kıdem tazminatını almadan askere gitmiş olsa bile askerlik dönüşü işe başlatılmadığında kıdem tazminatı konusunda da mağduriyet yaşıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bu arada, yeri gelmişken belirtelim, askerlik sebebiyle işten ayrılan işçi ihbar süresine uymak zorunda değildir. İşverene ihbar tazminatı ödemez. İşverenden de ihbar tazminatı alamaz.<br />
 </p>

<h3 class="font-bold mb-5 text-base widget-title" style="text-align:justify">İŞTEN AYRILMA GEREKÇESİNİN ASKERLİK SEBEBİYLE OLDUĞU AÇIK YAZILMALI</h3>

<p style="text-align:justify">Askerlik nedeniyle işten ayrılan işçinin kıdem tazminatı hakkını kaybetmemesi için fesih yazısına, askerlik sebebiyle iş akdini feshettiğini açık bir şekilde yazması gerekir. İş akdi feshinin mutlaka yazılı yapılması, sözlü bildirimle yetinilmemesi gerekir.</p>

<p style="text-align:justify">İş akdinin askerlik gerekçesiyle feshedilmesi, işçinin askerlik dönüşü işsiz kalması durumunda işsizlik maaşı alabilmesi için de gereklidir. Aksi takdirde işsizlik maaşı hakkı da tehlikeye girer.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>HaberTürk</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/askere-giden-iscinin-haklari</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2026/07/asker-yemin-toreni.jpg" type="image/jpeg" length="83041"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[OECD kurumlar vergisi raporunu yayımladı: Sorun vergi oranı mı, vergi matrahı mı?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/oecd-kurumlar-vergisi-raporunu-yayimladi-sorun-vergi-orani-mi-vergi-matrahi-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/oecd-kurumlar-vergisi-raporunu-yayimladi-sorun-vergi-orani-mi-vergi-matrahi-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[OECD’nin 2026 Kurumlar Vergisi İstatistikleri Raporu, küresel vergi sisteminin önemli bir dönüşüm geçirdiğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify">Yaklaşık 20 yıl boyunca devam eden kurumlar vergisi oranlarını düşürme yarışı büyük ölçüde durmuş olsa da ülkeler arasındaki vergi rekabeti sona ermiş değil; yalnızca biçim değiştirmiş durumda. Rekabet artık genel vergi oranlarından çok, efektif vergi yükü, AR-GE teşvikleri, patent gelirlerine sağlanan avantajlar ve vergi matrahını etkileyen diğer düzenlemeler üzerinden yürütülüyor</h3>

<p style="text-align:justify"><span>OECD, ülkelerin kurumlar vergisi sistemlerindeki gelişmeleri karşılaştırmalı olarak ortaya koyan <strong>Corporate Tax Statistics 2026</strong> raporunu 21 Temmuz Salı günü öğlen saatlerinde <a href="https://www.oecd.org/content/dam/oecd/en/publications/reports/2026/07/corporate-tax-statistics-2026_b8101038/73af6222-en.pdf" rel="noopener" target="_blank">yayımladı</a>. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu yıl <strong>sekizincisi hazırlanan rapor</strong>; kurumlar vergisi gelirlerinden kanuni ve efektif vergi oranlarına, stopajlardan vergi anlaşmalarına, AR-GE teşviklerinden matrah aşındırma ve kâr aktarımıyla (BEPS) mücadele araçlarına kadar oldukça geniş bir veri seti sunuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Rapor ayrıca, büyük çok uluslu şirket gruplarının ülke bazlı raporlama kapsamında bildirdiği gelir, kâr, vergi, çalışan ve maddi varlık verilerini toplulaştırılmış şekilde analiz ediyor. Böylece yalnızca ülkelerde uygulanan kurumlar vergisi oranlarını değil, bu oranların yatırımlar üzerindeki gerçek etkisini ve çok uluslu şirketlerin kârlarının hangi ülkelerde vergilendirildiğini de değerlendirme imkânı sağlıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Türkiye de rapordaki karşılaştırmaların önemli bir bölümünde yer alıyor. Türkiye, standart kurumlar vergisi oranı bakımından dünya ortalamasının üzerinde yer almasına rağmen, kurumlar vergisinin milli gelir ve toplam vergi gelirleri içindeki payı aynı ölçüde yüksek görünmüyor. OECD verileri, bu sonucun yalnızca vergi oranıyla açıklanamayacağını; vergi matrahının yapısı, teşvikler ve vergi sisteminin diğer unsurlarının da belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Kurumlar vergisi gelirleri hâlâ yüksek ancak 2022’ye göre geriledi</h3>

<p style="text-align:justify"><span>OECD raporundaki kurumlar vergisi geliri verileri 2023 yılına ait. Bunun temel nedeni, ülkeler arasında karşılaştırılabilir ve kesinleşmiş gelir verilerinin belirli bir gecikmeyle elde edilebilmesi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Rapora göre, verisi bulunan 135 ülkede kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki ortalama payı 2022 yılında yüzde 17,8 iken 2023 yılında yüzde 17,3’e geriledi. Aynı dönemde kurumlar vergisi gelirlerinin gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı da yüzde 3,6’dan yüzde 3,5’e düştü.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak bu sınırlı gerileme, kurumlar vergisinin kamu gelirleri içindeki önemini kaybettiği anlamına gelmiyor. OECD’ye göre kurumlar vergisi gelirleri hem pandemi öncesindeki düzeylerin hem de küresel finansal kriz öncesinde ulaşılan zirvelerin üzerinde seyretmeye devam ediyor. Raporda, 2023 yılındaki sınırlı düşüşün önemli ölçüde pandemi sonrasında olağanüstü seviyelere ulaşan şirket kârlılıklarının normalleşmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla bunun kurumlar vergisinin kamu maliyesindeki öneminin azaldığı şeklinde yorumlanmaması gerektiği vurgulanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı bölgelere göre önemli ölçüde değişiyor. Bu oran 2023 yılında <strong>OECD ülkelerinde ortalama yüzde 11,9 i</strong>ken Latin Amerika ve Karayipler’de yüzde 18,7, Asya-Pasifik ülkelerinde yüzde 19,5 ve Afrika ülkelerinde yüzde 21,4 düzeyinde gerçekleşti.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İlk bakışta bu tablo, gelişmekte olan ülkelerin şirketleri daha ağır vergilendirdiği izlenimini verebilir. Ancak OECD bu konuda önemli bir uyarıda bulunuyor. <strong>Kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payının yüksek olması, şirketlerden mutlaka daha fazla vergi toplandığı anlamına gelmiyor</strong>. Bazı ülkelerde kişisel gelir vergisi, sosyal güvenlik primleri ve tüketim vergileri gibi diğer vergi gelirlerinin görece düşük olması da kurumlar vergisinin toplam içindeki payını yükseltebiliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Nitekim kurumlar vergisi gelirlerinin milli gelire oranına bakıldığında bölgeler arasındaki fark önemli ölçüde daralıyor. Kurumlar vergisi gelirlerinin GSYH’ye oranı OECD ile Latin Amerika ve Karayipler ülkelerinde ortalama yüzde 3,8 iken Asya-Pasifik’te yüzde 3,4, Afrika’da ise yüzde 3,3 düzeyinde bulunuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Dolayısıyla kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki yüksek payı, her zaman şirketlerden daha fazla kurumlar vergisi tahsil edildiği anlamına gelmiyor. OECD’nin de işaret ettiği gibi, bu farklılık çoğu zaman kurumlar vergisinin büyüklüğünden ziyade ülkelerin diğer vergi kaynaklarından ne ölçüde gelir elde edebildiğini ve genel vergi yapısını yansıtıyor.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Türkiye’de kurumlar vergisi gelirleri ne durumda?</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Raporda sayfa 16’daki 2023 yılı grafiğine göre Türkiye’de kurumlar vergisi gelirlerinin GSYH içindeki payı yaklaşık yüzde 3 düzeyinde bulunuyor. Bu oran, rapor kapsamındaki 135 ülkenin yüzde 3,5 olan ortalamasının ve OECD ülkelerinin yüzde 3,8 olan ortalamasının altında.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kurumlar vergisi gelirlerinin Türkiye’nin toplam vergi gelirleri içindeki payı ise grafikte yaklaşık yüzde 12-13 aralığında görülüyor. Bu oran yüzde 11,9’luk OECD ortalamasına yakın olmakla birlikte, rapor kapsamındaki ülkelerin yüzde 17,3 olan genel ortalamasının altında kalıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>OECD, Türkiye’ye ilişkin bu oranları metin içinde ayrıca sayısal olarak vermediğinden, bu değerlendirme rapordaki grafiklerden yaptığımız yorumlamalara dayanmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bununla birlikte grafiklerin ortaya koyduğu genel tablo oldukça önemli. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Şöyle ki Türkiye’de standart kurumlar vergisi oranı dünya ortalamasının üzerinde olmasına rağmen, kurumlar vergisi gelirlerinin milli gelir ve toplam vergi gelirleri içindeki payı aynı ölçüde yüksek görünmüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak buradan hareketle doğrudan bir vergi kaybı sonucuna ulaşmak doğru olmaz. OECD de ülkeler arasındaki kurumlar vergisi geliri farklılıklarının yalnızca vergi oranlarıyla açıklanamayacağını özellikle vurguluyor. Şirket kârlılığı, ekonomik döngü, kurumlar vergisi matrahının büyüklüğü, şirketleşme düzeyi, zarar mahsubu kuralları, yatırım ve vergi teşvikleri ile kazançların vergilendirilmesini erteleyen düzenlemeler de tahsil edilen kurumlar vergisini doğrudan etkiliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Türkiye bakımından da istisna ve indirimlerin kapsamı, yatırım teşvikleri, geçmiş yıl zararlarının mahsubu, şirket kârlılığının seyri, kayıt dışılık, ekonomik yapının özellikleri ve yüksek enflasyonun şirket bilançoları üzerindeki etkisi birlikte değerlendirilmeli.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Dolayısıyla Türkiye açısından yalnızca <strong>kurumlar vergisi oranı yüzde kaç?</strong> sorusunu sormak yeterli değil. Asıl mesele, bu oranın ne kadar geniş bir vergi matrahına uygulandığı ve kanunda yer alan oranın ne ölçüde fiilî vergi yüküne ve vergi tahsilatına dönüştüğüdür.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Kurumlar vergisi oranlarındaki küresel düşüş şimdilik durdu</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Rapora göre dünya genelinde yaklaşık 20 yıl boyunca devam eden kurumlar vergisi oranlarını düşürme eğilimi, son yıllarda büyük ölçüde yavaşladı ve yerini daha istikrarlı bir görünüme bıraktı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Merkezi ve yerel yönetim oranlarının birlikte dikkate alındığı ortalama kanuni kurumlar vergisi oranı 2000 yılında yüzde 28 iken 2019 yılında yüzde 21,5’e kadar gerilemişti. Bu düşüş, ülkelerin yatırımları, şirket merkezlerini ve hareketli sermayeyi çekebilmek amacıyla kurumlar vergisi oranlarını aşağı çektiği vergi rekabetinin en belirgin sonuçlarından biriydi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak 2020 ile 2026 yılları arasında ortalama oran büyük ölçüde sabit kaldı. Ortalama kanuni kurumlar vergisi oranı hem 2020’de hem de 2026’da yüzde 21,2 olarak belirlendi. Aradaki yıllarda küçük değişiklikler yaşansa da yaklaşık 20 yıl süren aşağı yönlü eğilimin şimdilik durduğu görülüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu durum, kurumlar vergisi oranlarının bundan sonra hiç düşmeyeceği anlamına gelmiyor. Ancak ülkelerin birbirleriyle rekabet ederek oranları sürekli aşağı çektiği dönemin en azından hız kaybettiğini söylemek mümkün.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bunda, kamu harcamalarının finansmanına duyulan ihtiyacın yanı sıra OECD ve G20 öncülüğünde yürütülen matrah aşındırma ve kâr aktarımıyla mücadele (BEPS) çalışmaları ile küresel asgari kurumlar vergisini öngören İki Sütunlu Çözüm (Two-Pillar Solution) sürecinin de etkisi bulunuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Rapora göre 2026 yılında kapsamdaki 146 ülkenin 25’inde standart kurumlar vergisi oranı yüzde 30 veya üzerinde. Buna karşılık 11 ülkede standart kurumlar vergisi oranı sıfır ya da bir kurumlar vergisi sistemi bulunmuyor. Barbados, Macaristan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde ise standart kurumlar vergisi oranı yüzde 9 olarak uygulanıyor. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Tüm ülkelerin kurumlar vergisi oranları ve mukayese için 19 Aralık 2025’te yazdığım <a href="https://t24.com.tr/yazarlar/murat-bati/dunyada-kurumlar-vergisi-ne-durumda,52898?_t=1784633870613" rel="noopener" target="_blank">bu yazıya</a> bakabilirsiniz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kurumlar vergisi oranlarındaki küresel düşüş durmuş görünse de ülkeler arasındaki oran farklılıkları hâlâ oldukça büyük. Bu tablo, vergi rekabetinin tamamen sona erdiğini değil, önceki yıllara göre farklı bir evreye girdiğini gösteriyor.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Türkiye’nin yüzde 25’lik oranı ortalamanın üzerinde</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Türkiye’de genel kurumlar vergisi oranı yüzde 25. Bankalar, finansal kuruluşlar, elektronik ödeme ve para kuruluşları, sigorta ve reasürans şirketleri ile bazı sermaye piyasası kurumlarının kazançları bakımından ise yüzde 30 oran uygulanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>OECD karşılaştırması standart kurumlar vergisi oranı üzerinden yapıldığı için Türkiye raporda yüzde 25’lik oranla yer alıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Türkiye’nin standart oranı, rapor kapsamındaki ülkelerin yüzde 21,2 olan ortalamasının yaklaşık 3,8 puan üzerinde.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Türkiye böylece yüzde 30 veya daha yüksek oran uygulayan ülkeler arasında yer almıyor. Bununla birlikte düşük kurumlar vergisi oranlarıyla yatırım ve sermaye çekmeye çalışan ülkeler grubunda da bulunmuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Türkiye’de kurumlar vergisi oranının son yıllarda sık sık değiştirilmiş olması da dikkat çekiyor. Uzun süre yüzde 20 olarak uygulanan oran önce yüzde 22’ye, ardından geçici olarak yüzde 25’e çıkarıldı; daha sonra yüzde 23’e indirildi ve 2023 yılında yeniden yüzde 25’e yükseltildi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Oranın sık değiştirilmesi, kurumlar vergisinin yalnızca uzun vadeli bir vergi politikası aracı olarak değil, bütçenin kısa vadeli gelir ihtiyacını karşılamaya yönelik bir araç olarak da kullanıldığını düşündürüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak OECD’nin de ortaya koyduğu gibi, kanunda yer alan kurumlar vergisi oranı tek başına şirketlerin fiilen katlandığı vergi yükünü göstermiyor. Vergi matrahının kapsamı, amortisman kuralları, yatırım teşvikleri, istisna ve indirimler ile nakdi sermaye artışına sağlanan indirim gibi düzenlemeler, şirketlerin efektif vergi yükünü önemli ölçüde değiştirebiliyor. Bu nedenle OECD, kanuni kurumlar vergisi oranlarının yanında efektif ortalama ve efektif marjinal vergi oranlarını da ayrıca hesaplıyor.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Kanuni oran ile efektif oran aynı şey değil</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Bir ülkede kurumlar vergisi oranının yüzde 25 olması, o ülkedeki her yatırımın getirisinin fiilen yüzde 25 oranında vergilendirildiği anlamına gelmez.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Amortisman kuralları, yatırım indirimleri, finansman biçimi, öz sermayeye sağlanan avantajlar ve diğer vergi düzenlemeleri yatırımlar üzerindeki gerçek vergi yükünü değiştirebilir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>OECD bu nedenle ileriye dönük iki ayrı efektif vergi oranı hesaplıyor.</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bunlardan <strong>ilki efektif ortalama vergi oranı</strong>. Bu oran, kârlı bir yatırım projesinin ekonomik getirisi üzerindeki ortalama vergi yükünü ölçüyor. Özellikle şirketlerin alternatif yatırım yerleri arasında seçim yaparken karşılaşacakları vergi yükünü değerlendirmeleri bakımından önem taşıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>İkincisi ise efektif marjinal vergi oranı</span></strong><span>. Bu oran, ancak sermaye maliyetini karşılayabilecek kadar getiri sağlayan marjinal bir yatırım üzerindeki vergi yükünü gösteriyor. Başka bir ifadeyle, verginin yeni bir yatırımın yapılıp yapılmaması kararını ne ölçüde etkilediğine ilişkin fikir veriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Rapora göre 2025 yılında efektif vergi oranları ülkeler arasında önemli ölçüde farklılaşıyor. Ayrıca aynı ülke içinde bina, makine, stok ve maddi olmayan duran varlık yatırımları da farklı efektif vergi yükleriyle karşılaşabiliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>OECD hesaplamalarına göre <strong>Türkiye’nin efektif ortalama vergi oranı, yüzde 25’lik standart kanuni oranın altında görünüyor.</strong> Raporda <strong>Türkiye</strong> bakımından bunun öne çıkan nedenlerinden biri, yeni öz sermayeye belirli bir vergi avantajı sağlayan <strong>nakdi sermaye artışı indirimi</strong>.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Türkiye’de nakdi sermaye artışı nedeniyle hesaplanan faiz indirimi, kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde hesaplanan tutarın kurum kazancından indirilmesine imkân tanıyor. OECD bu tür uygulamaları, kurumların öz sermaye finansmanını teşvik eden <strong>allowance for corporate equity (ACE)</strong> düzenlemeleri kapsamında değerlendiriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu tür düzenlemelerin temel amacı, borçlanma faizlerinin gider olarak indirilebilmesi nedeniyle borç finansmanının öz sermayeye karşı sahip olduğu vergi avantajını azaltmaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Dolayısıyla yalnızca kanunda yer alan kurumlar vergisi oranına bakılarak ülkelerin yatırım üzerindeki gerçek vergi yükü hakkında kesin bir sonuca ulaşmak mümkün değil. OECD’nin de ortaya koyduğu gibi, kanuni oran ile efektif vergi yükü arasındaki farkı belirleyen temel unsurlar, vergi matrahının nasıl belirlendiği ve yatırımlara ilişkin vergi kuralları oluyor.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Stopaj oranları ülkeler arasında ciddi biçimde değişiyor</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Raporda ele alınan önemli başlıklardan biri de şirketlerin başka ülkelere yaptığı temettü, faiz ve gayrimaddi hak bedeli ödemeleri üzerinden uygulanan stopaj oranları.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>2026 yılında rapor kapsamındaki ülkelerde ortalama kanuni stopaj oranı temettülerde yüzde 12,2, faizlerde yüzde 12,8 ve gayrimaddi hak bedellerinde yüzde 14,5 olarak hesaplanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak ülkeler arasındaki farklılık oldukça büyük.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>12 ülkede temettü ödemelerine uygulanan kanuni stopaj oranı yüzde 30 veya üzerinde. Faiz ödemelerinde 10, gayrimaddi hak bedeli ödemelerinde ise 11 ülke en az yüzde 30 oranında stopaj uyguluyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buna karşılık temettülerde sıfır stopaj uygulayan 37, faizlerde sıfır stopaj uygulayan 34 ve gayrimaddi hak bedellerinde sıfır stopaj uygulayan 27 ülke bulunuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Türkiye’de de temettü, faiz ve gayrimaddi hak bedeli ödemelerinde uygulanacak stopaj oranları ödemenin niteliğine, alıcının statüsüne ve ilgili mevzuata göre değişebiliyor. Bununla birlikte iç hukukta öngörülen genel kâr payı stopaj oranı yüzde 15 olup, bu oran OECD raporunda yer alan yüzde 12,2’lik ortalamanın üzerinde bulunuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Elbette sınır ötesi işlemlerde uygulanacak gerçek stopaj oranını yalnızca iç hukuk belirlemiyor. Türkiye’nin taraf olduğu çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları, gerekli şartların sağlanması hâlinde iç hukukta öngörülen stopaj oranlarını sınırlandırabiliyor.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Vergi anlaşmaları stopaj yükünü azaltıyor</h3>

