Konkordato iflas değildir. İcra ve İflas Kanunu m. 285 ve devamı maddelerinde düzenlenen konkordato, borçlarını vadesinde ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan borçlunun, borçlarını yeniden yapılandırarak ticari faaliyetini sürdürmesini amaçlayan bir cebri icra kurumudur.
Bu yazıda, konkordato sürecinde şirketlerin sıklıkla yaptığı hataları ve izlemesi gereken hukuki yol haritasını ele alacağım.
1. Konkordato Başvurusundan Önce: Alacaklı Müzakeresi Şarttır
Uygulamada en sık yapılan hata, doğrudan mahkemeye başvurulmasıdır. Oysa mahkeme, İİK m. 286 kapsamında sunulacak konkordato ön projesinde, alacaklıların en az yarısını ikna edecek bir teklif olup olmadığını inceler.
Konkordato, bir dava değil, bir müzakere sürecidir. Şirket, konkordato ilan etmeden önce başlıca alacaklıları ile masaya oturmalı, borcun sürdürülebilirliğine ilişkin gerçekçi bir ödeme planı sunmalıdır. Alacaklının da menfaati, borçlunun batması değil, alacağını vadeye yayarak da olsa tahsil edebilmesidir.
Mahkeme aşamasına gelmeden yürütülen iyi niyetli müzakereler, hem geçici mühlet kararının alınmasını kolaylaştırmakta hem de komiser heyetinin raporunu olumlu yönde etkilemektedir.
2. Zamanlama: Konkordato Son Anda Başvurulacak Bir Yol Değildir
Kanun koyucu, konkordato için "borçlarını ödeyemeyen VEYA ödeyememe tehlikesi altında bulunan" borçlu ifadesini özellikle kullanmıştır. Yani çekleriniz yazılmış, icra takipleri başlamış olmanız gerekmez.
Konkordato ön projesi, şirketin son üç yıllık mali verileri, nakit akış tabloları ve makul güvence içeren finansal raporlarına dayanmak zorundadır. Son 2-3 ayda bozulan bir bilançoyla hazırlanan proje, konkordato komiseri tarafından samimi ve uygulanabilir bulunmamaktadır.
Ticari hayatta tehlike sinyalleri ortaya çıktığı anda - kısa vadeli borçların uzun vadeli borçları aşması, bir kredi borcunun başka bir kredi ile kapatılması, ciro artışına rağmen kasa mevcudunun sürekli ekside olması - profesyonel destek alınmalı ve ön proje hazırlığı başlamalıdır.
3. Mahkemeye Sunulan Dosyanın İçeriği Belirleyicidir
Mahkemeden geçici mühlet alınabilmesi için sunulması gereken belgeler İİK m. 286'da sayılmıştır. Ancak uygulamada mahkemelerin ve komiserlerin en çok dikkat ettiği üç husus vardır:
a) Gerçekçi Nakit Akış Projeksiyonu: 13 haftalık ve 12 aylık olmak üzere iki ayrı nakit akış tablosu hazırlanmalıdır. Bu tablo temennilere değil, mevcut sözleşmelere ve tahsilat kabiliyetine dayanmalıdır.
b) Alacaklı Sınıflandırması: Alacaklıların tamamına aynı oranda teklif sunmak projeyi zayıflatır. İmtiyazlı alacaklılar, rehinli alacaklılar, müstakbel tedarikçiler ve diğer alacaklılar ayrı sınıflandırılmalı ve her sınıfa özgü ödeme planı oluşturulmalıdır.
c) Mali Şeffaflık: E-fatura, e-defter, banka hareketleri ve stok kayıtlarının tam ve denetlenebilir olması, komiser heyetinin "şirket kayıtları güvenilirdir" raporu vermesini sağlar. Kayıt dışılık iddiası, projenin reddinin en sık gerekçelerinden biridir.
Sonuç
Konkordato, batan bir şirketi kurtaran sihirli bir değnek değildir. Doğru zamanda, doğru belgelerle ve müzakere kültürü ile başvurulduğunda şirketi yaşatan bir hukuki imkandır.
Şirket sahiplerine tavsiyem şudur: Konkordato dosyasını çekmecede hazır tutun. İhtiyaç duyduğunuz gün değil, ihtiyaç duyabileceğinizi hissettiğiniz gün hazırlayın. O gün geldiğinde 2 günde mahkemeye sunabilecek bir ön projeniz varsa, şirketiniz kurtulur.