Aynı kurumda çalışıyorlar…
Aynı odada görev yapıyorlar…
Aynı maaşı alıyorlar…
Ama emeklilik zamanı geldiğinde birinin emekli aylığı diğerine göre çok daha düşük olacak.
Çünkü devlet memurları artık ikiye ayrılmış durumda.
30 Eylül 2008 tarihine kadar devlet memuru olanlar 5434 sayılı yasaya tabi “eski memurlar”…
1 Ekim 2008 sonrası devlet memuru olanlar ise 5510 sayılı yasaya tabi “yeni memurlar”…
Ve asıl fark emeklilikte ortaya çıkıyor.
Eski memurların emekli aylıkları derece, kademe, ek gösterge, makam tazminatı gibi birçok unsur dikkate alınarak hesaplanıyor.
Yeni memurların emekli aylıkları ise SSK sistemi mantığıyla prime esas kazanç üzerinden hesaplanıyor.
Sorun da tam burada başlıyor.
Çünkü devlet memurlarının maaşındaki birçok ödeme prime esas kazanca dahil edilmiyor. Ek ödemeler, ilave ücretler ve bazı tazminatlar SGK matrahına yansımıyor.
Bu nedenle çalışan memurun maaşı yüksek görünse bile SGK’ya bildirilen brüt ücreti düşük kalıyor.
Sonuç?
Emeklilikte ciddi gelir farkı…
Bir örnek verelim.
Devlette çalışan bir psikolog düşünün.
Birinci derece üçüncü kademeye kadar yükselmiş.
Bugün eline geçen maaş yaklaşık 75 bin lira.
Bu kişinin ilk sigorta başlangıcı 2004 yılında özel sektörde olmuş ve özel sektörde 938 gün çalışmış.
Daha sonra 20 Ekim 2010 tarihinde devlet memuru olmuş.
Yani 1 Ekim 2008 sonrasında memuriyete başladığı için 5510 sayılı yasaya tabi.
Bugün sistemde görünen emekli aylığı ise yaklaşık 20 bin lira.
Evet yanlış duymadınız…
75 bin lira maaş alan bir devlet memurunun bugün için hesaplanan emekli aylığı yaklaşık 20 bin lira seviyesinde.
Üstelik bu kişi 10 yıl daha çalışsa…
15 yıl daha çalışsa…
58 yaşını tamamlayıp emekli olsa bile tablo çok fazla değişmiyor.
Neden?
Çünkü emekli aylığı hesaplamasında esas alınan prime esas kazanç düşük.
Bu kişinin bugün net maaşı 75 bin lira olmasına rağmen SGK’ya bildirilen prime esas kazancı yaklaşık 42 bin 839 lira civarında.
Çünkü devlet, maaştaki birçok ek ödemeyi prime dahil etmiyor.
Aynı kişi özel sektörde çalışsaydı ne olurdu?
75 bin lira net maaş alan bir çalışanın özel sektördeki brüt maaşı yaklaşık 105 bin lira civarında olurdu.
Yani SGK’ya bildirilen kazanç çok daha yüksek olurdu.
Bu durumda da emekli aylığı çok daha yukarı çıkardı.
Hatta aynı gelir seviyesinde özel sektörde çalışan bir kişinin ileride 50 bin liraya yaklaşan emekli aylığı alma ihtimali doğabiliyor.
Eskiden “devlette çalış, emekliliğin daha güçlü olsun” anlayışı vardı.
Şimdi ise yüksek primle özel sektörde çalışmak, emeklilik açısından birçok memura göre daha avantajlı hale gelmiş durumda.
Üstelik kayıp sadece düşük emekli aylığı değil.
Bu psikoloğun bugün devlet memurluğunda geçen yaklaşık 15 yıllık süresine karşılık oluşan yaklaşık 650 bin liralık emekli ikramiyesi hakkı bulunuyor.
Ama dikkat!
Bu kişi devlet memurluğundan ayrıldıktan sonra bir gün bile 4A SSK’lı ya da Bağ-Kur’lu çalışırsa, ileride bu ikramiyeyi alma hakkını da kaybedebiliyor.
Yani yıllarca devlete hizmet ediyorsunuz…
Ama sonrasında kısa süreli özel sektör çalışması nedeniyle yüz binlerce liralık ikramiye hakkınız yanabiliyor.
Daha da önemlisi…
“Ben dışarıda çalışmam, eksik günümü 4C iştirakçi primi ödeyerek tamamlayayım” deme şansı da yok.
Çünkü 1 Ekim 2008 sonrası memur olanların Emekli Sandığı kapsamında isteğe bağlı iştirakçi primi ödeme hakkı bulunmuyor.
Yani bütün yollar kapanmış durumda.
İşte bu nedenle 1 Ekim 2008 sonrası devlet memuru olanlar için “Yandı gülüm keten helva” sözü abartı değil.
Belki bugün bunun çok farkında değiller.
Çünkü çalışırken maaşlar arasında ciddi bir fark görünmüyor.
Ama emeklilik günü geldiğinde gerçek tablo ortaya çıkacak.
Aynı kurumda çalışan iki memur…
Aynı maaşı alan iki kamu çalışanı…
Sadece işe giriş tarihleri farklı olduğu için emeklilikte çok farklı şartlarla karşılaşacak.
Birisinin emekli aylığı ve hakları daha güçlü olacak…
Diğeri ise daha düşük emekli aylığı ve sınırlı haklarla emeklilik yaşayacak.
Özgür Erdursun-Dünya