Buna göre, vergi incelemelerinde talep edilen bilgi ve belgeler standart hale getirilecek. Mükellefler, inceleme başlamadan önce kendilerinden istenecek bilgi ve belgeleri elektronik ortamda görecek, bunları standart biçimde Vergi Denetim Kurulu’na sunacak ve gerekli görürlerse düzeltme beyannamesi verebilecek. Amaç; gönüllü uyumu artırmak, mükellefin işini kolaylaştırmak ve incelemeleri hızlandırmak.
Ayrıntılar henüz belli olmamakla birlikte, prensip olarak yararlı bir sistem olacağı kanaatindeyim. Mükellef bakımından hukuki belirlilik, inceleme elemanı bakımından ise hız sağlayabilir.
OECD’nin standart denetim dosyası
Uygulamanın, OECD’nin Vergi İçin Standart Denetim Dosyası, yani SAF-T (Standard Audit File for Tax) yaklaşımından hareketle hazırlandığı belirtilmektedir.
SAF-T, işletmenin elektronik muhasebe sistemindeki kayıtların vergi denetimine elverişli standart bir elektronik dosya biçiminde dışarı aktarılmasını sağlar.
Dosyada yevmiye ve defter-i kebir kayıtlarının yanında müşteri, satıcı, fatura, ödeme, stok ve sabit kıymet verileri de bulunabilir. Dosyanın kapsamı ve sunulma zamanı her devletin kendi düzenlemesine göre belirlenir.
Türkiye’de muhasebe kayıtlarının büyük bölümü zaten elektronik ortamda tutulmaktadır. SAF-T’nin yeniliği, farklı muhasebe ve işlem verilerinin vergi idaresinin doğrudan okuyabileceği, karşılaştırabileceği ve analiz edebileceği ortak bir yapıda sunulmasıdır.
Böylece beyanname ile muhasebe kayıtları arasındaki farklılıklar, mükerrer kayıtlar, stok tutarsızlıkları ve KDV uyumsuzlukları gibi sıkıntılı durumlar daha hızlı saptanabilir.
Ancak SAF-T yalnızca muhasebe verisini denetlenebilir hale getirir; tek başına vergi ihlalini ortaya koymaz. Algoritma şüphe üretir, delil üretmez. Farklılıkların vergiyi doğuran bir olaya işaret edip etmediğinin inceleme ile ayrıca araştırılması gerekir.
Cevaplanması gereken sorular
Uygulamanın ayrıntıları görülmeden kesin değerlendirme yapmak mümkün değildir. Konu yalnızca mevcut muhasebe verilerinin teknik formatının standartlaştırılması ise bunun ayrıca kanunla düzenlenmesi gerekmeyebilir.
Ancak, mükellefe yeni ödevler getirilecekse bunun açık bir yasal dayanağa sahip olması gerekir.
Burada, mükelleften hangi bilgi ve belgelerin isteneceği, bunların sunulması için ne kadar süre tanınacağı, dosyanın hazırlanmasının ek muhasebe çalışması gerektirip gerektirmeyeceği ve dolayısıyla mükellef üzerinde yeni mali yükler yaratıp yaratmayacağı özel önem taşımaktadır.
Diğer mesele, dosyanın vergi incelemesi hukuken başlamadan önce mi, yoksa başladıktan sonra mı isteneceğidir. Açıklamada, “müfettişler inceleme sürecine başlamadan mükellefin düzeltme vermesine olanak tanınacaktır” denmesi, dosyanın inceleme başlamadan önce hazırlanacağına işaret etmektedir.
Vergi idaresi, VUK m. 148 ve devamı kapsamında inceleme öncesinde bilgi isteyebilir. Ancak, belirli bir mükellefin ayrıntılı muhasebe ve işlem verilerinin standart bir denetim dosyasına dönüştürülerek analiz edilmesi ve bu analiz sonucunda mükelleften beyanını değiştirmesinin beklenmesi, sıradan bir bilgi talebinden farklıdır.
Diğer yandan, gerek Anayasa Mahkemesi ve gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, ticari ve mesleki hayat, özel hayat kavramının dışında değildir. Dolayısıyla, Vergi Usul Kanunu’nun bilgi edinmeye ilişkin düzenlemeleri (md.148 vd.) kapsamında çözülebilecek bir durum için birden bire mükellefe inceleme ile yaklaşılması hukuka uygun değildir.
Nitekim, yürürlükteki Vergi İncelemelerinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik de, bir vergi müfettişinin görevlendirilmiş olmasını ve onun mükellefe incelemenin türü, konusu, dönemi ve vergi türüyle birlikte “incelemeye alınma gerekçesi”ni de içerecek şekilde incelemeye alındığını bildirmesini öngörmektedir.
Dolayısıyla, bir yandan kapsamlı muhasebe verileri toplanıp analiz edilirken diğer yandan inceleme sürecinin henüz başlamadığının söylenmesi açıklığa kavuşturulmalıdır. Önce veri alınıp ardından mı vergi riski üretilecektir? Yoksa mükellef, önceden belirlenmiş ve kendisine açıklanmış somut bir risk nedeniyle mi sisteme alınacaktır?
Kaldı ki; bir yandan incelemenin henüz başlamadığı belirtilip diğer yandan mükelleften düzeltme istenerek — pardon, ona düzeltme imkanı sunularak— Vergi Usul Hukuku’nda “incelemeye hazırlık” adı altında kanunda yer almayan yeni bir safha mı oluşturulmak istenmektedir?
Gizli uzlaşma mı geliyor?
28.7.2024 tarihli ve 7524 sayılı Kanun’la vergi aslı uzlaşma kapsamından çıkarılmıştır. Buna karşılık yeni uygulamada idare, henüz inceleme raporu ve tarhiyat bulunmadan veri analizinden çıkan sonucu mükellefin önüne koyabilecek; mükellef de “düzeltme” yapabilecektir. Burada uzlaşma komisyonu, görüşme ve tutanak yoktur. Ancak düzeltmenin nasıl belirleneceğine bağlı olarak benzer bir ekonomik sonuç doğması ihtimal dahilindedir.
Diğer yandan; VUK’ta “düzeltme”, md. 116 ve devamındaki vergi hatalarının giderilmesidir. Burada sözü edilen düzeltmenin hukuki niteliği ise belirsizdir. Pişmanlık hükümleri uygulanacak mıdır? Vergi ziyaı cezası kesilecek midir? Süreç izaha davet sayılacak mıdır? Beyanname verildiğinde inceleme kapanacak mıdır?
Bu sorular cevaplanmadan uygulama yalnızca teknik bir kolaylık olarak görülemez. Aksi halde, vergi aslı uzlaşmadan çıkarılmış, fakat mükellefin kendi beyanıyla kabulü başka bir ad altında geri getirilmiş olacaktır.