Aralık ayına yaklaşıldıkça emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) ile ilgili düzenlemede aylık bağlatmak ve sonrası için farklı konular gündeme gelmeye başlıyor. Bu konulardan bir tanesi de kıdem tazminatı...

Geçtiğimiz hafta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Bilgin de bu noktaya işaret etti ve kıdem tazminatının EYT ile birlikte işyerlerinde ana gündem maddesi olacağını ifade etti.

EYT sonrası pek çok işyerinde hareketlilik yaşanacak. EYT’den faydalanıp istifa edeceklere işverenlerin kıdem tazminatlarını ödemeleri gerekecek. İşveren cephesi hem bu yükün altından kalkabilmek, hem de nitelikli çalışanlarını kaybetmemek için bazı talepleri gündeme getirdi.

Talepler neler?

Gayrimenkul sektörü yeniden değerlemede ısrarlı Gayrimenkul sektörü yeniden değerlemede ısrarlı

İşveren cephesi adına ilk açıklama Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’ndan (TİSK) geldi. TİSK bu anlamda somut taleplerini kamuoyuyla paylaştı. TİSK özet olarak; kıdem tazminatlarının garanti altına alınabileceği bir sistem önermekte.

Özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde (KOBİ) yaşanabilecek finansal sorunları ortadan kaldırabilmek amacıyla, işletmelere kıdem tazminatı yükünün karşılanması için ortaya çıkacak nakit ihtiyacı için uzun vadeli düşük faizli veya faizsiz kredi imkânları tanınmasını talep ediyor.

Ödeme kolaylığı...

EYT çıkması durumunda 1000 kişilik işletmede hemen ödenmesi gereken kıdem tazminat yükü yaklaşık 20 milyon lira civarında.
İşte bu yük işverenleri bu yükün altından kalkmak için bazı tedbirlerin alınmasına yönelik taleplere itti. Bu noktada ortaya konulan belki de en önemli talep, kıdem tazminatları için düşük ve hatta ‘0’ faizli kredi talebi.

Bu talep işçilerin hak ettikleri kıdem tazminatlarının işverenler tarafından ödenebilmesini sağlayacaktır. Bu sayede işçinin kıdem tazminatına erişimi de söz konusu olur. Aksi taktirde işçi hakkı olan kıdem tazminatına işverenin mali gücü yoksa erişemeyebilir. Bu nedenle bu talepleri tek taraflı değil, işçinin de bu hakka erişimini sağlayacak bir unsur olarak düşünmek gerekir.

Maliyetleri düşüren bir yaklaşım olmalı

Mevcut işveren SGK prim oranları açısından, yüzde 5 Hazine desteği dikkate alındığında, aktif sigortalılar için işveren maliyeti brüt maaşın yüzde 17.5’i oranındayken emekli çalışanlar için brüt maaşın yüzde 24.5’i seviyesinde. Bu çerçevede EYT’den yararlanıp aylık bağlatan bir kişi çalışmaya devam ederse işveren maliyetleri artacak. Burada da çalışmaya devam edecekleri kayıt dışına özendirmeyecek, çalışmaya devam etmek isteyenleri emekli olmamaya sevk edecek bir model kritik olacaktır. Bu noktada da TİSK ortaya somut öneriler koymuş durumda:

1 Emekli olmayı tercih edecekler için ise nitelikli işgücünü kaybetmemek adına brüt maaşın yüzde 24.5’ine denk gelen işveren maliyetinin aynı işyerinde çalışmaya devam etme şartıyla aktif sigortalılar ile aynı orana (yüzde 17.5) düşürülmesi fayda sağlayabilir.

En ideal çözüm...

2 Direkt olarak işveren maliyetini artıracak etkilerin yanı sıra EYT nedeniyle ani şekilde düşecek çalışan sayıları nedeniyle çeşitli istihdam teşviklerinin kesilmesi tehlikesi de bulunmaktadır. İlave istihdam teşvikleri ile genç ve kadın istihdam teşviklerinden yararlanan işletmenin çalışan sayısını düşürmeme kuralları bulunuyor. EYT emeklileri hesaplama dışı bırakılabilir veya 1 sene boyunca bu teşviklerde bu kural istisna tutulabilir.

EYT sonrası işyerlerinde yaşanacak hareketliliği kontrol altına alabilecek, kıdem tazminatı hakkına erişimi kolaylaştıracak somut öneriler önümüzdeki günlerde konunun taraflarınca değerlendirilecek. Bu süreçte işçilerin haklarına kavuşabilecekleri işverenlerin ise mali yükü karşılayıp üretime aynı hızla devam edebilecekleri en ideal çözüm bulunarak çalışma hayatında barış sürdürülmelidir.

Milliyet | Cem Kılıç