Değerli okurlar, son günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek basına vergi ile ilgili çok sayıda açıklama yapıyor. Bu pek alışık olduğumuz bir durum değil.

Bugünkü yazımda Mehmet Şimşek'in kamuoyuna yaptığı asgari kurumlar vergisi hakkındaki açıklamaları ile ilgili görüşlerimi paylaşacağım.

T24 Yıllık (Ocak-Aralık 2024)'te yayımlanan "Vergide sıkılaştırma dönemi" başlıklı yazımda, 2024'ün önemli bir vergi başlığının asgari kurumlar vergisi olacağını gerek küresel gerekse lokal düzeyde bu konunun 2024'te çok konuşulacağını belirtmiştim. Hazine ve Maliye Bakanlığının bu konudaki hazırlıklarını önemli ölçüde tamamladığını da ilave etmiştim.

Bugün geldiğimiz noktada yasal düzenleme hazırlıklarının da tamamlandığını ve 2024 yılından geçerli olmak üzere OECD düzenlemelerine uygun yasal düzenlemelerin hayata geçirilmek üzere olduğunu söyleyebiliriz.

Bakan Şimşek'in OECD'nin asgari kurumlar vergisine geçtiği, bizim de çokuluslu şirketler için asgari kurumlar vergisi getireceğimiz yönündeki açıklamaları sürpriz değil. Bu beklenen bir düzenleme zaten. Çünkü birçok ülke bu konudaki yasal düzenlemelerini çoktan yürürlüğe koydu.

Küresel asgari kurumlar vergisi uygulaması, yıllık geliri 750 milyon Euro veya daha fazla olan çok uluslu şirketlerin, faaliyet gösterdikleri her bir ülkede elde ettikleri gelirler üzerinden, asgari düzeyde vergi alınmasını sağlamak için öngörülüyor. Bu kapsamda, küresel asgari kurumlar vergisi oranı yüzde 15 olarak belirlenmiş bulunuyor. Yani çokuluslu işletmelerin, düşük vergileme yapılan veya hiç vergileme yapılmayan ülkelerdeki şube ve iştiraklerinin en az yüzde 15 oranında vergi yüküne katlanmaları amaçlanıyor.

Bu düzenlemeyi biz de bir an önce yürürlüğe koymak durumundayız, eğer koymazsak bu konuda ülke olarak zarar edeceğiz. Bu nedenle, Türkiye'de bulunan şube ve iştiraklerinin yüzde 15'ten düşük efektif vergilemeye tabi tutulduğu global şirketlerin ülkemizin almadığı vergiyi (veya eksik alınan kısmı) almasını önlemek için, bunu bizim almamızı sağlayacak düzenlemeleri bir an önce hayata geçirmek durumundayız.

Bu kapsamda yatırım teşvik tedbiri olarak uygulanan indirimli kurumlar vergisi uygulaması özel bir önem taşıyor. Eğer yatırım teşvik mevzuatını, bu teşvik unsurunun etkisini azaltmadan indirimli kurumlar vergisine tabi kurum kazançları yönünden en az yüzde 15 kurumlar vergisi tahsil edilecek şekilde revize etmezsek, bizim almadığımız vergiyi çok uluslu işletmelerin merkezinin bulunduğu ülke alacak!

Beklediğimiz düzenleme, teşvikli yatırımlara ilişkin kurumlar vergisinin en az yüzde 15 oranında tahsil edilmesini sağlamak, ancak bu teşviki ikame edecek başka destek unsurlarıyla yatırımcılara kullandırmak.

Gelen haberlerden Maliye Bakanlığının bu konuda gerekli tüm hazırlıkları yaptığını ve ülkemizin zarara uğramayacağını anlıyoruz.

Bakanın açıklamalarının asıl merak edilen kısmı lokal asgari kurumlar vergisine ilişkin. 2022 yılı için bazı istisna ve indirimleri uygulayan kurumlar vergisi mükellefleri için "ek vergi" adı altında asgari bir kurumlar vergisi ödenmesi öngörülmüştü. Anayasal ilkeler açısından sorunlu bu düzenleme pek çok kurum tarafından Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle dava edildi, ancak Anayasa Mahkemesi deprem gerekçesiyle düzenlemeyi Anayasaya aykırı bulmadı.

Şimdi benzer bir düzenlemenin tüm kurumlar vergisi mükelleflerini kapsayacak şekilde yapılması öngörülüyor. Yani ister teşvik isterse istisna veya indirim uygulaması olsun efektif kurumlar vergisi yükünün en az yüzde 15 oranında olması isteniyor.

Geçmişte buna benzer bir düzenleme vardı. 5422 sayılı mülga Kurumlar Vergisi Kanununa 3824 sayılı Kanunla 1992 yılında eklenen mükerrer 25'inci maddesine göre kurumların, kurumlar vergisinden muaf veya müstesna kazançları ile kazançtan indirim konusu yapılan gelirlerinin (iştirak kazançları hariç) bulunması halinde, ödeyecekleri verginin kanuni kurumlar vergisi oranının yüzde 50'sinden az olamayacağı hükme bağlanmıştı. Bu uygulama 3946 sayılı Kanunla 1.1.1994 tarihi itibariyle yürürlükten kaldırılmıştı.

Lokal asgari kurumlar vergisine ilişkin önerilerim

Eğer lokal asgari kurumlar vergisine ilişkin bir düzenleme yapılacaksa, öncelikle iştirak kazançları istisnası üzerinden asgari kurumlar vergisi alınmayacağı hususunun yasal düzenlemede açıkça belirtilmesi gerekir. Çünkü bu istisna gerçek bir istisna değil, mükerrer vergilemeyi önlemeye yönelik bir düzenlemedir.

Emisyon primi üzerinden de asgari kurumlar vergisi alınmaması gerekir. Çünkü emisyon primi de gerçek bir kurum kazancı değildir, sermaye benzeri bir öz sermaye unsurudur. Ortaklarca işletmeye konulan paralardır. Kurum kazancına dahil edilmemesi gerekir.

Zarar olsa dahi asgari vergi alınacağı yönünde haberlere rastlıyoruz, bu da kabul edilemez. Eğer bu doğrultuda düzenleme yapılırsa düzenlemenin bu yönüyle Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi kaçınılmazdır.

Ayrıca asgari kurumlar vergisi oranı olarak yüzde 15 oranı asla düşünülmemelidir. Çünkü bu oran çok yüksektir, asgari kurumlar vergisi oranı kazancın niteliğine göre yüzde 5 veya yüzde 10 olarak belirlenmeli, Cumhurbaşkanına bu konuda sadece indirim yetkisi verilmelidir.

T24 | Erdoğan SAĞLAM

Editör: Hakan UYSAL