Bu bağlamda “sürdürülebilirlik” terimi; doğayla uyum içinde var olmanın, kaynakları tükenmeden kullanmanın ve insan-çevre dengesini korumanın gerekliliğini ifade eder. Diğer yandan sürdürülebilirlik kavramının esası iklim değişikliği, iklim değişikliği konusunun esası ise sera gazı emisyonları olarak tanımlanabilir. (1) Sürdürülebilirlik raporlamasında seçilen ilgili sürdürülebilirlik raporlama standartları ise; sürdürülebilirlik raporunun içeriğini etkilemekle birlikte asıl önemlisi sürdürülebilirliğe ilişkin konularda işletmenin konumunu ve bakışını belirlemektedir.
IFRS Vakfı’nca hazırlanan sürdürülebilirlik raporlama standartları olan IFRS SR 1 ve IFRS SR 2 standartları, KGK tarafından tercüme edilerek, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS 1 ve TSRS 2) olarak mevzuatımıza kazandırılmıştır. IFRS SR standartları (aynı zamanda TSRS’ler) gibi modern raporlama standartları sürdürülebilirliğe ilişkin konuların şirketin finansal durumuna etkilerini odağına almakta yani, meseleyi çok daha hayati bir zemine taşımaktadır. Diğer bir anlatımla IFRS SR ve TSRS’ ler sürdürülebilirliğe ilişkin konuların, şirketin mevcut ve gelecekteki finansal durumu üzerine etkilerine yani, en geniş haliyle şirketin kendi varlığını sürdürüp sürdüremeyeceğine odaklanmaktadır. Bu yönüyle TSRS’ler kapsamında raporlamalar, genel kanı olan çevreye duyarlılık hassasiyetinin çok ötesindedir. Bugün TSRS’ler kapsamında sorulan asıl soru, işletmenin sadece karbon ayak izi değil, bizzat kendi finansal varlığını sürdürüp sürdüremeyeceğidir. Geleneksel finansal tablolar bize şirketin dününü ve bugününü anlatırken; TSRS standartları kapsamında sürdürülebilirlik raporları, hızla değişen küresel düzende şirketin yarın nerede olacağını fısıldayan stratejik birer pusuladır.
Geleneksel Genel Amaçlı Finansal Rapor Setinde Değişim ve Bütünleşik Yapı:
IFRS SR ve TSRS standartlarında sürdürülebilirliğe ilişkin finansal bilgiler (sürdürülebilirlik raporları) işletmenin genel amaçlı finansal raporlar setinin bir parçası olarak tanımlanmıştır. Yani işletmenin kurumsal sürdürülebilirlik raporu; işletmenin finansal durum tablosu, kar zarar tablosu, nakit akış tablosu, özkaynak değişim tablosu, finansal tablo dipnotları, bağımsız denetim raporu, faaliyet raporuyla birlikte işletmenin finansal durumunu yansıtan ve işletmenin tüm finansal durumunun değerlendirilmesi için gerekli finansal tablo ve raporlar setinin bir parçasıdır. (Vergi Usul Kanunu kapsamındaki bilanço, TFRS kapsamında karşılığı ise finansal durum tablosu,VUK kapsamındaki gelir tablosu, TFRS kapsamında karşılığı ise kar zarar tablosu…)
Yukarıda sayılan bu finansal tablolar setinin sürdürülebilirlik raporu dışındaki diğer unsurlarına baktığımızda esas itibariyle işletmenin geçmiş veya cari dönemdeki finansal performansı hakkında bilgi veren finansal bilgilerdir. (VUK kapsamında hazırlanan tablolarda geleceğe yönelik bilgi yer almazken, TFRS uyarınca hazırlanması gereken finansal tablolarda ayrıca geleceğe ilişkin olası belirsizlikler ve özellikli hususların da finansal tabloların dipnotlarda açıklanması gerekmektedir.) Sürdürülebilirlik raporları ise cari dönem ile birlikte işletmenin ileriye dönük finansal performansını odağına alır. Bu teorik çerçeveyi somutlaştırmak adına X A.Ş. örneğini inceleyelim.
Örnek Vaka: X A.Ş. :
X A.Ş. fosil yakıtla çalışan araçlar için akü üretmektedir. X A.Ş.’nin finansal durum tablosunun (bilançosunun) aktifinde oldukça kıymetli varlıklar yer almaktadır. X A.Ş.’nin bilançosundaki bilgilere göre X A.Ş. özkaynakları ile finanse edilmekte ve finansal kaldıraç oranından yararlanma eğilimi son derece düşüktür. X A.Ş.’nin kar zarar tablosunda (gelir tablosunda) ise faaliyet kârı/net satışlar oranı oldukça yüksektir ve geçmiş yıllar itibariyle enflasyon etkisinden arındırılmış net satış tutarlarına kıyasla cari yıl net satışlarında bir azalma yoktur. Nakit akış tablolarında nakit akışları düzenli ve nakit akışına ilişkin oranları oldukça iyidir yine özkaynak değişim tablosu verileri ve bağımsız denetim raporu olumludur.
X A.Ş.’nin yöneticileri ve ortakları işletmenin bu finansal bilgilerine bakarak X A.Ş.’nin geleceğe ilişkin finansal durumu hakkında yeterli bir öngörüye sahip olabilir mi? veya bir yatırımcı olarak işletmenin finansal tablolarına ilişkin bu verilere bakarak X A.Ş.’ne yatırım yapılabilir mi?
