Her yıl olduğu gibi, Ramazan öncesi kırmızı et fiyatı artmaya başladı. 2024 Ocak ayında kilosu 370 - 400 lira olan dana karkas etin fiyatı 600 liranın üzerine çıktı. Ulusal Kırmızı Et Konseyi verilerine göre 15 Ocak 2026 itibari ile dana arkası etin kilosu ortalama 601 lira oldu.
Bölge bazında bakıldığında Ege’de ortalama fiyat 602 lira, Marmara’da 603 lira, İç Anadolu’da 604 lira, Karadeniz Bölgesi ortalaması 620 lira. Fiyatı 600 lira altında olan bölgeler, Akdeniz 586,70 lira, Güneydoğu Anadolu 595 lira ve Doğu Anadolu bölge ortalaması 598 lira. Ülke genelinde aylık artış yüzde 13,8 olurken yıllık artış yüzde 61,3 oldu.
Kuzu yağsız etin kilosu ise ortalama 566 lira. Kuzu etinde aylık artış yüze 6,7 olurken yıllık artış yüzde 28 ile enflasyonun altında kaldı. Kuzu eti fiyatlarında bölgeler arasında büyük bir fark oluştu.
Kuzu karkas etin kilosu Marmara Bölgesi’nde ortalama 680 lira olurken, Ege’de 657,50 lira, Karadeniz Bölgesi’nde 555 lira, Akdeniz Bölgesi’nde 548 lira, Güneydoğu Anadolu’da 515 lira, İç Anadolu’da 510 lira ve Doğu Anadolu’da 502 lira oldu. Marmara Bölgesi ile Doğu Anadolu arasında kilo başına 178 liralık fark var. Bu farkın ortaya çıkmasındaki temel neden batıda fiyat artarken, Doğu, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da son bir yıldır fiyatın yerinde saymasından kaynaklanıyor.
Kırmızı et fiyatı neden artıyor?
Küçükbaş, özellikle kuzu eti fiyatları ile ilgili yaşanan sorunları anlatmadan önce, özellikle dana eti fiyatının artış nedenlerine bakalım. Kırmızı et fiyatındaki artışın tek bir nedeni yok. Birçok nedeni var.
1- Öncelikle yem başta olmak üzere girdi fiyatlarındaki fiyat artışı, kırmızı et fiyatlarının artmasındaki en önemli faktörlerden birisi. Yem hammaddeleri bakımından yüzde 55-60 dışa bağımlı olan Türkiye, dövizdeki her dalgalanmada yemde fiyat artışı ile karşı karşıya kalıyor. Yeni yıla girerken çiğ süt fiyatı belirlenmeden yeme zam geldi.
2- Hayvan hastalıkları, buzağı kayıpları fiyat artışındaki bir başka neden. Yaklaşık bir yıldır devam eden şap hastalığı nedeniyle hayvan sayısında ciddi azalma olurken, mevcut hayvanlarda da verim kaybı yaşanıyor.
3- Çiğ süt fiyatının baskılanması nedeniyle sütten para kazanamayan üreticinin hayvan sayısını azaltması veya tamamen sektörden çekilmesi sonucu azalan hayvan varlığı bir başka önemli faktör.
4- Ramazan ayında tüketimin artacağı bilindiğinden her Ramazan öncesi fiyat artışı olur. Ramazan’a 1-2 ay kala fiyatlar artırılır, sonra Tarım ve Orman Bakanlığı Ramazan ayı tedbirlerini açıklar. Çok sıkı denetim yapılacağı, fiyat artışına, fırsatçılara izin verilmeyeceği ilan edilir. Et fiyatını artıranlar bakanlığın açıklamasından sonra “fiyatlarımızı sabitliyoruz” diye açıklama yaparak bakanlığa destek verir. Halbuki, Ramazan öncesi zaten zam yapmışlardır.
5- Tabii ki temeldeki neden ise ithalat. Türkiye, 2010 yılından bu yana canlı hayvan ve et ithalatı yaparak kırmızı et fiyatlarını düşüreceği iddiasında. Ancak geçen 16 yılda et fiyatı düşmediği gibi, fiyat artışın en önemli nedenlerinden birisi ithalat oldu. Yapılan her ithalat içerdeki yerli besiciyi, yetiştiriciyi sektörden uzaklaştırıyor. İthalat nedeniyle içerde hayvan varlığı azalıyor. Hayvan varlığı azalınca üretim azalıyor ve fiyat artıyor. Fiyat artınca yeniden ve daha çok ithalat yapılıyor. Türkiye’nin bu ithalat sarmalından ve ithalat tuzağından çıkması gerekiyor.