<p style="text-align:justify"><span>OECD’nin karşılaştırmasına göre vergi anlaşmaları, sınır ötesi temettü, faiz, gayrimaddi hak ve belirli hizmet ödemeleri üzerindeki kaynak ülke vergilemesini önemli ölçüde azaltıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Özellikle teknik hizmet ödemelerinde anlaşmalarda öngörülen oranlar oldukça düşük. Rapora göre ikili vergi anlaşmalarının yüzde 80’inden fazlasında teknik hizmetler üzerindeki anlaşma oranı yüzde 5’in altında bulunuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bunun nedenlerinden biri, birçok vergi anlaşmasında teknik hizmet gelirlerinin ayrı bir gelir unsuru olarak değil, işletme kazancı kapsamında değerlendirilmesi. Bu durumda kaynak ülkenin vergileme yapabilmesi için hizmeti sunan işletmenin o ülkede bir iş yerine sahip olması gerekiyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Dünya genelinde ikili vergi anlaşmalarının sayısı 1990 yılında 1.063 iken 2026 yılında 5.300’ün üzerine çıkmış durumda. Bununla birlikte anlaşma ağındaki büyüme son yıllarda yavaşladı. 2017 ile 2026 yılları arasında 454 yeni ikili vergi anlaşması imzalandı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>OECD ülkelerinde ülke başına ortalama anlaşma sayısı 70 civarında iken Afrika ile Latin Amerika ve Karayipler bölgelerinde bu ortalama 20’nin altında kalıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Türkiye de geniş bir çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması ağına sahip. Ancak bu anlaşmalar yalnızca çifte vergilendirmeyi önleyen metinlerden ibaret değil. Aynı zamanda Türkiye’nin kaynak ülke olarak temettü, faiz, gayrimaddi hak ve diğer bazı gelir unsurları üzerindeki vergilendirme yetkisini de sınırlandırabiliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu tablo, <strong>Türkiye</strong> açısından da önemli bir dengeye işaret ediyor. Bir yandan uluslararası yatırımları teşvik eden ve hukuki öngörülebilirliği artıran geniş bir vergi anlaşması ağına sahip olmak önemli. Diğer yandan bu anlaşmalar müzakere edilirken, Türkiye’nin kaynak ülke olarak vergilendirme yetkisinin gereğinden fazla daralmamasına ve vergi matrahının korunmasına da özen gösterilmesi gerekiyor.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">AR-GE teşvikleri vergi rekabetinin yeni alanı</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Kurumlar vergisi rekabeti artık yalnızca genel vergi oranlarının düşürülmesi üzerinden yürümüyor. Ülkeler, AR-GE faaliyetlerine, patent gelirlerine ve diğer maddi olmayan varlıklara yönelik özel vergi avantajları sağlayarak şirketlerin yatırımlarını ve fikrî mülkiyet gelirlerini kendi ülkelerine çekmeye çalışıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>OECD raporu, AR-GE’ye yönelik vergi teşviklerini iki temel grupta inceliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Birincisi</span></strong><span>, AR-GE harcaması yapılırken sağlanan <strong>harcama temelli teşvikler</strong>. Bunlar ek indirim, vergi kredisi, hızlandırılmış amortisman veya çalışan giderlerine yönelik destekler şeklinde uygulanabiliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>İkincisi</span></strong><span> ise AR-GE sonucunda ortaya çıkan patent ve benzeri fikrî mülkiyet gelirlerine daha düşük vergi uygulanmasını sağlayan <strong>gelir temelli teşvikler</strong>.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Rapora göre AR-GE yatırımlarına yönelik harcama temelli vergi teşviklerinin cömertliği son yıllarda büyük ölçüde istikrar kazandı. 2025 yılında bu teşvikler, kapsanan ülkelerde AR-GE yatırımlarına ilişkin efektif ortalama vergi oranını standart vergi uygulamasına göre ortalama yüzde 34,8 azalttı. Başka bir ifadeyle, teşvikler dikkate alındığında AR-GE yatırımlarının vergi yükü önemli ölçüde düşüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Gelir temelli teşviklerin ortalama cömertliğinde ise son yılda sınırlı bir artış görüldü. Bunun nedeni bazı ülkelerde yeni rejimlerin uygulamaya konulması veya mevcut rejimlerin daha avantajlı hâle getirilmesi. Buna karşılık bazı ülkeler de sağladıkları avantajları sınırlandırdı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>OECD burada önemli bir ayrım yapıyor.</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span>AR-GE teşvikleri araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetlerini desteklemek amacıyla kullanılabiliyor. Ancak özellikle patent ve diğer hareketli maddi olmayan varlıklardan elde edilen gelirlere yönelik düşük vergileme, ülkeler arasındaki vergi rekabetinin önemli araçlarından biri hâline de gelebiliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Türkiye’de</span></strong><span> de AR-GE ve tasarım indirimleri, teknoloji geliştirme bölgelerinde elde edilen belirli kazançlara yönelik istisnalar ile AR-GE personeline ilişkin çeşitli vergi teşvikleri bulunuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bununla birlikte bu teşviklere ilişkin <strong>Türkiye</strong> değerlendirmesi yapılırken, raporun doğrudan ölçmediği bir hususu ayrıca vurgulamak gerekiyor. Vergi teşviklerinin başarısı, mükelleflere ne kadar vergi avantajı sağladığından çok; bu avantajların ne ölçüde yenilikçi üretime, patent geliştirilmesine, yüksek katma değerli ihracata ve nitelikli istihdama dönüştüğüyle ölçülmeli.</span><span> </span></p>

