EKONOMİ

7590 Sayılı torba kanun: Emekliye ne getirdi, SGK’da ne değiştirdi?

Abone Ol

31 Temmuz 2026’da Resmî Gazete’de yayım­lanarak yürürlüğe giren 7590 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Torba Kanun’un kamuoyunda en çok konuşulan maddesi, en düşük emekli ödemesinin 23.552 TL’ye çıka­rılması oldu. Ancak kanun sadece emekli öde­melerini düzenlemiyor. Aynı düzenleme, sos­yal güvenlik sisteminin finansmanında da 2008 yılından bu yana uygulanan önemli bir modeli sona erdiriyor.

Önümüzdeki günlerde kamuoyunun büyük ölçüde sadece 23.552 TL’lik ödemeyi konuşa­cağını tahmin etmek zor değil.

Oysa kanunun ikinci önemli maddesi, uzun vadede sosyal gü­venlik sistemi açısından çok daha dikkat çe­kici sonuçlar doğurabilecek nitelikte. En dü­şük emekli aylığı değil, ödenecek tutar değişti! Öncelikle teknik bir ayrımı yapmak gerekiyor. Kanun, bütün emeklilerin kök aylığını 23.552 TL’ye yükseltmedi. Düzenleme, kök aylığı ve ek ödemeleri bu tutarın altında kalan emekli­lere Hazine desteğiyle 23.552 TL ödenmesini öngörüyor. Dolayısıyla emeklilerin kök aylık­ları değişmiş değil. Bugün 23.552 TL olarak be­lirlenen taban ödeme de otomatik olarak art­mayacak. Gelecek zam dönemlerinde bu tuta­rın yeniden yükseltilebilmesi için yine ayrı bir yasal düzenleme yapılması gerekecek.

Sessiz ama önemli değişiklik SGK’nın finansmanında

Kanunun kamuoyunda neredeyse hiç tartı­şılmayan ikinci düzenlemesi ise SGK’nın fi­nansman modeline ilişkin.

2008 yılında yürürlüğe giren sosyal güvenlik reformundan bu yana devlet, SGK’ya iki farklı yöntemle mali destek sağlıyordu.

Bunlardan ilki, SGK’nın tahsil ettiği prim­lerin belirli kısmı üzerinden hesaplanan ve kanunda açıkça düzenlenen devlet katkısıydı. Devlet, tahsil edilen ilgili sigorta primlerinin dörtte biri oranında SGK’ya otomatik katkı ya­pıyordu. İkinci yöntem ise SGK’nın yıl sonun­da finansman açığı vermesi halinde oluşan açı­ğın merkezi bütçeden karşılanmasıydı. 7590 sayılı Kanun ile ilk yöntem yürürlükten kaldı­rıldı. Açık finansmanı ise devam ediyor.

Asıl değişiklik, devlet desteğinin niteliğinde

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, dev­let desteğinin tamamen kaldırılmış olması de­ğil, hukuki niteliğinin değişmiş olmasıdır.

Önceki sistemde devlet katkısı kanunda ta­nımlanmış sabit bir formüle bağlıydı. SGK ne kadar prim tahsil ederse devlet katkısı da aynı oranda otomatik olarak hesaplanıyor ve kuru­ma aktarılıyordu. Dolayısıyla bu katkı herhan­gi bir hükümetin yıllık tercihlerine bağlı de­ğildi; doğrudan kanunun güvencesi altınday­dı. Yeni düzenleme ile bu otomatik mekanizma kaldırıldı. Bundan sonra SGK’nın finansman ihtiyacı oluştuğunda Hazine elbette yine kay­nak aktarabilecek. Ancak bu katkının miktarı artık kanunda yazılı sabit bir hesaplama yön­temine göre değil, merkezi bütçe imkanları ve hükümetin mali tercihleri doğrultusunda be­lirlenecek. Başka bir ifadeyle, kanunla güvence altına alınmış otomatik devlet katkısı sistemi sona ermiş oldu.

Mali tablolar artık farklı okunacak

Bu değişikliğin bir başka sonucu da SGK’nın mali tablolarında görülecek.

Otomatik devlet katkısı artık gelir kalemi olarak yer almayacağı için SGK’nın gelir-gider dengesi geçmiş yıllarla aynı yöntemle karşılaş­tırılamayacak.

Yıl sonunda Hazine’nin ne kadar kaynak ak­taracağı ise bütçe uygulamalarına bağlı olacak. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda SGK’nın açık ya da fazla vermesine ilişkin değerlendirme­lerde, bütçeden yapılan transferlerin ayrıca dikkate alınması gerekecek.

Sonuç:

7590 sayılı Kanun, kamuoyuna daha çok “en düşük emekli aylığı 23.552 TL oldu” başlığıyla yansıdı. Oysa aynı kanun, sosyal güvenlik sis­teminin yaklaşık 18 yıldır uygulanan finans­man modelinde de önemli bir değişiklik yaptı.

Bana göre bu düzenlemenin en önemli so­nucu, devletin SGK’ya yaptığı katkının kaldı­rılması değil; kanunda tanımlanmış, otomatik ve öngörülebilir finansman mekanizmasının sona erdirilmesi oldu. Bunun yerine gelecek yıllarda SGK’ya yapılacak katkının büyüklüğü ve zamanı, artık bütçe uygulamaları ve maliye politikası tercihleriyle belirlenecek. Bugün bu değişiklik kamuoyunda fazla tartışılmıyor ola­bilir. Ancak önümüzdeki yıllarda SGK’nın mali dengeleri ve sosyal güvenlik politikaları değer­lendirilirken, bu düzenlemenin etkisinin daha fazla hissedileceğini düşünüyorum.

Özgür Erdursun-Dünya