Resmî gerekçe uzun süredir aynı: Büyük kupürlü banknot basılması, yüksek enflasyonun kabul edildiği algısını yaratabilir.
Peki gerçekten öyle mi?
Yoksa bugün yaşanan tablo, enflasyonun zaten inkâr edilemeyecek kadar görünür hale geldiğini mi gösteriyor?
Çünkü artık vatandaşın yaşadığı sorun sadece fiyatların yükselmesi değil.
Paranın kendisi de günlük hayatı zorlaştıran bir yük haline geldi.
EN BÜYÜK BANKNOT, AVRUPA'NIN EN KÜÇÜĞÜNDEN DAHA DEĞERSİZ
200 TL, tedavüle çıktığı 2009 yılında yüksek değerli bir banknottu.
Aradan geçen yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ve Türk lirasındaki değer kaybı nedeniyle bugün aynı banknot, döviz karşısında tarihinin en düşük alım gücüne geriledi.
Ortaya ise çarpıcı bir tablo çıktı.
Türkiye'nin en büyük banknotu olan 200 TL'nin değeri, Euro Bölgesi'nde kullanılan en küçük banknot olan 5 avronun bile altına düştü.
Bu nedenle "500 TL basılırsa enflasyon kabul edilmiş olur" görüşü giderek ikna ediciliğini yitiriyor.
Çünkü enflasyon artık yeni banknot basılmasıyla değil, mevcut banknotun satın alma gücüyle zaten kendisini ilan ediyor.
Market rafları, kiralar, akaryakıt fiyatları ve döviz kuru bunu her gün gösteriyor.
CÜZDANA SIĞMAYAN ENFLASYON
Enflasyon artık yalnızca fiyat etiketlerinde görülmüyor.
Vatandaşın cüzdanında da hissediliyor.
Bugün 20 bin TL nakit çekmek isteyen bir kişi yaklaşık 100 adet 200 TL banknot taşımak zorunda kalıyor.
Bir ev kirası ödemek, ikinci el araç satın almak ya da yüksek tutarlı bir alışveriş yapmak isteyenler çoğu zaman deste deste parayla dolaşıyor.
Eskiden cüzdana sığan para bugün küçük bir çantayı dolduruyor.
Nakit taşımak hem güvenlik riski oluşturuyor hem de günlük hayatı gereksiz yere zorlaştırıyor.
Paranın fiziksel hacmi büyüdükçe vatandaşın yükü de artıyor.
İşte bu yüzden mesele sadece yeni banknot basılması değil; 200 TL'nin artık "büyük para" olmaktan çıkmış olmasıdır.
ATM'LERDE YAŞANAN GÖRÜNMEYEN KRİZ
Vatandaşın yaşadığı sıkıntı ATM'lerde de kendisini gösteriyor.
ATM kasetleri belirli sayıda banknot alabiliyor.
Aynı tutarı ödeyebilmek için çok daha fazla 200 TL yerleştirilmesi gerektiğinden kasetler kısa sürede boşalıyor.
Sonuçta birçok ATM gün içinde birkaç kez yeniden dolduruluyor.
Vatandaş ise sık sık şu uyarıyla karşılaşıyor:
"Bu ATM'de para bulunmamaktadır."
Bir ATM'den diğerine gitmek, günlük para çekme limitlerine takılmak ve nakit bulabilmek için zaman harcamak artık birçok kişi için sıradan bir deneyime dönüştü.
Kartlı ödeme elbette çağdaş ekonominin doğal bir parçasıdır.
Ancak bugün birçok kişi kartı tercih ettiği için değil, nakde ulaşmak zorlaştığı için kart kullanıyor.
BUNUN BEDELİNİ MERKEZ BANKASI DA ÖDÜYOR
Sorunun bir başka boyutu ise görünmeyen kamu maliyeti.
Eğer 1.000 TL'lik banknot bulunsaydı, aynı parasal değeri piyasaya sürmek için tek banknot yeterli olacaktı.
Bugün ise bunun yerine beş adet 200 TL basılıyor.
Her banknotun ayrı kâğıdı, güvenlik şeridi, özel mürekkebi, seri numarası ve kalite kontrol süreci bulunuyor.
Yani aynı para miktarı için kat kat fazla üretim yapılıyor.
Bu yalnızca matbaa maliyetini artırmıyor.
Daha fazla depolama alanı gerekiyor.
Daha fazla zırhlı araç çalışıyor.
Daha fazla güvenlik personeli görev yapıyor.
Bankalar ATM'lere daha sık nakit taşıyor.
Para sayma makineleri daha hızlı yıpranıyor.
Sonuçta faturayı yalnızca Merkez Bankası değil, bankacılık sistemi ve dolaylı olarak tüm ekonomi ödüyor.
ENFLASYON BANKNOTLA GİZLENEMEZ
Ekonomi yönetiminin büyük kupürlü banknotlara mesafeli yaklaşmasının psikolojik nedenleri olabilir.
Ancak ekonomi psikolojiyle olduğu kadar gerçeklerle de ilgilidir.
Bugün vatandaş zaten enflasyonu her gün markette, pazarda ve kirasını öderken görüyor.
500 TL ya da 1.000 TL basılması enflasyonu yaratmaz.
Enflasyon; üretim, para politikası ve fiyat istikrarıyla ilgilidir.
Yüksek kupürlü banknot ise yalnızca oluşmuş fiyat seviyesine uygun bir ödeme aracıdır.
Bugün gelinen noktada asıl tartışılması gereken soru, "500 TL basılsın mı?" değildir.
Asıl soru şudur:
200 TL'de ısrar etmenin Türkiye'ye maliyeti nedir?
Çünkü bu ısrar şunlara neden oluyor:
Vatandaşın cüzdanını dolduruyor…
ATM'leri daha hızlı boşaltıyor…
Bankaların operasyon maliyetini artırıyor…
Merkez Bankası'nın daha fazla banknot basmasına neden oluyor…
Ekonomiye her gün ilave bir yük bindiriyor…
Enflasyon artık yalnızca hayat pahalılığı değildir.
Aynı zamanda cüzdana sığmayan, ATM'de bulunamayan, çantayla taşınan bir paranın hikâyesidir.
İşte bu yüzden bugün yaşanan durumun adı belki de en doğru ifadeyle şudur:200 TL eziyeti.
UNUTMAYIN… Bu dünyayı torunlarımızdan ödünç aldık. BUGÜN DÜNYA BARIŞI, ÇEVRE, HAK VE ADALET İÇİN BİR ŞEYLER YAPMIŞ OLMANIZI DİLİYORUM.