<h3 style="text-align:justify">BEPS ile mücadele araçları yaygınlaşıyor</h3>

<p style="text-align:justify"><span>OECD/G20 Matrah Aşındırma ve Kâr Aktarımı Projesi (BEPS), çok uluslu şirketlerin ülkelerin vergi mevzuatları arasındaki farklılıklardan yararlanarak kazançlarını düşük vergili ülkelere aktarmasını ve bazı kazançların hiçbir ülkede ya da uzun süre vergilendirilmemesini önlemeyi amaçlıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Rapora göre 2026 yılında 46 ülke, hibrit uyumsuzlukların etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeleri uyguladığını bildirdi. Hibrit uyumsuzluklar, aynı ödeme, finansal araç veya kuruluşun iki ülkede farklı hukuki ya da vergisel biçimde nitelendirilmesinden yararlanılarak çifte indirim veya bir ülkede indirilen ödemenin diğer ülkede vergilendirilmemesi gibi sonuçlar doğurmasına dayanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kontrol edilen yabancı kurum düzenlemelerine sahip ülke sayısı ise 57’ye yükseldi. Bu sayı 2019 yılında 49’du. Bu kurallar, bir ülkede yerleşik ana şirketin kontrol ettiği düşük vergili yabancı kurumlarda bıraktığı belirli kazançların, fiilen dağıtılmasa bile ana şirketin bulunduğu ülkede vergilendirilmesine imkân tanıyor. OECD, bu kuralların yüksek gelirli ülkelerde daha yaygın olduğunu da belirtiyor. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Faiz giderlerinin indirimini sınırlayan düzenlemeler daha yaygın. Rapora göre 2026 yılında 89 ülkede toplam 111 faiz sınırlama kuralı bulunuyor. Bu sayı, 2019 yılında faiz sınırlama düzenlemesine sahip 67 ülkeye göre önemli bir artışa işaret ediyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>En sık kullanılan yöntem, borç/öz kaynak oranına dayanan örtülü sermaye kuralları. Raporda 44 ülkede bu tür düzenlemelerin bulunduğu belirtiliyor. Bunu 27 ülkede uygulanan sabit oran kuralları izliyor. Net faiz giderinin FAVÖK’e (<strong>Faiz, Amortisman ve Vergi Öncesi Kâr</strong>) (<strong>EBITDA</strong>-Earnings Before Interest, Taxes, Depreciation and Amortization) oranını esas alan bu tür kurallarda en yaygın sınır ise yüzde 30.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Türkiye’de</span></strong><span> de kontrol edilen yabancı kurum kazancı, örtülü sermaye ve finansman gider kısıtlamasına ilişkin düzenlemeler bulunuyor. Bununla birlikte Türkiye’de uygulanan finansman gider kısıtlamasının, OECD’nin önerdiği net faiz gideri/FAVÖK esaslı sabit oran kuralıyla aynı yapıda olmadığını da belirtmek gerekiyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak bir kuralın mevzuatta bulunması ile etkili biçimde uygulanması aynı şey değil. Çok uluslu şirket yapılarının denetlenebilmesi için vergi idaresinin uluslararası bilgi değişimi, transfer fiyatlandırması, veri analizi ve uzman personel kapasitesinin de güçlü olması gerekiyor.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Patent gelirlerine sağlanan vergi avantajlarının tamamı uygun bulunmadı</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Rapor, BEPS’in 5’inci Eylemi kapsamında patent ve diğer fikrî mülkiyet gelirlerine yönelik tercihli <strong>vergileme uygulamalarını</strong> da inceliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>2026 yılında 50 ülkede patent ve diğer fikrî mülkiyet gelirlerine yönelik toplam <strong>65 tercihli vergileme uygulaması</strong>bulunuyor. Bunların 46’sı zararlı olmadığı değerlendirilen uygulamalar arasında yer alıyor. Bir uygulama potansiyel olarak zararlı görülmekle birlikte fiilen zararlı bulunmamış, bir uygulamaya ilişkin inceleme ise devam ediyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>6 uygulama, BEPS’in 5’inci Eylem standardına uyum sağlamak amacıyla değiştirilme veya kaldırılma sürecinde bulunuyor. 11 uygulama ise 2026 yılı itibarıyla tamamen yürürlükten kaldırılmış durumda.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu veriler, kurumlar vergisi rekabetinin artık yalnızca genel vergi oranları üzerinden yürütülmediğini açıkça gösteriyor. Özellikle patent ve diğer maddi olmayan varlıklardan elde edilen gelirlere sağlanan vergi avantajları, uluslararası vergi rekabetinin önemli araçlarından biri hâline gelmiş durumda.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Zorunlu bildirim kurallarında dünya hâlâ geride</h3>

<p style="text-align:justify"><span>OECD’nin BEPS kapsamında önerdiği araçlardan biri de <strong>agresif vergi planlaması</strong> içeren belirli işlemlerin mükellefler veya vergi danışmanları tarafından vergi idaresine bildirilmesi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu düzenlemeler sayesinde vergi idarelerinin yeni vergi planlama yöntemlerini yıllar sonra yapılan vergi incelemeleri sonucunda değil, daha uygulanmaya başlanmadan veya ilk aşamalarında tespit edebilmesi amaçlanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buna rağmen 2026 yılında yalnızca 33 ülke zorunlu bildirim sistemine sahip olduğunu bildirmiş. Bu ülkelerin büyük bölümü Avrupa Birliği üyesi. Buna karşılık 113 ülke böyle bir sisteme sahip olmadığını bildirmiş.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Türkiye’de i</span></strong><span>se BEPS’in 12’nci Eyleminde öngörülen modele karşılık gelen ve agresif vergi planlaması düzeneklerini genel olarak kapsayan bir zorunlu bildirim sistemi bulunmuyor. Bu değerlendirme, OECD raporunun Türkiye hakkında açıkça yaptığı bir tespit değil; raporda yer alan karşılaştırmalı veriler ile Türk mevzuatının birlikte değerlendirilmesinden ulaşılan bir sonuç niteliği taşıyor.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Çok uluslu şirketler artık ülke ülke raporlanıyor</h3>

<p style="text-align:justify"><span>BEPS Projesi’nin en önemli şeffaflık araçlarından biri ülke bazlı raporlama sistemidir. Bu sistem kapsamında belirli büyüklüğün üzerindeki çok uluslu şirket grupları; hangi ülkede ne kadar gelir elde ettiklerini, ne kadar kâr beyan ettiklerini, ne kadar vergi ödediklerini, kaç çalışan istihdam ettiklerini ve ne kadar maddi varlığa sahip olduklarını ülke bazında raporluyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu raporların amacı, bu bilgiler üzerinden doğrudan vergi tarh etmek değil. Asıl amaç, vergi idarelerine transfer fiyatlandırması ve diğer matrah aşındırma risklerini tespit edebilmeleri için bir risk değerlendirme aracı sunmak.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Rapora göre 2026 mali yılı itibarıyla 120 ülkede ülke bazlı rapor sunulmasını zorunlu kılan mevzuat bulunuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>OECD’nin 2023 yılına ait toplulaştırılmış ülke bazlı raporlama istatistiklerinin ana veri setinde 8.985 çok uluslu şirket grubuna ilişkin bilgiler yer alıyor. Yönetici özetinde ise yaklaşık 9.400 çok uluslu şirket grubuna ait verinin değerlendirildiği belirtiliyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Söz konusu veriler, 60 merkez ülkeden ve 233’e kadar bağlı işletme ülkesinden gelen bilgileri içeriyor. Buna karşılık 5 ülke, kendilerine herhangi bir ülke bazlı rapor sunulmadığını bildirmiş. <strong>Türkiye</strong> de OECD’ye ülke bazlı raporlama verisi sağlayan ülkeler arasında yer alıyor.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Türkiye 48 çok uluslu şirket grubuna ilişkin veri sundu</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Türkiye’nin OECD’ye ilettiği veriler, merkezi Türkiye’de bulunan 48 çok uluslu şirket grubuna ait ülke bazlı raporlardan oluşuyor. Bu şirketlerin yurt dışındaki faaliyetleri ise 26 ayrı ülke veya ülke grubu bazında raporlanmış durumda.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>OECD tablolarındaki rakamlar toplam büyüklükleri değil, rapor kapsamındaki çok uluslu şirket grupları için hesaplanan ortalama değerleri gösteriyor. Buna göre Türkiye’nin OECD’ye sunduğu 48 ülke bazlı raporda, grup başına ortalama ilişkili olmayan taraflardan elde edilen gelir yaklaşık <strong>10 milyar 865 milyon dolar</strong>, nakit ve nakit benzerleri dışındaki maddi varlıklar <strong>3 milyar 554 milyon dolar</strong>, tahakkuk eden <strong>kurumlar vergisi</strong> <strong>129 milyon dolar</strong> ve çalışan sayısı <strong>21.293</strong> olarak hesaplanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu veriler, Türkiye ekonomisinin tamamını veya Türkiye’de faaliyet gösteren tüm şirketleri temsil etmiyor. Yalnızca ülke bazlı raporlama yükümlülüğü bulunan, merkezi Türkiye’de yer alan büyük çok uluslu şirket gruplarının ortalama göstergelerini ortaya koyuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Burada yer alan <strong>tahakkuk eden kurumlar vergisi</strong>, şirketlerin ilgili hesap dönemine ilişkin muhasebeleştirdikleri vergi tutarını ifade ediyor. Bu tutar, aynı dönemde fiilen ödenen nakit vergiden farklı olabileceği için verilerin bu ayrım dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekiyor.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Büyük çok uluslu şirketlerin vergi gelirlerindeki payı yükseliyor</h3>

<p style="text-align:justify"><span>OECD raporuna göre büyük çok uluslu şirketler, ülkelerin kurumlar vergisi gelirlerinde önemli bir paya sahip. Ülke bazlı raporlama verisi sağlayan ülkelerde bu şirketlerin toplam kurumlar vergisi gelirlerine katkısı 2017 yılında ortalama yüzde <strong>42,8</strong> iken, 2023 yılında yüzde <strong>44,5</strong>’e yükseldi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bazı ülkelerde bu oran çok daha yüksek. OECD verilerine göre ülke bazlı raporlama kapsamındaki çok uluslu şirketlerin kurumlar vergisi gelirlerine katkısı Singapur’da yüzde <strong>81</strong>, Arjantin’de yüzde <strong>78</strong> ve Tayland’da yüzde <strong>60</strong>düzeyinde.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Türkiye’de</span></strong><span> ise ülke bazlı raporlama kapsamındaki yerli ve yabancı çok uluslu şirketlerin tahakkuk eden kurumlar vergisinin toplam kurumlar vergisi gelirlerine oranı yüzde <strong>27</strong>. Bu oran, kurumlar vergisi gelirlerinin dörtte birinden fazlasının ülke bazlı raporlama kapsamındaki büyük çok uluslu şirketlerle ilişkili olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte Türkiye, verileri bulunan ülkeler için hesaplanan yüzde <strong>44,5</strong>’lik ortalamanın altında kalıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Ancak bu fark, tek başına Türkiye’de çok uluslu şirketlerin daha az vergilendirildiği anlamına gelmiyor. Ülkelerin ekonomik yapıları, kurumlar vergisi mükellefi profilleri, ülke bazlı raporlama kapsamına giren şirket sayıları ve veri kapsamı önemli ölçüde farklılık gösteriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buna rağmen yüzde <strong>27</strong>’lik pay, büyük çok uluslu şirketlerin transfer fiyatlandırması, grup içi finansman, gayrimaddi hak ödemeleri ve diğer sınır ötesi işlemlerinin Türkiye’nin kurumlar vergisi gelirleri açısından önemli bir ağırlığa sahip olduğunu ortaya koyuyor.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">Kârlar ile gerçek ekonomik faaliyet hâlâ aynı yerde değil</h3>

<p style="text-align:justify"><span>OECD raporunun dikkat çekici bulgularından biri, çok uluslu şirketlerin beyan ettikleri kârların ülkeler arasındaki dağılımı ile çalışan sayısı, satışlar ve maddi varlıklar gibi gerçek ekonomik faaliyet göstergelerinin dağılımı arasındaki uyumsuzluğun devam etmesidir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Rapora göre bu uyumsuzluğu gösteren bazı temel göstergeler son yıllarda bir miktar yükselse de geçmiş dönemlerde ulaşılan en yüksek seviyelerin altında bulunuyor. OECD ayrıca 2023 yılında yüksek enflasyon ve küresel ekonomide yaşanan dalgalanmaların bu verileri etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Bu nedenle kısa dönemli değişimlerin doğrudan kâr aktarımındaki artış veya azalış olarak yorumlanmaması gerektiği vurgulanıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Buna rağmen yatırım merkezi olarak sınıflandırılan ülkelerde kâr ile ekonomik faaliyet arasındaki uyumsuzluk diğer ülkelere göre belirgin biçimde daha yüksek seyrediyor. Özellikle çalışan başına düşen kâr, çalışan başına gelir ve ilişkili taraflardan elde edilen gelirlerin bazı yatırım merkezlerinde olağan dışı yüksek olması, kârların ekonomik faaliyetin gerçekleştiği ülkeler yerine başka ülkelerde beyan edilebildiğine işaret ediyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>OECD, bu göstergelerin tek başına kâr aktarımını kesin olarak kanıtlamadığını, ancak gözlenen farklılıkların BEPS kapsamındaki kâr aktarımı davranışlarıyla uyumlu olabileceğini belirtiyor. Ayrıca yatırım merkezlerinde en yaygın bildirilen faaliyetlerden birinin <i>“hisse veya diğer öz sermaye araçlarını elde tutma” </i>olması da bu ülkelerdeki birçok şirketin üretim veya istihdamdan ziyade grup şirketlerinin paylarını ve finansal varlıklarını elinde tutan yapılar olarak faaliyet gösterdiğini ortaya koyuyor.</span><br />
 </p>