6- Daha önce de yazmıştım, aslında fiyatlar biraz da bilinçli olarak artırılıyor. Fiyatları artırıp ithalata zemin hazırlıyorlar. İthalat olmazsa fiyatların daha çok artacağı iddia ediliyor. İthalatla fiyat düşseydi geçen 16 yılda düşerdi. Bu nedenle ithalattan geçinenler, ithalatı rant kapısı görenler fiyatın düşmesini istemiyor.
Tüketici et alamıyor
Tüketici tarafına bakarsak dana kıyma fiyatı ortalama 750-850 lira civarında. Dana kuşbaşının kilosu ise 850-950 lira. Kuzu pirzola 800-950 lira, kuzu kol 450-550 lira bandında. Et ve Süt Kurumu’nun ithal ederek marketlere temin ettiği etlerden elde edilen ve bazı marketlerde satılan dana kıymanın kilosu 485 lira, dana kuşbaşının kilosu ise 510 liradan satılıyor. Ancak, bu fiyattan satılan et miktarının çok sınırlı olduğunu da belirtmek gerekiyor.
Bu fiyatlarla emekli, memur, dar gelirli, asgari ücretli çalışanların et alamadığı, bu nedenle et talebinde de düşüş olduğu biliniyor. Bu kesimler et alabilse, fiyatın çok daha yüksek olacağı tahmin ediliyor.
Küçükbaşta Avrupa birinciliğinin üreticiye yararı yok
Asıl kriz küçükbaş hayvancılıkta yaşanıyor. Özellikle de Ankara’nın doğusunda büyük bir kriz var. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve bürokratları yeri geldiğinde “küçükbaş hayvancılıkta Avrupa’da birinciyiz” diye övünürken, bu birinciliğin yetiştiriciye, üreticiye bir faydası yok.
Yukarıda da belirttiğim gibi özellikle İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da küçükbaş hayvan eti fiyatı 1 yıldır yerinde sayıyor. Maliyetler artarken fiyatların yerinde sayması üreticinin zarar etmesi demek.
Doğu ile batı arasındaki fiyat farkı uçuruma dönüştü
Gaziantep Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Osman Türkman ile konuştum. Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu’da son bir yıldır toklu (12 ayını doldurmuş ve 36 ayı geçmemiş erkek koyun), kuzu fiyatının yerinde saydığını fiyatlarda bir artışı olmadığını söyledi.
Batıda, Marmara ve Ege’de kuzu karkasın kilosu 650-700 liraya geldi. Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu’da kuyruklu (Ak Karaman, Mor Karaman vb. kuyruklu koyun çeşidi) canlı fiyatı 230-260 lira seviyesinde. Bunun anlamı karkas olarak, kuyruksuz 430-480 lira demek.
Yaşanan bu fiyat farkının en önemli nedenlerinden birisi batıdaki kuzulardan farklı olarak Doğu, Güneydoğu ve İç Anadolu’daki toklu, kuzuların kuyruklu olması. Cins olarak kuyruklu olması. Kasaplar kuyruklu hayvanı tercih etmiyor. Hayvanın kuyruğu 8-12 kilo civarında. Bu kadar daha az et demek. Kuyruğun kilosu 180-190 liradan satılıyor.
Et ve Süt Kurumu devreye girmeli
Gaziantep Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Osman Türkman, küçükbaş hayvancılıkta yaşanan sorunları Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya ilettiklerini belirterek şunları söyledi: “Sayın Bakan hemen ilgilendi. Bizim isteğimiz; öncelikle yetiştiricinin elinde kalan ve kesime gelen hayvanların Et ve Süt Kurumu tarafından alınması. İhracatın önünün açılması ve kamu kurumlarının et ihtiyacının bu bölgeden karşılanması.
Sayın Bakan ‘tamam’ dedi. Kendisinin talimatları ile Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü ve yetkililer konuyla yakından ilgilendi. Bize elimizdeki hayvanları kuyruksuz olarak karkas şeklinde kilosunu 480 liradan alabileceklerini söylediler. Biz de onlara bu fiyatla alırsanız, yani kuyruksuz üreticinin eline karkas fiyat olarak kilo başına 410 - 420 lira geçmiş olur. Bunun en azından 520 liradan alınmasını talep ettik. Çünkü bu fiyat bile üreticiye zarar yazar. Fakat, canlı olarak kilosu 250 liraya gelmiş olur. Bizim amacımız, beklentimiz, elimizdeki hayvanların bir an önce satılması. Çünkü, bu hayvanlar besi süresini tamamlamış ve kesilmesi lazım. Biz hayvanları besliyoruz, yem veriyoruz. Ama kilo almıyor. Çünkü kesim zamanı geldi. Artık, yem yedikçe zarar ediyoruz.”
