Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2026 yılı Ocak–Temmuz dönemi merkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerini 17 Ağustos 2026 Pazartesi günü açıkladı.
İlk yedi aylık verilere göre toplam vergi gelirlerinin yüzde 44,10’u katma değer vergisi (KDV) ve özel tüketim vergisinden (ÖTV) oluşurken, dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 59,59, dolaysız vergilerin payı ise yüzde 40,41 olarak gerçekleşti.
Bu tablo, Türkiye’de vergi sisteminin temel finansman kaynağının hâlen tüketim üzerinden alınan dolaylı vergiler olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Bununla birlikte, yılın ilk yedi ayına ilişkin bu dağılımı değerlendirirken gelir ve kurumlar vergisinin tahsilat takvimini de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Zira bu iki vergi türünde tahsilat yıl içine eşit dağılmamakta, belirli dönemlerde yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla yıl sonuna doğru dolaylı ve dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki paylarında değişiklik yaşanması mümkündür.
Öte yandan gelir vergisinin yapısı bakımından dikkat çekici bir husus değişmemiştir. Ocak–Temmuz döneminde tahsil edilen gelir vergisinin yüzde 89,78’i stopaj yoluyla, yalnızca yüzde 8,45’i beyana dayalı olarak tahsil edilmiştir. Nitekim beyan yoluyla alınan gelir vergisinden ilk yedi ayda tahsil edilen tutar yalnızca 187 milyar 396 milyon TL iken, stopaj yoluyla tahsil edilen gelir vergisi 1 trilyon 991 milyar TL’ye yaklaşmıştır. Üstelik 2025 yılında elde edilen gelirlere ilişkin yaklaşık 5,5 milyon gelir vergisi beyannamesi verilmiştir. Beyanname sayısında rekor kırılmış olabilir; ancak rakamlar, gelir vergisinin tahsilatında beyanın değil, hâlâ stopajın belirleyici olduğunu açıkça göstermektedir.
Başka bir ifadeyle, gelir vergisi sisteminin finansmanı büyük ölçüde ücretliler ile stopaja tabi gelir elde eden mükellefler üzerinden sağlanmaya devam etmektedir.
Kurumlar vergisinde ise farklı bir görünüm söz konusudur. Kurumlar vergisinin beyan ve ödeme takvimi ile geçici vergi tahsilatının dönemsel yapısı nedeniyle tahsilat yıl içine eşit dağılmamaktadır. Nitekim Ocak–Temmuz döneminde tahsil edilen 836 milyar 84 milyon TL’lik kurumlar vergisinin 802 milyar 587 milyon TL’si kurumlar geçici vergisinden oluşmaktadır. Bu nedenle dönem içindeki rakamları yıl sonu görünümü gibi değerlendirmemek gerekir. Ocak–Temmuz döneminde kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 10,64 olarak gerçekleşmiştir.
2026 Temmuz ayı bütçe gerçekleşmeleri
2026 yılı Temmuz ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 1 trilyon 790,5 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 412,4 milyar TL ve bütçe açığı 378,1 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 1 trilyon 463,7 milyar TL ve faiz dışı açık ise 51,3 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.
Genel görünüm aşağıdaki tabloda bulunmaktadır.
Merkezi yönetim bütçesi 2025 yılı Temmuz ayında 23 milyar 862 milyon TL açık vermişken, 2026 yılı Temmuz ayında bütçe açığı 378 milyar 105 milyon TL’ye yükselmiştir. Ayrıca 2025 yılı Temmuz ayında 110 milyar 726 milyon TL faiz dışı fazla verilmişken, 2026 yılı Temmuz ayında 51 milyar 341 milyon TL faiz dışı açık verilmiştir.
2026 Ocak-Temmuz dönemi bütçe giderleri
2026 yılı Ocak-Temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 10 trilyon 520,7 milyar TL, bütçe gelirleri 9 trilyon 199,7 milyar TL ve bütçe açığı 1 trilyon 320,9 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca faiz dışı bütçe giderleri 8 trilyon 729,7 milyar TL, faiz dışı fazla ise 470,1 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.
