GÜNDEM

Mali tatil 1 Temmuz Çarşamba günü başlıyor…

Mahkeme kararı veya Cumhuriyet savcılığının talebi üzerine ya da Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler hariç olmak üzere, mali tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazı istenemez ve mükellefin işyerinde incelemeye başlanamaz

Abone Ol

Vergi idaresi, mükelleflerin ve vergi sorumlularının yükümlülüklerini belirlenen süreler içinde yerine getirmelerini bekler. Bu süreler kimi zaman kanunla, kimi zaman da idari düzenlemelerle belirlenir. Beyanname verme, vergi ödeme ve başvuru süreleri bunların en bilinen örnekleridir.

Ancak bazı durumlarda bu süreler uzayabilmekte hatta işlememektedir. Mükellefler lehine sonuç doğuran bu uygulamalardan biri de mali tatildir.

5604 sayılı Malî Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun (MTİEHK), kamuoyunda çoğu zaman vergiyle ilgili işlerin durduğu bir “dinlenme dönemi” olarak algılansa da gerçekte durum bundan farklıdır. Mali tatil süresince vergi sistemi işlemeye devam eder; ancak bazı vergisel yükümlülüklere ve hak arama yollarına ilişkin süreler durur ya da uzar.

Kural olarak mali tatil her yıl 1 Temmuz'da başlar ve 20 Temmuz'da sona erer. Bununla birlikte 5604 sayılı Kanun’un 1’inci maddesine göre, haziran ayının son gününün resmî tatile rastlaması halinde mali tatil, temmuz ayının ilk iş gününü izleyen günden itibaren başlar.

Bu yıl haziran ayının son günü olan 30 Haziran salı gününe denk geldiğinden mali tatil 1 Temmuz Çarşamba günü başlayacak ve 20 Temmuz Pazartesi günü sona erecektir.

Mali tatil yalnızca beyan ve ödeme sürelerini etkilemez. Uzlaşma başvuruları, vergi mahkemelerinde dava açma süreleri ve bazı bilgi verme yükümlülükleri bakımından da önemli sonuçlar doğurur.

Bu nedenle mali tatilin hangi süreleri uzattığının ve hangi sürelerin bu dönemde işlemediğinin bilinmesinde fayda vardır.

Mali tatil nedeniyle aşağıda yazılı süreler uzar

5604 sayılı Malî Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun'un 1'inci maddesinin ikinci fıkrasına göre, son günü mali tatile rastlayan bazı süreler, mali tatilin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.

Bu kapsamda;

  • Beyana dayalı tarhiyatta kanuni süresinde verilmesi gereken beyannamelerin verilme süreleri,
  • İkmalen, re'sen veya idarece yapılan tarhiyatlarda vadesi mali tatile rastlayan vergi, resim ve harçlar ile vergi cezaları ve gecikme faizlerinin ödeme süreleri,
  • Uzlaşma talebi veya cezada indirim hükümlerinden yararlanmak amacıyla yapılacak başvurulara ilişkin süreler,
  • Devamlı bilgi verme hükümleri kapsamında verilmesi gereken bilgilere ilişkin süreler, mali tatil nedeniyle uzayan süreler arasında yer almaktadır.

Buna göre, yukarıdaki işlemlere ilişkin sürenin son günü 2026 yılında 1-20 Temmuz tarihleri arasına rastlıyorsa, ilgili süre 27 Temmuz 2026 tarihine kadar uzamış sayılacaktır.

Bununla birlikte mükelleflerin mali tatilin sona ermesini beklemeleri zorunlu değildir. Dileyen mükellefler beyannamelerini mali tatil süresinde verebilir, vergi borçlarını da süresinden önce ödeyebilirler.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bu sürelerin uzaması için sürenin son gününün mali tatil dönemine rastlaması gerekir.

Örneğin, 10 Haziran 2026 tarihinde tebliğ edilen bir vergi/ceza ihbarnamesine karşı uzlaşma başvurusunda bulunmak isteyen kişinin, tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde başvuru yapması gerekir. Bu durumda başvuru süresinin son günü 10 Temmuz 2026 tarihine denk gelmektedir. Son gün mali tatil içinde kaldığından, uzlaşma başvurusu için son tarih 27 Temmuz 2026 olacaktır.

Buna karşılık aynı ihbarname 30 Haziran 2026 tarihinde tebliğ edilmiş olsaydı, uzlaşma başvurusunun son günü 30 Temmuz 2026 tarihine denk gelecekti. Bu tarih mali tatil süresi içinde yer almadığından başvuru süresi uzamayacak ve başvurunun en geç 30 Temmuz 2026 tarihinde yapılması gerekecekti.

21 ilã 25 Temmuz’da biten sürelere ilişkin

5604 sayılı Kanun'un 1'inci maddesinin altıncı fıkrasına göre, mali tatilin sona erdiği günü izleyen beş gün içinde sona eren kanuni ve idari süreler, mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren beşinci günün mesai saati bitiminde sona ermiş sayılır.

Buna göre, 2026 yılında son günü 21-25 Temmuz tarihleri arasına rastlayan kanuni ve idari süreler, 25 Temmuz 2026 günü mesai saati sonuna kadar uzamış olacaktır.

Örneğin, 23 Haziran 2026 tarihinde tebliğ edilen bir vergi/ceza ihbarnamesine ilişkin uzlaşma başvurusunda bulunmak isteyen kişinin normal koşullarda en geç 23 Temmuz 2026 tarihinde başvuru yapması gerekir. Ancak başvuru süresinin son günü mali tatilin bitimini izleyen beş günlük süre içerisinde kaldığından, başvuru süresi 25 Temmuz 2026 tarihine kadar uzayacaktır.