Hayvan varlığı azalıyor
Hayvan varlığının azalmasına rağmen bu 3 bölgede fiyatların bir yıldır yerinde saydığına dikkat çeken Türkman: “Hayvan sayısı azalıyor. Bizim bölgede yüzde 30-35 azalma var. Ülke genelinde de hayvan sayısı azalıyor. Gaziantep’te 340 bin baş olan anaç hayvan sayımız, 230 bin başa kadar düştü.” dedi
İhracatın da açılmasını ve desteklenmesini beklediklerini belirten Osman Türkman sözlerini şöyle sürdürdü: “Konuştuğumuz ihracatçılar toklu hayvanları canlı olarak kilosunu 240 – 260 liradan alabileceklerini söylüyor. Elimizde kesime gelmiş ciddi sayıda hayvan var. Bunun bir miktarı ihracata giderse piyasa rahatlar. Şu anda 1 milyon 200 bin baş civarında bekleyen hayvan olduğu tahmin ediliyor. Bunları sattığımız taktirde piyasada bir rahatlama olur ve kesime gelmiş beslediğimiz halde kilo almayan bize sürekli zarar veren hayvanları bir şekilde elimizden çıkarmış oluruz.”
Peşin satış yerine 45-60 gün vade veriliyor
Küçükbaş hayvancılıkta yaşanan bu krizi fırsata çevirenler de var. Daha önce peşin bedelle kuzu, toklu, koyun satışı yapılırken, üreticinin elinde hayvanların birikmesini fırsat bilenler 45 gün, 60 gün vade ile alıyorlar. Bu da sektör açısından ciddi bir sıkıntı.
Batıda fiyat yüksek, talep düşük
Et sektörünü yakından takip eden ve küçükbaş hayvancılığı en iyi bilenlerden biri olan Hüseyin Özşenoğulları, batı bölgesinde fiyatın arttığını ancak talebin yetersiz olduğunu söyledi. Kıvırcık kuzu etinin Balıkesir civarında kilo başına 700 lirayı bulduğunu belirten Özşenoğulları: “Fiyat yükseliyor ama alıcı yok, talep düşük. Üretici malını satamadıktan sonra fiyatın yüksek olmasının da bir anlamı olmuyor. Eskiden kuzular 18 kiloda kesilirdi, sonra 20 kiloya beklendi sonra 25 kiloya kadar geldi. Dolayısıyla baktığımızda batıda 680-700 olan kuzunun bıçak fiyatı Doğuda 500- 520 lira seviyelerinde. Fark çok açıldı” dedi.
Özetle, küçükbaş hayvancılıkta Avrupa’da birinci olmanın üreticiye bir faydası yok. Üretici, özellikle İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu’da bir yıldır aynı fiyata hayvanını, karkas eti satmak zorunda. Maliyetler artarken fiyatın artmaması üreticinin zarar etmesi demek. Et ve Süt Kurumu ithalat peşinde koştuğu kadar, asli görevi olan üreticiyi korumak için üreticinin elindeki hayvanları değerinde almalı ve üretimin devamlılığı sağlanmalı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı 2026 yılında “Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi”ni küçükbaş hayvancılıkta da uygulayacaklarını açıkladı. Umarım bunu da ithalatla yapmazlar. İthalat için bu proje yapılırsa kalan üreticiler de sektörden çıkacaktır.
Kuyruk yağı ve deri talebi düştü
Koyun yetiştiriciliği yapanlar sadece et ve sütten değil, kuyruk yağından, hayvanın derisinden de gelir elde eder. Ancak kuyruk yağı ve derideki fiyat düşüşü nedeniyle üretici para kazanamıyor. Hatta bazı üreticiler, kuyruk yağı talebindeki düşüşün nedenini “acaba komşu ülkelerden el altından kuyruk yağı mı geliyor” diye düşünüyor. Bu konudaki endişelerini dile getiriyor
Yine bir başka önemli sorun, deri fiyatlarındaki sert düşüş. Deri de para etmiyor. Koyunda deri ile bağırsaklar birlikte satılıyor. Şu anda 200 lira civarında fiyat veriliyor. Alıcısı da çok yok. Deri artı bağırsak fiyatı 500 liranın altına hiç düşmemişti, 600 - 700 liraya hatta bir ara 1000 liraya çıktı.
Üreticiler, aldıkları duyumlara göre, İngiltere ve İtalya başta olmak üzere Avrupa’nın deriyi bedavaya verdiklerini söylüyor. Bir derinin yıkanması için 200 litre su harcanıyor. Bu suyu harcamak yerine deriyi bedava vermeyi tercih ediyorlar. Üreticiler, Türkiye’nin nasıl ki Avrupa’nın çöpünü alıyorsa, derinin de dışarıdan bedavaya geldiğine inanıyor.
Ali Ekber YILDIRIM-Ekonomim