Salı günü açıklanan IMF Dünya Ekonomik Görünüm (WEO) raporu muhtemelen kimseye sürpriz olmadı. Zaten son haftalarda gelen sinyaller oldukça netti. Küresel ekonominin iyiye gitmediğini söylemeyen kalmamıştı. Hatta birçok analiste göre mesele artık “yavaşlama” değil, daha riskli bir tabloya doğru kayış.
Rapordaki vurgular belli. Büyüme düşüyor, enflasyon yeniden başını kaldırıyor. Kulağa tanıdık geliyor bu manzara. Evet, IMF raporunda açıkça dillendirilmese de 1970’lerin o tatsız kelimesi olan stagflasyon yeniden masaya geldi.
Dünya bu raporlara bakıyor
IMF raporları her zaman tartışılır. Kimi zaman gecikmiş bulunur, kimi zaman fazla iyimser ya da fazla karamsar. Ama bir gerçek var; dünya bu raporlara bakıyor. Hükümetler, merkez bankaları, yatırımcılar bu tahminleri bir şekilde karar süreçlerine dahil ediyor. Yani IMF konuştuğunda, dünya kulak kabartıyor.
O yüzden biz dönelim uyarı dolu rapora. Aslında IMF Başkanı Kristalina Georgieva’nın son açıklamalarına bakınca, tabloyu okumak zor değildi.
Georgieva'nın açıklamalarında daha yüksek enflasyon, daha düşük büyüme, artan jeopolitik gerilimler, enerji arzında sıkıntılar ve bozulan tedarik zincirlerine atıf vardı. Ve en önemlisi artan belirsizlik vurgusu her fırsatta yapılıyordu. Ve bu uyarılar aynen rapora girdi.
Aslında öncesinde de küresel ekonominin havası çok hoş değildi ama özellikle İran savaşı sonrası tablo daha da ağırlaştı. Enerji fiyatları sadece bir maliyet unsuru değil artık; küresel ekonominin sinir uçlarına dokunan bir risk faktörü haline geldi. Petrol arzındaki daralma, zincirleme etkilerle neredeyse her sektörü vuruyor.
Ama asıl kırılgan olanlar yine aynı: Rezervi zayıf, dışa bağımlı, düşük gelirli ülkeler. Onlar için bu süreç sadece “yavaşlama” değil, doğrudan kriz anlamına gelebilir.
İşte raporda da bunları gördük. Rakamlara boğulmadan başlıklarla anlatmak gerekirse;
- Büyüme tahminleri aşağı çekildi.
- Enflasyon beklentileri yukarı revize edildi.
- Ve en kritik vurgu ise enflasyonun düşündüğümüzden daha kalıcı olabileceği uyarısıydı.
Peki bu tablo ne anlama geliyor?
Bu rapor bize diyor ki; merkez bankalarının işi henüz bitmedi. Faizler kolay kolay düşmeyecek ve finansal koşullar sıkı kalmaya devam edecek demek.
Diğer tarafta ise jeopolitik kırılma var. Küreselleşmenin yerini daha parçalı bir yapı alıyor. “Friend-shoring” gibi kavramlar artık akademik tartışma değil, şirketlerin gerçek stratejisi haline geliyor.
Kısacası dünya ekonomisi sadece yavaşlamıyor, aynı zamanda şekil değiştiriyor.
Peki çözüm ne?
Çözüm tarafında yeni bir şey yok. Ya da vardı da ben göremedim.
IMF yine aynı reçeteyi yazdı. Merkez bankalarına sıkı duruş, hükümetlere hedefli destek ve herkese daha fazla iş birliği çağrısı. Böylece “riskler arttı ama kontrollü senaryoda büyüme devam eder” demeye çalışıyor.
Daha sık şok üreten bir yapı oluşuyor
Bu reçete doğru mu? Büyük ölçüde evet. Ama yeterli mi? İşte orası tartışmalı.
Çünkü içinde bulunduğumuz dönem klasik krizlerden farklı. Daha parçalı, daha öngörülemez ve daha sık şok üreten bir yapı oluşuyor. IMF’nin de son yıllarda sıkça vurguladığı gibi, belki de artık “yeni normal” tam olarak bu. Yani daha düşük büyüme, daha yüksek enflasyon ve daha fazla belirsizlik.
Raporu tek cümlede özetlemek gerekirse, derim ki, “Ekonomiler toparlanmıyor, sadece dengelenmeye çalışıyor. Ve bu denge de aslında pek de konforlu görünmüyor.”
Servet Yıldırım-Ekonomim