Bugün kamuoyu, Ahbap’ı, Haluk Levent’i, deprem yardımlarını Ahbap’a yönlendirdikleri gerekçesiyle TÜRMOB'un önceki Genel Başkanı Emre Kartaloğlu ile Bağımsız Denetim Merkezi Kurulu üyelerinin gözaltına alınmasını konuşuyor. Elbette yargı süreci tamamlanmadan hiç kimse hakkında peşin hüküm kurulamaz. Ancak tartışılması gereken başka bir gerçek vardır: Bu noktaya nasıl gelindi? Ben bu soruyu bugün sormuyorum.
DEPREM SONRASINDA YAPILAN UYARILAR
1 Mart 2023 tarihinde Odatv’de yayımlanan "O Başkana Uyarılar... Devleti Zora Sokar... Ne Yapılmalı" başlıklı yazımda, deprem sonrasında bağışların devlet yerine özel yapılara yönlendirilmesini teşvik edecek söylemlerin hem mali sistem hem de kamu güvenliği bakımından ağır sonuçlar doğuracağını açıkça ifade etmiştim. Buna neden ihtiyaç duymuştum?
TÜRMOB yönetimi 6 Şubat depreminden 7 gün sonra, “Depremin Ticari ve Mali Hayata Yönelik Tahribatını Azaltmak İçin Alınması Gereken Acil Önlemler” başlığıyla “Basın Duyurusu” yapmıştı. Bu duyuruda, “Sivil toplum kuruluşlarına yapılan bağış ve yardımların tamamının vergiye tabi kazancın tespitinde indirilmesi”ni talep etmişti.
BAĞIŞ DEVLETİN EGEMENLİĞİ DEMEKTİR
Bağış tıpkı vergi gibi devletin tekelindeki bir faaliyettir. Bağışı tüm kişi ve kuruluşlara yaygınlaştırıp vergi matrahından indirdiğin zaman devlet ortadan kalkar. TÜRMOB bu talebiyle devletten hem bağışlardan hem de vergilerden vazgeçmesini istemişti. Odatv’deki yazımda bunları yazmıştım.
TAKDİR KOMİSYONLARI VE DEPREM FIRSATÇILIĞI
TÜRMOB bu basın duyurusunda deprem fırsatçılığı da yapmıştı. Depremle ilgili tespitlerin takdir komisyonları tarafından yapılmamasını talep etti. Bu, deprem altındaki malın tespiti ve muhafazasını tehlikeye düşüren bir öneri idi. Devlet, işverenler ve mesleki kesiminin temsilcilerinden oluşan takdir komisyonları, deprem gibi afetlerde; polis ve jandarma ile birlikte enkaz altındaki mal ve zararın tespitini yapar, kasaları açarlar. Kişi ölmüşse, mirasçısı bilmiyorsa, yoksa vesaire durumlarda içinde ne olduğu bilinmeyen kilitli veya kilitsiz, kasalar, deprem altındaki diğer değerli eşya bu komisyonlar tarafından güven içerisinde tespit edilir. (Bu öneriyi ancak özel değerleme şirketi ile bağlantısı olanlar yapar. TÜRMOB’da bu özelliklere sahip kişinin kim olduğu açıklanmamıştır.)
KAMU GÜVENLİĞİNİ ZEDELEYEN AÇIKLAMALAR
Bir felaket ortamında felaketten daha büyük bir felakete yol açan taleplerdi bunlar. Kamu güvenliği ve mali açıdan karşılanması hukuken mümkün olmayan bu önerilerin üstelik TÜRMOB gibi kamusal niteliğe sahip bir meslek kuruluşu tarafından dile getirilmesi, kamuoyunda "Devletin mali yönetimi gerekli önlemleri alamamakta, haklı talepleri karşılamamakta ve süreci yönetememektedir" şeklinde bir algı ve infial oluşturabilecek nitelikteydi.
Bu yazımın sonunu şöyle bağlamıştım: Depremi, felakete dönüştüren uygulamalar maalesef Kartaloğlu tarafından bir “mali kurtuluş” reçetesi olarak sunuluyor! Bu üç öneriye bakarak, Kartaloğlu’nun bundan sonraki önerilerinin vergi dairelerinin kaldırılması ve vergilerin sivil toplum kuruluşlarına ödenmesi şeklinde gelmesi asla şaşırtıcı olmayacaktır. Bu yazı, esasen olası bu tür önerilerin önünü kesmek için yazılmıştır.”
Ne yazık ki bu uyarılar dikkate alınmadı. Ben ironi yaparken TÜRMOB bunu gerçekleştirdi. Bağışları özel kuruluşlara yönlendirdi. Bağışların sivil kuruluşlara yönlendirilmesiyle vergilerin sivil kuruluşlara yönlendirilmesi aynı şeydir.
