EKONOMİ

Dünyada ve Türkiye’de Nitelikli Hizmet Merkezleri

4 Haziran 2026 tarihli ve 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile Türk vergi mevzuatında önemli değişiklikler gerçekleştirilmiş, aynı zamanda ekonomik faaliyetlerin desteklenmesine yönelik yeni teşvik mekanizmaları yürürlüğe konulmuştur.

Abone Ol

Söz konusu düzenlemeler arasında, uluslararası hizmet ihracatının teşvik edilmesi ve yüksek katma değerli hizmet faaliyetlerinin ülkeye kazandırılması amacıyla oluşturulan Nitelikli Hizmet Merkezleri (NHM) uygulaması özel bir önem arz etmektedir. Düzenleme kapsamında, NHM statüsüne sahip işletmelere kazanç indirimi imkânı sağlanırken, bu merkezlerde istihdam edilen personele yönelik gelir vergisi istisnası da öngörülmektedir.

Küresel ölçekte uzun yıllardır uygulanan ve çok uluslu şirketlerin operasyonel verimlilik, maliyet optimizasyonu ve uzmanlaşmış insan kaynağından yararlanma hedefleri doğrultusunda tercih ettiği hizmet merkezi modelleri, son yıllarda ülkeler arasındaki yatırım çekme rekabetinin de önemli araçlarından biri hâline gelmiştir. Bu çerçevede Türkiye'nin NHM düzenlemesi ile uluslararası hizmet merkezleri alanında daha rekabetçi bir konum elde etmeyi ve yüksek katma değerli hizmet faaliyetlerini ülkeye çekmeyi amaçladığı anlaşılmaktadır.

Bununla birlikte, düzenlemenin yürürlüğe girmesinin üzerinden kısa bir süre geçmiş olması nedeniyle uygulama kapsamı, yararlanma şartları ve teşvikin sınırları konusunda çeşitli tereddütlerin bulunduğu görülmektedir. Özellikle şirketler tarafından, faaliyetlerinin NHM kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve söz konusu teşvik unsurlarından hangi koşullarda yararlanılabileceği hususlarında yoğun şekilde sorular yöneltilmektedir.

Bu çalışmada öncelikle nitelikli hizmet merkezlerinin uluslararası ölçekteki gelişimi ve ekonomik işlevi değerlendirilecek, ardından Türk mevzuatında NHM’lere ilişkin olarak getirilen düzenlemelerin kapsamı, yararlanma şartları ve sağlanan avantajlar incelenecektir. Ayrıca uygulamada karşılaşılması muhtemel tereddütlere açıklık getirilmesi ve NHM modelinin Türkiye açısından taşıdığı stratejik önemin ortaya konulması amaçlanmaktadır.

NHM’ler Küresel Ölçekte Nasıl Konumlanmaktadır?

NHM’ler, bugüne kadar küresel ölçekte Shared Services Center (SSC), Global Business Services (GBS), Global Capability Center (GCC) veya Regional Headquarters (RHQ) gibi farklı kavramlarla tanımlanmıştır. Hindistan, Polonya, Macaristan, Singapur, Dubai, İrlanda ve Çekya, bu alandaki başarılı uygulama örneklerinin öne çıktığı ülkeler arasında yer almaktadır.

Söz konusu ülkelerin her biri, doğrudan yabancı yatırımları çekme konusunda kendine özgü bir başarı hikâyesi ortaya koymuştur. Bazıları yatırımcılara önemli maliyet avantajları sunarken, bazıları yüksek katma değerli hizmet faaliyetlerinin yürütülmesine elverişli bir ekosistem oluşturmuş, bazıları ise stratejik coğrafi konumlarını kullanarak bölgesel yönetim ve koordinasyon hizmetlerinin merkezi hâline gelmiştir.

Bu merkezler aracılığıyla sunulan hizmetler ile yabancı yatırımcılara sağlanan temel avantajlar genel itibarıyla aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

Ülke

Sunulan Hizmetler

Temel Avantaj

Hindistan

Muhasebe, Finansal raporlama, İnsan kaynakları, Çağrı merkezi, IT destek hizmetleri, Veri analitiği, Yapay zeka, Siber güvenlik, Dijital dönüşüm, Risk yönetimi, Stratejik planlama, İnovasyon

Çok büyük ve uygun maliyetli yetenek havuzu

Polonya

Veri analitiği, Yapay zeka, Siber güvenlik, Dijital dönüşüm, Risk yönetimi, Stratejik planlama, İnovasyon