<h3 style="text-align:justify">2021’deki kâr artışı kalıcı olmadı</h3>

<p style="text-align:justify"><span>Ülke bazlı raporlama verilerine göre çok uluslu şirketlerin toplam kârlarında 2021 yılında önemli bir artış yaşandı. Ancak 2022 ve 2023 yıllarında bu artış önemli ölçüde gerileyerek pandemi öncesindeki 2019 seviyelerine yaklaştı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>OECD, bu gelişmenin 2021 yılındaki yükselişin kalıcı bir yapısal değişimden ziyade, pandemi sonrasındaki ekonomik toparlanma ve yüksek enflasyon koşullarının etkisinden kaynaklanmış olabileceğini değerlendiriyor.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Bu tespit, yüksek enflasyon dönemlerinin şirket bilançolarının yorumlanmasında dikkatli olunması gerektiğini de gösteriyor. Enflasyon dönemlerinde şirketlerin satışları ve kârları nominal olarak önemli ölçüde artabilir. Ancak bu artışın tamamı üretimde, verimlilikte veya ekonomik güçte aynı ölçüde bir artış olduğu anlamına gelmeyebilir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Bu nedenle yüksek enflasyon dönemlerinde şirket kârları ve kurumlar vergisi gelirlerindeki nominal artışlar değerlendirilirken, enflasyonun mali tablolar üzerindeki etkisinin de göz önünde bulundurulması gerekiyor.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Türkiye açısından rapor ne söylüyor?</h3>

<p style="text-align:justify"><span>OECD raporu, Türkiye açısından kurumlar vergisi politikasına ilişkin birkaç önemli sonuca işaret ediyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>İlk olarak, Türkiye’nin yüzde <strong>25</strong>’lik standart kurumlar vergisi oranı, rapor kapsamındaki ülkeler için hesaplanan yüzde <strong>21,2</strong>’lik ortalamanın üzerinde bulunuyor. Buna karşılık kurumlar vergisinin GSYH ve toplam vergi gelirleri içindeki payı aynı ölçüde yüksek değil. Bu durum, kurumlar vergisi sisteminin yalnızca kanuni vergi oranı üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmadığını ortaya koyuyor.</span></p>

<div class="article-inline-ad-wrapper" style="text-align:justify"></div>

<p style="text-align:justify"><span>Gerçek vergi yükünü belirleyen unsurlar; vergi matrahının genişliği, istisna, muafiyet ve indirimler (vergi harcamaları), yatırım teşvikleri, geçmiş yıl zararlarının mahsubu, kayıt dışılık, enflasyonun etkileri ve vergi idaresinin denetim kapasitesi gibi birçok faktörün birlikte değerlendirilmesini gerektiriyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Rapor ayrıca Türkiye’nin ülke bazlı raporlama sistemine katılmış olmasının ve kontrol edilen yabancı kurum, örtülü sermaye ile finansman gider kısıtlaması gibi BEPS odaklı düzenlemelere sahip olmasının uluslararası vergi matrahının korunması bakımından önemli olduğunu gösteriyor. Ancak bu düzenlemelerin başarısı, yalnızca mevzuatın varlığına değil; etkin uygulamaya, güçlü veri altyapısına, uluslararası bilgi değişimine ve uzmanlaşmış bir vergi idaresine bağlı.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Diğer yandan Türkiye’de ülke bazlı raporlama kapsamındaki çok uluslu şirketlerin tahakkuk eden kurumlar vergisinin toplam kurumlar vergisi gelirlerine oranının yüzde <strong>27</strong> olması, bu şirketlerin kamu maliyesi açısından önemli bir ağırlığa sahip olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle transfer fiyatlandırması, grup içi finansman, gayrimaddi hak ödemeleri ve düşük vergili ülkelere yönelik işlemlerin etkin şekilde izlenmesi, kurumlar vergisi matrahının korunması bakımından önemini sürdürüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>OECD raporu, AR-GE teşviklerinden vergi anlaşmalarına, ülke bazlı raporlamadan BEPS kurallarına kadar uzanan geniş bir çerçevede tek bir gerçeği hatırlatıyor: Kurumlar vergisinde başarı, yalnızca yüksek vergi oranlarıyla değil; geniş ve sürdürülebilir bir vergi matrahına dayanan, yatırımı teşvik ederken kâr aktarımını da önleyebilen dengeli bir vergi sistemiyle mümkündür.</span></p>

<h3 style="text-align:justify">Sonuç ve genel değerlendirme</h3>

<p style="text-align:justify"><span>OECD’nin 2026 Kurumlar Vergisi İstatistikleri Raporu, küresel vergi sisteminin önemli bir dönüşüm geçirdiğini gösteriyor. Yaklaşık 20 yıl boyunca devam eden kurumlar vergisi oranlarını düşürme yarışı büyük ölçüde durmuş olsa da ülkeler arasındaki vergi rekabeti sona ermiş değil; yalnızca biçim değiştirmiş durumda. Rekabet artık genel vergi oranlarından çok, efektif vergi yükü, AR-GE teşvikleri, patent gelirlerine sağlanan avantajlar ve vergi matrahını etkileyen diğer düzenlemeler üzerinden yürütülüyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Diğer yandan rapor, çok uluslu şirketlerin beyan ettikleri kârlarla ekonomik faaliyetlerinin gerçekleştiği yer arasındaki uyumsuzluğun tamamen ortadan kalkmadığını da ortaya koyuyor. Ülke bazlı raporlama, bilgi değişimi ve BEPS kuralları uluslararası vergi sistemini daha şeffaf hâle getirmiş olsa da kâr aktarımını bütünüyle önleyebilmiş değil. Bu nedenle önümüzdeki dönemde uluslararası vergi hukukundaki mücadelenin önümüzdeki yıllarda da vergi oranlarından çok, vergi matrahının nerede oluştuğu ve nerede vergilendirildiği sorusu etrafında şekilleneceği anlaşılıyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span>Türkiye</span></strong><span> açısından bakıldığında temel mesele kurumlar vergisi oranının düşük olması değil. <strong>Türkiye</strong> zaten OECD ortalamasının üzerinde bir kanuni oran uyguluyor. Asıl soru, bu oranın ne kadar geniş ve gerçek bir vergi matrahına uygulanabildiği, <strong>sağlanan istisna, muafiyet, indirim ve teşviklerin ekonomik büyümeye, teknolojiye ve ihracata ne ölçüde katkı sunduğu</strong>, Türkiye’de yaratılan şirket kazançlarının ne kadarının gerçekten Türkiye’de vergilendirilebildiği ve vergi idaresinin bu süreci ne ölçüde denetleyebildiğidir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Vergi politikasında yıllardır en kolay başvurulan yöntem, oranları artırmak ya da yeni istisnalar getirmek oldu. Oysa OECD raporu, kurumlar vergisinde başarının yalnızca yüksek oranlarla sağlanamayacağını açıkça gösteriyor. Genişleyen istisna ve teşvik sistemleriyle aşınan bir vergi matrahı üzerinde yüksek oranlar uygulamak da düşük oranlarla yatırım çekmeye çalışmak da tek başına sürdürülebilir bir çözüm sunmuyor.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span>Kurumlar vergisinde adalet de verimlilik de ancak geniş ve sağlam bir vergi matrahı, etkisi düzenli olarak ölçülen teşvikler, güçlü bir vergi idaresi ve şirket kazançlarının ekonomik faaliyetin gerçekleştiği yerde vergilendirilmesini sağlayan etkili ulusal ve uluslararası kurallarla mümkün olabilir. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span>OECD’nin 2026 raporu da aslında tek bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: <strong>Asıl sorun vergi oranı mı, yoksa vergilendirilebilen kazancın giderek daralması mı?</strong></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>T24 | Murat BATI</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/oecd-kurumlar-vergisi-raporunu-yayimladi-sorun-vergi-orani-mi-vergi-matrahi-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/10/oecd-1.webp" type="image/jpeg" length="49667"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fiili çalışma yoksa SGK borç çıkaramaz! Yargıtay kararları]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/fiili-calisma-yoksa-sgk-borc-cikaramaz-yargitay-kararlari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/fiili-calisma-yoksa-sgk-borc-cikaramaz-yargitay-kararlari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Özelleştirme, işten çıkarma veya işe iade davalarında ‘boşta geçen süre’ için işveren prim yatırdığında, SGK otomatik olarak çalışanların emekli maaşını kesip borç çıkarabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><i><strong>Yargıtay, “Boşta geçen süre primleri gerçek çalışma sayılmaz” diyerek, SGK kesintilerinin önüne geçen emsal nitelikte bir karara imza attı.</strong></i></p>

<p style="text-align:justify">İŞ Kanunu’na göre işe iade halinde mahkeme boşta kalınan süreler için en fazla 4 aya kadar boşta kalma ücretine hükmediyor. Bu ücretlerin SGK’ya bildirilerek prim tahakkuk ettirilmesi kanuni bir zorunluluktur.</p>

<p style="text-align:justify">Bu uygulamada en önemli sıkıntı, işçinin işten çıkarıldıktan sonra hemen emekli olmasıdır. Mahkeme, işçi emekli olduktan sonra feshin geçersizliğine hükmederek boşta kalma ücretlerine karar vermişse, bu ücretler için prim tahakkuk yapıldığı anda özellikle kamuya ait şirketler dahil tüm işyerlerinde SGK, boşta kalan süreler için emekli maaşını kesiyor ve alınan maaşlar nedeniyle borç çıkarabiliyor.</p>

<p style="text-align:justify">İşte bu konuda Yargıtay, emsal nitelikte çok önemli bir karara imza attı: “Boşta geçen süre primleri gerçek çalışma sayılmaz!” dedi. SGK’nın kesintisi iptal edildi, maaşlar iade yoluna girdi.</p>

<p style="text-align:justify">Yargıtay, işçinin ve emeklinin hakkını korudu. Karar, benzer durumda olan binlerce kişiyi yakından ilgilendiriyor.<br />
<br />
<strong>OLAYIN ÖZÜ</strong><br />
Davacı, bir anonim şirkete ait … Bölge Müdürlüğü’nde çalışıyordu. Özelleştirme nedeniyle iş sözleşmesi feshedildi. İşe iade başvurusu kabul edilmedi. ancak taraflar arasında imzalanan anlaşma belgesiyle ‘boşta geçen süre’ olarak belirli bir dönem tespit edildi. Bu dönemde işveren, davacıya 4 aylık ücret ödedi ve SGK’ya prim belgeleriyle bildirdi. Davacı ise fiilen hiç çalışmadı. Bu sırada davacıya emeklilik aylığı bağlanmıştı.</p>

<p style="text-align:justify">Sosyal Güvenlik Kurumu, “Prim yatırılmış, dolayısıyla çalışılmış sayılır” diyerek, o dönem ödenen emeklilik aylıklarını yersiz buldu. Maaştan kesinti yaptı ve işçiye borç çıkardı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>YEREL MAHKEME KARARI</strong><br />
İşçi mahkemeye başvurarak, “Fiili çalışmam yok, kesinti haksız, paramı geri verin” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İş Mahkemesi işçinin lehine karar verdi. SGK’nın yaptığı kesinti işlemini iptal etti. Yapılan kesintilerin davacıya iadesine karar verdi. Mahkeme, “Prim yatırılmış olması, fiili çalışma anlamına gelmez” dedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İSTİNAF MAHKEMESİ</strong><br />
SGK, ilk derece kararına itiraz etti. Bölge adliye Mahkemesi dosyayı yeniden inceledi. İstinaf başvurusunu esastan reddetti. Bölge adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesinin gerekçelerini yerinde buldu. Karar değişmedi.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ</strong><br />
SGK, son çare olarak Yargıtay’a başvurdu. Temyiz dilekçesinde “Kurum işlemi yerindedir, karar bozulsun” dedi.<br />
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 6 Mayıs 2026 tarihinde (2026/1080 E., 2026/6298 K.) karar verdi: Karar değerlendirme- sinde çok önemli kriterlere vurgu yapıldı. Buna göre;</p>

<p style="text-align:justify">- Ödenen 4 aylık ücret ve primler, işçinin fiili çalışmasının karşılığı değildir.</p>

<p style="text-align:justify">- Bu ödeme, İş Kanunu’nun 21. maddesi gereği, iş güvencesi hükümleri kapsamında çalıştırılmadığı döneme ilişkin tazminat niteliğindedir.</p>

<p style="text-align:justify">- 5535 sayılı Kanun’un 30. maddesinin 2. fıkrası, gerçek çalışma durumunda uygulanır.</p>

