Yazıma şöyle başlayayım "asgari ücret görüşmelerinin herkesçe bu kadar önemsendiği ve takip edildiği başka bir dönem hatırlıyor musunuz?".

Asgari ücretin ne kadar olacağı sorusu şu aralar milyonlarca insanın gündeminde; gerek çalışanların gerek aile fertlerinin gerekse de patronların. Asgari ücret tutarı çalışan için bir gelir iken bunu ödeyen patron için ise bir maliyet kalemidir. Dolayısıyla çalışan gelirini maksimum kılmak, patron ise maliyetini minimum seviyede tutmak için çaba sarfeder ki egemen iktisadi anlayışın hakim olduğu homo economicus denilen şey tam da budur.

Asgari ücret görüşmelerinde/pazarlıklarında devlet (Çalışma Bakanlığı), işveren vekilleri (TİSK) ve işçi temsilcileri (Türk - İş) bir araya gelmekte ve sonraki yılın asgari ücret tutarı belirlenmektedir. Bu tutar belirlenirken taraflar taraf oldukları kesimin haklarını korumak (!) adına tavır sergilemektedir.

Ancak özellikle işçi sendikalarına yönelik benim bazı önerilerim olacak. Böylece kamuoyu desteği de almış olan bu görüşmeleri emekçi lehine dönüştürmeden masadan kalkmalarına izin vermemek gerekiyor herhalde.  

Önce asgari ücret tahminimi ve akabinde önerilerimi yazayım.  

Asgari ücret ne kadar olacak?

Asgari ücretin ne kadar olacağına ilişkin çok farklı tahmin ve öneriler var. Ancak İktidar Temmuz 2022 itibariyle aylık net 4.253 TL'den 5.500 TL'ye artırdı yani yaklaşık yüzde 30 artış yaptı. Yılın ikinci altı ayında asgari ücret 5.500 TL olarak uygulandı. 2023 yılı için yapılacak artış ise 5.500 TL üzerinden olacak. Sanıyorum asgari ücret en fazla yüzde 40-55 aralığında artacak. Yani 5.500 TL'lik tutar 2023 yılında 7.700-8.500 TL aralığında olacak diye düşünüyorum.

Nedeni ise şudur; şayet yüzde 55 artış yapılırsa yani net 8.500 TL olursa bu artış oranı yüzde 55 değil de Ocak 2022'deki tutar baz alınarak servis edilecek. Yani asgari ücret net 8.500 TL olursa artış oranı (4.253 TL'den 8.500 TL'ye) yüzde 100 artış oldu diye basına servis edilecek diye tahmin ediyorum. Bu şekilde kulağa da hoş geliyor. Neyse bu siyasetin kirli yüzü ve realitemize geri dönelim.  

Özetle Bakan her ne kadar enflasyona ezdirmeyeceğiz dese de Ocak 2023 itibariyle asgari ücretin yüzde 50-55 civarında artacağını yani 8.250 ya da 8.500 TL olacağını öngörüyorum.  

Neden daha fazla artış olmaz? sorusunun cevabı ise

a) İşveren maliyeti, SGK vs

b) Asgari ücrete kadar gelir ve damga vergisi istisnası nedeniyle Devletin mahrum kalacağı vergi tutarı,

c) Kayıt dışılığın artacağının düşünülmesidir.

Bunları sırasıyla açıklayayım. 

Olayın SGK (maliyet) boyutu da var

Asgari ücret her ne kadar gelir ve damga vergisinden istisna edilse de SGK hesaplamalarında maalesef bir istisna uygulaması bulunmamaktadır.  

Asgari ücretin bir an net 8.500 TL olduğunu varsayarsak 1.500 TL SGK işçi (1.400 TL) ve işsizlik fon payı (100 TL); 1.750 TL de SGK işveren (1.550 TL) ve işveren işsizlik fon payı (200 TL) oluşacak. Yani net maaştan başka 3.250 TL (bir maliyet) daha var.

