DENETİM

Sürdürülebilirlik raporlamasında gönüllü olmanın avantajları

Sür­dürülebilirliğe iktisadi bir bakış açısıyla ta­nımlayacak olursak üreticilerin, vergi ve diğer yasal yollarla üretim şekillerini, tüke­ticilerin ise fiyatların yükselmesiyle talep­lerini değiştirmesi diyebiliriz.

Abone Ol

Uzun zamandır ülkemizde sürdürülebi­lirlik faaliyetleriyle ilgili gönüllü rapor­lamalar (Global Reporting Initiative GRI) olsa da son birkaç yılda ülkemiz gündemine giren, dünyada ve ülkemizde de birçok ya­sal düzenlemeyle sürdürülebilirliğin çeşitli kamu kurumları ile koordineli olarak alt ya­pı çalışmaları hızla devam etmektedir. Sür­dürülebilirliğe iktisadi bir bakış açısıyla ta­nımlayacak olursak üreticilerin, vergi ve diğer yasal yollarla üretim şekillerini, tüke­ticilerin ise fiyatların yükselmesiyle talep­lerini değiştirmesi diyebiliriz.

Sürdürülebilirlik raporlaması için eşik değerler nelerdir ?

Ülkemizde KGK tarafından yapılan dü­zenlemelerle (TMSF bünyesindekiler hariç tüm bankalar, herhangi bir eşik değere ta­bi olmaksızın TSRS kapsamında sürdürüle­bilirlik raporlaması yapmakla yükümlüdür) aktif toplamı 1 milyar TL, yıllık net satış ha­sılatı 2 milyar TL ve çalışan sayısı 500 kişi olarak belirlen kriterlerden ( bağlı ortaklık ve iştiraklerde dikkate alınacak ) en az iki­sinin eşik değerlerini art arda iki raporlama döneminde aşanlar sürdürülebilirlik rapor­laması yapmak mecburiyetinde olacaklardır.

Eşik değerlerin altındaki şirketler için sürdürülebilirlik raporlaması yapmak zorunlu mu ?

Peki bu eşik değerleri aşmıyorsanız zo­runlu olarak yazılan raporlama dışında gö­nüllü raporlama yapabilir misiniz? Şirketi­niz açısından zorunlu raporlama yönünden kriterleri sağlamadığınız için ek rapor ma­liyetine katlanmamak için gönüllü raporla­ma yolunu seçmemek şimdilik avantajlı gö­rünse de yakın gelecekte gönüllü raporlama yapacak şirketler açısından ciddi bir avantaj ortaya çıkacaktır.

Şöyle ki, SKDM ile birlikte AB’ye ihra­cat yapan firmalar açısından AB tarafından karbon yönetiminin raporlaması isteneceği için aslında tedarikçi firmalar açısından bu raporlamanın gönüllü yapılması ihracattta mevcut avantajları kaybetmemesi açısın­dan zorunlu hale gelmektedir.

AB’ye ihracat yapan şirketler açısından sürdürülebilirlik raporlamasının faydaları

Bir nevi AB’ye ihracat yapıyorsanız (Öze­likle alüminyum, demir-çelik, çimento, elekt­rik, gübre ve hidrojen sekterinde) aslında TS­RS’ye göre zorunlu raporlama yapan şirketler arasında sayılmamamız neticede bir şey de­ğiştirmiyor. AB’ye ihracat yapan firmalardan olduğunuz için aslında dolaylı olarak karbon yönetimi açısından bu raporlamayı bir nevi zorunlu yapmak durumunda kalıyorsunuz.

Gönüllü raporlamanın şirketlere sağladığı faydalar

Çünkü AB, yakın gelecekte SKDM ile da­ha katı eşik değerler belirlediğinde AB’ye ihracat yapan firmalar iharacatta ürün muhteviyatında mal kullandığı firmalardan ürün içeriklerine dair karbon ayak izlerini talep edecek dolayısıyla bu durumda TS­RS’ye göre zorunlu raporlama yapmamanız bir şey değiştirmeyecektir. AB’ye ihracat yapan firma için bu karbon raporlamasını hazırlamak zorunda kalacaksınız.

Gönüllü raporlamasının bir diğer avanta­jı ise ülkemizde pek rağbet görmese de yurt­dışı sermaye piyasalarında şirketlerin ener­ji dönüşüm faaliyetlerine yatırım yapan işletmelerin hisse ve ürünlerine talep gün­den güne artarak devam etmekte olduğu­dur. Gönüllü yapılan raporlama yatırıcımlar için şirket faaliyetlerini daha derinlemesi­ne analiz etmesinin yanı sıra şirketlere ya­pılan yatırım karlılığı açısından önemli bir veri seti oluşturulacaktır. Nihayetinde, ül­kemizde KGK tarafından belirli eşik değer­leri aşan firmalar için zorunlu olarak düzen­lenen TSRS raporlamasıyla başlayan süreç yakın gelecekte SKDM’nin AB tarafından eşik değerlerinin düşürülmesiyle bir nevi zorunlu raporlamasında önünü açmış ola­caktır. Şimdiden gönüllü raporlama yapan işletmeler ise avantajlı durumda olacaktır.