Öncelikle, basın dünyasında yeni bir başlangıç olarak hayata geçen “Nasıl Bir Ekonomi” ve “ekonomim.com”a yayın döneminde başarılar diliyorum. Bu vesileyle, “nasıl bir gümrükleme” talebimizi de dile getirmek istiyorum. Ekonomi olmadan gümrük olmayacağına göre, dış ticaret yapımız gereği gümrük olmadan da bir ekonomi olamayacağı aşikâr. İthalata dayalı büyüme modeli olan bir ekonomide dış ticaret işlemleri de oldukça önemli. İzlenen vergi politikası, vergi dışı önlemler ve işlem maliyetleri üretimi, ihracatı ve istihdamı ciddi anlamda doğrudan etkiliyor.

Geleneksel gümrükleme modeli ne anlama geliyor?

43 yıl önce; 24 Ocak Kararları 43 yıl önce; 24 Ocak Kararları

Gümrük uygulamamız mevcut kanundan kaynaklı olarak beyan sistemine dayalı icra ediliyor. Her bir eşya veya araç gümrük sınırından geçtiğinde bir gümrük işlemine tabi tutuluyor ve bir beyana konu ediliyor. Mevcut sistemde ticari bir eşyanın değerinden bağımsız beyan edilmeme durumu söz konusu olmazken gayri ticari ürünlerde belirli limitlerde bazı beyan istisnalarına yer veriliyor. Teknik anlamda her bir eşya bir beyan ile gümrük işlemine tabi tutuluyor. Bunun anlamı da beyanname sayısının yüksekliği olarak karşımıza çıkıyor. 2017’lerde 15 milyon adet ithalat ve ihracat beyannamesi varken bu sayının bu yıl 18 milyonlara ulaşması bekleniyor.

Her bir işlemin ayrı bir beyana konu edilmesi ciddi anlamda bir kırtasiyecilik yaratıyor. Üzerine bir de her bir işlem için gerekli belge sayısının fazla olması, durumu daha da karmaşık bir hale getiriyor. Tam olarak söylemek istediğimize, Ticaret Bakanlığının 2018’de yayımladığı ‘Dış Ticaret İşlemlerine İlişkin Belge ve Maliyetlerin Azaltılması ve Bu Konudaki Farkındalığın Artırılması Çalıştay Raporu’nda yer veriliyor. Öncelikle, oldukça detaylı bu çalışma için Bakanlığımıza ve çalışmaya katılan sektör temsilcilerine teşekkür ediyoruz.

Çalışmada, kullanılan belge sayısı ithalat için 187, ihracat için ise 126 olarak tespit ediliyor. Toplam kullanılan belge sayısı 313 oluyor. Bu belgelerin büyük çoğunluğu Ticaret Bakanlığı dışındaki diğer kurumlardan temin edilmesi gereken belgeler, çünkü eşya özelliğine göre diğer kurumlar tarafından izin/onay/lisans alınmadan ithalat veya ihracat işlemleri tamamlanamıyor. Diğer kurumlar kendi yetkilerinde olan bu izin sürecini gümrükler üzerinden tamamlıyor. Bu da gümrük işlemlerinin uzamasına ve gümrükte geçen sürenin artmasına neden oluyor. Tek Pencere Sistemi, bu belgelerin hızlı temin edilmesi adına ciddi bir katkı sağlamış durumda. Örneğin; ithalatta 143 adet belge TPS üzerinden temin edilebiliyor, ama halen gidilecek yol var gibi duruyor.

Yeni bir yaklaşım şart

İlk olarak beyan yönteminde bir değişiklik yapılması gerekiyor. Her bir işlem için ayrı ayrı beyanname açarak vergileme ya da izin kontrolü yapmak yerine, dönemsel beyanname verilerek vergi ödemesi ya da izin alma süreçleri getirilebilir. Aylık ya da üçer aylık dönemler ile şirketlerin gümrük idaresine vereceği bir beyanname ile bu süreç tamamlanabilir. Buna benzer uygulamalara vergi dairesinde rastlıyoruz. İlk etapta usulün farklılığı sebebiyle buna temel bir itiraz gelebilir. Haklı olan bu itiraz, dönemsel beyanda da her bir eşya için detaylı beyanların verilmesi yoluyla giderilebilir. Bu halde, beyanname içeriğinde bir değişikliğe gidilmeksizin dönemsel beyan yoluyla beyanname sayısında bir azalma sağlanabilir.

Vergisel konu bu yöntemle çözülüyor. Asıl konu, gümrükleme süreçlerindeki standartların kontrolü ve/veya izinlerin kontrolü oluyor. Bu noktada piyasa ve gözetim denetimi devreye giriyor. İthalat esnasında yapılan kontroller yerine ithalattan sonra ürünlere yönelik bu yönde bir kontrol yapılarak yasal uyumluluk sağlanabilir.

Ne yapılmalı?

Aslında yapılacak ilk konu, yeni bir gümrük kanunu ile sürece başlanması. Çünkü 4458 Sayılı Gümrük Kanunu 2000’de yürürlüğe girdiğinde dış ticaret işlemlerimiz yaklaşık 82,2 milyar USD şeklindeydi. 2021 yılında 496 milyar USD olan rakam, bu yılın ilk 10 ayında yaklaşık 510 milyar USD olarak gerçekleşti.

Ayrıca, beyanname sayılarının da 1 milyondan 13 milyonlara çıktığını tahmin edebilirsiniz. Bu nedenle, daha fazla dış ticaret hacmine ulaşmak için yeni bir yaklaşım ile yeni bir kanunun hayata geçirilmesi gerekiyor. Dış ticaret rakamlarımız hızlı arttıkça gümrükleme süreçlerimizin de bu artışa çok hızlı yanıt vermesi gerekiyor. Bunu sadece alt yapı eksikliklerini gidererek çözmek mümkün değil.

Bu noktada en önemli adım uzun süredir dile getirdiğimiz dönemsel beyan yöntemi. Bunun için, Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü (YYS) ana temel ve gerekçe oluşturuyor. Şu an için bu statüye sahip olan Firma sayısı 649 ve dış ticaretin nerdeyse %40’ı bu şirketler üzerinden yürüyor. İlk etapta bu şirketler esas alınarak dönemsel beyan yöntemine ve piyasa gözetimine geçilebilir. Buna paralel olarak; beyanda düzeltme, kendiliğinden bildirim gibi enstrümanlara da yasada yer vermek gerekir. Son olarak, ceza sisteminin gözden geçirilmesi ve vergi aslına bağlı bir idari para cezası sistemine geçilmesi gerekir. Tüm bunlar için yeni bir gümrük kanunu çalışmasına ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz.

VergideGündem | Sercan BAHADIR