Ekonomideki birçok işlem, sağlanan vergi avantajları ile işlerlik kazanır veya çalışamaz hale gelir. Bu da işin doğası gereğidir. Adı üzerinde fayda maliyet analizine bakılarak işlem yapılması gerekir. Bazen de bir işlem teşvik edilirken, unutma veya başka nedenlerle öyle bir duruma gelir ki, görünürde teşvik edilirken bazı tuzaklar da ortaya çıkabilir.
 
KONU
 
Sat-geri kirala, bir finansman yöntemi olarak yıllarca tartışıldı, bugünkü haline 12 Aralık 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile geldi. Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi Kanunlarına da konuyla ilgili istisna hükümleri konuldu. Kurumlar Vergisi Kanunu’na konulan istisna hükmü, kanunun 5/1-e maddesinde düzenlendi, sat- geri kirala işlemi nedeniyle finansal kiralama ve bu işlemi yapan kuruluşlara yapılan satışlardan doğan kazancın kurumlar vergisinden istisna olduğu belirtildi. Ayrıca iktisadi kıymetin daha sonra üçüncü kişilere satışında istisna süresinin hesabında finansal kiralama şirketinde kalan sürenin de dahil edileceği açık olarak hükme bağlandı.
 
Katma Değer Vergisi Kanunu’nda konuya ilişkin istisna 17/4-y maddesi ile hükme bağlandı. Güncel KDV Kanunu’ndaki hüküm, Kurumlar Vergisi Kanunu’ndaki kadar net işleyen bir hüküm değildir. Ancak ilk bakışta sat-geri kiralama işlemindeki iktisadi kıymetin finansal kirama şirketine geçmesi ve kira süresi sonunda tekrar kuruma dönmesinin KDV’den istisna olduğu konusu açık olarak hükme bağlandı. Düzenlemede karışıklığa yol açan ve önemli ölçüde bu işlemi işleyemez hale getiren hüküm ise maddenin devamında yer alan ifadeden kaynaklanıyor. Bu ifade kısaca; sat-geri kirala konusu yapılan iktisadi kıymete ilişkin henüz indirilemeyen KDV’nin indirimine devam edilemeyeceğini, ancak gider yazılabileceğini belirtiyor.
 
Vergi tekniği ve KDV Kanunu’ndaki hangi istisnalara ilişkin yüklenilen KDV’nin indirim konusu yapılmayacağı zaten ilgili kanunda yer aldığından bu hüküm, konuya açıklık getirilmesi olarak değerlendirilebilir. KDV Kanunu’nun 30. maddesinde vergiden istisna edilmiş teslim ve hizmetlere ilişkin yüklenilen KDV’nin indirim konusu yapılmayacağı belirtildi, buna istisna teşkil edecek, hangi istisna işlemlere ilişkin yüklenilen KDV’nin indirilebileceği yine maddede sayıldı. Hal böyle olunca bu hükmün ayrıca konulmasına gerek bile bulunmadığı söylenebilir.
 
ÇÖZÜM ÖNERİMİZ
 
Altını çizmek istediğimiz ve bize göre düzeltme ihtiyacı olan, bahsi geçen hükmün 17/4-y maddesinden çıkarılması, ek olarak işlem nedeniyle yüklenilen KDV’nin indirilebilmesini sağlamak için 17/4-y bendinin 30. maddenin (a) fıkrasının parantez içi hükmüne eklenmesidir. Belli ki, mevcut düzenleme yapılırken genel hükümler dikkate alınmış ve sat- geri kirala işlemine özel bir ayrıcalık verilmek istenilmemiş. Bize göre sat-geri kirala, özünde bir finansman temini işlemidir. Sat-geri kirala işlemini yapan firma, bu işleme konu iktisadi kıymeti satın alırken iktisadi kıymetin tabi olduğu oranda KDV’yi ödeyerek satın aldığından, şirketin finansman kullanarak satın aldığı herhangi bir iktisadi kıymetten farklılığı yoktur. Bu nedenle farklı bir maliyete de katlanmamalı.
 
Şayet, murabaha veya kredili finansmana göre avantaj sağlanmak da istenilmiyorsa, bu defa bu işlemi yapan finans kurumu bakımından banka ve sigorta muamele vergisine tabi olması daha doğru bir çözüm olacak. Bunun için yasal düzenleme gerekecek.
 
Ancak, leasing şirketi büyüklükleri ve ölçeği dikkate alındığında; genel olarak kısmen de olsa leasing maliyetlerinin murabaha veya krediye göre daha yukarıda oluşacağı realitesi nedeniyle böyle bir değişikliğe gerek duyulmayabilir.

Yeniden değerleme işlemleri nedeniyle oluşan fonlar kısmi bölünmede devralan kuruma geçmek zorunda mıdır? Yeniden değerleme işlemleri nedeniyle oluşan fonlar kısmi bölünmede devralan kuruma geçmek zorunda mıdır?

İtoHaber | Osman ARIOĞLU