Avrupa Birliği erişimi ve çok dilli iş gücü

Macaristan

Veri analitiği, Yapay zeka, Siber güvenlik, Dijital dönüşüm, Risk yönetimi, Stratejik planlama, İnovasyon

Vergi teşvikleri ve mühendislik yetkinliği

Singapur

Finansal yönetim, Hazine (Treasury) yönetimi, Grup içi finansman, Hukuk ve uyum, Vergi planlama, Bölgesel satış yönetimi

Bölgesel merkez ve finans merkezi

BAE (Dubai)

Finansal yönetim, Hazine (Treasury) yönetimi, Grup içi finansman, Hukuk ve uyum, Vergi planlama, Bölgesel satış yönetimi

MENA bölgesi yönetim üssü

İrlanda

Finansal yönetim, Hazine (Treasury) yönetimi, Grup içi finansman, Hukuk ve uyum, Vergi planlama, Bölgesel satış yönetimi

Küresel teknoloji şirketleri için merkez

Çekya

Veri analitiği, Yapay zeka, Siber güvenlik, Dijital dönüşüm, Risk yönetimi, Stratejik planlama, İnovasyon

Finans ve IT hizmetleri

Türkiye Kendini Nitelikli Hizmet Merkezi Olarak Nasıl Konumlandırmıştır?

7582 sayılı Kanun ile 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’na Ek 1 madde olarak entegre edilen NHM’ler, Türkiye'nin son yıllarda üzerinde yoğunlaştığı Global Capability Center (GCC), Shared Services Center (SSC) veya Regional Headquarters (RHQ) modellerini ülkeye çekme amacına hizmet eden stratejik bir hamle olarak değerlendirilebilir. Düzenleme kapsamında sayılan faaliyetler incelendiğinde, amaç sadece hizmet ihracı değil, çok uluslu şirketlerin bölgesel yönetim, koordinasyon ve karar alma fonksiyonlarının Türkiye'ye taşınmasıdır.

Düzenleme, sunulan hizmetlerin türü ve sağlanan teşvik mekanizmalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, NHM’lerin Türkiye’deki konumlanmasının küresel örneklerin bir karışımı olduğu söylenebilir.

Aşağıdaki infografik, Türkiye’nin ve rakiplerinin bu alandaki konumlanmasını ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır.

Türkiye’de NHM Olabilmenin Şartları Nelerdir?

7582 sayılı Kanun ile 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’na Ek-1 maddesi olarak eklenen NHM düzenlemesine baktığımızda aşağıdaki şartların birlikte sağlanması gerektiğini söyleyebiliriz:

  • NHM’nin ilişkili şirketlere veya şirketler topluluğuna düzenlemede belirtilen hizmetleri sunmak amacıyla Türkiye’de kurulması veya faaliyet gösteriyor olması;
  • NHM’nin hizmet sunduğu ilişkili şirket veya şirketler topluluğunun en az üç farklı ülkede aktif olarak faaliyet göstermesi,
  • Türkiye’de kurulu NHM’nin yıllık hasılatın en az %80’ini yurt dışında bulunan ilişkili şirketlerden elde etmesi,
  • Türkiye’de kurulu NHM’nin sermaye şirketi olması,
  • Finansal danışmanlık, stratejik yönetim danışmanlığı, risk yönetimi, nakit ve likidite yönetimi, fonlama ve borçlanma işlemleri, yatırım ve sermaye yapısı planlaması, bütçeleme, finansal raporlama ve analiz, uluslararası muhasebe ve uyum, denetim, dijital dönüşüm ve teknoloji danışmanlığı, yatırım ve veri analitiği, hukuk danışmanlığı, tanıtım ve marka yönetimi, insan kaynakları ve eğitim faaliyetleri ile bunlara ilişkin koordinasyon ve yönetim gibi hizmetleri sunuyor olması.

Her ne kadar 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’nun Ek-1 maddesinde yukarıda belirtilen şartlara yer verilmiş olsa da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı; Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığının görüşünü almak suretiyle bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili kılınmıştır.

Bu nedenle, uygulamaya ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanması beklenen ikincil mevzuatın yürürlüğe girmesinin beklenmesinde fayda bulunmaktadır. Anılan düzenlemeler tarafımızca da yakından takip edilmekte olup, ilerleyen dönemde ortaya çıkacak yeni gelişmeler NHM uygulamasına ilişkin değerlendirmelerin şekillenmesinde belirleyici olacaktır.

Türkiye’de Nitelikli Hizmet Merkezleri Hangi Vergisel Teşviklerden Yararlanmaktadır?

