Elinizi vicdanınıza koyun, siz hiç çöpünüzü atmak için cumartesi günü kuyruğa girip, bir de üzerine (çöpü) alsınlar diye para ödediniz mi? Çöp dediysem de dağ, taş değil. Altı üstü çalışmayan radyo ile ahşap kırık raf. İki eski eşyayı alsınlar diye geri dönüşüm şirketine 20 Euro öderseniz, siz de benim gibi aman çöp çıkacak diye elleriniz titrer, gözleriniz dolar. Ama merak etmeyin, yakında sizin de başınıza gelecek. Nerede ve nasıl mı?

Olayların Türkiye’de cereyan etmediği aşikâr. O yüzden, keyfime bakarım yoluma devam ederim diyen okuyucular için uyarımı yapayım: ESG’nin (Çevresel, Sosyal ve Kurumsal Yönetişim) şirket üzerindeki riskleriyle ile ilgili açıklama zorunlulukları üç koldan birden geliyor. Avrupa Birliği Komisyonu (EFRAG), Amerika Birleşik Devletleri Menkul Kıymetleri ve Borsa Komisyonu (SEC) ve Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu (ISSB) çat çat diye arka arkaya sürdürebilirlik- ESG ile ilgili yakında zorunlu hale gelecek taslak dipnotları açıkladılar.

Görüyorum hala rahatsınız, içinizden “Evet Almanya’da şirketimiz var ama nasıl olsa bizim şirketin ana merkezi Türkiye’de. Bu kurallar bizi bağlamaz.” diyorsunuz. Korkarım ki bu kurallar belirli ölçekleri sağlayan, Avrupa’da faaliyet gösteren yabancı şirketleri de bağlayacak. Madem şirketiniz Almanya’da o zaman biz de incelememize Avrupa Birliği’nden başlayalım. 

Avrupa Birliği (AB), ESG konusunda en acımasız ve kapsamlı çalışmayı yapan taraf. Aslına bakarsanız AB, Finansal Olmayan Raporlama Direktifleri (Non-Financial Reporting Directive -NFRD) kapsamında 2017’den beri bankalara, sigorta şirketlerine, borsada işlem gören büyük şirketlere ESG’nin çevre ve sosyal etkileri konusunda bilgi vermelerini zorunlu tutmuştu. Ancak AB’nin 2050 temiz iklim hedefi ve Avrupa habitatını koruyalım güdüsüyle yayımlamış olduğu yeni direktif- CSRD (the Corporate Sustainability Reporting Directive), eskisine nazaran daha kapsayıcı ve AB dışındaki şirketleri de ilgilendiriyor. AB Komisyonu (EFRAG), Amerika- SEC ve Uluslararası Kurul -ISSB olmak üzere 3 regülatörü, “3 silahşorlar” diye tanımlarsam; iki silahşor, şirketlerin iklim ve sürdürülebilir ile ilgili risklerini açıklamalarını yeterli görürken, üçüncü silahşorumuz AB ise yummuş gözünü, Nisan ayında basmış taslak açıklamalarını. Genel, çevresel, sosyal ve yönetsel konularda olmak üzere yayımlamış olduğu 13 tane taslak standardın 2023 ortasında hayata geçmesi bekleniyor.

İlk aklımıza gelen soru, AB’de hangi şirketler ESG ile ilgili açıklamalar yapacak?  

AB regülasyonlarına bağlı piyasalarda işlem yapan şirketler ve tanımlanmış ölçeklerden en az ikisini, yıllık finansal tablolarında iki sene üst üste sağlayan “büyük – large” denen şirketler AB silahşorunun sürdürülebilirlik ile ilgili zorunlu açıklamalarından nasibini alacak. Taslakta büyük şirket, toplam varlıklar 20 milyon Euro, hasılat 40 milyon Euro ve ortalama çalışan sayısı 250 kişi olarak açıklanmış. 

Asgari ücrette hangi rakamlar konuşuluyor? Asgari ücrette hangi rakamlar konuşuluyor?

Ucu bana dokunur mu diye merak edenler için ilave açıklamalar geliyor… 

Bağlı ortaklıklarla ilgili zorunlulukların yanı sıra, AB dışındaki şirketin konsolide finansal tablolarında AB’den elde ettikleri hasılat son iki yılda 150 milyon Euro’yu geçiyorsa ve şirketin en az bir tane “büyük” diye tanımlanan bağlı ortaklığı veya AB regülasyonuna tabi pazarda işlem gören bağlı ortaklığı varsa; veya son iki yılda elde ettiği hasılatın 150 milyon Euro’yu geçmesi ve şubelerinden en az birinin geçmiş yılda 40 milyon Euro ve üzeri hasılat elde etmesi durumunda, şirket AB dışında olsa bile sürdürülebilirlik ile ilgili zorunlu açıklamalara takılabilir. Tüm ölçeklerin henüz taslak olduğunun altını çizeyim.  

Nasıl her yiğidin yoğurt yiyişi farklıysa, bizim silahşorların da iklim ve sürdürülebilirlik konusunda şirketlerden beklentileri, ilgili dipnotların nerede yer alacağı, önemlilik kavramı, hangi tarihten itibaren zorunlu olacağı ve verilen bilginin denetimi gibi konularda yaklaşımları farklılık gösteriyor. 

Örneğin, şirketin vermiş olduğu bilgilerin bağımsız denetiminde, AB ilk uygulamalarda limitli güvence ile yetinip ilerleyen zamanda makul güvence beklerken; Amerika- SEC, şirketin finansal tablolarının ve iç kontrollerinin denetimi sırasında sürdürülebilirlik ile ilgili dipnotların da denetlenmesini bekliyor.

Gelelim Türkiye’ye… 4 Haziran 2022 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan kararla Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarını belirlemeye ve yayımlamaya yetkili kılındı. Türkiye’de de yakında uluslararası standartlarla uyumlu sürdürülebilirlik raporlama standartlarını görürseniz şaşırmayın. 

Yakında sizin de başınıza gelecek demekte haksız mıyım?

PWC | Aslı GEDİK