Şu anki enflasyonist dönemde bu işveren için ciddi bir maliyet olabilir. O zaman devletin bu konuya el atması yani bu maliyetin bir kısmını üstlenmesinde fayda var. Örneğin işçi ve işveren SGK paylarının yarısı yani 1.475 TL'si (ya da başka bir formülasyonla bulunacak tutar) Hazinece karşılanırsa ve bu tutar da çalışanın eline net olarak geçerse bir nebze de olsa rahatlama sağlanabilir. Böylece yaptığım hesap uyarınca net asgari ücret 8.500 TL ama ele geçen tutar 9.975 TL olacaktır. Ocak ayına göre net artış oranı ise yüzde 135 olacaktır.

Gayrimenkul sektörü mercek altında Gayrimenkul sektörü mercek altında

Ancak bu önerim sadece asgari ücretliler için uygulanırsa asgari ücretten fazla ücret alanlar açısından risk oluşturacağından ve dolayısıyla da kayıt dışılığı artıracağında bunun tüm ücretlilerin asgari ücrete kadar olan ücret geliri için uygulanması gerekmektedir. Aksi takdirde işin içinden çıkılmaz.   

"Asgari ücrete kadar ücret istisnası" daha fazla artışa engeldir

25 Aralık 2021'de yayımlanan 7349 sayılı Yasa ile Gelir Vergisi Kanunu'nun 23'üncü maddesinin 18'inci fıkrasına asgari ücrete kadar olan ücret istisnası hükmü eklendi ve bu hüküm 1 Ocak 2022'de hayatımıza girdi. 

Buna göre asgari ücret ne kadar yüksek olursa asgari ücretten fazla ücret geliri elde edenlerin asgari ücrete kadar olan ücretleri hem gelir hem de damga vergisinden istisna edileceğinden Hazinenin bir vergi kaybı olacaktır.

Ancak yukarıda önerdiğim şekliyle SGK paylarının bir kısmı Hazinece karşılanması durumunda hem asgari ücretlinin eline geçen net tutar ve dolayısıyla da asgari ücret artmış olacak hem de Hazine vergisinden mahrum kalmamış olacaktır. Bunu bir düşünün derim…

Kayıt dışılık artabilir (mi?)

Asgari ücretin yükselmesiyle birlikte kayıt dışı istihdam çanları da çalmaya başlayacaktır. Bunun kontrolünü yapmak elbette Devletin görevidir. Ayrıca çalışanların da buna müsamaha etmemeleri gerekir ama işsizlik tehdidi çalışanları kayıt dışı çalışmaya mecbur bırakabilir.

Bu yüzden SGK paylarının bir kısmının Hazinece karşılaması durumunda kayıtlı istihdam durumunda işverenlerin daha avantajlı olacakları ve olur da kayıt dışılığa yönelmeleri durumunda karşılaşacakları parasal maliyetin daha fazla olacağı iyice anlatılmalıdır.

Bu nedenle kat'i suretle SGK paylarının en azından bir kısmının (en azından belli bir dönem) Hazinece karşılanması gerekmektedir. İşçi ve işveren sendikalar ile Bakanlığın buna mutlak surette eğilmeleri gerekmektedir.  

Vergi dilimi sorunu kısmen de olsa çözülecek

Kuvvetle muhtemel 2023 yılında uygulanacak gelir vergisi dilimi (yeniden değerleme oranı kadar artırıldığında) aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi olacak. Yani ilk dilim 71 bin TL'ye çıkacak. 

Bu tutarın daha da yükselmesi gerekiyor -en azından ücretliler için- ama realist olmakta fayda var; en fazla bu kadar olacak. 

Ayrıca şu da önerilmeli…

Daha önce bu yazımda belirttiğim şekilde asgari ücretten fazla ücret alanların asgari ücret istisnasının düşüldükten sonra vergi dilimine tabi olmaları gerektiği de ısrarla vurgulanmalı ve bir kanun değişikliği önerilmelidir.

T24 | Murat Batı