Görünmez terazi: Dijital çağda vergi adaleti

Abone Ol

Yapay Zekâ Görecek de, Kim Anlamlandıracak?

Kâğıt kalemin saltanatı sona eriyor. Ama muhasebenin sona erdiğini düşünmek büyük bir yanılgı olur. Tam tersine, muhasebenin önünde bugüne kadar hiç olmadığı kadar önemli bir dönem var. Çünkü artık mesele sadece bir faturanın kaydedilmesi, bir banka hareketinin muhasebeleştirilmesi veya dönem sonunda bilançonun çıkarılması değil. Hâlbuki mesele, bütün bu kayıtların birbirleriyle konuşup konuşmadığıdır.

Bir işletmenin tüm verileri aynı ekonomik gerçeği mi anlatıyor?

Bence dijital muhasebenin önümüzdeki dönemde üzerinde en fazla konuşulması gereken konusu tam olarak burası.

Çünkü, görünmeyen bir terazi kuruluyor.

Ve bu terazinin bir kefesinde işletmenin beyanı, diğer kefesinde ise işletmenin farklı sistemlerde bıraktığı dijital izler bulunuyor.

Muhasebe Artık Sadece Muhasebe Departmanında Yapılmıyor!

Eskiden muhasebe denildiğinde gözümüzün önüne defter, fiş, fatura ve mizan gelirdi.

İşletmede bir ekonomik olay gerçekleşir, belge ortaya çıkar, belge muhasebeye gelir ve kayıt yapılırdı. Bugün ise aynı olay daha gerçekleştiği anda birçok yerde iz bırakıyor. Öyle ki, bir satış düşünelim. Dijital dünyada bu süreç artık anlıktır: Bir işletme fatura kestiği andan itibaren, veri insan eli değmeden, zincirleme olarak en tepedeki devletin sistemine ulaşır. Ve en güzel tarafı şudur: Sisteme bir kez girip onayladığınız bir bilgiyi artık kimse geriye dönüp silemezsiniz. Sadece kayıtların olduğu yerde hileden de bahsedilmediği açık ve nettir. Eskiden kayıtlama süreçlerinin önemli bir bölümü birbirinden bağımsız süreçlerdi ve fakat şimdilerde bunlar artık birbiri ile bağlanarak entegre halinde çalışabilmekteler. Bu artık mümkün.

Bir işlemi doğduğu andan başlayarak sonucuna kadar izleyebiliyorsak, işte burada “dikey muhasebe” olgusundan bahsetmek gerekiyor. Dikey muhasebe yaklaşımında da esas olan bu düşüncede; işlem, ilk ortaya çıktığı noktadan nihai satışa kadar bir zincirin halkaları gibi ilerliyor. Fakat bunun yanında bir başka muhasebe boyutu daha ortaya çıkıyor: Yatay muhasebe.

Yatay muhasebe sadece işletmenin içine bakmıyor, dünya ile de konuşuyor!

Kısacası Yatay muhasebede artık yalnızca işletmenin içine bakmıyoruz, İşletmenin karşısındaki her türlü sürece de bakıyoruz. Tedarikçi, Banka, kamu v.s.

Çünkü bir ekonomik olay yalnızca işletmenin kayıtlarında gerçekleşmiyor. Karşı tarafın kayıtlarında da bir iz bırakıyor. Bankasında, cari hesabında, hem de e-belge sisteminde, stoklarında vs.

Üstelik bu izlerle alakalı, gerektiğinde sistem saniyeler içinde bir tutarsızlık varsa yakalar ve "Burada bir terslik var!" diyerek kırmızı ışık yakar. Buradan şu çıkarımı yapabiliriz: Eskiden günler süren denetimler, artık anlık gerçeklemektedir. Ne de olsa dijital çağdayız

