Türkiye genelindeki tüm belediyelerin son dönemde bütçe kaynaklarını artırmak, yerel hizmetleri kesintisiz sürdürebilmek için yeni gelir yolları aradığı bir sır değil. Ancak çok yakınımızda, tam da başımızı kaldırıp baktığımızda duran, ama nedense bir türlü görülmeyen çok ciddi bir vergi kaybı yaşanıyor: Müteahhitlerin binaların dış cephelerine devasa boyutlarda yazdığı firma unvanları ve logolar.
Kat karşılığı olsun veya olmasın, inşaat firmaları bitirdikleri binaların dış yüzeylerini adeta bedava birer billboard (reklam panosu) gibi kullanmaktadır. Apartmanların dış cepheleri mermer, seramik, tuğla veya boya ile boydan boya müteahhit isimleriyle kaplanmakta, hatta bazen bu unvanların yanına iletişim bilgileri de eklenmektedir. Bu durum sadece görsel bir kirlilik yaratmakla kalmıyor, kamunun çok ciddi bir vergi gelirinden mahrum kalmasına yol açıyor.
Hukuk Net: Bu Bir İlan ve Reklamdır, Vergisi Ödenmelidir!
Peki, bu reklamlar yasal olarak vergiye tabi midir? Bu sorunun cevabı hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak kadar nettir.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 12. Maddesi uyarınca, belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü ilan ve reklam, İlan ve Reklam Vergisi'ne tabidir. Daha da önemlisi, Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından geçmişte verilen çok sayıda resmi özelgede (resmi görüş yazısında); İnşaat müteahhitlerinin inşa ettikleri binaların dış cephelerine tuğla, seramik, kabartma veya boya gibi yöntemlerle kalıcı olarak yazdıkları firma unvanı, logo ve iletişim bilgilerinin açıkça ilan ve reklam niteliği taşıdığı ve belediyeler tarafından vergilendirilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Yani bu yazılar, geçici birer inşaat tanıtım tabelası değildir; bina orada durduğu sürece devam eden, kalıcı ve ticari birer reklam faaliyetidir.
Belediyelere Açık Çağrı: Sokak Sokak Denetim Zamanı
Buradan Ayvalık Belediyesi dâhil olmak üzere Türkiye’deki tüm ilçe ve büyükşehir belediye başkanlıklarına, gelir müdürlüklerine ve zabıta ekiplerine açık bir çağrıda bulunuyoruz:
Müteahhitlerin "marka imajı" adı altında belediyelerin hak ettiği harç ve vergileri ödemeden devasa duvarları kapatmasına daha ne kadar göz yumulacak? Sıradan bir esnaf dükkânının önüne koyduğu küçük bir duba veya astığı mütevazı bir tabela için santimetresine kadar vergi öderken, milyonlarca liralık cirolar yapan inşaat firmalarının koca bir apartman cephesini ücretsiz reklam alanı olarak kullanması adalet mi?
Belediyelerin yapması gereken tek şey, dijital arşivlerindeki yapı kullanma izin belgeleri (iskan) üzerinden veya zabıta ekipleri marifetiyle sokak sokak gezerek bu binaları fotoğraflamak, ölçümlerini yapmak ve geriye dönük olarak bu vergileri cezasıyla birlikte tahakkuk ettirmektir.
Unutulmamalıdır ki, takibi yapılmayan her dış cephe yazısı, halka yol, su, park ve sosyal yardım olarak dönebilecek yerel bütçeden çalınmış bir paydır. Belediyelerimizi bu karanlık noktayı aydınlatmaya ve kamunun hakkını aramaya davet ediyoruz.