<p style="text-align:justify">- Fiili çalışma olmadığı halde ‘çalıştığı işten ayrılmadığı’ gerekçesiyle yaşlılık aylığının kesilmesi ve borç çıkarılması yerinde değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Yargıtay, “Temyiz sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir” dedi. Karar kesinleşti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Karar neden önemli?</strong><br />
Yargıtay’ın bu kararı, sadece bir kişiyi değil, binlerce emekli işçiyi ilgilendiriyor. Özelleştirme, işten çıkarma veya işe iade davalarında ‘boşta geçen süre’ için işveren prim yatırdığında, SGK’nın otomatik olarak emekli maaşını kesmesi halinde bu karar tapu gibi işçinin lehine olacaktır. Keza Yargıtay açıkça, “Boşta geçen 4 aylık süre için ücrete hükmedilerek prim yatırılması, fiili çalışma demek değildir” dedi. Bu ilke, gelecekteki benzer davalarda emsal olacak. Bu karar, emeklilere ve işçilere net bir mesaj veriyor: Hakkınızı arayın. Hukuk sizi koruyor. Boşta geçen süre primleri yüzünden emekli maaşından kesinti yapılan herkes, bu Yargıtay kararıyla yeni bir umut kazandı.<br />
Artık binlerce işçi emekli olduktan sonra özelikle işe iade davasının kazanılması halinde boşta kalan sürelerle ilgili SGK’ya bildirim yapılması nedeniyle emekli maaşının kesilmesi, geriye dönük ödenen maaşların faiziyle SGK tarafından geri alınması endişesini taşımayacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İstanbul Ticaret Odası Gazetesi | İsa KARAKAŞ</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/fiili-calisma-yoksa-sgk-borc-cikaramaz-yargitay-kararlari</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2022/08/hakaret-sucu-yargitay-karari.jpg" type="image/jpeg" length="42028"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ücretin eksik ödenmesi]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/ucretin-eksik-odenmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/ucretin-eksik-odenmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İş sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak iş görmeyi, işverenin de bunun karşılığında ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Bu nedenle iş görme edimi, ücret ve bağımlılık unsurları iş sözleşmesinin temel unsurlarını oluşturur. İşçi, belirli bir iş organizasyonu içinde işverenin talimatları doğrultusunda çalışırken; işveren de bu çalışmanın karşılığında kararlaştırılan ücreti zamanında ve eksiksiz ödemekle yükümlüdür.</p>

<p style="text-align:justify">Ücret, işçinin iş görme edimi karşılığında işveren tarafından ödenen temel alacaklarından biridir. İş ilişkisinde ücretin zamanında, tam ve mevzuata uygun şekilde ödenmesi işverenin en önemli yükümlülükleri arasında yer almaktadır. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 401'inci maddesi uyarınca; işveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür.</p>

<p>Diğer yandan, 4857 sayılı İş Kanunu'na göre ücretin en geç ayda bir ödenmesi gerekmektedir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleriyle ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilmesi ise mümkündür. İşçinin hak ettiği ücretin eksik ödenmesi halinde, bu durum ücret ödeme borcunun gereği gibi yerine getirilmemesini ifade etmektedir.</p>

<p>Ücretin eksik ödenmesi yalnızca çıplak ücretin eksik yatırılması şeklinde ortaya çıkmaz. Fazla çalışma ücretinin ödenmemesi, hafta tatili çalışması karşılığının eksik hesaplanması, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde yapılan çalışmaların bordroya yansıtılmaması, prim ve ikramiye gibi ücret eklerinin eksik tahakkuk ettirilmesi veya maktu ücretli çalışanın raporlu/izinli günleri nedeniyle ücretinden kesinti yapılması da ücretin eksik ödenmesi kapsamında değerlendirilebilir.</p>

<p>İşçiye hak ettiği ücretinin ödenmesi riskleri ve yaptırımları da beraberinde getirmektedir. Ücretin eksik ödenmesi; temel ücretin eksik yatırılması, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, prim, ikramiye veya ücret eki niteliğindeki ödemelerin bordroya yansıtılmaması şeklinde ortaya çıkabilir. Bu nedenle işverenin fiili çalışma kayıtları ile bordro ve banka ödeme kayıtlarının birbiriyle uyumlu olması gerekir.</p>

<p>Eksik ücret ödenmesinin tespiti halinde, İş Kanunu açısından eksik ödeme yapılan her ay ve bu durumdaki her işçi için 2.734 TL idari para cezası uygulanmaktadır. Örneğin, 4 aylık dönemde 50 işçi bakımından ücretin eksik ödendiğinin tespit edilmesi halinde, idari para cezası her ay ve her işçi için ayrı ayrı uygulanacaktır. Bu durumda hesaplama 4 ay x 50 işçi x 2.734 TL şeklinde yapılacak olup; toplam idari para cezası 546.800 TL olacaktır.</p>

<p>Diğer yandan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca ücret niteliğindeki ödemeler hak edildiği ayın prime esas kazancına dahil edilerek bildirilmesi gerekir. İşçinin ücretinin eksik ödenmesi, sosyal güvenlik mevzuatı yönünden işçinin prime esas kazancının da eksik bildirilmesi sonucunu beraberinde getirmektedir. Prime esas kazancın eksik bildirildiğinin tespiti halinde, ay başına iki asgari ücret idari para cezası ve ilgili yılın asgari ücret desteğinin iptali söz konusu olacaktır.</p>

<p>Ücretin hiç ödenmemesi, eksik ödenmesi veya kanuna uygun şekilde tahakkuk ettirilmemesi, işçi açısından haklı nedenle fesih sebebi oluşturabilir. İşçi, hak ettiği ücret ve ücret eklerinin ödenmediğini ileri sürerek iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilecektir. Bu durumda işçi, kıdem tazminatı açısından diğer şartları sağladıysa kıdem tazminatı ve kullanılmayan yıllık izinlerinin ücretinin ödenmesi gerekecektir.</p>

<p>Sonuç olarak işverenin temel borçları arasında olan ücret ödeme yükümlülüğünün eksik yerine getirilmesi, yalnızca işçilik alacaklarıyla bağlantılı bir husus değildir. Aynı zamanda idari para cezası, SGK yönünden eksik prime esas kazanç bildirimi ve geriye dönük prim tahakkuku riskini de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle işverenlerin ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile prim ve ikramiye gibi tüm ücret unsurlarını işçiye tam olarak ödemesi ve bordroda doğru şekilde göstermesi esastır.</p>

<p>İşverenler açısından en güvenli uygulama, çalışma sürelerinin kayıtları ile bordro ve banka ödeme kayıtlarının birbiriyle uyumlu tutulmasıdır. İşçilere hakedişleri tam olarak ödenmeli ve ödemenin kaynağı bilgi ve belgelere dayalı olarak kayıt altına alınmalıdır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Star | Resul KURT</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/ucretin-eksik-odenmesi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/03/ucret-gelirleri-2.jpg" type="image/jpeg" length="21040"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Borsa dışı finansman küresel sermayenin yeni merkezi olabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/borsa-disi-finansman-kuresel-sermayenin-yeni-merkezi-olabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/borsa-disi-finansman-kuresel-sermayenin-yeni-merkezi-olabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uzun yıllar boyunca şirket­ler için başarının en önem­li göstergesi borsaya açılmaktı. Halka arz, yalnızca finansman sağlamanın değil, aynı zamanda kurumsallaşmanın, güvenilirli­ğin ve küresel ölçekte kabul gör­menin de sembolüydü.</p>

<p><strong>Bugün ise finans dünyasında bir dönüşüm yaşandığına şahit­lik ediyoruz. Dünyanın en hızlı büyüyen şirketlerinin önemli bir bölümü artık halka arzı ilk hedef olarak görmüyor. Daha dikkat çe­kici olan ise yatırımcıların da bu değişimi doğal karşılaması. Çün­kü sermaye, şirketlere ulaşmak için artık mutlaka borsaya ihti­yaç duymuyor.</strong></p>

<p>Son yıllarda BlackRock'ın HPS Investment Partners'ı satın al­ması, Apollo'nun özel kredi ala­nındaki büyümesi, KKR'nin alt­yapı yatırımlarına yönelmesi, Blackstone ve Brookfield'in al­ternatif varlıklara ayırdığı kay­naklar aynı gerçeğe işaret ediyor: Küresel sermaye yeni bir yöne doğru hareket ediyor.</p>

<p>Bu değişim, borsaların önemi­ni ortadan kaldırmıyor; ancak sermayenin özel fonlarda nasıl toplandığını ve şirketlerin nasıl büyüdüğünü yeniden tanımlıyor.</p>

<p>Geçmişte şirketlerin büyüme sermayesinin en önemli kaynağı halka açık piyasalar ve bankalar­dı. Bugün ise özel sermaye fonla­rı ve özel kredi piyasaları çok da­ha etkin bir rol üstleniyor. Bunun temel nedenlerinden biri, halka açık olmanın giderek daha mali­yetli hâle gelmesi.</p>

<p>Borsaya kote olan şirketler yalnızca yatırımcıları­na değil, analistlere, dü­zenleyici kurumlara ve piyasanın kısa vadeli beklentilerine de sürek­li cevap vermek zorunda kalıyor. Her üç ayda bir açıklanan finansal so­nuçlar, birçok yönetim ekibini uzun vadeli ya­tırımlar yerine kısa va­deli performansa odak­lanmaya itiyor. Oysa teknolo­ji, enerji, altyapı veya sağlık gibi sektörlerde gerçek değer yaratı­mı yıllar içinde gerçekleşiyor.</p>

<p>Tam da bu noktada özel ser­maye fonları devreye giriyor. Bu fonlar yalnızca finansman sağ­lamıyor; aynı zamanda şirketle­re zaman kazandırıyor. Günlük hisse fiyatı baskısından uzak bir ortam sunarak yönetim ekipleri­nin uzun vadeli stratejilere odak­lanmasına imkân tanıyor. Bu ne­denle artık birçok girişimci için en önemli hedef mümkün oldu­ğunca erken halka arz olmak de­ğil, mümkün olduğunca uzun sü­re özel kalabilmek.</p>

<p>Bu eğilim yatırımcı açısından da önemli sonuçlar doğuruyor. Geçmişte Amazon, Google, Me­ta veya Tesla gibi şirketlerin bü­yüme hikâyelerine halka arz son­rasında ortak olmak mümkündü. Günümüzde ise birçok teknoloji şirketi yıllarca özel fonlarla bü­yüyor. Halka açıldığında ise de­ğerinin önemli bir bölümünü za­ten oluşturmuş oluyor. Böylece büyümenin en yüksek getiri sağ­layan kısmı bireysel yatırımcı­dan çok kurumsal fonların port­föyünde gerçekleşiyor.</p>

<h3><strong>Yaşanan dönüşümün merkezinde ‘sabırlı sermaye’ anlayışı bulunuyor</strong></h3>

<p>Finans dünyası uzun yıllar bo­yunca likiditeyi en büyük avan­taj olarak gördü. Hisseler sani­yeler içinde alınıp satılabiliyor, yatırımcılar istedikleri anda po­zisyon değiştirebiliyordu. Ancak bu özellik zamanla şirket yöne­timleri açısından önemli bir bas­kı unsuruna dönüştü. Günlük fi­yat hareketleri, analist raporları ve piyasa beklentileri, uzun va­deli yatırımların önüne geçmeye başladı.</p>

<p>Özel sermaye fonları ise fark­lı bir yaklaşım benimsiyor. Onlar günlük fiyatlarla değil, şirketle­rin beş ya da on yıl sonraki değer­leriyle ilgileniyor. Finansmanın yanında stratejik danışmanlık, uluslararası bağlantılar ve ope­rasyonel destek sağlayarak şir­ketlerin büyüme süreçlerine ak­tif şekilde katkı sunuyor.</p>

<p>Bu nedenle dünyanın en büyük varlık yönetim şirketleri son yıl­larda geleneksel hisse senedi ve tahvil fonlarının yanı sıra özel sermaye, özel kredi, altyapı ve alternatif yatırımlara daha fazla ağırlık vermeye başladı. Çünkü geleceğin büyümesinin önemli bölümünün halka açık şirketler­den değil; veri merkezlerinden, enerji projelerinden, yapay zekâ yatırımlarından, lojistik altyapı­sından ve henüz borsaya açılma­mış teknoloji şirketlerinden ge­leceğine inanıyorlar.</p>

<h3><strong>Bu dönüşümde bankacılık sektörünün yaşadığı değişim de önemli bir rol oynuyor</strong></h3>

<p>2008 küresel finans krizinin ardından getirilen sıkı düzenle­meler, bankaların uzun vadeli ve yüksek riskli finansman sağlama kapasitesini sınırlandırdı. Ser­maye yeterliliği kuralları nede­niyle bankalar büyük ölçekli sa­tın almalar ve uzun vadeli yatı­rımlar konusunda daha temkinli davranmaya başladı. Ortaya çı­kan boşluğu ise özel kredi fonla­rı doldurdu.</p>

