Hastalık raporları, işçinin geçici bir sağlık sorunu nedeniyle çalışamayacağı durumlarda başvurulan yasal bir haktır. Ancak uygulamada bazı işçilerin gerçekte hasta olmadıkları halde hastalık izni almak amacıyla gerçeğe aykırı rapor düzenlettikleri ya da bu raporu kötü niyetli şekilde kullandıkları görülmektedir. Bu davranış, iş sözleşmesinin temel ilkelerine aykırılık teşkil etmekte ve işverenin iş akdini feshetmesi açısından ciddi bir gerekçe oluşturmaktadır.
İş hukukunun temel ilkelerinden biri olan sadakat borcu, işçinin işverene karşı dürüst davranmasını, işverenin menfaatini korumasını ve zarar vermekten kaçınmasını ifade eder. Bu borç, iş sözleşmesinin kurulmasıyla başlar ve sözleşme sona erene kadar devam eder. Hasta olmadığı halde gerçeğe aykırı rapor almak, bu yükümlülüğün açık bir ihlali niteliğindedir. İşçinin bu raporu sunarak işe gelmemesi ve bu durumu belgeyle desteklemeye çalışması, dürüstlük kuralı ve sadakat borcu ile bağdaşmaz.
Bu durum, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e bendi kapsamında haklı nedenle derhal fesih sebebidir. Yargıtay, bu tür olayları doğruluk ve bağlılık kurallarına aykırı davranış olarak değerlendirmekte ve işverenin tazminatsız fesih hakkını kabul etmektedir.
İşverenler, gerçeğe aykırı rapor kullanımını önlemek ve tespit etmek için aşağıdaki adımları atabilir:
– Raporları SGK üzerinden doğrulamak.
– İşyeri hekimi ile süreci koordine etmek.
– Disiplin yönetmeliğine açık hükümler eklemek.
– Savunma isteme ve belge toplama süreçlerini dikkatli yürütmek.
– Rapor süresince çalışanın davranışlarını dikkatle izlemek.