banner79

banner80

FELSEFEDE SİYASETİN YERİ

20.10.2021

YAŞAM 20.10.2021, 09:40 20.10.2021, 10:32
FELSEFEDE SİYASETİN YERİ

GİRİŞ

Politika, Yunanca kökenli bir kelimedir. Devlet yönetme sanatı olarak tanımlanır, kökenini polis ‘ten yani şehir devletinden alır. “Siyaset” Arapçası ve Türkçesi tıpkı politika sözcüğü gibi yönetme sanatı anlamına gelir.  Antik çağda insan ve toplum merkezli düşüncenin başlatıcısı Sofistleri ve dönemin etkili filozofu Sokrates’i onun öğrencisi olan, Platonun savunduğu ideal devlet görüşlerini,  Aristoteles’in “politika”  adlı yapıtındaki politik anlayışını bir kenara bırakarak antik çağdan çıkalım. Orta çağ felsefesinde din ve siyaseti başka bir zamana bırakarak, doğa ve insan merkezli siyaset anlayışını savunan yakın tarihin filozofları olan Hobbes, Locke, Montesquieu ve Rousseau görüşleri bu makalenin konusunu yapılmıştır.


Hobbes   

“Geleneksel ve modern siyasetin kimi duyarlılıklarını kendi düşüncesinde barındırmakla birlikte, ‘toplum sözleşmesi’ kavramıyla modern siyaset anlayışının öncülerinden biridir. Hobbes’a göre insan ‘doğa durumunda doğa yasasına tabidir ve doğada ‘güç hak ’tır. Doğa durumunda gücün özünü ise, maddi, yani fiziksel güç oluşturur. İnsan, doğası gereği bencildir. Her birey kendi ilgilerinin peşindedir. İnsan doğasından kaynaklanan bu bireysel ilgilerin içeriğini, yaşamını güvenli ve konforlu bir şekilde sürdürme isteği oluşturur. Tikel ve bireysel ilgilerin doğa durumunda karşı karşıya gelmesi, herkesin herkesle bir savaşına dönüşür. İnsanların en temel ihtiyaçları olan güvenlik ve konfor adına giriştikleri bu bencilce savaş, isteklerinin karşıtını doğurur. Daha bilindik bir söyleyişle, Hobbes için yalın doğallığı içinde ve toplum sözleşmesi öncesinde, ‘insan insanın kurdudur.’ Doğa durumunda tüm tarafların ve her bireyin yaşamı tehlikeye altındadır. Hobbes’da kötümser ve karamsar bir insan doğası anlayışı söz konusudur. İnsanlar bir şeye ancak bencilliklerinden dolayı uyarlar. İnsanlardan kendi doğalarına aykırı bir şey istemek nafiledir. Hobbes’un tüm etik ve politik anlayışını biçimlendiren temel insani belirlenim bencilliktir. Bencillik üzerinden biçimlenmiş bir ahlak ve siyaset anlayışı söz konusudur. Doğadaki eşitsizliğe dayalı bencil güç savaşını ve onun yarattığı yaşam tehlikesini aşmanın yolu, toplum sözleşmesidir. Bir toplum sözleşmesiyle toplumu oluşturan bireyler, doğal durumda olağan olan öldürme, el koyma ve çalma gibi haklarından vazgeçerler.
 

Locke

Locke için egemen güç ve onun yönetimindeki devlet, toplumu oluşturan hukuki açıdan özgür ve eşit bireylerin, yani yurttaşların onayına sahip olmadığı sürece, gayri meşrudur. Bu keskin ve oldukça belirgin liberal duruş, günümüz liberal demokrasilerinin de ruhunu önemli ölçüde şekillendirmektedir. Liberal siyasetin ve modern felsefenin temel

değerlerinden biri olan bireysel özgürlüğe, hukuki eşitlik ve özel mülkiyet temelinde ekonomik ve siyasal bir gerçeklik alanı sunmayı hedeflediği söylenebilir. Bu, burjuva sınıfının girişimci ruhuyla uyumlu bir siyasettir. İnsan doğa durumunda belli bir özgürlük ve eşitlik içinde kendi kişiliğinin ve mülkiyetinin sahibiyse, neden toplumsal bir sözleşmeye ve siyasal bir örgütlülük olarak devlete ihtiyaç duyar? Locke’un bu soruya yanıtı ikili bir karakter taşır. Bir yandan doğa durumunda mutlak bir bencillik ve savaş durumu söz konusu olmasa bile, bireysel eşitlik ve özgürlüklerin hukuki ve siyasal bir güvenceden mahrum olduklarını düşünmektedir. Örneğin bir mülkiyete iyeliğin hukuki ve siyasal bir güvenceye, toplumsal bir sözleşmeye tabi olması önemlidir. Öte yandan insan ilişkilerinin karmaşıklaşması ve gelişen ticaretle birlikte paranın değişim değeri olarak kullanılmasının da, hukuki ve siyasal düzenlemeleri gerekli kılan nedenlerden biri olduğunu düşünmektedir.
 