Merkezi yönetim bütçesi 2025 yılı Ocak-Temmuz döneminde 1 trilyon 4 milyar 340 milyon TL açık vermişken, 2026 yılı Ocak-Temmuz döneminde bütçe açığı 1 trilyon 320 milyar 940 milyon TL’ye yükselmiştir. 2025 yılı Ocak-Temmuz döneminde 241 milyar 688 milyon TL faiz dışı fazla verilmişken, 2026 yılının aynı döneminde faiz dışı fazla 470 milyar 73 milyon TL’ye yükselmiştir.
2026 Ocak-Temmuz dönemi bütçe gelir gerçekleşmeleri
Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Temmuz dönemi itibarıyla 9 trilyon 199 milyar 742 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Vergi gelirleri 7 trilyon 854 milyar 582 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 1 trilyon 101 milyar 103 milyon TL olmuştur.
2025 yılı Ocak-Temmuz döneminde bütçe gelirleri 6 trilyon 695 milyar 494 milyon TL iken 2026 yılının aynı döneminde yüzde 37,4 oranında artarak 9 trilyon 199 milyar 742 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2026 yılı Ocak-Temmuz dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37,3 oranında artarak 7 trilyon 854 milyar 582 milyon TL olmuştur.
Aşağıdaki tabloda 2026 Ocak-Temmuz dönemi vergi gelirleri ve bu vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payları gösterilmiştir.
Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere 2026 Ocak-Temmuz döneminde KDV ve ÖTV’nin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 44,10; dolaylı vergilerin payı yüzde 59,59 ve dolaysız vergilerin payı ise yüzde 40,41 olarak gerçekleşti.
Bütçe hedefinin ne kadarı gerçekleşti?
Aşağıdaki tabloda, 2026 yılı bütçe hedefleri ile Ocak–Temmuz döneminde gerçekleşen tahsilat tutarları karşılaştırmalı olarak yer almaktadır.
Tabloya bakıldığında, 2026 yılının ilk yedi ayına ilişkin merkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerinin toplam gelirler ve vergi gelirleri bakımından bütçe hedefleriyle genel olarak uyumlu bir seyir izlediği görülmektedir. Merkezi yönetim gelirlerinin yıl sonu bütçe hedefinin yüzde 56,56’sına, vergi gelirlerinin ise yüzde 56,78’ine ulaşılmış olması, yılın yedi aylık bölümü itibarıyla dengeli bir görünüm ortaya koymaktadır.
Ancak vergi türleri itibarıyla yapılan değerlendirme, bütçe gelirlerinin farklı kaynaklardan farklı hızlarda beslendiğini ve yılın kalan beş ayına ilişkin önemli ipuçları verdiğini göstermektedir. Gelir ve kazanç üzerinden alınan vergilerde gerçekleşme oranı yüzde 59,52’ye ulaşırken, gelir vergisinde bu oran yüzde 63,04, kurumlar vergisinde ise yüzde 51,83 olarak gerçekleşmiştir. Özellikle gelir vergisinin yıllık bütçe hedefinin yaklaşık üçte ikisine daha ilk yedi ayda ulaşılmış olması dikkat çekmektedir.
Gelir vergisinin kendi içindeki dağılımı da ayrıca önemlidir. Ocak-Temmuz döneminde tahsil edilen 2 trilyon 217 milyar TL’lik gelir vergisinin yaklaşık 1 trilyon 991 milyar TL’si, yani yaklaşık yüzde 90’ı stopaj yoluyla tahsil edilmiştir. Bu durum, gelir vergisinin tahsilat yapısında kaynağında kesintinin ağırlığını koruduğunu göstermektedir. Beyana dayanan gelir vergisinde ise yıllık bütçe hedefinin şimdiden yüzde 94,57’sine ulaşılmıştır.
Kurumlar vergisinde farklı bir görünüm bulunmaktadır. Beyana dayanan kurumlar vergisinde gerçekleşme oranı yalnızca yüzde 5,76 düzeyinde kalırken, kurumlar geçici vergisinde yıllık hedefin yüzde 66,93’üne ulaşılmıştır. Dolayısıyla kurumlar vergisinin toplamında görülen yüzde 51,83’lük gerçekleşme oranı değerlendirilirken, verginin beyan ve ödeme takviminden kaynaklanan dönemsel etkilerin de dikkate alınması gerekmektedir.
