Eurostat’ın 2025 yılı çalışma sürelerine ilişkin verileri, Türkiye’nin Avrupa ortalamasının oldukça gerisinde olduğunu ortaya koyuyor. Üstelik kadınlarla erkekler arasındaki çalışma süresi farkı da dikkat çekici boyutta. Çalışma süresinin yanı sıra izin ve tatil uygulamalarında da Türkiye’nin kendine özgü bir tablosu bulunuyor.
Eurostat, 2025 yılına ilişkin çalışma sürelerini yayımladı.
Türkiye, her alanda olduğu gibi, bu göstergelerde de sınıfta kalmış görünüyor.
Bir ülke düşünün gelişmiş ülkeler düzeyine gelebilmek adına daha çok çalışması gerektiği halde daha az çalışıyor. AB istatistik biriminin son rakamları Türkiye’nin bu açmazını sergiliyor.
AB’nin 27 ülkesinde 15 üzeri bireylerin tahmini ortalama çalışma süresi 37,5 yıl. 2024 sonuçları da bu şekilde. Bu ülkeler içerisinde Hollanda’nın çalışma süresi 44 yıl. İsveç’in 43,4 yıl, İsviçre’nin 42,8 yıl. Almanya gibi bir teknoloji ülkesinde bu süre 40.2 yıl. AB’nin çalışma süresi en düşük 3 ülkesi ise Bulgaristan, İtalya ve Romanya.
Türkiye’nin ortalama çalışma süresi ise 30,4 yıl. Yani Hollanda’da bir yetişkin Türkiye’nin yaklaşık bir buçuk katı daha fazla süre çalışıyor.
Avrupa’da erkeklerin ortalama çalışma süresi kadınlardan 4,1 yıl daha fazla. Yani AB’de erkeklerin ortalama çalışma süresi 39,5 yıl iken kadınlarda bu süre 35,4 yıl. Cinsiyet açısından bakıldığında, erkeklerde yine Hollanda 45,9 yıl ile en uzun süreli çalışmada ilk sırada yer alıyor. Buna karşın Bulgaristan’da erkekler 35,9 yıl çalışma süresi ile en kısa süreyi ifade ediyor.
Kadınlarda ise 42,3 yıl ile İsveç en uzun süreli çalışmada ilk sırada yer aldığı halde, İtalya 28,4 yıl ile en kısa süreli çalışılan ülke konumunda.
Türkiye özelinde baktığımızda; Türkiye’de kadınların ortalama çalışma süresi 20,7 iken, erkeklerde 39,5 yıl. Kadın ve erkek çalışanlar arasında çok ciddi fark var ve kadınlar erkeklerden 18,8 yıl daha az çalışıyor. Öte yandan Türkiye’de kadınlar AB ülkeleri ortalamasından da 14,7 yıl daha az çalışıyor.
Bunlar yetmiyormuş gibi Türkiye’nin EYT modeli erken emeklilik garabeti veya yanlışı sürekli gündeme geliyor. Önümüzdeki süreçte kademeli veya kademesiz yeni bir EYT yanlışının geleceğini tahmin etmek zor olmuyor.
Aynı şekilde ülkemiz, tatil ve izinler açısından da yeteri kadar cömert!...
Avrupa’da çalışanlara en fazla izin günü sunan ülke Estonya. Bu yıl ülkede toplam 40 gün tatil hakkı bulunuyor; bunun 28 günü doğrudan yasal yıllık izinden oluşuyor. Geri kalan günler ise resmi tatil günleri. İzlanda ve Norveç 39’ar günlük izin süresiyle ikinci sırada yer alıyor. Üçüncü sırada ise 38 günlük toplam tatil hakkı sunan Malta ve Avusturya bulunuyor. Almanya ise 29 günlük toplam tatil süresiyle listenin üst sıralarından uzak. Ülkede çalışanlara yasal olarak 20 gün yıllık izin ve 9 ulusal resmi tatil günü veriliyor. Avrupa’nın en az izin hakkı sunan ülkeleri ise Birleşik Krallık ve Hollanda. Her iki ülke de çalışanlara toplamda 28 günlük izin hakkı tanıyor.
Türkiye'de her yıl sabit olan ulusal, resmi ve dini bayramların toplam süresi 15,5 gündür. Hafta sonlarıyla veya köprü izinlerle birleştirildiğinde bu süre uzayabiliyor. Kamu ve özel sektörde çalışanlara farklı izin süreleri veriliyor. Özel sektörde 1 günden başlıyor ve yükseliyor, buna karşın kamu sektöründe hizmet süresine göre 30 güne kadar çıkabiliyor.
Şimdi şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor: Türkiye acaba bu kadar kısa çalışma süresine tabi olmak zorunda mı? Aynı şekilde Türkiye, özellikle Hükümet tasarruflarıyla fiilen 9 güne kadar çıkartılan korsan veya kaçamak tatilleri yapmak durumunda mı?
Bu sorulara küçük konular merceğinden bakmayalım. Ülke genelinde ne kadar olumsuz etki yaptığı konusuna odaklanalım. Çağdaş ülke trendlerinden ve uygulamalarından uzaklaştığımız sürece fiilen de gelişemeyeceğimizi unutmayalım.
Nevzat Saygılıoğlu-Ekonomim