Denetimlerin elbette adalete olan katkısını kimse inkâr edemez. Öyle ki, denetlenen vergi, aslında sosyal devlet ve devamında gelecek kaygısı duymayan vatandaş refahı için kazancımıza göre ödediğimiz bedeldir. Adalet ise, herkesin dürüstçe bu bedeli ödemesidir. Eğer birileri kazancını gizlerse, yük dürüst insanların sırtına biner. Dikey ve yatay muhasebenin dijitalleşmesi tam da burada devreye girer: Bilgisayarlar, tüm verileri bir örümcek ağı gibi birbirine bağlar. Yapay zekâ destekli denetim sistemleri, kimin ne kazandığını ve harcadığını anında görür. Vergi kaçırmak neredeyse imkânsız hale gelir. Gizli iş kalmadığı için herkes hak ettiği kadar vergi öder. Devlet, dürüst vatandaşlardan daha az vergi isteyebilir. Ancak bu dönüşüm kolay değildir. İşletmeler için ilk üç adım şöyle özetlenebilir:

1) Entegrasyon: Tüm bilgisayar programları birbiriyle konuşmalı; satış, depo ve muhasebe el ele çalışmalı.

2) Dijitalleşme: Kâğıt defterler yerini güvenli bulut sistemlerine bırakmalı; veriler yangından, silinmekten korunmalı.

3) Uzmanlaşma: Yapay zekâyı kullanabilen, sayıların dilinden anlayan uzmanlar işe alınmalı veya mevcut çalışanlar eğitilmeli.

Artık bunların her birine ayrı ayrı bakmak yerine aralarındaki ilişkiye bakmak mümkün. Yatay muhasebe düşüncesinin özü de burada: İşletmenin kendi kayıtlarının, dış dünyadaki kayıt ve hareketlerle yan yana getirilmesi ve tutarsızlıkların görünür hale gelmesidir.

İşte Vergi Denetiminin Mantığı da Burada Değişiyor!

Geleneksel denetimin temel sorularından birisi, “Bu kayıt doğru mu?” sorgusuydu. Şimdilerde ya da hemen gelecekte bu sorunun yanına başka bir soru daha eklenecek: “Bu kayıt, diğer kayıtlarla uyumlu mu?”

Bildiğiniz üzere, ikisi aynı şey değil. Bir muhasebe kaydı kendi başına doğru olabilir. Fakat o kaydın işletmenin diğer verileriyle ilişkisine bakıldığında farklı bir tablo ortaya çıkabilir. Örneğin bir banka hareketinin muhasebede hangi hesaba kaydedildiği tek başına önemli bir konudur. Ama daha önemlisi, o banka hareketinin arkasındaki ekonomik olayın ne olduğudur.

- Bir tahsilat mıdır?

- Bir borçlanma mıdır?

- Bir ortak işlemi midir?

- Bir avans mıdır?

Yanlış hesaba kaydedilmiş bir hareket midir? Yoksa açıklanmayı bekleyen başka bir işlem midir? Bilgisayar bu hareketi görebilir.

Ama nedenini bilmeyebilir.

İşte insanın devreye girdiği yer tam da burasıdır.

Yapay Zekâ Görecek Ama Anlayacak mı?

Bugün yapay zekâdan söz ederken, “Yapay zekâ muhasebecinin yerini alacak mı?” diye hep kaygılı cümleler kurarız.

Ben bu sorunun biraz yanlış sorulduğunu düşünüyorum. Meslek mensubu olarak şunu rahatlıkla beyan ve ifade etmek isterim ki, “Muhasebeci yapay zekâyı kullanarak ne kadar daha iyi bir muhasebeci olabilir?” Diye sorgulamak daha önemli ve ufuk açıcıdır.

Çünkü yapay zekâ çok büyük miktardaki veriyi insanın okuyamayacağı hızda tarayabilir, normalden farklı hareketleri bulabilir, veriler arasındaki ilişkileri gösterebilir ya da binlerce işlemin içinden birkaç olağan dışı işlemi saniyeler içinde önümüze getirebilir.