Montesquieu

 ‘Yasaların Ruhu’ adlı yapıtında, sınırsız güç ve iktidarın tehlikelerine karşı, siyasal erklerin karşılıklı dengesini temel alan anlayışla karşımıza çıkar. Siyasal iktidarın yetkilerinin ve bu yetkileri dışa vurmak için kullandığı organların, yani erklerin ayrılması ve karşılıklı dengesi, iktidarın gücünün kötüye kullanılmasını denetlemek için gereklidir. Montesquieu devlete özgü üç temel güç ya da erkten söz eder: yasama, yürütme ve yargı. Bu güç ya da erklerin tek elde toplanması ve denetimden uzak kalması, siyasal bir despotizmin ve sonuçta yozlaşmanın zeminini oluşturur. Aslında yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirinden ayrılması, birbirlerini etkilemeyen paralel bir var oluşa işaret etmez. Tam tersine devletin ve siyasal iktidarın tezahürleri olan bu erklerin, birbirlerini denetlemesi, karşılıklı ve olumlu bir denge içinde var olması gerekir. Siyasal erkin ya da gücün bu ayrışması ve karşılıklı dengesi, insana özgü antropolojik bir olgu olan, gücün ve iktidarın kötüye kullanılmasıyla ilgilidir. Sınırsız ve denetimsiz güç ve iktidar, insanlık tarihi boyunca her zaman için kötüye kullanılmaya açık olmuştur.

Rousseau :

Rousseau’nun siyaset felsefesiyle ilgili en önemli iki yapıtı, ‘İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı’ ve ‘Toplum Sözleşmesi’dir. ‘Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev’ de bir uygarlık eleştirisi olarak siyaset felsefesiyle yakından ilgilidir. Tüm diğer yapıtları da şu ya da bu tarzda siyaset felsefesiyle ilgilidir. Locke gibi Rousseau için de, insanlar özgür ve eşit doğarlar, fakat her yerde zincire vurulmuşlardır. İnsanlar arasındaki eşitsizliğin gerçek zemini doğa değil, mülkiyete dayalı etik ve politik yaşamdır. Mülkiyetle birlikte eşitsiz ilişkiler oluşmuş ve bu eşitsizlik mülk sahiplerince hukuki ve politik güvencelere kavuşturulmuştur. Karmaşıklaşan toplumsal ilişkilerin dinamiği bağlamında uygarlık öncesi bir ‘doğa durumuna dönülemeyeceği için, insan doğası için önemli olan eşitlik ve özgürlüğün hukuki ve politik düzlemde yeniden inşa edilmesi gerekecektir. Rousseau’ya göre, bunun için gerekli olan şey, toplumsal yaşamı yeniden düzenleyecek bir ‘toplum Sözleşmesi’dir.

Bu sözleşmenin tarafları toplumu oluşturan tüm bireyler, yani yurttaşlardır. Toplumu oluşturan her bireyin doğuştan getirdiği ve vazgeçilmez bir nitelik taşıyan temel hakları olan özgürlük, eşitlik ve mutluluk, toplumsal sözleşmenin ve dolayısıyla ortak bir iradenin zeminini oluşturur. Tüm tikel ayrımları aşan bireylerin ortak iradesi, genel bir irade olarak halkın iradesidir. Her birey ya da yurttaş kendi özgür ve eşit iradesiyle toplumun ve devletin vazgeçilmez bir üyesidir. Tüm yurttaşların tüm yurttaşlarca, yani genel halk iradesiyle yönetildiği bu yönetim ve devlet biçimi, hakiki ve mutlak bir demokrasinin anlatımıdır. Bu demokraside halk iradesini sınırlayacak herhangi başka bir irade ve güçten söz edilemez. Aracı kurumlar ve halkın temsilcileri, gerçek bir iradeye ve güce sahip değildirler ve tüm yetkilerini halktan alırlar. Sınıf örgütlerinin, loncaların ya da sivil toplum örgütlerinin bu mutlak ve totaliter demokraside yeri yoktur, çünkü böyle tikel ilgiler ve çıkarlarla bir araya gelmiş oluşumlar, genel halk iradesi için tehdit oluştururlar. Rousseau, Montesquieu’de olduğu gibi devleti oluşturan siyasal erkler arasında da bir ayrıma gitmez. Devleti ve siyasal iktidarı oluşturan halkın genel ve ortak iradesi, halk meclislerinde ve referandumlarda kendisini ifade eder.