Dâhilde alınan mal ve hizmet vergilerinde gerçekleşme oranı yüzde 52,35 düzeyindedir. Bu grup içinde dâhilde alınan KDV’de yıllık hedefin yüzde 58,78’ine ulaşılmış olmasına karşılık, toplam ÖTV’de gerçekleşme oranı yüzde 43,65’te kalmıştır. Buna rağmen toplam ÖTV tahsilatının yıllık bütçe hedefinin henüz yüzde 43,65’inde kalması, yılın kalan beş ayında bütçe hedefinin yakalanabilmesi için daha güçlü bir tahsilat performansına ihtiyaç olduğunu göstermektedir.
ÖTV’nin alt kalemlerinde ise önemli farklılıklar bulunmaktadır. Petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan ÖTV’de yıllık hedefin yalnızca yüzde 27,29’u tahsil edilmişken, motorlu taşıtlarda bu oran yüzde 44,16, alkollü içkilerde yüzde 51,89, tütün mamullerinde yüzde 55,43, kolalı gazozlarda yüzde 49,18, dayanıklı tüketim ve diğer mallarda ise yüzde 56,78 düzeyindedir. Özellikle petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan ÖTV’nin bütçe hedefinin oldukça gerisinde kalması, toplam ÖTV gerçekleşmesini aşağı çeken temel unsur olarak öne çıkmaktadır.
Buna karşılık Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi’nde yıllık hedefin yüzde 66,09’una, Şans Oyunları Vergisi’nde yüzde 66’sına ve Özel İletişim Vergisi’nde yüzde 57,48’ine ilk yedi ayda ulaşılmıştır. Bu kalemlerdeki gerçekleşme oranları, toplam vergi gelirlerinin gerçekleşme oranının üzerinde seyretmektedir.
Dâhilde alınan KDV ile ithalde alınan KDV tahsilatlarında yıllık bütçe hedefinin sırasıyla yüzde 58,78 ve yüzde 57,89’una ulaşılmış olması, iç tüketim ve ithalat üzerinden elde edilen KDV gelirlerinin bütçe hedeflerine oldukça yakın hızlarda ilerlediğini göstermektedir. Buna karşılık konaklama vergisinde gerçekleşme oranının yüzde 26,87’de kalması dikkat çekmektedir. Turizm sezonunun kalan aylarındaki tahsilat performansı, yıllık 18,1 milyar TL’lik bütçe hedefine ne ölçüde yaklaşılacağını gösterecektir.
Tablonun en dikkat çekici kalemlerinden biri yine Değerli Konut Vergisi’dir. Bu vergiden Ocak-Temmuz döneminde 302,8 milyon TL tahsil edilmiş ve böylece 144,9 milyon TL olan yıllık bütçe hedefinin yüzde 209,06’sına şimdiden ulaşılmıştır. Başka bir ifadeyle yıllık hedef, ilk yedi ayda iki katından fazla aşılmıştır. Bununla birlikte mutlak tahsilat tutarının toplam vergi gelirleri içindeki payının son derece düşük olması nedeniyle bu gelişmenin bütçe dengeleri üzerinde belirleyici bir etkisi bulunmamaktadır.
2026 yılının ilk yedi ayı sonunda bütçe gelirleri genel olarak yıllık hedeflerle uyumlu ilerlemektedir. Ancak vergi gelirlerinin bileşimi aynı ölçüde dengeli değildir. Gelir vergisi, BSMV ve bazı vergi kalemlerinde yıllık hedefin yüzde 60’ı aşılmışken, toplam ÖTV’de hedefin yüzde 43,65’i, petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan ÖTV’de ise yalnızca yüzde 27,29’u tahsil edilebilmiştir. Yılın kalan beş ayında özellikle bu kalemlerdeki gelişmeler, 2026 yılı vergi geliri hedeflerinin gerçekleşmesi bakımından belirleyici olacaktır.
Ocak-Temmuz 2026 ile geçen yıl aynı dönem vergi tahsilatı karşılaştırılması
2025 yılı Ocak-Temmuz döneminde bütçe gelirleri 6 trilyon 695 milyar 494 milyon TL iken 2026 yılının aynı döneminde yüzde 37,4 oranında artarak 9 trilyon 199 milyar 742 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. 2026 yılı Ocak-Temmuz dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37,3 oranında artarak 7 trilyon 854 milyar 582 milyon TL olmuştur.
