İran savaşı nedeniyle dünya altın ticaretinin önemli merkezlerinden Dubai’de ticaret durma noktasına gelirken, Mücevher İhracatçıları Birliği sektörün doğan boşluk için İstanbul’un öne çıkarılmasını önerdi. Mevcut vergi ve kota uygulamalarının sektörün rekabet gücünü zayıflattığını belirten Mücevher İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Ayhan Güner, “Bugün Dubai dünya altın ticaretinin merkezi konumunda. Afrika ülkeleri altınlarını buraya getirip küresel sisteme dahil ediyor. İstanbul gerek Altın Borsası gerekse Elmas Borsası ile doğan boşluğa talip olabilir” ifadelerini kullandı.
İran savaşı ticareti de vurdu
İran ile bölgede yaşanan savaşın küresel mücevher ticaretinde önemli etkiler yarattığını belirten Güner, Türkiye’nin ihracatının önemli bir bölümünün doğrudan savaşın etkilediği ülkelere yapıldığını söyledi. Güner, 2025 yılında gerçekleştirilen 7 milyar 905 milyon dolarlık mücevher ihracatının yüzde 42,8’ine denk gelen 3 milyar 384 milyon dolarlık kısmının 18 bölge ülkesine yapıldığını belirterek şöyle konuştu:
“Birleşik Arap Emirlikleri de İran’a savaş ilan etti. Şimdi bu ülkelere bırakın mal göndermeyi, orada mahsur kalan insanlar bile ülkelerine gidemiyorlar. Dolayısıyla hem savaş ve istikrarsızlık ortamı hem de içinde bulunduğumuz süreç sektörümüze dünya çapında yansımaları olacaktır. Elbette öncelik insan yaşamı, savaşları bu nedenle asla istemiyoruz; ancak hayat devam ediyor, ticaret savaşta da barışta da devam ediyor ve hatta ticaret barışın teminatı olduğu kadar bu savaşların da nedenlerinden biri olabiliyor.”
“İstanbul altın ve mücevher merkezi olabilir”
Dünya altın ticaretinin yüzde 20’sinden fazlasının Dubai üzerinden gerçekleştiğini hatırlatan Güner, savaş nedeniyle bu ticaret merkezinin ciddi şekilde tıkandığını söyledi. Özellikle Afrika ülkelerinin altın ticaretinde yeni bir merkez arayışına girdiğini belirten Güner, İstanbul’un bu boşluğu değerlendirebileceğini ifade etti. 300 milyar doların üzerindeki küresel pazarda yaşanan tıkanmaya çözüm bulunması halinde Türkiye’nin hem ticari hem ekonomik açıdan önemli bir kazanç elde edebileceğini dile getiren Güner, sözlerini şöyle sürdürdü:
“50 bin kişilik istihdam sağlayan bir sektörü kotalarla, yeni vergilerle zora sokmak yerine Türkiye’yi altın ve mücevher ticaretinin merkezi yapacak adımlar atmalıyız. Bu sektör bunu yapmaya muktedirdir, biz Türkiye’ye güveniyoruz. Bugün Dubai dünya altın ticaretinin yüzde 20’sinin gerçekleştiği bir merkez. Afrika ülkeleri altınlarını alıp buraya getiriyor ve küresel sisteme buradan giriş yapıyorlar. Şu anda bu ülkeler de zor durumda. İstanbul gerek Altın Borsası gerekse Elmas Borsası ile doğan boşluğa talip olabilir. Buna uygun düzenlemeleri yaparak İstanbul’u altın ve mücevher ticaretinin merkezi haline getirebiliriz.”
“ÖTV ertelensin, Dubai fırsatı kaçmasın”
Son günlerde gündeme gelen pırlanta ithalatına yönelik vergi tartışmalarına da değinen Güner, sektörde halihazırda ciddi bir vergi yükü bulunduğunu söyledi. Türkiye’de pırlantalı mücevher ithalatında toplam verginin yüzde 47,5 seviyesinde olduğunu belirten Güner, üretimde kullanılan ham elmasa yüzde 20 ÖTV getirilmesinin sektörü olumsuz etkileyeceğini kaydetti.
