Oysa Vergi Denetim Kurulu’nun yayımladığı 2025 Faaliyet Raporu, son yıllarda vergi denetiminde yaşanan dijital dönüşümün ulaştığı noktayı göstermesi bakımından önemli bir tablo ortaya koyuyor. Bu tabloya biraz farklı bir açıdan bakmak gerekiyor. Çünkü dijitalleşmenin vergi denetimine katkısı yalnızca hız, verimlilik ve denetim kapasitesinin artmasıyla sınırlı değil. Daha az kâğıt, daha az fiziki belge, daha az seyahat ve daha az zaman kaybı; aynı zamanda daha düşük karbon ayak izi anlamına geliyor.Burada ayrıca VDK yönetiminin son yıllarda ortaya koyduğu vizyoner yaklaşımın da önemli olduğunu düşünüyorum. Denetimin geleceğinin yalnızca daha fazla fiziki inceleme ile değil; verinin daha etkin kullanıldığı, teknolojinin sürecin merkezine alındığı ve mükellefin de bu dönüşümden fayda sağladığı bir anlayışla şekilleneceğinin öngörülmesi, bugün gelinen noktada önemli bir rol oynuyor.
2025 Faaliyet Raporu ve dijital denetimin yeni aşaması
VDK’nın 2025 Faaliyet Raporu’nu yalnızca bir yıllık faaliyetlerin özeti olarak değil, Kurulun dijital dönüşüm yolculuğunda geldiği noktayı gösteren önemli bir kilometre taşı olarak görmek gerekiyor. KURGAN, VEDAS, e-İnceleme ve e-Tutanak gibi uygulamalar, denetim süreçlerinin giderek daha fazla veri ve teknoloji ekseninde yürütüldüğünü gösteriyor. Özellikle KURGAN ile risklerin işlem düzeyinde analiz edilmesi ve erken uyarı mekanizmalarının kullanılması, vergi denetiminde reaktif yaklaşımdan proaktif yaklaşıma geçiş açısından önemli bir adım. Riskin ortaya çıkmasını beklemek yerine, veriyi kullanarak riski önceden görebilmek hem denetimin etkinliğini hem de gönüllü uyumu güçlendirebilir. Bu yaklaşım, daha yenilikçi ve dayanıklı altyapıları destekleyen SKA 9 ile de örtüşüyor. Kâğıt ve fiziksel arşiv ihtiyacının azalması ise kaynakların daha verimli kullanılmasına dayanan SKA 12 açısından anlamlı bir sonuç ortaya çıkarıyor.
Mükellef açısından zaman, maliyet ve karbon
Dijitalleşmenin belki de en somut sonuçlarından biri mükellef açısından ortaya çıkıyor. e-İnceleme sayesinde bilgi ve belgelerin elektronik ortamda paylaşılması, özellikle farklı şehirlerde şubeleri veya üretim tesisleri bulunan işletmeler açısından ciddi bir kolaylık sağlıyor.Eskiden bir inceleme için hazırlanan dosyaların taşınması, belgelerin çoğaltılması, arşivlenmesi ve zaman zaman fiziki görüşmeler için yapılan yolculuklar düşünüldüğünde, dijital ortamın sağladığı tasarrufun yalnızca zamansal ve mali olmadığı görülüyor. Yapılmayan her gereksiz yolculuk, mükellef açısından bir maliyetin; çevre açısından ise ulaşım kaynaklı bir emisyonun azalması anlamına geliyor. Bu yönüyle dijital vergi denetimi, doğrudan bir iklim politikası olmamasına rağmen SKA 13 – İklim Eylemi açısından da dolaylı bir katkı sunuyor. e-Tutanak uygulamasıyla fiziki kâğıt ve imza süreçlerinin elektronik ortama taşınması da bu dönüşümün başka bir örneğini oluşturuyor.
COP31 yolunda VDK’nın dijital dönüşüm katkısı
Bu yıl Türkiye açısından önemli başlıklardan biri de COP31’in 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da yapılacak olması. İklim mücadelesinde kamu kurumlarının her katkısının doğrudan görünür olması gerekmiyor. Vergi Denetim Kurulu’nun dijital dönüşüm çalışmaları da bu açıdan önemli. Daha az kâğıt ve fiziki belge, daha az seyahat ve zaman kaybı üzerinden sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor. KURGAN gibi sistemlerle risklerin daha erken görülmesi ve gönüllü uyumun artması, gelecekte gereksiz denetim ve fiziki süreçlerin de azalmasına yardımcı olabilir. Bu da dolaylı olarak karbon ayak izinin düşmesine katkı sunar. SKA 16 açısından bakıldığında güçlü kurum olmak, sadece daha fazla denetim yapmak değil; riski önceden gören, uyumu teşvik eden ve teknolojiyi etkin kullanan bir yapı kurabilmek demek. Dijital dönüşümün belki de en önemli kazanımlarından biri, henüz tam olarak ölçemediğimiz bu görünmeyen katkı.