<p>Bugün ‘private credit’ olarak adlandırılan bu piyasa, küresel fi­nans sisteminin en hızlı büyüyen alanlarından biri hâline geldi. Şirket satın almaları, altyapı pro­jeleri ve büyük ölçekli yatırımlar artık birçok durumda banka kre­dileri yerine özel kredi fonları ta­rafından finanse ediliyor. Bu fon­ların daha hızlı karar alabilmesi, daha esnek finansman modelleri sunabilmesi ve uzun vadeli bakış açısıyla hareket etmesi şirketler açısından önemli avantajlar sağ­lıyor.</p>

<p>Dolayısıyla BlackRock, Apol­lo, KKR veya Blackstone gibi ku­rumların attığı adımlar yalnızca yeni yatırım kararları değil; kü­resel finans sisteminin geleceği­ne ilişkin güçlü mesajlar içeriyor. Ancak bu dönüşüm bazı önemli soruları da beraberinde getiriyor.</p>

<p><strong>Eğer şirketlerin en hızlı büyü­düğü dönemler artık borsa dışın­da yaşanıyorsa, bireysel yatırım­cı bu büyümeden nasıl pay ala­cak?</strong></p>

<p>Bugün sermaye piyasaların­da en çok tartışılan konulardan biri de bu. Şirketlerin halka arz süreçlerinin gecikmesi veya hiç gerçekleşmemesi, değer artışı­nın büyük bölümünün kurumsal yatırımcıların elinde kalması­na neden oluyor. Bu durum ser­maye piyasalarının kapsayıcılığı açısından yeni tartışmalar yara­tıyor. Önümüzdeki yıllarda dü­zenleyici kurumların ve finan­sal piyasaların bu konu üzerinde daha fazla çalışması kaçınılmaz görünüyor. Çünkü sermaye piya­salarının temel amacı yalnızca şirketlere finansman sağlamak değil, aynı zamanda yatırımcıla­rın büyüme hikâyelerine adil bi­çimde ortak olabilmesini sağla­maktır.</p>

<p>Türkiye açısından bakıldığın­da ise bu dönüşüm önemli fırsat­lar içeriyor.</p>

<p>Son yıllarda girişim sermayesi yatırım fonları, özel sermaye fon­ları ve alternatif yatırım araçları­nın gelişmeye başlaması olumlu bir gelişme.</p>

<p>İstanbul Finans Merkezi hede­fi de yalnızca daha fazla halka arz gerçekleştirmek olarak görülme­meli. Gerçek bir finans merkezi; halka açık piyasalar ile özel ser­maye piyasalarının birlikte ge­liştiği, yenilikçi şirketlerin farklı finansman seçeneklerine erişe­bildiği bir ekosistem oluşturabil­melidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belki de artık finans dünya­sında başarıyı yalnızca borsa en­dekslerinin seviyesine bakarak değerlendirmek yeterli olmaya­cak. Asıl belirleyici unsur, bir ül­kenin yenilikçi şirketlerini büyü­tecek uzun vadeli sermayeyi ne kadar etkin şekilde oluşturabildi­ği olacaktır.</p>

<p>Sonuç olarak bugün yaşanan gelişmeler finansal sistemin ev­rimini gösteriyor. Halka açık pi­yasalar şeffaflık, likidite ve fiyat oluşumu açısından önemini ko­ruyacak. Ancak özel sermaye ve özel kredi piyasalarının yükselişi, şirketlerin finansmana erişim bi­çimini köklü şekilde değiştiriyor. Önümüzdeki yılların kazananla­rı, yalnızca sermayeye ulaşabilen şirketler değil; doğru yatırımcıy­la uzun vadeli ortaklık kurabilen şirketler olacak.</p>

<p>Aynı şekilde ba­şarılı finans merkezleri de yalnız­ca güçlü borsalara sahip olanlar değil, halka açık ve özel sermaye piyasalarını birlikte geliştirebi­len ülkeler olacak. Görünen o ki finans dünyasının yeni rekabeti artık yalnızca borsa salonlarında yaşanmıyor. Geleceğin şirketleri­ni bugünden keşfedebilen, onları uzun vadeli sermayeyle destekle­yebilen ve değer yaratma sürecine ortak olabilen yatırımcılar, küre­sel finansın yeni kazananları ol­maya aday görünüyor.</p>

<p><strong>Bekir Tamer Gökalp-Dünya</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/borsa-disi-finansman-kuresel-sermayenin-yeni-merkezi-olabilir-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/09/borsa.jpg" type="image/jpeg" length="11082"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bu faiz kolay kolay düşmez]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/bu-faiz-kolay-kolay-dusmez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/bu-faiz-kolay-kolay-dusmez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu temmuz ayı toplantısında da faizi değiştirmedi. Haftalık repo ihale faiz oranı yüzde 37’de, gecelik vadede borç verme faiz oranı yüzde 40’ta, gecelik vadede borç alma faiz oranı ise yüzde 35,5’te sabit tutuldu. Merkez Bankası’ndan zaten bir faiz indirimi kararı gelmesi de beklenmiyordu.</p>

<p>Bu faiz oranları, olumlu ya da olumsuz belirgin gelişmeler yaşanmadığı takdirde bir sonraki toplantının yapılacağı 10 Eylül’e kadar uygulanacak. Dolayısıyla mart ayından beri fiilen yüzde 40 olan politika faizi altı ayı aşkın süre bu düzeyde kalmış olacak.</p>

<h2><strong>Temmuzda yükseliş var</strong></h2>

<p>PPK toplantısından sonra yapılan açıklamada enflasyonun ana eğiliminin haziran ayında sınırlı bir miktarda gerilediği, ancak öncü verilerin ana eğilimin temmuzda geçici bir yükselişe işaret ettiği vurgulandı.</p>

<p>Aslında Merkez Bankası enflasyonda yalnızca bir aylık değerlendirme yapıyor gibi görünüyor ama ay zikredilmeden örtülü biçimde gelecek dönemdeki beklentinin ne yönde olduğu da ifade ediliyor.</p>

<p>Örneğin ne deniliyor:</p>

<p><strong>“Jeopolitik gelişmeler eşliğinde artan belirsizlikler neticesinde enerji fiyatları yeniden yükselme eğilimine girmiştir.”</strong></p>

<p>Daha şunun şurasında bu ayın ilk haftasında 71-72 dolara kadar gerileyen petrol fiyatlarının, savaşın harlanan ateş gibi adeta yeniden başlamasıyla 100 doları zorlaması karşısında Merkez Bankası daha ne desin…</p>

<p>Ya da enflasyonun temmuz ayında yeniden yükselme eğilimine girdiğini gören Merkez Bankası faizi sabit tutmaktan başka ne yapsın…</p>

<p>Gerçi zaten faizde bir indirim beklentisi hemen hemen hiç yoktu da acaba bir karar almayı gerektirmeksizin atılacak bir adımla fonlama gecelik kanaldan haftalık repo kanalına kaydırılır ve böylece fiili faiz yüzde 40’tan yüzde 37’ye çekilebilir mi, düşüncesi vardı; ama o da uzun süre olmayacak.</p>

<h2><strong>Ne zamana kadar?</strong></h2>

<p>O süre ne zamana kadar mı? Gerek iç, gerekse dış koşullar çok sık ve radikal değişikliklere uğruyor ve bu yüzden tahmin yürütmek hiç kolay değil ama öyle görünüyor ki bir sonraki PPK toplantısının yapılacağı eylül ayına kadar sanki bu şekilde gidileceği kesin gibi.</p>

<p>Çünkü yaşanması muhtemel değişiklikler, piyasaların ve dolayısıyla Merkez Bankası’nın bir anda rahatlamasını sağlayacak gelişmeler olmayacak ki. Bu değişiklikler ne yazık ki olumlu yönde değil. Üstelik tam tersine gidişatın daha olumsuz olabileceği algısı var ve bu yüzden de 10 Eylül’de yapılacak bir sonraki PPK toplantısına kadar faizler çok muhtemeldir ki değiştirilmeden bu düzeyde uygulanacak.</p>

<p>Zaten şu an kağıt üstünde yüzde 37, fiilen yüzde 40 olan faizleri değiştirmek için olağanüstü bir PPK toplantısı gerekiyor.</p>

<p>Ama halen fiilen yüzde 40 olan faizi yüzde 37’ye çekmek için bir toplantıya gerek yok. Merkez Bankası bu değişikliği istediği an yapabilir ve bunun için küçük bir açıklama yeter. Ama 10 Eylül’e kadar bunun yapılması da pek mümkün görünmüyor.</p>

<h2><strong>Sonrası da karanlık</strong></h2>

<p>Daha da ötesi, 10 Eylül’dekinin yanı sıra 22 Ekim ve 10 Aralık’ta yapılacak yılın son iki toplantısında bu faiz oranlarında kayda değer bir değişiklik söz konusu olabilir mi, o bile tartışmalı.</p>

<p>Petrol 95 doların üstüne çıkmış ve 100 doları zorluyor; akaryakıttaki eşel mobil uygulamasının ekim ayı başında kaldırılmasına ve gelecek tüm zamların pompaya yansıtılmasına karar verilmiş, enerji kaynaklı enflasyon artışını Merkez Bankası da tabii ki görüyor ve ona göre artık ne kadar alabilirse, önlem almaya çalışıyor. Bu koşullarda, halen yüzde 32 dolayında olan yıllık enflasyonu çok daha aşağılara çekmek nasıl mümkün olacak.</p>

<p>Enflasyon bu dolaylarda seyrederken faizi tutup enflasyona iyice yaklaştırmak, yani şu anda faizle enflasyon arasında bulunan 7-8 puanlık makası hızla daraltmak, doğru bir adım olabilir mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><strong>Pusuda bekleyen dövizciler…</strong></h2>

<p>Diğer taraftan <strong>“Döviz patladı patlayacak” </strong>diye adeta el ovuşturan bir kesim var. Vatandaş dövizden kesinlikle vazgeçmiyor ve her an tetikte. Faizin çok düştüğü ya da düşeceği algısının oluştuğu an dövize yeniden hücum olabilir.</p>

<p>Ekonomi yönetiminin en son isteyeceği herhalde budur.</p>

<p>Enflasyonu aşağı çekmede kurun az artması ve talebin düşmesi dışında bir araç yokken bu araçların en önemlisi olarak görülen kurla ilgili gidişatı tümüyle değiştirecek bir adım atılır mı?</p>

<p>Bu köşede 20 Temmuz’da da yazdım; vatandaşın bankalarda 15,6 trilyon lira mevduatı var ve bu mevduatın 9,1 trilyonu Türk parası, 6,5 trilyonu döviz cinsinden. Yani her 100 birim tasarrufun 58’i TL, 42’si döviz. Kaldı ki yastık altındaki miktar bilinmiyor. Döviz çok uzun süredir enflasyon kadar artmadığı halde durum böyle. Ya bir de dövizi tetikleyecek şekilde faiz indirimi olursa…</p>

<p>Bu köşede 20 Temmuz’daki yazımın başlığını bu yüzden<strong> “Faiz sonraki üç toplantıda değişir mi ki”</strong> diye attım zaten.</p>

<p>Türkiye’de özellikle siyasette olan bitenler ve bölgedeki gidişata bakınca zaten dünkü toplantıda bir faiz indirimi beklenmiyordu da, öyle görünüyor ki gelecek üç toplantı için de öyle fazla hareket alanı bulunmuyor.</p>

<p>Sembolik düzeyde bir indirimle yetinmek durumunda kalınabilir. Şimdiden bir yargıda bulunmak zorsa da yıl sonu için dile getirilen yüzde 34-35 dolayındaki tahminler sanki biraz iyimser kalıyor gibi. Hele hele enflasyon yüzde 30’un altına indirilemezse, ki indirilmesi çok zor görünüyor, faiz de en azından bugünün haftalık repo ihale faiz oranı olan yüzde 37’nin altına çekilemeyecektir. Yani önümüzdeki süreçte yapılabilecek olan, en fazla bugünün kağıt üstündeki faizi olan yüzde 37’yi fiili faiz haline getirmek olabilir.</p>

<p><strong>Alaattin AKTAŞ-Ekonomim</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/bu-faiz-kolay-kolay-dusmez</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/09/politika-faizi.jpg" type="image/jpeg" length="12377"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ürün güvenliği ticaretin önünde engel mi güvence mi?]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/urun-guvenligi-ticaretin-onunde-engel-mi-guvence-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/urun-guvenligi-ticaretin-onunde-engel-mi-guvence-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir ülkeye giren her ürün, aslın­da o ülkenin vatan­daşlarına yapılmış sessiz bir sözdür. Bu ürün size zarar ver­mez diyen bir söz. Ama bu sözün tu­tulup tutulmadığı­nı kim denetler? İş­te tam bu noktada devreye giren mekanizma, ül­kemizde TAREKS (Dış Ticaret­te Risk Esaslı Kontrol Sistemi) adıyla biliniyor.</p>

<p>Türkiye de uzun yıllardır bu dönüşümün önemli bir parçası olarak ürün güvenliği alanında ciddi bir altyapı oluşturdu.</p>

