MEVZUAT

Bir yargı kararı ve üç konu

Önemli bulduğum güncel yargı kararlarını, zaman zaman bu köşede paylaşıyorum. Bugün Danıştay Üçüncü Dairesinin 3 Mart 2026 tarihli ve E:2023/7676 K:2026/1019 sayılı kararını paylaşacağım.

Abone Ol

Bazı tesislere ilişkin amortismanlar

Kararda yer alan özet bilgiden, davacı şirket tarafından yapılan ve "Tesis Makine Cihazlar" hesabına kaydedilen havalandırma tesisi, yangın algılama tesisi, orta gerilim tesisatı, telefon tesisatı, enerji yönetim tesisi gibi bazı iktisadi varlıkların, her bir varlık için belirlenen faydalı ömrü dikkate alınarak amortismana tabi tutulduğu, davalı idare tarafından, söz konusu iktisadi varlıkların inşa edilen binaların maliyet bedellerine dahil olması ve ait oldukları binalarla birlikte, binaların faydalı ömürlerine göre (40 yılda) amortismana tabi tutulması gerektiği gerekçesiyle, kazancın tespitinde fazladan gider olarak dikkate alınan amortisman tutarı üzerinden tarhiyat yapıldığı anlaşılıyor.

Vergi mahkemesi, iktisadi kıymetlerin bina ile birlikte yapılsa dahi sonuç itibariyle binadan bağımsız olduğu, istenildiği takdirde binadan ayrılabileceği, ayrıca faydalı ömürlerinin bina ile aynı süre olmasının hayatın olağan akışı içerisinde normal ve mutad bir durum olmadığı gerekçeleriyle, yapılan tarhiyatın, anılan iktisadi kıymetlerin faydalı ömür sürelerinin ilgili olduğu taşınmazla aynı süre olarak belirlenmek suretiyle yapılan kısmını iptal etmiş.

Vergi Mahkemesinin bu kararı, Bölge İdare Mahkemesince hukuka uygun bulunmuş ve istinaf istemi reddedilmiş, temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi de temyiz istemini reddetmiş ve kararı onamış.

Sayım farkları

Yapılan incelemede, kaydi envanter miktarı ile fiili sayım miktarı arasında fark tespit edildiği, farkın belgesiz olarak satıldığından bahisle, bulunan hasılatın kurumun beyan edilen kazancına dahil edilerek üzerinden kurumlar vergisi tarh edildiği anlaşılıyor.

Vergi Mahkemesi, fiili sayım sonucu eksik çıkan malların satılarak hasılat elde edildiğine ilişkin somut bir tespitin bulunmadığı, vergi inceleme elamanı tarafından bahse konu emtianın satıldığı varsayımı ile hesaplama yapıldığı, öte yandan, davacı tarafından "Diğer Gider ve Zararlar" hesabına kaydedilen stok sayımı noksanı ile buna ilişkin katma değer vergisinin kurumlar vergisi beyannamesinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak beyan edildiği görüldüğünden, dava konusu işlemin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiş.

İstinaf istemini inceleyen Bölge İdare Mahkemesi aynı gerekçeyle Vergi Mahkemesi kararını uygun bularak davayı reddetmiş, temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi de temyiz talebini reddederek kararı onamış.

Bu kısa özetten sonra, kısa bir değerlendirme yapmak isterim.

Benzer tarhiyatlar zaman zaman yapılıyor. Mali İdarenin öteden beri bilinen görüşü, kaydi envanter sonucu bulunan mal noksanlıklarının sebep ve mahiyetleri tespit edilemediği ve mükellef tarafından kanaat verici bir şekilde ispatlanamadığı hallerde, bu malların yıl içinde satıldığı ve bedellerinin yasal defterlere kaydedilmediğinin kabulü şeklinde. Bu konuda 1966 yılına ait Hesap Uzmanları Kurulu Danışma Komisyonuna ait bir karar da var, aynı paralelde (30.05.1966 tarih ve 140 sayılı karar.)

Mal noksanlığının birçok nedeni olabiliyor. Öncelikle farkın nedeni araştırılmalı, nereden kaynaklandığı tespit edilebiliyorsa, olayın niteliğine uygun düzeltme yapılmalıdır. Örneğin fark çalınan, kırılan, zayi olan mallardan kaynaklanıyorsa, satıldığı varsayılarak kazanç hesaplanması doğru olmaz. Bu durumda noksan malların maliyet bedelinin gider olarak kabul edilip edilemeyeceğine bakılmalı, edilmesi mümkün değilse buna göre hesaplanan tutar kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınarak, üzerinden tarhiyat yapılmalı diye değerlendiriyorum.

Farkın nedeninin araştırılmasında ve tespitinde, olayın ve işletmenin özelliğine göre hem inceleme elemanına hem de mükellefe görev düşüyor. Dokümante edilebilecek olaylar konusunda mükellefin gerekli özeni göstermesi, inceleme elemanının da yukarıda özetlediğim karada da belirtildiği gibi, açıktan satış yapıldığını somut olarak tespit etmesi doğru olur. Özetle, her mal noksanının açıktan satış olarak varsayılması doğru değil.

Alınan üst yönetim hizmetlerine ilişkin giderler

Grup şirketlerinden alınan üst yönetim hizmetlerine ilişkin faturaların defterlere kaydedilerek gider olarak dikkate alındığı, ancak anılan şirketler tarafından verilen üst yönetim hizmetlerine ilişkin somut bir delil ortaya konulamadığı, bu konuda söz konusu şirketlerle davacı arasında akdedilen bir sözleşme bulunmadığı gibi bu konuda alınmış bir yönetim kurulu kararının da mevcut olmadığı, bu hususun ticari ve teknik icaplara aykırı olduğu ve aksi davacı tarafından ispat edilemediğin gerekçesiyle yapılan tarhiyatta, Vergi Mahkemesi tarafından hukuka aykırılık görülmemiş ve işlemin bu kısmına ilişkin dava reddedilmiş.

İstinaf istemini inceleyen Bölge İdare Mahkemesi, aynı gerekçeyle Vergi Mahkemesi kararını uygun bularak davayı reddetmiş, temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesi de temyiz talebini reddederek kararı onamış.

Danıştay Karar özetinde yer alan, temyiz eden davacı şirket açıklamalarında, grup şirketinden fiilen hizmet alındığı ve faturalanan hizmet karşılığının gider olarak dikkate alındığı belirtiliyor. Ancak bu açıklamaların somut olarak ortaya konulamadığı ve dokümante edilememiş olduğu anlaşılıyor.