GÜNDEM

Vergi şampiyonları neden saklanıyor?

Son kez soralım: Vergi rekortmeni olmak övünülecek bir şeyse neden adınızı açıklamıyorsunuz? Yoksa saklanmak istenen, ödediğiniz vergi değil de kazandığınıza kıyasla ödediğiniz vergi mi?

Abone Ol

Vergi şampiyonları neden saklanıyor?

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), 2025 vergilendirme dönemine ilişkin gelir ve kurumlar vergisi rekortmenlerini açıkladı.

Ancak kamuoyunda vergi şampiyonları olarak bilinen bu listelerde dikkat çekici bir durum var: Gelir vergisinde ilk 100 mükelleften 78’i, kurumlar vergisinde ise ilk 100 mükelleften 36’sı adının açıklanmasını istemedi; dolayısıyla gelir vergisi rekortmenlerinin yalnızca 22’sinin, kurumlar vergisi rekortmenlerinin ise 64’ünün kim olduğunu biliyoruz.

Gelir vergisi listesinin ilk dört sırasında Selçuk Bayraktar, Lütfü Haluk Bayraktar, Mustafa Rahmi Koç ve Mehmet Sinan Tara yer alırken daha 5’inci sıradan itibaren isimlerin yerini yıldızlar almaya başlıyor; kurumlar vergisinde ise listenin birincisi Ziraat Bankası olmasına rağmen ikinci ve beşinci sıradaki kurumların dahi kim olduğu açıklanmıyor.

GİB bu yıldızların “mükellef bilgilerinin açıklanmasını istemeyenler” olduğunu belirtiyor. Vergi mahremiyeti kuşkusuz temel bir ilkedir; ancak devlet bir yandan en fazla vergi ödeyenleri sıralayıp kamuoyuna bir rekortmenler listesi sunarken diğer yandan özellikle gelir vergisinde listenin yüzde 78’inin kim olduğunu bilmiyorsak, ortaya tuhaf bir tablo çıkıyor: Vergi şampiyonlarını açıklıyoruz ama şampiyonların büyük çoğunluğunun adını açıklamıyoruz.

Neden saklanıyorsunuz?

Burada artık soruyu doğrudan sormak gerekiyor: Neden saklanıyorsunuz?

Elbette bunun anlaşılabilir nedenleri olabilir. Ne kadar kazandığınızın bilinmesini istemeyebilirsiniz. Servetinizin görünür hâle gelmesinden, güvenlik sorunlarından, yakın çevreden gelecek taleplerden çekinebilirsiniz. İşveren ya da şirket sahibiyseniz çalışanlarınızın ne kadar kazandığınızı, rakiplerinizin ekonomik gücünüzü bilmesini istemeyebilirsiniz.

Ama bir ihtimal daha var. Ve bana kalırsa asıl üzerinde durulması gereken de bu.

Belki de saklanmak istenen ne kadar vergi ödendiği değil ne kadar kazanıldığına kıyasla ne kadar vergi ödendiğidir.

Çünkü bir kişinin adı vergi rekortmenleri listesinde açıklandığında kamuoyu artık yalnızca “Ne kadar vergi ödemiş?” diye bakmıyor. O kişinin şirketleri, yatırımları, serveti ve ekonomik gücü biliniyorsa ister istemez ikinci soru geliyor:

“Bu kadar ekonomik güce sahip bir kişi neden bu kadar AZ vergi ödüyor?”

Burada hemen bir noktayı özellikle belirtmek gerekir. Bu durum tek başına vergi kaçırıldığı ya da hukuka aykırı bir işlem yapıldığı anlamına gelmez. Vergi sistemindeki istisna ve indirimler, farklı gelir unsurlarının farklı biçimlerde vergilendirilmesi, kazancın şirket bünyesinde bırakılması ve benzeri tamamen yasal nedenlerle kişinin ekonomik gücü ile adına tahakkuk eden gelir vergisi arasında önemli farklar ortaya çıkabilir.

Ama esas mesele kanımca tam da burası...

Çünkü kamuoyunun gördüğü ekonomik güç ile ödenen vergi arasındaki mesafe büyüdükçe, Neden? sorusu da büyüyor.

İsim açıklanmadığında ise bu karşılaştırmayı yapmak neredeyse imkânsızlaşıyor. Listenin 5’inci sırasında bir rakam olduğunu biliyoruz ama o rakamın arkasında kimin bulunduğunu bilmiyoruz. Dolayısıyla kişinin ekonomik gücüyle ödediği vergiyi yan yana koyamıyor, önceki yıllarla karşılaştıramıyor ve en önemlisi mali gücüne göre gerçekten ne ölçüde vergi ödediğini tartışamıyoruz.

Oysa vergi adaleti açısından önemli olan yalnızca kimin ne kadar vergi ödediği değildir; ne kadar ekonomik güce sahip olanın ne kadar vergi ödediğidir.

Anayasa'nın 73'üncü maddesindeki “mali gücüne göre vergi ödeme” ilkesinin toplumsal karşılığı da budur.

Bu nedenle 100 gelir vergisi rekortmeninden 78’inin adını açıklamamasına yalnızca mahremiyet penceresinden bakmak eksik kalıyor. Elimizde bu 78 kişinin neden isimlerini gizlediğini gösteren bir veri elbette yok. Dolayısıyla herhangi biri hakkında “az vergi ödediğinin bilinmesini istemiyor” demek mümkün değildir.

Ama şu soruyu sormak son derece meşrudur:

Acaba bazı mükelleflerin açıklanmasını istemediği şey ödediği verginin büyüklüğü değil, ekonomik gücüne kıyasla ödediği verginin küçüklüğü olabilir mi?

Çünkü adınız açıklandığında yalnızca verginiz görünür olmaz. Verginizle ekonomik gücünüz arasındaki ilişki de görünür hâle gelir.

İşte bu nedenle mesele 78 kişinin adının yanındaki yıldız işaretinden çok daha büyüktür. O yıldızlar aynı zamanda kamuoyunun çok temel bir karşılaştırmayı yapmasını engelliyor:

Kim ne kadar kazanıyor ve bunun karşılığında ne kadar vergi ödüyor?

Vergi rekortmenleri listesinin toplumsal anlamı olacaksa cevaplaması gereken soru budur. Yoksa yalnızca rakamları sıralayıp isimlerin yerine yıldız koymanın vergi adaletine ilişkin bize söyleyeceği pek bir şey yok.

O nedenle son kez soralım:

Vergi rekortmeni olmak övünülecek bir şeyse neden adınızı açıklamıyorsunuz?

Yoksa saklanmak istenen, ödediğiniz vergi değil de kazandığınıza kıyasla ödediğiniz vergi mi?