NHM düzenlemesi kapsamında mükelleflere kurumlar vergisi ve gelir vergisi yönünden çeşitli avantajlar sağlanmıştır. Söz konusu teşvikler; kazanç indirimi, yurt içi asgari kurumlar vergisi uygulamasında tanınan indirim hakkı ve NHM’lerde istihdam edilen personele yönelik gelir vergisi istisnası olmak üzere üç ana başlık altında değerlendirilebilir. Makalenin izleyen bölümlerinde bu teşvik mekanizmaları ayrıntılı olarak incelenecektir.

Nitelikli Hizmet Merkezlerinde Kazanç İndirimi Nasıl Uygulanır?

NHM düzenlemesi kapsamında öngörülen temel vergisel teşviklerden biri, yurt dışından elde edilen belirli kazançların kurumlar vergisi matrahından indirilmesine imkân tanınmasıdır. Bu çerçevede, 7582 sayılı Kanun ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10’uncu maddesine eklenen (j) bendi uyarınca, NHM olarak faaliyette bulunan kurumların münhasıran bu faaliyetlerinden kaynaklanan yurt dışı kazançlarının %95’i kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilecektir. Bununla birlikte, belirlenen endüstri bölgelerinde veya İstanbul Finans Merkezi’nde katılımcı belgesi kapsamında faaliyet gösteren NHM’ler açısından söz konusu indirim oranı %100 olarak uygulanacaktır. Teşvikten yararlanılabilmesi ise kazancın, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilme süresi sonuna kadar Türkiye’ye transfer edilmesi koşuluna bağlanmıştır.

Varsayalım ki NHM'nin;

  • Yurtdışı grup şirketlerinden elde ettiği gelir: 100 milyon TL
  • Faaliyet kârı: 30 milyon TL

olduğunu düşünelim.

Normal şartlarda 30 milyon TL'nin tamamı kurumlar vergisine tabi olacaktır.

NHM teşviki sayesinde, yurt dışından elde edilen kazancın %95’inin kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilmesi, vergilendirilebilir kazancın önemli ölçüde azalmasına imkân tanımaktadır. Bu durum, NHM olarak faaliyet gösteren kurumların efektif vergi yükünü kayda değer ölçüde düşürebilmektedir. Ayrıca söz konusu kazançlar, yurt içi asgari kurumlar vergisi uygulaması kapsamında da dikkate alınmayacak yani matrahtan indirim konusu yapılabilecektir.

Diğer taraftan, NHM’lere tanınan bu vergisel avantaj, merkezin faaliyete geçtiği hesap döneminden itibaren yirmi hesap dönemi boyunca uygulanabilecektir. Kıst hesap dönemleri de bu sürenin hesabında müstakil bir hesap dönemi olarak dikkate alınmaktadır.

İndirim uygulamasından yararlanılabilmesi için NHM kapsamındaki faaliyetlerden elde edilen kazançların ayrı olarak izlenebilmesi veya ayrıştırılabilir nitelikte olması gerekmektedir. Kapsam dışında kalan faaliyetlerden elde edilen kazançların söz konusu indirimden yararlanması mümkün değildir.

Bununla birlikte, nakit varlıklardan elde edilen faiz gelirleri, kur değerlemelerinden kaynaklanan kur farkları ile iktisadi kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan gelirler gibi olağan faaliyet dışı gelir unsurları, indirime esas kazancın kapsamında değerlendirilmemektedir. Ancak uygulamanın yeni olması nedeniyle, özellikle hangi gelir unsurlarının NHM faaliyetlerinden kaynaklanan kazanç olarak kabul edileceği konusunda ilerleyen dönemde çeşitli yorum farklılıkları ve uygulama tereddütlerinin ortaya çıkması muhtemel görünmektedir.

Nitelikli Hizmet Merkezlerinin Kapsama Giren Kazançları Yurt İçi Asgari Kurumlar Vergisi Matrahının Tespitinde İndirim Konusu Yapılabilir mi?

7582 sayılı Kanun ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32/C maddesinde yapılan düzenlemeyle NHM kazançları, yurt içi asgari kurumlar vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılabilecek.

Nitelikli Hizmet Merkezlerinde İstihdam Edilen Hangi Personel İçin Gelir Vergisi İstisnası Uygulanır?