Dolayısıyla mükellef ister 23 Temmuz'da isterse 25 Temmuz günü mesai saati sonuna kadar başvurusunu yapabilecektir.

Beyanname verme süresi mali tatil nedeniyle uzamış olan vergilerde ödeme süresi

Mali tatil yalnızca beyanname verme süresini değil, bu beyanname üzerine tahakkuk eden verginin ödeme süresini de etkileyebilmektedir. Nitekim 5604 sayılı Kanun'un 1'inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre, beyana dayanan ve beyanname verme süresi mali tatil nedeniyle uzayan vergilerde ödeme süresi de uzayan beyanname verme süresinin son gününü izleyen günün mesai saati bitimine kadar uzamış sayılır. Ancak bu uzamanın aynı ay içerisinde kalması gerekmektedir.

Örneğin, normal şartlarda 20 Temmuz 2026 tarihinde verilmesi gereken ve mali tatil kapsamında bulunan bir beyannamenin verilme süresi mali tatil nedeniyle 27 Temmuz 2026 tarihine uzamışsa, bu beyanname üzerine tahakkuk eden verginin ödeme süresi de 28 Temmuz 2026 günü mesai saati sonuna kadar uzayacaktır.

Mali tatil nedeniyle işlemeyen süreler

5604 sayılı Kanun'un 1'inci maddesinin üçüncü fıkrasında, mali tatil nedeniyle işlemeyen süreler düzenlenmiştir. Burada sürelerin uzamasından değil, belirli sürelerin mali tatil boyunca işlememesinden söz edilmektedir. Bu nedenle aşağıda belirtilen işlemlerde sürenin son gününün mali tatile rastlaması şart değildir.

Sürenin herhangi bir kısmının mali tatile denk gelmesi halinde, mali tatile isabet eden günler hesaba katılmaz ve süre mali tatilin sona ermesinden sonra kaldığı yerden işlemeye devam eder.

Bu kapsamda;

  • Muhasebe kayıt süreleri,
  • Vergi Usul Kanunu'nun 153 ila 170'inci maddeleri arasında düzenlenen bildirme süreleri,
  • Vergiyle ilgili işlemlere ilişkin dava açma süreleri, mali tatil süresince işlemez.

Örneğin, 9 Haziran 2026 tarihinde tebliğ edilen bir vergi/ceza ihbarnamesine karşı vergi mahkemesinde dava açma süresi, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 30 gündür. Bu durumda dava açma süresinin son günü 9 Temmuz 2026 tarihine denk gelmektedir. Ancak 1-9 Temmuz tarihleri arasındaki dokuz günlük süre mali tatile rastladığından işlemez. Bu nedenle dava açma süresi, mali tatilin sona erdiği 20 Temmuz tarihini izleyen dokuzuncu günün sonuna kadar uzar ve son gün 29 Temmuz 2026 olur.

Üstelik bu tarih adli tatil dönemine rastladığından, dava açma süresi bu kez adli tatil hükümleri nedeniyle 7 Eylül 2026 tarihine kadar uzayacaktır.

Ancak burada önemli bir ayrıntı bulunmaktadır. Mali tatil nedeniyle işlemeyen süreler, vergi mahkemelerinde dava açma sürelerini kapsamakta; istinaf ve temyiz başvuru sürelerini kapsamamaktadır.

Nitekim Danıştay 7. Dairesinin 10.12.2020 tarih ve E.2020/3698, K.2020/5076 sayılı kararında, mali tatil süresince temyiz başvuru süresinin işlemeye devam edeceği, kanun hükmünün temyiz sürelerini kapsamadığı belirtilmiştir.

Bu nedenle istinaf ve temyiz başvuru süreleri bakımından mali tatile dayanılarak ek süre hesaplanmamalıdır.

Tüm vergilere mali tatil uygulanır mı?

Mali tatil her vergi türü bakımından uygulanmaz. 5604 sayılı Kanun kapsamında bazı vergiler ve kamu alacakları bu düzenlemenin dışında bırakılmıştır.

Bu kapsamda; özel tüketim vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, özel iletişim vergisi, şans oyunları vergisi ile gümrük idareleri, il özel idareleri ve belediyeler tarafından tarh ve/veya tahsil edilen vergi, resim ve harçlar bakımından mali tatil hükümleri uygulanmamaktadır.

Mali tatil süresince inceleme olabilir mi?

Mahkeme kararı veya Cumhuriyet savcılığının talebi üzerine ya da Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre yapılan aramalı incelemeler hariç olmak üzere, mali tatil süresince inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazı istenemez ve mükellefin işyerinde incelemeye başlanamaz (MTİEHK m.1/4).

Ancak bu düzenleme, Vergi Usul Kanunu’nda yapılan değişiklikler sonrasında tartışmalı hale gelmiştir. 7338 sayılı Kanun ile değiştirilen VUK m.139 hükmü uyarınca vergi incelemesinin esas olarak dairede yapılması esası benimsenmiştir. Bu nedenle, “mükellefin işyerinde incelemeye başlanamaz” şeklindeki ifade uygulama bakımından eski anlamını büyük ölçüde yitirmiş görünmektedir.

Bu çerçevede, mali tatilde inceleme yasağının kapsamı, mevcut yasal çerçeve dikkate alındığında daralmış bir alan olarak değerlendirilmektedir.