Bilindiği üzere, devletler elektrikli araçların kullanımını yaygınlaştırma gayesiyle elektrikli araçlara ilişkin vergi politikaları uygulamaktadır. Son yıllarda elektrikli araçların satışı ve kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır. Avrupa Birliği, içten yanmalı motorlu araç satışlarını 2035 yılında yasaklama kararı almıştır. (Avrupa Birliği’nce daha sonra 2025 sonundaki kararla, 2035 yılına ilişkin bu yasak esnetilmiştir.) Türkiye’nin de 2040 yılından itibaren içten yanmalı motorlu araç satışlarını durduracağına yönelik taahhütleri bulunmaktadır.
Elektrikli araçlara ilişkin bu düzenlemelerin fosil yakıtla çalışan araçlar için akü üreten X A.Ş. üzerinde çok önemli finansal etkileri olacağı ortadadır. Dolayısıyla X A.Ş.’nin bu kapsamdaki risklere ve fırsatlara yönelik girişimleri, X A.Ş.’nin geleceğe yönelik faaliyetlerini ve finansal durumunu sürdürüp sürdüremeyeceğini belirleyecektir. X A.Ş.’nin yönetimi ve ortakları elektrikli araç dönüşümünün X A.Ş. üzerinde getirdiği ve getireceği riskleri ve bu dönüşüme ayak uydurarak yakaladığı veya ileride yakalayacağı fırsatları alacakları kararlarında değerlendirmek zorundadır. Yine X A.Ş.’ne yatırım yapacak yatırımcı veya X A.Ş.’ne kaynak sağlayacak banka vb. finans kuruluşları; X A.Ş’nin içinde bulunduğu durumu, içinde bulunduğu durumda neler yaptığını veya neler yapmayı planladığını, yapmayı planladıklarına ilişkin yıllar itibariyle kaydettiği ilerlemeyi, yatırım veya finans sağlama kararları kapsamında bilmek isteyeceklerdir.
Risk ve Fırsat Yönetimi:
X A.Ş.’nin sürdürülebilirliğe ilişkin konular karşısında mevcut durumunu TSRS’ler kapsamında raporlama yapması durumunda; en basit haliyle X A.Ş.’nin yönetiminin mevcut ve potansiyel riskler hakkında ayrıca mevcut ve potansiyel fırsatlar hakkında farkındalığı uyanacaktır. TSRS’ler kapsamında sürdürülebilirlik raporlamasında X A.Ş.’nin risk ve fırsatları tanımlanacak buna ilişkin izlediği/izleyeceği yollar ortaya konulacaktır. Bu kapsamda bir yönüyle X A.Ş.’nin yöneticilerine izleyecekleri yollar hakkında rehberlik sağlayacaktır.
X A.Ş.’yi akü üreten bir işletme değil de; aşağıdaki durumlar vb. durumlarda olan işletme olarak konumlandırabilir ve maruz kaldığı riskleri ve fırsatlara ilişkin örnek kombinasyonları çeşitlendirebiliriz. X. A.Ş. İşletmesinin kendisi veya değer zinciri (tedarikçileri/müşterileri) aşağıda örneklendirilen benzer koşullara sahip olabilir:
-Kaynak Kısıtlılığı: Üretim süreci yoğun su kullanımı gerektirmesine rağmen, faaliyet gösterilen bölgede su stresinin artması ve kaynakların azalması,
-Yasal Uyumluluk: 7552 Sayılı İklim Kanunu uyarınca Emisyon Ticaret Sistemi’ne (ETS) dahil olma zorunluluğu,
-Emisyon Yönetimi: Üretim safhasında yüksek sera gazı salınımı gerçekleşmesi; ancak bu emisyonları yönetme veya teknolojik dönüşüm kapasitesinin belirsizliği,
-Atık ve Regülasyon: Üretimden kaynaklanan zararlı atıklar nedeniyle sıkılaşan çevre mevzuatlarından ve yasal yaptırımlardan öncelikli olarak etkilenme riski,
-Uluslararası Ticaret (SKDM): Avrupa Birliği’ne demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen gibi "Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması" (SKDM) kapsamındaki ürünleri ihraç ediyor olması…
Sonuç: Sürdürülen Sadece Doğa Değil, İşletmenin Kendisidir
TSRS kapsamında hazırlanan sürdürülebilirlik raporları; yönetim kurulu, ortaklar ve yatırımcılar gibi finansal raporların asli kullanıcıları için artık bu setin ayrılmaz bir parçasıdır. Genel amaçlı finansal tablolar setinin sürdürülebilirlik raporu dışındaki diğer unsurlarına baktığımızda esas itibariyle işletmenin geçmiş veya cari dönemdeki finansal performansı hakkında bilgi veren tablolardır. Sürdürülebilirlik raporları ise cari dönem ile birlikte işletmenin ileriye dönük performansını odağına alır. Başlıktaki sorunun cevabı ise oldukça nettir: Sürdürülebilirlik raporlaması ile sadece karbon ayak izi veya çevre duyarlılığı değil, bizzat işletmenin finansal varlığı sürdürülmeye çalışılmaktadır.
Nitekim, gelecekte sürdürülebilirlik konularından olumsuz etkilenme potansiyeli yüksek olan ve buna ilişkin hiçbir aksiyon almayan işletme, gelecekte finansal olarak olumsuz etkilenebilecek veya varlığını sürdürme tehlikesiyle karşılaşabilecektir. Oysa bu risklere karşı somut adımlar atan bir işletmenin gelecekte finansal olarak rakiplerinden önde olacağı ortadadır. Ancak sadece riskleri yönetmekle yetinmeyip aynı zamanda sürdürülebilirlik odaklı fırsatları takip eden ve bunlardan yararlanan işletmelerin ise en önde olacağı aşikardır.
1-)https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/surdurulebilirlik-raporlamasinda-turk-gibi-baslayip-alman-gibi-devam-mi/875764