MEVZUAT

Mükellefleri bekleyen yeni hukuki çıkmaz

7524 sayılı Kanun, uzlaşma kurumunda köklü değişiklikler yapmakla birlikte uygulamada ortaya çıkan iki önemli hukuki soruya henüz yargı tarafından verilmiş net bir cevap bulunmamaktadır.

Abone Ol

VERGİ ASLI DAVADA CEZA UZLAŞMADA

Birinci sorun, 7524 sayılı Kanunla vergi asılları uzlaşma kapsamı dışında tutulmuştur. Buna rağmen mükellefin vergi yönünden de uzlaşma başvurusu yaparak dava açma süresini kaçırması halinde, açılan davanın süre yönünden kabul edilip edilmeyeceğidir.

İlk bakışta bu soruya, geçmiş içtihatlar nedeniyle olumsuz cevap verilebileceği düşünülebilir. Gerçekten de Danıştay'ın yerleşik kararlarında, kanunen uzlaşma kapsamında bulunmayan vergi veya cezalar için yapılan uzlaşma başvurularının dava açma süresini durdurmayacağı kabul edilmektedir.

UZLAŞMA BAŞVURUSU DAVA AÇMA SÜRESİNİ KORUR MU?

Ancak 7524 sayılı Kanun sonrasında ortaya çıkan durum, önceki uyuşmazlıklardan önemli ölçüde farklıdır. Çünkü yaklaşık altmış yıldır vergi aslı ile vergi ziyaı cezası birlikte uzlaşmaya konu edilmekte; mükellefler de bu yerleşik uygulamaya göre hareket etmektedir.

7524 sayılı Kanun yalnızca vergi asıllarını uzlaşma kapsamı dışına çıkarmıştır.
Buna rağmen vergi ve ceza aynı ihbarname ile tebliğ edilmekte, ihbarnamelerde yetkili uzlaşma komisyonu vergi ve ceza ayrımı yapılmadan gösterilmekte ve uzlaşma davet yazılarında kullanılan matbu belgeler mükellefte önceki uygulamanın devam ettiği yönünde bir kanaat oluşturmaya devam etmiştir.

Bu nedenle 7524 sayılı Kanun sonrasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların, eski içtihatlarla birebir çözümlenip çözümlenemeyeceği tartışmalıdır. Hukuki güvenlik, meşru beklenti, yanıltıcı işlem ilkeleri çerçevesinde yargının bu yeni duruma farklı yaklaşması düşünülebilir.

Bir sonuç getirir mi bilinmez ama ihbarname ile tebliğ edilen vergi aslı ile buna bağlı vergi ziyaı cezasının tek bir tarhiyat işleminin unsurları olduğu, ceza yönünden uzlaşmanın dava açma süresine etkisinin vergi aslı bakımından da sonuç doğurması gerektiği ileri sürülebilir.

KANUNİ DÜZENLEME GEREKİYOR

Bununla birlikte, 7524 sayılı Kanun sonrasında bu gerekçelerle dava açma süresini koruyan veya uyuşmazlığın esasına giren emsal nitelikte bir yargı kararına henüz rastlanmamıştır. Ancak yaklaşık altmış yıllık yerleşik uygulama nedeniyle çok sayıda mükellefin aynı yanılgıya düşmesi kaçınılmazdır. Bu nedenle, vergi asılları yönünden yapılan uzlaşma başvurusunun da dava açma süresini koruyacağının açık bir kanun hükmüyle düzenlenmesinde yarar vardır.

Mükelleflerin isterlerse vergi asılları bakımından genel dava açma süresi içinde doğrudan dava açabilmelerine, isterlerse cezalar yönünden yürütülen uzlaşma görüşmelerinin sonucuna göre kanunda öngörülen süre içerisinde vergi aslı ve ceza için birlikte dava açabilmelerine imkân tanınması, mükellef mağduriyetini gidermek bakımından önemli görünmektedir. Usul ekonomisi de bunu gerektirmektedir.

VERGİ DAVASI KAZANILIRSA UZLAŞILAN CEZAYA NE OLACAK

İkinci sorun ise en az birincisi kadar önemlidir. 7524 sayılı Kanun sonrasında mükellef cezalar yönünden uzlaşarak uzlaşılan tutarları ödemiş, buna karşılık vergi asılları için dava açmış ve davayı kazanmışsa; vergi aslı ortadan kalktığı gerekçesiyle uzlaşma sonucu ödediği vergi ziyaı cezalarını geri isteyip isteyemeyeceği belirsizliğini korumaktadır.

Bu konuda da 7524 sayılı Kanun sonrasında verilmiş doğrudan bir yargı kararı veya emsal tespit edilememiştir. İncelenen kararlar daha çok, Vergi Usul Kanunu Ek 6’ncı madde uyarınca uzlaşma tutanaklarının kesin olduğu ve üzerinde uzlaşılan hususlar hakkında dava açılamayacağı ilkesine dayanmaktadır.

Ancak burada klasik uzlaşma uyuşmazlıklarından farklı bir durum bulunmaktadır. Çünkü mükellef uzlaşmayı değil, uzlaşmanın dayanağını oluşturan vergi aslını yargı kararıyla ortadan kaldırmaktadır. Vergi ziyaı cezasının vergi aslına bağlı olması karşısında, vergi tamamen kaldırıldığı halde uzlaşma kapsamında ödenen cezanın hukuki akıbetinin ne olacağı konusunda henüz oluşmuş bir içtihat bulunmamaktadır.

ÇÖZÜM NEREDE

7524 sayılı Kanun'un uygulanması bakımından bugün itibarıyla iki temel belirsizlik devam etmektedir. Bunlardan ilki, uzlaşma başvurusunun dava açma süresini koruyup korumadığıdır. İkincisi ise vergi davasının kazanılması hâlinde uzlaşma sonucu ödenen cezanın geri alınıp alınamayacağıdır.

İkinci sorunun çözümü büyük ölçüde yargının oluşturacağı içtihatlara bağlı görünmektedir. Buna karşılık birinci sorunun, mükelleflerin yaklaşık altmış yıllık yerleşik uygulamadan kaynaklanan haklı beklentilerini de dikkate alacak şekilde, kanun koyucu tarafından açık bir yasal düzenlemeyle çözüme kavuşturulması hukuki güvenlik bakımından zorunludur.

Yusuf İleri | Odatv.com