AHBAP’A YÖNLENDİRME
TÜRMOB BAŞKANI Emre Kartaloğlu bu yazıdan birkaç gün sonra basının karşısına çıktı. “Bağışlarınızı devlet kurumları yerine Ahbap’a yapın, onlar bize emanet çünkü biz millet adına Ahbap’ı denetliyoruz” meal ve şeklinde açıklamalar yaptı.
TÜRMOB bağışları Ahbap’a yönlendirirken, bana da nasibimi verdi. Bu yazımdan 17 gün sonra tüm Türkiye, henüz kimi canı kimi ruhuyla deprem altındayken; bir tuğla kaldırmak varken, TÜRMOB Disiplin Kurulu toplanmış; kapanmış, itiraz edilmemiş, kesinleşmiş bir dosya mevzuata aykırı olarak, suç işlenerek açılmış disiplin süreci başlatılmış, Ahbap’ı da kapsayacak şekilde “artık yazma” arka planıyla şahsıma cezalar verildi. Maruz kalınan bu uygulamalar birer onur nişanesi olarak ayrı bir yazının konusudur.
DİKKATE ALINMAYAN UYARILARIN BUGÜNKÜ SONUCU
Eğer o tarihte yapılan bu iyi niyetli uyarılar ve eleştiriler dikkate alınmış olsaydı, bugün milyonlarca vatandaşın bağış tercihleri farklı şekillenecek, milyarlarca kamu zararı oluşmayacak, Türkiye’nin Ahbap diye bir sorunu olmayacak, kamu otoritesine duyulan güven zedelenmeyecek ve bugün kamuoyunun tartıştığı adli süreçlerin önemli bir bölümü hiç yaşanmayacaktı.
İşte bu tablo, TÜRMOB yönetim anlayışının geldiği noktayı göstermektedir. Kuşsuz TÜRMOB bünyesinde görev yapan 136 bin meslek mensubu bilgi ve birikimiyle ülkemizin en nitelikli uzmanları arasındadır. Bu meslek camiası içerisinde yaşanan sorunların farkında olan, kamu yararını ve hukukun üstünlüğünü savunan çok sayıda değerli mali müşavir ve yeminli mali müşavir bulunmaktadır.
Ancak TÜRMOB ve İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası bünyesinde oluşturulan disiplin temelli suç organizasyonu zamanla eleştirileri susturmaya ve bu uygulamaları sorunsuz yürütmeyi sağlayan bir yapıya dönüştürüldü.
DİSİPLİN SÜREÇLERİYLE MESLEK MENSUPLARININ VE TÜRMOB’UN İRADESİNE EL KOYANLAR
Bu yapının oluşmasında belirleyici rol oynayan isimlerin başında İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası Başkanı H. İbrahim Aktan ile Başkan Yardımcısı Bayram Turan Çiftçi gelmektedir. İstanbul YMM Odasının kuruluşundan bu yana yaklaşık 37 yıldır yönetim ve kurul yapıları içerisinde yer almaları dikkat çekicidir. Devletin resmî belgelerine göre, bir üniversitenin mahvına varacak düzeyde ağır zarara uğramasına neden olan kaynak aktarımı ve sahte fatura organizasyonunda yer alan Emre Kartaloğlu hakkında yapılan şikâyet başvurularının işleme alınmaması veya dosyanın gizlenmesi, onun TÜRMOB Genel Başkanlığına kadar yükselmesinin önünü açmıştır.
HİÇ KİMSE KENDİ DAVASINDA YARGIÇ OLAMAZ
Odatv’deki yazım üzerine disiplin sistemini harekete geçirenler de bunlardı. Bu kişiler, Oda bünyesinde adeta mahkeme kurmuşlardır. Böylece evrensel hukuk ilkelerinden biri olan "Hiç kimse kendi davasında yargıç olamaz." ilkesini ihlal ederek, suçlandıkları, tarafı oldukları ve hatta suç işlediklerine dair kuvvetli emarelerin olduğu konularda dahi karşı taraf konumundaki kişilere mahkeme kurarak bizzat disiplin cezaları vermişlerdir.
GERÇEK SORUMLULUK
Bu nedenle bugün yalnızca Emre Kartaloğlu'nun sorumluluğunu tartışmak eksik bir değerlendirme olacaktır. Karar süreçlerini yönlendiren, kurumsal politikaları belirleyen ve yaklaşık otuz yedi yıldır TÜRMOB yönetiminde belirleyici konumda bulunan Genel Sekreter Yahya Arıkan ile İstanbul YMM Odası Başkanı H. İbrahim Aktan ve Başkan Yardımcısı Bayram Turan Çiftçi'nin bu süreçlerdeki sorumluluğu da aynı açıklıkla değerlendirilmelidir. Çünkü kurumsal iradenin gizli ve gerçek sahibi bu kişilerdir. Ahbap, TÜRMOB bağlantısının nasıl kurulduğunu da bu üç isim açıklamalıdır.
Yusuf İleri
Odatv.com