Ortodoks politika dönüş adımları ile birlikte para politikasına ek olarak maliye politikası tarafında da hamleler bekliyorduk. Maliye politikasının en hızlı ve yaygın sonuç alınabilecek alt politikası vergi politikası. Bu noktada vergi artışları devreye girdi. Peki amaçlanan ne? Kısa vadede halen yüksek seyreden enflasyon kaynaklı talepten daha fazla gelir elde edilerek, bütçe açığının azaltılmasına yönelik katkı. Orta vadede ise toplam talebin kontrol altına alınması. Malum, vergi oranları ya da verginin kapsamı artırılırsa kişi ve kurumlara daha az harcanabilir gelir kalacaktır ve bu yolla toplam talep kısılmış olur.

İki sene boyunca uygulanan yeni ekonomi modeli (bazılarına göre seçim ekonomisi) ve üstüne yaşadığımız trajik deprem faciası, bu vergi artışlarını zorunlu kıldı. Ülkemizde, ekonomik realite ile siyasi sonuçlar arasındaki illiyet ortadan kalktığından, üstüne birde Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlere çok uzun zaman olduğundan, ekonomi yönetiminin eli bu anlamda çok güçlü. Önümüzdeki 1 sene, yani 2024’ün 2. Çeyreğinin sonuna kadar hem para politikasında, hem de maliye politikasında sıkı bir duruş beklemek olası.

Bu durum piyasaları nasıl etkiler? Talebi nasıl etkiler?

Amaç talebi kontrol altına almak, aksi halde fiyat istikrarı sağlanamaz. Sn. Mehmet Şimşek 6 Temmuz’da bir açıklama yaptı:

“Programımızın üç temel bileşeni var:

- Mali disiplinin yeniden tesis edilmesi; yani deprem etkisi hariç, bütçe açığının Maastricht kriterleri ile uyumlu bir seviyeye çekilmesi,

- Enflasyonun orta vadede tek haneye düşürülmesi için kademeli parasal sıkılaştırma ve enflasyon hedefi ile uyumlu gelirler politikası,

- Makro finansal istikrarı ve diğer tüm kazanımları kalıcı hale getirecek yapısal reformlar.”

Üç bileşen bize Ortodoks politikaya net dönüş mesajı verirken, ilk bileşen vergi oranları ve/veya kapsamındaki artışlar ile kamu harcamalarında (maliye politikasının ikinci alt politikasıdır) olası azalışlara işaret ediyor. İkinci bileşende yer alan parasal sıkılaştırma faiz kararları ve piyasa işlemleri ile enflasyon hedeflemesini ve buna ek olarak ifadede yer alan gelirler politikası ise enflasyonu düşürmek için fiyatların, ücretlerin, kiraların ve faizlerdeki artışların enflasyon oranının altında tutulması yoluyla enflasyonu düşürmeye işaret ediyor.

Ekonomi yönetimi bize ne mesajlar veriyor?

Bu niyetlerden ve kararlardan yola çıkarsak, bugünkü vergilerde artışlar göz önüne alındığında;

1- Ekonomi yönetimi fiyat istikrarı hedefini açık şekilde ortaya koydu. Büyüme de en az onun kadar önemli denilse de, dip notları okuyanlar gerçekleri görüyor.

2- Enflasyon hedeflemesinde başarı için talebin kontrol altına alınması hedefleniyor. Bu konuda faiz kararları, likiditeyi azaltmaya yönelik piyasa işlemleri, vergi oranlarında artışlar, kapsamda genişlemeler gördük, görmeye devam edeceğiz.

3- Maliye politikalarında tüm alt politikalar (vergi, kamu harcamaları, borçlanma, diğer politikalar) enflasyon hedeflemesine katkı sağlayacak ama büyümeyi ve işsizliği de riske atmayacak şekilde optimize edilmeye çalışılacaktır.

4- İkiz açıklar olan bütçe açığı ve cari açık azaltılarak, ekonomi yeniden kararlı denge durumuna getirilmeye çalışılacaktır.


Şirketler nasıl etkilenir?

Muhtemelen tüketim eğilimini azaltıcı, tasarrufları artırıcı bir dönem yaşanacaktır. Şirketler açısından özellikle 3. Çeyrekten itibaren ekonomik aktivitede bir miktar yavaşlamayı kaçınılmaz buluyorum. Elbette Türkiye ekonomisi yorumlanması çok zor, teorilerin kifayetsiz kalabildiği bir ekonomi. Para ve maliye politikalarının etkilerinin umduğumuz gibi olmama ihtimali de var. Ancak, hem ücret artışlarının gelecek dönemlerde yavaşlayacağı, hem vergilerdeki artışlar, talebi sınırlayabilir. Bu da bize enflasyonist büyüme sürecinin sonuna geldiğimizi, o tatlı enflasyonist ciro ve karları unutmamız gerektiğini söylüyor.

Bugünkü karar can yakmıştır, yakmaktadır ancak mecburidir. Ekonomi yönetimi için bunun dışında atılacak bir adım kalmamıştı. Ben vergi artışları elbette bir vatandaş olarak büyük memnuniyetsizlikle karşıladım, ancak yeni ekonomi yönetiminin attığı adımların şu ana kadar rasyonel olduğu kanaatindeyim.