Ama bir işletmenin neden o işlemi yaptığını her zaman bilemez, işletmenin ticari alışkanlıklarını bilmeyebilir, sektörün gerçeklerini bilmeyebilir, patronun o kararı neden aldığını bilmeyebilir hem de bir banka hareketinin arkasındaki hikâyeyi bilmeyebilir ve en önemlisi, ekonomik olay ile muhasebe kaydı arasındaki ilişkiyi insan gibi yorumlayamayabilir.

Bu nedenle gelecekte muhasebecinin değeri ortadan kalkmayacak.

Tam tersine, muhasebecinin yaptığı işin niteliği değişecek.

Fiş Giren Muhasebeciden, Veriyi Sorgulayan Muhasebeciye!

Bir zamanlar muhasebe mesleğinde en önemli bir iş, kayıtların zamanında ve doğru şekilde yapılmasıydı. Bu önemini koruyor. Ancak teknoloji, basit ve tekrarlanan işlemleri giderek daha fazla otomatikleştirecek.

O zaman meslek mensubunun önünde başka bir alan açılacak.

Sorgulamak!

Dolayısıyla geleceğin muhasebecisinin yalnızca hesap planını bilmesi yetmeyecek.

İşletmenin nasıl çalıştığını da bilmesi gerekecek.

Dijitalleşmenin Görünmeyen Bir Tehlikesi Daha Var!

Dijital sistemlerin büyük avantajlarından biri otomasyon. Ama aynı zamanda en büyük risklerinden biri de bu. Yanlış kurulmuş bir sistem, hatayı sadece bir kere yapmaz. Aynı hatayı yüzlerce, binlerce kez tekrarlayabilir.

- Yanlış KDV tanım

- Yanlış hesap kodu

- Yanlış ürün eşleştirmesi

- Yanlış cari hesap

- Yanlış entegrasyon

- Yanlış veri aktarımı

Bunlardan biri sistemin içine yerleştiğinde hata artık tek bir muhasebe fişinin hatası olmaktan çıkabilir. Bu nedenle dijitalleşmek yalnızca yazılım satın almak değildir.

Sistemin ürettiği verinin doğru olduğundan emin olmaktır.

İşletmeler İçin Yeni Risk: Verilerin Birbirini Yalanlaması!

Burada işletmeler açısından çok önemli bir nokta ortaya çıkıyor. Bir işletme;
“Ben bütün faturalarımı düzenliyorum.” Diyebilir. Bu elbette önemlidir.

Ama artık bunun yanında şu sorular da sorulmalıdır:

1- Faturalar stok hareketleriyle uyumlu mu?

2- Faturalar cari hesaplarla uyumlu mu?

3- Cari hesaplar banka hareketleriyle uyumlu mu?

4- Banka hareketleri muhasebe kayıtlarıyla uyumlu mu?

5- Muhasebe kayıtları beyannamelerle uyumlu mu?

İşte işletmenin dijital fotoğrafı böyle ortaya çıkıyor.

Ve bu fotoğrafın parçaları birbirini desteklemiyorsa, işletmenin karşısına yalnızca muhasebe sorunu değil, vergi riski de çıkabilir.

Meslek Mensubunun Rolü de Tam Burada Değişiyor!

Bence meslek mensubunun gelecekteki en önemli görevi, verinin arkasındaki ekonomik gerçeği görebilmek olacak. Çünkü sistem; “Bu iki rakam birbirinden farklı” diyebilir. Ama meslek mensubu; “Bu farkın nedeni nedir?” diye sorar.

Sistem;

“Bu hesap olağan dışı hareket ediyor.” Diyebilir. Meslek mensubu; “Bu hareketin ticari gerekçesi var mı?” diye araştırır.

Sistem;

“Bu iki veri birbirini doğrulamıyor.” Diyebilir. Meslek mensubu; “Ekonomik olay gerçekte neydi?” Diye bakar. İşte insanın değeri burada. Yapay zekânın görevi veriyi taramak olabilir. Ama muhasebenin temelinde hâlâ muhakeme vardır.

Vergi Adaleti Açısından da Konu Önemli!

Vergi sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için ekonomik faaliyetlerin mümkün olduğunca doğru ve şeffaf şekilde kayıt altına alınması gerekir.

