EKONOMİ

Özel sermaye devleri Çin’de frene bastı

Dünyanın en büyük 10 özel sermaye şirketi, 2026’nın ilk yedi ayında Çin ana karasında kamuya açıklanan tek bir yeni yatırım yapmadı. Fonların rotası Japonya, Hindistan ve Avustralya’ya döndü.

Abone Ol

Bir dönem küresel yatırım fonlarının en hızlı büyüdüğü pazarlardan biri olan Çin, yabancı sermaye açısından zorlu bir döneme girdi. Düzenleyici belirsizlikler ve yatırımlardan çıkışın zorlaşması, büyük fonların yeni işlem iştahını azalttı.

Yedi ayda tek yeni yatırım yok

Dealogic ve PitchBook verileri üzerinden incelenen 10 büyük global özel sermaye şirketi, 2026’nın ocak-temmuz döneminde Çin ana karasında kamuya açıklanmış yeni bir hisse yatırımı gerçekleştirmedi.

Aralarında KKR, Warburg Pincus ve Blackstone’ın da bulunduğu şirketlerin Çin özel sermaye yatırımları 2021’de yaklaşık 12 işleme ulaşmıştı. Erken aşama yatırımları da kapsayan işlem sayısı 2024’te ikiye, 2025’te ise üçe kadar geriledi.

Özel sermaye fonları, halka açık olmayan şirketlere ortak olarak veya şirketleri bütünüyle satın alarak uzun vadeli değer artışı sağlamaya çalışıyor. Bu modelin sürdürülebilmesi için fonların yalnızca uygun şirketleri satın alması değil, birkaç yıl sonra hisselerini satabilmesi veya şirketi borsaya taşıyabilmesi gerekiyor.

Çin özel sermaye yatırımları açısından ortaya çıkan sıfır işlem tablosu, ülkedeki şirketlerin yatırım yapılabilir olmadığı anlamına gelmiyor. Asıl sorun, yabancı fonların üstlendikleri siyasi ve düzenleyici risk karşılığında yeterli getiri elde edip edemeyeceklerinden emin olamaması.

Çin’de çıkış kapısı da daraldı

Büyük fonların Çin’deki sorunu yalnızca yeni şirketlere yatırım yapmakla sınırlı değil. Aynı 10 özel sermaye şirketi, 2025 yılında Çin ana karasındaki portföylerinden kamuya açıklanan tam bir çıkış işlemi de gerçekleştiremedi.

Halka arz piyasasındaki sınırlamalar, yabancı yatırımcıların satış yapabileceği alıcı sayısının azalması ve şirket değerlemelerindeki baskı, fonların daha önce yaptıkları yatırımları nakde çevirmesini zorlaştırdı. Böylece yeni yatırım için kullanılabilecek sermayenin bir bölümü mevcut şirketlerde bağlı kaldı.

Pekin yönetiminin yapay zekâ gibi stratejik sektörlerde yabancı sermayeye yönelik incelemeleri sıkılaştırması da belirsizliği artırdı. Çin bağlantılı şirketleri ilgilendiren uluslararası satın almalara yapılan müdahaleler, yatırımların yalnızca finansal değil siyasi onaylara da bağlı olabileceğini gösterdi.

Çin yönetimi ise yabancı yatırımların teşvik edileceğini, yatırımcılara ulusal şirketlerle eşit koşullar sağlanacağını ve yeniden yatırımların destekleneceğini açıklıyor. Buna karşın Çin özel sermaye yatırımları için açıklanan politika hedefleri ile fonların gerçekleştirdiği işlemler arasındaki fark büyüyor.

Para Asya'dan çıkmadı, rota değiştirdi

Çin’deki durgunluk, küresel fonların Asya’dan tamamen çekildiği anlamına gelmiyor. Büyük yatırım şirketlerinin 2026 yılında oluşturduğu yeni fonlar, bölgeye yönelik sermaye talebinin güçlü kaldığını ancak paranın Japonya, Hindistan ve Avustralya gibi pazarlara yöneldiğini gösteriyor.

Blackstone, haziran ayında üçüncü Asya özel sermaye fonu için 13,1 milyar dolar topladı. Başlangıçta 10 milyar dolar hedefleyen şirket, önceki fonunun iki katından daha büyük bir kaynağa ulaştı. Blackstone son iki yılda özellikle Japonya ve Hindistan’ın öne çıktığı 12 Asya yatırımına 7 milyar dolardan fazla sermaye aktardı.

Bain Capital’ın mayıs ayında kapattığı altıncı Asya fonunun büyüklüğü 10,5 milyar dolara ulaştı. Şirketin ilk hedefi 7 milyar dolar seviyesindeydi. EQT ise 15,6 milyar dolarlık BPEA IX fonuyla bugüne kadar Asya-Pasifik’e odaklanan en büyük özel sermaye fonunu oluşturdu.

Bu üç fonun toplam büyüklüğü 39,2 milyar dolara ulaşıyor. Japonya’daki şirket dönüşümleri ve aile şirketlerinde hızlanan satışlar, Hindistan’ın büyüyen tüketici pazarı ve Avustralya’nın daha öngörülebilir düzenleyici yapısı, yeni sermaye için Çin’e alternatif oluşturuyor.

Çin özel sermaye yatırımları yeniden hız kazanacaksa yabancı fonların yalnızca cazip şirketlere değil, yatırımlarından çıkabilecekleri daha açık bir piyasa yapısına da ihtiyaç duyacağı belirtiliyor. Yedi aylık işlem sessizliği, küresel sermayenin Asya’dan vazgeçmediğini; ancak risk gördüğü ülkeleri daha kolay geçebildiğini ortaya koyuyor.

Murat Ali Oral-Dünya