<p>Ti­caret Bakanlığı Ürün Güvenliği ve Denetimi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışma­lar, ithalat ve ihracatta güvenli ürünlerin piyasaya arz edilme­sini sağlayan en önemli meka­nizmalardan biri haline geldi. TAREKS, denetimleri elektro­nik ortamda ve risk esaslı şe­kilde yürüterek kaynakların daha etkin kullanılmasını ve yalnızca riskli görülen partile­rin fiili denetime yönlendiril­mesini amaçlıyor. Oyuncaktan yapı malzemesine, medikal ci­hazdan tekstile, makinelerden akülere kadar geniş bir ürün yelpazesini kapsıyor. TSE de­netimine tabi ürünler de bu uy­gulamanın bir parçası.</p>

<p>Sistemin mantığı son dere­ce yerinde; her partinin fizik­sel olarak denetlenmesi yeri­ne, risk analizi yaparak riskli ürünleri öne çıkar. Düşük riskli ürünler yeşil hat üzerinden oto­matik onay alırken, yüksek risk­li ürünler fiili denetime ve TSE testlerine yönlendirilir. Kâğıt üzerinde kusursuz bir tasarım.</p>

<h3><strong>Güvensiz ürünün faturası ağır</strong></h3>

<p>İthalatta ürün güvenliği de­netimlerinin temel hedefi, it­hal yolla piyasaya arz edilecek ürünlerin insan sağlığı, can ve mal güvenliği, hayvan ve bitki yaşam ve sağlığı, çevre ve tü­keticinin korunması açısından sahip olması gereken asgari gü­venlik koşullarını taşıyıp ta­şımadığının denetlenmesidir. Bu tanım sıradan bir bürokra­tik açıklama gibi görünebilir; ancak her cümlenin arkasında gerçek bir risk var.</p>

<p>Denetimsiz bir piyasada yan­mayan kablolar, standart dı­şı oyuncaklar, sahte CE belgeli elektrikli aletler, etiketinde ya­zan kimyasalı içermeyen güb­re, kurşun içeren çocuk boyası piyasaya girebilir. Bunların her biri insan hayatına doğrudan dokunuyor. Bu nedenle ürün gü­venliği denetimi, ticaret kolaylı­ğından önce gelen bir kamu yü­kümlülüğüdür.</p>

<p>Küresel ticarette teknik dü­zenlemeler ve ürün güvenliği denetimleri, yalnızca tüketici­nin korunması açısından de­ğil, aynı zamanda adil rekabe­tin sağlanması ve sürdürüle­bilir dış ticaret politikalarının oluşturulması bakımından da büyük öneme sahiptir. Bu çer­çeveden bakıldığında TAREKS, sadece ithalatı denetleyen bir sistem değil; yerli üreticiyi hak­sız rekabetten koruyan, Türki­ye pazarının kalite güvencesini sağlayan bir kalkan aslında.</p>

<h3><strong>2026’da neler değişti?</strong></h3>

<p>2026 yılı itibarıyla ithalat aşa­masında gerçekleştirilen ürün güvenliği denetimlerinde önem­li bir dönüşüm oldu ve kapsam dışında olan ürünlerin de artık TAREKS üzerinden başvuruya tabi tutulması zorunluluğu gel­di. Yani aynı ürünü düzenli ola­rak ithal eden bir firma bile artık her sevkiyat için yeni bir başvu­ru yapmak zorunda. Aksi halde gümrük işlemleri tamamlama­yacağından, denetimlerin etkin­liği artırılmış oldu.</p>

<p>Geçmişte kalan uygulama de­netim sisteminin ruhunu ze­deliyor, güvensiz ürünlere açık kapı bırakıyordu. 2026 düzen­lemesi bu boşluğu kapatmayı hedefleyerek hayatımıza girdi. İşte bu noktada tablonun diğer yüzü devreye giriyor. Uygulama ile başvuruların bir kısmının haftalarca sonuçlandırılamadı­ğı ve bazı durumlarda bir aya ka­dar uzayabildiğini gördük. Bazı sektörlerde maliyetler 2 kat art­tı, bekleme süreleri 3 kat uzadı.</p>

<p>Bu süreçler TAREKS’in hem idari ve fiziki hem de sistemsel kapasitesinin güçlendirilmesi gereğini gözler önüne serdi. Se­nenin yarısını devirdik. Bu gün­lerde tablo eskiye göre elbette daha iyi. Ancak denetim yüküm­lülüğünü genişletirken denetim kapasitesini aynı oranda büyüt­mezseniz, sistemin tıkanması kaçınılmazdı, öyle de oldu.</p>

<h3><strong>Denge formülü: Güvenli ürün, akıcı ticaret</strong></h3>

<p>Çözüm için iki uç arasında sı­kışmak zorunda kalmamalıyız. Ne her şeyi serbest bırakacak kadar gevşek, ne de ticareti bo­ğacak kadar katı bir sistem şart. Bunun en olgun yanıtı güvenilir ithalatçı modeli gibi görünüyor. Geçmişte sorunsuz ithalat yap­mış, teknik uyum kültürünü iç­selleştirmiş firmalara daha hız­lı ve öngörülü bir süreç sunmak hem ödüllendirici hem de cay­dırıcı bir etki yaratır.</p>

<p>Ticaret Bakanlığı Ürün Gü­venliği ve Denetimi Genel Mü­dürlüğü’nün kurumsal vizyonu bu yönde. Yapılan düzenleme­lerin ruhu isabetli. Dışyönder Başkanı ve gümrük müşavi­ri şapkalarım ile çok sık durum değerlendirmesini rahatlıkla yapabildiğimiz bir kurum olma­sı en büyük avantajımız.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ürün güvenliği güçlü ekono­milerin vazgeçilmez unsuru ol­sa da güvenli ticaret kadar hız­lı ticaret de çok önemli. Gerçek başarı, riskli ürünü sınırda dur­dururken güvenilir ithalatçıyı bekletmeyen bir sistem kura­bilmekte. İşte TAREKS’in ge­leceği de tam olarak bu vizyon üzerine inşa edildiğinde Türki­ye’nin hem üretim, hem ihracat, hem de uluslararası rekabet gü­cü önemli ölçüde artacaktır.</p>

<p><strong>Dr. Hakan Çınar-Dünya</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/urun-guvenligi-ticaretin-onunde-engel-mi-guvence-mi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/08/ticaret3.jpg" type="image/jpeg" length="42172"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Asgari verginin ilk yılı: Kolay geçen bir sınav]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/asgari-verginin-ilk-yili-kolay-gecen-bir-sinav</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/asgari-verginin-ilk-yili-kolay-gecen-bir-sinav" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel asgari kurumlar vergisi uzun süredir tahminler üzerinden tartışılıyordu. Simülas­yonlar, senaryolar ve farklı öngörüler vardı; ancak uygulamanın gerçek etkisini ortaya koyan somut veriler henüz bulunmuyordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">OECD’nin geçtiğimiz hafta yayımladığı güncelleme bu açıdan önemli bir dönüm noktası oldu. Kurum, hem değişen kurallar çerçevesinde etki analizini revize etti hem de asga­ri verginin ilk uygulama yılı olan 2024’e ilişkin ilk ampirik bulguları paylaştı.</p>

<p style="text-align:justify">Sonuçlar oldukça dikkat çekici. Yıllık cirosu 750 milyon avronun altında ve üstünde kalan çok ulus­lu işletme gruplarının karşılaştırıldığı analizde, kapsama giren şirketlerin konsolide efektif vergi oranlarının 2024 yılında yaklaşık 1-2 puan arttığı görülüyor. OECD’nin temel tahmini olan 1,74 puan­lık artış, reform öncesindeki ortalamaya göre yak­laşık yüzde 12’lik bir yükselişe işaret ediyor.</p>

<p style="text-align:justify">Üste­lik bu artışın nedeni şirket kârlılığındaki gerileme değil, ödenen verginin artmış olması. Buna karşı­lık yatırım ve istihdam üzerinde istatistiksel ola­rak anlamlı bir olumsuz etki tespit edilmiş değil. Bu ilk bulgular, “asgari vergi yatırımları olumsuz etki­leyecek” yönündeki görüşleri en azından şimdilik doğrulamıyor.</p>

<p style="text-align:justify">Bununla birlikte sonucu kesin say­makta doğru olmaz. Analiz, etkinin en belirgin gö­rüleceği kesime odaklanmak üzere daraltılmış bir örneklem üzerine kurulu: finans sektörü dışındaki, kapsam kuralları gereği denizcilik faaliyetleri hariç tutulan ve 2017-2019 döneminde medyan altı efek­tif vergi oranına sahip gruplar. Temel örneklemde 2 milyar avroluk bir ciro üst sınırı da bulunuyor; an­cak bu sınırın kaldırıldığı sağlamlık testlerinde so­nuçlar değişmiyor.</p>

<p style="text-align:justify">Daha önemlisi, elimizde yalnız­ca ilk uygulama yılına ilişkin veriler var. Bu dönem­de Esasa Dayalı Gelir İstisnası en geniş kapsamıyla uygulanıyordu, Düşük Vergilendirilen Ödemeler Kuralı (UTPR) birçok ülkede henüz devreye girme­mişti ve GloBE kurallarını değiştiren Side-by-Si­de paketi de yürürlükte değildi. Dolayısıyla mevcut bulgular etkinin gözlemlenebilmesi için çok yeter­li değil.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Asıl gelişme kurallarda</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Ocak ayında üzerinde uzlaşılan Yan Yana Uygu­lama (Side-by-Side) paketiyle, asgari vergilemede eşdeğer sonuç doğurduğu kabul edilen sistemlere sahip ülkelerde mukim grupların kazançları Gelire Dâhil Etme Kuralı (IIR) ile Düşük Vergilendirilen Ödemeler Kuralı (UTPR) kapsamı dışında bırakıl­dı. Bu tanımı şimdilik yalnızca ABD karşılamakta olup, hangi rejimlerin eşdeğer sayılacağı Kapsayı­cı Çerçeve›nin mutabakatına bağlı bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Söz konusu düzenlemenin bir muafiyet olarak nite­lendirilmesi çok doğru olmayacaktır. ABD merkezli grupların kazançları, NCTI, Subpart F ve şube ver­gilemesinden oluşan kendi tamamlayıcı vergileme sistemine tabi olmaya devam etmektedir. Bununla birlikte sonucun politik yönünün açıklığını kabul etmek gereklidir. Çok taraflı olarak kurulan bir sis­tem, küresel güç dengeleri gözetilerek yeniden şe­killendirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Teknik açıdan bakıldığında ise tablo farklıdır. Paket, Yerel Asgari Tamamlayıcı Vergi (QDMTT) uygulamasına dokunmamış; yerel tamamlayıcı ver­gi varlığını korumuş ve eşdeğer kabul edilen rejim­ler altında da mahsup edilmeye devam etmiştir. Türkiye bakımından asıl önem taşıyan husus da bu­dur. 7524 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme sa­yesinde, Türkiye’de düşük vergilenen bir kazançtan doğan tamamlayıcı verginin başka bir ülke tarafın­dan tahsil edilmesi önlenmiş durumdadır.</p>

<p style="text-align:justify">Uygulama bakımından önem taşıyan ikinci deği­şiklik ise nitelikli teşviklere ilişkindir. Belirli şart­ları sağlayan teşvikler, bordro maliyetlerinin veya amortisman giderlerinin yüzde 5,5’i ya da amor­tismana tabi varlıkların yüzde 1’i ile sınırlı olmak üzere kapsanan vergilere yeniden eklenebilecektir. Böylece “asgari vergi teşvikleri tamamen ortadan kaldırıyor” yönündeki değerlendirmeler önemli ölçüde yumuşamıştır. Bununla birlikte kapsam ol­dukça dardır. Teşvikin genel olarak kullanılabilir nitelikte olması ve harcama ya da üretim temelli bir mekanizmaya dayanması aranmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><strong>Türkiye’nin asıl tartışması</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Ar-Ge ve tasarım indirimi ile teknoloji geliştir­me bölgelerine ilişkin istisna harcama temelli iken, indirimli kurumlar vergisi oran indirimi esasına dayanmaktadır. Aynı ekonomik sonucu doğuran iki mekanizmanın asgari vergi karşısında farklı sonuç­lar doğurması ihtimali göz ardı edilmemelidir. Pa­ketin 2028-2029 döneminde gözden geçirilecek olması da kuralların henüz nihai olmadığını gös­termektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Güncellenen tahminlere göre küre­sel vergi gelirlerinin yılda 91-155 milyar dolar, ya­ni kurumlar vergisi hasılatının yüzde 3,2-5,4’ü ka­dar artması beklenmektedir. Aralığın genişliği başlı başına bir göstergedir; zira OECD, teşviklerden fii­len ne ölçüde yararlanıldığına ilişkin yeterli veriye sahip olmadığını kabul etmektedir. Güvenli liman kullanımı arttıkça beklenen tahsilat azalmakta olup, teknik belirsizliğin altında önemli bir politika tercihi bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Yeterince tartışılmayan bir başka konu ise uyuş­mazlıklardır. Efektif vergi oranının hesaplanması, kapsanan vergilerin belirlenmesi, nitelikli teşvik­lerin sınıflandırılması ve yerel tamamlayıcı vergi­nin mahsubu, her biri ihtilafa konu olabilecek nite­liktedir. Oluşmuş bir yargı içtihadı bulunmamakla birlikte, ilk beyanların incelemeye alınmasıyla tab­lonun değişeceği söylenebilir.</p>