7582 sayılı Kanun ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesine eklenen hüküm uyarınca, Nitelikli Hizmet Merkezlerinde (NHM) istihdam edilen nitelikli hizmet personeline ödenen ücretlerin, her bir çalışan için ayrı ayrı değerlendirilmek üzere, brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna edilmiştir. NHM’nin belirlenen endüstri bölgelerinde veya İstanbul Finans Merkezi’nde katılımcı belgesi almak suretiyle faaliyet göstermesi hâlinde ise söz konusu istisna, her bir personelin ücretinin brüt asgari ücretin beş katını aşmayan kısmına uygulanacaktır.

Bu noktada, destek personelinin anılan gelir vergisi istisnasından yararlanamayacağının özellikle dikkate alınması gerekmektedir.

Düzenlemede, nitelikli hizmet personeline ödenen ücretlerin brüt asgari ücretin üç veya beş katına kadar olan kısmı için gelir vergisi istisnası öngörülmüş olmakla birlikte, ücret gelirlerinin brüt asgari ücrete isabet eden kısmı bakımından hâlihazırda genel gelir vergisi istisnası uygulanmaktadır. Bu nedenle, NHM düzenlemesiyle sağlanan ilave vergi avantajının fiilen brüt asgari ücretin iki ila dört katına isabet eden ücret kısmı bakımından ortaya çıktığı söylenebilir.

Bir başka ifadeyle, NHM kapsamında sağlanan ücret istisnası, Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesinin birinci fıkrasının (18) numaralı bendinde düzenlenen asgari ücret istisnasına ilave olarak uygulanan müstakil bir istisna niteliğinde değildir. Nitekim 335 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde yer alan açıklamalar da bu değerlendirmeyi desteklemektedir.

Nitelikli Hizmet Merkezlerine Tanınan Teşvikler 2026 Yılında Uygulanabilecek mi?

NHM’lere tanınan kurumlar vergisi indirimi ile yurt içi asgari kurumlar vergisi matrahının tespitine ilişkin düzenlemeler, 4 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu hükümler, 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak üzere, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemlerine (özel hesap dönemine tabi kurumlar açısından 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemlerine) ait kazançlara uygulanacaktır. Dolayısıyla, NHM faaliyetlerinden elde edilen kurum kazançları bakımından söz konusu teşviklerin 2026 hesap döneminin başlangıcından itibaren uygulanabilmesi mümkün bulunmaktadır.

NHM’lerde istihdam edilen personele sağlanan gelir vergisi istisnası ise Kanun’un yayım tarihi olan 4 Haziran 2026 itibarıyla yürürlüğe girmiş olup, bu tarihten itibaren ödenen ücretler bakımından uygulanabilecektir.

En Önemli Soru: Nitelikli Hizmet Merkezi Olabilir Miyim?

Düzenlemede öngörülen şartları sağlayan ve kapsama giren hizmet faaliyetlerini gerçekleştiren sermaye şirketlerinin Nitelikli Hizmet Merkezi (NHM) statüsünden yararlanabilmesi mümkündür. Bununla birlikte, mevcut durumda bir şirketin NHM niteliğini taşıyıp taşımadığının hangi usul ve esaslar çerçevesinde belirleneceği, bu değerlendirmeyi hangi kurumun yapacağı ve başvuru süreçlerinin nasıl işleyeceği hususlarında yetkili idareler tarafından yayımlanmış bir ikincil düzenleme veya açıklayıcı rehber bulunmamaktadır. Ancak ilgili kamu kurumları nezdinde bu konuya ilişkin ikincil mevzuat çalışmalarının yürütüldüğü bilinmektedir.

Kanaatimizce, uygulamanın sağlıklı şekilde hayata geçirilebilmesi ve mükellefler açısından hukuki öngörülebilirliğin sağlanabilmesi adına, NHM statüsünün yetkili idare tarafından belirli kriterler çerçevesinde değerlendirilmesi ve uygun bulunan şirketlere bu statünün verilmesine yönelik bir mekanizmanın oluşturulması yerinde olacaktır. Bu kapsamda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın irtibat ofislerinin kuruluşu ve faaliyetlerine ilişkin benimsediği yetkilendirme veya akreditasyon modeline benzer bir yaklaşımın NHM uygulamasında da tercih edilmesi değerlendirilebilir.

Böyle bir sistem, NHM statüsünün kazanılması ve sürdürülmesine ilişkin tereddütlerin azaltılmasına, uygulama birliğinin sağlanmasına ve teşvik mekanizmasının daha etkin şekilde işlemesine katkı sağlayacaktır.

NHM uygulamasına ilişkin ikincil düzenlemeler ve diğer gelişmeler yakından takip edilmekte olup, konuya ilişkin yeni düzenlemeleri ve uygulama esaslarını ilerleyen dönemde sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz.