Bugün 19 Ağustos ve benzin, motorin ve otogaz fiyatları ay sonuna kadar hiç değişmese ve bugünkü düzeyinde sabit kalsa bile ağustos enflasyonuna 0,3 puanlık doğrudan etki kesinleşmiş durumda.
Bir kez daha vurgulayayım; bu 0,3 puan, doğrudan yansıma.
Oysa biliniyor ki akaryakıta, özellikle de motorine gelen zamlar suya atılan taş gibi dalga dalga yayılan bir zam etkisi doğuruyor. Ancak bu dolaylı etkiyi tam olarak kestirebilmek mümkün değil. Bu konuda çeşitli varsayımlar var ama bu varsayımlar daha çok ham petrol fiyatlarını esas alan ve yılın tümünde ortaya çıkması muhtemel etkiyi irdeleyen çalışmalar. Ürün ve ay bazında pek hesaplama yapılmıyor, yapılması da zaten zor.
Bir ayda hangi düzeyde zam yapılırsa onun etkisi ne olur; bu konuda pek çalışma yok. Dedim ya, olması da kolay değil. Çünkü akaryakıt fiyatlarındaki artışlar zammın yapıldığı ay kadar sarkan etkisiyle sonraki ayları da etkileyebiliyor.
Doğrudan etki bile çok yüksek
TÜFE hesaplanırken ay ortalamasındaki fiyatların esas alındığını bir kez daha hatırlatıp gelelim akaryakıttaki son duruma…
Şu gerçeği vurgulamakta da yarar var.
Akaryakıt her ne kadar tek bir fiyattan satılıyor gibi görünse de pek öyle değil. Şehirlere ve bayilere göre fiyat farklılıkları olabiliyor.
TÜİK, tüm Türkiye’deki fiyatların ortalamasını ve hangi fiyattan ne miktarda satış yapıldığını gözeterek hesaplama yapıyor. Satış miktarı ve fiyatla bir ağırlıklandırma söz konusu.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu en yüksek işlem hacmine sahip sekiz firmanın ortalama fiyatını günlük ve dönemsel bazda açıklıyor.
Tutarlar kurumlara göre ve bayi bazında küçük farklılıklar gösteriyorsa da artış ya da düşüş oranı pek değişmiyor.
İşte o değişim oranı da bu ay için akaryakıt kaynaklı zamların TÜFE’ye doğrudan etkisinin 0,3 puan dolayında olacağını gösteriyor.
Zam oranı ne kadar?
Bugünkü fiyatların ay sonuna kadar sabit kaldığı varsayımına göre motorine ağustos ayında yüzde 11,5, benzine yüzde 8, otogaza ise yüzde 7 dolayında zam geldi.
TÜFE’de motorinin ağırlığı yüzde 1,39, benzinin ağırlığı yüzde 1,24.
Otogazın ağırlığı ise bilinmiyor. Otogaz, ağırlıklara ilişkin listede elektrikli araç şarj ücreti ile birlikte bir başlık altında yer alıyor ve bu başlığın toplam ağırlığı yüzde 0,58 düzeyinde. Türkiye’deki otomobillerin yaklaşık yüzde 29’unun otogazlı olduğu, elektrikli otomobillerin payının ise yüzde 3-4 dolayında bulunduğu dikkate alınarak bir hesap yapıldığında bu yüzde 0,58’lik ağırlığın çok önemli bir bölümünün otogazlı araçlara ayrılması gerektiği ortada.
Sonuçta karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor…
* Motorin yüzde 11,5 zam, yüzde 1,39 ağırlık ve TÜFE’ye yansıma yaklaşık 0,16 puan.
* Benzin yüzde 8 zam, ağırlık yüzde 1,24 ve TÜFE’ye yansıma yaklaşık 0,10 puan.
* Otogaz yüzde 7 zam, ağırlık muhtemelen yüzde 0,45-0,50 ve TÜFE’ye yansıma yaklaşık 0,03 puan.
Topluyoruz bu üç kalemi; 0,29-0,30 gibi bir etki doğuyor.
Şimdi tutup “0,30 puan etki de ne ki, ne önemi var ki” denilebilir mi? Diğer mal ve hizmetlerin fiyatı hiç artmasa bile ağustos enflasyonu en az yüzde 0,30 olacak demektir.
Kaldı ki akaryakıta gelen bu zam, diğer mal ve hizmet fiyatlarını da mutlaka etkileyecektir. İster zorunlu yansıma şeklinde olsun, ister bahane etkisiyle olsun; mutlaka etkileyecektir.
Geçen yılki artış aşılacak gibi
Tüketici fiyatları geçen yılın ağustos ayında yüzde 2,04 artış göstermişti. Bu yıla ilişkin tahminler ağırlıklı olarak yüzde 2 dolayında bulunuyor.
Ancak akaryakıttaki yüklü zam ve bu zamdan TÜFE’ye doğrudan yansıyacak 0,30 puanlık artış dikkate alındığında yüzde 2’de kalmanın çok zor olacağı söylenebilir.
Ağustos enflasyonu yüzde 2 ile yüzde 2,5 arasında gerçekleşecek gibi görünüyor.
TÜİK’in açıklayacağı oran ne olur onu kestirmek tabii ki mümkün değil ama ağustos ayı enflasyonu yüzde 2,5’i zorlarsa şaşırmamak gerek.
Bu da geçen yılın ağustosundaki oranın aşılması, dolayısıyla temmuz sonunda yüzde 31,75 düzeyinde oluşan yıllık oranın bir miktar artması demek.
Gerçi ağustos ayındaki artış geçen yıldan düşük kalsa ve yıllık oran örneğin yüzde 31,50’ye inse ne olur, ağustos artışı geçen yılı aşsa ve yıllık oran örneğin yüzde 32’ye çıksa ne olur!
Baksanıza hâlâ yüzde 31-32’lerde debelenip duruyoruz! Hem de bir yılı aşkın süredir…
Alaattin Aktaş-Ekonomim