Türkiye, emeklilik ve sağlık sigortası başlıklarında köklü bir sisteme sahip. Ancak yaşlılık, engellilik ve uzun süreli bakım ihtiyacı söz konusu olduğunda, sosyal güvenlik sistemi önemli bir boşluk barındırıyor. Bunlardan en önemlisi yıllardır üzerine konuşulan Bakım Sigortası. Tedavi süreci tamamlandıktan sonra ortaya çıkan bakım ihtiyacı, klasik sağlık sigortasının kapsamı dışında kalıyor. Bakım sigortası, tam da bu noktada, bakım riskini ayrı bir sosyal risk olarak ele almayı amaçlıyor.
PROGRAMDA YER ALIYOR
Bakım sigortasının hedef kitlesi; yaşlılık, ağır hastalık veya engellilik nedeniyle bakıma muhtaç duruma gelen bireylerdir. Bu kapsam yalnızca yaşlıları değil, doğuştan veya sonradan engelli hâle gelenleri ve uzun süreli hastalık yaşayanları da içeriyor. Bakım sigortası, Cumhurbaşkanlığı programında da açık bir hedef olarak yer alıyor. Programda; yaşlanan nüfus yapısı, bakım ihtiyacının artması ve aile yapısındaki dönüşüm birlikte değerlendirilerek, uzun vadede bakım sigortasına dayalı bir sistemin kurulması hedefleniyor.
Programda, önümüzdeki yıllarda bakım ihtiyacının hızla artacağına işaret edilerek, bu ihtiyacın mevcut sağlık ve sosyal güvenlik mekanizmalarıyla karşılanmasının yeterli olmayacağı vurgulanıyor. Bu nedenle uzun süreli bakım hizmetlerinin, sigorta temelli bir yapı üzerinden finanse edilmesine yönelik bir sistemin oluşturulması hedefleniyor. Böylece bakım ihtiyacının, ailelerin omuzlarına bırakılan bir yük olmaktan çıkarılarak kamusal bir güvenceye dönüştürülmesi amaçlanıyor. Bugün Türkiye'de bakım ihtiyacı büyük ölçüde ailelerin omuzlarında, çoğu zaman da kadınların görünmez emeğiyle karşılanıyor. Bakım sigortası, bu yükü bireysel fedakârlık olmaktan çıkarıp kamusal bir güvenceye dönüştürmeyi hedefliyor.
Gündüzlü bakım evleri
Bakım sigortası kapsamında sağlanacak destekler, yalnızca nakdi ödemelerle sınırlı değildir. Evde bakım hizmetleri, profesyonel bakım personeli desteği, gündüzlü bakım merkezleri, kısa süreli kurumsal bakım hizmetleri ve bakım sürecini kolaylaştıracak çeşitli destekler bu sistemin temel unsurları arasında yer alıyor. Ayrıca bakım veren aile bireylerinin sosyal güvenlik açısından korunması da bu yaklaşımın önemli bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Gereklilik değil zorunluluk
Yaşlı bireylerin refahı, yalnızca emekli aylığıyla korunamaz. Evde bir ampulün değiştirilmesi, kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan bireylerin banyo gibi ihtiyaçları karşılanırken destek olunması, basit ev işlerinde yardım alınması gibi ihtiyaçlar, çoğu zaman sağlık hizmeti kapsamında değerlendirilmiyor ama yaşam kalitesini doğrudan belirliyor. Bakım sigortası, işte bu nedenle yalnızca bir gelir desteği değil; yaşlı bireyin kendi evinde, onurunu ve bağımsızlığını koruyarak yaşamını sürdürebilmesini sağlayacak.
Nitelikli personel yetiştirilecek
Programda öne çıkan temel yaklaşım; bakım hizmetlerinin sürdürülebilir, erişilebilir ve kurumsal bir yapıya kavuşturulması. Bu çerçevede bakım hizmetlerinin standartlarının belirlenmesi, bakım personelinin niteliğinin artırılması ve finansman modelinin sosyal güvenlik sistemiyle uyumlu hâle getirilmesi planlanıyor. Henüz uygulamaya ilişkin tüm detaylar netleşmiş değil. Ancak bakım sigortasının; primli bir yapı ile kamusal destek unsurlarını bir araya getiren, kademeli olarak hayata geçirilmesi öngörülüyor.