Aşağıdaki tabloda vergi kalemleri bazında Ocak-Temmuz 2026 tahsilat tutarları ile geçen yılın aynı dönemdeki tahsilat tutarları ve değişim oranları bulunmaktadır.
Yukarıdaki tabloya göre 2026 yılının ilk yedi ayındaki bütçe gerçekleşmeleri, 2025 yılının aynı dönemine göre merkezi yönetim bütçe gelirlerinde yüzde 37,4, vergi gelirlerinde ise yüzde 37,3 oranında artış olduğunu göstermektedir.
Ancak vergi türleri itibarıyla artış oranları incelendiğinde oldukça farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Gelir vergisi (%53,3), kurumlar vergisi (%51,8), damga vergisi (%52,2), harçlar (%71,5) ve veraset ve intikal vergisindeki (%62,5) yüksek artışlar dikkat çekerken, toplam ÖTV gelirlerindeki artışın yalnızca yüzde 7,9 ile sınırlı kalması öne çıkmaktadır. Özellikle petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan ÖTV’nin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 34,5 oranında azalması, toplam ÖTV tahsilatındaki artışı sınırlayan en önemli unsur olmuştur.
Buna karşılık tütün ürünlerinden alınan ÖTV’nin yüzde 37,7, alkollü içkilerden alınan ÖTV’nin yüzde 29,8, motorlu taşıtlardan alınan ÖTV’nin yüzde 11,4 ve dayanıklı tüketim mallarından alınan ÖTV’nin yüzde 36,5 artması, petrol ve doğalgaz ürünlerindeki gerilemeyi telafi etmeye yetmemiştir.
Gelir vergisi içinde stopaj yoluyla tahsil edilen verginin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 51,7 artarak yaklaşık 1 trilyon 991 milyar TL’ye ulaşması dikkat çekmektedir. Toplam gelir vergisi tahsilatının yaklaşık yüzde 90’ının stopaj yoluyla gerçekleştirilmiş olması, gelir vergisinin tahsilat yapısında kaynağında kesintinin ağırlığını bir kez daha ortaya koymaktadır. Buna karşılık beyan yoluyla alınan gelir vergisi yaklaşık 187,4 milyar TL düzeyinde kalmıştır.
Kurumlar vergisinde ise farklı bir görünüm bulunmaktadır. Beyana dayanan kurumlar vergisi tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 91,7 azalırken, kurumlar geçici vergisi tahsilatı yüzde 201,5 artmıştır. Dolayısıyla kurumlar vergisindeki yüzde 51,8’lik toplam artış değerlendirilirken, tahsilatın kendi içindeki bu olağanüstü değişimin ve vergi takviminden kaynaklanan dönemsel etkilerin de dikkate alınması gerekmektedir.
İthalde alınan KDV’nin yüzde 29,8, dâhilde alınan KDV’nin ise yüzde 39,6 artması, tüketim üzerinden alınan vergilerdeki yüksek tahsilatın devam ettiğini göstermektedir. Ocak-Temmuz döneminde dâhilde alınan KDV yaklaşık 1 trilyon 147 milyar TL’ye, ithalde alınan KDV ise yaklaşık 1 trilyon 212 milyar TL’ye ulaşmıştır.
Diğer vergi kalemlerine bakıldığında özel iletişim vergisi tahsilatının yüzde 36,5, BSMV’nin yüzde 37,6 ve şans oyunları vergisinin yüzde 45 arttığı görülmektedir. Buna karşılık dijital hizmet vergisindeki artış yüzde 9,8 ile sınırlı kalırken, konaklama vergisi tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,2 azalmıştır.
2026 yılının ilk yedi ayında bütçe ve vergi gelirleri güçlü bir nominal artış göstermiş olsa da bu artış vergi türleri arasında homojen dağılmamıştır. Bir tarafta gelir vergisi, kurumlar vergisi ve damga vergisinde yüzde 50’yi, harçlarda ise yüzde 70’i aşan artışlar görülürken, diğer tarafta toplam ÖTV artışı yüzde 7,9’da kalmış; petrol ve doğalgaz ürünlerinden alınan ÖTV ile konaklama vergisinde ise tahsilat geçen yılın aynı döneminin gerisine düşmüştür.
