EKONOMİ

En düşük emekli aylığı için çözüm

Geçtiğimiz hafta, en düşük emekli aylığının 20.000 TL’ye yükseltilmesini öngören kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Abone Ol

Ancak düzenleme henüz Resmî Gazete’de yayımlanmadı. Bu hafta Resmi Gazete’de yayımlanması sonrası düzenleme yürürlüğe girecek. Meclis süreci ise emekliler açısından beklentilerin karşılanmadığı bir tabloyla tamamlandı. Komisyon ve Genel Kurul görüşmeleri sırasında, 20.000 TL tutarının daha yukarı çekilmesine yönelik önergeler reddedildi. Aynı şekilde, emeklilerin uzun süredir dile getirdiği refah payı eklenmesi ya da tüm emekliler için artış oranının yüzde 18.6’ya yükseltilmesi talepleri de kabul görmedi.

En düşük emekli aylığının 20.000 TL’ye çıkarılmasından yaklaşık 4.9 milyon emekli yararlanacak. Bu grubun ortak özelliği, kök aylıklarının mevcut artış oranlarıyla dahi 20.000 TL’nin altında kalıyor olması. Bu grup büyük oranda SSK ve Bağ-Kur emeklilerinden oluşuyor. Memur emeklilerinin en düşük emekli aylıkları bu tutarın üzerinde. Ancak son dönemde en düşük emekli aylığındaki artışlar ile bu makas da önemli ölçüde kapandı.

En düşük emekli aylığının 20.000 TL’ye yükseltilmesi sonra emekliler arasında zam farklılığı oluştu. Sadece en düşük aylık artışından yararlanan 4.9 milyon SSK ve Bağ-Kur emeklisi, fiilen yüzde 18,47 oranında zam almış olacak. Diğer SSK ve Bağ-Kur emeklileri son altı aylık enflasyon oranında yani yüzde 12.19 zam aldılar. Ancak kök aylıkları düşük olan emekliler için zam oranı yüzde 18.47 oldu.

Kanun teklifinin Meclis’te kabul edilmesi emekli aylıklarının ödenmesine yetişmediği için SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 12,19’luk zamlı aylıkları ödendi ve ödenmeye devam ediyor. Ancak zam sonrası dahi 20.000 TL’nin altında aylık alan emeklilere aradaki fark Şubat ayının başında ödenecek. Memur ve memur emeklileri için maaş ve aylık farkları ise geçen hafta ödendi.

Takvim nasıl işler?

SSK emeklileri için ödeme takvimi ayın 17’sinde başladı. Bu ödemelerde, yüzde 12,19’luk zam oranı esas alındı. Ancak bu artışla birlikte maaşı 16.881 TL’nin üzerine çıkmayan emeklilere yine 16.881 TL ödeme yapıldı. Dolayısıyla bu gruptaki emekliler için 3.119 TL’lik bir fark oluştu. Bu farkın, kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından Şubat ayı başında ödenmesi bekleniyor. Bağ-Kur emeklileri için ise Ocak ayı maaş ödemeleri 25 Ocak itibarıyla başladı. Onlar için de fark ödemelerinin Şubat ayı başında yapılması bekleniyor.

Memur emeklileri aylıklarını her ayın 1’i ile 5’i arasında alıyor. Bu grup için zam farkları geçtiğimiz hafta yatırıldı. Görevdeki memurlar açısından da benzer bir süreç yaşandı. 15 Ocak’ta, 15 Aralık–15 Ocak dönemine ait maaşlar ödendi. 1–14 Ocak arasındaki maaş farkları ise yine geçtiğimiz hafta hesaplara geçti.

Aralık 2025’te kök aylığı 14.000 TL olan bir SSK emeklisini ele alalım. Bu emekliye ilave ödemeyle birlikte Aralık ayında 14.560 TL aylık ödenmesi gerekirken en düşük emekli aylığı o dönem 16.881 TL olduğu için 16.881 TL ödendi. Son altı aylık enflasyon oranı olan yüzde 12,19’luk zam kök aylığa eklendiğinde bu emeklinin kök aylığı 15.706,6 TL’ye ulaştı, ilave ödemeyle birlikte toplam 16.334 TL’ye ulaşan aylık yine 16.881 TL’nin altında kaldığı için bu emeklimize Ocak ayında da 16.881 TL aylık ödendi. Şimdi bu emeklimize Şubat ayı başında 3.119 TL fark ödemesi yapılacak Şubat ayından itibaren ise aylığı 20.000 TL olarak ödenecek.

Peki ne yapılabilir?

Emekli aylıklarındaki reel erimenin önüne geçmek için artık geçici düzenlemeler değil, kalıcı ve bütüncül çözümler gerekiyor. Bunun için öncelikle, taban aylık uygulamaları yerine kök aylıkların güçlendirilmesi esas alınmalı. Artış oranları, aynı statüdeki emekliler arasında yeni gelir uçurumları yaratmayacak şekilde belirlenmeli.

Bununla birlikte, yıllardır devam eden 2000 sonrası emeklilerde intibak sorunu yeniden ve kapsamlı biçimde ele alınmalı. Prim gün sayısı ve çalışma süresi benzer olan emekliler arasındaki farklar giderilmeden, yapılan her artış geçici bir rahatlama sağlamaktan öteye geçemiyor.

Son olarak, maaş artışlarının ve fark ödemelerinin öngörülebilir, şeffaf ve önceden ilan edilmiş bir takvimle yapılması, emeklilerin gelir güvencesi açısından artık ertelenemez bir ihtiyaç haline gelmiş durumda.