☰
✕
GÜNDEM

Tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili gelişmeler ve görüşlerim…

Fon tasfiyesi nedeniyle yatırılan sermayenin geri alınamaması nedeniyle sermayede vuku bulan zararlar diğer gelirlerden indirilemeyecektir.

Abone Ol

Ancak bu değerlendirme tasfiyenin sonuçlandığı tarih itibariyle yapılacaktır. Değer artış kazançlarında ise kazanç tespiti topluca yapılmakta olup satış işleminin birinden doğan zarar diğerinden doğan kazançtan indirilebilecektir. Ancak tasfiyede, bu indirimden yararlanmak bence mümkün değildir,

Son günlerde kamuoyunun gündemini, tasfiye kapsamına alınan fonlar oluşturuyor.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 17/09/2026 tarihli kararları ile 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiye edilmesine karar verdi.

Tasfiye süresi önce 3 ay olarak belirlenmişti; sonra tasfiye konusu fonların portföy yapıları ve piyasa gelişmeleri dikkate alınarak 3 aylık sürenin, 6 ay olarak değiştirilmesine karar verildi.

Tera Portföy'ün tasfiyesini İş Bankası, diğer fonlarınkini ise Ziraat Bankası yürütüyor.

SPK, Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre anılan fonlardaki tekil yatırımcı sayısının 455 bin 758 kişi olduğunu kamuoyuna duyurdu.

Görüldüğü üzere, tasfiyeden etkilenen yatırımcı sayısı bir hayli yüksek. Ancak bu kişilerin homojen olmadığını, üç gruba ayrıldığını söyleyebiliriz.

Birinci gruba manipülasyonu yapanlarla birlikte çalışan kişiler giriyor.

İkinci grubu, manipülasyonun parçası olmasa da bu durumdan yararlanmak isteyen, risk iştahı yüksek ve bence etik değerleri düşük olup son yıllarda sayıları hızla artan yatırımcılar oluşturuyor. SPK’nın “nitelikli yatırımcı” kapsamına girmekle birlikte bu kişilerin “nitelikli” oldukları tartışmalıdır!

Üçüncü gruba ise masum kişiler giriyor. Bence bu grubun mağduriyetlerinin en kısa sürede giderilmesi gerekir. Nitekim Cumhurbaşkanı da bu konuda talimat verdi.

Ancak mağduriyetlerin nasıl giderileceği merak konusu…

Cumhurbaşkanı liderliğinde 26 Eylül günü ekonomi yönetimi ile fon krizi toplantısı yapıldı. Sabah muhabiri Dilek Güngör’ün yazısından öğrendiğimize göre, sistemde 1 milyon TL'den az parası olanlara hemen ödeme yapılması kararı alındı. Bankalarla ilgili henüz karar verilmedi. 66 fonun tasfiye listesinden çıkarılma ihtimali de değerlendirildi. Salı günü tekrar toplantı yapılarak kararlar kesinleştirilecek. Anlaşılan çoğu olayda yaşandığı gibi bu krizde de tartışmalı kararlar alınacak.

1 milyon TL'den az yatırımı olanlara ödenecek tutarın nasıl belirleneceği henüz belli değil.

Bence krizin maliyeti bu işle hiçbir alakası olmayan (fona yatırım yapmayan) vatandaşlarımızın sırtına yüklenmemelidir, yani zarar bütçeden karşılanmamalıdır. Bu riski alan kişiler maliyetine katlanmalıdır!

Konunun vergisel boyutuna gelince, bunu bireysel ve kurumsal yatırıcımlar bakımında ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.

Bireysel yatırımcılar açısından

Ticari nitelik göstermeyen bireysel yatırımcılar açısından fon katılma paylarının fona iade işlemlerinden elde edilen gelirler “menkul sermaye iradı” niteliğindedir. Fona iade dışında başka kişilere satışından elde edilen kazançlar ise “değer artış kazancı” niteliğindedir.

Gelir Vergisi Kanunu'na göre, menkul sermaye iradında gider fazlalığından kaynaklananlar hariç olmak üzere, sermayenin kendisinde meydana gelen eksilmeler veya değer azalışları zarar olarak kabul edilmez ve diğer gelirlerden mahsup edilemez.

