Yiv-Tur’un organize ettiği 10 günlük, Finlandiya-İsveç-Norveç ve Danimarka gezisine katıldım.
Geziyi üç uçak,11 katlı büyük iki gemi ve Bergen-Oslo arası otobüs ile tamamladık.
Özellikle gemilerden bahsetmek istiyorum. Helsinki-Stockholm ve Oslo- Kopenhag arası gemi ile geçtik. Gemiler yaklaşık 2000 kişilik. Restoranlar eğlence katları, marketler ve 2 ve 4 kişilik kameralar mevcut.
Bölgede güneş saat 24 ten sonra battığından adaları seyrederek seyahat oldukça keyifli oluyor.
Öncelikle bu 4 İskandinav ülkesinde gördüğüm ortak özelliklerden söz etmek istiyorum.
İnsanların birbirlerine karşı davranışları son derece saygılı ve güler yüzlü.
Kurallara istisnasız uyumlu. Esnaf davranışı dürüst. Yabancıları aldatmaya yönelik tavır içinde asla değiller.
4 ülkede de gezdiğimiz kentler tertemiz. Geniş caddeler ve meydanlarla donatılmış.
Binalar en az 500-600 yıllık, ama bakımlı ve restore edilmiş.
Bizdeki gibi, bir inşaat yapılanması göremedik. Gökdelen diye tabir edilen binaları görmek de imkânsız. Sadece Helsinki’de 11 katlı bir bina dikkatimi çekti.
Sokaklarda hiç kedi veya köpek yok. Ama gezmeye çıkan insanların, tasması elinde köpeklerle dolaştığını da çokça görmek mümkün.
Bu tabloyu görünce bizdeki durumun yanlışlığını anladım. Zira hayvan sevgisi evde beslenebilecek kedi veya köpekle de mümkün.
Başıboş köpeklerin olması her zaman insanlar için tehlike taşıdığını bizzat yaşamış biriyim. En yakınım üç kişi bu nedenle kuduz aşısı olmak zorunda kaldı.
Toplum olarak bu konuyu daha ciddi bir şekilde düşünmek durumunda olduğumuz kanaatindeyim.
Tabii bu çözüm için mevcut canları katletmek değil, kısırlaştırılarak azaltmak ve tamamen batıdaki duruma geçmek gerekmektedir.
Diğer dikkatimi çeken bir konuda, bu ülkelerin yeni evlileri ufak çocuklarıyla çok rahat gezmelere çıkabiliyorlar.
Her yerde bu tip gençlere öncelik tanınıyor.
Bu genç anne babaların çocuklara yaklaşımları da çok doğru.
İki üç yaşında bir çocuk sabah kahvaltısında yumurtayı büyük uğraş vererek kendi soyuyor. Anne baba asla karışmıyor.
Veya yeni yürümeye başlayan bir çocuk merdivenlerden zor da olsa kendisinin inmesi isteniyor. Çocuklar kendi yaptıkları bu işlerin sonunda mutlaka daha özgüvenli yetişiyor.
Bunları görünce psikologların çok haklı önerileri aklıma geldi. Bir çocuğun kendisinin yapabileceği bir işi asla anne ve baba yapmamalı gerçeğinin, oralarda uygulanmış olmasını görmek çok hoşuma gitti.
Bu durumdaki çocuk bir şeyi başarmanın gururunu ve kendi sorumluluklarını da kavramış olacaktır.
Bizdeki aşırı korumacılık şeklindeki davranışımızın bu anlamda gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
4 ülkede de, evlerde caddelerdeki çeşmelerde veya otellerde sular rahatlıkla içilebiliyor.
Zirvelerde kar bulunmaktadır. Eriyen karlar dağlardan çok sayıda şelaleler uluşturarak dereleri akmaktadır.
Özellikle Norveç’in kuzeyi tam bir doğa harikası.
Bergen ve bölgesinde dağlardan inen onlarca şelale görmek mümkün.
Ayrıca deniz dağların 20 km kadar içine girerek fiyortlar oluşturmuş.
Büyük katamaran teknelerle bu fiyortların içine geziler düzenleniyor.
Bazı bölgelerde ancak iki teknenin geçebileceği kadar dar fiyortları görmek mümkün.
Bu ülkenin başkentlerinin nüfusları ortalama 600-700 bin civarında.
Helsinki-Stockholm-Oslo adalar üzerine kurulmuş kentler.
Merkezleri en büyük adada yer alıyor, diğer adalarla merkez arasında teknelerle ulaşım sağlanıyor.
En temel yiyecekleri balık. Kahvaltıda bile balık ikram ediyorlar. Bize göre eksikleri ise, beyaz peynir ve zeytin.
Özet olarak söylemem gerekiyorsa;
Olanağınız el veriyorsa ve gezi temposuna uyum sağlayabilecekseniz mutlaka görmeniz gereken yerler olduğunu düşünüyorum.
Yolculuğa çıkmadan önce biraz rahatsızlığım vardı. Gidip gitmemekte tereddüt ettim. Ama gittiğim için çok mutlu olduğumu belirtmeliyim.
Bu vesileyle, yiv-tura ve rehberimiz Naci beye çok teşekkür ediyorum.