SONUÇ Modern siyaset felsefesinin önemli temsilcileri olan Hobbes, Locke, Montesquieu ve Rousseau, kendilerinden sonraki siyasal tartışmaları derinden etkilemişlerdir. Hobbes, Locke ve Rousseau kendilerine özgü ‘doğa durumu’ ve ‘toplum sözleşmesi’ kurgularıyla, sırasıyla mutlak monarşi, liberal demokrasi ve mutlak demokrasi anlayışlarıyla biçimlenmiş devlet modelleri sunmuşlardır. Montesquieu’nun günümüz tartışmaları açısından belirleyici fikriyse, yasama, yürütme ve yargı erklerinin karşılıklı dengesini savunmasıdır.”

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kaynak: İstanbul üniversitesi Prof. Dr. Enver ORMAN   

Özkan ZEYREK
Bağımsız Denetçi | Felsefe Öğretmeni

Kaynak: www.bdTurkey.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

Yorumlar (0)
20
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 22 Mayıs 2022
İmsak 03:43
Güneş 05:34
Öğle 13:06
İkindi 17:03
Akşam 20:28
Yatsı 22:10
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 38 81
2. Fenerbahçe 38 73
3. Konyaspor 38 68
4. Başakşehir 38 65
5. Alanyaspor 38 64
6. Beşiktaş 38 59
7. Antalyaspor 38 59
8. Karagümrük 38 57
9. Sivasspor 38 54
10. Kasımpaşa 38 53
11. Adana Demirspor 37 52
12. Galatasaray 38 52
13. Hatayspor 37 50
14. Kayserispor 38 47
15. Gaziantep FK 38 46
16. Giresunspor 37 45
17. Rizespor 38 36
18. Altay 38 34
19. Göztepe 37 28
20. Ö.K Yeni Malatya 38 20
Takımlar O P
1. Ankaragücü 36 70
2. Ümraniye 36 70
3. Bandırmaspor 36 62
4. İstanbulspor 36 60
5. Erzurumspor 36 58
6. Eyüpspor 36 57
7. Samsunspor 36 51
8. Boluspor 36 50
9. Manisa Futbol Kulübü 36 49
10. Tuzlaspor 36 49
11. Denizlispor 36 49
12. Keçiörengücü 36 48
13. Gençlerbirliği 36 48
14. Altınordu 36 45
15. Adanaspor 36 45
16. Kocaelispor 36 44
17. Bursaspor 36 44
18. Menemen Belediyespor 36 38
19. Balıkesirspor 36 12
Takımlar O P
1. M.City 38 93
2. Liverpool 38 92
3. Chelsea 38 74
4. Tottenham 38 71
5. Arsenal 38 69
6. M. United 38 58
7. West Ham United 38 56
8. Leicester City 38 52
9. Brighton 38 51
10. Wolverhampton Wanderers 38 51
11. Newcastle 38 49
12. Crystal Palace 38 48
13. Brentford 38 46
14. Aston Villa 38 45
15. Southampton 38 40
16. Everton 38 39
17. Leeds United 38 38
18. Burnley 38 35
19. Watford 38 23
20. Norwich City 38 22
Takımlar O P
1. Real Madrid 38 86
2. Barcelona 37 73
3. Atletico Madrid 37 68
4. Sevilla 37 67
5. Real Betis 38 65
6. Real Sociedad 37 62
7. Villarreal 37 56
8. Athletic Bilbao 37 55
9. Valencia 38 48
10. Osasuna 37 47
11. Celta Vigo 38 46
12. Rayo Vallecano 38 42
13. Elche 38 42
14. Espanyol 37 41
15. Getafe 38 39
16. Granada 37 37
17. Mallorca 37 36
18. Cadiz 37 36
19. Levante 38 35
20. Deportivo Alaves 37 31
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@