Bir işletme bütün yükümlülüklerini yerine getirirken başka bir işletmenin faaliyetlerinin bir bölümünü sistemin dışında bırakması yalnızca vergi gelirlerini etkilemez.

Rekabeti de etkiler.

Dürüst çalışan işletme açısından haksız bir durum ortaya çıkar.

Bu nedenle dijital muhasebe ve dijital denetim yalnızca devletin daha fazla veri toplaması olarak görülmemeli.

Doğru kullanıldığında bunun başka bir sonucu da olabilir:

Kayıtlı çalışan işletmenin korunması.

Çünkü görünmeyen ekonomik faaliyetlerin görünür hale gelmesi, vergi adaletinin yanında ticari adalet açısından da önem taşır.

Kaynak metinde de dijital ağların amacı yalnızca denetim olarak değil, vergi adaletinin ve şeffaflığın güçlendirilmesi olarak ele alınıyor.

O halde, İşletmeler Ne Yapmalı?

Naçizane kabul etmeliyiz ki; dijitalleşme muhasebe departmanının tek başına işi değildir. Satış departmanı da bu sürecin içindedir.

-Depo da,

-Finans da,

-Bilgi işlem de,

-Yönetim de,

-Muhasebe de,

Çünkü sistemin herhangi bir noktasındaki yanlış veri, başka bir noktada sorun olarak karşımıza çıkabilir.

Bu nedenle işletmeler; verilerin nerede oluştuğunu, hangi sistemden hangi sisteme aktarıldığını, hangi verinin esas kabul edildiğini, hangi kontrollerin otomatik yapıldığını, hangi kontrollerin insan tarafından yapılması gerektiğini bilmelidir.

En önemlisi de işletme içinde veri mutabakatı kültürü oluşturulmalıdır.

Sadece cari hesap mutabakatı değil; banka ile muhasebe, stok ile satış, satış ile fatura, fatura ile beyanname… Bunların tamamı birlikte düşünülmelidir.

Son Söz: Terazinin Bir Kefesinde İnsan Olmalı!

Dijital çağın bize sunduğu imkânları küçümsememek gerekir. Bilgisayarlar daha hızlı hesaplayacak. Yazılımlar daha fazla veriyi karşılaştıracak. Yapay zekâ daha fazla anormallik bulacak. Denetim sistemleri daha fazla bağlantıyı görecek.

Belki bugün bile saatler süren bir kontrol, gelecekte birkaç saniyede yapılacak.

Ama bütün bunların içinde bir şeyi unutmamak gerekiyor:

Muhasebe yalnızca rakamlardan oluşmaz.

Rakamların arkasında ticari hayat vardır. İnsan vardır. Karar vardır. Sözleşme vardır. Niyet vardır. Hata vardır.

Bazen de gerçekten açıklanması gereken bir durum vardır. Makine bunların izini sürebilir. Fakat o izin ne anlama geldiğini anlamak için hâlâ insana ihtiyaç vardır. Bu nedenle geleceğin muhasebesini,

“insan mı, yapay zekâ mı?” şeklinde ikiye ayırmak bana doğru gelmiyor.

Doğru soru, “İnsan, yapay zekânın gücünü kullanarak muhasebeyi ne kadar ileri taşıyabilir?” Çünkü yapay zekâ muhasebecinin yerine geçtiğinde değil, muhasebecinin muhakeme gücünü artırdığında gerçek değerini bulacaktır.

Ve önümüzdeki yıllarda görünmez terazi belki de daha hassas tartacak.

Bir kefesinde işletmenin beyanı olacak Diğer kefesinde bankanın, faturanın, stokun, cari hesabın ve diğer dijital sistemlerin bıraktığı izler. Fakat terazinin yanında mutlaka bir insan bulunmalı. Çünkü sistem; “Bir farklılık var.” Diyebilir.

Ama o insan;

“Neden?” diye sormalıdır.

İşte muhasebe mesleğinin geleceği, belki de tam olarak bu tek kelimenin içinde saklıdır:

Neden?