“Pırlantaya vergi yok” söyleminin doğru olmadığının altını çizen Güner, “Halihazırda yurt dışından pırlantalı mücevher ithalatında yüzde 47,5 vergi var. Ancak şimdi mücevher üretiminde kullanılacak ham elmasa yüzde 20 ÖTV getirilmesi çok ciddi zarar verecektir. Hem ihracatımız hem üretimimiz küçülecek, işsizlik artacak ve mücevher almak isteyenler ya kaçak ya da yurt dışından almak yoluna gidecektir. ÖTV vergilendirmesi gerekirken üretimde kullanılan taşlara vergi getirilmesi tüketimi değil üretimi vergilendiriyor” diye konuştu.
Güner, İran savaşı nedeniyle Dubai’de altın ticaretinin ciddi şekilde aksadığını belirterek Türkiye’nin oluşan boşluğu değerlendirmesi gerektiğini de vurguladı. Dubai’de uygulanan modele dikkat çeken Güner, altınla gelinerek fatura karşılığında ticaret yapılmasının önünün açılmasını önerdi.
“Şu anda Dubai’de ticaret kilitlenmiş durumda. Afrika başta olmak üzere birçok ülke altınlarını getirip ticaret yapacak alternatif merkez arıyor. Dubai’de insanlar altınlarını getiriyor, burada ticaret yapıyor ve çıkarken faturasıyla ülkelerine dönüyor. Dubai’nin yaptığı bu; biz niye yapmayalım? Altınla gelsinler, Türkiye’de fatura karşılığında alışverişlerini yapsınlar. Böyle bir sistem kurulursa sadece mücevher sektörü değil birçok sektör kazanır, Laleli piyasası da yeniden canlanır. Bu fırsatı değerlendirmek için ÖTV düzenlemesinin ertelenmesini ve yeni oluşan küresel tabloya göre yeniden değerlendirilmesini istiyoruz” dedi.
Turiste satışta vergi uyarısı
Türkiye’de satılan pırlantalı mücevherlerin önemli bölümünün turiste yapıldığını belirten Güner, yeni vergi düzenlemelerinin turizm gelirlerini de olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Özellikle Antalya’daki turizm merkezlerinde mücevher satışlarının önemli bir ekonomik değer yarattığını vurgulayan Güner, şunları söyledi:
“Türkiye’de satılan pırlantalı mücevherlerin yaklaşık yüzde 25’i turiste satılıyor. Antalya dünyanın en çok 5 yıldızlı oteline sahip şehirlerinden biri. Her otelin içinde bir mücevher mağazası var. Yüzde 20 ÖTV ile ihracat da yapamayız, turiste de mücevher satamayız. Bu karar uygulanırsa satış Türkiye’den çıkar, yurt dışına gider.”
Kuyumcukent’te kapasite yarıya indi
Altın kotası ve artan maliyetlerin üretimi ciddi şekilde daralttığını belirten Mücevher İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Ayhan Güner, Kuyumcukent’te kapasite kullanımının önemli ölçüde gerilediğini söyledi. Güner, “Altın kotası yüzünden üretim düştü. Kuyumcukent’te üretim kapasitesi yaklaşık yüzde 50 azaldı. Bir dönem bütün dünyanın akın ettiği bu merkezde şimdi birçok yerde kiralık dükkan var” dedi.
Sektör için yeni üretim alanları hazırlanmasına rağmen firmaların taşınma konusunda isteksiz olduğunu dile getiren Güner, “Kuyumcukent benzeri üç büyük yatırım yapıldı, binalar hazır ama kimse taşınmıyor. Çünkü üretim düşüyor, maliyetler artıyor. Biz cari açığın sebebi gibi görülüyoruz ama aslında katma değerli ihracat yapan bir sektörüz” ifadelerini kullandı. Mevcut koşulların sürmesi halinde istihdam kaybının artabileceğini belirten Güner, sektörün yeniden büyüyebilmesi için kota ve maliyetlerin gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. “Altın kotası düşmezse üretim daha da geriler, istihdam azalır” diyen Güner, sektörün rekabet gücünü koruyabilmesi için yeni düzenlemelere ihtiyaç olduğunu söyledi.
İmam Güneş-Ekonomim