Özellikle 7 trilyon 855 milyar TL’ye yaklaşan toplam vergi gelirinin 2 trilyon 217 milyar TL’sinin gelir vergisinden, bunun da yaklaşık 1 trilyon 991 milyar TL’sinin stopaj yoluyla tahsil edilmiş olması, 2026 yılı vergi gelirlerinin yapısı bakımından üzerinde ayrıca durulması gereken bir görünüm ortaya koymaktadır.
Sonuç ve genel değerlendirme
Bütün bu rakamları birlikte değerlendirdiğimizde, 2026 yılının ilk yedi ayında bütçe gelirlerinin yıllık hedeflerle büyük ölçüde uyumlu ilerlediği görülmektedir. Ancak asıl mesele bütçeye ne kadar vergi girdiğinden çok, bu verginin kimden ve hangi yolla toplandığıdır. Ocak-Temmuz döneminde 7 trilyon 855 milyar TL’ye yaklaşan vergi gelirinin yaklaşık yüzde 60’ının dolaylı vergilerden sağlanması, Türkiye’de vergi sisteminin ağırlık merkezinin hâlâ tüketim üzerinde bulunduğunu göstermektedir.
Gelir vergisindeki tablo ise daha da çarpıcıdır. 2025 yılında elde edilen gelirler için yaklaşık 5,5 milyon gelir vergisi beyannamesi verilerek rekor kırılmıştır. Hatta bu gelişme vergiye gönüllü uyumun ve kayıt dışılıkla mücadelenin başarısı olarak kamuoyuna açıklanmıştır. Ancak 2026 yılının ilk yedi aylık tahsilat rakamlarına bakıldığında, beyana dayanan gelir vergisinden tahsil edilen tutar yalnızca 187,4 milyar TL iken stopaj yoluyla tahsil edilen gelir vergisi 1 trilyon 991 milyar TL’ye yaklaşmaktadır. Başka bir ifadeyle toplam gelir vergisi tahsilatının yaklaşık yüzde 90’ı stopajdan, yalnızca yüzde 8,45’i beyana dayanan gelir vergisinden gelmektedir.
Beyanname sayısında rekor kırmak ile vergi yükünün adaletli dağılımını sağlamak aynı şey değildir. 5,5 milyon kişinin beyanname verdiği bir sistemde gelir vergisinin yaklaşık yüzde 90’ının hâlâ kaynağında kesinti yoluyla tahsil edilmesi, beyan esasının gelir vergisinin finansmanındaki ağırlığının son derece sınırlı kaldığını göstermektedir. Ücretini almadan vergisi kesilen çalışanlar ile diğer stopaja tabi gelir sahipleri sistemin en kolay ve en düzenli tahsilat kaynağı olmaya devam etmektedir.
Üstelik sorun yalnızca gelir vergisiyle sınırlı değildir. Toplam vergi gelirlerinin yüzde 59,59’unun dolaylı vergilerden oluşması, vergi yükünün bir başka kanaldan da tüketiciye taşındığını göstermektedir. Dolayısıyla ortaya oldukça tanıdık bir vergi mimarisi çıkmaktadır: Gelir elde edilirken stopaj, harcanırken KDV ve ÖTV. Vergi idaresi açısından tahsilatı kolay ve güvenli olan bu yapı, vergi adaleti açısından aynı ölçüde savunulabilir değildir.
Bu nedenle 2026 yılının ilk yedi aylık bütçe rakamlarının verdiği asıl mesaj, bütçe hedeflerinin ne ölçüde tutturulduğundan daha fazlasıdır. Vergi sisteminin yükünü kimin taşıdığı sorusu hâlâ önümüzde durmaktadır. Beyanname sayısındaki artış elbette önemlidir; kayıt dışılıkla mücadele açısından da değerlidir. Fakat gerçek bir vergi reformunun başarısı yalnızca daha fazla kişiye beyanname verdirmekle değil, beyan üzerinden alınan verginin sistem içindeki ağırlığını artırmak, ödeme gücünü daha güçlü biçimde vergilendirmek ve ücretli ile tüketicinin sırtındaki vergi yükünü hafifletmekle ölçülmelidir.
Belki de rakamların söylediğini en kısa şekilde şöyle ifade etmek mümkün: 5,5 milyon beyanname verilmiş olabilir; ama Türkiye’de verginin yükünü hâlâ büyük ölçüde beyan eden değil, vergisi kaynağında kesilen ve tüketirken vergi ödeyen taşıyor.