<p style="text-align:justify">Küresel asgari kurumlar vergisi ilk sınavını geç­miş görünmektedir. Ancak bu sınavın hangi koşul­larda verildiği de kayda geçirilmelidir. Burada tar­tışılması gereken asıl konu, sistemin işleyip işle­mediği değil; ne ölçüde hukuki kurallarla, ne ölçüde uluslararası müzakerelerle şekillendiğidir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Prof. Dr. Ayhan Selçuk ÖZGENÇ-Dünya</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/asgari-verginin-ilk-yili-kolay-gecen-bir-sinav</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/03/asgari-kurumlar-vergisi-3.webp" type="image/jpeg" length="94218"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sahte faturaya karşı yeni dönem başlıyor]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/sahte-faturaya-karsi-yeni-donem-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/sahte-faturaya-karsi-yeni-donem-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergi kaçakçılığı ile mücadelede 1 Ekim itibarıyla yeni bir aşamaya geçiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="ratio ratio-16x9"><iframe allowfullscreen="" frameborder="0" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/ZwCJy6GPxbA"></iframe></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ekonomi</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/sahte-faturaya-karsi-yeni-donem-basliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Sep 2025 11:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2025/09/sahte-belge-3.webp" type="image/jpeg" length="73720"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SGK Trafik kazaları sebebi ile oluşan sağlık giderlerinin karşılanmasında SGK'nın rolü nedir]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/sgk-trafik-kazalari-sebebi-ile-olusan-saglik-giderlerinin-karsilanmasinda-sgknin-rolu-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/sgk-trafik-kazalari-sebebi-ile-olusan-saglik-giderlerinin-karsilanmasinda-sgknin-rolu-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="707" src="https://www.youtube.com/embed/TidIluUl2ic" title="SGK Trafik kazaları sebebi ile oluşan sağlık giderlerinin karşılanmasında SGK'nın rolü nedir" width="1257"></iframe></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>SGK TV</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/sgk-trafik-kazalari-sebebi-ile-olusan-saglik-giderlerinin-karsilanmasinda-sgknin-rolu-nedir</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Nov 2023 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/uploads/2023/11/trafik-kazasi-sgk.jpg" type="image/jpeg" length="29246"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İZAHA DAVET SEMİNERİ]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/izaha-davet-semineri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/izaha-davet-semineri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p><span style="font-size:16px;">KONUŞMACI: ALİ ÇAKMAKÇI-KATKI SUNAN: SELAHATTİN İPEK MODERATÖR : ÖMER KÖKLÜCE</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/izaha-davet-semineri</guid>
      <pubDate>Tue, 02 May 2023 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/2020-08-26_19-00-069.png" type="image/jpeg" length="90774"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[e-Birlik Sistemine Yeni Sözleşme Girişi ve Eski Sözleşmelerin Güncellenmesi 2022]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/e-birlik-sistemine-yeni-sozlesme-girisi-ve-eski-sozlesmelerin-guncellenmesi-2022</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/e-birlik-sistemine-yeni-sozlesme-girisi-ve-eski-sozlesmelerin-guncellenmesi-2022" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/e-birlik-sistemine-yeni-sozlesme-girisi-ve-eski-sozlesmelerin-guncellenmesi-2022</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Jan 2022 18:07:22 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/TURMOB-Duyuru_Boş_2-kopyala@600x315.png" type="image/jpeg" length="31843"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[EFR tablolarının yüklenmesiyle ilgili yardım videosu]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/efr-tablolarinin-yuklenmesiyle-ilgili-yardim-videosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/efr-tablolarinin-yuklenmesiyle-ilgili-yardim-videosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/efr-tablolarinin-yuklenmesiyle-ilgili-yardim-videosu</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Oct 2021 17:53:25 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/Screenshot_1.png" type="image/jpeg" length="98650"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Abdullah TOLU' nun Konuk Olduğu TRT Haber Ekonomi 7/24 Programı (18.05.2021)]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/abdullah-tolu-nun-konuk-oldugu-trt-haber-ekonomi-724-programi-18052021</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/abdullah-tolu-nun-konuk-oldugu-trt-haber-ekonomi-724-programi-18052021" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>BDTURKEY.COM ve Dünya Gazetesi yazarı Yeminli Mali Müşavir Abdullah TOLU 18.05.2021 tarihinde saat 9.30 TRT HABER Ekonomi 7/24 Programına konuk olarak katılım sağlamıştır. Özellikle Pandemi dolayısıyla işletmelerin yaşadıkları sıkıntılar ve çözüm önerileri konusunda, Sayın Cumhurbaşkanı 'mızın alacağı tedbirler ile igili bilgiler vermiştir. "Matrah Arttırımı ve Yeni Borç Yapılandırması" torba şekliyle ele alınarak en kısa zamanda Meclise gelmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/abdullah-tolu-nun-konuk-oldugu-trt-haber-ekonomi-724-programi-18052021</guid>
      <pubDate>Tue, 18 May 2021 11:45:22 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/Haber_Resim_tasarım_Yazar_Abdullah_TOLU789998888.jpg" type="image/jpeg" length="24611"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Abdullah TOLU' nun  Konuk Olduğu TRT Haber Ekonomi 7/24 Programı]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/abdullah-tolu-nun-konuk-oldugu-trt-haber-ekonomi-724-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/abdullah-tolu-nun-konuk-oldugu-trt-haber-ekonomi-724-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yeminli Mali Müşavir Abdullah TOLU TRT HABER Ekonomi 7/24 Programında Yeni Çıkacak Olan Vergi Affı ve Yapılandırma Hakkında Detaylı Bilgiler Verdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/abdullah-tolu-nun-konuk-oldugu-trt-haber-ekonomi-724-programi</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Oct 2020 15:50:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/Screenshot_1_12.jpg" type="image/jpeg" length="99560"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tekdüzen Hesap Planı ve Bazı Bilinmeyen Özellikleri]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/tekduzen-hesap-plani-ve-bazi-bilinmeyen-ozellikleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/tekduzen-hesap-plani-ve-bazi-bilinmeyen-ozellikleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/tekduzen-hesap-plani-ve-bazi-bilinmeyen-ozellikleri</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2020 10:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/Screenshot_5.png" type="image/jpeg" length="94481"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Finansal Raporlama, Nakit Akış Tablosu ve Fon Akışı Tablosu]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/finansal-raporlama-nakit-akis-tablosu-ve-fon-akisi-tablosu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/finansal-raporlama-nakit-akis-tablosu-ve-fon-akisi-tablosu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/finansal-raporlama-nakit-akis-tablosu-ve-fon-akisi-tablosu</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2020 10:50:34 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/Screenshot_4_1.png" type="image/jpeg" length="17191"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TRT 1 Radyo Ekonomi Günlüğü Programı 12.08.2020]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/video/trt-1-radyo-ekonomi-gunlugu-programi-12082020</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/video/trt-1-radyo-ekonomi-gunlugu-programi-12082020" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yılmaz Sezer ÜSTAT, bizzat BAĞIMSIZ DENETİMDE YERLİ VE MİLLİ HUSUSUNDA ADIMIZLA (SELAHATTİN İPEK) AÇIKLAMADA BULUNMUŞTUR. TEŞEKKÜR EDİYORUM. TRT 1 Radyoda Bağımsız Denetimde Yerli ve Milli konusundaki görüşlerini açıklamıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gelir İdaresi Başkanlığı Videoları</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/video/trt-1-radyo-ekonomi-gunlugu-programi-12082020</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2020 16:43:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/video/61369990_2528164087216118_4989264771036479488_n.png" type="image/jpeg" length="45253"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TÜRKİYE CUMHURİYETÇİ MALİ MÜŞAVİRLER GRUBU' NUN DÜZENLEMİŞ OLDUĞU e-dönüşüm uygulamaları ve Turizm Payı Beyanlarına ilişkin Eğitim Semineri Fotoğraf Galerisi için Resmi Tıklayınız...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/turkiye-cumhuriyetci-mali-musavirler-grubu-nun-duzenlemis-oldugu-e-donusum-uygulamalari-ve-turizm-payi-beyanlarina-iliskin-egitim-semineri-fotograf-galerisi-icin-resmi-tiklayiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/turkiye-cumhuriyetci-mali-musavirler-grubu-nun-duzenlemis-oldugu-e-donusum-uygulamalari-ve-turizm-payi-beyanlarina-iliskin-egitim-semineri-fotograf-galerisi-icin-resmi-tiklayiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/turkiye-cumhuriyetci-mali-musavirler-grubu-nun-duzenlemis-oldugu-e-donusum-uygulamalari-ve-turizm-payi-beyanlarina-iliskin-egitim-semineri-fotograf-galerisi-icin-resmi-tiklayiniz</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Dec 2019 11:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/DSC00511.jpg" type="image/jpeg" length="51460"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KSMMMO (KAYSERİ SMMM ODASI) "E-DÖNÜŞÜM EĞİTİM SEMİNERİ" Fotoğraf Galeresi için Resmi Tıklayınız...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/ksmmmo-kayseri-smmm-odasi-e-donusum-egitim-semineri-fotograf-galeresi-icin-resmi-tiklayiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/ksmmmo-kayseri-smmm-odasi-e-donusum-egitim-semineri-fotograf-galeresi-icin-resmi-tiklayiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/ksmmmo-kayseri-smmm-odasi-e-donusum-egitim-semineri-fotograf-galeresi-icin-resmi-tiklayiniz</guid>
      <pubDate>Tue, 17 Sep 2019 13:19:44 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/69999396_10220754638918841_5057639361898610688_o.jpg" type="image/jpeg" length="10879"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[VERGİDE GÜNDEM SEMİNERİ - 2018 & 2019 ÖNEMLİ VERGİSEL DÜZENLEMELER Fotoğraf Galerisi İçin Resmi Tıklayınız...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/vergide-gundem-semineri-2018-2019-onemli-vergisel-duzenlemeler-fotograf-galerisi-icin-resmi-tiklayiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/vergide-gundem-semineri-2018-2019-onemli-vergisel-duzenlemeler-fotograf-galerisi-icin-resmi-tiklayiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/vergide-gundem-semineri-2018-2019-onemli-vergisel-duzenlemeler-fotograf-galerisi-icin-resmi-tiklayiniz</guid>
      <pubDate>Sat, 16 Mar 2019 09:05:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/IMGL1388.jpg" type="image/jpeg" length="98223"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ESMMMO E-DEFTER / E-FATURA / E-ARŞİV ELEKTRONİK KAYITLAMA DA 2019 EĞİTİM SEMİNERİ Fotoğrafları İçin Tıklayın....]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/esmmmo-e-defter-e-fatura-e-arsiv-elektronik-kayitlama-da-2019-egitim-semineri-fotograflari-icin-tiklayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/esmmmo-e-defter-e-fatura-e-arsiv-elektronik-kayitlama-da-2019-egitim-semineri-fotograflari-icin-tiklayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/esmmmo-e-defter-e-fatura-e-arsiv-elektronik-kayitlama-da-2019-egitim-semineri-fotograflari-icin-tiklayin</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Jan 2019 18:01:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/2018.12_8.jpg" type="image/jpeg" length="75691"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["E-DEFTER / E-FATURA / E-ARŞİV ELEKTRONİK KAYITLAMA DA 2019 EĞİTİM SEMİNERİ" Fotoğrafları için Tıklayın...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/e-defter-e-fatura-e-arsiv-elektronik-kayitlama-da-2019-egitim-semineri-fotograflari-icin-tiklayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/e-defter-e-fatura-e-arsiv-elektronik-kayitlama-da-2019-egitim-semineri-fotograflari-icin-tiklayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/e-defter-e-fatura-e-arsiv-elektronik-kayitlama-da-2019-egitim-semineri-fotograflari-icin-tiklayin</guid>
      <pubDate>Mon, 31 Dec 2018 17:43:48 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/GZD_6176_1.jpg" type="image/jpeg" length="83589"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["İNŞAAT SEKTÖRÜNDE VERGİ VE MUHASEBE SEMİNERİ" Fotoğrafları için Tıklayın...]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/insaat-sektorunde-vergi-ve-muhasebe-semineri-fotograflari-icin-tiklayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/insaat-sektorunde-vergi-ve-muhasebe-semineri-fotograflari-icin-tiklayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/insaat-sektorunde-vergi-ve-muhasebe-semineri-fotograflari-icin-tiklayin</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Dec 2018 17:19:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/GZD_6052.jpg" type="image/jpeg" length="58686"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Selahattin İPEK]]></title>
      <link>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/selahattin-ipek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.bdturkey.com/foto-galeri/selahattin-ipek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <category>Haber Resimleri</category>
      <guid>https://www.bdturkey.com/foto-galeri/selahattin-ipek</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Feb 2017 20:04:39 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://bdturkeycom.teimg.com/crop/1280x720/bdturkey-com/images/album/bd-ekonominin-nabzY-07032017.jpg" type="image/jpeg" length="67724"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
