Son günlerde 18 yaş altındaki sigortalılık süreleriyle ilgili haberler sosyal medyada, televizyonlarda ve internet sitelerinde geniş yer bulunca birçok kişi aynı soruyu sormaya başladı:
“Acaba benim de sigorta başlangıcım iptal edilir mi?”
“Emekliliğim tehlikeye girer mi?”
“18 yaşından önceki çalışmalarım geçersiz mi sayılacak?”
Öncelikle yanlış anlaşılmanın önüne geçmek gerekiyor. Konu, 18 yaşından önce sigortalı olan herkesle ilgili değil.
Daha açık ifadeyle; 18 yaşından önce bir işyerinde çalışıp sigortalı gösterilen kişiler açısından genel bir iptal uygulaması söz konusu değil.
Bugün 18 yaşından önce bir fabrikada, markette, atölyede, şirkette veya herhangi bir işverenin yanında çalışmış olanların sigortalılıklarıyla ilgili özel bir sorun bulunmuyor.
Tartışma yalnızca belirli bir grubu ilgilendiriyor: 18 yaşından önce anne veya babasına ait işyerinde sigortalı olarak çalıştırılan kişiler.
Dolayısıyla anne veya babasının yanında değil de başka işverenlerin yanında çalışanların bu haberler nedeniyle gereksiz bir endişeye kapılmalarına gerek bulunmuyor. Ancak anne veya babasına ait işyerinde sigortalı çalışması bulunanlar açısından konu oldukça önemli.
Sorunun kaynağı SGK’nın 2013/11 sayılı Genelgesi
Bugün yaşanan tartışmanın temelinde SGK’nın 2013/11 sayılı Genelgesi yer alıyor.
Söz konusu genelgede, anne veya babaya ait işyerinde çalışan küçüğün sigortalı sayılabilmesi için vasi katılımıyla yapılmış ve hakim tarafından onaylanmış bir hizmet sözleşmesinin bulunması gerektiği belirtiliyor.
SGK da bu düzenlemeye dayanarak, söz konusu şartların bulunmadığı durumlarda anne veya babaya ait işyerlerinden yapılan bazı sigortalılık bildirimlerini geçersiz kabul edebiliyor.
Sorun ise yıllar sonra ortaya çıkıyor.
Çünkü bu kişilerin büyük bölümü çalışma hayatına 20-30 yıl önce başlamış durumda.
O dönemde yapılan bildirimler Kurum tarafından kabul edilmiş, primler tahsil edilmiş, hizmetler kayıt altına alınmış ve kişiler de buna güvenerek emeklilik planlarını yapmış durumda.
Bugün ise bazı dosyalarda bu hizmetlerin geçerliliği yeniden tartışma konusu oluyor.
EYT hakkı tehlikeye giriyor!
Bu uygulamanın en önemli sonucu EYT kapsamında ortaya çıkıyor.
Örneğin bir kişinin ilk sigorta girişi 8 Eylül 1999 tarihinden önce anne veya babasına ait işyerinden yapılmış olabilir.
Kişi yıllarca EYT kapsamında olduğunu düşünmüş, emeklilik planlarını buna göre yapmış olabilir.
Ancak SGK tarafından bu başlangıcın geçersiz sayılması halinde ilk sigorta tarihi ileriye gidebilir ve kişi EYT kapsamı dışında kalabilir.
Bu durumda yıllardır beklenen emeklilik hakkı ortadan kalkabilir.
Emekli olanlar açısından da risk bulunuyor. Risk yalnızca sigorta başlangıcıyla sınırlı değil.
Bazı kişilerin ilk sigorta girişleri başka işyerlerinden yapılmış olabilir. Dolayısıyla EYT kapsamında olmaları açısından herhangi bir sorun bulunmayabilir. Ancak çalışma hayatlarının belirli dönemlerinde 18 yaşından küçükken anne veya babalarına ait işyerlerinde çalışmış ve bu dönemlere ait prim günleri emeklilik hesabına dahil edilmiş olabilir. Şayet bu hizmetler sonradan iptal edilirse, toplam prim gün sayısı eksik hale gelebilir.
Bu durumda emeklilik için gerekli prim şartı ortadan kalkabilir.
Hatta bazı kişiler açısından bağlanmış emekli aylıklarının yeniden değerlendirilmesi ve emeklilik işlemlerinin tartışmalı hale gelmesi söz konusu olabilir.
İşte asıl mağduriyet de burada ortaya çıkıyor.
Peki mahkemeler
aynı görüşte mi?
Hayır.
İşte konunun en önemli noktası da burada.
SGK genelgedeki şekli şartları esas alırken, mahkemeler çoğu zaman olayın özüne bakılması gerektiğini vurguluyor.
Yargıtay’ın son yıllarda verdiği kararlarda temel yaklaşım şu: Önemli olan kişinin gerçekten çalışıp çalışmadığının ortaya konulmasıdır.
-Mahkemeler;
-Fiili çalışmanın varlığını,
-İşyerindeki faaliyetleri,
-Bordro kayıtlarını,
-Ücret ödemelerini,
-Tanık anlatımlarını,
Dosya kapsamındaki diğer delilleri birlikte değerlendiriyor.
Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin 23 Şubat 2023 tarihli kararında, annesine ait işyerinde 18 yaşından önce geçen çalışmaların fiili çalışma ile ispatlandığı kabul edilmiş ve SGK’nın itirazı reddedilmiştir.
Kararda dikkat çeken değerlendirme ise çocukları korumak amacıyla getirilen kuralların çocuk aleyhine yorumlanamayacağı yönündedir.
Yargıtay, özünde çocuk yararına düzenlenmiş hukuk kurallarının yıllar sonra kişinin sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldıracak şekilde uygulanamayacağını vurgulamaktadır.
Bu nedenle fiili çalışmanın ispatlandığı durumlarda, sırf şekli eksiklikler gerekçe gösterilerek sigortalılık sürelerinin geçersiz sayılmasının her zaman hukuka uygun olmayabileceği yönünde önemli yargı kararları bulunmaktadır.
Sonuç;
Bugün için net olarak söylenebilecek ilk husus şudur:
18 yaşından önce anne veya babasının yanında değil de başka bir işyerinde çalışmış olanların bu haberler nedeniyle endişe etmelerini gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
Tartışma, yalnızca anne veya babaya ait işyerlerinde geçen sigortalılık süreleriyle ilgilidir.
İkinci önemli husus ise SGK’nın genelgesine rağmen konunun yargı önünde farklı değerlendirilebildiğidir.
Bu nedenle anne veya babasına ait işyerinde 18 yaşından önce sigortalı çalışması bulunan kişilerin hizmet kayıtlarını dikkatle incelemeleri, olası bir inceleme veya iptal işlemi halinde ise haklarını yasal yollarla aramaları büyük önem taşımaktadır.
Çünkü bugün yaşanan tartışma yalnızca birkaç günlük hizmet meselesi değil; bazı kişiler açısından doğrudan emeklilik hakkını ilgilendiren bir konu niteliği taşımaktadır.
Özgür Erdursun-Dünya