Bir boksör düşünelim ringde dövüşüyor, kenardan hocası ısrarla bağırıyor rakibinin soluna dikkat et.
Oysa boksör rakibinin solundan değil, darbeleri sağından alıyor. Ama yıkılmıyor.
Yaşadıklarımız ve gördüklerimiz ülkemizin durumunun da bu boksöre benzediğidir.
Yıllardır ülkemizde Cari açık negatif durumda. Yani açık veriyor. Cari açık yetmiyormuş gibi, Türkiye’ye yerleşik sermaye sahipleri de ciddi tutarda yurt dışına servet aktarıyor.
Üstüne üstlük, ne yazık ki ülkemiz üretim yapmak yerine ithalatı teşvik etmiş. Son yıllarda ithalatçı sayılarında patlamalar olmuş.
Bu konularla ilgili olarak” nasıl bir ekonomi” gazetesinde sayın İsmet Özkul'un tespitleri çok ilgimi çekti.
Bilindiği üzere cari açık demek;
Bir ülkenin yurt dışından yaptığı ithalat, faiz ve hizmet giderleri gibi toplam harcamalarının, yurt dışından elde ettiği ihracat ve hizmet gelirleri gibi toplam gelirlerden fazla olması demektir.
Esasen bu durum, bir aile bütçesinden farklı değildir.
Diyelim ki bir ailede anne-baba ve oğul çalışıyor. Toplam gelirleri 200 bin TL olsun.
Ailenin normal giderleri ve varsa borç ödemeleri toplamının da 120 bin TL olsun.
O ailenin bütçesi 80.bin tl cari fazla verecektir.
Konu edilen harcamalar 250.bin TL ise, aile bütçesi 50.000 TL açık verecektir.
Ne yazık ki, ülkemizin durumuna baktığımızda sürekli cari açık veren bir bütçeyle karşılaşılmaktadır.
2022 yılı cari açık 46,7 milyar dolar
2023 yılı cari açık 45,4 milyar dolar
2024 yılı cari açık 13 milyar dolar
2025 yılı cari açık 25,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.
Böyle bir durumda bulunan ülkemizde, son yıllarda garip bir servet çıkışı gözlenmektedir.
Yabancıların Türkiye’ye doğrudan yatırım ve sıcak para olarak getirdikleri dövizden daha fazlasını, ülkemizdeki sermaye sahipleri yurt dışına çıkardıkları görülüyor.
Örneğin; 2023 yılında yabancılardan sıcak para girişi 35 milyar dolar olup, yerlilerden yurt dışına çıkış ise, 21 milyar dolardır.
2024 yılında bu rakam, yabancı girişi 15 milyar dolar, yerli çıkışı ise 38 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.
2026 Temmuz sonu itibariyle yabancı girişi 28 milyar dolar olurken, yerli çıkışı 50 milyar dolara ulaşmıştır.
Yüzde olarak değerlendirildiğinde ise, 2023 yılına göre yabancı girişi % 18 azalırken yerli çıkışı % 124 oranın da artmıştır.
Ülkemiz cari açık değil de cari fazla verebilse, bu durum anlaşılır olabilir.
Cari açık veren ülkemizde bu durum yaşanması düşündürücüdür.
Yukarıda aile örneğinde verdiğimiz gibi, aile 50 bin TL açık verirken oğlan maaşının 30.bin TL’sini yurtdışına göndermesi gibi.
Bu durumda ailede ne olacaktır 50 bin TL'lik açık 80bin TL ye çıkacaktır. Ülkemizdeki durum da bundan farklı değil.
Dikkat çeken diğer bir durum, ülkemizde ithalatçı sayısında görünen olağanüstü bir artıştır.
2009-2020 yılları arasında ihracatçı ile ithalatçı arasında bir denge vardı.
2020 yılından sonra ithalatçı sayısında hızlı bir artış görülmektedir.
2020 yılında ihracatçı sayısı 87.000, bu sayı 2025 yılında 166 bine ulaşmış. Artış oranı %90.
2020 yılında ithalatçı sayısı 73.bin, bu sayı 2025 yılında 323 bin olmuş. Artış oranı %340.
Ülke üretmek yerine ithalat tercihini kullandığı çok açık. Aslında cari açık veren bir ülkenin tercihi bu olmamalı.
Boksörün yediği üçüncü sağ kroşe, son günlerde tartışılan 131 adet fon ile yapılan milyarlarca dolar vurgun.
Tüm bu darbelere karşı ülkemiz hala ayakta ise, nasıl güçlü bir temel üzerine kurulduğunu daha iyi anlıyoruz.
Bu ülkenin böylesi çarpıklıklara meydan vermeyecekler tarafından yönetildiğini düşünürsek, nerelerde olabileceğimizi hayal etmek, çok zor olmasa gerek.