Fon tasfiyesi nedeniyle yatırılan sermayenin geri alınamaması nedeniyle sermayede vuku bulan zararlar diğer gelirlerden indirilemeyecektir. Ancak bu değerlendirme tasfiyenin sonuçlandığı tarih itibariyle yapılacaktır.

Değer artış kazançlarında ise kazanç tespiti topluca yapılmakta olup satış işleminin birinden doğan zarar diğerinden doğan kazançtan indirilebilecektir. Ancak tasfiyede, bu indirimden yararlanmak bence mümkün değildir.

Kurumsal yatırımcılar açısından

Ticari işletmeye dahil yatırım fonlarından şu gelirler elde edilir:

* Yatırım fonlarından elde edilen kâr payları ile katılma paylarının fona iadesinden doğan gelirler,

* Fonların katılma paylarının Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesi kapsamında değerlenmesinden kaynaklanan değer artış kazançları,

* Katılma paylarının elden çıkarılmasından doğan kazançlar.

Sermaye şirketlerinin tasfiye sürecinde şirketin varlıkları satılır, tüm alacakları tahsil edilir ve borçları ödenir. Geriye kalan bakiye ortaklara payları oranında dağıtılır. Sermaye payını aşan tasfiye bakiyesi menkul sermeye iradı olarak değerlendirilir, altında kalan tutarlar ise zarar olarak dikkate alınır.

Tasfiyeye alınan fonlar bakımından konuyu değerlendirecek olursak, geçici vergi ve yıl sonu itibariyle yapılacak değerlemelerde güncel değere itibar edileceği için fon tarafından ilan edilecek değere göre oluşacak zararlar kurum kazancından indirilebilir.

Tasfiye sonucunda tahsil edilen tutarların kayıtlarda yer alan bedelden düşük olması halinde ise bu zarar kurum kazancından indirim konusu yapılacaktır.

Bu yazı için son sözlerim…

SPK’nın 18 Eylül 2026 tarihli “Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber Düzenleme Süreci Açıklaması”nda detayları açıklandığı üzere, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet ŞİMŞEK başkanlığında toplanan 2 Aralık 2025 tarihli Finansal İstikrar Komitesi’nde (FİK), 2025 yılı son çeyreğinde, yatırım fonları içerisinde, bilhassa serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları vasıtasıyla; belirli portföy yönetim şirketlerine ait fonların, fiili dolaşım oranı düşük olan paylarda ekonomik gerçeklik ve şirket temel finansal büyüklükleri ile açıklanamayacak şekilde fiyat hareketlerine neden olduğunun gözlemlenmiş olduğu gündem konusu yapılmış ve SPK tarafından alınabilecek makroihtiyati tedbirler hususunda tavsiye kararı verilmiştir.

Anılan FİK kararı sonrası, 3 Aralık 2025 tarihinde, SPK bünyesinde Çalışma Grubu oluşturularak, çalışmalara başlanmıştır.

Bu dönemde başlayan çalışmalar SPK tarafından ancak 2026 yılında sonuçlandırılarak, 28 Ağustos 2026 tarihinde kamuoyuna duyurulmuştur.

Son fon krizi kamunun daha çevik olması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Ülkemizde bu tür olayların üzerine gidilmezse, gelecekte buna benzer pek çok olaya tanık olacağımızı şimdiden söyleyebiliriz.

AKP Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş’ın fon soruşturmasına ilişkin açıklamasının bu konuda biraz umut verdiğini söyleyebilirim. Sayın Elitaş’ın açıklaması aynen şöyle:

"Kim varsa, bizden veya başkalarından. Bu işte manipülasyon yaptıysa, bilerek giriş tarihini, çıkış tarihini bilerek o 4-5 aylık süre içerisinde 1 lirası 10 lira olanlar, 10 milyon lirası 100 milyon lira olanlar, milyar olanlar varsa bunlar hesabını verecek kardeşim. Kimin bebesi, kimin oğlu, kimin çocuğu olursa olsun hiçbir ayrım yok. Tayyip Erdoğan bu işe el attı. İnşallah gereğini yapacak. Emeklilerin sorunu var, biliyoruz. İnşallah onu yapmaya gayret edeceğiz."

T24.com | Erdoğan SAĞLAM